Jump to content

Melanko_Linkler


nevermore

Önerilen Mesajlar

Keyfin yerindeyse bu akşam bir ip’e dola; geri de kalan yaşam belirtilerimi.

Bir ilk’i deneyerek bak, sana ait dünya’nın zemininde kaç isimsiz “ben” var.

Bilmem kaç toplu mezara denk düşüyor,

keyfe keder varlığının yansıması…

Elinden düşürme sakın ola,

o lütufkâr olduğun gecelerdeki şehveti.

O bir sahip olma geleneğin, yaradılışına “şık” durur; yaşam verip, kurban ettiklerine de…

 

Terli geceler de iştirak edilen fütursuz ruhlar, artık sen” yoksun” diyor.

Buna gücenip elini bir kez daha bana bulama!

Ben isim değil, sıfatım.

Yani, insan…

Yaşamın kalın bağırsaklarında muazzam bir disiplinle “düş” arayan bir diren-işçi Bu sıfat,

zevk’i sofrana servis olamayacak kadar ekşi artık.....

Keyfin yerine geldiyse, kendine bir sözlük al,

emeğin ne olduğunu bana Türkçe yaz.

Ve sakın ipucu bırakma,

öz suyunu emdiğin kelebeklerin…

Tutkunun alnına sürdüğüm kan, senden gelen esaslı bir ses’ti.

Gerisin geriye hiçliğe yol alışımın, olabildiğince gerçeği de bu.

o ses!

Keyfin yerindeyse bu akşam bir ip’e dola; geri de kalan yaşam belirtilerimi Sabah’a karşı boynun “dik” olarak, infaz’a gel.

Üç,beş kelime de bitir işimi…

Peşinden “en vahşi parçayı koy ve doktorunu ara”

The Animals - House of the Rising Sun (1964)

--------------------

Zamana kıyak geçiyorum.

Dilimde bir ezgi, avuçlarım da irsi ayrılık.

Umutların yüzüne allık sürerek…

Kıyak geçiyorum tüm yaşananlara!

Beni takip eden, bekleyen bir hayattı; şehvetin o dar sokağın da vurulan...

Sessizliğimin gölge boyu karanlığındayım.

Ucuz şaraplara meze olan sözün,"hayat"

"Hayat" geçen her cümlede kanlı sevişmeler sahnesini çekiyorum.

İhanetim,edepsizliğim bir olup,

Tüm ölüleri topluyor savaş alanından.

Cesetler arıyorum bir daha bulmamak için.

İçimde ikamet eden serserileri de kovuyorum.

Şeytan sanıp kendimi taşlamadan evvel.

Ve taşladığım yerde hiç soluk almadan sevişiyorum.

Binlerce kez tövbe ederek.

Ertesi gün ağlayarak duvar örüyorum

Kılıçlarıyla kuşanan tanrı’nın ordusuna...

Onlar sorularıyla gelir.

Nitekim geldiler de, ayakları yalın. İfadeleri tedirgin,ifadeleri çelişik.

Soruları senin kadar soğuktu.

Soruları en az senin kadar ağırdı.

Gözlerimi gökkuşağı ile bağlayıp,

İlk soru da, gövdemi ayırdılar senin renklerine…

Ah!

O an tatlı bir sızıydı kısa süren…

Şimdi.

Mevzi alan düşüncelerim

Mızrak gibi saplanırken en nadide çiçeklere…

Hak etmiyorum adımla çağrılmayı..

Ruhları raks ederken, edepsiz ağlayan bedenleri

Olağan bir durum gibi

Oynuyorum.

Ölümün ipucu verdiği sahnelerde.

 

Soldier Of Fortune (live)

--------------------

Gölgemi ışığınla öldürdüm.

Ölen çocuklar, dul bıraktı ruhumu.

Tanrım bu ne kıyım!

Zarı patlak hislerinizin toplumsal dönüşümünde

Dünlüklerimden kül yağıyor!

Bir cellat gibi gökyüzünün şakağına dayıyorum gözlerimi…

Tenimin kundakladığı şehirlerde

Ayrılığı imgeleyen kalemim.

Seni kırılan şarap kadehlerine benzetiyor.

Boşalan şişelerse "ben"imdir.

Kadeh, varlığımızın anlamına..

Şişe ise, dingin bir tükenişe..

şarabın kırmızılığında unutabilsek keşke herşeyi...

o kırmızı ki kanayan yaralarımız olmasa keşke...

 

--------------------

Dingin boşlukların sağır bıraktığı ruhlar

Aşk'sız yazabilmeyi öğretiyor.

Sancılı bir uğultuyla..

Bak!köreliyor.

Kelimelerin kulakları ve sesi.

İntihar bileklerim de

Bir kan akışı kadar sıcak…

Özlemin,

Yutkunarak ağzımda

Kusar gerçeği

Gerçekte ne varsa...

Yokluğumla evcilleşen zifiri

aydınlığın

Doruk noktasında donuk öyküler

Anlatan gece...

Hiç ezberim de olmadığım hüznü de

Sokar sahnenin orta yerine.

Susma hakkına karşılık.

Özgürlüğü kelime anlamıyla yere sererim.

Susman, binlerce sorunun

Sömürgesi yapar beni.

Bu yüzden bir insanın

İç güdüsel gaspı say bunu.

Bu gece sana özgürlük yok.

Ismarlama anlar ve düşünceler

Abanır su renginde yansıyan

Yalnızlığa..

O da;tiksinti veren eksilmeler bırakır.

Her eksilme nedense yoldur.

Biten aksak hayallerin gölgesinde.

Bu yolların tenine

Düş akarsa ter damlası olarak.

