Jump to content

Bugün Sizi Hangi Şiir Anlatıyor?


schizophrana

Önerilen Mesajlar

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.

Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.

Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin

Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık

Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı

Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü

Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti

Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz

Sanki hiç olmamıştı

 

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu

Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar

Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların

Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek

Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken

Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti

Çünkü iki kişiydik

 

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya

Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız

Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu

İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük

Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde

Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra

Sonrası iyilik güzellik.

 

CEMAL SÜREYA

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Dudaklarımda yaşayamadığım

Çocukluğumun, gençliğimin şiiri

Dört yanım hüsran

Dört yanım yalan

Dört yanım hüzün

Dört yanım isyan!

 

Yanık bir şarkıda dolar bakışlarım

Annemin ellerini arıyor avuçlarım

 

Beni anneme götürün

Beni anneme götürün

Ağlamak istiyorum dizlerinde

Beni anneme götürün

Anlarsa beni bir o anlar

Beni anneme götürün

 

Vazgeçtim bütün saltanatından,

Sevdalarından köhne dünyanın

Ne dostta vefa

Ne aşkta huzur

Her gün bir kahpelik

Kalbimden vurur!

 

Yıkılır kalırım bu sağır akşamlarda

Önümde dağ gibi bir yalnızlık

İçimde yıllanmış yorgunluklar

Unutulmuş eski bir adrese çıkar yollarım

Çayımın ilk yudumunda o

Sigaramın son nefesinde o

Anlarsa beni bir o anlar

Beni anneme götürün!

 

AHMET SELÇUK İLKAN

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Muhterem Kadın

 

Taş oldu baştaki saygın kişi,

Geleceğinden aydınlatıyor krallığını şimdi.

Alay edildi en büyüğüyle:

Değerli taşlarla donatılı iken,

Değersiz bir işe aracı olasın diye,

Bak gökyüzüne gecelerinde,

Gör geleceğini...

 

Yıkıldı imparatorluklar,

Viraneden komiklik topluyor şimdi,

İnsandan bilgelikler.

Ama hiç işitilmedi gibi yapıldı hep değişmez söz;

Şurasına burasına konuşlanalım da

Olabilecek en çirkine çevirelim diye

Çalışmaktan yıkım hazlarını,

Yüzünü ekşitiverdi güne

Gökteki taşın budala hizmetkarları.

 

Gururun dumanı kaldı sadece geriye,

Bilgeliğini göremeden ölen

Tırışkadan yokluğun gururu,

O'nun dumanı;

O'nun oranızdan, buranızdan tanrılığı, ötede ve pek acı bir sessizlikte,

Oranızın, buranızın özenle egemenlik sürdürülmüş saygınlığı

Kalır gibi olmuş doğanın sonsuz altında

Yeri hiç merak edilmeyen bi çukurda...

En zavallı doğalın/en zavallı kadınsılığın,

Hiç başarılmadan taştan krallığı bekleyeninden,

Sesi çıkamaz halde bir umutsuzlukta

Bir zamanların devasa kadınının...

Hani gözkapakları sefile boyanmışınından,

Bir zamanlar benzerlerinden önce gökte, sonra neredeyse tüm yerde

Bolca bulunanının.

 

Saklanacak neyse ki hikayesi,

Tütecek yine dumanı.

Herkes bilecek,

Benim bildiğim gibi, korkunun küçük serüvenini.

Anlamsızlıkta nasıl ilerisi olmayan

Sessiz bir acıyla dağılan bir duman olduğunu bileceğiz, bileceksiniz.

"En iyisi" diye alay edecek kalıntı,

"En iyisi buydu kardeşler";

"Buydu tüten anlamsızlığı dışında unutulmaya yazgılı ateşi buydu; hem de saygınınından beyimizin, hatta hanımımızın!"

Sonra eğlenmeye koyulacaklar, hazza, sevince,

Üstelik gerçek varoluşta hem de.

Ama kimse bilemeyecek kalıntının sonsuz iyiliğini,

Sadece sızdırılacak ama asla bildirilmeyecek çünkü

Her ruhun istediğini, korkuya tutsak olduğu için zayıflığından başaramadığı istekleri her ruhun istediğini...

İçeride olanlar bilinmeyecek,

O sadece tek bir ırka sızdırılacak -tıpkı dün oduğu gibi, başlangıçtan bu yana tek gerçek olan Logos'ta olduğu gibi.

 

Bir de geceleri aydınlatan en zavallı kadınsılıktan bir ölüm olmayacak, kimsenin eksikliğini hissetmediği.

