Jump to content

İnanna ve Din


YankeeRose

Önerilen Mesajlar

Bereketin, cinselliğin, özgürlüğün, Mezopotamya'nın Aşk Tanrıçası İnanna'nın romanı 'Kızım İnanna'ya tanrısal bilgelik sırlarını hediye ediyorum. Yeraltı dünyasına nasıl inileceğinin... ve tekrar nasıl çıkılacağının sırrını. Her şeyi duyan kulaklar, konsantrasyon yeteneği, korku, dehşet, yorgunluk, moral bozukluğu... Aşk sanatını hediye ediyorum... Her kadının bilmesi gereken mezar taşını diriltme sanatını! Bir hançer ve bir kılıç, savaş için kara, aşk için cıvıl cıvıl giysiler hediye ediyorum. Sana uzun saçını baştan çıkartıcı bir şekilde bağlama ve çıplak vücudunu üzerinde bir pelerin gibi taşıma sanatını hediye ediyorum.' 'Hediyeni kabul ediyorum! '...

 

Sümer-Babil toplumlarıyla ilişkili kültür alanlarında değişik 'isim' ve özellikleriyle karşılaştığımız dönem bakımından kutsal kadının sembolu olan Inanna; 'bakire', 'fahişe' ve 'tanrıça' özelliklerini kendi üzerinde birleştirmiş durumdaydi. Bununla birlikte, eski toplumdaki kadının geçirdigi sosyal evreleri anlatan 'kısır', 'bakire', fahişe', 'kutsal' kavramları bir anda ortaya çıkmamıştır ve Sümer-Babil toplumundaki kadının evriminde ortaya çıkan sosyal kurumlari anlatırlar.

Kadının, eski toplumda, hiç olmazsa Hava ana uzerinden var oldugundan yola çıkan Eski Ahit ile "Enos'un Kitabi"nda Sümer-Babil toplumunun bozulmus tarih anlatimini da buluyoruz. Bu kitaplarda, Adem'in (Adam, Insan, Erkek anlamiyla!), iç guvey olarak Havva'ya ve onun toplum birimine teslim edilisi soyle anlatiliyordu:

"Bu nedenle adam, annesini babasini birakip karisina baglanacak, ikisi tek beden olacak. "(Eski Ahit. yaratılış. 2: 22/24)

Eski toplumun bir tur ic guveylik sistemi uzerine kurulmus evlilik yapisinin biçimlendirdigi akrabalık iliskisi ve bunu ifade eden kavramlara gore , kadının dogurdugu evladin baba'si, ananin babasi olan dede veya ananin erkek kardesi olan dayi idi. 'Gobek adi' uygulamasi veya dayi'nin yegenler uzerinde tasidigi baslangictaki baba'lik hak ve sorumluluguna isaret eden sonraki kalintilar erken dönemin 'adas dede-torun' veya 'baba-dayi' biçimli akrabalık sistemine dayanir. Eski toplum, 'ana erkil' diye adlandirilan bir evlilik iliskisi asamasindan, değişik yonler tasiyarak, gecmisti.

Enos'un Kitabi'nda, 'yaratılış' anlatiminin ancak belli bir noktasina gelindikten sonra, "kiz evlatlarin dogmasi'ndan bahsedilmesi de nedensiz degildir. Eski Ahit ise 'kiz evlatlarin dogmus' olmasindan ancak Tufan'dan sonraki bolumde bahsetmekteydi:

"Yeryüzünde insanlar çogalmaya basladi, kizlar dogdu. Ilahi varliklar ('Tanri ogullari') insan kizlarinin güzelligini görünce begendikleriyle evlendiler." (Eski Ahit. BÖLÜM 6 Yar. 6: 1-2)

 

Kutsal Kitap burada, erken Sümer döneminde kutsal 5 yerlesimin kurulmasindan sonra gerceklesen ve sadece bir yeniden duzenlenis toreni olan Tufan olayindan sonrasina kadar, 'kizlarin dogmamis olmasi'ndan yola cikmaktaydi. Oysa, yaratılış'in kurgu mantigina gore Adem ile Havva'nin ogul ve kizlari olmus olmali, bu ogullar kendi kizkardesleri ile evlenmis olmali ve onlarin da kiz ve ogullari olmus olmaliydi. . .