Sıcaktır, henüz ayrılık...

Ölümün gerisin geriye kustuğu

Benim ayna’mdaki deli.

Sana bu gece özgürlük yok.

 

--------------------

Tatlı dil yılanın infazıdır.Zira, her aşk'ta derisini değiştirene… Ben,umut taciri. Ben, ben'nin kölesiyim. İrademin şanlı yenilgileriyle ve uzuvlara kadar uzanan günahların zevk-i sefa pezevengiyim.

Günahına kadar batarım tutkunun ser verip,sır vermediği o muazzam sarp geçitte.

o uğruna Şiirlerin döküldüğü,

tanrı’nın yaratma arzusuyla dolup taştığı yerde!

Lakin, ölürüm hiçbir iz bırakmadan.

Ben

Hareketi içime alır,

siyah bir düzlemde sarı bir leke gibi sırıtırım ruhlarınıza...

Korku salar sarı lekenin dalga,dalga büyümesi...

Yenilginin,zafer olarak algılandığı toprakların, hünerli masalcısıyım. Adımın,ten renginim hiçbir önemi yok!

Varlığımla süslü An'ı realize etmem. Ama bana doğruyla yaklaşmayın... Ben masalım! Gerçeğin damıtıldığı yerin, iki sokak ötesinde... Kement tutmaz anarşist ruhum.

O, İki'nin Üç'e eşitsizliğinde;

Gayrı meşru kimliğini,meşru kıllamanın sonsuzluğunda yaşar.

Dokun(a)mam masalım da yoksa duygu. İçimde bir tanrıça değilse,yalnızlığı... sessizliğin el yazısıyla süslerim yokluğumu...

Ben Ney(in)im ki?

 

Black Magic Woman By Santana

--------------------

Yeteri kadar karanlık değil burası.

Birikmiş ne varsa, bana benzetiliyorken...

Çağırıyorum.

Kokuma geliyor hüzün.

Oda bir sonrakine bırakıyor kokusunu.

Aklıma geliyor sessizliğin içinde

Bir düzüne şiir sıralamak.

Bu en bilindik alışkanlığım...

Şimdi kokuyla gelen, hüznün var.

Zaman var.

Birbirine paralel koşan yalnızlıklar var.

Uzat elini.

Ben, ölçüsüzlüğümü hep bir ölçüyle bulurum.

O da, varlığını yansıtan ötekiler...

Ezgisel bir yakınmadır bu.

İstikrarlı tükenme söz konusu birde

Devrilen şişelere nispeten...

Üç kuşak öteden sevilmişliğin var senin.

Vasiyet bırakılanı sevmiş bu dünya.

Benimle beraber.

Şimdi emekten özge

Ne kalır ki geriye?

Ölümle yaşam arası susan ve yol olana…

 

 

Ruhun o kadar aç ve silik ki...

Azad ettim.

 

 

--------------------

Kan kusanca ten, ayaklar yalnızlığa yürür.

Her mola aşk ise hayatımızda. Yolu uzundur yalnızlığın.

Tek görünümlü çift başlı bir aşk. Öte de,siyam ikizim, yalnızlığım.

Günaha tek kişilik rezervasyon istiyorum. Hüzne çift yataklı bir odanız var mı?

Yok mu?

Peki;

İki’ye bölünmüş ya da ,olası bölünen doğrular !

Beni yaşamda şekillendirip, uyumlu bir kalıba sokan anlamlar bütünlüğü, açık büfe mi?

Çocukluğumun dikişleri söküldü. Şefkate geçen, ipiniz var mı?

Sevmek, beynimde çarpık kentleşen bir düşünce olurken,

Tenimde gecekondu mahallesini andıran varlığını;

Belediye iş makinaları şehvetin, oteline değişir mi?

Tabi ki Evet!

Yüzüme vuran görüntü kirliliği, tutkularımın izi olmuşken.

Ben iki de, bir yollar türetmeliyim.

Uzaklığımı şarap’a,tenini yollara. Sesini bir çocuğa bırakıp,

Adımla düşmeliyim ırağına.

Alınganlık istemem.

Eğer göç ediyorsa insan içinde.Bilin ki, herşey’e biraz uzaktır.

Sigaram, izmarit olma sürecini tamamlayıp,düşüyor ayrılığın anatomisine.

Suskunluklar bu vakit, ikinci el bir hayatın kemoterapi

seanslarına benzer.

Oysa ben,

Tenin,ilk ebelendiğim yerdi diyorum.

Kapının düzenbaz aralığında.

kelimelerin seni hep ele verdiği, biletimi anlamsızlığa kestiği

Bi anda..

Yine de

Yollar biter mi? Derim!

Tenin seni de afedermi?

Tenin, bir gece bana yağmurda sığınır mı?

Yok oluşların faturasını zaman ödemiyor,

Zaman inkar ediyor.

Şimdi tenin kokusu;

Yakılan an'lık fotoğrafların dumanı misali.

 

U2 - Love Rescue Me (ziggy marley ile düeti bi 5 dakikanızı ayırın bence )

--------------------

Yüzü ağır,sesi hafif

Bir kaç aşkla,

Günahları sendeleyerek

Bir an yaratmak.

Özgürlüğüme tünel kazan sevişmeler

Sevişmeler istiyorum.

Zihnim bir hayli yorgun.

Kirimi dökemiyorum dışarı

Kir,damağımda kan kokusu

Ruhuma saplı bir bıçak.

Dilim varmıyor derinliğinin

Dokunulmazlığına.

Şehvetli bir duygunun

Yanılgı sahnelerinde

Namusumu temizliyorum.

Bu içimde arzın kırılmasıdır.