 

DR. Jonathan Oga Mura

Epiphanes tarafından düzenlendi
özenle severek olsun diye
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

 

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

 

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

 

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta,

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

 

Ahmet Haşim

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Nedir bu geceyle gelen birsam??

Duyuyorum serzenişlerini.

Karanlıkta ağzının yerini

Arıyor deli gibi hafızam.

 

"Yanıyor unutulmuş buhurdan

Yine gecenin içinde sessiz"

Hatıralarla kabaran deniz,

Doluyor ruhun oluklarından

 

Işık yağıyor doğan geceden;

Nasıl diriliş bu, neden sonra?

Bu rüya gibi geceden sonra

Gidecek mi o maziden gelen?

 

Seziyorum senelerce susan

Ruhumda taptaze bir geriniş.

Sonuna vardığım çölden geniş

Ayaklarıma açılan umman.

 

Bütün mevsimlerimin üstüne

Geriliyor bembeyaz bir kanat.

Gelip durdu artık işte hayat

Bana hep onu vadeden güne.

 

Artık ebedi huzur deminin

İçebilirim sırlı taşından

Girmek üzereyim dar kapısından

O eski rüyalar aleminin.

Orhan Veli Kanık

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yasaların yargısı doğru mudur

Ya da yanlış mıdır bunu bilemem;

Bildiğim tek şey bu hapishanede

Demir gibi sağlamdır tüm duvarlar,

Bir yıl kadar uzundur her geçen gün

Yıl bitmek bilmez, uzadıkça uzar.

 

Kabil'in Habil'i öldürdüğü

Günden beri hiç dinmedi acılar

Çünkü insanların insanlar için

Koymuş olduğu bütün yasalar

Tıpkı adaletsiz bir kalbur gibi

Taneyi eleyip samanı tutar.

 

Bildiğim başka bir şey daha var

-Ki bilmeli benim gibi herkes de-

İnsanın kardeşlerine ettiğini

İsa Efendimiz görmesin diye

Utanç tuğlalarıyla, parmaklıklarla

Örüldü yapılan her hapishane.

 

Parmaklıklar güneşi engelledi,

Kararttılar tatlı ay ışığını,

Cehennemi böyle ört bas ettiler

Yaptıkları bütün iğrenç şeyleri

İnsanoğlundan, tanrının oğlundan

Gizlemeyi ustaca başardılar.

 

Zehirli otlar gibi kötülükler

Büyür hapishanenin havasında,

Yok olur burada harcanıp gider

İyi olan ne varsa insanda:

Kapıyı tutar soluk bir keder

Umutsuzluk bekçiliğini yapar.

 

-Oscar Wilde-

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu yürek

Seni seveceğini biliyordu herhalde

Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir

Bire bin veren buğday

Elmadaki mayhoşluk

Hukuki beşer

Çınçınlı hamam

Çizmedeki kedi

Sanki elleriyle koymuşlar gibi

İkimizden bir işmar

Seni sevmemiş olsam , sözlerim yarı yarıya

Gözlerim yarım

Ellerim çolak hüseyin eli

Seni sevmesem , nefes almayı beceremem ki

Bugün günlerden ne ?

Cumartesi

Seni sevdiğim için , Cumartesi elbet

Seni sevdiğim için , bak temmuz ayındayız

Ayşe onbaşı , pir sultan abdal , büsbütün sevdalıyım sana

Bu gemiler nereye gidiyor , seni sevdiğim için

Seni sevdiğimden , suyun akası geliyor

Bacaların tütesi

Nurhayat’ın halleri , seni sevdiğim için güzel

İbrahim’in dilleri

İnsan seni sevince , tutsaklığa kızar tabi

Savaşın adı geçse , cinifrit olur

Ereğli’nin kömürünü düşünür , ne kömür o be

Raman’ı düşünür , Çukurova’yı düşünür

Seni sevdiği için , Haliç’te bir uğultu

Marmara’da bir deniz

Isparta bahçesinde güller

Seni sevdiği için goncalanıyor

Seni sevdiğim için , kilim dokuyor Avşar’da

Yarın sabahlar , seni sevdiğim için icat edildi

Penisilin , halk şiiri , canlı sinema

Mapushaneler , yedi düvel , harbi ispanyol nezlesi

Sultan Hamid , don civani

Ne bilsinler seni sevdiğimi

Başaklanmayan yulafa söylemeli

Cılk yumurtaya

Paslı demire

Kulağını bükmeli kurtlu kirazın

Hoşnut değilllerse bu gidaşattan

Akıl etsinler seni sevdiğimi ,

Yeşille turuncunun kafa barıştırması , bu sevdadan ötürü

Tepemizdeki o göçmez tavan

Sulardaki yakamoz , ortancadaki pembe

Ben seni sevdim diye

Bingöl vilayetinde , kamyondan inince

Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum

Siz nerenin bulutlarısınız böyle ?

Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız

Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara’nın

1953 kışları içinde

Karnı tok , sırtı pekse hısım akrabanın

Konu-komşu , dirlik düzenlik içindeyse

Birbirimizi daha çok sevelim diye

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor

Şair oluyor mesela

Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri

Caysın be güzel

Caysın be iyi

Tütünü bırakıyor , tütün neyime zarar

Keseme zarar , ciğerime zara , sevdama zarar

Seni sevince adamın papuçları eskimiyor

Beti-benzi yeni çarktan çıkmış gibi

Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen

Saçları zencefilli

Erkencecik evine dönmek istiyor canı

Hep seni düşün

Hep seni yaşat

Hep seni yıka

Seni doyur üç öğün

Seni bir kanım uyut , sonra uyandır

Lokman hekim , seni sev diyor bana

Seni sevmeseydim , ilkbaharı kodunsa bul gayrı

İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde

Umut diye bir şey yoktu ki , seni sevmeseydim

Hak , hukuk , bereket diye

Eşitlik , kardeşlik , hürriyet diye

Yüreğime sağlık ne iyi ettim..!

Metin Eloğlu

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

"Mutluluğunuz sizin, benim aşkımdadır,

Dinleyin beni, ben dilersem eğer, siz

Benimle bir olabilirsiniz.

İhtiras alışverişine kim giriyor, kim?

Aşkımı satıyorum ben,

Hayatı pahasına bir gecemi benim

Söyleyin, kim satın alacak içinizden?"

 

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ALLA`SEN SÖYLE NEDİR AŞKIN ASLI ASTARI!

Kimine göre ufak bir çocuktur aşk,

Kimine göre bir kuş,

Kimi der, onun üstünde durur dünya,

Kimi der, kalp kuruş;

Ama komşuya sordum, nedense yüzüme

Mânalı mânalı baktı,

Karısı bir kızdı bir kızdı, sormayın,

Aşkedecekti tokadı.

 

 

Şıpıtık terliğe mi benzer yoksa

Yoksa kandil çöreğine mi,

Hacıyağına mı benzer dersin kokusu

Yoksa leylak çiçeğine mi?

Çalı gibi dikenli mi, batar mı eline,

Andırır mı yoksa pufla yastıkları,

Keskin mi kenarı yoksa yatar mı eline?

Alla'sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

 

 

Tarih kitapları dokundurur geçer

Köşesinde kenarında,

Hele bir lâfı açılmaya görsün

Şirket vapurlarında;

Eksik olmaz gazetelerden, bilhassa

İntihar haberlerinde,

Mâniler düzmüşler gördüm üstüne

Telefon rehberlerinde.

 

 

Aç kurtlar gibi ulur mu dersin

Bando gibi gümbürder mi yoksa,

Taklit edebilir misin istesen kemençede,

Ne dersin piyanoda çalınsa;

Çiftetelli gibi coşturur mu herkesi

Yoksa ağıraksak bir hava mı?

İstediğin zaman kesilir mi sesi?

Alla'sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

 

Bir hâl oldum çardakların altında

Onu araya araya,

Küçüksu'ya baktım, orada da yok,

Boşuna çıktım Çamlıca'ya;

Anlamadım gitti bülbülün şarkısını,

Bir acayip gülün lisanı da;

Benim bildiğim o kümeste değildi

Ne de yatağın altında.

 

 

Aklına esince çıkarabilir mi dilini,

Başı döner mi asma salıncakta,

At yarışlarında mı geçirir hafta tatilini,

Usta mı düğüm atmakta,

Millet der peygamber demez mi,

Para mevzuunda nedir efkârı,

Borç alır borcunu ödemez mi?

Alla'sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

 

 

Ona rastladığı zaman duyduğu şeyleri

Kabil değil unutamazmış insan,

Yolunu gözlerim bacak kadardan beri

Ama o geçmedi bile yanımdan;

Merdiven dayadım otuz beşine,

Öğrenemedim gitti bir türlü,

Nemene mahlûktur bu düşerler peşine

Bunca insan geceli gündüzlü?

