Jump to content

Requıem


AKHENATON

Önerilen Mesajlar

Ben , beni tanımak için çaba sarfettiğimde ,

Ben beni sorgulayarak kusurlarımı bir bir ortaya çıkardığımda nereye doğru yol alıyorum ?

Ben kendime ne kadar yaklaşabilirim ?

Nedir beni benden ayıran ?

Neden asırlardır yapılıyor bu mücadele ?

Ve neden ben böylesine huzursuz, yanlız ve kusurlarla dolu yaratıldım ?

Kayalıklarda güneşleyen bir ayı balığının ,

Karnını tıka basa doyurmuş bir kedinin vurdumduymazlığı benden esirgendi.

Onlar gibi yaşayan yerle gök arasındaki

Binlerce varlıktan farklı bir kaderle yaşamam istendi.

Bildiğinin bilincinde olan tek varlık olarak yaratıldım.

Sorulmadı,

Hiçbir şey söylenmedi.

Ben sorduğumdaysa hiç bir zaman cevap verilmedi.

Şimdi artık biliyorum.

Bildiklerimi kullanarak üretiyor, ürettiklerimi tüketiyorum.

Ben

Yerle gök arasında sadece ben

Boyun eğmeden doğaya hükmetmek istiyorum

Çok çok zaman önce ağaçlardan toprağa indim.

Ayaklarımın üzerinde durarak

Ellerimi,parmaklarımı kullanmayı öğrendim.

Yiyecekleri ezerek,parçalayarak yediğimde çenem küçüldü,

Kafa yapım farklı bir şekle büründü

Beynim bu yeni yapıda büyüyüp gelişerek yaratmaya başladı

Yaratan,

Hükmeden ben,

Dünyanın merkezinde durarak kimi zaman tanrısına haykırdı

İsyanlarında nedeni, niçini arayarak herşeyi sorguladı.

Hepimiz aynı yerdeyiz.

Tevazuyla boyun eğen, toleransla susup dinleyen,

Hepimiz aynı yerde,

Kendimize göre dünyanın merkezindeyiz.

Herşey bizim çevremizde olur

Ve tüm yaşam bize göre bizim çevremizde yaşanır.

Ben olmasam, merkezde durmasam

Benim çevrem, o çevreye bağlı yaşantılarda olmaz

Ben varım, bana göre merkezde duran

Sen varsın , sana göre merkezde olan

O var , ona göre merkezde bulunan.

Seni içimde hissederken,

Senden bir parçanın bende olduğunu bilerek

Ve yüreğimin her atışında

Yaşamın güzelliğini farkederek

Tevekkülle boyun eğemem kaderime

Ben bilenim

O kutsal birliktelikten ölümsüzlüğü yaratanım

Bedenim yok olup gidecek gülüp geçiyorum

Değişmeyecek ne kaldıki bu evrende

Sorarım sizlere

Bugün bıraktığınız yarın aynı mı ?

Her şeyi biz yarattık

Mabedleri , inançları

Herşeyi biz yarattık,

Kutsallıktan günahın batağına uzanan her esere

İnsan denilen varlığın imzasını attık

Dünya üzerinde ölümden kaçarken

Kültürü yararak ölümsüzlüğe uzandık.

Her birimiz bu koca evrende bir güneş sistemiyiz,

Bizleri çarpışmaktan,birbirine girerek kaostan alıkoyan tek değerimiz var elimizde.

Tolerans ve tevazu.

Ben senin yerinde dursam,

Senin yaşadıklarını yaşayarak , senin gibi hayata baksam

Sen olabilirmiyim hiç ?

Sen yürüdüğünde ben hürmetle kenarda duranım

Ben koştuğumda sen hürmetle susansın

Bu olmasa,

Sen ve Ben ,

Sistemler birbirine girerek kaos doğsa

Hiç bir şey kalmazdı ortada.

Denkleri sırtında

Çölün ıssız ve yanlız dünyasında

Kum taneleri kadar yakın olmazdık

Onlar gibi bir bütünü oluşturmak için yan yana durmazdık.

Ne zor şeydir çölden uzakta bir kum tanesi olmak,

Kumsalların sonsuzluğundan mahrum kalmak.

Me zor şeydir bir kumsaatinin boşluğunda

Üsteki guruptan koparak aşağıya ulaşamadan ;

Arada , beliryemeden zamanı boşlukta durmak.