Bu bir 'kelime oyunu' konusu degildir. Butun bu dönemlerde disi cinsin dogdugunu biliyor olmasi gereken Eski Ahit duzenleyicilerinin, yine de, bu 'kizlarin dogumunu', Tufan'dan sonraya aktarmalarinin, bu noktaya ozel bir vurgu yapmalari nedensiz degildir. Cunku, Sümer erken döneminde, tarih anlatici baba toplum birimimizin erkekleri, karilarinin dogurdugu kiz evlatlari, henuz kendi 'kiz evlat'lari olarak degerlendirmiyorlardi ve tarih anlatim tabletlerinde, ilahilerde de durumu boyle yansitmis olmaliydilar.

Bu ilahi veya tabletlere sahip olan Eski Ahit duzenleyicileri, iste bu nedenle, mantiksal dizgeye degil, geleneksel aktarima bagli kalmislar ve kiz evlatlarin ortaya cikisini Tufan sonrasi döneme aktarmislar gibi gorunmektedir.

Sümer tarihinde, Dayi'nin baba sayilmaktan cikmaya ve kadının kocasinin, kadının dogurdugu kiz evladin babasi sayilmaya baslamasi, tapinaklara adanmis 'kutsal fahişe'nin 'kiz evladi' olarak var edilmesine bagli olarak gelismise benziyor. Eski Ahit'te 'kizlarin dogmasi' seklinde tanitim, bu kiz evladin , simdiki babasi tarafindan Tapinaga adanarak 'kutsal fahişe' kilinmaya baslandigi döneme denk dusmektedir. Sümer-Babil toplumunda 'Kizlarin dogmasi', bu bakimdan, asil olarak 'kutsal fahişeligin dogmasi' ile anlamdas ve dolayisiyla zamandastir.

 

'Evlat' veya 'cocuk' akrabalık kavrami, bu dönemde, babanin ogluyla sinirli bir kavram olmaktan cikmaya ve en azindan kutsal fahişe kilinmis kiz evladi (ama, kiz evlatlar icinde sadece onu!) da kapsamaya baslamis gorunuyor. Eski Sümer-Babil toplumunda erkek ve kiz evladin miras paylasim duzenini ele aldigimizda, bu noktaya deginmistik. Baba'nin , ilk erkek çocugu (1) kendi toplum birim aidi kilabilmis olmasi ve fakat kiz evlatlarin henuz, butunuyle, ana-dayi toplum birim aidi sayilmaya devam ediliyor olmasi, mevcut akrabalık sistemine bagli evlilik kurallarinin uygulanmasinda ciddi sorunlar ortaya cikarmis olmali. Cunku yururlukte olan akrabalık iliskilerine gore, bu kiz, dayinin kizi olarak bu yandaki baba ve ogulun dogal karisi sayilmaktaydi. Baba, bu kiz evladi, dayi toplum birimine gondermek, kurban etmek, onu 'asagilayarak' kendisi ve oglu ile cinsel iliskiden uzak tutmaya calismak gibi gecerliligi giderek zorlasan cozum biçimleri yerine, onu tanri tapinagina adama yolunu secer. Bu edim, baslibasina, kadının sosyal konumundaki buyuk duzenlemelerden birisini ortaya cikarir.

