Jump to content

˙˙˙züʎ sɹәʇ


adEda

Önerilen Mesajlar

FUN-v9N9Y8if0jivG0mK1zEnJPsLNWhvsx4FELe02PmH4NErgDAtlFO6QP5fRw0WXbZkhl65CogwqVPT6KT1cb6waAj4oOyE-qzsxQ=w508-h289-nc

 

 

Dağılıyorum...

Hiç bir sorun yok... Çözülebilecek sorun yok.

Sadece dağılıyorum. Düşüncelerim dağılıyor, ve hislerim...

Ölüyormuşum gibi değil, acı çekmiyorum. Fakat yaşadığımı da hissetmiyorum. Ne yönde gittiğimin bilincinde olamayacak kadar yorgunum son günlerde.

Neşeli kabuğum bir oraya bir buraya savruluyor, gülümsüyor, sövüyor. Ruhumsa yakınlarda bir yerde olmalı...

Eğilip yere dökülen düsüncelerimi, hislerimi toplamaya çalışıyorum. Yuvarlanıyorlar, ben de peşlerinden koşturuyorum. Ellerim hepsini birden tutamayacak kadar dolu; değersiz sorumluluklar, aptal endişeler sıkıştırıldı avuç içlerime. Böylece yakalayabildiğim bir iki düşünceye takılıp kalıyorum,

kapılıp gidiyorum.

Yanılgıya düşüyorum böylece,

kontrolümü kaybediyorum.

Tedirgin ve huzursuzum. Sahip olduklarımı, değerlerimi kaybetmekten, beni yitirmekten korkuyorum. Toparlayacak gücüm olduğunu bilsem de bu korku, bu tedirginlik elimin ayağımın tir tir titremesine yetiyor. Dengemi kaybediyorum... ve bir yere toslayıp tüm hisler, tüm düşünceler kucağıma düşünceye kadar yuvarlanmaya devam edecekmişim gibi geliyor. Haydi, bir an önce toslamalıyım, bir an önce vurmalıyım kafayı! Aklımı ve ruhumu tekrar duyumsayıncaya kadar, susss... uyorum. Ayaktayım, uyuyorum. Siz yine de anlar mısınız? Ben çok yorgunum, anlatamıyorum.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

1 2 3 4 5 6...

bir ömürlük hayatımda

iki ayrım varsa yolumda

son üç kurşunluk canımla

ezilmez miyim

bu dört dörtlük(!) düzenin altında?

 

yeraltının aç sinsileri,

sıcak etimi yedi.

göğün sekizinci katından yüce biri,

sinsilere gürledi!

 

sıra dokuza geldi

korkup ayaklandı sekiz

sonsuzluğunu yitirdi;

ah be, onu da kibri bitirdi!

 

(beşi de sinsiler yemiş.)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

1 2 3 4 5 6...

bir ömürlük hayatımda

iki ayrım varsa yolumda

son üç kurşunluk canımla

ezilmez miyim

bu dört dörtlük(!) düzenin altında?

 

yeraltının aç sinsileri,

sıcak etimi yedi.

göğün sekizinci katından yüce biri,

sinsilere gürledi!

 

sıra dokuza geldi

korkup ayaklandı sekiz

sonsuzluğunu yitirdi;

ah be, onu da kibri bitirdi!

 

(beşi de sinsiler yemiş.)

 

Vaay vay vay ya... Eda ../ Çok çok iyi...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

1 2 3 4 5 6...

bir ömürlük hayatımda

iki ayrım varsa yolumda

son üç kurşunluk canımla

ezilmez miyim

bu dört dörtlük(!) düzenin altında?

 

yeraltının aç sinsileri,

sıcak etimi yedi.

göğün sekizinci katından yüce biri,

sinsilere gürledi!

 

sıra dokuza geldi

korkup ayaklandı sekiz

sonsuzluğunu yitirdi;

ah be, onu da kibri bitirdi!

 

(beşi de sinsiler yemiş.)

 

Vaaay :D Bende yazamıyorum ama okuması zevkli

 

giphy.gif

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sen atladın da

Ben neden düştüm?

Kafam yarıldı,

karıncalar dağıldı

Ve istemeden

başına üşüştüm.

 

 

Sen kırıldın.

Sen paramparça oldun.

Ben seni anlamak için

bu yapboza tutundum.

 

 

Bekledim,

bekledikçe gördüm.

Ve bekliyorum,

Zamanı hızlandırmak adınaysa

kendi dizimi dövüyorum...

