Jump to content

Kendi Şiirinizi Paylaşın..


Deaths_Expulsion

Önerilen Mesajlar

Ve son şişeyi bitirdiğimde

Hafifçe kaydım bankta

Uzaklardan gelen bir sen gördüm

Günün şafağında

Ve son sevgimi öldürdüğümde..

 

Oturdun yanıma

Senin için boşalttığım banka

Gecenin sonunda..

Ve sen ellerini uzattığında..

Ve seni sevdiğimi tekrar söylediğimde..

 

Ulaşılmaz bir kadere büründüğümde

Yanımda olduğunu hissettim saatlerce

Hafifçe dokundu ellerimiz birbirine

Ve son hayalimi bitirdiğimde

Elimden kayan bir el gördüm..

Hafifçe kaydım bankta

Uzaklarda boşluğunu gördüm

Günün şafağında..

Ve son şişemi denize fırlattığımda..

 

Belki de;

Hiç gelmeyişindendi korkum..

Günün ışıklarında..

Ve son intiharımı cebimden çıkardığımda...

:(

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kristalize düşünde battığımdandı adım giyotin!

Altına yattığım iberalerde saklıydım.

İbre toy göğüslerde şaşakaldığında

Ben;

kalkan yelkenlinin istikametine susuyordum.

Susuyordu giyotin…

Aynı dölün tohumu olan terkin adabına hasretken ben,

bir kez vurulup ölmeyi,

ölürken hazalan gölgeyi kazıyordum yeryüzümden.

 

Salaş simetrilerde ağlatan bir filmin dumansız fahişesiyim artık.

Dudaklarımın arasında darattığım da özlem…

Dinim öylesine sütlimanken tanrı;

dedi,

bir ‘es’ ver!

 

Numaralandırılmış gecikmelerde ağlardı eskilerden bir kaç ben.

Mühürü gecikmeli kondurulmuş yüreğinin son gidişi değildim.

Ne de ilk geleni ben idim.

Ben çokça eskimiş bir giyotindim.

Derdi terkimi soluyan Rasputin inceden;

‘varsa konuşacaklar pas tadında kalmalıyken,

olanaktı ayrılmak sustuktuklarının çaresiyken iken’

Üstelik giyotin geleceğini akıttığı gözlerle olanları izlerken!…

 

İhtimallerine ilişmiş bir kırmızı bir giyotinim ben.

Kalmayı becerebilen mağdurlarım yalvarır ben güneş dilenirlen.

Hücresinde yitik o sahip yok be geliverem!

Hani kıskacına zimmetlediğim itaatini anımsayan aniden.

Yok mu yani tadıyla yenen sevgili ben siyaha özenirken?

Üstüne üstlük boş mideye içilen kezzap böylesine paranoyken.

 

Geçti mi yani giyotin kocamın kellesinden?

Ben içime yerleştirilen mayınlarda can verirken.

Sunulan hiç birsey yok maziden.

Anımsanan hiçbir buse diriltemez,

giyotin bu haldeyken.

 

Derdim işte adım giyotin!

İndi mi cinnetim, deliveren bir fahişeyim.

Bakir tohumlar serpmeyi bende bilirim,

Fakat o kadar da kurnaz değilim.

Derdim işte adım giyotin

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aykırı şarkılar söylemiş.

Sağı soluna, solu sağına davalı bir keşifte hep kaybolan imiş.

Kuşatılan insanların son âminlerini almış ta gitmiş.

Öykülerde hep düğüm bölümüne sıkışıp sonu göremeden noktalarla söndürülmüş.

Seslerin taklit görmediği bir doğada kulaklarımın pasını silen bir tek o iken;

mandolinini dişlilerinde ezildiğim rüyalarıma düşürmüş.

Mandolin gövdesini kırmış, telini koparmış.

Kundaklanan gözlerimin yerine iki misket konulmuş.

Yüreğimin ellerine izole edilmiş yalnızlar,

aklımın kolsuz gövdesinde platin kaplı tanrılar susturulmuş.

