Jump to content

Bugün Sizi Hangi Şiir Anlatıyor?


schizophrana

Önerilen Mesajlar

beni özleyince bir nehir yatağını bulsun

 

kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin

 

sesime bakıpta ağlıyorum sanma

 

seni özleyince böyle olsun birazda

 

 

 

ayrılıversin yaprak dalından

 

insan sevdiğinden ayrılıversin

 

kan damarımdan can pazarından

 

adam baharından ayrılıversin

 

 

 

dağda dört mevsim erimeyen kar varya

 

yokluğum öyle erimesin

 

sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın

 

adın batsın.

 

saolasın zibamm;)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

HEY JOE !

 

biliyorsun sen bunu

en son duyulan ayak sesi ve üzerine kapanan demir kapı

çıkıyor musun bu sefer, yeniden mi giriyorsun içeri

anlaşılmıyor şarkıdan

anlaşılmıyor joe

gençliğimizin polisiye günleri

kendi romanlarımız içinde uydurduğumuz adlar

sanki o romanlar sahi de yaşadıklarımız yalan

 

unuttuğum adların gece parklarında kaç kez aldattım seni

ben ihanetle öğrendim sadakati

kaç kez korkunun gözleriyle bakıştım bıçağının yüzünde

artık kimse öldüremez beni

 

çok zaman geçti herşeyin, herkesin üstünden

hayat ödünç tenha uzak biz birbirimizin şarkılarının mirasıyız joe

şimdi kaç kişi kaldık

göğe bakma durağında el ele tutuştuğumuz gençlikten

ben yine de bir yola çağırıyorum seni

ister inanç de buna ister çaresizlikten

dudaklarımı kanatırdı ıslığın

hiç unutmadım hiç unutmadım

ne zaman karanlığa düşsem senin ıslığını çalarım

 

ben seni en çok dizlerin titrerken sevdim joe

 

çık saklandığın yerden joe

nerdeysen çık, ölmek değilse bu, bak kayboluyorum

yoruldum seni beklerken vakit geçirdiğim dublörlerinden

sana yazdığım

hikayeyi yanlış okuyorlar her seferinde

ah şimdi joe burda olsaydı diyorum

joe şimdi burda olacaktı ki diyorum

bazen sarhoşken kalabalığın içinde yüksek sesle söylüyorum adını ya da birinin kollarındayken, bazen pencereyi açıp sokaktan geçiyormuşsun gibi ardından sesleniyorum, hep başkaları bakıyor yukarıya. ben gülümseyerek, gitti, diyorum, yakalayamadım, gitti. sahi gittin mi joe? yoksa hiç mi olmadın?

 

çık ortaya saklandığın yerden

yoruldum, azaldım beklemekten

bazen düşünüyorum da

var mıydın sahiden, yoksa bir şarkının anısı mı uydurdu seni

hiç bir şey benzemiyor değil mi, şimdi geçmişten daha çok bizim olan gençliğimize

bilmem ki, karşılaşsak bile birbirimizi hatırlayabilir miyiz yeniden

ikimiz de artık bir başkasıyken

gene de sen bilirsin joe, sen bilirsin

öyle iyiydik, bir düşün istersen.

 

MURATHAN MUNGAN

schizophrana tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aramakmış oysa sevmek

Özlemekmiş oysa sevmek

Bulup bulup yitirmekmiş

Düşsel bir oyuncağı

Yalanmış, hepsi yalan

Yalanmış, hepsi yalan

Sevmek diye bir şey varmış

Sevmek diye bir şey yokmuş.

 

Acı çektim günlerce

Acı çektim susarak

Şu kısacık konuklukta

Deprem kargaşasında.

 

Yaşadım bir kaç bin yıl

Acılara tutunarak

Acı çekmek özgürlükse

Özgürüz ikimizde.

 

Acılardan arta kalan

İşte şu bakışlarmış

Buğu diye gözlerimde

Gün batımı bulutlarmış

Yalanmış, hepsi yalan

Yalanmış, hepsi yalan

Savrulup gitmek varmış

Ayrı yörüngelerde.

 

:(

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ACIYA DOKUNUR GÖLGEM

 

 

sisli cam ardında güneşim

gölgem acıyla akar ırmakta

uzun suskunluklar esaretimi çaldı

kime sitem etsem ona mahkum

kimden geçip gitsem onda kalan

kendine aykırı ıssızlık

kendi sesine aşina şölen

içinden çıkamayınca dışında kalan

içinde kalınca mekansız kalan

benim diyeceğim tek şey hiçliğim

bana ait olmayan tebessüm aksi

ağlamak gerekli burada çocukça

hesapsız / kuralsız / aynasız

şöyle sert bir hareketle bakmak

ve birazda gitmek sırtında sayıklama

oysa olmaz bütün bu ışımalar

orta yerinde hayatın bir oyun

ortada bir oyun

ortaoyun

 

işte ilk sahnem.

