Jump to content

A Dan Z Ye Efsanevi Yaratıklar


Wasteland

Önerilen Mesajlar

Fantom http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/fantom.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/m-fantom.jpg

Fantom

Fantom (phantom), halk deyişiyle “hayalet” olarak bilinen bazı fenomenlere metapsişik alanda verilen addır.

Ruhçu görüşe göre, fantomlar ruhsal bir faaliyet sonucunda oluşmakla birlikte, ne ruhtur ne de ruhun perisprisidir. Fantom fenomenleri Spiritüalizm’de esas olarak 3 grupta ele alınır:

  • Fiziksel medyumluk deneylerinde oluşan ektoplazmik fantomlar: Neo-spiritüalist görüşe göre, bunlar, materyalizasyon ve demateryalizasyon tekniklerini kullanan medyumun, ektoplazmasını kendi perisprisiyle biçimlendirerek oluşturduğu fantomlardır. Bunların oluşumu için bedensiz bir varlık ile irtibata geçilmiş olması şart değildir. Bedensiz bir varlığın mevcudiyetinin sözkonusu olduğu durumlarda da medyum, bedensiz varlıktan aldığı tesir ve imajları peripri-akışkanlar yoluyla ektoplazmasına yansıtarak fantomu yine kendisi oluşturur.

  • Perisprinin etkisi altında, süptil maddelerin yoğunlaşmasıyla oluşan, duble ve seyyal ikiz adıyla bilinen fantomlar.

  • Tekinsizyer fantomu: Cinayette olduğu gibi, bazı normal-dışı ölüm koşullarında can çekişen kişinin bıraktığı imaj yüklü vibrasyonların o mekana gelen hassas kişilerce paranormal olarak algılanması sonucunda hassas kişinin fantom algılaması.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Garuda http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/ravilord-garuda.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/garuda.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/garuda8.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/garuda6.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/garuda1.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/garuda7.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/4garuda.jpg

Garuda

 

Altay mitolojisinde, gövdesi, kol ve bacakları insan biçimli, kartal başlı, kartal gagalı ve kartal pençeli karakuş.

Garuda, evren ağacının dalları arasında bir yuvada bulunan yumurtadan çıkar. Annesi Vinata, babası Kasyapa'dır. Er Töştük Destanı'nda Karakuş adıyla yer alır; avlanmaya gittiği sırada bir ejderha (Yelbegen) gelip yavrularını yer ve bunu alışkanlık durumuna getirir. Bu kez Er Töştük, ejderhayı öldürür ve yavrularını kurtarır. Bu iyiliğin altında kalmak istemeyen Karakuş, onu yeryüzüne indirmek üzere sırtına bindirir. Yolda yiyecek bitince Er Töştük kendi etinden parçalar kopararak Karakuş'a verir. Yere inince bu fedakarlığı gören Karakuş, onun yaralarının iyileşmesini sağlar.

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/garuda11.jpg

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Germakoçi http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/germakoci.jpg

Germakoçi

 

Laz halk inancında orman içlerinde yaşayan, uzun boylu, vücudu kıllarla kaplı maymun ile insan arası bir orman yaratığının adıdır. [Megrelya]'da Oçhokoçi adıyla bilinen efsanevi yaratık pek çok masal ve efsanenin temel kahramanı olup, bazı varyantlarda bir cadı karısının kocasıdır [1] ve yamyamdır. Yamyam olmayan hatta safça davranışlarından dolayı kolaylıkla kandırılabilen Trabzon folklorundaki Karakoncolos[2] (yaban adamı) ile benzerlikler götermesine karşın kendine özgü farklılıkları da vardır. Bazı halk bilimciler benzerleri tüm kültürlerde bulunan Amerikan Yerlilerince Sasquash, Nepal'de Yeti olarak isimlendirilen yarı insan dev yaratıkların öykülerinin Homo Sapiens'in hafızasına kazınmış MÖ 100,000 -35.000 yılları arasında yaşamış Neanderthal insanların mirası olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Girit Boğası http://www.occultopedia.com/images_/topic/heracles_minotaur.jpg

 

Girit Boğası

 

"Girit Boğası" diye adlandırılan yaratık, Yunan Mitolojisi içerisinde iki hikâye içerisinde yer almakta, bunlardan birinde Europa'yı Girit Adası'na getiren boğa olarak tasvir edilirken, diğer hikâyede ise Herkül'ün 12 görevi içerisinde yer alan ve Girit adasında halka zarar veren bir canavar olarak tasvir edilmektedir.