 

 

Gelsin ya, nasıl, pat diye gelir mi dersin

Burnumu karıştırırken tatlı tatlı,

Ya tutar yatakta bastırırsa sabahleyin?

Talih bu ya, otobüste nasırıma basmalı!

Gelişi yoksa havalardan anlaşılır mı,

Selâmı efendice mi yoksa gider mi aşırı,

Değiştirir mi dersin bir kalemle hayatımı?

Alla'sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

Wystan Hugh Auden

Çeviri:
Can Yücel

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ALLA`SEN SÖYLE NEDİR AŞKIN ASLI ASTARI!

Kimine göre ufak bir çocuktur aşk,

Kimine göre bir kuş,

Kimi der, onun üstünde durur dünya,

Kimi der, kalp kuruş;

Ama komşuya sordum, nedense yüzüme

Mânalı mânalı baktı,

Karısı bir kızdı bir kızdı, sormayın,

Aşkedecekti tokadı.

 

 

Şıpıtık terliğe mi benzer yoksa

Yoksa kandil çöreğine mi,

Hacıyağına mı benzer dersin kokusu

Yoksa leylak çiçeğine mi?

Çalı gibi dikenli mi, batar mı eline,

Andırır mı yoksa pufla yastıkları,

Keskin mi kenarı yoksa yatar mı eline?

Alla'sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

 

 

Tarih kitapları dokundurur geçer

Köşesinde kenarında,

Hele bir lâfı açılmaya görsün

Şirket vapurlarında;

Eksik olmaz gazetelerden, bilhassa

İntihar haberlerinde,

Mâniler düzmüşler gördüm üstüne

Telefon rehberlerinde.

 

 

Aç kurtlar gibi ulur mu dersin

Bando gibi gümbürder mi yoksa,

Taklit edebilir misin istesen kemençede,

Ne dersin piyanoda çalınsa;

Çiftetelli gibi coşturur mu herkesi

Yoksa ağıraksak bir hava mı?

İstediğin zaman kesilir mi sesi?

Alla'sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

 

Bir hâl oldum çardakların altında

Onu araya araya,

Küçüksu'ya baktım, orada da yok,

Boşuna çıktım Çamlıca'ya;

Anlamadım gitti bülbülün şarkısını,

Bir acayip gülün lisanı da;

Benim bildiğim o kümeste değildi

Ne de yatağın altında.

 

 

Aklına esince çıkarabilir mi dilini,

Başı döner mi asma salıncakta,

At yarışlarında mı geçirir hafta tatilini,

Usta mı düğüm atmakta,

Millet der peygamber demez mi,

Para mevzuunda nedir efkârı,

Borç alır borcunu ödemez mi?

Alla'sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

 

 

Ona rastladığı zaman duyduğu şeyleri

Kabil değil unutamazmış insan,

Yolunu gözlerim bacak kadardan beri

Ama o geçmedi bile yanımdan;

Merdiven dayadım otuz beşine,

Öğrenemedim gitti bir türlü,

Nemene mahlûktur bu düşerler peşine

Bunca insan geceli gündüzlü?

 

 

Gelsin ya, nasıl, pat diye gelir mi dersin

Burnumu karıştırırken tatlı tatlı,

Ya tutar yatakta bastırırsa sabahleyin?

Talih bu ya, otobüste nasırıma basmalı!

Gelişi yoksa havalardan anlaşılır mı,

Selâmı efendice mi yoksa gider mi aşırı,

Değiştirir mi dersin bir kalemle hayatımı?

Alla'sen söyle nedir aşkın aslı astarı!

Wystan Hugh Auden

Çeviri:
Can Yücel

 

 

Kimine göre bir kuş!

 

evet bir kuş..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

tasavvufta erenlerin ilahi aşka kanat çırpmalarını kuş sembolüyle anlatılmıştır. özelliklede bu benzetmeyi en çok mesnevide mevlana kullanmıştır.

aşk tüm benliğinizi yakan sizi kendine esir eden bir ruh halidir. iradenin sorgulamadan sevgiye kulluğudur..

kalbinde yaşamasına izin vermediğin sevgili(sevgi) için temiz tutmadığın bir kalbe sevgi yerleşmez, seni seçmez, kabul edelebilir birşey bulmaz.

tüm açlığıyla daha çok saldırır insan artık onu seçen kendi ihtiraslarının kurbanıdır kendi kendi düzmekle o kadar meşgul olurki

ipini çekmekten başka bir seçenek bırakmaz kendine geneli böyledir yaşarken fişi çekilenler

inanmadığın bir hayatı yaşamaktır senin aşk arayışın!

oysa aşkta seçim yoktur bırakabilirmisin kendine aşkın ellerine..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Donmuş tarlalardan geçiyorduk bir vagonla şafakta.