Bu hayatımın ritüeli…

Ellerin,diktası hakim günlerin

Hayata tepkisellikle süslü

Zevkin,defolu çığlıklarıyla

Oyalanıyorum.

Kadınlar yaratıyorum varlığıma

Nokta koyduğum yerde.

Sonra,kelime israfı etmeden

Memnun ediyorum onları…

Gözden kaçan anlatımlarla dolu

Eksilmeler,yitirmelerle…

Zaman, ihtiyar göz yaşlarıyla

Sunuyor çaresizliğimi

Göz yaşları haz’ın organıyla

Dökülüyor ten üzerinden düşün rahmine

Biçimsel olarak insanım hala

Genelev yüreğimle…

Korunmasız sev(iş)mek

En özgürlükçü yanım

Henüz telaffuz edil(e)meyen

Kötü örneğim insanlık namına..

Silüeti gözlerimin önüne gelen bir şiir

Bir şiir gibi,şaire kırgın yerindeyim.

Gerekliliğin arz edildiği an

Zevkin birinci sınıf işçisiyim.

Loş ışıklarıyla,ışık kırılmalarıyla

Hünerli işçinizim.

Tüketin zevkinize göre.

king crimson-epitaph

--------------------

Kalem yarı kızıl umutlar çizer.

Bu bilinen acı;sonraları kulağa hoş gelen, bi şarkı olur.

Ve çalınır yüreğin enstrümanıyla.

Hangi bilge çözer ki,kendi yarattığın esareti.

Tam görünümlü

yarım bir sestir ömrün.

Ve biri gelir, yarımına nota olur.

Diğeri hayatladır.

Sana,

Mutluluk değildi o.

Sadece isim benzerliği...

Diyecek kadar tanıyorum.

Ömrümün her çağını.

Var ama, ben de olmayanın

Varlığına umutlar

Süsleyerek bekledim.

Beklerken,asırlık bir çınar gibi

Kök saldım nemli akşamların arabesk hüzünlerine...

İkinci el duygunun,

Birinci kalite hüznü oldum.

Şehrinde misket yuvarlar gibi

Yuvarladım anıları..

Ne gelmeyen otobüslere

Hesap sordum.

Ne de, kanat çırpmayan martılara.

Şimdi

ikram ediyorum

Beni,ben'e.

Kaç dokunuşla yokluğumu ispat ederim?

Ya da,bu sızı varlığımı

Kaç kadehte sunar tenha yüreğine...

--------------------

Mavi düşler bazen düşer

Hepimizin mavi kırıklıkları var

Kimisi kızıla çalar, kimisi mavi kalır.

Kaçarız kırılmaktan

Tıpkı kırılınca acıdan kaçtığımız gibi...

Işığın kırılması gibi maviden kızıla,

Tenlerimiz de kana kırılır paylaşım kırılınca.

Nedir paylaşma?

Hadi kırıklıklarını paylaş mavi.

Bana kırgınlıklarını anlat mavi..

Yokluğumu acı hikayelerinle süsle..

Bana acımı anlat,anlat ki bileyim anladığını.

Dönüşün mavi olsun..

--------------------

Sarmaşık güller etrafında

Öpüp okşadığın

Müstehcen parçalar dinletip

Şarapla beni putlaştırdığın

Kendini de tanrıça olarak ilan ettiği gece

Hediye süsü verilen ölümcül bir virüstü;

O ellerin de tuttuğun zaman...

Ne bir ilaçtı ne de teselli.

Bal gibi ötenazi fikriydi!

Karakterli bir ölümü öngören,

Ama asla hor görmeyen...

nevermore tarafından düzenlendi
Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Gecenin musluğundan kendi tarihim damlıyor yüzüme.

Yorgunluk hissi, dile dökülen sözcükleri başı boş bırakıyor.

Düş'e sarılmayı çaresizlik sanma-yın bu vakit!

İnsan ilkin kendi memesinden süt emmeli...

Yorgunluk

İlerliyor.

İlerliyor.

Ve ben,sessiz bir bibloya dönüşü veriyorum.

Hayatlarınızın tozlu raflarında...

 

--------------------

Ay'ın güneşle çiftleştiği gün

Dünya bir esmerdi.

Bi haberdi aşk'ın sana el yordamıyla sunduğu benden.

Ve seçkin tanrılarla kadeh tokuşturan ruhlarımız,

Dionisos kutlamalarını andırıyordu;bahar gibi düştüğün ovamda.

Sevişmeyi arzulayan gökyüzü,bizi yatağına yağmur taneleriyle çağırdığında,

Bilirdim teninin en çıplak duyguyla ölümü kucakladığını...

Seni ölüme hazır tutmak, ölümdü sevgili.

 

Eric Clapton- Tears in Heaven

 

 

--------------------

En duru sözümün yaveri oluşun

Ne doğumlar gerçekleştirir.Bir bilsen...

Bilirim ki;

Tenin,

Yaşanmış tüm medeniyetleri barındırır.

Yüzün,

ip uclarını verir içinde işlenmiş cinayetlerin.

Sesin,

Boynuma dolanan kalın bir sicim.

Çığlığın,

Taburemdir ayağımda.

An ve an infazımdır.

Gidişin

ölüme daha mistik bir hal katar.

Ama,sen güneş'im olu ver

Büyüyüp gelmeliyim.

Gelişim,

Ruhun barış cephesinde

Hoşnutla karşılanır.

Ve

Tüm birikmişlik dünlük olarak çıkar ortaya.

Bulanık sularda yüzümüz akarken.

Yalın bir gerçek;

Suda oluşumuzdur.

Akıtır,akarız

İçe doğru.