Tapinaga vakfederek onu kutsal fahişe kilmak, bu kiz evlatla ilgili ortaya çıkan akrabalık ve evlilik sorunlarini tek kalemde cozumlemise benziyor. Baba toplum birimin kutsal tapinaginda, sadece yabanci toplum birim erkegiyle yatma odevi olan bu kiz evlat, once, baba ve ogul'un dogal karisi sayilma dönemini kapatir. Sonra da, baba toplum birim aidiyetini kazanmis oldugu icin, bir anda, hem baba varislerinden birisi haline gelir, hem de, oteki kadınlardan ustun bir konuma gecer. Sümer-Babil toplulugunda, kutsal fahişelik kurumuyla birlikte, bir tek kutsal fahişe olan bu kiz evlat, baba mali uzerinde miras hakkina kavusmustu. Kutsal fahişe kilinmis bu kadının dogurdugu evlat, tapinaga veya baba toplum birimine aittir artik. kadın, tanri tapinaginda hamile kaldigi için biyolojik babasi ister istemez tanri olan bu evlat Sargon, Musa veya Isa olduguna gore, bu ananin degerinin yukselmis olmasi dogaldi. Bakire Meryem, kutsal fahişe kadın'ın yakın dönem örneğidir.

Kutsal fahişe kiz evladin degeri bunlarla da sinirli degildir. Karsi birim erkekleri, bu yandaki kadınların geneli uzerindeki eski kocalik haklarini bu kutsal fahişe uzerinden kullanmaya yoneltilirler. Bu ise, karsidaki erkeklerin dogal karisi sayilan bu yandaki kadınların , dogal es, kari olmaktan dogan cinsel iliski yukumlulugunu giderek koreltir. Toplum birim, oteki kadınların kendilerini yabanci erkege verme odevini, buyuk olcude, kutsal fahişenin uzerine aktarmistir. Kutsal fahişe kadın, kutsal fahişe olmayan butun oteki kadınların yabanci erkege karsi cinsel yukumlulugunu ustlenir, kendini vakfeder, boylece hemcinsinin bireysel evlilik yolunun acilmasini da saglamis olur.

Oteki kadın, yabanci erkegin eski dogal karisi olma yukumlulugu, onceleri yilda bir kez ve giderek , yasami boyunca bir kez kutsal alanda kendini yabanci bir erkege vermek bicimiyle, sembolik kilmaya baslamistir bile. Bu ise, kutsal fahişe olmayan kadının tek erkekle evlilik yolunun acilmasi demekti . Daha ileri dönemde, kadının eski cinsel yukumlulugu, maddi bir diyet odeme yolu ile kutsal fahişenin uzerine aktarilabilecek kadar kabuk tutmus hale geldiginde , zaten, kutsal fahişelik, tapinaklarin 'kiz kardes rahibe'si ile sokagin fahişesi olarak ayrismasini asagi yukari tamamlamis durumdaydi. Eski dönemlerin evlilik hak ve odevleri, kadının genc kizlik serbesti dönemine, ilk gece hakkina, belli kutsal gunlerde kocasindan izin alarak yabanci erkekle yatma noktalarina kadar gerilemis kalintilar olarak, sonraki yuzyillarda da, kalir.

Butun bu gelismelerin baslangici, iki toplum birim arasindaki evlilik iliskilerinin artik daha ilerisine gidilmesine izin vermeyen dugumlenmeydi. Burada , evlatlarin, aidiyet iliskisinin yeniden belirlenmesini gerektirecek olgunluga ulasmis bulunuyoruz. Evlatlar, ana toplum birim aidiyetinden baba toplum birim aidiyetine dogru, birden bire degil, fakat adim adim ve agir bedeller odeyerek geçmeye baslayacaklardir. Toplumun butun bireylerinin aidiyet cizgilerinin yeniden sekillenmesi, akrabalık sisteminin ve kavramlarınin yeni icerigine kavusmasi, basitce, bir huviyet karti degisimi degildir. Denilebilir ki, insan toplumu, burada, yeni bir uygarlik duzeyine cikabilmek için, barbarligin içine bir kez daha gomulmektedir.