 

Herkül'ün 12 görevi içerisinde yedinci sırada gerçekleştirdiği ve Girit Boğası vazifesinde, Herkül, Girit Adası kralı Minos'tan aldığı izin ile, hayvanı önce yorup daha sonra kolları ile kavrayarak yakalamış ve daha sonra Atina'ya, Eurystheus'a ulaştırmayı başarmıştır. Eurystheus'un, hayvanı Hera için kurban etmek istemesine rağmen; Hera, bunun Herkül'e daha fazla şan ve şöhret kazandıracağını reddederek, hayvanın salıverilmesini emreder

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Goblin

http://www.tolkienion.com/images/howe/goblin.jpg Goblin

 

Goblinler, kötü ruhlu, huysuz, zararlı, tuhaf-çirkin vücutlu, cin ahalisinden bir hayalet türüdür, boyu bir cüceninki ile bir insanınki arasında değişik uzunluklarda olabilir. Yer aldıkları hikayeye ve kültüre göre, goblinlere değişik yetenekler ve şekiller atfedilir. Bunlardan bazılarında goblinler, brownie benzeri küçük yaramaz yaratıklar olarak tasvir edilir.

The Concise Oxford Dictionary of Current English'e göre, goblin kelimesi Anglo-Fransızca gobelin kelimesine dayanır (gobelin kelimesinin kökeni, Orta Latince "gobelinus"tur). Muhtemelen bu kelimenin kökeni, Gobel ismidir (Gobel ismi, kobold isminden gelir, kobold bir Cermen cinidir). Buna ilaveten, "goblin" kelimesinin birkaç değişik yazılışı mevcuttur; gobblin, gobeline, gobling, goblyn, gobelinus (Orta Latince).

 

Hiisi, folletto, duende, tengu, Menninkäinen ve kallikantzaroi kelimeleri İngilizce'ye genellikle goblin olarak tercüme edilir. Erlking ve Billy Blind da zaman zaman goblin olarak tabir edilirler. İngilizce'de "goblin" herhangi bir baş belası küçük yaratığı ifade etmek için kullanılan genel bir terimdir.

 

Bazı geleneklere göre, goblin ismi Gob veya Ghob'dan gelir. Gob (Ghob), cinlerin kralıdır. Gob'un yönetimi altındaki bu yaratıklara Gob-cuklar anlamında Goblinler denilmiştir (-ling, İngilizce'de bir küçültme ekidir ve kelimelerin sonuna eklenir. Goblings -> Gob + ling (-cuk) + s (-lar) = Gob-cuk-lar) [1]

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Golem http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/golem0.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/golem.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/golem1.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/golem2.jpg

Golem

 

Sonsuz bilgelikten esinlenip yazılmış bir kitapta hiçbir şey şansa bırakılamaz, hatta içindeki sözcüklerin sayısı ya da harflerin sırası bile; işte Kabalistler böyle düşünüyorlardı ve Tanrı'nın sırlarına ermek arzusunun ateşiyle kendilerini Kutsal Kitap'taki harflerin sayılması, birleştirilmesi ve permütasyonu işlerine adadılar. Dante, İncil'deki her pasajın dört anlamı -birebir, alegorik, ahlaki ve tinsel anlamı- olduğunu belirtti. Zaten tanrısallık kavramına daha yakın olan Johannes Scotus Erigena da Kutsal Kitap'ın anlamlarının bir tavus kuşunun kuyruğundaki tonlar kadar sınırsız olduğunu söylemişti. Kabalistler bu görüşü onaylayacaklardı; İncil'de ortaya çıkarmak istedikleri sırlardan biri de nasıl canlı varlık yaratılabileceği idi. Cinlerin deve gibi büyük ve hantal varlıklar yaratabildiklerinden söz ediliyordu, ama narin ya da ince birşey yaratmaktan acizdiler ve Haham Eliezer, arpa tohumundan daha küçük birşey yaratma becerisini de esirgedi onlardan. 'Golem', harflerin birleştirilmesiyle yaratılmış insana verilen addı; sözcük birebir olarak şekilsiz ya da cansız çamur anlamına geliyor.

Talmud'da (Sanhedrin, 65b) şunları okuyoruz:

Eğer dini bütün insanlar bir dünya yaratmak isteseler, bunu gerçekleştirebilirler. Raba, Tanrı'nın tarifsiz adlarını oluşturan harfleri farklı şekillerde birleştirmeyi deneyerek bir insan yaratmayı başardı ve onu Haham Zera'ya gönderdi. Haham Zera yaratığa birşeyler söyledi, ama herhangi bir yanıt alamayınca "Sen sihir ürünüsün, tozdan geldin, toza dön" dedi.