Görüyorum,

Bana sevgiyle dolu bakıyor gözlerin,

Gönlünün kapısı açılmış

Sorgusuz sualsiz gel diyor.

Ama o sevginin ve gönlün

Bana fazla olduğunu biliyorum.

İşte bildiğini bilen insan olarak

Sevgine ve sana layık olabilmek için

Sana sahip olduğum pürüzlerden,çıkıntılardan

Arınmak için çalışıyorum

Tevazu deme sakın sözlerime

Ben ne olduğumu biliyorum

Bende senin gibiyim,

Sevgimi verdim gönlümü açtım sana

Ve sen de pürüzlerden arınarak gelmelisin bana.

Sen oradasın , bense burada

Bıkmadan usanmadan çalışmalıyız

Tek enerjimiz cesaretimiz,

En büyük yargıcımız vicdanımız,

İtidal,basiret ve adaletle

Bizler birbirimize layık olabilmek için yaşamalıyız.

İleri, hep ileri diyerek koşuyorum

Okullarda aldığım eğitimler,

Bana öğretilenler,

Söylenenler ve çevremde yaşanılanlar

Benim yaşadıklarım

Hep aynı yönü gösteriyorlar.

İlerlerlemek

Kim olduğumu , ne olduğumu

Ve nerede durduğumu anlayarak gelişmek.

Bu çabalarımla bir yere doğru koşarken,

Bir şeyden kaçtığımı fark ediyorum.

Yoksa ben kaçarken koşanmı oluyorum ?

Kaçarken koşmak

Ve kaçtığını gözardı ettiğinde

Bir hedefe

Bir yöne koşuyor olduğunu sanmak.

Şimdi oysa

bakıyorumda şu koca evrene

Bir benzerim yok,

Arıyorum , soruyorum ama bulamıyorum

Sahip olduğum bilginin yakıcılığında

Bir gün bitecek bir hayatın acımasızlığında

İnsan olarak yalnızlığımı yaşıyorum

tanrım belki de bundan dolayı isyanlarıma karşı hoşgörün

Belkide bundan dolayı

Ben tanrıyım diyerek

Ölümsüzlüğü arayan haykırışlarıma gösterdiğin tebessüm

Beni sen yarattın

Ve sen yaşamla beraber ölümü bana verdiğinde

Ölümsüzlüğü isteyeceğini biliyordun

Onlar karşı karşıya duramazlar

Yaşamın aydınlığından ölümün karanlığına doğru uzanarak

Hakikati arayanlar yol bulamazlar

Siyahla beyazın zıtlığı yaşanmaz orada

Birbirine girmiştir ölümle yaşam

Ben o birlikten yaratırım ölümsüzlüğü

Yerle gök arasında

Tüm canlılar bilmiyorlar yaşadıklarını

Ve bilmiyorlar bir gün bu hayatın son bulacağını

Yazılanlar ya da konuşulanlar

Tarih olur unutulurlar

En güzel sözü söyleyenler

En güzel metni yazanlar

Şunu bilmelidir

Yerle gök arasında

Söylenmedik hiç bir şey

Kalmamıştır aslında

Önemli olan

Ketumiyetle bağlanabilmek

Bağlanılanın güzelliğinde

Canlı ya da cansız

Tüm yaratılanları

Evreni kucaklayabilmek

ben , sen , o , biz , hepimiz

aynı yolun yolcusu

sırtına dengini almış ,ısısız çöle doğru yürüyen birer yolcuyuz

yollarımız farklı belki

kimi kuzeye kimi güneye

önde gidenler arkadan gelenler hep kum tanelerini

ve ıssız çölün yalnızlığını görecekler

ve gidenler gibi gelenlerde bıkmadan usanmadan sorularına cevap isteyecekler.

bildiğini bilen olmak ayrıcalık

o sadece bana verildi

ve tüm yaratılanlar içinde sadece ben biliyorum

bir gün öleceğimi

bu ne acı bir durum

ne acımasız bir seçim

tanrım neden

neden insanı seçtin

bunu bilmeden

diğer canlılar gibi bende yaşayıp gitseydim

yazılmış kaderime

onlar gibi boyun eyseydim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ne zor şeydir çölden uzakta bir kum tanesi olmak,

Kumsalların sonsuzluğundan mahrum kalmak.

