Jump to content

68 Kuşagından Bir Babanın oğul, Bir oğul'un Baba Sahibi Olması...


raskolnikov

Önerilen Mesajlar

-baba sen bu kitapların hepsini okudun mu ?

-okuduk ki duruyorlar kitaplıkta oğlum.

-bir ömür yetmez ya ...

-bu ne ki ? daha çok kitabımız vardı, hep yaktık, gömdük...

 

bakışları buğulandı babamın. deniz 'in, ibo 'nun, mahir in bakışlarındaki o tanıdık, hüzünlü gözleri gördüm bir anda karşımda. dişleri görünüyordu bıyıklarının altından, kavruk bir tebessümdü yüzündeki. gözbebekleri sonsuzluğa açılan bir pencere gibiydi...

 

sadece kitaplarını kaybetmemişti babam; dostlarını, işini, gençliğini. dahası, o çok sevdiği ülkesinin geleceğini... şaşkınlıkla bekliyordum, belki o günlerden bahseder, deniz'i bizim memlekette sakladığı günleri anlatır diye (arkadaşları söylemişlerdi) ama konuşmadı; bir sigara yaktı, bana sevgiyle baktı. esir bir ülkenin içinde büyümeye mecbur kalmış oğluna...

belki de kendisinden daha şanssız olduğumu düşünmüştü. daha büyümeden gençliğini kaybetmiş bir oğul duruyordu karşısında. acılı bir vatan, sömürüye ve zulme boyun eğmiş bir millet, kapitalist sermayenin çarkları arasında sıkışmış bir düzenin içinde yaşayacaktım bundan sonra. ihbar edilecektim, ''düzen'' i korumaya çalışan kurumlara. disiplin kurullarının baştacı olacak, köşekapmaca oynayacaktım sivil polis otolarıyla. arkadaşlarım sorgulanacak, işkenceye maruz kalacak, bir-bir dağılacaklardı etrafımdan. yaşıtlarım yargılanacaklardı manisa 'da, haberlere konu olacaklar, ben ise öfkeyle saldıracaktım televizyona. '' kapatın şu televizyonu, çocuğun psikolojisi bozuluyor !'' diye bağıracaktı babam. sonra alıp karşısına acımaklı gözlerle seyredecekti beni, nasihat edecekti uzun uzun...

 

geri kalan hayatımda; duruşumdan, bakışımdan, konuşmamdan anlayacaktı herkes '' devrimci '' olduğumu. lanetlenecektim kendi milletim tarafından. haklarım gasp edilecek, süründürülmesi, emeğinin çalınması farz olan bir insan olacaktım ömür boyunca... ama yine de namuslu, yine de dürüst bir adam olarak kalacaktım yaşadıkça...

 

babacığım, şimdi her sabah uyandığımda, dinmez bir öfkeyle; yenilmenin hazin kaderini tatmış bir adam olarak çıkıyorum sokağa. ellerim üşüyor baba !!!

 

'' bir soğuk yel eser, üşür ölüm bile ''

 

..............................................................

 

bir oğlum olacak adı temmuz

dilinde en güzel sesi türkçemin

kulağı en yiğit şarkılarla delik

korkak bir merakla değil yıldızlı karanlığı

vivaldi'yi dinler gibi okuyup anlayacak

ve belki de sütdişleri sürerken balaban bir bursa şaftalisine

ay'dan kendi sesini dinleyecek

vahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyle...

 

68 kuşağından bir baba için, dünyaya taşıdığı bir umuttur oğul. yiten yoldaşların gülümseyişlerini, nakış nakış işler oğlunun bakışlarına. oğul büyüdükçe, yaşanılan acılar diner. yiten yoldaşların yerine bir fidan büyümektedir artık.

 

büyüyen oğul iliklerinde hisseder, yıllar önce babasının yaşadığı sevdayı. dünyaya daha aydınlık bakar karagözleriyle. babası ise acılardan örülü, dimdik duran bir kale gibidir yanıbaşında. savaştıça, babasının ellerini taşır; üzüldükçe babasının gözlerini. baba ise, ellerini çekmeden dallarından, kaygıyla izlemektedir, büyümekte olan bu hırçın fidanı. gözlerine alacakaranlık çöktüğü vakit, yüreğinden nağmeler, öğütler dizer bu asi delikanlıya;

 

yapayalnız mısın dünyada,

itiyor mu seni doğduğun toprak

köşebaşlarında haramiler mi...

etmişler mi içine ekmeğinin

salacaksın köklerini toprağa

güneşi çınarla selâmlayıp

fırtınaya meşeyle duracaksın.

tutunacaksın diş diş

tutunacaksın pençe pençe

geçireceksin kılcal damarlarını evrenin

gül olup açılacaksın damarlarına

seher seher...

ceviz olup döküleceksin.

sana bir mi vurdular

derlenip toparlanıp

sen iki vuracaksın

yoksa yoksun, silerler adını karatahtadan!

 

arada bir atışırlar memleket aşkına. ikisinin de gözleri alev gibi parıldamaktadır, dişlerinin arasında çakmaktaşı kıvılcımlanır. aslında gencecik oğul, sevdasını yarıştırmaktadır bu mağrur bakışlı delikanlıyla. baba bıyıkaltından gülmekte, bakışları alev buğusuna dönmektedir; karşında gördükçe söz söylemeye çırpınan bir yüreği. hemen yarın devrim olacaksa, işte bu oğul, ilk olarak göğüsleyecektir ipi. aşk olsun der içinden buruk bir sevinç ile; tıpkı 72 baharında yiten yoldaşına dediği gibi. memleket eski memleket değildir ama sevda aynı sevdadır; ve şimdi oğlunun bakışlarında görmektedir o sevdayı.

..............

 

kurak bir çölün ortasındadırlar. oturup sigarasını sarmıştır baba. alnındaki şapkadan hicran süzülmektedir; çatlamış toprağı eşelemektedir bakışlarıyla. oğul ise ayakta, yüreğini kanatmaktadır karşında duran yorgun yürek için; anlamaktadır artık onu. uçsuz bucaksız bir ovada, sessizce kucaklaşmaktadır iki sevda. son kez bakışırlar; son kez gülümser baba, dişlerini göstererek bıyıklarının altından. kursağında kalmış bütün umutlarını emanet eder, oğlunun küçük yüreğine. yavaş yavaş, incitmeden adımlarken toprağı, geride kalan oğluna dönüp; ''ellerin üşümesin sakın'' der. bilir ki, ağlarken buz keser oğlunun elleri...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...