Jump to content

Sanatın Gerekliliği


pithc

Önerilen Mesajlar

Sanatın Gerekliliği

 

"Sanat için soyunurum." diyen film yıldızı, "Sanat, sanat içindir ne demek?" diyen edebiyat öğretmeni, "Sanat gerçekleri anlamamızı sağlayan yalandır." diyen Pablo Picasso ve bunun gibi günlük hayatta içinde "sanat" geçen pekçok cümle.

Sanat Büyük Larousse ansiklopedisinin tanımıyla; herhangi bir etkinliğin ya da işin yapılmasıyla ilgili yöntemlarin, bilgilerin ve kuralların tümü. Başka bir tarifte bir işi yapmak için gerekli beceri ve yetenek. Pratik kurallarla belirlenmiş zanaatı uygulama. Hasan Nail Canat'a göre " Gülü incitmeden, gül yaprağına şiir yazmak. Ebers'e göre "Sanat bizi Allah'a götüren köprü."

Sanatın tanımını, anlamını kime sorarsanız, herkesten farklı cevap alırsınız. Kişiler tarifleri yaparken daha çok sanatsal düzenlemeleri içeren etkinliklerden söz ederler. Hemen akla gelen edebiyat, tiyatro, sinema, opera, plastik sanatlardır. Yani bireyle sanatçının, sanatını icra ettiği konser, sergi salonları,sahne gibi yerlerde buluşması düşünülür.

Peki gerçekten sanat, belli bir mekanda yapılılan, estetik kaygı taşıyan kuralları harekete geçiren bir etkinlik midir? O zaman hayatı boyunca sadece birkaç kez sinemaya gitmiş ya da bir romanı baştan sona kadar okumamış bir kişi sanatsal faaliyetlerin insan ruhunda yaptığı rötüşten mahrum mu yaşıyor demektir.

Medeniyetlerin başlamasıyla birlikte sanat da başlamıştır. Bunun belli bir kuralı, zorunluluğu olduğu için sanat, uygarlıkla pararlel gitmemiştir. Sanat yaşamsal bir faaliyet olarak hayatın doğal uzantısı durumunda ister istemez ortaya çıkmıştır. Yaşamın her alanında fark edelim ya da etmeyelim sanat vardır. Aslında sanat, hayatta algılanabilen estetik duyarlılığın tümüdür.

Sanat beş duyumuza hitap eden, doğal işleyişin zerafet kazanamasıdır. Etkileyici bir parfüm, lezzetli bir yemek, özenle düzenlenmiş bir bahçe, tebessümle söylenmiş bir söz, ipek ibrişimle dokunmuş bir eşarp insan ruhunda tarif edilemez duygular bıraktığında sanata uzanan kapıları aralar. Bir de altıncı his vardır ki bu da tanımlanamayan estetik duygu ihtiyacıdır.

Ata'nın söylediği "Sanatsız kalmış toplumların hayat damarlarından biri kopmuş demektir" değişi ruhumuzun ihtiyaç duyduğu sanat anlayışını vurgular. Elbette insan hayatını sürdürecek pek çok etken vardır. Bunlardan biri ya da birkaçı eksik olabilir. Ancak farkında olarak veya olmayarak hissetttiğimiz sanat gereksinimi, insan ruhunu cilalayan, düşüncelerini harekete yansıtan önemli bir değerdir.

Sanatı bir tanım, bir faaliyet olarak kurallaştırmak, mevcut olan estetik düşünceleri, hareketleri akademik düzeye taşımak demektir. Zaten toplumda var olan zarif yapı bu şekilde irdelenmiş olur. İnsanın ruhundaki güzelliği bulma çabası belli bir biçim kazanır.

