Jump to content

Böyle Buyurdu Zerdüşt - F. Nietzsche...


raskolnikov

Önerilen Mesajlar

Friedrich Nietzsche; Önsöz: Turan Oflazoğlu; Tercüme: Turan Oflazoğlu; Cem Yayınevi

 

 

Zerdüştün Öndeyişi

 

1 ) Ey büyük yıldız! Aydınlattıkların olmasaydı, nice olurdu senin mutluluğun?

 

3)Kirli bir ırmaktır insan. Kirli bir ırmağı içine alması ve bozulmadan kalması için deniz olmalı kişi…

Yaşayabileceğiniz en büyük şey nedir? Büyük hor görme saatidir. Mutluluğunuzun bile size iğrenç geldiği saat, ve usunuzun, ve erdeminizin

 

Dediğiniz saat: “Benim mutluluğum nedir ki! Yoksulluk ve kirlilik ve acınacak rahatlıktır o. Ama varlığı kendisi haklı çıkarmalı mutluluğum!”

 

Dediğiniz saat: “Benim usum nedir ki! Aslanın, yiyeceği duyduğu özlemi duyuyor muyum bilgiye?”

 

Dediğiniz saat: “Benim erdemim nedir ki! Daha beni çıldırtmadı. Ne kadar bıktım iyiliğimden ve kötülüğümden!”

 

Dediğiniz saat: “Benim doğruluğum nedir ki! Ateş ve kömür değilim, bakıyorum da. Oysa doğrular ateş ve kömürdürler!”

 

Dediğiniz saat: “Benim acımam nedir ki! Acıma, insanı sevenin çivilendiği çarmıh değil midir? Oysa benim acımam çarmıha germe değildir.”

 

Hiç böyle konuştunuz mu?

 

Ben, kendisi için bir damla bile ruh ayırmayanı, baştan başa erdeminin ruhu olmak isteyeni severim.

 

Ben, erdeminden eğilim ve yazgı yapanı severim! Böylece o, erdemi uğruna yaşamak ister, yada hiç yaşamak istemez.

 

Ben, bir sürü erdem istemeyeni severim. Bir tek erdem, iki erdemden daha erdemdir. Çünkü yazgının asıldığı daha zorlu düğümdür o…

 

Ben, zar kendine uygun düşünce utananı ve soranı severim: “Ben düzenci bir oyuncu muyum yoksa?” Çünkü yok olmak ister o.

 

Ben, işine başlamadan önce altın sözler saçanı ve hep söz verdiğinden fazla yapanı severim. Çünkü batışını ister o.

 

Ben, gelecektekileri haklı çıkaranı ve geçmiştekileri kurtaranı severim. Çünkü şimdikiler eliyle yok olmak ister o.

 

Ben, tanrısını yola getireni severim. Çünkü tanrısını sever o. Tanrısının öfkesinden yok olması gerekir de.

 

Ben, yaralanmada bile gönlü derin olanı ve küçücük bir şeyden yok olabileni severim.

 

9 ) yoldaşlar gerek bana, diriler, istediğim yere götürebileceğim, ölü yoldaşlar ve cesetler değil.

Beni, benim istediğim yere, kendi istekleriyle izleyecek diri yoldaşlar gerek bana.

İçime bir ışık doğdu: sözünü halka değil, yoldaşlara yöneltecek Zerdüşt. Niceleri sürüden çekmek- bunun için geldim ben. Halk ve sürü bana kızacak. Çobanlar, haydut diyecekler Zerdüşt’e

 

10 )Güneşin altındaki en gururlu hayvan-kartal

Güneşin altındaki en bilge hayvan-yılan

… daha bilge olsam. Baştan aşağı bilge olsam, yılanım gibi tıpkı. Ama ben olmazı istiyorum. Onun için hep bilgeliğimle yürümesini dileyeyim gurumdan!

Ve bilgeliğim beni bir gün yüzüstü bırakacak olursa: ah kaçmaya bayılır o- gururum deliliğimle kaçsın o zaman!

 

......................................