İki âlim, Haham Hanina ve Haham Oshaia, her Sebt arifesini Yaratılış Kitabı'nı inceleyerek geçirirdi; bundan yola çıkarak üç yaşında bir buzağı yarattılar ve sonra ondan yiyecek olarak yararlandılar.

Schopenhauer, Doğada İrade adlı kitabında (Bölüm 7) şöyle yazıyor: "Horst, Zauberbibliothek (Sihirli Kitaplık) adlı kitabının birinci cildinin 325. sayfasında İngiliz mistik Jane Lead'in öğretilerini şöyle özetliyor: 'Her kim sihirli güce sahipse, istediğinde maden, bitki ve hayvan krallıklarına söz geçirebilir ve bunları değiştirebilir; dolayısıyla, işbirliği içinde çalışan birkaç sihirbaz, dünyamızı Cennete çevirebilir."

Golem, Batı'daki şöhretini Avusturyalı yazar Gustav Meyrink'in yapıtına borçludur; Golem (1915) adlı düş romanının beşinci bölümünde şunlar yazılı:

"Bu öykünün kaynağının onyedinci yüzyıla kadar dayandığı söylenir. Bir haham (Judah Low ben Bezalel), kayıp Kabala formüllerine göre yapma bir insan -yukarıda sözü edilen Golem- yaratıp onu zangoçluğa ve sinagogun ayak işlerine koştu.

Tam anlamıyla bir insan değildi ve donuk, yarı bilinçli, bitkisel bir varlığa sahipti. Dilinin altına yerleştirilen ve evrenin serbest yıldız enerjilerini çeken bir sihirli tabletin gücüyle bu varlığını gündüz saatleri boyunca sürdürürdü.

Bir gece, haham akşam duasından önce tableti Golem'in ağzından almayı unuttu ve yaratık cinnet geçirip dışarı fırladı, gettonun karanlık ve dar sokaklarında önüne çıkanı devirerek koştu, ta ki haham ona yetişip tableti ağzından çıkarıncaya dek.

Yaratık o dakika cansız yığılıverdi. Ondan geriye kalan tek şey, bugün Yeni Sinagog'a gittiğinizde göreceğiniz eciş bücüş, çamurdan bir figürdür."

Kurtların Eleazar (Rabbi Eleazar of Worms), bir Golem yaratmanın gizli formülünü sakladı. Söz konusu işlemler yirmi üç folyo sütunu tutuyor ve Golem'in organlarının her biri üzerinde okunması gereken '221 kapının abecesini' bilmek gerektiriyordu. Yaratığın alnına 'Hakikat' (Truth) anlamına gelen Emet sözcüğü yazılmalıdır; yaratığı yok etmek için ilk harfi silinmelidir, böylece geriye 'ölüm' anlamına gelen met (ibranice meit) sözcüğü kalacaktır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Gorgonlar http://www.danscottart.com/Images/gorgons.jpg

 

http://www.erwwen.com/libya/images/MDT08%20Gorgons%20Head.jpg

 

http://z.about.com/d/ancienthistory/1/0/z/h/2/PerseusGorgons.jpg

 

Gorgonlar

 

Medusa, Caravaggio'nun eseri Gorgonlar, Yunan mitolojisinde keskin dişli, saç yerine başlarında canlı yılanlar olan, dişi canavarlardır. Efsâneye göre gözlerine bakanı taşa çevirirler. 3 kız kardeştirler; Medusa, Euryale ve Stheno.

 

http://www.donatoart.com/magic/medusa.jpg

 

Medusa

 

http://www.gamerhelp.com/images/content_images/122600-2.jpg

 

Euryale

 

http://donaldaxleroad.com/woodcuts/Medusas-Sisters.jpg

 

Stheno

 

Etimoloji

 

Gorgon adı Yunanca gorgo (korkunç, berbat) kökünden gelir.

 

Medusa, çok güzel bir kız olarak dünyaya gelip, sonradan Athena tarafından gorgona çevirilmiştir. Bu nedenle ölümlüdür.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Göl Boğaları

 

Artvin çevresinde (Özellikle Ardanuç, Şavşat ve Yusufeli ilçelerinde) dağ göllerinde bulunduğuna inanılan düşsel varlıklar (su boğası da denilmektedir.) Göl boğalarının sabahın ilk aydınlığında görülebildiğine ve daha sonrasında suya dalıp yittiklerine inanılır. Hargiver dağında (Arı Dağı) yer alan Boğa Gölleri isimlerini bu boş inançtan almaktadır.

