Jump to content

Atatürkün Tabutunun Açıldığı Gün (9 kasım 1953)


yolgezer

Önerilen Mesajlar

Sana Hasret Sana Vurgun Gönlümüz

Neredesin Mavi Gözlüm

Nerde Nerde Nerdesin Dost

Bu Gemi Bu Karadeniz

Sarı Saçlım Mavi Gözlüm

Nerde Nerde Nerdesin Dost

 

Ararım İzini Dolmabahçeden

Bir Daha Dönmezmi Bu Yola Giden

İçimde Sen ,Gözümde Sensarı Saçlım Mavi Gözlüm

Nerde Nerde Nerdesin Dost

 

Kurban Olam Yürüdüğün Yollara

Kara Peçe Yakışmıyor Kullara

Uyan Bak Bizim Hallara

Sarı Saçlım Mavi Gözlüm

Nerde Nerde Nerdesin Dost

 

Bulutlar Terinden, Dağlar Kokundan

Sarhoştur Sevdiğim Mahsuni Bundan

Bir Daha Gel, Gel Samsundan

Sarı Saçlım Mavi Gözlüm

Nerde Nerde Nerdesin Dost

 

Asik Mahzuni Serif

 

http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/1675/p300/r_zoez9edyrtward9pu6zc.jpg

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

çok güzel bi çalışma...

 

ama dikkat çekmek istediğim başka bişey var arkadaşlar...

bazı aşırı dinci kesim Atatürk ün bu defni için toprak kabul etmedi 15 yıl aradan sonra başka yere gömüldü.o kafirdir şeklinde yorumları var.bizzat ben bu tarz bi tartışmanın içerisinde kaldım.neredeyse vurucaklardı beni...

karşınıza böle düşünen birileri çıkarsa lütfen bilinçli bi şekilde anlatmaya çalışın anlamıyorlarsada vurun gitsin :D

Atatürk ü deccal ilan eden kesimle iç içe yaşıoruz.yok sol gözü cam mış bilmem neresinde şu varmış.ben zor tutuyorum bu insanlarla karşılaşınca...eğer Atatürk deccal ise çağırdığı heryere şuanda yaptığım gibi tekrar yine giderim.herzaman izindeyim...

paylaşım için teşekkürler...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

görsellik olarak daha fazla olduğu için küçük bi ekleme yapmak istiyorum facete buldum da O'nun hayran sayfalarından birinde :( :

Kefen sıyrıldı ve...

 

Özel solüsyonla ıslatılmış pamuk kitlesi kaldırılınca

Ata'nın yüzü ortaya çıktı. Derisi kahverengi bir hal almış,ama hatları bozulmamıştı.Sanki uyuyordu...

 

 

http://photos-e.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80438212739_42566217739_1901180_2249093_n.jpg

 

 

 

8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00'da Prof. Dr. Kamile Sevki Mutlu'nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tip Fakültesi Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü Başkanı'ydi.Patalogdu. Arayan ise Ankara Valisi Kemal Aygün'dü...

Aygün, "Hocam" dedi, "10 Kasım günü Atamızın naaşıını Anıtkabir'e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk. Naaşı geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan korunduğunu belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz."Prof. Mutlu önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu.Hastalığını gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını rica etti.Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: "Ben sizi sarar sarmalar götürürüm, bu tarihi bir görev" dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı Etnografya Müzesi'ne gitti. Başbakan Adnan Menderes oradaydı.

Meclis Başkanı Refik Koraltan ve eski başkan Abdülhalik Rendada...Mutlu,görevden affının istemekle ne büyük hata ettiğini o zaman anladı.

 

Gerçekten tarihi bir tanıklıktı bu...Ata'nın gül ağacından tabutu, 4 Kasım günü, geçici kabrinden çıkarılıp müzenin holündeki mermer katafalka konulmuştu. Bir hafta boyunca sırayla ögrenciler, subaylar ve generaller katafalk başında nöbet tutmuştu. Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite üyeleri

tamam olunca Prof. Kamile Mutlu "Başlayın" talimatını verdi.

 

Bunun üzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madeni bir sanduka bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiş olma ihtimali düşünülerek önce bir burgu ile delik açıldı. Gaz ya da koku çıkmadı.Sanduka talaş doluydu.Sandukanın içi, muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı doluydu.