Birbirimize çarparak duracağımız bir yer muhakkak olacaktır.

Bu sebeple akmalı,

Suya vurmalı yüzü!

Vasiyet olarak bırakacağımız tek duygu, uzaklık olmalı..

Bu uzaklıkla,

Yüreğine asma kilit attığın günleri anlat.

Kendine de biraz uzak durman gerekliliğinden.

Bir sigaranın kaç nefeste tüketileceğinden bahset.

Yada bir aşkın kaç uzaklık mesafesinde gözden ırak düşeceğini.

Bana kendine olan,uzaklığını da anlat

Sevmek kolay elde edilmiyor.

Bunu anlamak, bir kaç aşk'ı geride bırakmakla elde edilir.???

 

dire straits/brother in arms

Dire Straits - Brothers In Arms

--------------------

nevermore tarafından düzenlendi
Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bir masal gecesi rüyası bu.

"Mutlu son" yerine, son bir umutla biten.

Benliğimi provake eden oyunlarımız

Hayatın sansürüne takılan günahlar

Özletirse bir akşam üstü ruhunun mesai saatlerinde

Yine de, saklı kalmalı ekilen çiçekli bahçemiz.

Bir masal gecesi rüyası bu.

Uyanışlar her iki kenara attı boyalı ellerimizi

Ve hayat gerçekleriyle tam ortamıza kondu sevgili.

Şimdi ikimizin de üzerinden geçer gökyüzü bulutlarıyla.

Yağmur yalnız bakışlarımıza yağar, ıslatır.

Bir korku yürekte tertemiz bilirim, bilirsin dünya döner.

Kaf dağının ardına taşıyorum dokunuşları

Ruhuma değen mavinin kokusunu

Zümrüd-ü anka kuşunun kanatlarına gizleyerek...

Beklemelerin,beklenmedik suskunluğunda

Umutla seni senden arıyorum

Yokluğun fütursuzca saplanıyor gecenin ta orta yerine

Dilim, kıyılarına vuran bir ceset gibi şişer bu vakit.

Yutkunamam uzaklığını kalırım oracıkta…

 

Gun's N' Roses - Don't Cry

--------------------

Kirlenmiş ilişkilerin üçköşe teşkili hep, muazzam dar yolun ortasına denk düşer!

Avuçlarıyla güzellik taşıyanlar vurulur.

Eksilir birer ikişer.!!

Paylaşımın tensel dönüşüm esasına dayanan bu tüketim.

Mutlulukla ölçülür,biçilir.

Koca bir yanılsamadan öte değildir halbuki. Sistematik kirlenmenin gizli öznesidir.

Benim kalıtımsal ahmaklığım şudur. insanı ,insanla çarpmak. İnsanı hayatla çarpmalı oysa..

Sözü günün apış arasından alıp,ahlaksızlığını sürmanset yapıyorum.

Eğer hayat bacaklarını açmıs ve sunmuşsa pervasızca güzeliğini.

Tüm ihtimalleri hiç'e sayarak girmeli; varlığını sorgulamak adına...

Bu amansız sperm mücadelesine benzer. Birinci gelen,yalnızlığındır.

Sevgili insan;

Aşk bölünmek olsaydı sağlaması çarpma,çarpılma olurdu.

Nitekim,sayı kaybımız olmazdı.

Ve ben idda ediyorum! "Aşk işgal etmektir." Ve bu uğurda kayıplar olur.

Her şavaş gibi...

Şimdi düşüncenin cazibesinde saklı tutuyorum seni. ve diğerlerini..

Henüz güzel olan neyse!..

Beni yoklamadı.

Yoklarsa, terli bir sayıklama gibi düşerim.

 

Kylie Minogue and Nick Cave - Where the Wild Roses

nevermore tarafından düzenlendi
Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Verdiğin linklerde Love rescue me'yi, Lou Reed Pavarotti düetini, bir de Kylie Minoque'u dinlememiştim diğerleri zaten adlarını altın harflerle rock müzik tarihine kazdırmış, dinlemeye asla doyamadığım ölümsüz klasikler. (Çoğu arşivimde mevcut:)) Teşekkürler! Şiirlerde bu arada çok hoş olmuş; sana mı aitler? Ben de bu arada Animals'a alternatif olarak gene 60 ların gruplarından Frijid Pink'in yorumundan House of the rising sun'ın linkini vereyim. Ben hangisi daha güzel yorumluyor pek karar veremiyorum. Birisinde elektro org solosu ön planda diğerinde ise gitar solusu ön planda. Buyrun:

http://www.yasaktube.org/youtube-izle.php?tag=frijid+pink+&type=tag&video_id=t40INnb6DnY

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

An'ı kurtarma ekipleri hazır.

Sözcükler sesler,duygular

Kirlilik,doğru yalan söyleme sanatı.

Yabancılar,yabancılaşmalar,yabanlaşmalar.

Varlığını sınama gayreti,

Varlığını alaşağı etme zevki...

Günahım kadar samimi istekler.

Beynimin mastürbasyon hali…

Evet! Hepsi.

Hemen,hemen hepsi…

Yokluğun hicaz makamı hüzünlerinde…

Yazıya gerek yok.

Bu gece yazı, kural dışı bir harekettir.

Bilirim ruhun, tahliye vanası yazıdır.

Her aşk ile kirlenen her ölümle burkulan

Yüreğin, dışavurumu yine yazıdır.

Ama her şeye biraz uzak olmanın

Gölgesin de, özlem yaman duygudur.

Şımarmak, sabır yoklamaları

Ve kısıtlı zaman dilimlerine dayatılan,

Dayattığı etki yaratmayan istekler de...

