Jump to content

Etkilendiğiniz Şiirleri, Dörtlükleri Yazın


illuminator_25

Önerilen Mesajlar

Mona Roza

 

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller

 

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar

 

Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek...

 

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

 

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

 

Ellerin, ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli oluyor bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin, ellerin ve parmakların

 

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

 

Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları

 

Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni

 

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım uymaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

 

Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı

 

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

 

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece ve güne

Altın bilezikler o kokulu ten

 

Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller

 

Sezai Karakoç |

 

sezai karakoç bu şiiri seminerlerine sürekli gelen bir kıza yazıyor.her katıldığı yerde bu kızı görüyor fakat bir türlü konuşamıyor,kızda mahçup biri olduğu için o da açılamıyor, aşkını anlatmak için böyle bir şiir yazıyor kıza, sonra bir şekilde kızamı artık dinleyicilere mi bilmem aşkını bu şiirle anlattığını ve her kıtanın ilk harflerinden kızın isminin çıktığını söylüyor.kız kendi ad ve soyadının çıktığını farkedince ağlayarak tuvalete gidiyor ve orda intihar ediyor.şair bu olaydan sonra hiç evlenmiyor, aslında bu şiirininde yayınlanmasını istemiyor ama çok güzel olduğu için paylaşmak istedim.beni affetsin.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

yağmurlu bir akşamda, duldada

dedemden öğrendiğim ilk duam gibi

yeşil ceviz altında koşturan karınca gibi

Harran üstünde her gece parlayan Süreyya gibi

emek gibi toprak gibi

kan gibi hoyrat gibi

adilcevaz fırtınası yedidağın eşkiyası gibi

yasak gibi bayrak gibi baskın gibi

erişilmez bir şeydi seni sevmek.

 

seni sevmek varya seni sevmek

seni sevmek memleket

memleket seni sevmek

 

ibrahim sadri

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aysel git başımdan ben sana göre değilim

Ölümüm birden olacak seziyorum.

Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Aysel git başımdan istemiyorum.

 

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün

Dağıtır gecelerim sarışınlığını

Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,

hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Benim için kirletme aydınlığını,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

 

Islığımı denesen hemen düşürürsün,

gözlerim hızlandırır tenhalığını

Yanlış şehirlere götürür trenlerim.

Ya ölmek ustalığını kazanırsın,

ya korku biriktirmek yetisini.

Acılarım iyice bol gelir sana,

sevincim bir türlü tutmaz sevincini.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Ümitsizliğimi olsun anlasana

hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

 

Sevindiğim anda sen üzülürsün.

Sonbahar uğultusu duymamışsın ki

içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,

uzak yalnızlık limanlarına.

Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,

Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.

Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.

Sakın başka bir şey getirme aklına.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim,

ölümüm birden olacak seziyorum,

hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

Aysel git başımdan seni seviyorum...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

özledim seni...

ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.

beynimi uyuşturuyor özlemin...

çok sık birlikte olmasak bile

benimle olduğunu bilmenin

bunca zamandır içimi ısıttığını

yeni yeni anlıyorum

Yokluğun,

Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp

mütemadiyen bir boşluğa

Sabahları seni okşayarak başlamaları

aksamları her isi bir kenara koyup

seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;

oynaşmalarımızı,

yürüyüşlerimizi,

sevimli haşarılığını,

çocuksu küskünlüğünü...

Nasılda serttin başkalarına karşı

beni savunurken;

ve ne kadar yumuşak

bir çift kısık gözle kendini

ellerimin okşayışına bırakırken

Gitmeni asla istemediğim halde

buna mecbur olduğunu görmek

ve sana bunları söylemeden

''git artık'' demek

''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk

kavuşacaksın mutluluğa''

demek sana nede zor

seni görmemek ve belki yıllar sonra

karsılaştığımızda

bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...

yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

Can Yücel

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Annabel Lee / Edgar Allan Poe

 

Seneler,seneler evveldi;

Bir deniz ülkesinde

Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz

İsmi Annabel Lee;

Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten

Sevmekden başka beni.

 

O çocuk ben çocuk,memleketimiz

O deniz ülkesiydi,

Sevdalı değil karasevdalıydık

Ben ve Annabel Lee;

Göklerde uçan melekler bile

Kıskanırdı bizi.

 

Bir gün işte bu yüzden göze geldi,

O deniz ülkesinde,

Üşüdü rüzgarından bir bulutun

Güzelim Annabel Lee;

Götürdüler el üstünde

Koyup gittiler beni,

Mezarı ordadır şimdi,

O deniz ülkesinde.