Erken dönemde Sümer -Babil toplumu, bu kiz evladi, kutsal fahişe ve bakire olarak ortaya cikarabilecek noktaya henuz gelmis degildi. Gocer toplulugun yerlesik duzene gecisi, evlilik iliskilerinin bariscil orgutlenmesini saglayabilecek olanaklari da ortaya cikarir. Karsilikli evliligin, yerlesik duzene en uygun araclarini gelistirebilmek artik mumkundur. Tapinak, karsit toplum birimlerdeki kadın ve erkeginin, bir yasam korkusu duymadan cinsel iliski kurabildigi evlilik alani, ask yuvasi, ozgur ve dokunulamaz tanrisal toprak halinde sekillenince, eski toplum bir uygarlik basamagina daha adimini atmis olur. Eski toplumun bu asamada, tanrilara, tanrilarin topluluklari birbirinden ayistirarak kurduklari duzenin kader olarak saptadiklari yasalarina fazlasiyla gereksinimi vardi ve tanrilar eski toplumu bu yeni yuruyusunde hiç yanliz birakmayacaklardir. Fakat yine de, Suz'den Suzlunun, Elam'dan, Elamlinin, Meluhha'dan Meluhhalinin yapimina katkida bulundugu ve Tanrilarin onuruna kurulan tapinaklar, gercek insanin iliski duzenin araclariydi. Tapinagin en ust katindaki heykelleri araciligiyla yilda bir kez ciftlesen tanri ile tanrıça, Tapinagin geri kalan zamanini ve butun ask odalarini, manastir hucrelerini, tanrisal bir elibollukla, yabanci erkegin yerli kadınla ciftlesmesi için kullandirma comertligini gosterirler.

Toplum birimlerin kandas'lar arasi cinsel iliski yasagi, erkeklerin yabanci kadınlarla, kadınların yabanci erkeklerle evlenmeye yonlendirilmesini saglamisti ama, eski toplum, yine de, iç guveylik sistemini asmaya, kadın kacirma yabaniliginden uzaklasmaya, yeni yil baris senliklerinde dag baslari veya ova kenarinda toplanmanin daha otesine gecmeye cabalar. Bir erkegin, kendi topragi disinda, 'yabanci bir topraga ayak basma'sinin , erken dönemde, nasıl sonuclara yol acabilecegi tahmin edilebilir. 'Topragina, esigine adim attirmama' deyiminin gunumuzde bile tuy urpeten ozelligi eski dönemden kalmadir. Giderek danisikli-dogus hali kazanmis olsa bile kiz kacirma'ya bagli modern dönemin namus cinayetleri, eski toplumda islerin nasıl yurumus olabilecegini anlatir. Boyle bir ortamda, baslangicta gizli, sonra acik biçimler altinda , erkeklerin dis evliligi yurutmeleri sorunluydu. Burada iki tarafa ait erkegin, kendisini, kendisine taninacak musamaha olcusunde musamaha gostermek zorunda hissetmeye basladigi anda, ortaya bir cesit gizli anlasma cikmis olur. Karisinin koyune ancak geceleri, gizlice girmek zorunda olan ve bir cesit icguveylige denk dusen eski toplum evlilik örneklerini biliyoruz. Fakat bu dönemin , Sümer-Babil toplumunda nasıl yasanmis olduguna iliskin ayrinti bilgilerinden yoksunuz. Artik, karsilikli kadın kacirmayi ortadan kaldirarak, her iki tarafin erkeklerinin her iki tarafin kadınlarıyla, guvenlik içinde, cinsel iliski kurmalarini saglayabilecek bir kuruma gerek oldugu acikti. Toplum birimin topraginin sinirlari kenarinda kurulabilecek boyle bir yapi, bir 'ev' bile bu sorunu, hiç olmazsa kismen, cozebilecekti. Sümer atalari ve tanrilari, vakti geldigi anda , sonra gelistirilerek tapinak halini alacak olan bu tur yapilari kurmakta hiç gecikmeyeceklerdir. Bu tapinaklar, karsilikli evlenmeyi saglayan bariscil kardeslesme kurumlari olarak kisa surede olaganustu bir onem kazanacak ve Inanna ile 'phallus' kultu atbasi guclenecektir.

