Jump to content

Karalama Defteri


KATA

Önerilen Mesajlar

çöl develeri kutsal kitap çıkarıyordu hörgüçlerinden ve vantuzlu devler kıllı genitallere saldırıyordu makaslı mandallar kapı kollarında yükselip anksiyeteli zihinleri kemiriyordu fotokopi makinalarından küfür niteliğinde "Mark of the Beast" minyonları çıkıyordu dünya slayer eşliğinde sürüklenen yeni nesil Trumpvari felakete doğru koşar adımlarla atlamıştı. muhabbet kuşları parçalanıyor gagalarından cin sidiği dökülüyordu yem yoktu depresyon çoktu ctulhu geldi düşmanı yendi. minik botların içinde deniz kızlarının kuyrukları parçalandı ve ırzlarına geçildi tüm ışık tanrıçaları yerini solgun çürümüşlüklere bıraktı sonra sunaklar kırıldı annelerin üzümlü keklerinin içinde dört kafalı iki başlı cehennem zebanileri çıktı dünyam kararıyor ve kayıyordu orada kayan karanlığın getirdiği sperm kokulu leş yığının içinden dikenli çizmeleri ve şehvetli parıltılarıyla uzaktan kapkara goddess RUKEN gözükmüştü güler yüzlü dişi şeytan nasıl da aklımı çelmişti ! manyak piercingli nereden geldiği belli olmayan salınım yapan saçlı kozmik bile dişi şeytan minik bir kuş tırnağı ve esrar yaprağı gibi tatlı felaketlere sümüklü bir gözükaralıkla beni atlatan manyakomani silencer-sterile needles dinleten karanlık tanrıçayla birlikte Bucanın yokuşlarından aşağı solucanlar gibi yuvarlandım ve salygangozlar gibi parçalandım. çıldırayım dedim çıldıramadım gorgoroth dinleyip biranın içine düşen sinek gibi oldum. sonsuz cenabetlikteki bir çekirdek ailenin içinden varoluşa edilen bir yarım küfür gibi tamamlanamayan lanet gibi çıktım doğal gaz borularından infilak ettim elektrik hatlarındaki parazit oldum döndüm durdum mevlananın suratına oturdum teselliyi yine RUKEN'in kışkırtıcı dudaklarında buldum narsistik megalomani ve paranoid şizofreni anksiyetik tutsiki yançek zamazingo patates kafalı köpek düzüştürücü tavuk dönerliler meksika çetelerinden gang bang yer benim zamanın dolmak bilmez kafkanın kustuğu hamam böcekleri bile benden tiksinerek çeker gider my boi my boi kafam karışık confusion lord awaits me izmir kıbrıs şehitleri ucuz bira ve patates bitleri ruki ruki keep smokin like a badass neredeyim hakikatin dışkılı kanatlarında GNOXİS'in çilek reçelli genital panayırlarında jamaika 25 lira amma bonzai 5 lira can ç. askerliğe elverişlidir yedek subay adayıdır işleminiz bitmiştir can be teşekkür ederizz oo hiç sanmam hanfendi işlemim bitseydi hayatta olmazdım can bey napıyorsunuz alın bunu dışarıya.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sımsıcak ana rahminde fiti fiti dünyaya gelmenin o ekşi limon sürülmüş kabızlık hissi yok mu... işte anadolu-mezopotamya mutfağının kültürel lezzeti diye buna derim.adeta bir greko-romen güreş erotizmiyle bezeli varoluş çadırlarında yaktığınız ateşe k*ç üstü düşünce elde edilen o buruk hazla kendi kendimi kırbaçlarım. küçücük bebeleri dünyaya getiren cani insan etlerini kebap şişlere geçirip adanacılarda 3 liraya satmak ve böylece en moderin ticaret yöntemleriyle geçimimi kazanmanın abzürd hayalleriyle ağzımın suyunu akıtırım. baş örtülü bacılarımızın pet şişe suratlı acılarında adeta yöresel zamazingolarımızın unutulmuş peri kızı türküleri çalan çobanları ve gariban anaların yanık türkümanya şeysilerini bulur ve gözlerim dolarasdlokasjdlaskjd şaka şaka dolmaz. çünkü nefret ederim öyle şeylerden toprahlarımızın cultural mirasını süleymanın 72 demonlarıyla yerin dibine gömmek varken ne diye onca yükselme ve medenileşme çabası canım ilerlemek yükselmek de neymiş adeta La Fonteyn'den masallar okusanız da aynı şey olurmuş. doıktorlardaki göye insan kurturmanın GURURUYLA -WTF- bir caninin hamile kadını deşmesinden doğan hin sevinci arasında bir karınca çişi kadar bile fark yoktur. doğanın örüntülerinde tamamen maddenin kaba tecavüzüyle örülmüş metamatiksel bir batıni karnavalın insanın rasyonellik safsatalarını çürüten adlandırılamaz dehşetini görürüm. tanrı parçacığını bulduğunu iddia eden CERN madafakırsları aslında bir yandan takdir ederim çünkü onlar insanlığın kurtuluşunu iddiya eden hakikati bulmuş şeytani rahiplerdir, onların kukuletası kravatları, büyü kitapları da kalın fizik kitaplarıdır. ben hakikati severim, maddesel kuşatmanın Saturnian tanrısının Lucifer olduğunu bilirim. milyonlarca dansöz halkasında çeşitli sinekli lağım kokulu karargahlarından negativite akımlarını insanlığın bilinç duvarlarını penetre edip delercesine gönderirler ve olası tüm mutluluk ihtimallerini bir bölü iki üzeri elliye indirgerler. indiriagandi, dejeneratif seksüel dürtüler ve lusiferyan materyalist deterministik agresyonlar hepsi Lusiferytanist paradigmanın şanlı sonuçlarındandır. amansız şuursuz primitif saldırılara devam, cici cinlerin desteğiyle dünyayı kaynar kazanlarda birbirinin tepesine binip bağırsağından roket yapan maymunlar cehennemine dönüştürme işlemimiz başarıya ulaşacaktır. ANNUIT COEPTIS.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Öfkem