Kızıl bir kanat havalandı karanlığın içinde.

 

Ve birden koşarak bir tavşan geçti yoldan.

İçimizden biri eliyle gösterdi bize.

 

Aradan çok zaman geçti. Artık ikisi de sağ değil,

Ne tavşan, ne de tavşanı eliyle gösteren adam.

 

Ah sevgilim, nerdeler, nereye gidiyorlar

Elin çakıp sönüşü, koşunun hızı, çakıl taşlarının hışırtısı.

Çektiğim acıdan değil, meraktan soruyorum.

Czeslaw Milosz

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

SAVAŞA GİTMEMİZ BUYRULDU

 

- Bir Asker Türküsü Savaşa gitmemiz buyruldu

“Toprak için aslanlar gibi dövüşün” diyerek

Toprak için! Ama kimin toprağı? Söylenmedi bu

- Dere beyinin toprağı olsa gerek! Savaşa gitmemiz buyruldu

“Özgürlük adına” diyerek

Özgürlük adına! Ama kimin özgürlüğü? Söylenmedi bu

Halkın özgürlüğü olmasa gerek! Savaşa gitmemiz buyruldu

“Bizden” dendi “yardım bekliyor müttefik uluslar”

Ama en önemli şey unutuldu:

Kimin cebine girecek banknotlar? Savaş kimisi için hayatla ödenen bir fatura

Milyonluk kazançtır kimisine

Çoçuklar, daha ne kadar -

Katlanacağız bu ağır işkenceye?

Demyan BEDNIY

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

akşamın acı su karanlığı içinden

soğuk kadife teması yalnızlığın

şuh bir kahkaha balkonun birinden

gizli işareti midir bir başlangıcın

 

sevmek için geç ölmek için erken

 

başbaşa çay elele yürümek derken

boğaz vapurları mı iskele sancak

telefonda kaybolmak sesini beklerken

insan insanı yeniler doğrudur ancak

 

sevmek için geç ölmek için erken

 

içimdeki gökkuşağı besbelli neden

bulutların içinden kuşlar yağıyor

bir şiire başlarsın birini bitirmeden

hiç kimse gözlerine inanamıyor

 

sevmek için geç ölmek için erken

 

sevmek sevildiğini bile farketmeden

yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi

sevmek zehir zemberek ve yürekten

gecikerek de olsa vuruşur gibi

 

sevmek için geç ölmek için erken

http://www.muhakeme.net/geek/gars/images/1/types/thumb_attila_ilhan.jpg

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bir mum yanıyordu bir evin bir odasında.

o evde bir de kedi vardı

geceler indiğinde kendi havasında

mum yanar, kedi de oynardı.

 

mumun yandığı gecelerden birinde

kedi oyunlarına daldı.

oyun arayan gözlerinde

mumun alevi yandı,

baktı,

mumun titrek alevinde

oyuna çağıran bir hava vardı.

 

oyunlarını büyüten kedi büyüdü

kendi türünde çocukçasına,

döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü

geldi mumun yanına, oyuncakçasına.

bir baktı, bir daha, bir daha baktı

mumun alevinin dalgalanmasına

uzandı bir el attı.

bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı..

ilk kez gördüğü mumun yakmasına

inanmayacaktı.

 

kedi oyunlarında büyüyordu,

mum, üşüyordu yanmalarında.

zaman ikili yürüyordu

aralarında.

bir ayrışım görünüyordu

birinin yanmalarında

öbürünün oynamalarında.

 

kedi oyunlarında büyüyordu,

yitirerek gitgide oyunlarını.

mum küçülüyordu yanmalarında,

yitirerek gitgide yakmalarını.

 

oynarken büyüyen kedi yanacak,

aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.

küçülen yaka-yaka aydınlatacak,

büyüyen yana yana anlayacaktı.

 

bir mum yanmasından

ve bir kedi oyunundan

kaldı sonunda

bir gecenin tam ortasında

bir evin bir odasında

göz-göze susan

iki insan.

 

ıı

 

mum yandı bitti.

kedi büyüdü gitti.

oyunlar karıştı gecelerde

suskun uykusuzluklara.