Sanatın insanlık tarihiyle başlamasıyla birlikte hayat daha anlaşılır olmuştur. Örneğin güzel sanatlarla uğraşan bir kişinin elinin, zekasının ve kafasının birlikte çalıştığını söyler, Johnson Ruskin. Sanat, kişinin evreni algılamasını sağlar. Katıldığımız her sanatsal etkinliğin ardından, kişiliğimizin daha farklı boyuta taşındığını hissederiz. Belki 10 yıl önce okuduğumuz bir kitaptan pek birşey hatırlamayız ama üzerimizde bıraktığı etki farkında olmadan konuşmalarımızın, hareketlerimizin bir parçası olmuştur bile. Dinlediğimiz bir melodi yüreğimizin derinliklerinde çiçekli bir bahçe hazırlayabilir.

Sanatın ruhumuzda bıraktığı izler iyiye, doğruya ve tabi ki gerçeğe yöneliktir. Sanattan kalan ruhumuzda hissettiğimiz duyarlılığın günlük yamda davranışa dönüşmesidir. Sanat bir gereksinimdir çünkü sanat hayata dostça bir katkıdır.

 

Alıntıdır...:D:D

schizophrana tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu güzel paylaşımın için mineetarım size sayın Pithc çok güzel bir yazı dizisi olmuş ..

 

''Peki gerçekten sanat, belli bir mekanda yapılılan, estetik kaygı taşıyan kuralları harekete geçiren bir etkinlik midir? O zaman hayatı boyunca sadece birkaç kez sinemaya gitmiş ya da bir romanı baştan sona kadar okumamış bir kişi sanatsal faaliyetlerin insan ruhunda yaptığı rötüşten mahrum mu yaşıyor demektir.'' ve bu bölüm çok hoşuma gitti.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

pureprision sanat diye bir sey yoktur bana göre sanatcı vardır...:)...nesneleri istedigi gibi kullanmayı bilen yapıtlarında nerde nasıl durmasını bilen hangi rengi nasıl fırca darbeleriyle vurmasını bilen kısaca kullandıgı malzemeleri bir araya getirip ilginc ve tepkisel yönlerde sunan insanlardır...fakat her insanın içinde sanatcı kişiligi vardır sadece kullanmayı bilenler sanatcı unvanını alır...:)

 

sanatın sınırı yoktur...yer zaman estetik vs vs hiç önemi yoktur hatta illa bir sey anlatmasına da gerek yoktur sanat yapıtı diyebilmek için...sanatta bir cok akım vardır mesela dadaizm , fluxus vs vs bunun gibi advangart akımlarının hiç bir estetik kaygısı yoktur hatta dadaist şairlerin bir cogu bir kaba bir cok kelime yazıp atarlar ve sıra ile cektikleri kelimeleri birlestirip şiir olarak sunarlar...ama cogu sanatla ugrasan insanların belli kaygıları vardır belli yasantıları vardır ve bu yasantıları içinde hiç akla gelmeyecek sekilde yasarlar mesela birinci dunya savası sırasında yasayan bir sanatcı burjuva giyimli yeteri kadar saygılı ve cok kibar biridir her zaman elinde bir bavulla gezermiş bir gun bavulu actıklarında bavulun içinde çöp ve çöp kalıntılarından baska bir sey olmadıgını görürler fakat bu sanatcı topladıgı o çöplerle adını duyurmus ve yeni bir akım cıkarmıs bir insandır(üzgünüm su an o sanatcının ismini hatırlamıyorum)...:D:D

 

eger soruna yanıt verebildiysem ne mutlu...:D:D

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

''Peki gerçekten sanat, belli bir mekanda yapılılan, estetik kaygı taşıyan kuralları harekete geçiren bir etkinlik midir? O zaman hayatı boyunca sadece birkaç kez sinemaya gitmiş ya da bir romanı baştan sona kadar okumamış bir kişi sanatsal faaliyetlerin insan ruhunda yaptığı rötüşten mahrum mu yaşıyor demektir.''

 

Mahrum olduğunu düşünmüyorum. çünkü insan olma gereği olarak ''mutlaka'' bir şeylerin etkisi altında kalacaktır. Eleştirecek yada daha farklı görüşler kazanarak bu sayede etkilendiği şeye yoğunlaşabilir ki, hiç farkında olmadığı yeteneğini keşf edebilir.