 

ölüm öğütleyenelr hakkında

 

Ölüm öğütleyenler vardır.Dünya , hayattan çekilmelerini önerdiğimiz böyleleriyle doludur.İşte böyle gereksiz insanlarla doludur dünya.Bu fazlalar yüzünden hayat bozulmuştur.Bunları "sonsuz hayat" sözleriyle kandırıp bu dünyadan ayırmak gerek.

 

Ölüm öğütleyenlere sarı veya kara diyorlar.Fakat ben onları size başka renklerde de göstermek istiyorum.

 

İşte içlerinde vahşi hayvan taşıyan , keyfetmek ve kendini yemekten başka birşey yapamayan korkunçlar.Onların keyifleri de , bir kendini yemedir.Bu korkunçlar daha insan bile olamamışlardır.Varsın ölüm vaat etsinler ve kendileri de göçsünler.

 

İşte ruhu veremliler : Daha doğmadan , ölmeye başlarlar ve yorgunluktan bir tarafa çekilip kendi kendine özlem çekerler.Onlar ölmeyi istiyorlar.Bizim de onların bu arzusunu onaylamamız gerekir.Bu ölüleri diriltmekten ve bu canlı tabutları zedelemekten sakınalım.

 

Karşılarına bir hasta , bir ihtiyar , bir cenaze çıksa hemen "hayat boştur" derler.Fakat kendileri ve varlığın yalnız bir yüzünü gören gözleri boştur.

 

Yoğun bir kedere bürünmüş ve ölüm getirecek küçük rastlantılara inanıp böyle beklerler ve dişlerini gıcırdatırlar.Yahut şekerlemelerine uzanırlar ve çocuklarıyla alay ederler : Bir saman çöpü gibi olan hayatlarına asılırlar.Ve bir saman çöpüne asılı durmakla alay ederler.

 

Onların hikmeti şudur : "Yaşamak isteyen delidir.İşte biz bu kadar deliyiz ve hayatta en büyük delilik budur."

 

"Hayat yalnız acıdır" ; Bazıları böyle derler ve bu yalan değildir.

 

Öyleyse bu hayatın bitmesine çalışın. Öyleyse yalnız acı olan bu hayatın bitmesine çalışın.

Erdemleri onların şu öğüdü vermelidir: "Sen kendini öldürmelisin. Sen kendini bu hayattan çekmelisin."

 

Ölüm öğütleyenlerden bazıları, "Şehvet günahtır" derler. "bırakın kenara çekilelim ve çocuk yapmayalım."

 

Bazıları da: "Doğurmak güçtür," derler. Ve niye doğurmalı? "Bütün doğanlar mutsuz oluyorlar" Bunlar da ölüm öğütçülerdir.

 

Yine bir kısımları: "Acımak gerek. Neyim varsa alın. Ben ne isem alın ki hayata daha az bağlanayım." der.

 

Fakat tam merhametli olsalardı en yakınlarını hayattan bıktırırlardı. Kötü olmak, onların gerçek iyilikleri olurdu.

 

Fakat bunlar hayattan çekilmek isterler. Başkalarını zincirleri ve armağanlarıyla hayata daha sıkı bağlamaktan ne bekliyorlar?

 

Hayatları vahşi bir çalışma ve huzursuzluktan ibaret olanlar, sizler, hayattan pek yorgun değil misiniz? Ölüm öğütçüleri için pek olgun değil misiniz?

 

Vahşi çalışmayı, aceleyi, yeniyi, yabancıyı seven sizler, kendinizden memnun değilsiniz. Çalışmanız, kendinizi unutmak için arzu ve bir kaçmadır.

 

Hayata daha fazla inansaydınız, kendinizi "An"a bu kadar kaptırmazdınız. Fakat beklemek için, hatta tembellik etmek için bile yeteri kadar isteğiniz yok.

 

Her yerde ölüm öğütleyenlerin sesi çınlıyor ve dünya, kendilerine ölüm öğütlenmesi gereken böyle insanlarla doludur. Ya sonsuz hayat? Bence onlar için uygun, yeter ki tez göçsünler.

 

 

.....................................