Bu talaş, naaşın ayak yönüne doğru toplandı. Talaşın arasında,ağzı kapalı ve içi sıvı dolu bir şişe bulundu. Bu,cesedi muhafaza için kullanılan solüsyondan bir numuneydi. Üzerinde terkibi yazılıydi.Ata'nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra kahverengi bir musambayla kaplanmıştı.Sargıları açmaya başladılar. Herkes

nefesini tutmuştu. Çünkü, "Naaş çürüyüp bozulmuş, çıkan gazlar tabutu patlatmış,nöbetçi er, kokudan bayılmış" diye bir sürü söylenti geziniyordu. Ve 15 yıl sonra ilk kez Ata'nın yüzünü göreceklerdi.Kefenin sargıları aralanınca Prof. Kamile Sevki Mutlu, orada bulunanların yardımıyla katafalka çıktı ve Atatürk'ün yüzüne baktı. Ata'nın derisi kahverengi bir hal almış, ama yüz hatları bozulmamıştı. Menderes sapsarı

olmuştu.

Prof. Mutlu, gördüğü tabloyu daha sonra şöyle anlatacaktı:"Yüzünü örten ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata'nın heykel gibi duran yüzü ile karşılaştım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz kapağının üzerine düşmüştü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'ndaki yatağında uyuyor gibiydi."

Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun başına çağırdı. Onlar da tek tek tabutun içine baktılar.En başta Başbakan Adnan Menderes vardı. Koyu renk takım elbisesi içindeki Menderesde

yanındakilerin yardımıyla katafalka çıktı,ürkek bir şekilde aşağı,tabuta doğru baktı. O an ne olduğunu Prof. Kamile Mutlu'dan aktaralım:

"Menderes çok heyecanlandı.Rengi sapsarı oldu. Bir de baktım ki, müzenin kapısına dogru gidiyor. Atatürk'ün yüzüne bakmadı.Tahmin ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadı. En sona Abdülhalik Renda kalmıştı. O da Ata'yla karşı karşıya gelir gelmez tabutun yanına yığılıverdi.

 

Salondaki herkes Atatürk'ü tek tek gördükten sonra naaş,tekrar solüsyonla ıslatıldı. Ata'nın başı pamuklarla örtüldü ve vücudu beyaz kefenle sarıldı. Bu sırada bir komiser,orada görevli adli tıp doçenti Dr.Cahit Özen'in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kâgıdı gösterdi ve şöyle dedi:

"Bu kâğıdi,Atatürk'ün hemşiresi Makbule Hanım gönderdi.Kefenin içine Atatürk'ün göğsü üstüne konmasını

istiyor."Doç.Özen, kâğıda bir göz attı. Eski Türkçe bir şeyler yazılıydı.

 

"Böyle bir kâğıdı Atatürk kabul etmez. Bize kızar, darılır" dedi.Komiser kâğıdı katlayıp cebine koydu ve uzaklaştı. Bütün işlemler bittikten sonra salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan besmele çektiler ve cesedi yeni tabuta yerleştirdiler. Bu tabut da 15 yıl içinde yattığı büyük gül ağacı tabutun içine konuldu. Üzeri bayrakla örtüldükten sonra kapağı kapatıldı.

Ve 10 Kasım sabahı, Ata'nın naaşı 15 yıl önce onu Dolmabahçe'den Ankara'ya taşıyan top arabasına yerleştirilip son durağı olacak Anıtkabir'e taşındı. Artık ebediyen orada kalacaktı...

 

Atatürk'ün tabutu, Menderes'in huzurunda açılmıştı Ata'nın 15 yıl Etnografya Müzesi'nde bekletilen naaşı,12 askerin omuzları üzerinde oradan alınmşı ve 136 asteğmenin çektiği bir top arabası ve matem marşı eşliğinde Anıtkabir'e taşınmıştı.Radyodan naklen yayımlanan o görkemli tören, en az 15 yıl önceki kadar hüzünlüdür.Ancak o törenden hemen önce yaşananlar, tarihçilerin pek ilgisini çekmemiştir. Bilindiği gibi, Anitkabir yapılana dek, Atatürk'ün naaşının korunabilmesi için "tahnit" denilen bir işlem yapılmıştı.