 

Demirci ustasının biri, Boğa Gölü kıyısında hayvanlarını otlatıyormuş. Sürüsünün başı, adamın çok değer verdiği boğası otlanma sırasında böğürmüş. Göl içerisinden bu sesi işiten göl boğası, gölün kıyısına çıkarak orada bulunan adamın boğasıyla güreşmeye başlar. Su boğası galip gelip rakibini kovaladıktan sonra yine göle girer. Kaçan boğanın sahibi ise boğasının aldığı yenilgiye çok üzülür.

Göl boğasından öcünü almak için çareler arayan adamın aklına boğasının boynuzlarının ucuna polat boynuz takmak gelmiş. Boğasına uçları çok ince takma polat boynuzlar yapmış. Bir müddet de boğasını besledikten sonra hayvanları ile boğasını yine aynı göl kenarına götürmüş. Göl kenarına gelen boğanın böğürmesini duyan su boğası da böğürerek gölden dışarı çıkmış ve hayvanlar tekrar güreşmeye başlamışlar. Ama bu kez polat boynuzlu boğanın ince uçlu takma boynuzları su boğasının kafasında muhtelif yaralar açmaya başlamış. Bu nedenle yüzü gözü kan içinde kalan su boğası canı çok yandığından polat boynuzlu boğanın önünden kaçmak zorunda kalmış. Arkadan yetişen boğa su boğasının butuna sapladığı boynuzları ile ağır bir yara daha açmış. Yaralı boğanın göle girmesi ile ondan akan kanlar gölü kana bulamış.

Halen göl içerisinde kırmızı taş ve toprağın su yüzüne aksettirmiş olduğu yol şeklindeki bir kırmızılığı, boğanın suya girdiği yer ve ondan kalan kan lekelerinin izi olduğuna inanılmaktadır.

Yaralı göl boğasının demirci ve ailesi beddua ettiği, ailenin bu nedenden dolayı perişan olduğu rivayet edilir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Griffon http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/griffon-2.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/griffon.gif

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/griffon3.jpg

Griffon

 

Griffon; Fransızca sözcük. Geç Latince gryphus, yunanca gryps ya da gryops sözcüllerinden geldiği sanılıyor.

Yakındoğu ve Akdeniz mitolojinde yer alan, zamanla Türk mitolojisine de geçen aslan gövdeli, kanatlı ve kartal başlı; göğü, tan ağarışını, gücü ve bilimi simgeleyen düşsel varlık. Bir kaç çeşit betimlemesi daha olan mitolojik yaratık.

En çok bilineni; kuş ve aslan birleşimi şeklindeki biçimidir. Bazı efsanelerde kuşun türü söylenmezken, diğerlerinde kartal sözcüğü geçer, ender olarak da kanatları olmayan, salt kartal kafası ve aslan bedeninden oluşmuş bir yaratık olarak anlatılır. Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır. Bunlar pençelerinde insan, at, hatta fil taşıyabilecek kadar büyüktürler. Aynı şekilde, pençe tırnaklarının kupa olarak kullanılabileceği söylenir. Hatta köprücük kemiklerinden de yay yapılabildiği ifade edilir. İsveçli tarihçi Olaus Magnus'a göre bu yaratıklar, Kuzey dağlarında yaşamış bir kuş cinsidir. Rivayetlere göreyse erkek bir griffon ile dişi bir at çiftleştiği zaman ortaya çıkan yaratıklara hipogrif denir. İngilizce gryphon diye de yazılır.

Çin efsanelerinde de gecen bir griffon türü ise geyik gibi boynuzları olan, pullarla örtülü başa ve bedene sahip ve aynı zamanda kartal pençeli ve kanatlı bir ejder olarak tasvir edilir. Bu kutsal hayvanın görülmesi, zafer ve barışın müjdecisi olarak yorumlanır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Gulyabani, غول بيابان

 

Gulyabani , Gul-i beyabani [ˈguː li be jɑː bɑː ni(ː)] (Far. غول بيابان [ˈʁuː le ba jɒː bɒː niː]) orijinal varyantiyle de karşımıza çıkan bu muhayyel mahlûk, gezginlere ve yolculara uğrayıp onları mahveden canavardır. Daha sonraları Anadolu kültüründe ahubabayla beraber anılmaya başlamış ve insan yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı ve asalı bir dev olarak tasavvur olunmuştur.

