Jump to content

Ruh'un Gemisi


arecrateria

Önerilen Mesajlar

Sağ tarafımda bulunan ekrana bakmak için yerimden kalkıp bir kaç adım atmam gerekti. Uzanıp baktığımda sokakta oynayan çocuklar ve yanlarından ara sıra geçen bir kaç otomobil gördüm. Bir süre seyrettikten sonra kalktığım koltuğa geri dönüp oturdum. Karşımda duran ekrana bakarak ihtiyacım olan sekmeyi buldum ve bunları yazmaya başladım.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Uzun yolculukların yarattığı rahatlama hissine kapılmış giderken birden zihnimin durup, bir miktar aydınlığa maruz kaldığını farkettim. Bu his sadece bir yerden diğerine gitmek olayını barındırmıyordu.
Taşıtın ön camından dışarı bakarken, ben her zaman bir yerlere gidiyordum.
Oysa aynı taşıtın arka camından yeterli miktarda baktıktan sonra hep bir yerden ayrılıyormuş hissine kapılıyordum.
Büyük araçların yan camından uzun uzun dışarı seyretmek beni her zaman daha farklı hislere itmiştir.
Şu durumdan uzun bir yolculuğa çıkma zamanın gelmiş diyebilir miyiz?
Herhangi birşey söylemek, yaşadığımız duruma etki edecek mi?
Şimdiye kadar etmiş miydi?
Etseydi hatırlar mıydın?
Tabii ki hatırlardım. Hatta sana bununla ilgili bir kaç anı anlatabilirim, ister misin?
Anımsamak istenecek türden anılar mıydı?
Düşündümde, sanırım pek iyi fikir değilmiş bu.
Bence de...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

30.08.2018 - 20:44 tarihinde, arecrateria yazdı:

Bir süredir yazmayı düşündüğüm, ancak kendimce biraz fazla abarttığımdan (sanırım) bir türlü başlayamadığım bir önsöz bu. Karar verdim uzatmayacağım, hayat zaten yeterince uzun (?)

 

Burası; tabanından su sızan, bazen anlatıp duran, bazen hiç konuşmayan, sallantısı asla durmayacak olan, ancak hiç sarsmayan bilakis rahatlatan, aslında hiçbir yere gitmeyen ancak dilediğimiz her yeri bize getirebilen bir gemi.

 

İş bu gemi, kişinin kendine olan yolculuğunda bir araç belki de ne dersiniz?

 

 

Hayattan yakaladığım virgüllerle kendimi şanslı saydığım ve her gece uyuya kalıp noktaladığımı sandığım bir hayat.

 

Uykularımı veriyor ve yerine hatırlayamadığım rüyalar alıyordum. Sence bu karlı bir alışveriş oluyor muydu?

 

Geçmişten gelmek, ancak asla geleceğe gidememek. Sonra birden birisi gelir, size yardım edeceğinden filan bahseder.

Yersiniz.

Neden?

Çünkü karnınız acıkmıştır.

Afiyet olsun.

Bu ne? Yaradan aşkına bu ne? Nasıl bir başlangıçtır bu... 

Sanat kokan bir insan...

Harikasın?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

01.09.2018 - 03:53 tarihinde, arecrateria yazdı:

Zannettiğimden çok daha derin bu karanlık. Tam olarak neresinde olduğumu bilemediğimden anladım bunu. Düşüyor muydum? Hiç düşmüş müydüm ya da? Durabilir miydim istediğim vakit, istediğim katmanda?

Elbette durabilirdim.

Kes sesini. Yat ve uyu artık.

 

 

Ekranın karşısında dizlerini karnına çekmiş otururken düşünüyordu. Acaba biraz kitap okuyup mu uyumaya çalışmalıydı? Yoksa bilgisayarı kapatıp direkt uyumaya mı çalışmalıydı? Bir süre daha ekrana bakıp bunu düşünmeye karar verdi. Bilgisayar masa üstü ekranındaydı ve öylece ekrana bakmaktan kendini alamıyordu yine de. Bir sivrisinek vardı odada ancak bir türlü denk getirip göremiyordu. Her neyse işte. Biraz kitap okuyup yatmaya karar vermişse de, bir kaç sayfa okumaya çalışıp zorlamanın bir anlamı olmayacağını anlayıp bu satırları yazmaya karar verdi. Bunu yatağında, telefonuna saçma sapan karakterlerle yazmaya başlayıp nereye gideceğini bilmeden bugünlük bir son veriyordu.

İyi gecelerdi o zaman.

Görüşmek üzere falandı.