Üstü kalsın derdi ve bırakırdı hayatımı

Bayat bisküvi kokan o mahalle bakkalına

Öfkem

İşi bitmiş bir çalı süpürgesi gibi

Dayamaktır kendini duvara...

Öfkem Pollyanna

Neden güzeldi? 

Bütün güzeller gibi elinde bir bardak sıcak çayla

 

-Didem Madak

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ben vazgeçsem de kendi kendini müdafaa eden düşler büyütmüşüm.

Tanrıysa çok cesur olmalı.

Acımışım. Ertelemişim. Sevgimi tartmayı bile denemişim.

Kendim olacağım derken, dikenlerle çevrelemişim etrafımı. Batmışım, yakmışım, takılmışım.

Kendime de... batmışım, yanmışım, tıkılmışım.

Doğru olanı yaptığıma inanmış olsam da sonuçlara kırılmışım.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yıldızlar ancak şehirde sayılabilir. İşte bu yüzden büyüsü kaçıyor. Ama yine de ilgi çekici, yine de merak uyandırıcı, yine de düşündürücü.

Bir şeylerin varlığını bilip de hissedememek boşlukta savrulmak gibi. Görme isteği, algıda seçicilik; insanı istediğine inandırır kimi zaman. Olur da başarırsan ve yaklaşırsa gerçeğe gördüklerin, sarıp kesene koy hemen. Cilalama, parlatma, temizleme! Özünden uzaklaşmadan. Kendini kandırmadan.

Küsme düşlerine. Fırsatlarla besle. Yalnız el mahkum, gerçekliği tanımalısın böyle de.

Aman yüreğini ve düşlerini açtığın bilinçsiz bir zihin olmasın. Sonra acırsın, kendine kıyarsın. Dank eder bir gün, kızarsın.