Bazı türk halklarının geleneksel demonolojik görüşlerine göre, her zaman kadın kılığında olduğuna inanılan mitlojik bir varlık. "Guleybanı" ve "Aleybanı" şeklinde de rastlanır. Adı hurafelerle ilgili olarak "Gulyabani", korkunç bir varlık olup, karanlık zamanlarda çölde ve mezarlıklarda koşan birinin gzöüne canlı gibi görünür. Vücudu tüyle kaplı, kocaman, pis kokulu bu acayip varlığın ayakları tersinedir. Gündüzleri mezara girer. Geceleri ise hortlayıp çıkar. At binmeyi ve at kuyruğu örmeyi ve çocukları çok sever. Bir oyundan çıkarak, onları güldürmeye çalışır. O aynı anda çöllerin ve harabelerin sahibiydi. O, yolcuları yollarından döndürüp mahvederdi.

Etnik-kültürel gelenekte ise bazen onun "Al ruhu", "Al anası" ve "Al kadını" olduğu düşünülür. Bu görüş, aralarındaki benzerlik veya tam yakınlıktan ileri gelir. Pamir Kırgızlarının mitolojik metin ve efsanelerinde bu şeytanî varlığın adına "Gul" ya da "Gul-i Biyaban" şeklinde de rastlanır. Araştırmacılar bu varlığı en eski Arap rivayetlerine bağlıyorlar. "Issız yerin ruhu" gibi anlamlandırılan bu şeytanî varlık, "Kar Adam" efsanelerinin yayılmasıyla yeni bir hayat kazanmıştır.

Bütün vücudu sarı-kırmızı tüylerle kaplı bu insanımsı çirkin varlık, dağ yamaçlarında ve kimsenin olmadığı çöllerde akşam üstü ortaya çıkar. Avcılara yaklaşıp onlarla insan gibi konuşur. Bir şeyler ister sonra onlara güreş yapmayı önerir. Avcı kazanırsa "Gulyabani" sessizce çekip gider. Ama eğer o kazanırsa avcı, uzun zaman hasta yatacak demektir. Ya da çöllük ve harabe bir yerde yalnız başına yatan birinin ayağının altını yalaya yalaya kan çıkacak kadar inceltir. Sonra ölünceye kadar kanını içer.

Etimolojisi

 

gul jɑ bɑː ˈni sözcüğü Arapça "ġūl غول" yani canavar ile Farsça "beyābān بيابان" yani çöl yahut yabanlık ve Farsça nispet eki "ī"den terkiple türemiştir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Harkıt

 

Harkıt, damlarda dolaşan ve bacadan torba sarkıtması ile bilinen çocukları korkutmak için ismi kullanılan yaratık. Türk halkının genellikle çocuklarını bazı tehlike ve davranışlardan sakındırmak için sıklıkla başvurduğu memoratlara örnek kabul edilebilir. Bu tür memoratlar genelde "korku" ve "hortlak" gibi terimlerin sessizlerinden türetilen çocuk diline uygun sözcüklerden oluşmaktadır.

Masallarda kullanılan tekerleme: "Harkıt, bacadan torbanı sarkıt. Çocukları al, git"

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Harpia http://www.dkimages.com/discover/previews/1453/11181132.JPG

 

http://www.50birds.com/images/endaharpywkwlw.jpg

 

Harpia

 

Adları; Aello (Bora), Kelaino (Karanlık) ve Okypete (Hızlı uçan) olan Harpiaların, Zeus tarafından, geleceği büyük bir doğrulukla bildiği için (başka bir efsaneye göre de çocuğuna eziyet ettiği için) cezalandırılan Trakya'nın efsanevi kralı Phineos'un yiyip içtiklerini çalmakla görevlendirildiklerine inanılırdı. Genellikle kadın başlı, akbaba bedenli olarak canlandırılırlardı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hayalet http://z.about.com/d/paranormal/1/0/8/T/cemetery_spectre.jpg

 

Hayalet

 

Fantom (phantom), halk deyişiyle “hayalet” olarak bilinen bazı fenomenlere metapsişik alanda verilen addır.

Ruhçu görüşe göre, fantomlar ruhsal bir faaliyet sonucunda oluşmakla birlikte, ne ruhtur ne de ruhun perisprisidir. Fantom fenomenleri Spiritüalizm’de esas olarak 3 grupta ele alınır:

  • Fiziksel medyumluk deneylerinde oluşan ektoplazmik fantomlar: Neo-spiritüalist görüşe göre, bunlar, materyalizasyon ve demateryalizasyon tekniklerini kullanan medyumun, ektoplazmasını kendi perisprisiyle biçimlendirerek oluşturduğu fantomlardır. Bunların oluşumu için bedensiz bir varlık ile irtibata geçilmiş olması şart değildir. Bedensiz bir varlığın mevcudiyetinin sözkonusu olduğu durumlarda da medyum, bedensiz varlıktan aldığı tesir ve imajları perispri-akışkanlar yoluyla ektoplazmasına yansıtarak fantomu yine kendisi oluşturur.

