Jump to content

Melanko_Linkler


nevermore

Önerilen Mesajlar

Gün doğmuş şimdi

Güneş tırmalıyor çehremi

Şimdi korna sesleri, şimdi o derinden atılan kahkahalar

Şimdi seni bana hatırlatan her iz, her yol çırılçıplak

 

Camı aralıyorum, kokun yayılıyor dört duvar odama

Perdeyi aralıyorum, gülüşünün aldığı gibi alıyor gözlerimi şehrimin teni…

 

Sen, sen kim bilir şimdi hangi yolun, hangi sokağında atıyorsun adımlarını…

Senin bastığın her adım,

kalbimde bırakıyor ayak izlerini…

Senin gülüşünü bıraktığın her çehre;

Öldürüyor benim gamzelerimi…

 

http://www.youtube.com/watch?v=9rJeYZkjmAk&NR=1

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tutsak olduğun her yarım kalmışlığında bir damla ateş olsan,

düştüğün her yerde bir kıvılcım bırakacaksın .

 

Bu da seni duygusal anlamda yüz binlerce parçaya bölmeye yetecek .

 

Sonraları bir gün gelecek ve sen bir meşale yakmaya çalışacaksın ;

ancak elinde kalan bir tortu ateş parçası o meşaleyi yakmaya yetmeyecek .

 

Önemsiz diye geride bırakıp gittiğin o minik kıvılcımların önemini

sezeceksin ve ömrünün kalan yüzünü onları toplamaya adayacaksın .

 

Bir gün toplamış olup , elinde kocaman alevler ile gelmiş olsan da

yakabileceğin bir meşalen olmayacak; çünkü sen ateşin derdine

düşüp onu yıllar öncesinde bıraktın .

 

Oraya hiç gidemeyeceksin ki zaten …

 

Şimdi söyle bana : Ey Sen !

Sana kalan , tamamen senin olan bir duygun kaldı mı ?

Özlemin hangi söğüt ağacı altında kaldı, öfken hangi şehit cenazesin de ?

 

Sevgin hangi soğuk otel odasın da, inancını yaktığın kaç tütsüde bıraktın

ve cesaretin ve gücün ve hasretin ve sen, Dünya’nın neresindesin ?

 

Haritanın hangi köşesinde yaşamışlığın , canını yakan acıların hangi

kaldırım taşında saklı ?

 

Umutların hangi limandan çıkmış okyanuslara ?

 

Sen ! Kanatlan ve uç .

En yükseklere, ta erişilmezlere kadar süzül gökyüzünde .

Bak yeryüzüne .

Sonra anlat bana ;

 

Her insanın kendi derdine düştüğünü, boş bir çemberin içine dalıp gittiğini.

Sabır kelimesini defterden nasıl sildiklerini .

 

Anlat bana. Ey sen !

Susma .

Bazen susmak hiçbir şeyden öte, her şeydir bilirim .

 

Ancak . Zaman , susmak zamanı değil . Çek al benliğini bu girdaptan .

Karanlıktan korkma , gündoğumu gelecek ışığı düşün .

 

Yalnızlığa isyan etme , dost ol onunla , onu da yalnızlığa terk etme .

Matemler tutma içinde , çığlık at; tüm öfkeni saç örenlere .

 

Acımasın ciğerin her yutkunuşunda , dingin ol .

Acıyı tat, acının ne olduğunu bil, anla .

Unutma sakın neden atıyor kalbin ve ne için sana bir beden bahşedildi.

 

Şimdi sen. Aslında ben !

 

Sen üstüne alma dost. Yazdıklarım içimdeki öteki ben’edir .

 

Peki sen hiç içindeki diğer senle konuşabildin mi ya da senden başka

bir başka daha sen olduğunun farkında oldun mu hiç ?.

 

Hey sen , aslında ben !

 

Hadi koy artık noktayı ve oku , neler yazmış sadece yazmayı

becerebilen ancak hiç uygulayamayan öteki ben .

 

Oku ki :

 

Karanlığı , ışığın ,

Işığı , yalnızlığın ,

Yalnızlığı , dostun ,

 

Dostunu da bir tek içindeki sen belleyesin .

