Jump to content

Okul Efsaneleri


Nietzsche

Önerilen Mesajlar

ODTÜ Felsefe öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan

dersinin final sınavında sınıfa gelmiş ve sınav sorusu olarak tahtaya,

"Why?" (Neden?) yazmış. Öğrenciler ilk önce ne yazacaklarını şaşırmışlar,

sonra herkes bir şeyler yazmaya başlamış.Yalnız bir öğrenci, sınavın ilk

dakikasında kağıdını teslim etmiş. Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış:

"Why not?" (Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan "100" almış.

 

Aynı hoca başka bir sınavda "risk nedir?" diye soruyor. Yine bir öğrenci

sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kağıdını. Kağıdın üst kısmında

sadece isim-soyadı yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. En altta ise

"İşte risk budur" diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en yüksek notu

alıyor.

 

Hocanın bir sonraki sınavında yine "Risk nedir?" sorusuyla karşılaşan

öğrencimiz tekrar boş kağıt verince bu sefer 0 alıyor. Tabii koşa koşa

hocaya gidip sebebini soruyor. İşte cevap: "Aynı şartlar altında, aynı riski

iki kere almak aptallıktır!"

 

Hocamız bir başka sınavda derse giriyor ve tek soru soruyor: "Atatürk ne

yaptı?". Bütün öğrenciler harıl harıl yazmaya başlıyor, kağıtları

dolduruyorlar. Sınav sonucunda herkes ortalama notlar alıyor. Bir öğrenci

ise 100 alıyor. Bu öğrencinin cevap kağıdında şu yazıyor: "Ne yapmadı ki!"

 

Bu tür öğrenciler ve değerlendirmeler Hukuk Fakültelerinde yok mu? Elbette

var. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Hocanın biri sınavda, o

günlerde devam etmekte olan bir davanın detaylarını vermiş ve sonucun ne

olacağını sormuş. Tabii, bütün öğrenciler ha babam, de babam, sayfalarca

yazmaya başlamışlar. Ama bir öğrenci kağıdını sınavın ilk dakikasında

vermiş. Ve buna rağmen 100 almış. Öğrencinin yanıtı tek cümleymiş:

"Devam eden dava hakkında yorum yapılamaz

 

hoca alıyor birtane sandalyeyi sınıfın önüne koyuyor bu sandalyenin burda olmadığını bana ispat edin diyor,millet harıl harıl yazarkene bizimkisi kalkıyor veriyor kağıdını 2 dakka sona, 100alıyor.(hiç beklemiodunuz di mi? ) cevap olarak arkadaş : ''hangi sandalye ???'' yazmış

 

Üniversitede hoca sınav kağıtlarını okumuş öğrencilere sonuçları söylüyor.Herkes 20-30 almış.

En son hoca bir kağıdı havaya kaldırmış.Salağın birisi adını yazmayı unutmuş ama hepinizden iyi çalışmış sınava.Salak malak ama 70 aldı demiş.

Herkes şaşırmış: Hocam sınıfta sonucunu öğrenmeyen yok.

Hoca kağıda bir daha bakmış: Aaa bu benim hazırladığım cevap anahtarı.

 

 

dört kafadar sınava girmemişler, sonra hocaya gelip bir yalan uydurmuşlar, "biz şehir dışından geliyorduk, arabanın tekeri patladı geç kaldık" böyle böyle hocanın kafasının etini yemişler sonunda hoca tamam demiş. "Gelin sınav yapıcam sizi". Bunları anfinin dört bir köşesine oturtmuş, ellerine de birer boş kağıt vermiş. "yazın" demiş "arabanın hangi tekeri patladı?"

 

 

ODTÜ'de bi yaz günü amfide 10 kişiyle ders anlatıyormuş hoca... 10 kişiden 9'u arka sıralarda dersten ilgisiz duruyorlarmış sadece en önde bi kız dinliyormuş dersi. Hoca anlatmasını bitirince kız parmak kaldırmış ve hocanın bir bölümü tekrar anlatmasını istemiş. Hoca bu sefer kızın yanına gelmiş ve Türkçe olarak konuyu baştan sona tekrarlamış. "Anladın mı" diye sormuş; kız "ama hocam siz Türkçe anlatmak, ben anlamadı" demiş, hoca dumur, amfideki diğer öğrenciler yerlerde

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ODTÜ'de profesörün biri öğrencilerine kadavra üzerinde ders verecek. Herkesi topluyor. "Bakın çocuklar ileride hepiniz doktor olacaksınız, iyi bir doktor olmanın 2 altın kuralı vardır. Birincisi dikkat, ikincisi sağlam bir mide..." Profesör kadavranın arka kısmına parmağını sokar, çıkartır ve parmağını bir güzel yalar. Bütün öğrencilere "sıra sizde" der.