Romansı günlük mü okuyorum. Günlük mü okuyorum belli değil 

İçimi ısıttı mı? Baya ısıttı. Bir kedi oldum resmen. :D

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

12.09.2018 - 20:52 tarihinde, arecrateria yazdı:

Tahtanın ayaklarımın altında çıtırdaması senfonisi eşliğinde güvertedeki koltuğuma yaklaşıp durmuştum. Lacivert kadife dokusuna dokundum parmak uçlarımla, özlemişim. Hafif esintili havası bir an ürpertmişti beni. Karanlığın ve dalgaların sesini bu tonda duyumsamayalı epey olmuştu. Nazikçe oturdum, bir kaç saniye sonra eski günlerdeki gibi koltuğuma kurulmuştum. Bir sigara çıkardım, uzak diyarlardan aldığım yeşil çakmakla yaktım. Başımı geriye doğru yasladım, gözlerimi gökyüzüne diktim ve göğü içime çekercesine, bir kaç nefes aldım sigaradan. Ay ı arıyordu gözlerim, bulduğumda hilal idi, kırılgan görünüyordu. İçimde kalmayanları ona doğru üflerken, incitir mi acaba? diye düşünmeden edemedim. Güneş e olan kırılganlık herhalde dedim kendi kendime. Belki de güneşin kırılganlığı. Her neyse.

Epey gevşemiş hissettim kendimi. Göğü içime doldurmak işe yaramıştı yine. Rüzgar çeşitli sesleri yarım yamalak taşıyor, ben hiç birini duymuyordum. Uzak diyarlarda birileri için zaman çok zor geçiyor ama ben bunu bilmiyordum. Yine mi birileri ölüyor ve ben görmüyordum?

"İçimde kalmayanları ona doğru üflerken, incitir mi acaba? diye düşünmeden edemedim."

gel buna düşme. Düşülmeyecek bir cümle değil. Bu cümle için yürek verilir. 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

26.09.2018 - 22:28 tarihinde, arecrateria yazdı:

Yaz dan kalma bir alışkanlıkla açık olan pencereden dışarı baktım. Kesmeyeceğini anladığımda ellerimle mermerden destek alıp kafamı dışarı uzattım. Aldığım nefes yetmiyor olmalıydı ki, derinleşmeye başlamışlardı. Sanki kilometrelerce koşmuştum ve koşmaya devam ediyordum. Yüzümü göğe doğru kaldırıp o nu görmeyi hayal ediyordum, oysa bulutlar gizliyordu onu. Zaman zaman ne tarafta, ne şekilde olduğunu, yaklaşık olarak tahmin edebilecek kadar seyreliyordu bulutlar. Ama tam olarak nerede, ne şekilde oluğunu bilememek. Sakinleşmemin önüne geçiyordu, kim bilir?

 

Bir sigara yaktım. Yanışını seyrettim, çatırtılarıyla çınladı kulaklarım, aleviyle aydınlamıştı yüzüm. Rüzgar yüzümü yalıyor, canımı acıtıyor, saçlarımı tarıyordu adeta. Yanaklarımdan aşağı süzülen bir kaç damla hissettiklerimi daha etkili hale getiriyordu. Bu akıntıya sebepler mi kazınıyordu yüzüme. Her temas iz bırakır mıydı gerçekten? Yüreğimize de dokunmuşlar mıydı? Geçmiyor muydu?

 

Hiç geçmeyecek sanıyorsun değil mi?

Abartıyorum değil mi?

Ne zaman abartmadın ki?

Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?

Seni hala şaşırtabiliyor muyum?

Vazgeçtiğine şahit olamayacağım değil mi?

Şu güzel ifadelere aşık oldum ben

Çok övüyorum ama. Güzel değiller mi her biri?

Güzeller her biri.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

22 saat önce, MysiaNyx yazdı:

Şu güzel ifadelere aşık oldum ben

Çok övüyorum ama. Güzel değiller mi her biri?

Güzeller her biri.