 

Ötesi yok …

 

Sana söylediğim her söz , ettiğim her öğüt , gösterdiğim her yol ve

koyduğum her soru işareti aslında kendimedir . Sen bahanesin !

 

http://www.youtube.com/watch?v=2frjwvDQg5I&feature=player_embedded#at=20

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ayıp bir şehrin avuçlarında

Şah damarım pervazlarını süsleyen

Keskin bir bıçak gibisin

Dudaklarından dökülen hazları toplamaktayken nefesim

Yüzsüzlüğümü mazur gör

Ruhumu kamçılayan her mevsimin sığınağı

Gözlerinin yalancısıyım ben

Penceremden içeri

sarı sarı sükunetler dökülmekte

Besmeleme buğular

Paslı hicivler türetmekte coğrafyamda

Çığrından çıkmış daha kaç susma anlatırki beni

Kaç alfabe canından bezmeli

Kaç cümle tedavülden kalkmadan nakarata dönüşmeli

Kaç fikir rahme düşmeden yenilenmeli

Her sabah tenimde uyanan ruhumun diş izleri

Aşıkımın damağını kurutarak sabota etmekte

Oysa

Ruhumun bir yanı göbek deliğinde

Bir yanı göğüs ucundayken kutsanmalıyım

Sait faik gibi alev alev yanmalıyım

Bacaklarını olduğunca açıp

Dokuma bir düş gibi rüzgarın saçlarına yaslanıp

İçine içine sızıp

Çin işkencesine çarmıhlanmalıyım

Sonrasında dökülecek hüzünlere yasaklanmalıyım

Sisli bir kasabanın bakışlarında gezinen

Yağmurun adımları gibi gözlerin heybemde

Toprak kokan dudaklarımın rutubetinde

Bir gölge gibi beslenir yüreğimdeki her cümle

Bakma öyle

Bakışlarımdaki virgülleri

Sokak sokak gezip ayıklamalısın

Uykusuz bütün kıvılcımları tutuşturmalısın

Bir nihavent gibi özlemlerimde açmalısın

Oysa ben her seferinde ne kadar çok ölüyorum sana

 

[video=youtube;-V-pt1P-29k]http://www.youtube.com/watch?v=-V-pt1P-29k

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bir zamanların

hüzünlü bekçisi idi

pikabından dinlediğim

tınıların

 

sonrasında

resimli gökyüzünün

pişmanlık kokan

rengini çoğalttı

 

gözlerinden akan

damlalar

 

bir acının

boynuna geçirdiği

bir ilmik te denebilir

 

saçlarının

yüzümde dağılması

 

ve şimdi

önlenemez pişmanlıkların

veda busesi

 

pencerenden görünen

dalgalı deniz

 

unutkan rüzgar

 

yine

bir öğlen sonrası

 

ve

ayakların

yine çıplak

 

 

 

hatırladığım

bir esinti

sıyırıyor bacaklarımı

sabah güneşi

ısırıyor

masum dudaklarını

ben yine yalınayak

dolaşırken

sırtında

bir öğlen sonrası

unutkan rüzgar

ve çıplak ayaklarım

 

haytt

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Zamanın en piç anı aslında bu... Her şey tersine işliyor.

 

Fahişeler deniz gibi bugün, dalgalı, huysuz... Üzerinden geçen her şeyi savuruyorlar. Kusuyorlar gözlerinde ki intiharları, kıyıya atıyorlar.

 

Ben ise o intiharlarda yürüyorum, kumda iki ayak izi ve acıyan yanımın bıraktığı o derin iz var.

 

İnsan hep kendini aramalı, bulamayacağını bile bile...

 

Kıyıya vuruyor gözyaşları, siliyor ayak izlerimi, acıyan yanımın bıraktığı izin içine doluyor ardından. Bir kaç damla gözyaşı, kırmızı oluyor, ölüyorum. İntiharlar da yıkıyorum çehremi, maskemi uzatıyorum fahişelere....

 

"iyi bakın Ona" diye fısıldıyorum...

 

Kıyıya vurmuş intiharlarda okuyorum çaresizliği, seni yürüyorum yalın ayak!