... kim silerse gözyaşımı aynamı ona vereceğim

oyunlarımı / acılarımı / ıssızlığımı

beni kim anlarsa onunla gideceğim

kimi anlarsam onunla öleceğim

peki benim için ölmesini kimden isteyeceğim ...

 

öyle çok işim var ki henüz gölgemin resmini çizemedim

henüz sisli camdan güneşime değmedim

ırmağını geçmedim acının

unutarak yaşadım yapmam gerekenleri

unutulmayı umarak geçtim başağrılarımı

öyle çok işim var ki henüz başa dönemedim

yetmişsekize dönemedim sıcağı göremedim

kerpiç yazgımın gözlerinden öpemedim

ağlamak gerek burada

söz tüketen aynaya ne kalmışsa

 

ikinci sahnem.

 

... kim benden bilirse acılarını uçurum çiçeğimi ona vereceğim

görkemli endişelerimi felaketimi

ışıklı tennuremi ona vereceğim

son raksımı son yanışımı

pencereden saydambakışımı ona vereceğim

peki benim için yanmasını kimden isteyeceğim ...

 

sisli cam ardında güneşim battı

ırmağımı kuruttu temasım

ağlayanı kovmak lazım buradan

yetmez ki şiirime çöl olduğu...

 

veda sahnem.

 

... kim gözyaşımı silerse ellerimi ona vereceğim

son temasımı / gayretimi / ümidimi

peki benim için ağlamasını kimden isteyeceğim ...

 

 

( Şiirin kime ait olduğunu bilmiyorum...)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aldanı-Aldatı

 

Benim düşlerimin içinde

O uyuyordu,duyuyordum.

Ben bir uykusunda onun,

Bir düş'ünde bulundum...

Uyuyordu,duyuyordu,

Avundum.

 

II

 

Benim düşlerimin içinde

O uyumuyordu,biliyordum.

Ben ne bir uykusunda onun,

Ne de bir düş'ünde bulundum...

Bulunsaydım,

Vururdum....

 

Özdemir Asaf

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

YAŞAMAK

 

Biliyorum, kolay değil yaşamak,

Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;

Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,

Gündüzleri gün ışığında ısınmak;

Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,

Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...

-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-

Her şeyi unutabilmek maviler içinde.

 

 

Biliyorum, kolay değil yaşamak;

Ama işte

Bir ölünün hala yatağı sıcak,

Birinin saati işliyor kolunda.

Yaşamak kolay değil ya kardeşler,

Ölmek de değil;

 

Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.

 

 

 

Orhan VELİ

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Soyulur anlamsızlıkların ucu yırtık geçmişi mazime kalın harflerle yazılan her yaranın ardından...

Ben mi çok çabuk pes ettim bunca zaman boyunca, yoksa doğru muydu kaçışlarım?

Kendimi ezip geçmekten korkarcasına, ezdim geçtim etrafımda her kim varsa...

Her yıkım bir felaket... Her felaket yıkım oldu içimde...

Geçmişin harabelerine bakıp durmaktan, baktıkça durmaktan,

durdukça kendimden kaçmaktan başka ne çarem vardı ki?

 

 

Güzel günlerin geleceği umuduyla yeşillenir bahar,

yanar gider acılar - ıstıraplar - kederler...

Kötüye dair her ne varsa yanar gider içimde...

Tek kötü ben kalırım...

Çirkefinin içinde debelenen domuz misali ne paylaşırım kendimi,

ne de bırakırım... İşte bu yüzden baharlar çabuk geçer bu şehirde...

Yeşiller bozuşur ellerim değdiğinde...

Elimin değdiği yerde ölüm biter...

Kurur - solar yapraklar...

En mutlu çiçekler bile büker boyunlarını değdiğim anda...

Ölümler ölümüm olur... Karanlıklar mezarım...

Kaç punto yapmak gerek yaraları?

Daha ne kadar kalınlaştırmalı bu anlamsızlığımı...

 

Kış misali yağar karanlık lapa lapa yalnızlığıma...

Yalnızlığım yağar, karanlığım yağar, sonum yağar...

Gömülürüm kendime... Gömülürüm içime...

Geride sadece bir labirent kalır...

Kendime kurduğum tuzak misali Ölüm Labirenti...