Kendisine cok sey borclu oldugumluz unlu Sümer uzmani bay Kramer, Sümerlerden 'ilk'ler cikarma adina, bir cok halde olgulari asiri zorlama yolunu seçmistir. Toplumbilim alanindaki zayifligi ise , onu, Sümerlerin ' ilk akvaryum'u yapan uygarlik oldugu iddialarina kadar tasimistir. Bay Miguel Civil tarafindan cozumlenerek British Archeological Journal, Iraq Vol. XXIII (1961) Pag. 154-178'de yayinlanan bir ilahinin , bay Kramer tarafindan insanligin 'ilk akvaryum' örneği diye tanitilmasi bunun carpici bir örneğiydi. Bay Kramer'in, ilahi metninde 'balık' ve 'ev' kelimelerinin yanyana kullanilmis olmasina dayanarak ileri surdugu 'ilk akvaryum', yabanci bir erkegin, 'gece, ay isigi'nda gelerek yerli kadın ile ciftlesebilecegi bir ask yuvasinin, kutsal bir ev'in anlatimdan baska bir sey degildir. Tapinaklarin baslangictaki ilkel yanini isliyor gorunen bu ilahi sonraki tapinak, ziggurat, ziyaret , manastir alanlarinin olusumuna da aciklik getirici özellikteydi.

 

Karsi toplum birimin kadınları adina bir tanrıça veya kutsal kadın tarafindan, balık totemli bir toplulugun erkeklerine yapilmis oldugu anlasilan 'ay isiginda gel' cagrisini anlatan bu ilahi soyleydi:

"Balığım, bir ev...

Balığım, senin için bir ev yaptim,

Ambar yaptim senin için

Eve ayrica bir bahce, genisletilmis agil yaptim senin için,

Onun ortasini tutsuledim, bir senlik kuyusu kazdim

Kalbi senlendiren bir yer

Kimse evine yaklasamaz, onu bitki ile kapladim

Evde yiyecek var, en iyi cins

Evde icecek var, en iyi icecek

Evinde hic bir sinek içki yerine saldiramaz

Evin girisine(esigine), begenmeyen(?) ayak basamaz

Un serpilmis esigine ve surgusune tutsu koydum

Ev tatli kokan bir sedir ormani gibi

Eve bira koydum, en iyi cins bira

Oraya bal-bira ve tatli kurabiye..

Tanidigin gelsin,

Sevdigin biri gelsin,

Baban, buyukbaban gelsin,

Buyuk kardesinin oglu, kucuk kardesinin oglu gelsin

Kucugun, buyugun gelsin,

Karin, cocuklarin gelsin,

Arkadaslarin dostlarin gelsin,

Kayinbiraderin, kayinbaban gelsin,

Kim ben girebilirim derse, gelsin,

Komsularindan kimse kalmasin.

Gir benim sevgili oglum

Gir benim iyi oglum

Gun geciyor, gece geliyor

Ay isiginda gir

Gun gecince, gece geldiginde

Girerek orada dinleneceksin

Orada sana uygun bir yer yaptim

Ortasina senin için bir oturma yeri yaptim

Balığım yattiginda seni biri rahatsiz edemez

Oturdugunda kimse seninle kavgaya baslayamaz

 

Gir sevgili oglum

Gir iyi oglum

Tuzlu bir kanal(?) gibi calkalanma bilmeyeceksin

Nehir cokuntusundeki gibi bozulma(?) bilmeyeceksin

Tasan bir sudaki yayilma gibi, yatagini yayma simdi

Ay isigi girmesine(girmeden) yatagini yayma simdi

Hayretle bakmaga gelmeliyim seninle

... gibi sevgiyle bakmaya gelmeliyim seninle

Bir kopek gibi hayretle(?) bakmaga senin yerine gelmeliyim.