 

Seni seviyorum intiharlara yüz tutmuş bir gün batımı...

 

Kumların üstüne yazıyorum adını, En fazla bir kıyıda ölüyorsun. En fazla bir yerlerde siliniyor adın, en fazla ellerimde bitiyorsun...

 

Ben yüz dönüp bir bitişe, Denizlere fırlatırken kırıntılarını, Bir fahişeye emanet ederken seni...

 

Sen benim intiharımıı görmüyorsun, başka intiharlara basa basa koşuyorsun...

 

Güneş batıyor, sen durmuyorsun, ayakların gözyaşı içinde, ellerin de cam kırıkları... Ardında kırmızılar bırakıyorsun...

 

İşte orada bak, kırmızıma damlıyor elinde ki yalnızlık, bıraktığım derin ize takılıp düşüyorsun... Sağa bakıyorsun, maskemi görüyorsun çıkarıp attığım... Sola bakıyorsun, fahişeleri görüyorsun denizde, intiharlarıyla ıslanıyorsun...

 

Sen bir aylak zamanda, piç bir umutla bırakmışken ben kendimi dalgara, intiharlara, gözyaşlarına...

 

O zaman anlıyorsun, bir intiharı öldürdüğünü...

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben, mavi gözlü bir doğum sancısı,

sen, çarmıhtaki kanlı ihanet.

 

ben, karanlığın yankılı uğultusu.

sen, aydınlıktaki dondurucu soğuk.

 

ben, ütopyaların vatandaşı,

sen, sarhoş bir proleterya.

 

ben, paramparça bir aşk,

sen, adi bir köpek.

 

ben, günah sayılan intihar mavisi,

sen, şehvet tanrıçası.

 

ben, türlü sancılara gebe belki de ölü bir doğum,

sen, köhnemiş küf kokan bir mezar.

 

ben, yalnız bir kumarbazın cebindeki son metelik,

sen, bir katilin nefret saçan gözlerindeki umursamazlık.

 

ben, sana mahkum bir günahkar,

sen, günaha mahkum bir suçlunun idam sehpası.

 

ben, ibadet edercesine küfreden bir derviş,

sen, tanrıların küfür dolu kahkası.

 

ben, ihanet bahçesinde yalın ayak koşan bir ceset,

sen, ihanetin ta kendisi.

 

ben, sana mecburum,

sen, bana kayıtsız...

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Rüzgarla serbestce yürümek istiyorum!! Aşıkların konuştuğu gibi konuşmak istiyorum.. Okyanusunun dibine dalmak istiyorum, o yağarken seninle?..:confused:

 

[video=youtube;5-juDiDTYfw]

 

 

Rüzgarda serbestce nefes almak istiyorum..Aşıkların öpüştüğü gibi öpüşmek istiyorum..

Okyanusun dibine dalmak istiyorum, o yağarken seninle :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Rüzgarla serbestce yürümek istiyorum!! Aşıkların konuştuğu gibi konuşmak istiyorum.. Okyanusunun dibine dalmak istiyorum, o yağarken seninle?..:confused:

 

[video=youtube;5-juDiDTYfw]

 

 

Rüzgarda serbestce nefes almak istiyorum..Aşıkların öpüştüğü gibi öpüşmek istiyorum..

Okyanusun dibine dalmak istiyorum, o yağarken seninle :)

 

Aslında şöyle,daha estetik duruyor :)

 

"Rüzgarda yürümek,sevgililerin konuştuğu gibi konuşmak,senin okyanusuna dalmak istiyorum. Yağmur seninle mi yağıyor?"

I want to walk in the open wind

I want to talk like the lovers do

I want to dive into "your" ocean

Is it raining "with you?"

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Istıklal Caddesinin bir arka sokağı

Yağmurlu, kasvetli bir günde

"Seni hiç sevmedim aslında" diyorsun.

"Unuttum yaşanmışlıkları"

Susuyorum,

Öylece dinliyorum kendinle çelişmeni

"İntikamla ayrılma buradan sakın!"

"İntikam mı?" diyorum içimden

Ne intikamı? sevdiğim, ben seni seviyorum.

"Peki" diyorum.