Çetin dalganın son vurgunu ağır gelirmiş.

Ağlar sandıklarım güler oldukça;

Yangın daha da yayılırmış.

Bozgunun kuzguna ettiğini görenler giyotinlerde kıstırıldıkça,

İsa’nın son sözü hep ‘affet baba’ olurmuş.

Pelerinini kan bulaşanlar,

elbet sonunda şapkadan çıkardıkları tavşanların cinayetlerine kurban gidermiş.

Bestekârlar hep la minöre sevdalandıkça,

sevgililerin adları anımsatılmaması gerekenlermiş.

Bitişiğimde durur sandığım aslında uzlaşamadığım muzur delikanlıymış.

Ah etsemde

inletip yeri

göğe göğü yere indirsemde

bu bendeki marazi hevesi oldum olası hiç durulmamış.

Yeni anlaşılan ne yazık ki ben-in bir ölü olduğu imiş.

Bu masal da bir çocuğun kabusu olup geceleri iltihaba boyarken,

Pegasuslar boynuzlarından arınmışlar.

Pollyannalar büyümüş, saçlarını budaklandırmışlar.

Tanrılar açtır küçüğüm;

Gün olur ceset yüklü bir geçmiş olur süründürdüğün.

Tanrılar açtır küçüğüm…ç

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hiçbirimiz melek değiliz

Kanatlarımız yok

Sihirli değneğimiz hiç olmadı

Karşımıza,

Düzenbaz,ikiyüzlü insanlar

Zihnimize,

Güvensiz yarınlar

Ceplerimize

Hayal kırıklıkları

Gözlerimize

Hüznün yağmurları yağdı

Şükür(baz) kelimelerin yerini

İsyan(kar) cümleler aldı

Bize göre mutluluk çocukluğumuzda kaldı

İstediğimiz gibi bir hayata sahip olamadık hiç

Peki ya sahip olduklarımız?

Acaba isyan etmekten fırsat bulup

Aslında ne çok şeye sahip olduğumuzu

Hayatı mutlu kılan şeylerin

Küçük tebessümlerle başladığından haberdar mıyız?

 

Mylady...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

kimisi için zorunlu yerine getirilen bir prosedür,

kimisi içinse mutluluğun prospektüsüdür..

kimisi için teferruat,

kimisi içinse aslolandır bu dünyada.

sanki yağmurlu bir havada sokağın ortasında kucağındaki topuyla insanın gözlerinin içine bakıp

oynamak isteyen küçük bir yumurcak gibidir.

kafalardaki düşünceler ne olursa olsun sevginin gerçekleştirdiği yüce bir mucizedir hayat....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

hiç uraşamıcam 4lükle direk yazıom valla:)

 

aldatılmış sevgili yalnızlık.

Bugece kalbimi yakmak istiyorum kör ateşlerde,Atmak en derin uçurumlara,kaybolmuş bir sevgilinin kollarında uyumak istiyorum umarsızca.Kimsenin beni duymadığı yerlerde ağlamak,sessiz çığlığımla geceyi inletmek istiyorum.bir tutam gül yaprağında hüzünü yaşamak,gözyaşımda hasreti görmek istiyorum,ben sahip olunmuş bedenleri değil ben içlerindeki saf ruhu istiyorum.çocuklar gibi bağırışmak,elimdeki patlamış mısırları ona atıp kahkahalarla gülmek istiyorum.ben hayal edilmemiş hayalleri,beklenmemiş sevgilileri bekliyorum ben aşkı hüzünü ve hasreti yaşıyorum. ben gene sana dönüyorum sevgilim yalnızlık,aç kollarını kucakla beni doyasıya.Bas göğsüne acılarımla beni sil göz yaşlarımı sevgilim.ben seni gezdiğim kimsesiz kumsallarda sevdim,dertleştiğim martılarda,öksüz sokak lambaları altında sevdim.ey yalnızlık sen benim kader arkadaşım sevgilim annem babam kardeşim.sen benim tek aşkım güzel yalnızlık öp doyasıya beni,al kalbine ve salma bu acımasız dünyaya çünkü ben gene üzülücem ve ağlıcam sensiz sabahlarda.aldatılmış bir sevgiliyi düşünür gibi düşünücem seni

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bir deniz kıyısında oturmak istiyorum şu anda

Denizin kıyısından çok çok uzaklara dalmak istiyorum..