.. gibi hayretle(?) bakacagim durdugun yere gelmeleiyim

 

Haydi okuz gibi ahirina, koyun gibi agilina (gir)

Ahirina okuz gibi girdiginde

Balığım, Asimbabbar senden memnun kalacak

Bir koyun gibi agilina girdiginde

Balığım Dumuzi senden memnun kalacak

 

Balığım gun gecti gel bana

Gun gecti gel bana

balıkcilarin kiralicesi tanrıça Nanse senden memnun kalacak." (Kramer. Tarih Sümerde Baslar. TTK. 1990 s. 281/282)

 

 

Bu cozumlemede , 'senlik kuyusu', 'sinek', 'Asimbabbar' gibi kavramlar yerli yerine oturtuldugunda bu ilahi daha anlasilir olacaktir. Fakat, kimi kavramların yetersiz cozumune karsilik, bu ilahinin , balık totemli toplum birim erkegine yonelik bir ask cagrisi ve onun araci olarak kurulmus kutsal bir ev tanimi oldugu aciktir. Erkegin guvenliginin özellikle vurgulanmasina ozen gosteren yapisi, bu ilahinin, erken döneme ait oldugunu gosteriyor. Ilahideki aciklamaya gore, buradaki evlilik iliskisinin, geceleri , ' ay isigi' altinda gerceklesecek olmasi, tapinaklarin ve sehir surlari kenarlarindaki 'ask kapilari'nin olusmasindan cok onceki bir dönemde bulundugumuzu gosteriyor. Zaten Inanna'nin, ay, venus gibi yildizlarla iliskisinin kurulmasina , Istar, Star olarak tanimlanmasina yol acan da, baslangictaki, bu 'ay aydinligi' ve 'gece' duzeninde surdurulen evlilik iliskileri olmalidir. Hilal'in, ay degerli takvimin gelismesinde eski evlilik duzeninin gece eksenli olmasinin rolu oldugu aciktir.

 

Bay Kramer'in Sümerlere bir 'akvaryum' yaptirmis olmasinin gerekcesi olan 'balık' kavrami , balık totemli bir toplulugu anlatmaktaydi. Gunumuz'de haftanin belirli gunlerinde balık yemeyi gunah sayan hiristiyan geleneginde hala etkisi suren balık totemi, eski yaratılış anlatimlarinda 'yunus', 'oannes' olarak da yer aliyordu. (2)

Balık totemli erkege yapilan ask daveti ile Uruk arasinda bir baglanti olup olmadigini bilmiyoruz. Fakat, Inanna'nin buyuk ask tapinaginin once Uruk'ta kuruldugunu, Sümer-Babil yazmanlarinin, binlerce yil boyunca Uruk'un kutsal fahişeleri ve guzel kizlari uzerine yazmaktan bikmadiklarini biliyoruz. Uruk Inannasi, yabanci erkeklerin Uruk kadınlarıyla, tapinakta, buyuk bir guvenlik içinde ciftlesmelerinin yolunu acarak, oteki toplum birimler arasinda, Uruk'un ustunlugunu artirmis oluyordu. Bu nedenle, buyuk olasilikla, ilahimizdeki balık toteminin ait oldugu Eridu'nun ulu tanrisi Enki, Inanna onuruna bir toren duzenlemekte gecikmemise benziyor. Anlatima gore, oteki tanri ve tanrıçalar, onlarin elcileri Eridu'ya Enki'nin mabedine davet edilirler. Kurbanlar sunulur, elden dusmeyen kupalarda karsilikli ickiler icilir. Tanrilar ve elcileri, insanlar arasinda bariscil evliligin, kardesligin kurulmasi yonunde onemli bir adim olan Uruk tapinaginin kurulmasini saglayan Inanna'nin onurunu yuceltirler. Bu solende tanrilar, insanlar adina mutlu olmus olmalilar.

 

Torende tanrilarin, tanrıçalarin ve onlarin elcilerinin ortasinda bulunan, Karabaslarin Ulusu, yasli bilge, baba Enki ayaga kalkmis, icki kupasini eline alarak, geri alinamaz sozlerden olusan konusmasina baslamisti:

"Yetkime dayanarak,

Dayanarak yetkime,

Tatli kizim Inanna'ya vermek istiyorum,

Bilgeligi, bilgeligin gucunu.

Veriyorum ona Kiraliyet tahtini.

Inanna aldi kabul etti verilen her seyi.

 

Yetkime dayanarak,

Dayanarak yetkime,

Vermek istiyorum

Tatli kizim Inanna'ya ulu asayi, yuce tapinagi.