Susuyoruz.

"Geçireyim seni son kez"diyorsun.

"Senden öncede, sonrada, seninleyken de, ben bu yolu hep ben olarak yürüdüm, sana ihtiyacım yok."

"Arkanı dön ve git"

Gidiyorsun.

İzliyorum gidişini

Tramvay geçiyor tam aramızdan

Yavaşça ve sessizce yok oluyorsun, o kuru kalabalığın içinde

 

Hani bir film dönerken sahnede

Kalabalığın içinde, başrol oyuncusu yürürken

Parlak bir ışık gibi, ilk dikkat çeken o olur.

Lakin ben seni göremiyorum sevdiğim.

Artık sende o kuru kalabalığın bir bütünü oluyorsun.

Sende herkes gibi; sıradan ve basit.

 

Gidiyorsun

Senden önce nasıl yürüdüysem bu yolu

Yine bir başıma gidiyorum.

"Aşk yok, Sevgi yok"

"Umut yok, beklenti yok"

 

Sen gittin, ben izledim.

Kaybeden, Kazanan yok

"Gitmek isteyen her zaman terk edilendir."

"Uzatmayayım, bir manası yok"

 

http://www.youtube.com/watch?v=BAvLpWf2J9k&feature=fvst

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Henüz öpülmemiş harfler var

Sana aşkı anlatacak sonsuzlukta

 

Sevişen bedenlerin koordinatları

 

Aşkın düzleminde nokta nokta

 

Aşkı besteler birleşince nota nota

 

Aşkın çöl ikliminde ilk öpüş: ilk damla

 

Kızgın bedenlere vurulan ıslak damga

 

Yasak bir elma sunar bakışların

 

O ayıp günah eylemi:

 

Nokta nokta nokta

 

Kanayan iç çekişlerinle tutuşur tenim

 

Yanan bir et kokusu çaresizliğim

 

Uyluğunda bir çizgi var ki belirsiz

 

Uykumda yılan gibi oynaşıp duruyor

 

Henüz dillenmemiş harfler var biçimsiz

 

kahve fincanında

 

Falcının dilinin altına saklanıyor

 

Ergen bir oğlanı baştan çıkarır sonra

 

Edepsiz falcı durmadan

 

O ayıp şiiri fısıldıyor:

 

Nokta... nokta... nokta...

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yine eyledin yazımı efkár

Ey feryat ki Ferhat etmez sana kár

Ellerden olmaz ki böyle sana yár

Cananım gel etme,olma sitemkár

 

Müstakil aşkta ettin beni yalnız

Ben tattım bade-i aşkı apansız

Yalnız sana müptelayım ey güzel

Ecelim,evvelim,ebedim sensin yalnız

 

paganlaw'dan ruheşine kendi sözü ve ruhundan..

Biliyorum uzaksın ama bana en yakından da yakınsın...

Sevgiyi ruhundan taşırıp evrene bonkörce verebilen tek insansın..

Sen sevgisin,bunu unutma

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Firavunlar secde ediyor bak

Yoksun diye bed kaldı dualar..

Durma !

Daya bir gece bile

doyamadığım dudaklarını

musluklara

Ve iç su pıhtısı paslı kanları..

Ameller uyudu

Ödenmiş tüm bedeller hacizde

Acizde var bu işin içinde

tabirine caiz de..

Gülme !

Aksır adımı ispiyonladığın

ayrılığın yüzüne

Öksür !

Öksüz şifalara defnettim ben

tenimi senin yokluğunda..

Avuçlarındaki sahte

gülümseme refakat bırakıldı

geri kalan ömrüme

Bak kaçırma gözlerini

Sudaki renk tenini çalmış

Ayaz düşmüş içime çıkıp

gittiğin kapının tokmağına aç

karnımla dokunurken

Secdede firavunlar !

Seccade gibi dönmediğin yollar

Bakma eğil !

Eğik başım naaşına bile hesap

soracak kadar yanmış bir canın

bedenini taşır..

Dokun beş vakit sustuğun

çığlık bozması Aşk'a

Dallarını budaklarını ayır

hayırsız selamlarından

Her düğüm bir ben kör eder

Her kör duruş ağzımdaki

lokmayı almak için bir ense

vuruşu hak verir sana..