 

Sanat(farkedilmeyi bekliyen bakir güzelliktir)

Sanatçı(Gördüğüne hayranlıkla tutulup, büyük bir aşkla sergilemesidir)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Peki pithc sanat denilen bir şey yoksa sanatçının kim olduğunu nasıl söyleyebiliriz yada sanatçının yarattığı olguya ne ad verebiliriz ? Ukalık olarak algılama rica ederim sadece fikirlerini öğrenmek istiyorum .

 

 

kesinlikle ukalalık diye algılamam cunku sempozyum ortamlarındaki gibi tartısmaları severim...:)...sanat yoktur sanatcı vardır...eger sanatcı olmasaydı sanatta olmazdı bu yuzden sanat yoktur sanatcı vardır...:)

 

sanatcı anarsisttir...surekli kavga(ister içinde ister dunya sorunlarını eleştirir) eder dısarda yasanan olayları biriktirir(ki bunun içine sanat ve sanatcılarda dahil) ve en sonunda onu bir sanat yapıtı haline getirir...surekli sorgulayan ve belli bazı seylere karsı cıkan insanlar genelde sanatcı olmuslar...:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sanatçı mı sanattan, sanat mı sanatçıdan gibi bir tartışma olmuş :) Aslında düşününce sanat denen kavramı birileri var etti, yüzyıllarca şekillendirdi. Sanat kendi kendini yaratan bir kavram olmadığından evet önce aanatçı vardır diyorum ben de.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sanat hep vardı oysa ... eğer yazdığınız ya da çektiğiniz bir şeyi kimse görmezse o eser sanat değerini yitirir mi?

yitirmez... sanat varolusla beraber vardır cunku.. ..sanat magaralarda baslamıstır. ' da diyebiliriz sanırım .oysa magaralarda baslayan sanat iletişim için yapılmıstı..biz adına sanat koyduk..aslında sanatmı insanmı sorusu daha mantıklı geldi gecenin bu ilerlemiş vaktinde ..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sanat hep vardı oysa ... eğer yazdığınız ya da çektiğiniz bir şeyi kimse görmezse o eser sanat değerini yitirir mi?

yitirmez... sanat varolusla beraber vardır cunku.. ..sanat magaralarda baslamıstır. ' da diyebiliriz sanırım .oysa magaralarda baslayan sanat iletişim için yapılmıstı..biz adına sanat koyduk..aslında sanatmı insanmı sorusu daha mantıklı geldi gecenin bu ilerlemiş vaktinde ..

 

 

nevermore haklısın sanat hep vardı ve sanat magra duvarlarına çizilen öykülerle basladı...magra duvarlarına çizilen inek at vs vs ile baslamıstır bazende bu ihtiyac olarak yapılmıstır yani buyu amacıyla tam olarak ne için buyu yapıldıgı bilinmesede kamıs yardımıyla kendi ellerinin uzerine püskürtme yöntemi ile yapılmıstır...fakat sanat insanlık var olmaya basladıgı andan itibaren vardı yani elimize ulasan ilk magra resimlerini bile insan ogluyaptı...:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bu konuda hemfikiriz öyleyse ..:)

insanmı sanatmı sorusu da cevaplanmıs oluyor bu durumda degilmi?

bazı arkadaslar (sanatın herhangi bir dalı ile iç içe olan ögrenci arkadaslar) ile bu veya benzeri bir konu tartısıldıgında savundugum yada kendime yakın hissettigim cevap buna benzer..

bir cevap daha varki evren sanattır. mantıksızda gelmiyor değil hani??

bu konuyla ilgili yorumlarınızı düşüncelerinizi ögrenmek ister bu aciz, sanat tutkusuyla beslenen kör cahil:)

konuya dahil olmamda bir sakınca olmadıgını dusunerek atladım ( işin icinde sanat oldugundan :) )

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sanat, ruhun cinsel organıdır. Sanat,sanatcının egolarını tahmin ve tatmin etmesidir. birikimini,deneyimlerini,tecrubelerini,içsel zenginliğini,duygu ve düşüncelerini açığa cıkartmasıdır.

ve bununla kiişisel haz'a ulaşmasıdır.