Kalabalıktan nefret ederim ama şu anda en kalabalık şehirde kaybolmak istiyorum..

Bir barda delicesine dans etmek ve bağıra bağıra şarkı söylemek istiyorum..

Karla kaplı bir dağın zirvesinden aşağıya bakmayı da istiyorum şu an..

Ya da yemyeşil çimenlerde delicesine koşmak ta olabilir..

Uyumayı da isteyebilirim ama eşsiz bir rüya alemine dalmak şartıyla..

Yoksa uykularda çekilmez oldu artık..

Yoksa atlayıp bir arabaya bomboş sokaklarda delicesine hız mı yapmalıyım..

Ya da zil zurna sarhoş olup unutayım diyorum herşeyi bir süreliğine de olsa..

Bırakıp gitmek istiyorum bu şehri,boğuyor beni..

Çok şey istiyorsun diyor diğer yanım..

Kızıyorum ona..Diğer yarıma..

Belki o yanımda istese bütün bunların hepsini yapabilirim..

Ama şu anda bilgisayarımın karşısında oturup sadece yazıyorum bunları..

O yüzden bari hayallerime karışma diğer yarım..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Dilinin altını öpeyim.

Göz çukurlarından kaynak alan yaşlarında yeniden, yen baştan oralara dolayım.

Rüzgârda çoklu cesetler gibi sallanan saçlarına dolanayım.

Yenmiş tırnaklarının izdivacında eskitilmiş bir tablo olup duvarlarını süsleyeyim.

Kalem tutmuş bileklerindeki o hırçın ayetlere nokta olayım.

Tanrıdan gelip senin o göçebe çadırlarında seyyah, günden güne ışıldayan gözlerine namert olayım.

Adrenalinin hoyratça gezindiği damar yolunda ölü pigmentler yutayım.

Rengini çalan, soluğunu kaçıran, sesini kısan o acılara bırak da ben başrol olayım.

 

 

Özledim…

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yıldızlar var gökyüzünde

Ama bizimle paylaşamazlar kendilerini

Ta ki düşüp kaybolana kadar...

Yer yüzünden bakarım onlara.

 

 

Rüya görür müsün?

Yıldızlarla çevrili rüyalar.

Ya da paylaşamadığın sevgilini...

Saklar mısın içinde?

 

 

Uçuyorum etrafında.

Farkında değilsin.

Pervane gibiyim,ışığına kanıyorum.

Dönüyorum sarhoşum.

 

Ölüyorum kendi küçük dünyamda.

Ve bu hakkımda bilmediğin tek gerçek.

Zil çalıyor aniden

Dünyaya geri dönüyorum...

 

 

Git!Benden çok uzaklara...

Tozun bile kalmasın kalbimde.

Ben ve gözyaşlarım...

Boşver.Hala umrunda mıyım?

 

Ellerimi bıraktın artık.

Artık orda duramazsın.

Akkor oldu ruhum ve dünyaya geri dönüyorum...

Ferim sönüyor,loşlaştım.

 

 

İçimden çıkarıyorum seni

Yavaş yavaş,acı acı...

Kanırtıyorum kalbimi.

Sence kolay bitebilir mi?

 

 

Pervane ölüyor

Işık sönüyor

Hikaye sonlanıyor

Yıldızlar kayıp dünyama son kez düşüyor

Ve senin dünyan dönmeye devam ediyor...