Bak yine

Bak..

Aynalara süs ederken gözlerini

erinmeden

Eğil dedim diye değil

Bak

Firavunlar secdede !

Gör !

Bil,duy,hisset..

Bendeki nefret dilde yatalak

Tenimin fahişeliği bir

yalnızlığa bir yokluğuna bir bir

karanlığınadır anla..

Ama bak yine

Bak..

Kör cinnet ummalarındayım

her gece

Yüzünden men

Nem varsa saçlarına doladın

Nem çoksa yollarına kül edip

savurdun bak !

Bak ve Gel

İdamı kesin bir suçun iki

bulanık çamuruyuz

Öleceğini bilen basar üzerimize

Gel !

Diz çök önünde yangının

Düz dök gözyaşını oynama

dudaklarının abdest bozan

ıslak dokunuşlarıyla da

Gel !

Bir el silah sesi sesin

Bir intiharlık har düşürdüğün

kimsesizliğim..

Gel !

Koy ver ömründen birkaç

dakikayı bir kenara uy bana

Gay banalığıma rakı

masallarından kalk gel

Bak !

Olmuş mu sahiden ölmek?

Ödlek iniltiler inceltir sesini

cesur gel !

İnim inim titrerken gözyaşları

Gel dibime basarak yaşa

Bastığın gibi ihanetinin kuru

çorak kir yuvalı toprağına..

Dön yüzünü gözüme

Gel !

Bak sesini çağırır bendeki zar

Gel onu del !

İnlet kan göllerinin içinde

yıkamaya bile kıyamadığım

rüzgârlarımı

Bana ya da sol yanıma at

adımını

Seç adamının yok oluş

maksadını

Seçtir ikimize bizi hangi felç

tutmaz eder

Hangi duvar altında göçük

kalırız seninle

Gel !

Hüznü cüzam olmuş yüreğimin

kan davalı can pazarına

gözlerini ban,

Yabancılardan bile

utanmayan,o Aşk darlığından

nefes alamayan soluğuma

tırnaklarını at

Noktalarken ömrü ömründe

Gel !

Çel aklımı

Tel tel ayıklayıp boya

gözündeki yaşınla kurban

olduğum saçlarının renk bilmez

uçlarını..

Kına ellerine yaktığın sebepsiz

kınaları

Atlası kaybet

İhanetsizliğime ihanet et yine

Gel !

Erken davran

davranmamalarıma

Savur savurganlığınla

savrulmuş sav bilmez sol

kötürüm yanımı..

Ama gel !

Ama şaşı ama kör baksanda

Gel !

Seni doğuranın hakkı için

Yaradanın sabrı için

Bak !

Bak tövbende de heybetli

yalanların var

Zikrine sus dök

Gel mahsus ölümler can

yakartırken içime

Kulağım sesinin gölgesini

kökünden çıkartırken

Gel !

Senin yüzünden düşen bin

parçalar parçaladı benim

yüzümü

Bak

Yırtınır öğlesi günün sabahın

bıçağından

Öylesi gece

Böylesi kara kadavra

Söylemesi bedavaysa eğer

'sevdim' de

Ve ver Aşkı !

Sıkıştır ellerini ellerime

Batır kirpiklerini yatır yüzümü

yere de

Anlat bana secdeden

kalkmadan firavunlar

Işık karanlığın varlığını

anlamadan,

Duman ateşten uzaklaşmadan

Ateş sudan korkmadan

Gel !

Gel bak alnımın ortasındaki

lehçe neyce?

Dilimdeki öfkenin dilini kaç

memleket bilir sence?

Sesimin suya sus diye düşmüş

halini aldır masallarının

düşperest rahminden

Gel !

Gel bak !

Sabahladığın geceliğinin

ilmeliğinde sabahlığın kılığı

uykularım var..

Dön yüzünü buruşmuş zaman

eskisi zindan odalı şehre

Çehrendeki deli gömlek yazgısı

adımı başkalarına adım attıkça

karala

Yarala yine çürümüş

dudaklarımla dokuduğum

bardakları

Kır bir bir

Birik parmaklarınla oyduğun

göz mazgalımın sancılarına

Gel !