 

Gülhane Patolojik Anatomi profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından gerçekleştirilen bu işlem sırasında naaşa, şırıngayla özel bir formül enjekte edilmiş ve üzerine formüllerin yapıştırıldığı iki küçük ilaç şişesi, Ata'nın koltuk altlarına yerleştirilmişti. Bu işlem sayesinde Ata'nın naaşı da -diyelim bugün Lenin'in mozolesinde olduğu gibi ,öldüğü günkü haliyle korunabilirdi. Ancak Islam dini, ölünün defnini şart koştuğundan,geçici tahnitin bozulması şarttı.

 

Nakilden önce, bu işlem için bir komite kuruldu. O komite,törenden bir gün önce, Başbakan Adnan Menderes'in huzurunda Atatürk'ün tabutunun açılmasını kararlaştırdı.Tabut açılınca tahnit

bozulacak ve ceset çürümeye başlayacaktı.Bir başka deyişle Atatürk'ün (mumyalanmış gibi) korunmuş naaşını son görenler, o törene katılanlar olacaktı. Atatürk'le ilgili belgesel çalışmaları sırasında o törene

katılanların bir kısmıyla konuşmuştuk.Bu yazıda yer alan bilgilerin bir kısmı o tanıklıklara, önemli bir bölümü ise değerli Atatürk araştırmacısı Prof. Dr. Utkan Kocatürk'ün, Prof.Dr. Kamile Sevki Mutlu ile yaptığı sohbetten aktardıklarına dayanıyor.

Ata'nın yarım asır önceki son yolculuğu, sanırım bu ayrıntılarla daha da ilginç bir boyut kazanıyor.

 

Atatürk'ü son görenler anlatıyor:

 

'Yüzünde iki günlük sakal vardı'

 

Osman Ersoy ve Halide Intepe, 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesi'nde asistan olarak çalışıyorlardı. O yüzden 50 yıl önceki o töreni ve tabutun içindeki Atatürk'ü son kez görme fırsatı buldular.

 

İzlenimlerini şöyle anlattılar:

 

• OSMAN ERSOY: "Sağlığında görmemiştim Atatürk'ü... Korkunç heyecanlıydım. Biz çalışanlar, asistanlar, memurlar sıra ile katafalka çıktık. Oldukça sararmış ve küçülmüş bir çehre... 1 - 2 günlük sakalı vardı. Kasları fevkalade iyi şekilde fark ediliyordu."' Gözleri aralıktı'

 

• HALIDE INTEPE: "Tabut kapanmadan en son gittim baktım.Başı yana doğru eğikti. Yüzü hiç bozulmamıştı. Azıcık sakalları çıkmıştı.Hani insan hasret giderek ölürse, gözleri aralik kalırmış ya, öyle

aralıktı gözleri... Ama bir ölü yüzü yoktu. Uyuyor gibiydi."

 

 

http://photos-h.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80440797739_42566217739_1901231_2860129_n.jpg

 

 

 

Nefeslerin tutuldugu an...

 

Tarih: 10 Kasım 1953. Mermer lahit sökülmüs-ş, betonlar kirilmis, tabutu kaldiracak zincirli makaralar lahit salonunun tavanina yerlestirilmisti. Cumhurbaskani Celal Bayar, Meclis Baskani Refik Koraltan, Basbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi, tabutun çevresindeler...

 

 

http://photos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80440992739_42566217739_1901232_7547536_n.jpg

 

 

 

Kız kardesinin gözyaşları

Atatürk'ün kizkardesi Makbule Atadan, basini tabuta dayiyor ve dakikalarca öyle kaliyordu. Belki çok uzaklarda, Selanik'te kalan günleri yâd ediyor; belki de agabeyinin ruhuna dualar gönderiyordu.

 

 

http://photos-b.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80441162739_42566217739_1901233_3382979_n.jpg

 

 

 

Tabut ortaya çıkıyor

Lahtin üzeri tamamen açılmış, Atatürk'ün cenazesini 15 yıldan beri muhafaza eden kurşun tabut ortaya çıkmıştı.

 

 

http://photos-c.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80441462739_42566217739_1901234_5140016_n.jpg

 

 

 

Dinler, Anıtkabir yolunda...

Türkiye'deki bütün dini cemaatlerin temsilcileri cenaze arabasını takip ediyorlar. Ermeni, Yahudi, Katolik ve Rum temsilcilerle beraber zamanın Diyanet İşleri Başkanı kortejle yürüyor.

 

 

http://photos-d.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80441727739_42566217739_1901235_4396028_n.jpg

 

 

 

Atatürk'ün tabutu birazdan salona çıkartılmış olacak.