 

#Love is natural and real

But not for such as you and i#

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kedi sokağı izliyor, amca kediyi izliyor, ben amcayı izliyorum. Başka bir şey de beni izliyor olabilir mi diye düşünüyorum sonra. Belki öyle bir döngüdür ki bu, sokak da beni izliyordur.

 

Az önce bir adam geçti sokaktan, elinde poşetiyle. Tam köşeyi dönecekken arkasına dönüp kafasını eğdi. Ne arıyor bu adam derken vazgeçip devam edecekti yoluna... Birincisini duymadığım ikinci bir tıngırtı daha! Dönüp tekrar eğildi. Bulamayınca, vazgeçip devam etti. Bense bir Radiohead klibi izliyormuş hissine kapıldım, neden bilmem.

 

Sonraaa *lüksün sokak kedisi, bir arabanın önünden kaplumbağa yavaşlığıyla geçti.

 

Birbirine sarılan iki adam gördüm de içim ısındı biraz.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kısır döngüyü değişime gebe bırakmaya çalışan kör spermleriz , diğerlerinden daha hızlı olursak var olucaz zannediyoruz , olup biten tanrının mastürbasyonundan ibaret ve bu işin sonunda rahimden düşen bir bebek , topraktan altın olarak çıkan bir cevher yok , çöpe gidecek bir peçete var.(dı)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Her defasında biraz daha ölüyoruz. Attığımız her adımda, aldığımız her nefeste, saniyenin her hareketinde ölmeye biraz daha yaklaşmış oluyoruz. Oysa ki henüz yaşıyoruz, bilemiyoruz ne zaman biteceğini. Uzun lafın kısası; yaşamak bizi öldürüyor. Ne garip değil mi?

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sanal gerçeklik aslında yeni bir terim değil bundan 50 yıl öncede vardı ve üzerine araştırmalar yapılıdı fakat maddi destek ve veri yetersizliğinden ötürü kısa sürdü , o zamanda şuankine benzer bir gözlük takılıyordu farkı enerjiyi dışarıdan uzun bir kablo ile alması ve basit geometrik şekiller gösterebilmesiydi .Şuan gördüğünüz üzere çok kısa bir sürede büyük gelişmeler oldu bu konuda büyük bir talep olduğu ve bu talebin hiç kesilmeyeceği aşikar dolayısıyla bu alanda gelişmeler devam edecek , sürekli gelişmeye devam eden sanal gerçeklik elbet bir noktada gerçeklikten ayrılamayacak noktaya gelecek tabi bununla beraber simülasyon ve yapay zeka teknolojisi de gelişecek kısacası gelecekte sınırsınız simülasyonlar yapılacak.

Dolayısıyla şuan bir simülasyonda olma ihtimalimiz olmama ihtimalimizden daha fazla.

Aynı zamnda bulunduğumuz yıl buna çok uygun.

İşin başka bir komik tarafı buna karşı argüman üretmekte mantıksız çünkü sahip olduğumuz bilgi ile yüklenmiş olabiliriz.

Belkide az önce taktı biri kaskı ve biz varolduk.

 