Gel dibimi de kazı benden

Yok etmeye her

şeyimi ,herşeyinle gayret et,

As sırtıma ölüp duran yılan

ısırığı özledim'lerini

Benden ben doğur

Yeni ölümler dene üzerinde

biz ’in üzerinde susarak..

Ciğerlerime kaç!

Nefes borumu tıkayacak

yalanlarını kursağımda sakla

yine

Gel !

Kıvransın rüyalar

Duvarları tırmalasın kokundan

sinmeyi öğrenmiş fotoğraflar

İlaç raflarını arşa sat

Arafları cehennemin dibindeki

tövbe laflarının azabına at

Dön yüzünü düze çıkmaz

yüzüme

Ertele bütün dünlerini

Saati kıskandır yine zamanla

oyunlar oynaş

Doyurmadığın hamuruna

mayalar ara

Takvimlerini çaldığın

günahsızların ömründeki

törpüleri parçala

Hicri aldat yatalak odalarında

sadıklığını

Miladi sadakat besle her sesle

uyanan aldatmalarını

Ve gel !

Ayanda alenen üreyen

kokulara suçüstü olsun

yıkılışım

Ayağında türeyen gez göz

gitmelerine yol üstünde

rastlasın avunuşlarım ..

Bak firavunlar secdede daha !

Dışarımdan vurulmuşluğumun

leşi eşmeden çukurunu

Uçkurunu çözmeden ayrılık

Gel !

Gel dön yüzünü vurup gittiğin

ölü kapının ardındaki yarı

ölüleri dirilmeyecek hüznün

koynuna..

‘Git’ diyerek beni yanındaki

cennetten kovdun

Havva' nın suçu bir ısırıklık o

elmaysa

Ben zaten çoktan beri her

elmadaki kurtmuşum !

 

http://www.youtube.com/watch?v=TjwwfI_dyMw&feature=related

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sürüyorum ellerimi ,ayaklarımı..

Ejderin gözünden parlayan ışıkla yok olup,içinde buluyorum kendimi..

olmadığını düşündüğüm bir mide ve ışık saçan onlarca meşale bezenmiş iç duvarlarına..

sapkınlıkla nitelendirdiğin ruhumu gezdiriyorum karanlık odalarında..

sesinin yankıları kovalıyo çıplaklığımı..

soyun diye buyuruyo..

soyun..

Daha ne kadar soyunabilirim diye düşünürken etim yırtılıyo..

Önce yamaladıklarını geri alıyo benden,

sonra kalanı yamalanmaya muhtaç bırakıyor..

Kasıklarıma geldiğinde duruyor..

sese kulak veriyorum..

"al beni".Yüzüm yok.. ellerim yok.. ayaklarım yok..

sadece bedenim var senin ihtiyacın olan..

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

http://www.youtube.com/watch?v=KynpC1e9I9E&feature=fvwrel

 

Im a loser

And Im not what I appear to be.

Of all the love I have won or have lost

there is one love I should never have crossed

She was a girl in a million, my friend

I should have known she would win in the end.

Im a loser

And I lost someone whos near to me

Im a loser

And Im not what I appear to be.

Although I laughI act a clown

Beneath this mask I am wearing a frown

My tears are falling rain from the sky

Is it for her or myself that I cry.

Im a loser

And I lost someone whos near to me

Im a loser

And Im not what I appear to be.

What have I done to deserve such a fate

I realize I have left it too late

And so its true, pride comes before a fall

Im telling you so that you wont lose all.

Im a loser

And I lost someone whos near to me

Im a loser

And Im not what I appear to be.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bazen geriye bakarak atılır adımlar..Düşe kalka yol alınır!

Keskin cam kırıkları ve çakıl taşları arasında yollar millerce uzanır boylu boyunca önüne ve ardına...

 

Yalınayaksındır!

 

Bazen bir yağmur boyu sırılsıklam kesilir,bazen bir söğüt gölgesinde düş başı hayeller kurulur.

 

Eskiler yad edilir,yeniler düşlenmez olur,kör topal ardına koyduklarına dayanır yorgun sancıların

 

Bazen öyle ki nefes almak unutulur?!