Ne zor şeydir bir kumsaatinin boşluğunda

Üsteki gruptan koparak aşağıya ulaşamadan ;

Arada , belirleyemeden zamanı boşlukta durmak.

 

Şiirin bu kısmı çok hoş

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

hiçliği düşünelim

nefesin henüz üflenmediği

yaratılanla yaratanın bir arada olduğu tekliği düşünelim

acının sevincin , durgunluğun hareketin,

sevginin nefretin : ölümün ölümsüzlüğün

herşeyin ,düşünebileceğimiz ne varsa hepsinin

bir arada bulunduğu ,mutlak olduğu saatler

yaratılacak olan yaratanda

kurgulanıyordu ulu mimarda

ve işte bir nefes olmuş evren

bilinenler bilinmeyenler açılıyor

evreni yaratıyor.

onu görüyorum ileride,

dünya üzerinde , doğanın verdikleriyle

kendi dünyasını yaratma çabası içinde.

hızla dönüyor mevsimler

doğadan aldıklarıyla o

yarattığı dünyasında ,doğaya yabancılaşıyor

yalnızlığı acıyı

tanrısına yabancılaşan insane olarak

bütünden ayrı olduğunu kavrıyor

ağaçlarda toprakta

canlı cansız gördüğü ne varsa

o ve diğerleri olmuş duruyor karşısında

yalnızlığın acısı yakarken ruhunu

bakın neler mırıldanı yordu :

bir eş ve tanrım bana

haykırışım ne ona ,nede sana

sadece yalnızlığıma

bir eş ver tanrım bana

azad eyledim azademi

yalnızlığım adına

özümde özüm olan

benden sana yalnızlıktır miras kalan

ne seni nede gerisini

düşünmeden hiçbirisini

yaşam dene tarlada

hasadımı isterim

sakın ha sonrası diye sorma bana

sonra yoktur bilirim her şey tam ve kusursuzken

senden gelecek seni beklerim

yaratandı ,yarattığına kendini katandı,

duyduğunda sesini,

eşle birlikte verdi sevgisini.

ŞİMDİ O

bulunduğu yerden görüyor

iki yarım sevgi olmuş dünya üzerinde

seviyor seviliyor

doğuya yürüyecek evlatlar veriyor

çiçeğin özünde ,arının gizinde

evren mana olmuş onun gözünde

mırıldanırken yalnızlığını yaradanına

artık şükranım sanadır

binlerce kez olsun

ibedetse fazlasını ilahlar sunsun

verdin ya bana eşimi

tanrım sana adağım

sevgi dolu yüreğim olsun

dünya dönüyordu hayvanlar, bitkiler ve mevsimler

canlı cansız ne varsa

tekrar tekrar ibadet ediyordu

tüm yaratılanlar aynı ritüelde

diğerlerinden farklıydı o

değişiyordu gelişiyordu

öğreniyordu düşünüyordu

aklını kullanarak

dünyasını yaratıyordu

onlar gibi değildi

zamanı geldiğinde üremeliydi

ne yapması gerektiğini ilahi ses söylemedi

ilahlarını o yarattı , sonrada o yıktı.

kendi yarattığında kendini aradı

suretine övgüler yağdırdı

ayılar yılanlar koğuklarında uykuya daldılar

o , hala dışarıda

mücadele ediyor doğanın kucağında

rüzgari,yağmuru , toprağı kayayı

neden ? diyerek ararken manayı.

sorguluyor yanlızlığını

aynı ritüli asırlardır yaşayan , onlar

hep gözlerinin önünde

ona ,onu gösteriyorlar,

bizden ayrısın,bizdenfarklısın diye haykırıyorlar

ağaçlardan toprağa indiğinde

iki ayağı üzerinde yürüdüğünde

işte o zaman yolunu seçmişti

insanlık denen yazgısını seçmişti

dönemez artık geriye

istesede kavuşamaz ilk özüne

aklı hikmeti ,güzelliği ve kuvveti o biliyor

kuvvetiyle ezen

aklıyla güzelleşen

hikmetiylede sezen o

bu yolda dönüş yok ona

doğuda parlayan nur,

ancak arada nokta konacak yalnızlığına.