 

 

Bu sana duyduğum inancın eseri,

belki kibrimle savaşımın somut bir delili.

Bu, öfkemi kontrol altına alışım.

Bazen güçlü kalamayıp yakarışım.

Ama dün vazgeçseydim eğer,

bugün kendimden utanırdım.

 

 

Bu kez olsun

evet, haydi

bir kez olsun

cesur davanma,

kendini kapatma yardıma.

Biraz düşün,

düşün meraklı gözleri.

Ve gör o gözlerdeki endişeyi

Bil ki ödemeye hazırlar,

bilmenin bedelini.

 

 

Al uzattığım eli,

sıkıca tut.

Ama çabuk ol,

lüfen çabuk...

Kolum yoruluyor

ve zaman geçtikçe

istemeden aşağı süzülüyor...

 

images?q=tbn:ANd9GcSngQ2iYhi5f6QEZALq9ZnXXEWVnSjemtqTp7vaig9t3Cvvci-NtNHbQvLVTQ

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sen atladın da

Ben neden düştüm?

Kafam yarıldı,

karıncalar dağıldı

Ve istemeden

başına üşüştüm.

 

 

Sen kırıldın.

Sen paramparça oldun.

Ben seni anlamak için

bu yapboza tutundum.

 

 

Bekledim,

bekledikçe gördüm.

Ve bekliyorum,

Zamanı hızlandırmak adınaysa

kendi dizimi dövüyorum...

 

 

Bu sana duyduğum inancın eseri,

belki kibrimle savaşımın somut bir delili.

Bu, öfkemi kontrol altına alışım.

Bazen güçlü kalamayıp yakarışım.

Ama dün vazgeçseydim eğer,

bugün kendimden utanırdım.

 

 

Bu kez olsun

evet, haydi

bir kez olsun

cesur davanma,

kendini kapatma yardıma.

Biraz düşün,

düşün meraklı gözleri.

Ve gör o gözlerdeki endişeyi

Bil ki ödemeye hazırlar,

bilmenin bedelini.

 

 

Al uzattığım eli,

sıkıca tut.

Ama çabuk ol,

lüfen çabuk...

Kolum yoruluyor

ve zaman geçtikçe

istemeden aşağı süzülüyor...

 

Ağzına, ruhuna sağlık çok güzel olmuş. Yazdıklarından bir yaşanmışlık akıyor.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

Gözlerini açtı

Bi süre yataktan çıkmadı

Beyaz tavana baktı

Ama o,

gözlerinin baktığı yeri görmedi

Zihninden geçenleri izledi

 

 

Kalktı

Sanki ayakları yıllar sonra ilk kez zemine basmıştı

O serinlikle uyandı

 

 

Gözü saate takıldı

Akrebin zihninde kalan son görüntüsünü aldı

Ondan, gözünün önünde duranı çıkarttı

Yine de içini bi şüphe sardı

Bilemezdi o uyurken güneşin birden çok kez doğmadığını

Ne de olsa bütün günleri birbirinin aynısıydı...

 

 

Gidip yüzünü yıkadı

Aynaya baktı

Hiç bir şey görmedi...

 

 

 

 

Ağzına bi şarkı dolanmıştı

Mırıldandı

Sesi biraz çatallı çıkınca sustu

Boğazını temizledi

"Üşütmüşüm"dedi,

Yeni fark etmiş gibi

 

Deniz kenarında otururduğu gün,

düşüncelerinden uzaklaşıp da zamana

yaklaşmaya çalıştığı gün üşütmüştü.

 

 

Hissettiklerinden kaçıyordu

Ve hissettirdiklerinden...

 

 

Hissettiği endişeden, hüzünden

Korkularından kaçıyordu,

En çok da

hissedememe korkusundan

 

 

Kaçıyordu...

Kaçıyordu da nereye?

Kaçtığı yeri söylemedi kimseye

Öyle ki, kendisi bile bilemedi

Böylece varamadı hiç bu yere

 

 

O gün zamanı saydı

O gün zaman kayalara kaç dalga vurduğu,

rüzgarın kaç kere saçlarını savurduğuyudu

 

 

Bazen saymayı unuttu

Her seferinde "düşünüyorsun, " dedi kendine

"çok düşünme..."

 

 

O gün zaman 567 dalgaydı

347 esinti...

 

 

O gün zaman 567 dalga,

347 esinti

Ve bir de

Yüzlerce kez "düşünüyorsun," demesiydi kendi kendine

"çok düşünme..."