 

Tüm öğrenciler zar zor bu işlemi tekrarlar. Ancak tekrarlayan ya kusar yada kedisini zor tutar. Sonuç olarak bütün sınıf sıfır alır. Herkes profesöre itiraz eder. "Dediklerinizi yaptık, kusanlar tamam da biz kusmadığımız halde neden sıfır alıyoruz" diyenler olur.

 

Profesör cevap verir. "Size iki altın kuraldan bahsettim. Dikkat ve sağlam bir mide... Bazılarınızın midesi sağlam ancak hiçbirinizin dikkati yok. Ben işaret parmağımı soktum, orta parmağımı yaladım, siz işaret parmağınızı soktunuz, işaret parmağınızı yaladınız"

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ben ODTÜ ile ilgili olanları seviyorum.

 

ODTÜ Matematik Bölümü'nün önünde kitaplarını eline almış, uzun boylu, soluk yüzlü bir kız heykeli vardır. ODTÜ'de anlatılana göre; bu kız gerçekten yaşamış. Normal şartlarda bitirmenin büyük başarı sayıldığı Matematik Bölümü'nü 3 senede kafayı sıyırmadan birincilikle bitirmiş. Ancak mezuniyet törenine gelirken trafik kazası geçirip ölmüş. Bunun üzerine Matematik Bölümü, kızın heykelini "örnek öğrenci" niyetine diktirmiş.

 

ODTÜ kampüsünün altı dev tüneller ağıyla çevriliymiş. Neden ve nasıl yapıldığı bilinmeyen bu tüneller, ODTÜ'ye ait olan Eymir Gölü'ne kadar uzanıyormuş (ki bu yaklaşık 20 kilometre oluyor). Öğrenciler tünelleri, 70-80'li yıllarda polis ve jandarmadan saklanmak için kullanıyormuş. Son yıllarda ise ODTÜ'nün çimleriyle yetinmeyen çiftler, bu tünellerde bir takım ihtiyaçlarını (!) karşılıyormuş.

 

ODTÜ yurtlarında yeni gelen öğrencilere şaka yapmak adettenmiş. En sık yapılan şaka ise şöyleymiş: Yurdun eskileri, yeni gelen öğrenciye uyku hapı içiriyormuş. Deliksiz uyuyan kurban, sabah kendisini pijamalarıyla rektörlüğün önünde buluyormuş.

 

Ata yazan anıt

Mimarlık anfisinin hizasında değişik açılarla, yataya yakın yerleştirilmiş üç büyük demir bloktan oluşan soyut bir anıt var. Güya bu üç blok öyle açılarla yerleştirilmiş ki; her 10 Kasım günü saat 9'u 10 geçe blokların gölgesi yere "ATA" yazıyormuş. 10 Kasım günleri çok kişi beklemiştir o anıtın altında, ben de dahil. Ama kimsenin bu yazıyı gördüğünü duymadım.

 

Plaketi tek eliyle sökmüş

Bunu bizim yurdun kantincisi anlatmıştı. Vakti zamanında 3. yurdun yataklarını, Sabancı bağış olarak vermiş. Yurt yönetimi de teşekkür babından yurdun dış duvarına kocaman bir şükran plaketi asmış. Deniz Gezmiş bi gün yurttaki odasına giderken bu plaketi görmüş. Çok sinirlenmiş tabii; tek eliyle tuttuğu gibi plaketi söküvermiş yerinden. Bu olayı gören binlerce öğrenci, yurt pencerelerine çıkıp çılgınlar gibi alkış tutmuş.