Bir şiirin en hüzünlü yeri hediye edilmişse

Çocukluğuna dönüş yoktur kavgadan.

Sen ki,

ilk aşkla kirleneceksin.

Sonra kavga da şekillenip,

Birinin sevdası olacaksın

Şimdi otur dinlen başucumda.

Bu gece yazı, kural dışı

İnsanoğlunun yarattığı

Bu dünya ufak ayrıntılarla gizli

Söze girdi mi ,yarı çıplak kalıyorsun.

Düştün mü, pastanın sadece kırıntılarıyla

Yetinmekle kaldığın bir var oluş.

Aklım,fikrim sendedir şuurum ise acık.

Bir tutam kokun, bir iki doğrun yeterli

Ben, üzerinde yürüdüğün yolların kaldırım

Diplerinde biten bir ot olabilirim.

Nereden geldiğimi,nereye taşındığımı sorma.

Yolunda ot isem, bilirim hiç bir vakit sulanmayacağımı..

Yağmurdur benim anam ve babam..

Güneş, sadece umudum.

(:

 

Rainbow - Temple Of The King ( bide konserdir ki seyredilmesi iyi gelir sarhosluk yaratır)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Oda’nın sessizliğinde devinimsiz durmaktayım.

Yüzüm de ucu kırık tebessüm Sesim de tutarsız bir ton

Ve gerisin geriye,otopsisi yapılmamış onlarca ölü ben’liklerimle

Devimsiz durmaktayım…

İçim de hapsettiğim tüm ruhları azat ediyorum.

İçimdeki düş krallığının, taht kavgalarına sebebiyet veren

Tüm ruhları sürgün ediyorum.

Artık yeteri ölçüde yer kalmadı ölülerime…

Bu anlamsız kirliliğe…

Gözlerim, ellerime ilişiyor.

Tanrı’nın veresiye defterinde kayıt dışı olan, ellerime.

Umudun işkence tezgahların da örselenen ellerime

Bin yıllık tavırdır hani. Bir sınıfın mücadelesine tekâmül eder.

O ellerin zenginliğiyle..

Ve insanoğlunun kanlı tarihin de bir aneknottur sana gelişim.

Bunu anlamak, kendini de öldürmektir.

Alın gidin üstüm de becerdiğiniz yalnızlıkları.

Sözün ikircikle itham edildiği bir sokak serseriyim ben.

Masallarımın anılmadığı bir bilinmezlikle yaşayan.

Bir deniz feneri gibi karanlığıma ışık yakanlar…

Ne denizim var benim. Ne de gemim.

Öylece “ışık” olmakla yeterli aydınlanmıyor kimlikleriniz.

Üstümde kırık bir türkçe ile düzüşen kimlikleriniz

Kimliğim kayıp, “sen hükümsüzsün” diyebilmeliler

Açık bir yüreklikle!

Odamın sessizliğinde devinimsiz duruyorum.

Ne bir ölüm çarpar bana.. Ne de yoksunluğunuz.

Ben, bir dün kurmanın bir düşle ilişkisini kavradım artık.

Ve bir düşün, yalnızca bir kapısı olabileceğini…

 

The animals - Don't Let Me Be Misunderstood

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bendim ölmeye kararlı sözlerle gelen.

Fikren ve ilmen buna, itaatkar bir ruhla.

 

Ben geldim...

 

Göğün mavisinden çalınmış renklerle...

Bir akşamüstü, bakışlarına park ettim tüm gerçekliğimi...

Ruhumdaki yoksulluk, ani bir isyana patlak veren

Ateşli bir slogandı, vücudunun meydanlarında...

 

Bu bir sınıf hareketiydi sevgili, koşmalıydım.

Sana olan yoksulluğumun haklı direnişiydi tüm şiirler.

İşlenmiş ya da olası işlenmeye meyilli günahlarda.

Bu birazda aşk’a yağan yağmur sonrası,

Bir çocuğun gökkuşağı talebiydi.

 

Çocuktum.

 

Yüksek beton duvarlarının gölgesinde

Rengini bulup, elime yüzüme bulaştırmaktı gayem.

Renklilerle beyazların yıkanışı gibi…

Aynı mecrada seninle yıkanmaktı; bu hayatın griliğinde…

Birbirinden renk alan, renk veren düşleri

 

Hayatın orta yerine asıp, kurutmaktı

Mevsimlerin,uzaklıkların ve tüm anlamların gerdiği iplerin üstüne…

 

Bendim ölmeye kararlı sözlerle gelen sevgili.

Elim de tutarlı bir tutku,dokunuşlarım da acemilik

Bakışlarına bıraktım her şeyimi.

Suç unsuru gördüğüm hayat belirtilerini, cımbızla alı verdim yüzümden.

 

Gittin.

 

De ki; erken açmış bir çiçeğe; geç kalmış bir kelebeksin...

 

Oysa ömrüm kısadır. Bir çiçeğin kokusu yeter mi hiç?

 

Hayır hayır!

Şimdi bana de ki, bir kelebeğin tırtıl olma zorunluluğu…

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hey! Dinle bak beni ne diyeceğim?

Görüyor musun gözlerimin ucunda seyreden geceleri? Karanlığın içine hapsoluyor mu gündüzlerin? Yağmur yağarken gökyüzünden güneşi seyredebiliyor musun?

Hey! Dinle bak ne diyeceğim?

Çatlamış ellerimden sızan kandamlalarının acısını hissedebiliyor musun? Görüyor mu gözlerin gece ay batanda? Sözlerin düşlüyor mu yalnızken ölmeyi? Can çekişiyor mu ruhun şafak vakti ebedi?

Hey Dinle bak ne diyeceğim?