 

Alıntıdır...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda

Kötü ediyor insanı, kötü

Hele birde hasretlik oldu mu serde

Sevdiğin başka yerde

Dertli ediyor insanı, dertli

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda

Sarhoş ediyor insanı, sarhoş...

Orhan Veli Kanık

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ölüm

 

 

Yasam, yitim acisidir.

Yasamak, yitirmenin

acisini çekmektir.

 

Ölüm yitmekse,

yasamda yitirmektir.

 

Yasamak, yasamin nasil

tükendigini yasamaktir.

 

Yasam yikimsa,

yasamak yikmaktir.

 

Ölüm bitmekse,

yasam tükenmektir.

 

Yasam yitirmekse,

birlikte yasamak,

yitirtmektir.

 

Oruç Aruoba

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kırmızı

 

adinin yazıldıgı.. her dusuncem.. kızıl..

 

cennetin beyazından dusen.. arzum..

elmanın kıskırtıcılıgı kadar

sen gıbı.. gunahkar

dudaklarindan kalma..

nefesim gibi.. kırmızı

 

yakan

ve o ahlar cektiren guzelligin..

hala sinmis ozlemlerime..

 

askın o tadı… ates

dudaklarından aldıgım ısırıkta gizlenmis..

solugundan gecmis.. yurek sızıma..

senin hasretini anlatan

 

saclarının orttugu bakısların..kırmızı

gecenin ustune atılan ısıksızlıgın ortusu gibi..

 

ac gozlerini.. ısıtan tutkunla…

usuyen ozlemlerim ısınsın..

 

adım izlerin ah… yangın yeri

cigne topragımı

fetheden kumandanın gururu kadar… kızıl kor

 

sevis …sevis benimle

sur…sur dudaklarını aclıgıma

tohumlansın sevinclerim yok olusa…

kosalım.. kosalım yeniden

cennete.. masum sehvete…kırmızıya

 

Gassan Satar

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

 

 

Erkek kadına dedi ki:

-Seni seviyorum,

ama nasıl,

avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp

parmaklarımı kanatarak

kırasıya

çıldırasıya...

Erkek kadına dedi ki:

-Seni seviyorum,

ama nasıl,

kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,

yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,

yüzde hudutsuz kere yüz...

Kadın erkeğe dedi ki:

-Baktım

dudağımla, yüreğimle, kafamla;

severek, korkarak, eğilerek,

dudağına, yüreğine, kafana.

Şimdi ne söylüyorsam

karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..

Ve ben artık

biliyorum:

Toprağın -

yüzü güneşli bir ana gibi -

en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..

Fakat neyleyim

saçlarım dolanmış

ölmekte olan parmaklarına

başımı kurtarmam kabil

değil!

Sen

yürümelisin,

yeni doğan çocuğun

gözlerine bakarak..

Sen

yürümelisin,

beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere...

Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...

 

NAZIM HİKMET

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Eskil Denizci

ne hoş ne de kırmızı,Tanrının başı gibi,

Görkemli güneş yükseldi;

Herkes peki deyince,öldürdüm kuşu

sisi dumanı getiren.

Hepsi hak verdi öldürülmesine

sisle dumanı getiren kuşların.

 

Tatlı yel esti,uçtu ak köpükler,

başıboş izledi dümen suyumuz;

herkesten önce dalan bizdik

dingin sessiz denize.

 

yelin hızı kesildi,yelkenler indi,

hüzün doluydu ortalık;

yalnız kırmak için konuştuk arada bir

denizin sessizliğini!

 

herşey sımsıcak bakırsı gökte,

ögle güneşi kan rengi,

tünemiş gemi direğinin tam üzerine,

ancak ay kadar büyük.

 

günler geçti birbiri ardından,

ne bir soluk,ne kımıldama,öylece kaldık;

bir resimdekı gemı gibi aylak,

resimden bir denizin ortasında.

 

su,su,her yanımız su,

bütün güverteler kupkuru;

su,su,her yanımız su

bir damla bile yok içmeye...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Umutsuzlar Parkı

 

[...]

 

III

 

Binlerce, ama binlerce yıldır yaşıyorum

Bunu göklerden anlıyorum, kendimden anlıyorum biraz

İnsan, insan, insandan; ne iyi ne de kötü

Kolumu sallıyorum yürürken, kötüysem yüzümü buruşturuyorum

Çok eski bir yerimdeyim, çürüyen bir yerimden geliyorum

Öldüklerimi sayıyorum, yeniden doğduklarımı

Anlıyorum, ama yepyeni anlıyorum bıktığımı

Evlerde, köşebaşlarında değişmek diyorlar buna

Değişmek

Biri mi öldü, biri mi sevindi, değişmek koyuyorlar adını

Bana kızıyorlar sonra, anısızın bana

Kimi ellerini sürüyor, kimi gözlerini kapıyor yaşadıklarıma

Oysa ben düz insan, bazı insan, karanlık insan

Ve geçilmiyor ki benim

Duvarlar, evler, sokaklar gibi yapılmışlığımdan.