 

 

Ben sensiz

Sen bensiz

Sen mutlu

Ben melankolik

 

 

Kanatlarım koptu

İniş iznimi çoktan istedim

Dünyaya geri döndüm

Düştüm

Son buldu...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sembolik kuruntularında sevgi dilenendi.

Komplolarında hep bir kadın ölür, geriye buğusu camda kalmış soluklar ürperirdi.

Bavullarında geceden öpüp kırptığı vesikalıklar tam anlamıyla birer fantezi ürünüydü.

Oysa vesikalıklar kadehin hızına asla yetişemeyen külü solurlardı her gece.

Ciğerleri kara, avuç içleri izmaritten yara…

Oturduğu her kaldırım yamacında durur sandığı şişe olmadık yerden kırılmış bir yürek adeta.

İçindeki kırmızı sıvı nöronlarınla sevişmek istiyor diyenler olsa da o şarap sevmezdi aslında.

O aniden ölmek nedir iyi hesaplar, filmin en tırnak yediğim yerinde bana keratin yüklerdi.

Bana özenle seçtiği cümlelerinde imla olabileceğimi söyledikçe taçlar takardım vesikalıkların o soluk benizli gülümsemelerine.

Tüm yanıklar provasız raks ederken mimiksiz biçimsizliklerinde,

Vesikalıklar asırlaşan nasırları içtiler ansızın gelen histerik krizlerinde.

Mührü tattı dolu yüklü gözbebekleri yağmurun o gudubet renginde.

Ağlamak şimdi en çok Frida’ya yakışıyor.

Hole, hiç yüklenmediği kadar eroin alıyor.

İvano, kuşağına ait sololarından illet ettiğini anlatırken Ray’in gözleri yeniden görür oluyor.

O facia anı sanki bana kopan yıldırımın yıldız yüklü soluğunu anımsatıyor.

Zor dedimse sen inanma Luciano,

Pembe karakter olmak dediğin gibi karartır karakterini,

Bilirim sakın bilmediğimi sanıp ta esintide koparma kirpiklerini…

Ben düşler astım sabahlarınla gecelerine!

Uyandığında göğsüne düşecekler büyük anlaşmalar yaptım,

Olabildiğince azap yüklü esaretlerde büyük çatışmalarda kopya taarruzları ezdim de sana geldim.

Sen Luciano,

Sen başının sağa omzunda ağladığı yassın aslında.

Gazel yüklü bir infaz anısın aksayan yalnızlığımda.

Unutulmuş bir umut,

Yedirildikçe acıkan yanımsın kınımda.

Kes beni,

Liğmelenmiş hatıralarından değil miyim sonuçta.

Sandığın en aşağılık köşesinde sana sinen naftalin kokusunu sürdüm ben her gece senin yobaz bilgeliğinin esrarında.

Koktum, koptum da geldim aç gözlerini Luciano!

Sürgünden sana aşklar ektim,

Budaydım, budandım da geldim aç gözlerini Luciano!

Anladın değil mi Luciano?

Ben asimetrik yüzümü döktüm,

Simetrik çirkinliklerde zaaflar yüklendim de kefenimle sana geldim…

 

 

Sembolik kuruntularında sevgi dilenendi.

Oysa hıçkırarak ağladığı zaman eşsiz bir dilemma ile muammaydı.

Çarpışarak öldüğü şarampolde her daim bir kız ağlayacaktı…

O unutulmuş bir kompleks olacaktı hayatımda…

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

yavaş yavaş ölürsün..

 

(özene bezene ekip, baktığın saksıdaki çiçeklerin bir bir fire verir.. pencere önleri seyirleri cazipleşir.. elinde bir çetele.. kimler kaldı ?)

 

yavaş yavaş ölürsün..

 

küçük kağıtlara yazıp

biriktirdiğin

ömrün,

şimdi bakınca

ne kadar da kısacık !

 

(kedilerin ayakları üşür mü ? ekmek bulurlar mı sokaklarda ? savaşta çocuklar çok mu korkar ? biraz önce gördüğün yaşlı adamın kimi kimsesi var mı ?)