  • Perisprinin etkisi altında, süptil maddelerin yoğunlaşmasıyla oluşan, duble ve seyyal ikiz adıyla bilinen fantomlar.

  • Tekinsizyer fantomu: Cinayette olduğu gibi, bazı normal-dışı ölüm koşullarında can çekişen kişinin bıraktığı imaj yüklü vibrasyonların o mekana gelen hassas kişilerce paranormal olarak algılanması sonucunda hassas kişinin fantom algılaması.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hıbılık http://www.english-blog.com/archives/images/Spectre%20of%20Ayiana.jpg

 

Hıbılık

Türkiye'nin bazı yörelerinde yaşayan insanlara göre, görünüş olarak Alkarısı şeklinde olan kötücül bir varlık. Ona gıbılık da denilmiştir. Ancah "hıbılık"ın ondan farkı vardır. Alkarısı sadece yeni doğum yapmış kadınları rahatsız eder. Oysa hıbılık kadın-erkek hiç kimseye rahat vermez. Hıbılık genellikle yalnız kadın görünüşündedir ancak erkek görünüşlüsü de vardır. O, yanına gittiği kişinin göğsüne çöker ve nefesi kesilip ölene kadar boğazını sıkar.

İnanışa göre, hıbılık, onu yakalayan birine bol bol altın verir. Bazı yörelerdeki görüşlere göre, hıbılık uykudayken insanların üzerine çöken kötü ruhtur. Hıbılık kimi basarsa, o insan yerinden kıpırdayamaz, dili tutulur ve ter basar.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hınkır Munkur http://freakcomics.com/images/Ghost_Rider_2_cover.jpg

 

Hınkır Munkur

 

Hınkır munkur; halk hikayelerinde yer alan doğaüstü kötücül bir yaratık. Yakaladığı insanları önce boğarak öldüren sonra da yiyen bir canavar olarak tanımlanır. İnsana benzer, fakat göbeğinde bulunan bulunan bir torbanın içinde yavrusunu taşır. En korktuğu şey üzerine idrar yapılmasıdır. Böyle tehdit edilirse ortadan kaybolacağına inanılır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hırtık http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/undead_gardens.jpg

Hırtık

 

Hırtık -ya da Hırtik-; üst kısmının insan, alt kısmının hayvan şeklinde olduğuna inanılan, bedeni tüylerle kaplı, ayakları ters kötücül cin, yaratık. Akarsularda (Elazığ yöresinde özellikle Fırat Nehri'nde) yaşadığı kabul edilir. Bu yörelerde adına Çay hırtığı da denilmektedir. Hırtık insan kılığına girip, kılığına girdiği kişinin yakın arkadaşlarına veya akrabalarına gidip, onlarla konuşarak orman ya da akarsu kıyısına götürüp boğmakta, öldürmektedir.

Özellikle karanlıkta ortaya çıkan hırtıktan korunmanın tek yolu ateş yakmaktır. Konuştukları kişinin hırtık olduğundan şüphelenen kişiler, vücutlarının çevresinden veya ayaklarının altından ateş geçirirler. Bu davranışı tekrarlayan hırtık, tüylerinin yanmasıyla kaçıp kendini suların içine bırakır ve gözden kaybolur.

Yine hırtığım zaman zaman çeşitli kişilerin kılığında, ata binip gezdiğine ve atları yorduğuna inanılmaktadır. Atlarını sabah yorgun ve terli bir şekilde bulan kişiler hayvanlarını hırtıkın götürüp götürmediğini anlamak için atların semerlerine veya sırtına yapıştırıcı maddeler sürmektedir. Bu sayede hırtıkın, bu hayvana binince tüylerinin yapışacağına ve tekrar binmeyeceğine inanılmaktadır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hidra http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/61/Gustave_Moreau_003.jpg/512px-Gustave_Moreau_003.jpg

 

Hidra

 

Lerna bataklıklarında yaşayan dokuz başlı bir canavarın adıdır. Bu canavarın öldürülmesi Herkül'ün on iki görevi arasında 2 sırada yer alan vazifedir. Babası Titan Tifon ve annesi canavarların tanrıçası Ehidna olan Hidra'nın Lerna gölündeki yuvası, ölümden sonraki dünya ile insanların dünyası arasındaki kapının tam ağzında yer almakta olup, Hidra ise bu kapının bekçiliği görevini üstlenmekteydi. Hidra'nın öldürülmesinin çok zor olmasının sebebi kesilen her bir başın yerine derhal bir yenisinin çıkması idi.