 

Bir düş kırıntıısıyla karın doyurulur ya da çöl ortası bir hayalde susuzluk kavrurur..

 

Dedimm ya bazen işte!

 

Arkasıını dönmeye görsün bir ruh,ufak bir sürgünde göçebe olur..Barınaksız,savunmasız

 

Düşüp kanattığı dizlerini çektikçe karnına,elinde avucunda sadece kanamalı yaralar buulur..

Anılar sakat,anılar yaralı,anılar acımasız olur..

Bazen öyle olur ki,barındığın dört duvar bile kabuslarının bekçisi olur…

 

Dedim ya bazen işte!

 

En savunmasız an’larını bulur,en can alıcı noktadan ,tam ordan, tamda canının ortasından vurur…

Senin anı dediğin acımasız bir kabus olur…

Ne zaman boş bulunup arkanı dönsen,keskin br bıçak olur sırtından vurur..

 

Dedim ya bazen işte!!!

 

[video=youtube;--NjewHTlcI]

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

hadım edilmiş bir zihin saplanmış, vitrindeki sapkın vücutlara

görüyorum, beğenmiyorum

kabullenmesi güç evet

kafasına tek el ateş edilmesi gereken yaşam formu bu

sepeti boş, alışveriş faturaları gibi geçen zaman

dilekleri ve ihtiyaçları taksitlere bağlanmış

tüm aşklarda terkedilmenin daha hoş durduğu yaşam dilimleri

"git" demekle "gidiyorum" demenin arasındaki farkı bilmeyen tüm birliktelikler

maddeleri bekleyen

medet uman

yalvaran bir topluluk

kapattığı köşeden mağlup olan

ait olmanın dayanılmaz gücüne karşı koyamayan

zayıflıkların tümünün ait olduğu bizler...

 

ve düşünürken bizleri

vurmayı düşündüm kendimi

mendil satan ve etimi tartmaya çalışan çocukları ki;

sonra vazgeçtim

yüzümü bile yıkamaya vakit bulamazken

nasıl arıtabilirdim ki tüm düşüncelerime zerk eden zehirleri..!

 

onu da düşündüm yaratanı

ona sığnanları

en sapkın ırkın bindörtyüz yıl önceki dinini

inananları,yalvaranları

 

din adamları misalen;

acizlik fabrikasının şefleri?

umut satıp minnetle yaşarlar,

ve sonra toprağa gübre olmanın kader olduğuna inanırlar...

 

artık hiçbir varlık yarın öleceğini bilemeyecek kadar tutsak

 

yaşamaya değer olan kısım sarhoş olmaktan ibaret şu an için

alışkanlıklar;

sabahları uyandığınızda yanında olmaktan iğrendiğiniz bir fahişe kadar değerli

kendi düzenini kurmuş mahallenin piçi kadar

ve bunca sorunun peşi sıra sınavlara konu olmuş yaşamların

hiçbilinmeyenli denkleriyiz

hayal kurup,

dua ederek uyuyan

dünyanın değişmesini bekleyen, yokluğun müridleriyiz,

 

aciziz...

 

ve ben

hayatımdan her gidenin tecavüzüne uğramış

tüm cinsel uzuvları hadım edilmiş zihnimin ;

"özleri" bağlanmış bedenimle

kazınmış paslı sevişmelerin son adresiyim

 

http://www.youtube.com/watch?v=0T31qXmeupA

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Gözlerin ölüm sebebim!

Öyle güzeller ki...

1 yıl 2 ay 25 gün oldu ama hala ölmedim...

Halbuki ölmek istedim!

Gözlerin öyle güzel ki...

İçime işledin..

Yalvardım,biliyor musun bunu..

Al canımı,öleyim artık!!!

Gözlerin öyle güzel ki...

Onları görünce anladım,dünyada daha güzel bir şey yok!

Daha mükemmel bir yaratılmış yok!

Tamam artık,görebileceğim en mükemmel şeyi,gözlerini gördüm artık,AL CANIMI!!!

Gözlerinden ötesi yok!

Huzurla ölebilirim artık

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...