 

yavaş yavaş ölürsün..

 

gazeteleri bile açmaya korkarak,

çocukların öldüğü

filmleri ve haberleri

alelacele

atlayarak..

 

(içinde olur olmaz bir ses.. ‘’baba beni bırakma ! ben büyümedim daha..’’)

 

yavaş yavaş ölürsün..

 

deniz kıyısı hasretlerin,

içinde

korkusu

titreyen ellerinin..

 

(ağlamak için sudan sebepler yeter.. elinin altından kayıp giden geçmiş zaman erdemleri.. kendi acıların.. pişmanlıklar diz boyu.. nereden başlasan eksik..)

 

yavaş yavaş ölürsün..

 

kartallar dağlara yakışır..

 

sen yalnızlığına..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ben Delil Değilim!!!

Ben deli değilim ezel

Ben delil değilim

Kurbanına tetiği çeken ben değilim

Deli değilim ben delil hiç değilim

Ceset yaladıktan sonra düşlerini fırçalayan

Hepinizde var olan *** deliğiyim

Sağdıcımla sevişen adi bi şerefsizim

Perdeli gözlere önce pimapen döşerim

Titrek bi izim sözlerden ardakalan

Çarpar böler geceye giderim

Sufiyim sofuyum gerekirse

Kanatırım geceleri kelebek kanatları

Ama delili değilim ben hiçbirşeyin

!

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adına yazılacak ne varsa hepsini sıra sıra dökmek geçiyor içimden...Ama bütün iş kafamı toparlamakta...Bir toplasam herşey değişecek..Belki de daha bi yakın geleceksin bana...Daha bir sevgili!!!!Birden düşüyorsun aklıma,aniden..hani izin de aldığın yok benden..Sonrasında bütün günüm seni düşünerek geçiyor...Nasıl olacak sevgili,yakıştıracak bir son bulacak mıyız kendimize?Sanmıyorum ama bu aşk da diğerleri gibi baksana....umut olmayacak kimseye!!!!!

--------------------

Çıt etti içimde birşey....Bir de başağrısı eklenince üstüne değmeyin keyfime....Beni mi bulur herşey diye başlamayacağım söze SÖZ olsun !!!!Sadece iyi değilim bu kez...Hani diyorum böyle seveceksen....Beni sevmeyi keser misin lütfen? ....

 

 

Eli değen herkes mi kirletir aşkı?Bundandır ""aşk"" kimseye yakışmadı....

 

 

 

Yazdığım herşeyi yok ettim....Oysa kitap çıkartma fikri kokuyordu tüm cümlelerim!!!!!

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

O’nu öpüyorsun şimdi..

Kokusunu çekiyorsun içine..

Güneşisin O’nun.. Isıtıyorsun kalbini...

Bense burada üşüyorum..

Yaz mevsiminin ilk gecesinde..

Haziran’ın birinde..

Ve gecenin üçünde.. üşüyorum...

Seni unutmaya çalışıyorum...

Ama ne zaman bunu denesem..

Yani seni unutmak istesem..

Kainat seni getiriyor bana..

Hiç bilmediğim kokunu getiriyor..

Soluyorum derin derin..

Ve hapsediyorum içime..

Sesini getiriyor sonra..

Çok uzaklardan...

Sesin kulağıma değiyor, ağlıyorum...

Sense O’nu öpüyorsun..

Ve O’nu her öpüşünde, bir yara açıyorsun bende...

Canım o kadar çok yanıyor ki...

Ama ruhun duymuyor..

Bilmiyorsun, duymuyorsun, hissedemiyorsun...

Yara bere içindeyim, ağlıyorum ve üşüyorum...

Sense O’nu öpmeye devam ediyorsun...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bendim ..

Bağırdım çağırdım saatlerce,

Ama saniyeler yuttu çığlıklarımı!