Herkül bu canavar ile karşılaşmadan önce bataklık içerisindeki zehirli gaz ve dumanlarla kaplı Hidra yuvasının girişinde, ağzını ve yüzünü bir örtü ile örterek kendini korumuştur. Canavar ile karşılaşıp savaşmaya başlayan Herkül bir süre sonra, kestiği kafaların yerine devamlı yenilerinin çıktığını görünce aslında boşuna savaşıp yorulduğunun fark etmiş ve tam umutsuzluğa kapılmaya başladığı anda yardımına İolaos (Herkül'ün yeğeni) yetişir.

Sanıldığına göre, o anda Athena'nın da yardımı ile canavarın kesilen başlarının bir daha çıkmaması için boyunlarının meşale ile yakılmasını akıl eder ve hemen orada yaktığı meşaleyi Herkül'e uzatır. Bu meşale sayesinde kestiği başların yerini dağlayarak canavarı öldürmeyi başaran Herkül, Hidra'nın kestiği başlarından birini bir kesede saklayarak, onun zehirli kanını daha sonraki görevlerinde oklarında kullanmış böylece bu okların açtığı yaraların kapanmaz bir hale gelmesini sağlamıştır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/trowbridge.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/undead-5.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/undead-3d-zombie.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/races_undead.jpg

Hortlak

 

Mezardan çıkarak insanları korkuttuğuna inanılan yaratık, hayalet, zombi. Ölüp tekrar dirilen. Korku edebiyatı ve sinemasında; ruhen terk edildikten (ve muhtemelen çürümeye başladıktan) sonra bir varlık tarafından kontrol altına alınarak tekrar kullanılmaya başlanılan beden anlamında kullanılır (Namevt, ing. Undead). Söz konusu varlık bedenin eski sahibi olabileceği gibi, bir başkası da olabilir.

Ölen bir kişinin, mezarından çıkıp dolaşmasına "hortlaklık", bunu yapana ise "hortlak" denir. İnanışa göre yaşarken kötülük edenler, başkalarının ağız tadını kaçıranlar, arabozucu ve dedikoducu, geçimsiz insanların ölünce hortlayacağına inanılır. Hortlak çoğunlukla yaşlı kimselerden olur. Gömüldüğü gece mezarından kalkar.

Eski Türklere göre eğer insan savaşta değil de yaşlılıkta ölürse onun Gök Tanrı tarafından Uçmak'a alınmayacağına inanılmıştır. Gene inanışlara göre hortlak gece mezardan kalkan, sırtında kefenle ortalıkta dolaşan bir yaşayan ölü'dür. Bunlar kızdıkları kimselere sataşırlar, hızlı koşarlar, ata binebilirler, silah kullanabilirler, insana kızabilirler, istediklerini döverler, sevdiklerini kaçırırlar, ev basarlar, yol keserler. İnanışa göre hortlağın saldırısından korunmak için mezarlık yakınlarından geçerken dua okumak gerekir. Söylentiler hortlakların genelde çirkin ve ürkütücü olduğunu, sırtında kefen ya da tabut taşıdığını söyler. Anadolu halk inançlarına göre bir kimsenin hortlaması uğursuz bir olaydır. Hortlayan kişinin ahiretten kovulduğuna inanılır. Hortlaklar dişi de olur, erkek de. Kimi hortlaklar "hayvan" kılığında gezer, çoklukla ıssız kalmış evlerde, tekin olmayan yerlerde, mezarlıklarda bulunurlar.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Huma Kuşu http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/feniks.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/feniks1.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/11feniks4be.jpg

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/feniks-web.jpg

Huma Kuşu

 

Söylentiye göre Kıpçak çöllerinde, Çin'de ve Hindistan'da yaşayan mitolojik efsanevi bir kuş. Umay kuşu. Cennet kuşu. Yunanca Feniks denilirdi

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İççi http://www.dl.ket.org/webmuseum/wm/paint/auth/redon/charcoals/redon.spirit-forest.jpg

 

İççi

 

Eski inanışlara göre, her bir dağın, akarsuyun ve ormanın kendi koruyucusu vardır. Aslında sahipler (iyeler) sistemiyle bir çizgide birleşen bu ruhlar iyiliksever olup insanlara yardım ederler. Karşılığında da onlara karşı saygılı davranılmasını isterler. saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler. Bu ruhların genel adı "iççi"dir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Incibus ve Succubus

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/incubus-b.jpg Incibus ve Succubus

 

Kategori: Efsanevi Yaratıklar

 

Incibus, kadınları ayartan ya da onlara uykularında tecavüz eden efsanevî bir erkek şeytandır.Bunu yapmasının sebebi onları "cambion" doğurması için hamile bırakmaktır. Succubus ise, Incibus'un aksine erkeklerin rüyalarına girip onları baştan çıkaran erkek dişi iblislerdir.[1] İncibus ya da Succubus'lar, eve davetsiz girip başka bir formda görünebilirler. Kurban olanları sadece bir rüya olarak algılar. Bir vampir klanıdır.[2]

 

İncıbus, işe yara canlı sperm üretemez. Spermi kendi türünün dişi haliyle yani "succubus" olarak bir erkek insandan edinir.

