Jump to content

Fantastik Edebiyat ve Hayal Gücü...


birunsatan

Önerilen Mesajlar

Barış Müstecaplıoğlu

 

http://www.pergefsaneleri.com/images/adam_ve_kurt.jpg

 

Fantastik edebiyat... Dünyanın gerçeklerine dayanamayan insanlar için bir kaçış imkânı mı, yoksa sadece düşlerden güç alan bir eğlence vasıtası mı? Ya da belli bir kültüre sıkışmak istemeyen, öykülerim bir Fransız için de, bir Hindistanlı için de aynı anlama gelsin diyen yazarların, evrenselliği en geniş boyutuyla yansıtabildiği bir edebiyat tarzı mı... Belki hepsi, belki de hiçbiri. Dinin, siyasetin, aşkın farklı kişilerin elinde ne kadar farklı amaçlar için kullanılabildiğini hepimiz biliyoruz. Fantastik edebiyat için niye aynı şeyi söylemeyelim?

 

Eğer edebiyat tarihine bir göz atarsak, Nobel ödüllü Jean Paul Sartre’dan Sheakespare’e kadar, dünya edebiyatına yön veren pek çok yazarın fantastik öğeleri öykülerinde kullandığını görürüz. Dante’nin İlahi Komedya’sı, Goethe’nin Faust’u, Kafka’nın Değişim’i, Tolkien’ın Yüzüklerin Efendisi dizisi, Leguin’in Yerdeniz’i fantastik öyküler anlatmakla birlikte, edebi değerleri tartışılmayacak büyük eserlerdir. Sansasyonel kitabı Şeytan Ayetleri’yle tanıdığımız Salman Rushdie bile, edebiyat dünyasına kendisini bu türün normlarını içeren bir kitapla, Gece Yarısı Çocukları ile kabul ettirmiştir.

 

Türkiye’de ise, fantastik edebiyat bugüne kadar oldukça bakir bir alandı. Tarihi, coğrafyası, kültürü ile tamamen hayal gücüne dayanan bir dünya yaratıp, bu dünyada geçen öyküler anlatmak ise daha önce hiç yapılmamıştı. Bu alanda eser vermiş yazarları göz önüne alınca, iyi yazılmış fantastik edebiyatın edebi değerini yadsıyamayacağımız anlaşılıyor. Öyleyse Türk yazarların fantaziye ve fantastik öğelerin kullanımına soğuk durmasını, toplumun genelinde hayal gücünün pek ciddiye alınmamasıyla ilişkilendirmek mümkün görünüyor. Peki acaba hayal gücü bir toplum ya da bir kültür için gerçekten önemsiz mi?

 

http://www.pergefsaneleri.com/images/buyucu_ve_sato.jpg

 

Hayal kurmayı ve macera duygusunu çocukluk olarak yorumluyoruz. Bir çocuğun düşlerinden bahsettiğini, coşkuyla konuştuğunu, heyecanı sevdiğini görünce bunu normal karşılıyoruz. Aynı davranışları belli bir yaşın üzerindeki insanlarda gördüğümüzde onları küçümsüyoruz. Halbuki bireysel ve toplumsal gelişimi sağlayan da bu duygulardır. Düşleri ya da macera duygusu olmayan bireyler de toplumlar da durağanlığa hapsolur. Aslında eğer bir seçim yapmak zorunda kalsaydık, çocukların değil, büyüklerin hayal kurması gerektiğini söyleyebilirdik. Çünkü çocukken kurduğumuz hayaller, bize yalnızca eğlence sunabilirler. Ama belli bir yaşa geldikten sonra, belli imkânlara kavuştuktan sonra, hâlâ hayal kurmaya devam edebiliyorsak, bunları gerçeğe de dönüştürebiliriz.

 

Bizim çocuklarımız yabancı okullarda en yüksek dereceleri alıyorlar, ama başkalarının bulduğu formülleri ezberliyorlar. En son teknoloji ürünlerini kullanmayı birkaç günde öğreniyorlar, ama yeni keşifler yapmak akıllarına gelmiyor. Çünkü yaşadığımız toplumda hayal kurmak ciddiye alınmıyor. Halbuki cep telefonu da bir zamanlar birinin, bir yabancının hayalinden ibaretti. İnsanların masalara bağlı kalmadan, kocaman telsiz kutuları taşımadan, dünyanın her yerinden birbirleriyle iletişim kurmalarını "hayal etti." Sonra bu hayali üzerinde ciddiyetle çalıştı, başkalarını da yanına çekti ve gerçeğe dönüştürdü. Biz onu bir "gerçek" olarak tanıdık. Ve teknolojik gelişmelere önayak olan ülkelerde insanlar hayal kurmaya devam ediyorlar. Bizim büyük paralar vererek satın alacağımız yenilikler keşfetmek için...