 

Biz daha bahtiyardık meleklerden

Onlar kıskandı bizi,_

Evet!_bu yüzden (şahidimdir herkes

Ve o deniz ülkesi)

Bir gece bulutun rüzgarından

Üşüdü gitti Annabel Lee.

 

Sevdadan yana ,kim olursa olsun,

Yaşça başca ileri

Geçemezlerdi bizi;

Ne yedi kat gökdeki melekler,

Ne deniz dibi cinleri,

Hiçbiri ayıramaz beni senden

Güzelim Annabel Lee.

 

Ay gelip ışır hayalin eşirir

Güzelim Annabel Lee;

Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar

Güzelim Annabel Lee;

Orda gecelerim,uzanır beklerim

Sevgilim,sevgilim,hayatım,gelinim

O azgın sahildeki,

Yattığın yerde seni.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İntihar

 

Kimse duymadan ölmeliyim

Ağzımın kenarında

Bir parça kan bulunmalı.

Beni tanımayanlar

"Mutlak birini seviyordu" demeliler.

Tanıyanlarsa, "Zavallı, demeli,

Çok sefalet çekti.."

Fakat hakiki sebep

Bunlardan hiçbirisi olmamalı.

 

bu şiiri ilk defa takvim yaprağında okumuştum.

 

 

Orhan Veli Kanık

 

BU SEVGİDİR

 

Onun güzelliğini hepkes görüyorsa o bence az güzeldir.

Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.

Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir.

Yalnız ben biliyorsam bu aşktır.

Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır.

 

bu şiiride internette şiir okurken buldum.bu şiir beni anlatsın diyerek tıkladığım şiirdi.

 

Murathan Mungan'dan

"Bir yıl daha bitiyor

Düşlerim, tasarılarım, yarım kalmış onca şey

Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden

Bana mı öyle geliyor,

Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman

İnsan yaşlanırken?

 

Kırdım mı, incittim mi birilerini?

Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.

Yeniden düşünmeliyim

Dostluklarımı, ilişkilerimi

Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı?

Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?

Borçlarımı ödedim mi?

Doğru seçtim mi soruların fiillerini?

Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,

giysilerim ütülü, odam düzenli mi?

Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?

Geri verdim mi aldıklarımı?

 

Ovmalı gümüşleri, bakırları; cila geçmeli ahşaplarıma

Ovmalı umutları

Saklı tutmalı gelecek inancını, eksik etmemeli ağzımızdan

Hançer kıvamındaki o karamizah tadını

 

(....)

 

Zamanı düşünüyorum, koyuluyorum

Anlamını yitiriyor "şimdiki zamanın" boş yüceliği, tarihin unutkan

sayfalarındaki mürekkep lekeleri

İşimin başına dönüyorum

İçimde ıssız bir gönül erinci

 

Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum

"İçtenliğin" ya da " dünya görüşünün" kirletmediği

Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum.... "

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

"Hazziniz, istirabinizin maskesiz halidir.

Ve kahkahanizin yükseldigi ayni kuyu,

sik sik gözyaslarinizla dolar.

 

Baska türlü olabilmesi mümkün müdür?

Istirabin içinize kazidigi alan ne kadar

derin olursa, o denli çok hazzi içerebilir.

 

Ve sarabinizi tasiyanla, çömlekçinin firininda

yanan ayni kadeh degil midir?

 

Ve sesi ruhunuzu oksayan lavta, daha önce

biçaklarla oyulan tahtayla bir degil midir?

 

Kendinizi neseli hissettiginizde

kalbinizin derinliklerine inin.

 

Farkedeceksiniz ki, size bu sevinci veren,

daha önce üzülmenize neden olmustu.

 

Üzgün oldugunuzde, tekrar kalbinize dönün.

Göreceksiniz ki, daha önce sevinciniz olan

bir sey için agliyorsunuz.

 

Bazilariniz, "Haz, istiraptan daha anlamlidir" der;

digerleri ise, "Hayir, istirap daha anlamlidir".

 

Bense, ikisi birbirinden ayrilamaz, diyorum.

 

Onlar beraber gelirler.

Ve siz, bir tanesiyle masanizda otururken,

unutmayin ki, digeri de yataginizda uyuyordur.

 

Gerçekte siz, hazzinizla istirabiniz

arasinda bir terazi konumundasiniz.

Sadece bos oldugunuzda, hareketsiz

ve dengede kalabilirsiniz.

 

Bir hazine avcisi, altin ve gümüsünü tartmak için

sizi kullandiginda, haz ve istirap kefeleriniz,

ister istemez, yükselip alçalacaktir."