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi tabutun çevresindeler...

 

 

http://photos-e.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80441972739_42566217739_1901236_5973588_n.jpg

 

 

 

Tabut salonun zeminine yerleştiriliyor.

Adnan Menderes birazdan 'Hanımefendi, buyurunuz' diyecek ve Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ı tabutun yanına götürecek...

 

 

http://photos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80442267739_42566217739_1901240_3049604_n.jpg

 

 

 

Mermer lâhid sökülüyor.

Sonra betonlar kırılıyor ve tabutu kaldıracak olan makaralar lâhit salonunun tavanına yerleştiriliyor.

 

 

http://photos-b.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80442497739_42566217739_1901241_2169793_n.jpg

 

 

 

Makbule Hanim hıçkırıklar içinde takip ediyor.

Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e doğru yol alan korteji, Makbule Hanım hıçkırıklar içinde takip ediyor.

 

 

http://photos-c.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs023.snc1/4260_80442797739_42566217739_1901242_5697138_n.jpg

 

 

 

Son saygı duruşu

Üniversite gençliği, Atatürk'ün Etnografya Müzesi'nde son saygı duruşunu yapıyor.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

keske orada olabılseydım dıyınce ıcımden bır ses yukseldı ....

 

BENİ GÖRMEK DEMEK, BEHEMEHAL

YÜZÜMÜ GÖRMEK DEMEK DEĞİLDİR.

BENİM FİKİRLERİMİ, BENİM DUYGULARIMI

ANLIYORSANIZ BU KÂFİDİR.

 

 

sonra soyle bır baktım etrafıma zaten nereye baksam yüzü nereye baksam gözleri unutulması mümkün mü? nefes alıyoruz bır vatanımız bır dılımız var....(vardı tabii) ..

 

bugun elini kürsüye vura vura vatanı alttan sata sata

10 kasım matem gunu degıldır,

ataya saygıyı put gıbı durararkmı gostermek lazım...

dua ederken bır resmı varmı gostersenıze

kürt sorununu türkiye türklerindir diyerek mustafa kemal atatürk baslatmıstır,

ya laıksınızdır ya musluman

askerlik yan gelip yatma yeri değildir ( benım oglum gay askere alınamaz pembe teskere dıgerıde 21 gun tatıl olarak yapıyo zaten yan gelıp yatmıyo dırek kıcının uzerıne uzanıo )

kelleler ? (şehit o ayı..senin ve senin kökünden hiç kimsenin erişemeyeceği bir mertebe...)

sayın ( biz ona leş bile demiyoruz...)

ben istanbulun imamyım

kaldırımlar yesıle boyanmalı

ananıda al git

dıyen bır basbakana sahıbız....

amerikanın köpeği olmuş bir basbakana...

her ne olursa olsun....

her nederse desin... sık sık sunu hatırlasın o ve tüm şeriatciler...

 

bugun o boyamayı dusundugun kaldırımlar ımamı olmayı dusundugun ıstanbul ogluna aldıgın tıcaret gemısı sen ben bız onlar ve herkez abdest aldıgın su ezana cagrı yapan sehrin her bır yanındaki camiiler o seccadeni koydugun toprak.....hepsi onun sayesinde....

 

mınnettar olmayı bıleceksin...

ama ne anlatıyorumkı ben neyın rengini belırtmeye calısıyorum köpekler renk körü degillermiki....

ne anlarlar gökkuşagı renklerinden sadakatten...

 

atamız ılerı goruslu ıdı ya ...

ve acık kalmıs hanı gıderkende son yolculuguna gozleri....

 

sanırsam bugunleri gördü ölmek istemedide....vakit çoktan gelmişti...

 

acık kaldı gozlerı cunkı atam ızındeyız derken onunla uyıcagımızı hıssedıyordu...

 

acık kaldı deniz mavisi gozleri ve kursun bakısları ılk defa bukadar masum caresizdi belkı...

belki de bılıyordu bırgun kanla terle mustafa kemal ve askerlerının kahramanca aldıgı o her bır kum tanesınden kan,zafer kokusu yayılan toprakları birinin para için satacagını....

 

ve belkide biliyordu bir köpeğin para haricinde bu toprakları ne almaya nede satmaya gücünün yetmeyecegını...

 

yinede küçük bir tebessüm var yüzünde uyuyor gibiymiş ya hani...

 

belkide hissediyordu ne olursa olsun birilerinin damarlarında o asil kanı taşiyacağını...