Güzel düşüncelerini ifade etmekten çekinmediğin için teşekkür ediyorum.
Evet bence de güzeller, zaman zaman... :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

22.10.2018 - 22:19 tarihinde, arecrateria yazdı:

Bel hizasında demir korkuluğu olan bir balkondayım şimdi. Önümde uzanan manzara, sokak lambaları veya binalar olması gerekirken, değil. Yıldızlar ve dipsiz bir karanlık var önümde. Ellerimle korkuluğu sımsıkı kavrıyor, bedenimi yaklaştırıyorum. Bel hizamdan demirlere yaslanıp öne doğru eğildiğimde ayaklarım yerden kesiliyor, nefes almak bir an zor gelse de git gide alışıyorum. Git gide daha çok uzaklaşıyor ayaklarım yerden, yıldızlara yaklaşık hissediyorum. Onlar havada asılı kalabiliyorsa belki ben de kalabiliyorumdur. Kendimi boşluğa bırakmadan bunu nasıl anlayabilirim. Başta korkutucu gelse de, zamanla tahtrevalli misali ufak ufak hareket etmeye alışıyorum korkuluk üzerinde. Düşüncelerim, fikirlerim ağır geldiğinde yıldızlarmışçasına devam edebilirim hayatıma, ancak eğer tam tersi olursa bu hayatta ayaklarım üzerinde yaşamaya devam edeceğim ve asla anlayamayacağım bir çok şey olacak. Ağırlık merkezimin de benim gibi kararsız kalmasına çok şaşırmış değilim, nasılsa ben değil mi? Gidip gelmelerim boşuna değil, kopuk kablolarım, sıyırmış dişlilerim, kapanmayan kapılarım, tutmayan kilitlerim, bir türlü kararlılık göstermeyen florasan lambalarım, zamanında yanmayan sokak lambalarım.

Her neyse işte, o bildiğiniz şarkının patlamasıyla zaten dolu dolu olan gözlerimi daha fazla durduramadım.

Çok da şey yapmayın olur mu?

Hasar 

Dalgalarla yüzleşen gemi

En ufak hasarda batmaya hazır olan gemi

Direğinden hasar almış olan gemi

Direğini tamir etmek o kadar güç olsa da

Tamir etmede sana yardım ederim Ruh'un gemisi

Onun İçin 

Fazla üzerine gitmem 

Gidemem 

Direğine olduğu gibi

En ufak hasarda batabilme  tehliken var 

Ruh'un Gemisi

Onun için üzerine gitmeyiz.

26 Aralık 2021

MysiaNyx tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

23.10.2018 - 01:36 tarihinde, arecrateria yazdı:

Her ne kadar yatarken kulak tıkaçları takıyor olsam da, full sessizlik yaratamıyorum. Bu bir yerde iyi oluyor, çünkü kör olmaktan farklı gibi gelmiyor bana duymamak. Her neyse...

Uyumaya çalışıyorum. Bir miktar geçmiş içim hatta. Bir uçak geçiyor, normalde bu kadar yakın geçmez ama. Sesi git gide yaklaşan bir son gibi geliyor. Diyorum ki tamam, her şey buraya kadarmış. Ses belli bir frekansa geldiğinde, ben burdan gidiyorum. Tabii öyle olmuyor. Değişen ses bir yerden sonra geldiği yöne dönmeye başlıyor ve ben uyanıyorum. Tüh diyorum. Sonumu rüyamda bile göremiyorum. Oysa ben rüyalarımı hatırlamam bile. Bunun iyi veya kötü oluşuna bir türlü karar bile veremedim.

Bunu neden mi yazıyorum?

Bil diye.

Hepsi bu.

Bildiğin Flört paragrafı....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

24.10.2018 - 06:41 tarihinde, arecrateria yazdı:

Bazı geceler yalnızlığına yürüyorum sevdiğim sokakların. Onların yalnızlığını yanıma alıp, kurtarıyorum yalnızlıktan.

Yalnız ne çok yalnız geçti iki cümlede, sevemedim. Bir ara ayılıp toparlayayım olur mu?

Olur Ruh...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

07.11.2018 - 04:46 tarihinde, arecrateria yazdı:

Çığlıklarıma kulaklarımı tıkayıp, caddenin ortasında diz çökmüş buluyorum kendimi. Dizlerim acımış. Ruhum yıkıklığı her zamankinden sarsıntılı. Bedenim de sarsılıyor, onun ki sarhoşluğundan.

Aklım mı?

Her şeyi s.ktredip eve gidip yatmış.

Boşuna değil...

Kolay değil ben olmak.

Ne zaman kolay oldu ki 

Benlik olmak

Ne zaman zor oldu ki 

Maske olmak 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

10.11.2018 - 00:00 tarihinde, arecrateria yazdı:

Gecenin kasvetiyle birlikte, yıldızlarla bezenmiş gökyüzünü seriyorum üzerime. Kıyafetlerimle uyumayı sevmediğimden ürperiyorum biraz serinliğinde. Güneş hayal etsem biraz diye düşünüp vazgeçiyorum. Üşürken uyumak güzeldir, en azından ben daha çok seviyorum. Bir yıldız haritası çıkarıyorum sonra. Benlerime denk getirebildiğimde döngüsünü uyuyabileceğim.