Gözlerimin içindeki karanlığın senfonisini duyuyor musun? Sana sesleniyor uzaklardan. Dalabilir misin içine? Haykırır mı gözlerin? Uçurumun ucundan atlar mı gecelere?

Hey! Dinle bak ne diyeceğim?

Buralarda sabahlar geç olur, gündüzler hiç! Yangınlar yanar görmezsin. Buralara geldiğinde gözlerin kör olur. Yollardaki derin çatlakları gördün mü? Aralarından akan nehirleri?

Hey!

Ellerimi görüyor musun? Kan damlıyor, kan damlıyor, kan damlıyor! Nehir oluyor kirli kanımdan, nehirler zehirleniyor, sözcükler lekeleniyor.

Hey!

Çığlıklarım geliyor mu sana? Burası, burası yaşadığım yer. Buralarda gece uzun olur, sabahlar yok! Gölgelerin arasında titrer bedenler. Gölgelere karışır görmeyen gözler!

Hey!

Fark ettin mi? Bacaklarım yok benim! Kestiler onu benden, kopardılar vahşice. Adımlarım yok benim. Hey! Duyuyor musun beni?

Buralarda rüzgâr esmez fırtınada, söz kesmez düşünceyi bre hey! Otların seslerini duyuyor musun? Birbirilerine sürtüyorlar. Koşarak geliyorlar üzerimize

Çatlamış yüzümün çizdiği resmi görüyor musun? Delik deşik olmuş düşleri resmediyorlar

Buralarda gündüzler yok. Gündüzler karanlık geceler nefret! Kan kusar gözyaşları, kan kusar kelimeler!

Sen hiç gördün mü öldüğünü bre hey! Vücudun bedeninden ayrıldı mı hiç yaşarken? Kelimelere karıştı mı nefretler

Hey! Dinle bak ne diyeceğim! Kokuşmuş düşüncelerin, bayat bedenleri sahnelenir bu şehirde! Gözlerin yalancı, sözlerin idam mahkûmunun son isteği gibi acı! Hey! Dinle bu sözlerimi! Aklından çıkmasın hiç!

Buralarda güzele yer yok bre hey! Buralarda nefret ve kibir var. Buralarda rüzgârın sallanışı yok

Buralarda çürüyen bedenlerin düşleri var

Hey!

Aç gözlerini ve iyi dinle beni!

Sen hiç gece yarısı mezarlıkta dolaşıp, rastgele bir mezarı açıp içine girdin mi?

Gözleri oyulmuş, çürüyen bedenlerin orkestrasıdır bu, iyi dinle bu ezgileri. Ezgiler yalan söylemez burada. Ezgiler gerçek olur; “Ölülerin Şafağında!”

 

http://video.google.com/videoplay?docid=-9153522895483451612&hl=tr

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Mistik varoluşum,yokluğumu doğurdu bugün.

Hiç olmak ne de güzelmiş.

Varolmanın hafifliğiyle yokluğu duyumsamak...

Dünyanın tam merkezinde,

Zeusun kendini Tanrı sandığı yerde,

Tanrıyı tümüyle içinde hissetmek,

Dayanılmaz huzuru ve anlam veremediğim neşeyi.

Kadim zeytin ağacının kavuğunda,

Afroditin Adonise aşık olduğu yerde.

Doğayla bir olmak ve özümsemek,ruhunda eritmek.

Fütursuzca dolaşan ruhların arasında Panın flütü çalındı kulağıma.

Ne de güzel bir düş gördüm bu gün.

Yolculuk bitti,yitip gitti ve uyandım sonra...

Rainbow Gates Of Babylon

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Artık zamanın üstünden atlıyor çocukluğum.

Yüzümde kırık bir tebessüm, kulağımda yağmur sesi.

Ruhum şehvetli masallar duyumsarken.

Kirlenmiyor giyindiğim ruh elbiseleri.

Açlık,bencilliğimin insani samimiyeti

Olduğundan fazlası değil ki,”Aşk”

Sen dur orada!

Söz istemem kliea’dan öte. Sessiz bir biblo ol.

Tutkunun lanetle andığı çaresizliğimde.

Ben, işlerim erdemin, aslında günahın çocuğu olduğunu.

Şefkatinle beslerim çocuklarımı.

Özgürlük düşünle yıkarım onları.

Zaafların gölgesiyle serinletirim.

Büyür içimde azgın, toprağa aç sarmaşıklar gibi.

Büyür ki, örselenir nahif dokunuşlarınla tenim.

Ama, gör beni. Gözlerim ol,mavinin tonlarında.

Uçarak görelim göçebe kuşların öykülerini.

Duvarların soğuk griliğinden gelen sesin.

Tropikal iklimlerin zengin dokusu.

Orada toplarım ganimetlerimi .

Erzaklarımı taşırım cephelerime.

Sesin bu denli önemli kliea..

Savaşın orta yerinde,açlıktan zaiyat

Veremem işlevsel duygularımı…

Sesini verirken sakın ola acıma!

Merhametin köreltir kılıcımı.

Ego’m keskin bir giyotin olmuşken…

Topraklarımı tırnaklarınla yırtarak doğdun sen.

Ellerin bir kayanın üstünde yosunken,

İçimdeki sahil kentlerinin birinde.

Ben bir deniz düşüyüm,dalgalarım yalpalıyor

Bu somut gerçekler üstünde yosun tutan ellerini

Acıya teslimiyeti gönüllü serserilik bizimkisi

Ellerin şüphesiz tutkumun prömiyeri

Tenin oyunlarımın galası, süslü trajedisi.

Ve ruhların ekildiği verimli topraklarda

Bir özlemle dile anılan, masallarımın

Tanrıçası,kliea olacaksın.