 

o iki insandan, sonunda

birinin anılarında kedi,

birinin dalmalarında mum

kaldı gitti.

 

nerede bir mum yansa şimdi

nerede oynasa bir kedi,

birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri...

bugün dün gibi oluyor,

dün bugün gibi.

mum ellerimi tırmalıyor,

belleğimi yakıyor kedinin elleri

 

özdemir asaf

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben seni seviyorum

sen gezmeyi,

senin hep gittiğin yere ben hiç gidemiyorum.

Öylece durmayı seviyorum ben..

Durup ardından bakmayı..

Sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan..

yaprak seviyorum ben yaprak..

Kuru, yaş ayırmadan..

Sen ezmeyi seviyorsun, neye bastığına bakmadan..

 

Ceyhun Yılmaz

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bir ağaç soyunur pencerelerimde

hangi yabancılığa kendimi atsam

alımlı bir kadın kurak gecelerimde

giysilerin kınından sıyrılmış yalın

tepeden tırnağa vücuduma tamam

 

yeşil sarıklı bir çınar eğer istanbuldaysam

belki küçüksu da belki büyükdere de

ney ıslıklarıyla pırıltılı darmadağın

eğer paristeysem şanlı bir atkestanesi

bolonya korusunun aydınlık gemisi

en kuytu limanında neuilly akşamının

izmirdeysem eğer ya bürümcük bir karabiber

ya dikenli bir palmiye ağustos delisi

ayışığında ya da bir turunç ağacı

yıldız serpintileriyle sırılsıklam

 

kadınsa o bildiğimiz bıçak sırtı kadın

her şehirde güzellikler değiştirerek

bazen konyak kıvamındaki sarışın

bazen gerçek mi yalan mı anlayamam

yukardan kahkahasıyla neredeyse erkek

elinde isteklerin delimsirek kırbacı

bazen gergef işler mendelsohn sokağında

parmak uçlarında rönesans nakışları

gizli çiçeklerle süsler karanlık kışları

 

vahşi bir takım yıldız yalnızlığın ağacı

bir uzay panayırı kurulmuş pencereme

yüzlerimi aranırım hiçbirini bulamam

ensemde düşten bozma kadınların kıskacı

erkekliğim azalır git gide şairliğime

o kadar uğraşırım yalnızlığımdan çıkamam

 

attila ilhan

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

VERA'NIN UYKUDAN UYANIşI

 

İskemleler ayakta uyuyor

masa da öyle

serilmiş yatıyor sırtüstü kilim

yummuş nakışlarını

ayna uyuyor

pencerelerin sımsıkı kapalı gözleri

uyuyor sarkıtmış boşluğa bacaklarını balkon

karşı damda bacalar uyuyor

kaldırımda akasyalar da öyle

bulut uyuyor

göğsünde yıldızıyla

evin içinde dışında uykuda aydınlık

 

uyandın gülüm

iskemleler uyandı

köşeden köşeye koşuştular

masa da öyle

doğrulup oturdu kilim

nakışları açıldı katmer katmer

ayna seher vakti gölü gibi uyandı

açtı kocaman mavi gözlerini pencereler

uyandı balkon

toparladı bacaklarını boşluktan

tüttü karşı damda bacalar

kaldırımda akasyalar ötüştü

bulut uyandı

attı göğsündeki yıldızı odamıza

evin içinde dışında uyandı aydınlık

doldu saçlarına senin

dolandı çıplak beline ak ayaklarına senin.

 

Nazım Hikmet

 

 

(Herkese iyi geceler :))

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

...

bana bir şimşek çak

sala veriliyor görünmez minarelerden

izmir'de 'istirdat'ı yaşamaktayım

bir yangın soluğu sokak içlerinden

kordonboyu'nda muzaffer atlılar

fahrettin paşa'nın süvarisi

bana bir şimşek çak

yolumu aydınlatacak

gazi'nin gözlerinden

mavi bir şimşek

kuva-yı milliye mavisi

aynı emaneti taşımaktayım

'hürriyet ve istiklal benim karakterimdir'

çünkü hain sinsi ve korkak

aynı düşmana karşı

savaşmaktayım

 

attila ilhan

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme

dokunmasın kimse bana

kimse ulaşamasin artık tenimin incinen yerlerine...

uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan

zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum

biliyorum artık kimse yok kimsesizliğime...

 

biliyorum aşka kimse yok

aşkın karanlık metali soğuyor yüreğimin derinliklerinde...

aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım

dağılıp gitti herkes

içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde...

 

murathan mungan

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...