Takıntılı mısın?

Asla.

PEki bu denk getirmeye çalışmaların nedendir? diye sorarken.

İçimdeki şarkıya eşlik ederken uyumayı planlıyorum.

Ne çalıyor diye merak mı ediyorsun?

Uyumaya çalışmaların uzun sürüyor mu?

 

şarkı seçimi MÜKEMMEL 

İyi bir zevkin olduğu buradan belli Ruh 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • İslamiyet'e Göre Ölümden Sonra Ruhun Hali

      Ölünün kabri toprakla örtülüp düzlendiği ve insanlar dağılmağa başladıkları zaman, kabrin yanında durup şöyle demeyi sahabiler müstehap görürlerdi: "Ey falan, La ilahe illallah de." Bunu üç kere tekrar eder. Sonra yine ölüye hitaben: "Ey falan, Rabbim Allah, dinim islam, Peygamberim Muhammed (asm)'dir de." diye telkinde bulunurlar.   Definden sonra telkin vermek meşrudur. Ama yapılması kesinlikle emredilmiş bir iş değildir. Peygamberimiz (asm)'in telkin verdiğine dair bir habere rastlanmamıştı

      , Yer: Ölüm ve Ötesi

    • Ruhun Görünüşü (Edgar Cayce)

      İnsanlık her zaman bir başlangıç arar ve sınırlar koymaya meraklıdır; bu bağlamda, başlangıçta tüm uzayı dolduran bir Ruh denizi (öz, cevher) vardı. Bu dingin bir denizdi; kendinden hoşnut ve kendinin farkındaydı; niyetlerinin göğsüne yaslanmış, düşünüyordu. Sonra harekete geçti. Tüm uzayı boşaltarak kendi içine çekildi ve doldurduğu yerin merkezinde huzursuz, fokurdayan bir zihin olarak parlamaya başladı. Bu, Ruh’un bireyliğiydi; uyandığında ne olduğunu keşfettiği şeydi; bu Tanrı’ydı. Tanrı

      , Yer: Ölüm ve Ötesi

    • Ruhun Geldiği Yer

      Gerilim düşüncenin kendisidir. Örnek verecek olursak bir tehlike anında zihnimiz daha iyi çalışır. Fikirleri hızlı ve yerinde üretir. Düşüncenin tözü görünmez ve gizli bir gerilimden oluşur. Bu bize düşünmeyi sağlar. Bu gerilim yani düşünme fiili nereden gelmiştir. Elbet evrende ilk önce maddeler var oldu. Allah maddeye düzen verdi. Bu düzenin sürekli olması için onu yönetecek maddeye üst bir ruh verdi. Elbet ruh bilgi olmasa varlığından söz edilemez. Bilgi bir kutsal ışıktır. Allah galaksileri

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Goetia'daki 72 (Daemon) Şef Ruhun Kendi Kademelerine Göre Sınıflandırılması

      Şimdi bu başlığı okuyanlar diyecekler ki ''e var ya Türçe daemon listesi diye bir başlık''.Evet var ma iki içeriği karşılaştırdığınızda aradaki farkları görüceksiniz.   Not:Bu konu sağ-el yolunun içeriğidir. Ve çevirilerdeki yardımlarından dolayı aurorax a teşekkürlerimi sunarım.   (1.) BAEL.—İlk ana Ruh, doğuda hüküm süren kral, Bael olarak adlandırılmıştır. Seni görünmez yapar. Cehennemsel ruhların 66 lejyonundan fazlasına hükmetti. Birçok şekle bürünebilir. Bazen kedi, bazen kara kurbağas

      , Yer: Paranormal Varlıklar

    • The Progress 70 İkmal Gemisi

      Kazakistan'daki Baykonur Kozmodromu'ndan ISS'ye malzeme götürmesi için uzaya fırlatılan Rus ikmal gemisi "The Progress 70", adını tarihe yazdırdı.   İkmal gemisi bugüne kadar genelde iki gün sürmüş olan yolculuğu üç saat 48 dakikada tamamlamayı başardı. Rusya, bir önceki 6 saatlik rekorunu daha önce iki kez kırmaya çalışmıştı.   http://i.hizliresim.com/2anm10.jpg  http://i.hizliresim.com/oV0P3o.jpg   Ntv

      , Yer: Bilim & Teknoloji

×
×
  • Yeni Oluştur...