 

kendini yenmek hakkında

 

"Gerçek iradesi" ey en akıllılar! Sizi yöneten ve ayartan şey bu , öyle mi?

Oluş halindeki herşeyi düşünebilmek iradesi ; sizin iradenize ben bu adı veriyorum.

Oluş halindeki herşeyi anlaşılır yapmak istiyorsunuz.Çünkü onun düşünülmesi mümkün olduğundan , haklı bir güvensizlikle şüpheleniyorsunuz.

Fakat o size itaat etmeli ve eğilmelidir.İradeniz bunu ister.

Ruhunuzun bir aynası ve yansıması gibi düz ve zekaya kul olmalı.

Ey en güçlüler! Sizin kudret iradeniz tüm iradeniz bu : İyiden , kötüden ve değer biçmekten bahsettiğiniz zaman da bu.

Önünde diz çökebileceğiniz bir dünya yaratmak istiyorsunuz.

Sizin son umudunuz ve bu yiyici olmayanlar , yani halk , üstünde bir sandalın yüzmeye devam ettiği ırmak gibidir.Ve bu sandalda susan ve debdebeli değer ölçüleri bulunur.

Siz iradenizi ve değerlerinizi , oluşan ırmağın üstüne koydunuz.Halkın iyi ve kötü diye iman ettiği şeyler bana eski bir kudret iradesini açıklar.

Ey en güçlüler! Böyle konukları bu sandallara yerleştiren ve onlara süslü ve gururlu isimler veren sizdiniz.Sizin egemen iradenizdi.

Irmak , sandalımızı daha ileri taşıyor ve onu taşımaya mecburdur.Kırılmış dalgaların köpürüp öfkeyle tekneye kafa tutmasından ne çıkar?

Ey en güçlüler! Karşı karşıya olduğunuz tehlike , iyilik ve kötülüklerinizin sonu ; bu ırmak değildir.Tersine bizzat o , kudretin iradesidir. Tükenmeyen , yaratan hayat iradesidir.

Fakat benim iyilik ve kötülük hakkındaki sözlerimi anlamanız için size hayat ve tüm canlılar hakkındaki fikrimi söyleyeyim.

Ben canlıyı izledim. Canlının özelliklerini bulmak için en büyük ve en küçük yollardan geçtim.

Ağzını kapadığı zaman , yüz katlı ayna ile bakışını yakaladım.Ve o göz benimle konuştu.

Fakat canlı bulduğum her yerde buyruğa uyma buldum.Her yaşayan , bir buyruğa uyandır.

İkinci nokta şudur : Kendi buyruğuna uymayan , emir altına girer.Hayatın gidişatı böyledir.

İşittiğim şylerin üçüncüsüde şudur : Emretmek , buyruğa uymaktan güçtür.Bunun nedeni , yalnız emredenin bütün buyruğa eğenlerin yükünü taşıyışından ve bu yükün onu kolayca ezmesinden değildir.

Her emir verme bence bir deneyim ve cesarettir.Canlı , emir verdiği zaman daima kendini zorlar.

Evet! O , kendine emir verdiği zaman emrin cezasını çekmeye mecburdur.O , kendi yasasının hakimi, intikan alanı ve kurbanı olmaya mecburdur.

"Bu neden böyle oldu?" diye kendime sordum.Canlıyı boyun eğmeye , emretmeye ve emrederken buyruğa uymaya kandıran şey nedir?

Sözümü dinleyin yiyiciler , acaba hayatın sırlarını çözüp köklerine ulaşabiliyor muyuz?

Canlının bulunduğu heryerde kudret iradesi buldum.Ve hizmet edenin iradesinde de efendi olmak arzusunu buldum.

Daha zayıfın daha güçlüye hizmet etmesi için , zayıfın iradesi kendinden daha zayıfa hakim olmaya ikna eder.Fakat o , bu isteğe sahip çıkmaz.

Küçük , büyüğün buyruğuna uyarken daha küçüğe hakim olmanın keyfini taşır.En büyükte kudret iradesi uğruna canına kıyar.

En büyüğün vazgeçmesi , cüreti , ölümle ve ölüm tehlikesiyle oynamaktır.