Sanat önce sanatcı içindir. Sonra,toplum bunu algılar,değer biçer ya da biçmez. bu sanatcının çokta umurunda olmamalıdır. (:

simdi benim sanat anlayısım bu ....

bu durumda varsayalım ki evren canlı.... ve kendi kendini yarattı... bu durumda sanatcı da evrenin kendisi sanat da ????

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yani herşeyin başı evren, insan ve sanattan da önce onu mu ele almalıyız ? Pithc'in görüşüne göre herşeyin başı sanatçı (insan) bu durumda evreni canlı olarak ele aldığımızda herşeyin başı evren oluyor ve sanatçıda şuan sanatı koyduğumuz konuma düşüyor ?? Yani hepimiz evrenin meyveleriyiz ve aslaında evren sanatın başlangıç noktası mı ?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sanatın sanat için olması diye birşey bence söz konusu değil. bu "sanatı yüceltmek için sanat yapmak" anlamına gelir çünkü. sanat için sanat yapmak budur. yani "birşey yapayım da sanat olsun bu", "dur ne yapayım da sanat olsun" tavrıdır, sanat için sanat. olmaz. sanat dogada var olan unsurdur... sanatcı da onu bulup geliştiren susleyen kişidir...

baska bir degişle sanatcı hiçbirsey degildir... sanat hersey.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

'' ''Sanat'' diye bir şey yoktur aslında.Yanlızca sanatçılar vardır.Bir zamanlar bu adamlar renli topraklarla bir mağaranın duvarlarına kabaca bizon resimleri çizikktiriyordu ; bugün de bazıları boya satın alıp duvar yada tahta perdeleri resimliyor ve daha bir çok başka şeyler üretiyor.Tüm bu etkinlikleri sanat diye tanımlamakta hiç bir sakınca yok,yeterki bu sözcüğün yer ve zamana göre değişik anlamlara gelebileceği unutulmasınve günümüzde neeredeyse bir korkuluk veya tapınma aracı haline gelen ve büyük ''S'' harfiyle başlıyan Sanatın var olmadığı bilincinde olunsun.''

Diyor bir çok kaynak bu konu üzerine bir çok kitap okudum bir kaç hafta içerisinde ve sanat kitapları olsun sanat tarihi kitaprı olsun hepsinin görüşü aynı aslında sanat denilen olgu yok ve olmayacakta sanatçılar ve uçsuz bucaksız ruhları..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

güzel paylaşım olmuş. sanat sanat için midir yoksa toplum için midir diye sorduğumda sanat olmayan bişey için olamaz toplum içindir cevabını almıştım. o halukarda o zaman sanat yoktur sanatçı vardır demek gerçekten mantıklı. detaylı öğrendiğim iyi oldu..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

aynen katılmakla birlikte,

sanat, sanatçısını gösterir, aslolan sanatçıdır,

sanat burda bir alfabe, bir duruş, bir anlatımdır.

 

belki picasso'nun bir tablosunda imzası olmasa, belki o tablo her ne kadar güzel olsa da, picasso'nun diğer tabloları kadar değerli olmazdı....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

aynen katılmakla birlikte,

sanat, sanatçısını gösterir, aslolan sanatçıdır,

sanat burda bir alfabe, bir duruş, bir anlatımdır.

 

belki picasso'nun bir tablosunda imzası olmasa, belki o tablo her ne kadar güzel olsa da, picasso'nun diğer tabloları kadar değerli olmazdı....

 

Şimdi eğerki sanatçıya göre eserlere değer biçseydik sanat akımları olmazdı değilmi ? Eğerki Pabblo Picasso eserlerinde imza kulanmasaydı bile yinede onu bir katagoriye koyacaktık öyle değilmi yani kübizm gibi . Hush arkadaşımızın sorusuna gelince kaygılardan kastın nedir anlıyamadım açıkçası ben sanatta ki hangi kaygıdan bahsediyorsun ? Estetik kaygılar realist yargılar ? Hangisi olduğunu daha net yazarsan sevinirim :).