Belki npcyim belki oyuncu onu bilmiyorum ama öldüğünde üzerinde değişik ekipmanlarla uyanmak ilginç olurdu , hepsi 5 dk sürmüş vs.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bir deniz kenarında veya bir mesire alanında ya da dağın başında, her neredeyse işte. Şekli şemali rengi size çok güzel göründüğü için. (Bunun taşla alakası yok, sizin duygu durumunuza göre de şekilleniyor olabilir) Bir taş parçasını alıp eve getiriyorsunuz örneğin. Kısa bir süre göz önünde bulundurulduktan sonra çekmece/dolap köşelerinde unutulup gidiyor. Oysa siz onu bulmadan önce ne güzeldi manzarası, yaşam alanı. Belki şartları çetindi biraz ama olsundu. Başına gelen bütün zorlukların bir parçasıydı o da. Demem o ki; size önemsiz görünmesi bir şeyin önemsiz olduğu anlamına gelmez, o sizin büyük gönüllülüğünüzdür. Her hangi şeylerin kaderleriyle oynamayın. Renklerini elinden almayın.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Benimle alakası yok, bir arkadaşımın derdiyim ben. Yani doktor bey benim ciğerlerim tertemiz lakin arkadaşım çok sigara içiyor... Duyuyorum gece yarıları öksürük seslerini... Hayır, aynı evde kalmıyoruz. Nasıl mı duydum? Duydum mu dedim ben? Yani o bana anlatmıştı diyecektim. Öksürüyormuş geceleri... Hatta bir seferinde uykudan uyanıp ne varsa kırıp dökmüş, sonra dizlerinin üzerine çöküp kanlı kanlı kusmuş, gelen mesajlara da iyiyim sen nasılsın yazıp geçmiş. Ben onun yalancısıyım valla doktor. Bir çare bulalım arkadaşıma, ölür yoksa gerçekten bakın ölür gider... Meze gibi hissediyorum diyor bana, ha ha ha, hemde şu rakıdan bir yudum alıp mezeyi bitiren yalancı içicilerin mezesiymiş... Komik çocuktur doktor bey, vicdanlıdır, aşk doludur yüreği, kötü nedir bilmez, bilir ama konuşamaz, ingilizce gibi anlarsın ya pratiği yokmuş... Bir arkadaşımın derdiyim ben doktor bey, bana bir çare bulun yani arkadaşıma... Kusura bakmayın doktor bey şu an bütün gece sevişmekten utanmayıp eczanede viagra istediğini söyleyemeyen samimiyetsiz delikanlı gibi hissediyorum kendimi. Kafanızı karıştırmayayım ben sizin, bu numaram, arkadaşıma bir çare bulursanız beni arayın, onu arasanız da benim telefonum çalar zaten....

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Gecenin ıssız sessizliğini yutkunurken kulaklarımda oluşan çıtırtılar bölmüştü. Bende bu zifiri karanlıkta nerede olduğumu ilk kez o zaman sormuştum kendime. Hava serin olmalıydı çünkü, kollarımı bedenime dolanmış halde buldum. Yerler ve duvarlar beton ve hiç pencere yoktu. Ama bir kapı olmalıydı. En azından burada doğmadığını biliyordu. Her hangi bir yeri acımıyor veya ağrımıyordu demek ki şimdilik her şey yolundaydı. O halde ayağa kalkıp el yordamıyla kapıyı bulabilir, hatta şanslıysa açıp çıkabilirdi. Ayağa kalktığında karanlık onu adeta yutmuştu. Ayakta mıydı, yoksa oturuyor muydu? Yönü ne tarafa doğru dönüktü? Ne yana gitmeliydi? Yerde emeklemek daha doğru olacak sanırım diyerek yere çömeldi. Başı da dönüyordu, muhtemelen karanlıktan. Emeklemeye başladığında kısa süre sonra bir duvar buluverdi, artık birleşim yerinden devam edebilecekti. Yan duvarları elleriyle yoklaya yoklaya ilerlerken bir bacağı boşa geldi ve bir kaç metre aşağı düşüverdi. biraz canı yanmıştı ama bu da neydi şimdi? Her yanı kapalı bir kutudan başka bir kutuya düşmüş gibiydi. Bu daha küçük olmalıydı ve bir kapı olması artık daha düşük bir ihtimaldi. Kendini zorlayıp duvar dibinden yürümeye devam etti. Bu kez yeri de kontrol ediyor, temkinli adımlar atıyordu. Birden zeminde bir ıslaklık hissetti, elini batırıp kokladı ve temiz su olduğu kanaatine vardı. Kalp ritmi git gide yükseliyor, burada ne yapacağı düşüncesi endişesini bir türlü bastıramıyordu...

Sonrası mı?