 

ODTÜ'den sonra Boğaziçi

ODTÜ hakikatten de Rusya'ya doğrultulmuş bir tabanca şeklindedir. Duyduğuma göre; Amerikalılar vakti zamanında Ortadoğudaki Amerikan Müttefiki ülkelerden birine şahane bir üniversite inşa etmek istemişler. Elemelerde Türkiye ve İsrail finale kalmış. Sonuçta Türkiye'de karar kılınmış. Amerikalılar, Türkiye'den 28 kilometrekarelik bir toprak istemişler. Türkiye de Ankara'da bugünkü ODTÜ arazisini vermiş. Amerikalılar da buraya gerçekten de örnek gösterilebilecek bir üniversite dikerler. Üstelik ilk yıllarda üniversiteye acaip derecede para akıtırlar. Fakat daha sonra burda komünistlerin türemesi ve bunlarında okula gelen Amerikan büyükelçisinin arabasını yakmaları üzerine, buraya yapılan yardımı iyice kısarlar. Sonra Boğaziçi'ni kurdurturlar.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Okul Hatıraları..

      Okul hayatınız boyunca hiç unutamadığınız anılarınızı topluyoruz.. İlkokul yılları,Lise,Üniversite aklınızda kalan ilginç anılarınızı paylaşın...  

      , Yer: Forum Oyunları

    • Uzakdoğu Efsaneleri ve Mitleri

      Çin, Kore ve Japon mitolojileri bir bakıma birbirlerine benzerlerse de, birçok farklılıkla­rı da vardır. Eski Çinliler yeryüzünün karısı olan gökyüzünün dünyayı yönettiğine inanı­yorlardı. Yeryüzünün yanı sıra, gökyüzünden daha aşağıda yaşayan öbür tanrı ve tanrıçalar da Ay'ı, Güneş'i, Jüpiter gezegenini, bilimi, rüzgârı, ateşi, bulutları ve ırmakları yöneti­yorlardı. Ayrıca önemli işler başaran kadın ve erkekler de canrılaşıyordu.   Gerek Çinliler, gerek Koreliler atalarına taparlardı. Ölüleri

      , Yer: Uzakdoğu Mitolojisi

    • İstanbul Efsaneleri ; Gizemli El

      Bu efsaneye göre At meydanı'nda bulunan Dikilitaş'ın dibinde bakırdan tılsımlı bir el varmış.   Hangi tüccar İstanbul'a mal getirecek osla doğrudan Dikilitaş'a gider , mala biçtiği değerin tutarını elin içine koyarmış. Bu bakır el malın gerçek değerini avucunu kapatarak bildirirmiş.   Günlerden bir gün , Anadolu'dan gelen bir tüccar satmak üzere yanında getirdiği bir atla birlikte Dikilitaş'a gelmiş ve atın bedelini söylemiş. " On bin akçe " Sonrasında bakır ele parayı saymaya başlamış. Ancak

      , Yer: Şehir Efsaneleri

    • Ne Diyoruz, Ne Anlıyoruz? TRT Okul

      Bu program hala devam ediyor mu bilmiyorum ama memleketin başına gelmiş en güzel şeylerden biriydi. Cengiz Güleç, Ahmet İnam ve Mehmet Ali Kılıçbay her hafta bir konuyu ele alır; herkesin anlayabileceği şekilde felsefi, psikolojik ve iktisadi yönden tartışırlar. Youtube'da tüm bölümleri var.     [video=youtube;V5W6iY-0YJE]  

      , Yer: Felsefe

    • Hint Kültürü ve Yaradılış Efsaneleri

      Bir bölümü hindistan'da ortaya çıkan ve hala varlığını sürdüren Hinduizm,Budizm,İslam ve daha birçok dinin etkisiyle bu ülkenin zengin bir kültür geleneği vardır.Dünyanın en eski dinlerinden biri olan Hinduizm yüzyıllar boyu sözlü öğrenim yoluyla yayıldı.Hindu felsefesinin karmaşık kavramlarını basite indirgemek amaçlı bu bilgiler kolay anlaşılır biçimde aktarılır.Hindu panteonunu oluşturan tanrılar evrenin çeşitli yönlerini temsil eder ve günlük hayatın farklı alanlarına denk düşer.   MÖ 25

      , Yer: Uzakdoğu Mitolojisi

×
×
  • Yeni Oluştur...