 

Bilmezler, kızmıyorum, bunu onlardan anlıyorum biraz

Erimek, bir olmak ve unutulmak içindeki onlardan

Ya da bir başkaca şey: ben kendimi ayırıyorum

O yapayalnız olmaktaki kendimi

Böyleyken akıp gidiyorum bir nehir gerçeği gibi

Sanki ben upuzun bir hikâye

En okunmadık yerlerimle

Yok artık sıkılıyorum.

 

[...]

 

Edip Cansever

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ARKADAŞIM BADEM AĞACI

 

Sen ağaçların aptalı

Ben insanların

Seni kandırır havalar

Beni sevdalar

Bir ılıman hava esmeye görsün

Düşünmeden gelecek karakış..

Acarsın çiçeklerini ..

Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...

Bir güler yüz bir tatlı söz..

Açarım yüreğimi hemen

Yemişe durmadan çarpar seni karayel

Beni karasevda

Hem de bilerek kandırıldığımızı

Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza

Koş desinler bize şaşkın

Sonu gelmese de hiç bir aşkın

Açalım yine de çiçeklerimizi

Senden yanayım arkadaşım

Havanı bulunca aç çiçeklerini

Nasıl açıyorsam yüreğimi

Belki bu kez kış olmaz

Bakarsın sevdan düş olmaz

Nasıl vermişsem kendimi son sevdama

Vur kendini sen de bu güzel havaya

 

Aziz Nesin

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,

Yitirmiş öpücükleri..

Payı yok, apansız inen akşamdan.

Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,

Seni, anlatabilsem seni...

Yokluğun, cehennemin öbür adıdır

Üşüyorum, kapama gözlerini...

Ahmed Arif

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Içimde bir yerlerde

 

ve şimdi kelimeler kadar yalnizim

bir odam bir ben hayata kapanmişim

başlamak ,istiyorum ya tekrardan

ya da çekip gitmek varmak istiyorum hayallere…

 

aldiğim nefes kadar üşüyorum

verdiğim soluk kadar aciyor bedenim

şimdi yalnizim bir odam bir ben

ve içimdeki acemi şaiirin

buruşuk kağitlarda gizli sakli şiirleri

 

karanliğin buz gibi gecelerinde

rüzgarin sesini dinliyorum penceremde

sessizlik çiğ gibi üzerimde

biliyorum çikmaz olan

sonu olmaya n bir yere variyorum

 

gidiyorum bir hayallerim bir kağidim

ve bir ben bir hayat işte

onuda götürüyorum

sonsuz kere

 

ve sonsuz kere anliyorum

ben yaşamiyorum aslinda

ölüm ardimda sessiz adimlarda

belki hissettiğim duygularimda

ya ona gidiyorum ya da çözemediğim

varamadiğim yollara

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum

Dikey ve yatay mutsuzluktan

Mükemmel mutsuzlugundan insansoyunun

sevgim aciyor

 

Biz giz dolu bir sey yasadik

onlar da orada yasadilar

Bir dagin çarpikligini

bir sevinç sanarak

 

En basta mutsuzluk elbet

Kasaba meyhanesi gibi

Kahkahasi gün isigina vurup ta

ötede beride yansimayan

Yani birinin solgun bir gülden kaptigi frengi

Öbürünün bir kadindan aldigi verem

Bütün ishanlarinin tarihçesi

Bütün söz vermelerin tarihçesi

sevgim aciyor

 

Yazik sevgime diyor birisi

Güzel gözlü bir çocugun bile

O kadar korunmus bir yazi yoktu

Ne denmelidir bilemiyorum

sevgim aciyor

Gemiler gene gelip gidiyor

Daglar kararip aydinlanacaklar

Ve o kadar

 

Tavrim bir seyi bulup cosmaktir

Sonbahar geldi hüzün

Kis geldi kara hüzün

Ey en akıllı kişisi dünyanın

bazen yaz ortasında gündüzün

sevgim aciyor

Kimi sevsem

Kim beni sevse

 

Eylül toparlandi gitti iste

Ekim falan da gider bu gidisle

Tarihe gömülen koca koca atlar

 

 

Tarihe gömülür o kadar

 

 

Turgut Uyar

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...