Edit: Kan ter içinde uyanmış, hepsi bu.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

Bugün pek bir kırılganım. Birine karşı değil, bir şeye karşı değil, hiçbir şey kalbimi kırmadı hayır. Kırgınım demiyorum zaten. Kırılganım. Hassasım. Sonsuz bir gökte alevlenmek istiyorum ama canım yanmasın. Ayağımı yorgana göre uzatmak istiyorum ki ayağım hiç üşümesin. Güneşten koruyucu şemsiye olsun, bikinim ile uzanayım şezlongda, ancak güneş olmasın, delirmiş gibi yağasın yağmur ve şemsiye beni koruyamasın. Pıtır pıtır doluşan damlalara küfretmekten ziyade yalvarayım, daha çok arındırsınlar beni günahlarımdan. Yoksa günahlar taşıyacak tabutumu ve kabullenişim yeni dünya düzenini, geçmişin olmayışını,geleceğin tatminsizliğini. Artık tek ümidim Al Pacino sakinliğinde vurmak gölgelere.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

'Evren aslında yokmuş' sonucuna nutku tutuluyor insanların, pek uçuk geliyor sanırım.

Her şeyin aslında kafatasının içinde olduğunu her gün biliyor, görüyor, duyuyor oysa ki. Ay a da gitsen kafanın içindesin aslında. Bazen yatağında yatıyorsundur, ancak uzay gemisine binmiş ve gidiyor gibi hissediyorum dersin. Yatmıyorsundur aslında, gidiyorsundur denir ona.

Uzatmıyorum, ,çünkü uzatınca ben de çok karışıyorum.

Kimisi 'kalbinde nasılsa, öyledir' diyor.

Ben, aklında nasılsa öyledir diyorum.

Aklının içinde yaşıyorsun, haberin yok. Bunca dünya, evren, kainat, sokak, tanrı hepsi aklının içinde.

Peki sen bu aklın neresindesin?

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Talihsiz bir olay yaşanması konusunda mıknatıs gibiydim. Ve yine kendimden nefret edermiş gibi bakıyordum hayatıma, uzaktan. Normal geçirebildiğim günlerim de oluyordu, öyle bakmayın o yüzden. Sanırım bu zaman olarak biraz daha gerideydi her neyse. Tanrı ile aramda her hangi bir sorun yoktu aslında. veya allah veya yaradan, rab siz nasıl isterseniz? Var olması gerekmiyordu benim yaşayabilmem için, neticede hayattaydım ve bana doğrudan müdahale etmiyorsa benim için var oluyor sayılmazdı. Eşit derecede yok olduğunu da söyleyemezdim, çünkü bunu bilemezdim. Kısacası varlığı ve yokluğu benim için bir di. Açıkçası benim doğru dürüst karakterde bir insan olabilmem için, bir tanrı ya ihtiyacım yoktu. Vicdanım vardı, empati yeteneğim, ahlakım ve kendime olan inancım, bu benim için yeterliydi, fazlasına gerek duymuyordum. Ancak talihsiz olaylar yaşıyordum son yıllarda ve bunlar benim önleyebileceğim şeyler değildi. Hiç kimsenin önüne geçemeyeceği şeylerdi. Öfkeliydim, çünkü ben bunları hak edecek türden kötülükler yapan biri değildim. Çaresizlik beni daha da çok öfkelendiriyordu. Bunların bir sorumlusu olması gerekiyorsa bu bir tanrı olmalıydı. Eğer gerçekten bir tanrı varsa ona inanabilir ve zamanı geldiğinde bana verebileceği mantıklı cevapları olması gerekirdi. Ben cevaplarımı aldığımda hiç bir şeyi değiştiremeyecek olmak elbette ki ayrı bir işe yaramaz türden yaşanmışlık olacaktı. Öfkelenmek beni tanrı ya mı yaklaştırıyordu yoksa? İnanmam için bu yolu izlemeye gerek olmadığı oysa ki çok açık. Siz de öfkelendiğinizde kendinize suçlayacak bir tanrı mı ararsınız? yoksa onu yaratır mısınız?