 

 

Halil Cibran

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Dört Yapraklı Çiçek

Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Oynamamız bundandır. Kara toprakla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır sevmemiz kiraz ağaçlarını. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Kardeşliğimiz bundandır Mavi sularla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse Bundandır inanmamamız Kocaman bombalara.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Dün sabaha karşı kendimle konuştum

 

Ben hep kendime çıkan bir yokuştum

 

Yokuşun başında bir düşman vardı

 

O'nu vurmaya gittim

 

kendimle vuruştum

 

Ö.Asaf

 

------------------------------------------------

Bak bil ki domuzların önüne inciler serilmez

Mücevherden sarraflar anlar ancak başkası bilmez

Kör için elmasda bir camda

Sana bakan bir kör ise sakın kendini camdan sanma

Mevlana

 

--------------------------------------------------------

 

Ne atom bombası

Ne Londra Konferası;

Bir elinde cımbız,

Bir elinde ayna,

Umrunda mı Dünya

 

Orhan Veli Kanık

-------------------------------

 

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

 

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken, anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular, kalbinizde kaldı

 

Siz geniş zamanlar umuyordunuz,

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek

Yılların telaşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

 

Gizli bahçenizde, açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vakit olmadı.

 

Behçet Necatigil

-------------------------------

 

sessiz gemi ve han duvarları da sevdiğim bir diğer şiirler

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sanırsın,dağlarda yol olmaz...

Usanırsın,kalbinde güç kalmaz...

Uzanırsın...Yarın olmaz....

Zor günlerin,ardında huzur olmaz ki her zaman..

Umutlar yön bulmaz...

Yarın olsa da...Beklenen gün olmaz...

Sözlerim gerçektir,yüreğim kardeştir her zaman..

Umudum sonsuzdur uğraşım bitmez hiçbir zaman...

(Pentagram...Pek de sewerim çok da sewerim)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

kıskanırım seni kendimden bile

şimdi çekip gittin yoksun

öyle bir dertdir ki bu yüreğime

acısı işlenir içime hiç çıkmamacasına

seni sevdim kalbime gram gram işledim

ama imdi söküp atmak için bir nebze mecalim yok

sana dön derdim

ama dönsende çağre yok bu acıyı çekiyorum

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aşk muhteşem bir felaket...

 

Duvara gireceğini bilmek ve gene de gaza basmak...

 

Dudaklarında tebessüm kendi yıkımına doğru koşmak...

 

İşin bokunun çıkacağı anı merakla beklemek...

 

Aşk programlanmış tek hüsran...

 

İnsanın yeniden yaşamak istediği tek öngörülebilir mutsuzluktur...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Felsefe Tarihinde Görüşlerinden En Çok Etkilendiğiniz Filozof ?

      Bu da böyle bi anket işte =)

      , Yer: Felsefe

    • Atatürk Şiirleri - Serdar Yıldırım

      EŞSİZ ASKER ATATÜRK O, bir millete baştı. Yel oldu, dağlar aştı. Sel oldu, düşman kaçtı Tüm dünya buna şaştı Eşsiz asker Atatürk. --------------------------------- ATATÜRK VE CUMHURİYET O'nsuz tarih olmazdı. O, doğmasaydı. Tarih kitaplarını yırtardım, Cumhuriyet kurulmasaydı. --------------------------------- CUMHURİYET Haykır durma, Cumhuriyet 96 yaşında. Dört mevsim yaşanıyor, toprağında, taşında. *     *     *      * Birbiriyle kaynaşmış Türk Halkı'nın

      , Yer: Atatürk'çü Düşünce Kulübü

    • Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri

      En sevdiğim ile başlıyorum... Seni   Öyle uzun seviyorum ki seni Ya yaradılışta doğmuşum Ya ölümsüzün biriyim ben... Hasret Sevgimi unutmak için seyrederim bir tabloyu, bir mermeri, Ki ne kadar dalsa ruhum yeniden döner geriye: Okurum düşüne düşüne okuduğun şiirleri, Senin düşüncen geçerken üzerlerinde bir sıcaklık kalmıştır diye Oyun Oynasak Biri yıldız olsa Biri ben olsam.   Oynasak Gelse gecenin biri Çağırsak gündüzün birini Biri ben olsam.  

      , Yer: Şiir

    • Aşık Veysel Şatıroğlu Hayatı ve Şiirleri

      “Üçyüzonda gelmiş idim cihana”   Veysel Şatıroğlu, 1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çap

      , Yer: Yazarlar

×
×
  • Yeni Oluştur...