Bazen aç olduğu için,

Bazense sırf bana,

Sırf yüzümün en görünmeyen köşesindeki

Hayata yenilmemek için uğaşan

Küçük tebessüme inat!

Yaşamla aramda olan inceciik ve tek

O tek umut telini koparmak için elinden geleni yaptı

Ama ben yılmadım...

Hala hayata yanlızca gıcıklık olsun diye

İçimde kalan son ışk damlasıyla,

Onu yıldırmak için yan yan gülüyorum...

Zifiri karanlık odamda

Yüreğimde sana olan sevgimin

Son gücüyle kor bir lamba yakıyorum...

Senin hayalini yeniden görüp

İçimin ısınmasına yetecek kadar aydınlanıyorum.

Ya o da olmasaydı?

Ay ışığının bile girmeye çekindiği

Gökyüzünün zemin katındaki odamda

Ancak yanlızlığımın sönük sesi ve

Kalemimin ucundaki umutla,

Bir gıdım da olsa ışık yakardım..

Ne kadar titrek,

Ne kadar çaresiz,

Her ne kadar kimsesiz bir çocuk gibi de olsa,

Yanlızlığımı alan tek şey,

Yine içimdeki ateş,

Yine BENDİM!!!

 

( kusura bakmayın anLaşıLmaz oLduğunu biLiyorum idare edin ... ) :confused:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bendim ..

Bağırdım çağırdım saatlerce,

Ama saniyeler yuttu çığlıklarımı!

Bazen aç olduğu için,

Bazense sırf bana,

Sırf yüzümün en görünmeyen köşesindeki

Hayata yenilmemek için uğaşan

Küçük tebessüme inat!

Yaşamla aramda olan inceciik ve tek

O tek umut telini koparmak için elinden geleni yaptı

Ama ben yılmadım...

Hala hayata yanlızca gıcıklık olsun diye

İçimde kalan son ışk damlasıyla,

Onu yıldırmak için yan yan gülüyorum...

Zifiri karanlık odamda

Yüreğimde sana olan sevgimin

Son gücüyle kor bir lamba yakıyorum...

Senin hayalini yeniden görüp

İçimin ısınmasına yetecek kadar aydınlanıyorum.

Ya o da olmasaydı?

Ay ışığının bile girmeye çekindiği

Gökyüzünün zemin katındaki odamda

Ancak yanlızlığımın sönük sesi ve

Kalemimin ucundaki umutla,

Bir gıdım da olsa ışık yakardım..

Ne kadar titrek,

Ne kadar çaresiz,

Her ne kadar kimsesiz bir çocuk gibi de olsa,

Yanlızlığımı alan tek şey,

Yine içimdeki ateş,

Yine BENDİM!!!

 

( kusura bakmayın anLaşıLmaz oLduğunu biLiyorum idare edin ... ) :confused:

 

 

Anlaşılmaz değil. Gayet güzel. Hayata karşı hafif bir isyankarlık sezdim:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu şiiri saniyeLer önce içimden geLerek yazdım umarım beğenirsiniz ..

 

SEN ?

Bedenimi tepeden tırnağa saran tek şey yaLnızLk oLsa da ..

GözLerim etrafa artık bomboş baksa da ..

Soğuktan donan eLLerimi ısıtacak sıcak bir nefesim oLmasa da ..

Duyduğum tek ses sonsuzLuğun çığLığı oLsa da ..

ALdığım tek koku çaresizLiğin rutubeti oLsa da ..

ELLerimi gökyüzüne kaLdırıp haykırarak duaLar ettiğimde artık eski inancım oLmasa da ..

Aynaya baktığımda artık kendime oLan güvenim kaLmasa da ..

YaşamLa savaştığım kıLıcım son savaşımda kırıLsa da ..

HaLa sen varsın ..

Sen ..

HaLa varsın ..

 

Peki ya sen ?

 

Sen kimsin ?..

bunun cidden anLamsız oLduğunun farkındayım .. Kusura bakmayın okuyanLara teşekkürLer .. :confused:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...