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Medusa'nın Defteri

      https://www.youtube.com/watch?v=oyUKTxeIGLU   Dünyada o kadar çok şey yanlış, biçimsiz ve düzensiz ki insanın öfkelenmemesi, sinirlenmemesi için hiçbir neden yok. Her şeye insan meydan okuyabilir, her şeyden nefret edilebilir, saçma sapan metallere saçma sapan tekmeler savurabilirsiniz. Mesela ben, bir kaç gün önce yönleri gösteren bir trafik tabelasına öyle sağlam bir tekme savurmuştum ki, hala sol ayağımda arada bir ağrısını hissederim.   Mesele şu, neden her şey bu kadar sıradan, tek düze.

      , Yer: Not Defteri

    • with every heart beat.(rıhtımda yazdığım bir kaç karalama)

      Bir kaç yazımı paylaşmak isterim.hissedebilen kalplere gelsin   Kaybettiğim kadını arıyorum.onu kaybettiğim sokaklarda.kaybettiğim dalgalarda.gururumu bu aşk oyununda ayaklar altına aldığım yere gidiyorum.umutsuzca.yalnızım işte o sahilde.bir zamanlar elif ile ayı izlediğim o deniz kıyısında.bomboş ve sakin.sanki hiç suçu yokmuş gibi umarsız. Dalga sesleri....sessizlik...rüzgar..acı.     Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz demiş yazar. Ben hayalimdeki ruhları b

      , Yer: Not Defteri

    • Dr. Gary Small & Gigi Vorgan - Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

      http://www.buldunaldin.com/images_buyuk/f76/Bir-Psikiyatristin-Gizli-Defteri_2776_1.jpg      Yayın Evi: NTV Yayınları Kitap Türü: Psikyatri / Psikanaliz Basım Yılı: 2013 Sayfa Sayısı: 336     Arka Kapak Özeti:   Gerçek hikâyeler kurgudan çok daha tuhaftır, Dr. Gary Small da bunu gayet iyi biliyor. Psikiyatriyle ve insan beyni üstüne çığır açıcı araştırmalarla geçen otuz yıl içinde Dr. Small pek çok şey görmüş. Şimdi ofisinin kapılarını açmaya ve kariyerinin en gizemli, ilginç ve tuhaf hast

      , Yer: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri

    • Rüya Defteri

      Öncelikle herkese merhaba! Kendi hayatımda rüyalar üzerine uyguladığım bir tekniği sizinle paylaşmak istedim. Görüş, sorun ve sorularınızı bekliyorum...   Birkaç yıl önce rüyalarıma dair bir şey keşfettim. Rüyalarımdaki bazı simgeler bana geleceğe dair bir şeyler anlatmak ister gibiydiler. İleride olacakları ara ara görmekten ziyade (haberci rüyalar) farklı ve çok alakasız şekillerin de aslında aralarında bir anlam bağı oluşturduklarına dikkat ettim. Üşenmeden o gündür bu gündür her rüyamı "Rü

      , Yer: Rüyalar

    • Bir Delinin Hatıra Defteri / Nikolay Vasilyeviç Gogol

      Sabah uyandığımda içimi bir korku sardı. Hizmetçim Mavra ayakkabılarımı getirince saati sordum. Onu birkaç dakika geçtiğini söyleyince korkumun sebebi anlaşıldı. Yine daireye geç kalmıştım. Eğer şu pinti muhasebecimizi yakalayıp birkaç kuruş avans koparma ümidim olmasa, bugün daireye gitmeyecektim. Şube müdürümüzün suratını asıp beni nasıl azarlayacağı belliydi. Zaten birkaç gündür dırlanıp duruyordu: "Bıktım senin şu dağınıklığından! Sen adam olmazsın azizim... Dairede aptalca dolaşıp, evrakı b

      , Yer: Not Defteri

Arka Oda

Arka Oda

    Chat izniniz bulunmuyor
    ×
    ×
    • Yeni Oluştur...