Bazı kaynaklar, şunları iddia ediyor;

  1. İncibus, dişi insanın enerjisini emer.
  2. Birinin incibus olduğunu normalden daha soğuk erkeklik cinsel organı ile anlayabilirsiniz.[3]
  3. İncibuslar bir ilişkiyi tekrarlarlarsa çok yorulurlar ya da ölürler.[4]

Medya ve Popüler Kültür

 

İncibus terimi, bazen aynı kişilerle ilişki için kullanılır.[1]

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İtbarak http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/img.dogman2.jpg

İtbarak

 

İtbarak (ya da İt Barak); eski Türk destanlarında sözü edilen, Türklerin sürekli savaşa tutuştukları, o zamanki Türklerin kuzeybatısında yaşayan "köpek başlı insana benzer yaratıklar". Efsanelere ilk defa "Çok tüylü köpek" manasında geçmiştir. Oguz Kagan destanlarına göre, "Itbarak'ların yurdu, kuzey-batıya dogru uzanan, karanlık ülkeleri içindeydi. Oğuz Han, 'İtbarak'lara karşı bir akın yapmış; fakat yenik ayrılıp, dağlar arasındaki bir nehrin ortasında bulunan, küçük bir adacığa sığınmak zorunda kalmıştı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kamos http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/kamos.jpg

Kamos

 

Kamos, Harput yörelerinde görülen bir kötücül yaratıktır. Yalnız başına uyuyan insanların üzerine bütün ağırlığı ile çöker, onların çarpılmalarına bazen de ölmelerine sebep olabilirmiş. Uykuyla uyanıklık arasında olan insan onu hisseder ama kurtulmak için hareket edemezmiş. Geceleri dolaşan bu yaratık anlatımlara göre bazen iriyarı, bazen de cüce görünüşlüdür. Başında daima bir börk taşır. Bir insan bu börkü kapmayı başarırsa elinde börk büyüklüğünde altın kalacağına inanılır. Zaman zaman kara kedi şeklinde de görülebilen kamosun bastığı kişi, kanının çekilip damarlarının kuruduğunu sanır. Kamos, Türkiye'nin başka yerlerinde Karabasan olarak anılır.. Kamos sözcüğünün kabus kelimesinin anlamı ile benzeşmesi dikkat çekicidir

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Karakondjul (Karakondjol)

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/karakondjul.jpg Karakondjul (Karakondjol)

 

Kategori: Efsanevî Yaratıklar

 

Karakondjul (Bulgarca: Караконджол), bir Bulgar mitoloji yaratığı. Türk folklorunda yaratığa verilen Türkçe isim ise Karakoncolos'tur. Geceleri insanlar uyurken ve dışarıda kimseler yokken, etrafta gezdiğine inanılır.[1]

 

Yılda sadece bir kez, Noel arefesinde meydana çıkar. Bu yaratığın tasviri, başı insan ve gövdesi at olan, uçmak için kanatları olan bir yaratık olduğuna inanılır.[2]

English

 

The Karakondjul walks at night. Koukeri (or kukeri) is the name of a Bulgarian custom, the purpose of which is to scare the evil and keep it away.[3]

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kara Kırnak http://www.emelsen.net/wp-content/uploads/2007/06/demon.jpg

 

Kara Kırnak

 

Türkmenlerin demonolojik görüşlerinde, ırmaklar ve bu anlamda suyla ilintili olan şeytanî bir karakter. Ancak onun hakkında inanışlar belli yerlerle sınırlıdır ve Türkmenlerin tamamında pek fazla yayılmamıştır.

İnanışlara göre "Kara kırnak"; kadına benzeyen, bedeni baştan başa kıllarla örtülü bir varlıktır. Suda olan bir insanın üstüne gelip, zarar verebilir. Onun için en eski zamanlarda çocuklarının suda oynamasından ve boğulacaklarından korkan anneler, onları "Kara kırnak" ile korkuturlardı. Ondan söz edilirken, adına bazen "Su sahibi", bazen de cin denilir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...