Vermek istiyorum ona surulerin ve kiraliyetin yonetimini. "

 

Kararlari degistirilemeyen, sozu kader olan ulu Enki, boylece Eridu'daki kiraliyet makaminin Uruk'a tasinmasini saglayan veya onaylayan kararini aciklamisti.

 

 

Sümerlerin yeni merkezi artik Uruk olmustur. Kutsal fahişelik kurumu zafer bayragini gondere cekmis, Inanna tapinagi yucelmis, Uruk'lu baba'larin 'kiz evlatlarinin dogumu' da artik boylece saglanmistir.

 

http://toplumvetarih.blogcu.com/554730/ adresinden alıntıdır

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Dionysos ve Orphik Din

      Ruh göçü Yunanistan'da "Orphik" denilen dini bir akıma paralel olarak ortaya çıkmıştır. Orphik kelimesi efsanevî bir şarkıcı olan Orpheus'un adından gelir. Ancak bu akımın adından çok, asıl kendisi dikkat çekicidir. Orphik dininin Tanrısı Yunanistan'a kuzeyden, Trakya'dan gelmiş olan Dionysos'tur. Tanrı huzurunda, bağ kütüğü (asma) kutsaldır.   Bir başka deyişle: Dionysos kendinden geçme ve sarhoşluk durumlarını kutsar. Bu dinin inananları kendinden geçme ve sarhoşluk durumunda Tanrıya tapınırl

      , Yer: Yunan & Roma Mitolojisi

    • yeni bir din

      şöyle bi soru sorayım dedim   günümüzde 2binli yıllarda bir insanın kurduğu kendi hayat görüşü içerisindeki oluşturduğu inanışa din mi denir yoksa akım mı mesela hristiyanlık bir dinse konfüçyus un oluşturduğu bir akım mı din midir

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • din yüzünden psikolojik rahatsızlığım

      Merhaba ben fatih sorunlarım lise yıllarında bir kızla tanışmamdan dolayı başladı daha önce dindar biriydim ama namaz falan kılmazdım dinime bağlıydım ara sıra Allah’tan bir şey isteyecek olduğumda Allah’ım bana bu isteğimi verirsen bende akşam namazlarımı ömrüm boyunca kılacağım derdim Allah verdiğinde de iki üç gün veya bir hafta kılıp bırakırdım Allah’da verdiği nimeti alırdı .Derken derken okula bir kız geldi herkes peşinden koşuyordu bende dedim ki Allah’ım bu kızı ayarlarsam günde beş sayf

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • din yüzünden psikolojik rahatsızlığım

      Merhaba ben fatih sorunlarım lise yıllarında bir kızla tanışmamdan dolayı başladı daha önce dindar biriydim ama namaz falan kılmazdım dinime bağlıydım ara sıra Allah’tan bir şey isteyecek olduğumda Allah’ım bana bu isteğimi verirsen bende akşam namazlarımı ömrüm boyunca kılacağım derdim Allah verdiğinde de iki üç gün veya bir hafta kılıp bırakırdım Allah’da verdiği nimeti alırdı .Derken derken okula bir kız geldi herkes peşinden koşuyordu bende dedim ki Allah’ım bu kızı ayarlarsam günde beş sayf

      , Yer: İnsan Psikolojisi

    • Ruhsallık ve Din

      http://www.spiritualizm.com/kitap/kitapkapak/gelecekpsiko/gelecegin-psikolojisi-saman-ritueller-resimler-samanlarin-uygulamalari-stanislav-grof%20(20).jpg Holotropik hallerle ilgili araştırmaların belki de en radikal yeni perspektifler getirdiği alan ruhsallık ve dinle ilişkisidir. Batı materyalist bilimince geliştirilen insan doğası ve evren anlayışı antik ve endüstri öncesi toplumlarda görülenden tamamen farklıdır. Yüzyıllar içinde, bilim adamları sistematik bir şekilde materyal dünyanın

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

×
×
  • Yeni Oluştur...