işte bu onun hikayesi

yürüyen öğrenen

öğrendikçe daha çok şey isteyen

istedikçe öğrenen ,öğrendikçe isteyen

bu girdapta ihtirasın eline düşen

aklını kibirin aldığı

sevgisini gururun parçaladığı

güzellikleri kenara iten

yüksek mevkiyi isteyen

herşeyi yitirdiğinde

geride bir şey kalmadı denildiğinde

bir an duran , geçmişten geleceğe ayna olan ,

aynaya baktığında

sıırı aşan ardına ulaşan

yine aynı insan ;

sevgi dolu yüreğine

öğrenme arzusu düştüğünde

henüz başındaydı mesleğinin

ve bilmiyordu

arzunun ihtirası

ihtirasında bağnazlığı yarattığını

bilmediği bu gerçeklerin

birleşerek ulaştığı teki

bilmiyordu tek olan hakikati

bilseydi eğer sabretmeyi

istemezdi ustasından

zamanı gelmeden o bilgileri.

ustaların ustası üstad olan hocası,

öğrenmek için didinip duran gence

bekle diyordu

sabrı öğretmek istiyordu ona

bekliyormuşcusana susan dil

sormazken soruları

düşüncelerinde kopan fırtına

karanlığın kapılarını açarak

bastırıyordu ruhuna

sevgi tohumlarını ekerken ihtiras tarlalarına

nefret baş veriyordu

ruhunun kararan dünysında

sevgi dolu yüreği

nefretle dolup taştığı o gün

ustasına yaklaştı

ustan nicedir bekler durumum

sabır yolları bitti

tükendi içimde

yaptığım işler övgüler alır

insanlar etrafımda dolanır

öğrenmek daha da şeyler yapmak isterim

zaman geçiyor hayatım tükeniyor

daha çok kazanmak

şanı şerefi tatmak isterim.

neden susar cevap vermezsin

yoksa,kıskanırmısın yeteneğimi

söyle !usta söyle!

ustası çalışıyordu

yüzüne bakmadan konuşmaya başladı

öğreniyorsun ,övgüler alacak eserler veriyorsun

nedir bu telaşın ruhundaki ateş yüreğini sarmış

sevgi dolu bakışların yerini

gözlerinde nefret almış

duyduğun övgüleri

yalan olan şanı şerefi bırak

gel otur yanıma birlikte varalım bu taşa.

itti hırsla ustanın uzanan elini

istediğini alamayan ihtirasın ateşi,

yakıyordu tüm bedeni.

çığlık çığlığa gökyüzünde kuşlar

dağlarda,toprağın altında

sığınacak yer arıyordu hayvanlar

bir el havaya kalktı yere indi

ustanın yere devrildi cansız bedeni

başı kanlar içindeydi

elinden bırakmadığı avandanlığı

çırağına son armağandı sanki.

önlüğüne kan bulaştığında

o bakmadan ustasına

koşarak daldı karanlığa

herkesin yoldaşı olan ölüm

onun da koluna girdiğinde

yolculuk başlamıştı ölüler ülkesine

karanlıklar içindeki bu yeraltı alemi açtımı kapısını

ne geriye nede başka bir yere

dönüş yoktur gelenlere.

Işığı arayanlar ateşi görürler

ateş nehri akarken tüm hiddetiyle

kıyısında dizi dizi ruhlar karşıya geçmeyi bekler

bir tek siyah kayık vardır orada

bir kıyıdan diğerine

ancak o ulaştırabilir ruhları esenliğe,

ama dümenci ıknaton

almadan ücretini

geçirmez karşı kıyıya hiç kimseyi.

kimse neyi ne kadar ister bilinmez

zordur geçmek.

sana hediyeler veren ruhlar

karşı sahile ulaşmak için kıyıda dolaşanlar

çevrende gördüklerin hep onlar

bak gözlerine

kimi görüyorsun orada

kim duruyor senin karşında söyle

şimdi karşında duran ben

ben değilim aslında

yaşarken yaratan

dünya üzerinde ne varsa peşinden koşulan

hepsini bir kenara bırakan

işte insan bu.

İnsan olarak doğan , hakikat yolunu bulan

attığı her adımda ona yaklaşan

sonunda ruhu nurla ışıldayan

gelmez yanına

tevazu dolu gönlü

bilmez ulaştığı mertebeyi

uzatır sana boş ellerini

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...