Özveri , hizmet ve sevgi bulunan yerde egemen olmak iradesi vardır.Zayıf olan , dolambaçlı yollardan kuvvetlinin kalbine ve kalesine sokulur , kudret çalar.

Yaşam bana şu sırrını verdi :" Bak , ben kendini daima yenmeye mecbur olanım!"

Siz ona üreme iradesi , hedefli bir içgüdü daha yükseğe , daha uzağa ve daha yukarıya yönelen bir içgüdü dersiniz.Fakat bunların hepsi birdir ve bir sırdır.

Şu noktayı reddedeceğime ölmeyi tercih ederim : Nerede aşağılama ve yaprak dökümü varsa , orada hayat kendini kudret uğruna feda eder.

Ben bir savaş , bir oluş , bir hedef ve çelişkiler hedefi olmaya mecburum.Benim irademi keşfeden , onun hangi eğri yollardan gitmeye mecbur olduğunu da bulur.

Ne yaratsam ve ne kadar sevsem az.Sonunda ona ve sevgime düşman olmaya mecburum.İradem böyle ister.

Ve ey sen anlayan! İrademin bir patikası ve ayak izisin.Gerçekten , benim kudret iradem , senin iradenin ayakları üstünde gerçeğe doğru yol alır.

Var olmak iradesini ortaya atan , gerçeği söyleyememiştir.Böyle bir irade yoktur.

Çünkü var olmayan bir şey , isteyemez.Ve varlığı olan bir şey daha ne varlığı isteyebilir?

Nerede yaşam varsa , orada irade vardır.Fakat yaşama iradesi değil , kudret iradesi.Ben bunu öğretiyorum.

Yaşayan için bir çok şey hayattan daha değerlidir.Ve değer biçen gibi konuşan , kudretin iradesidir.

Bir zamanlar yaşam bana bunu öğretti.Siz en egemenler! Kalbinizdeki bilmeceyi bununla çözüyorum.

Evet size söylüyorum : Sonu olmayan bir iyilik ve kötülük yoktur.O daima kendini yenmeye mecburdur.

Siz değer biçenler , iyi ve kötü hakkındaki sözleriniz ve değerlerinizle yanlışlık yapıyorsunuz.Bu gizli sevginizle ruhunuzun parlayışı , titreyişi ve coşması bundandır.

Fakat değerlerinizden daha güçlü bir kuvvet ve daha büyük bir zafer doğar.Yumurta ve kabuğu , buna çarpılarak kırılır.

İyilik ve kötülükle bir yaratıcı olmak isteyen , önce bir yıkıcı olmaya ve değerleri yıkmaya mecburdur.

En büyük kötülük,en yüksek iyilik için gereklidir.Bu iyilik ise yaratıcılıktır.

Acaba bu kötü birşey midir?Bunu konuşalım ey güçlüler , susmak daha kötüdür.Gizlenen bütün gerçekler zehirli olurlar.Bizim gerçeklerimizden parçalanacak herşey , varsın parçalansın!

Daha kurulacak nice yapılar var!

 

Zerdüşt böyle buyurdu...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aforizmalar'dan sonra şimdide bu kitabı okuyorum,iyikide önceden okumamışım.Az önce biraz okudum hayran kaldım hemen bir konu açacaktım ama varmış :(.Muhteşem bir kitap ama oldukça zor anlaşılıyor,şiir desem değil,roman desem değil bambaşka ve olağanüstü güzel.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yüzyılın önemi varmı?Camide 1 gece kalıp giden adamı(kitapları yaktığı ''söylendi'') diri diri yakan insan evladı neler yapar?Bekleme kısmına gelirsek,haklısınız.Ama ilerde defalarca okuyacağım,size sözüm olsun,sabırsızım biraz.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

asılmak ? kaçıncı yy da ?bence nietzsche okumak için beklemelisiniz.