Şimdi

Şehrin kenar mahallerinde vuruyor kış

Usulca sokuluyor kış. Yalın ve samimi.

Seni vuruyor isim takamadığım rüzgarlarıyla.

Yanlız bir korkuyla üşüyorum. Soğuk çarpmıyor bile yüzüme...

Gary moore-Still Got The Blues

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kan akacaksa eğer, buluştuğunda et ve çelik,

Akşam güneşinin ışıkları altında kuruyarak,

Yarın yağmur yıkayacaktır tüm bu lekeleri,

Aklımızda bir iz sonsuza dek kalacak

Bu son sahne belki de perçinlemek içindir

Bir ömür boyu süren bu kargaşada

Şiddetin hiç bir şey kazandırmadığını

Ve asla kazandırmayacağını

Öfkeli bir yıldızın altında doğan biz insanlar

Ne denli kırılgan olduğumuzu unutmayalım diye

Fragile-Sting

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Düş avuntu gecemiz bu.

Ruhuna sıkı tutun

Ben, kabülüm ağlayabilirsin.

Hatta ileri gidip beni de

Ağlatabilirsin.

Ama önce ayrılığı tasarlıyıp

Sonra aşk'ı dokunduralım tene.

Sınanmış bir tecrübe gibi durma.

Amatör olmalıyız düşselliğimizde.

Ancak böyle iliğimize işler duygu...

Kendimizden çıkıp yola

Ölü bedenlerde sorgulamalı hayatı

Öğreticidir idda ediyorum.

Bana, iki kulak, iki göz ve bir dudak gibi bakma..

Düşümde bir tanrıça olman an meselesi.

Düş avuntum...

Dönüp uzağa bak!

Pearl Jam - Black

--------------------

Güzel sözle kaporası yatırılan bir ayrılıksın.

Mevsimsel boşlukların içinde, birer gölge oyunu

Tanrı'nın pazar payı bile bırak(a)madığı bir günah

Yükün böylesine ağır, bu denli kıymetli şahsıma...

 

Şuursuz gecelerin ağına takılan benliğimle

Akla uzanan düşünceyle birlik olup

Ten'e taze bir oje kokusu bırakırken

Parmaklarının dokunulmazlık yasası kalkar

Ve ben, tenim de işlenen bütün yolsuzluğu

Aşkla zabıt tutarım, gecenin bir yerinde...

 

İnkar etmem varlığınla ölen kelebekleri

Geçmişle oturup iki kadeh içtiğimiz anları

Metroya iner gibi, korkuların derinliğine

İndiğimiz gecelerin hatırını da, unutmam

Yeter ki; sessiz kalışlarınla öteleme gerçekliği

 

Oyun bu, ölüler sırasıyla değişmekte…

Kanatları bir önceki aşk'tan sökülen, melekler de…

Benim misyonum oyunun devamlılığı...

Ölülerin bir çiçeğe dönüşünü sağlamak.

 

"Kadınlar çiçektir"

Söylemişti çok evvelden biri

Erkek,o çiçeğin gövdesi,toprak altında kalan kısmıdır

diye tekrarlamıştım bende...

 

Evet,ben toprak altında kalan kısmıyım.

Rengarenk çiçeklerini açarken...

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Muamelesi iyi bir fahişeyim ben.

Esrik cümlelerin gasp ettiğin gecelerde...

İniltilerinle ruh seansına, salyası akarak

Gelip ruhum da, hakkaniyet ilanın...

Bu ilan,açlığının nedensellikle süslü kelimelerin,

Masumiyette kattı,işleyeceğin cinayetlere..

Kabül gördü hani hiçliğinin,yokluğumun sahnesin de..

Ama yine de sen yorulma

“Sana güzel yalanlar söyleyebilirim” adınla başlayan.

Doğru yalanlarını da alır,

Zeka’nın görkemiyle büyütürüm onları…

Hiç şüphen olmasın ki,

Ben, muamelesi ödüllü bir fahişeyim.

İşimi bilir, tutkuyla sularım her an’ı

Her yağmur yağdığın da,

Düş'ümü lekeleyen salyaları

Yağmurla yıkarım...

Yağmur'a olan kaçışımı da

Bu yüzden sorma!

Ve işgal yasasıyla çevrili varlığın.

Tamamı mı, hükmetme süresi biterken,

Son bir kahkaha sesiyle kesiliyor an..

Ki,fahişelerin kahkahasın da gizlidir çığlıkları...

Bir fahişenin mesaisi biter,umarsız bakışlarla.

Emilmemiş duygu,becerilmeyen tutku yoktur artık.

Ve ben,rujunu tazeler gibi, ölümü tazelerim.

Hayatının yüzüstü makyajın da…

Yüzüstü diyorum.!

Çünkü, hükmettiğin yer

Benliğimin kederli gecelerin de,

Amorti aşklarla, buğulu bir ayna'ya yansıyan

Ve orada yüzüstü bırakılan bir düş'tü.

Sen değil,ücretimi zaman ödüyor şimdi...

rollingstones .. paint it black

http://video.google.com/videoplay?docid=7701434629094841194&ei=K9oGSsbsI8bN-QbHo92jDQ&q=paint+black

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Zaman unutturur sözü de lafı da.. hatta kendisini de zamanın.. Hayatın da..

Detay kalmaz tekdüzedir artık yaşananlar.

Unutulmayanlar hep ne yazıkki sadece sözü verilenlerdir. Alınanlar unutulur.

Sabahlar, geceler, gündüzün ortalarında koşmalar, açık bırakılan kapı aralığından süzülüp sarılmalar unutulur hep.