 

 

 

Midesine sordu

Hala toktu,

kendi içinde çalkantılar yaşıyordu.

"Ya çay?" dedi

Cevap "olur..." oldu.

 

 

Kocaman bir fincanı sıcak suyla doldurdu

İçine poşet çayı daldırdı

ve düşüncelere daldı

Bi süre sonra "düşünüyorsun," dedi kendi kendine

"çok düşünme..."

 

 

Derken fincanın içine baktı,

Su artık kırmızıydı

Sandığından fazla düşünmüştü belli ki

Yine de o bunu anlamadı

 

 

Poşeti fincandan çıkarttı,

İyice sıktı,

Parmakları yandı

ama o yine de

bunu anlamadı.

 

 

İçine iki şeker attığı fincanı

iki eliyle kavradı

Çayı soğuttu

veya ellerini ısıttı

Önemli olan nasıl baktığıydı

Ama o yine de

hiç bir şey anlamadı...

 

 

Kaşığını aldı

Karıştırdı, karıştırdı, karıştırdı...

Oluşan girdaba katıldı

Düşüncelere kapıldı

"düşünüyorsun," dedi kendi kendine

ama olmadı, durduramadı.

 

 

Karıştırmaya devam etti

Karıştırdı, karıştırdı, karıştırdı...

Bir kez daha, "düşünüyorsun," dedi

Yine kontrol altına alamadı zihnini

 

 

O girdap dönüp durdu

Sanki bir karadelik oldu

Onu uzayın hiç tanımadığı bi noktasına fırlattı

Yapayalnızdı sanki,

bir tek o vardı...

 

 

Boşlukta savrulmaya başladı

Biraz daha bırakabilseydi kendini

Yok olabileceğini sezdi

 

 

Korktu,

Çok korktu...

Uzayın serinliği ve sessizliği

tedirgin etmişti onu

 

 

"Düşünüyorsun," dedi, kendi kendine "çok düşünme..."

Ve tekrar kendini gördü suyun yüzeyinde

 

 

Böylece yorganın altına girdi

Isınmak istedi

 

 

Hiç açmadığı televizyonun tuşuna bastı

Bi ses lazımdı

 

 

 

Öksürdü, üşütmüştü...

Öksürdü, sudan çıkmış balık gibi yalpalandı yattığı yerde...

Öksürdü, içinde çürüyenleri dışarı atmak istercesine...

Öksürdü, kanasın boğazları da konuşmak zorunda kalmasın diye...

Öksürdü, bu kez alıştığı için öksürmeye...

 

 

JUz6RCtycXa5FOx_ohy31O8jpy0-e_usKkMaiAyyZwAXz2rk3cLKMYa1GXzwtxA7Evm7Edopnl7pBTnnKsB_VAqploVxeOlfwKt95gpb0EIpribmUwZsRw=w318-h463-nc

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

Bulutlar...

Gölgesinde önünü göremeyip

yolunu şaşırır zihinler.

 

Birbirinin sesini duyan kalpler, sesleri takip eder

Herkesin ebe olduğu bir oyuna döner hayat

Belki biraz çocuk kalanlar, adına kör ebe der.

 

 

Bulutlar...

Serinleyince havalar

üşütü verir anılar

ve başlar sancılar

Hani alışılmıştı acılar?

 

 

Bulutlar...

bin bir ayrı tonu var

Yine de unutulur

aslında hepsi aynılar

Bazıları yere daha yakındır,

onları daha hızlı sanırlar.

 

 

Bulutlar...

Zamanla yoğunlaşırlar

Yoğunalaşırlar

Yoğunalaşırlar

Sonunda taşıyamazlar kendilerini,

yağmur olur boşalırlar

Bu yüzdendir; bana çok yakınlar.

 

 

Bulutlar...

Ne zaman dile gelse sözcükler,

yağar yağmurlar

Yağsın!

Akar boyalar da ancak anlar insan

neden durudur su,

nedendir yaşlar,

neden vurur dalgalar...

 

 

tumblr_niol5bu23a1r47bczo1_1280-105.jpg

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

#S1

 

Ölmek mi istiyorsun?

Hayır, asla! Daha çok şey var. Daha yapılacak çok şey...

 

Öyleyse neden böyle davranıyorsun?

Nasıl... ?

 

 

Kendini tehlikeye atıyorsun.

Hayır bak, ölmek istemiyorum... Sadece diyorum ki... en fazla ölürüm... Anlıyor musun?