 

ve sonuna kadar türkiyenin bizim kalacagını...

gerekirse bir mustafa kemal var gibi baslarında bir ordu daha kurulup bir çanakkale destanı daha yazılacagını...

 

BİZ...KAN UYKUSUNDA DEĞİL,GERÇEKTEN İZİNDEYİZ....

O YÜZDEN RAHAT UYU ATAM....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

gayet açık yazmış işte Mustafa Kemal'in kılık kıyafet devrimiyle kaldırmayı amaçladığı saçma sapan arap geleneklerinden biri olan kara peçeyi kastediyor doğrudan...

 

İnsanların inançlarını bu kadar hafife almamanız gerektiğine inanıyorum.Ayrıca paylaşılan yazıların çoğunu beğendim :) En iyi kısmı :

 

BENİ GÖRMEK DEMEK, BEHEMEHAL

YÜZÜMÜ GÖRMEK DEMEK DEĞİLDİR.

BENİM FİKİRLERİMİ, BENİM DUYGULARIMI

ANLIYORSANIZ BU KÂFİDİR.

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Atlantis’in Sulara Gömüldüğü Gün

      Harvey T. Bowe – Otto H. Muck- Yüzyıllardan beri bilim adamlarını ve edebiyatçıları düşündüren bir muamma nihayet çözülüyor mu? Bundan on bin yıl önce dünyamızda Atlantis ülkesinde zamanının çok üstünde bir uygarlık vardı ve bu uygarlık birkaç dakika içinde sulara gömülmüştü. Atlantis neredeydi, neden yok olmuştu? Bugüne kadar ortaya atılan birçok kuramlar bilim adamlarını tamamıyla ikna edememişlerdir. Fakat şimdi bilim adamları Atlantis ülkesinin üzerine M.Ö. 6 Haziran 8498 yılında göksel

      , Yer: Atlantis

    • 6 Kasım 2018 Tarihinde Gördüğüm Rüya

      İmal hataları için kusura bakmayın. 2016 ylının sonlarına doğru başlayan astral seyehat ve parapiskoloji merakım beni metafizik algımın gelişmesine sebebiyet vermişti. Çok fazla rüya gören bir insandım. Ancak 2017 yılında rüyalarım azalmaya başladı ve yerini haberci rüyalara devretti. Bu haberci rüyalar genellikle benimle ve çevremdeki oalylarla ilgiliydi. Global bir olay bir kaç taneyi geçmedi. Ama 6 Kasım da gördüğüm rüya çok tuhaftı. Baştan söyliyeyim bugüne kadar bilinçaltı rüyası çok az gö

      , Yer: Rüyalar

    • Platon Bir Gün kolunda bir Ornitorenkle Bara Girer

      http://i.idefix.com/cache/600x600-0/originals/0000000328925-1.jpg  Felsefeyi Mizah Yoluyla Anlamak Thomas Cathert & Daniel Klein Dikkat! İçerde Felsefespri var! "Yılın en matrak çoksatarı" -The Boston Globe "Çok güldüm, çok şey öğrendim, çok sevdim" -Roy Blount Jr. Felsefe mi? Felsefeyi anlamak için büyük bir dehanın zekâsına ve peygamber sabrına sahip olmak gerekir. Bu doğru değil! Bu komik, ele avuca sığmaz, çok yönlü ve zengin içerikli kitap bu efsaneyi yerle b

      , Yer: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri

    • Her gün 86.400 TL

      Her sabah hesabınıza 86.400 TL yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var: harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiç bir bölümünü ne sebeple olursa olsun saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86.400

      , Yer: Gnoxis Cafe

    • NOVIEMBRE - Kasım ( film )

      Filmin ana konusu -benim görüşümdür- sanatın karşılıksız yapılması , çıkarlar için kullanılmaması gerektiği -ve çok daha fazlası-dır. Bu film dünyayı azıcık olsun değiştirmeye çalışanların hikayesidir.   'Sanat bir araç değildir, bir amaçtır.' düşüncesini aşılamaya çalışır.     Gerçek bir hikayenin, grup üyeleri tarafından belgesel tarzında anlatıldığı bir filmdir.   *Filmin IMDb puanı : 7,8     FİLMİN KONUSU Yakın gelecekte, bir grup aktör, insanların birbirleri için karşılıksız hiç

      , Yer: Filmler

×
×
  • Yeni Oluştur...