Kokular da değişir, eskisi unutulur.. Hayat tazelenmek ister. Unutmak, hayatın tazelenmesidir belki de.

Lafsız, sözsüz, ezik ve iktidarsız kalırsın.. Tedirginsindir ve neşesiz. Cümlelerin kısalır, uykularının huzuru kaçar, sokağa güvende çıkamazsın. Olsun.

Hayat tazeler nasılsa. Sen de huzurlu ya da huzursuz bir yastık bulur sarılırsın kokulu kokusuz, uyur, unutursun sabaha kadar...

Sabah her zamanki sabahtır. Çarpılan kapılar arasından kıyafet seçmeler, saç taramalar, duş... traş...

Bazen benzininin son damlasındaki arabayı koşturursun deliler gibi kaldığı yere kadar. Severse yolda kalmaz... Hiç kalmaz...

Arkadan el sallayacak kadar zamanın olur daha fazlası değil. Akşamı beklersin. O kadar...

Koca bir gün onaltı kelimelik dağarcıkla yetinir aç bırakır. Şarkılarda ararsın bulamaz kıvranırsın..

Omuzlarında gördüğün beyaz gölgeler bittiğin zamanı gözler. Gözlerin kısık kısık, dudaklarını ısırırsın bir alttan bir üstten.

Yanakların ıslanır kurutamazsın. Ağlamadığın zamanların hıncını çıkarır.

Mecalin kalmaz, omuz aramaktan başın eğilmez. İçinde alabora olmuş kayıkların kürekleri bir bir kafana iner, kulaçların yetmez çıkamazsın.. boğulur gibi olursun...

Gülmek için ne güneş beklersin ne geceye dolunay.. Sadece içten sıcak bir cümle "o kadar"...Uzaklaştırır kendini her seferinde biraz daha senden sebepli sebepsiz..

Sebepten çok ne var hayatta. Söz var, laf var, bazen hiç kelimesiz geçen günler haftalar aylar var...

Başka beden, başka koku, başka gece seçersin.

Şeytan lütfen demez... gelir ve girer içine çıkmamacasına. git bile diyemezsin...

Savatage - Handful Of Rain

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Uyuyordu..AğLamış meLekLerLe örttüLer üzerini

Biranda buLamamak gibi destedeki eksik valeyi.

Her aşk biraz daha Latince her vişne çekirdeği biraz daha kırılmaya musait..

Uyuyordun.. Ağlamış meLekLerLe örtüm üzerini

Giderek boŞalan bir tren garı şeklini aLmıştım.

Dokunuyordun..Biraz daha haLsiz her sevişme.

SoKuldukça annen oluyordum çocukLuğunu okşayan.

SoLudukça beLLiki hep özlediğin ,

seni terk eden o kadın oluyordum.....Çürüyordum ..

Dokunuyordun ısLak..

iÇindeki o açmayan çiçekLeri, kapanmayan yaraLarını kim yaptıysa o oLuyordum..

Sonra beni hep eksik seviLdiğim yerden tamamLamaya çaLışıp,

nereden kanarsam orada kabuk oLur hangi adımda yoruLsam orada soLuk aLıyordun..

Aradan uzun zaman geçti ...

BeLki birkaç gün ..beLki biran..

Seni bekLeyecek istasyon biLe bırakmazLardı bana.

AceLeci, doyumsuz , kaLabaLık, unutkan hep kaybetmiş..

Ömrüm oLurdu kırık ve yorgun saçLarın.

Uyurdun okadınLa oLurdun.Ve minnet duyardım zamansız tutan migren ağrıLarına..

Uyuyor şimdi..AğLamış meLekLer örtüyorum üzerine..

http://video.google.com/videoplay?docid=1303306218196597531&ei=WSYISqP_Hdqa-Abf3ZXaAQ&q=aerosmith

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Dün, sorunlarım çok uzak görünüyordu

Şimdi kalmak için buradalarmış gibi görünüyor

Düne inanıyorum

Birdenbire, eskiden olduğum kişinin yarısı bile değilim

Üzerimde asılı kalan bir gölge var

Dün aniden geldi

Neden gitmek zorundaydı bilmiyorum, söylemedi

Yanlış bir şey söyledim, şimdi dünü iple çekiyorum

Dün, aşk oynaması çok kolay bir oyundu

Şimdi saklanacak bir yere ihtiyacım var

Düne inanıyorum

Neden gitmek zorundaydı bilmiyorum, söylemedi

Yanlış bir şey söyledim, şimdi dünü iple çekiyorum

Dün, aşk oynaması çok kolay bir oyundu

Şimdi saklanacak bir yere ihtiyacım var

Düne inanıyorum

Yesterday / Beatles

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

yaşam öyle görünüyor ki solacak

gün be gün uzaklaşarak

içimde kaybolarak

hiçbir şey önemli değil , hiç kimse

yaşama isteğimi yitirdim

kalmadı verecek şeyim

benim için dahası yok

beni özgür kılacak sona ihtiyacım var

hiçbir şey eskisi gibi değil

içimden bir şeyler kaybolup gidiyor

ölümcül kayıp , gerçek olamaz bu

hissettiğim cehenneme dayanamıyorum

boşluk dolduruyor içimi

keder noktasına dek

büyüyen karanlık yutuyor şafağı

ben bendim , ama o gitti şimdi

sadece ben kurtarabilirim kendimi , ama çok geç

düşünemiyorum artık niçin denemem gerektiğini bile

dün hiç olmamış gibi görünüyor

ölüm sıcak karşılıyor beni , sadece elveda diyeceğim şimdi

 

Metallica-Fade to black

 

schizophrana tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...