 

Bu bir yaklaşım farkı. Fantastik edebiyatı gerçek dışı olduğu için küçümseyen yaklaşım, hayal kurmayı yalnızca çocuklara özgü görüyor. Ve aynı yaklaşım yüzünden hiçbir yeniliğe imza atamıyor. Elbette hayal gücü tek başına yeterli değil; teknik de lazım, planlama da lazım, düşünce de lazım, çalışma da lazım. Bunlar olmadan sadece "hayalperest" kalırsınız. Bir fantastik macerayı bile "sadece" düşleriniz ile yazamıyorsunuz. Geniş bir kelime dağarcığına, dil bilgisine, sağlam bir kurguya, metnin üzerinden defalarca geçmeye ihtiyaç duyuyorsunuz. Ama hayal gücü de lazım ve eğer hayal gücünü hayatınızdan dışlıyorsanız, baştan kaybediyorsunuz. Aynı şey macera duygusu için de söylenebilir. Eğer Bill Gates''in düşleri ya da macera duygusu olmasaydı, arkadaşının garajına kapanıp tüm dünyayı peşinden sürükleyecek yeni bir program yazmaya hayatını adar mıydı? Bu duyguları küçük görseydi, Microsoft’u kurabilir, Windows’u yaratabilir miydi? Karakteri, tekelleşme arzusu, başkalarının fikirlerinden “aşırı” nasiplenmesi konumuz dışı; ama bu adamın yarattığı programların hayatımıza bir değer, hem de önemli bir değer kattığını görmezden gelemeyiz.

 

http://www.pergefsaneleri.com/images/kadin_ve_heykel.jpg

 

Yeni bir matematik formülü bulmak bile hayal gücü gerektirir. Elbette derin bir matematik bilginiz olacak, ama bir probleme; "Bunu çözmenin eski yollardan daha farklı, daha kolay bir yolu olabilir mi?" şeklinde sorgulayıcı yaklaşmazsanız, bilginiz keşfe yol açmaz. Bu düşünce tarzının çıkış noktası ise, fantastik bir macera yazmak için gerekli olan, "Bu dünyadan daha farklı, daha ilginç bir dünya olsaydı, acaba neler yaşanırdı?" çıkış noktasından hiç farklı değildir.

 

Ben fantastik edebiyat tek başına insanın hayal gücünü geliştirir, onu bir mucide dönüştürür demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Yaratıcılık çok daha derin bir konu. Edebiyata böyle bir misyon yüklemek de hiç doğru değil. Fantastik kitapların ilk amacı, okuyucuyu yaşamın rutinliğinden bir süreliğine uzaklaştırmaktır. Güvenli koltuğundan kalkmadan ilginç diyarlarda, heyecanlı bir macera yaşamasını sağlamaktır. Gerçek dünyada karşılaşsa çok seveceği; fedakâr, yürekli, temiz ruhlu karakterlerle tanıştırmaktır. Belli bir kültüre odaklanmadan, tüm insanlık için aynı anlama gelecek öyküler anlatmaktır. Ve belki de benim yapmaya çalıştığım gibi, bazı duygu ve düşünceleri paylaşmaktır.

 

Ama fantastik öyküler tek başlarına mucit yaratmasa da, mucitler ancak fantazinin "hayal ürünü" olduğu için hor görülmediği ortamlarda yeşerebilirler. Başka bir deyişle; hayal gücüne değer verilen ortamlarda fantastik edebiyat da hak ettiği saygıyı görür, birey ve toplumu geliştiren keşifler de yapılır. Bu yüzden ben Tolstoy okuduğum gibi Tolkien de okuyorum. Dostoyevski''nin Suç ve Ceza’sından da farklı keyifler alıyorum, Leguin''in Yerdeniz’inde dolaşmaktan da... Ve yine aynı sebepten, hayal gücü ile macera duygusunu hayatından dışlamayan herkese saygı duyuyorum. Kitaplarımı sevsin ya da sevmesin... Mükemmel olmayan kahramanları benimsesin ya da benimsemesin... İşlediğim temaları önemsesin ya da önemsemesin... Çünkü yazılmış hiçbir kitap tüm dünyanın beğenisini kazanmamıştır. Bundan sonra da asla kazanmayacaktır. Ama hayal gücünü önemsemekte, "hayal"in gücünü önemsemekte buluşmak mümkün.

 

Hayallerinizden ve hayal kurmaktan asla vazgeçmemeniz dileğiyle...

 

izin alınarak yayınlanmıştır:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...