 

"Asılarak İdam" denilen insanın düşkünlüğü, 20. yüzyılın sonlarına doğru iyice gizli bir hale büründü. Bu düşkünlük; uçurumlar olduğu sürece devam edecektir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Zerdüşt Yaratılış Mitolojisi (EHRİMEN VE AHURA MAZDA)

      Ahura Mazda ve Angra Mainyu, Zerdüştlüğün zıtlık öğretisindeki iki ana tanrıdır. Ahura Mazda bu dinin yüce tanrısı iken Angra Mainyu yani Ahriman (Ehrimen) kötü, yıkıcı ruhtur. Angra Mainyu veya Ahriman, Zerdüştlükteki "yıkıcı / kötü ruhun" özünün adı iken Spenta Mainyu "kutsal / yaratıcı ruhlar / zihniyet"tir ve bunlar doğrudan Zerdüştlüğün en yüksek tanrısı Ahura Mazda'nın adı-sıfatıdır. Fakat aynı zamanda hem Angra Mainyu hem de Spenta Mainyu, Ahura Mazda'nın eserleri olarak kabul edilir. 

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Friedrich Nietzsche ve Richard Wagner

      Gerçek dostluk, tartışmanın büyüklüğü aşkın sınırını aşan bir duygu göstermedikçe tartışmalara yer vermez.   [TABLE=class: tr-caption-container, width: 100%] [TR] [TD=align: center]http://4.bp.blogspot.com/-pHO3m7UVQIA/UVcNL6q1STI/AAAAAAAACBs/2XQWaNfz5GQ/s320/0d26726e61a07e57b172aa6e04a7ed0f69935996.jpg[/TD] [/TR] [TR] [TD=class: tr-caption, align: center]RICHARD WAGNER[/TD] [/TR] [/TABLE] Nietzsche-Wagner dostluğunda Wagner’în hiç de iyi bir rolü yoktur. Wagner müzikte Nietzsche’nin

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

    • Nietzsche Ağladığında (Irvin D. Yalom)

      Bu kitabı kütüphanede araştırma yaparken bulmuştum, merak edip okudum ve gerçekten de çok beğendim. Kitaptaki kişilerin hayatlarını sorgulaması kitabı okurken kendimizi de sorgulamamızı sağlıyor, aslında o kişilerin hayatlarını irdelerken kendinizden birşeyler bulup geçmişinizi sorgular hale geliyorsunuz kitabın en güzel tarafıda bu zaten.Kendimize ayna tutmamızı sağlıyor. Kitabı anlamaya çalışırken kendimizi de bir parça olsun anlar hale geliyoruz. Nietzsche ağlıyor; Nietzshe hasta, doktoru da

      , Yer: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri

    • Friedrich Wilhelm Nietzsche

      Friedrich Wilhelm Nietzsche   Nietzsche - Niçe 15 Ekim 1844'te Leipzig'e yakın Roecken kasabasında dünyaya geldi. İlkokulu bitirdikten sonra, Fichte'nin, Schelling'in yetişmiş olduğu ünlü Pforta kolejine verildi. Disiplinli öğrenim yıllarında Nietzsche, Yunanca ve Latinceyi iyi derecede öğrendi. 1864'te Bonn Üniversitesi'ne girdi. Klasik diller öğrencisi olarak öyle başarılıydı ki, daha mezun olmadan Basel'de kendisine filoloji profesörlüğü önerildi. Nietzsche, bu öneriyi kabul etti. Sağlığı hi

      , Yer: Felsefe

    • İslam'a Göre Zerdüşt

      Doğu İran’da yaşamış olan Zerdüşt, esasında bir reformcudur. Onun mesajı, daha önceki dînî tecrübeye birçok yönden muhaliftir; zira o bir monoteisttir. Ahura Mazda, Yüce Rabb’dir ve bütün zıtlıkların yaratıcısıdır. Zerdüşt, herşeyin yaratıcısı olan, insanlara iyilik yapan tek bir Tanrı’nın, Ahura Mazda’nın (Hürmüz’ün) peygamberidir. Rivayete göre kitap kendisine, Yüce Tanrı Ahura Mazda tarafından vahyedilmiş ve o da dini yaymak için halka vaazlarda bulunmuştur. Zerdüşt peygamber, daha önceki d

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

×
×
  • Yeni Oluştur...