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

peki birşey sormalıyım, bir şeye sanat eseri denmesi için ne gerekiyor? yani aynı kaygıyla yapılmış herşey sanat mıdır?

 

aslında bunun açıklamasını "sanat eleştirmenleri" ve eskiden bu sanat ürünlerine "para basan" burjuva kesmi belirliyordu.

ör: Van Gogh hayattayken çok sefil bir hayat yaşamıştır para konusunda ve tablo satışları konusunda, ki erkek kardeşinin verdiği para ile boya ve fırça takımlarını alabilirdu. ama ölümünden sonra tabloları sanat açısından çok değerli bulundu.

 

ör: picasso ve Dali de hayattayken değeri bilinmiş, bu işler zengin olmuşlardı. :)

 

günümüzde de pek farklı olduğunu sanmıyorum.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Büyü ve sanatın ortak kökenleri üzerine

      İnsan toplumunun çekirdeğini küçük bir göçebe topluluk oluşturmuştu. Bunları insansı maymunlardan ayıran özellik, elleriyle bazı ilkel araçlar yapmaları ve ateşten yararlanmalarıydı. İnsan toplumu bu ilk çekirdeğin bölünmesi sonucunda gelişti. Bu göçebe topluluk, ilkin, her ikisi de dıştan evlenme kuralına bağlı iki yarıma bölündü. Bir yarımın erkekleri öteki yarımın kadınlarıyla çiftleşti. Doğan çocuklar analarının bağlı olduğu yarımın üyesi sayıldılar. Daha sonra bu yarımlar da kendi içlerinde

      , Yer: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri

    • Büyü ve Sanatın Ortak Kökenleri Üzerine

      İnsan toplumunun çekirdeğini küçük bir göçebe topluluk oluşturmuştu. Bunları insansı maymunlardan ayıran özellik, elleriyle bazı ilkel araçlar yapmaları ve ateşten yararlanmalarıydı. İnsan toplumu bu ilk çekirdeğin bölünmesi sonucunda gelişti. Bu göçebe topluluk, ilkin, her ikisi de dıştan evlenme kuralına bağlı iki yarıma bölündü. Bir yarımın erkekleri öteki yarımın kadınlarıyla çiftleşti. Doğan çocuklar analarının bağlı olduğu yarımın üyesi sayıldılar. Daha sonra bu yarımlar da kendi içlerinde

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Gotik Sanatın Kökleri (Gotik Çağ)

      XII. yy.dan Rönesans'a kadar Batı Avrupa'da gelişen sanat biçimidir. Gotik sanat Fransa'da doğmuş olmasına rağmen adını Hıristiyanlığın ilk yıllarında Avrupa'yı istilâ eden Gotlardan almıştır. Bu terimi ilk defa İtalyan hümanistleri kullanmışlardı. Onlara göre, özellikle Alpler'in kuzeyinde gelişen ve roman sanatının ardından gelen bu sanat, İlkçağ'ın klasik kurallarından iyice ayrılıyordu. Ve, bu üslûbu küçümsediklerini belirtmek için italyan hümanistleri ona, gotik sanat adını veriyordu.   Ro

      , Yer: Gothic Dream

    • Yedinci Sanatla İkinci Sanatın İzdivacı : Tim Burton & Danny Elfman

      19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan sinema, 1900'lü yılların başına kadar sessizdi. İzleyiciler mütevazi sinema salonlarında toplanır, ekranda hızlı bir şekilde hareket ettirilen selüloid resimlerin oluşturduğu sessiz görüntüyü izlerlerdi. Ancak bu görüntüler, zamanla -izleyicilerin de sinemanın ilk başta yarattığı şaşkınlığa alışmalarıyla- yönetmenin hissettirmek istediği duyguyu ortaya koymakta yetersiz hale geldi. Ve sonunda, sinema tiyatrosu sahipleri o dramatik duyguyu ekleyebilmek için sa

      , Yer: Sinema

×
×
  • Yeni Oluştur...