 

 

Anlıyorum. Yani... ölmek mi istiyorsun?

Hayır hayır... Ölmek istemiyorum.

 

 

Ölmek istiyor gibisin?

Hayır, istemiyorum. Sadece bundan daha kötü değil. Sadece başaramazsam ölürüm. Ama denemiş olurum. Sadece bu... Anlıyor musun artık?

 

Anlıyorum. Ölmek istiyorsun...

Ölmek istemiyorum! Lanet olsun, anla artık! İsteseydim yapardım! Yapardım, anlıyor musun!

 

 

Anlıyorum... "Lanet olsun"... demek artık bitsin istiyorsun?

Hayır, hayır, hayır! Sen... sen...

 

 

Hey heyy... Kendini mahvediyorsun, yapma.

Ne? Hayır, hayır... anlamıyorsun. Ben iyiyim...

 

 

Anlıyorum... anlıyorum... Seni kimse anlamıyor mu yani? Hmm... demek böyle düşünüyorsun...

Ölmemi istiyor gibisin...

 

 

Anlıyorum...

Ölmemi istiyorsun değil mi?

 

 

Anlıyorsun...

Anlamıyorsun. Sen, anlamıyorsun...

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

Boşluğa bakıyorum. Aklımdan pek bir şey geçmiyor.

Gözlerimi açtığımda bir başka sabaha uyanacağım. O günün gecesi tekrar gözlerimi kapatacağım. Öyle hissediyorum ki, bugün ne düşündüysem yarın unutacağım. Böyle gidecek işte. Bazen merakım söner gibi oluyor. Bir yere gitmek yerine, kendimi birden bire o yerde bulacağım diye endişeleniyorum.

 

Bugün mutsuz bile olamadım,

hüzünlenemedim bile yine.

 

Tekrar hatırlayana kadar tüm bildiklerimi, öylece durmuş bekliyor gibiyim. Boz ayının kış uykusu, ormanın gecesi gibi... Aslında evet, öylece durmuş bekliyorum. Hiç bir eylemde bulunmadan, sadece bekliyorum. Yine de neyi beklediğimden emin değilim...

 

Yorgunum biraz da. Biraz. Kimse anlamasın, kimse sormasın diye onlardan uzak düşüncelerimi, kargaşaya ayak uydurur gibi görünmeye harcadım tüm gün enerjimi. Arkamı dönüp biraz uzaklaştıktan sonra oracığa yığılıp kaldım, dinleneyim diye. Dinlendiğimi sandım. Uyandıktan bi' süre sonra anladım.

Bütün gülücüklerimi bitirmişim bugün. Şimdi aynadaki ifadesiz suratıma bakıp kendimi hissiz sayıyorum.

 

Gizliyorum. Eğer fark ederlerse sorarlar çünkü. Sorarlarsa geçiştiririm. Ama anlaşılmak da isteyebilirim. Anlatırım sonra, anlatırım, anlatırım... Onlar anlamazlar. Umudumu yitiririm.

Umudumu yitirirsem eğer, benimle aynı dili konuşanları göremeyebilirim. İşte o zaman, nasıl var olurum bir daha...

 

...dün/bugün/yarın...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Güneş battığında,

uykudan çok uzak olduğumuz zamanlardaysak eğer

güneşin doğuşunu izlemek için bekleyemeyecek kadar yorgun düşebiliriz

düşüncelerimizle savaşırken.

 

Güneş battığında, uykuya çok yakınsak

ama kollarına bırakmıyorsak kendimizi

güneş doğana kadar direniyoruz demektir

hissedebilmek için.

 

Güneş battığında,

uyku çoktan sarıp sarmaladıysa bizi

vazgeçmiş olabiliriz

kaybetmiş

veya ne mutlu ki

üstesinden gelmiş.

 

Güneş battığında

uykunun karanlığına bırakamamışsak kendimizi,

belirsizlikten kaçıyor olabiliriz

 

Belki anlamak için yıldızları seyrederiz...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

...Güneş gülümsüyor; bağırışarak yuvalarını kuran sarı gagalı kargaların tüyleri gün ışığında bir çelik gibi parlıyordu. Açık güneş altında çimenlerin koyu yeşil tüyleri topraktan güneşe doğru yükseliyordu. Vücudum üşüyordu, ama ruhumda sessiz bir mutluluk vardı. Tekrar parlak ümitlerin ince filizleri çıkmaya başlıyordu. Baharda yaşamak ne kadar da güzel!... (M G)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...