Jump to content

BiM'de eski sevgiliyi görmek


Lighthouse

Önerilen Mesajlar

Bim'e doğru yola çıktım. zaten iki adım ötesi bim. annemin terliklerini giyip

çıkayım lan dedim, kim iki saat şimdi bağcık bağlayacak. ama olgun bir erkek insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar, ben bunu anladım.

 

 

Bim her zamanki gibi sakindi. klima çalışıyor ama soğutmuyordu. nasıl bir

klima lan bu diyerek incelemeye başladım. ama görevli beni balici sandı, çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum.

 

 

"abi bu klima üflemiyor galiba" dedim. ama cevap vermedi, işine döndü.

 

 

tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık. sanki bir zamanlar kulağıma "aşkım" ,"seni seviyorum" diyen bir ses. yavaşça arkamı döndüm. Evet, eski sevgilimdi bu. bir zamanlar sevdiğim kadındı. bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın. şimdi nişanlısıyla bim'e gelmiş alışveriş yapıyordu. bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu.

 

 

evet bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu.

 

 

ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim ama lanet olası bim'de raf diye bir şey yok ki. tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde saklanamadım.

 

 

peki size sorarım. siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle sıçar gibi çömelmiş ve kıç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız? işte onlar da öyle yaptılar. bastılar kahkahayı. yavaş ve gurur yıkılmışça ayağa kalktım.

 

 

gözlerine baktım. bana baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. ayaklarıma bakıyordu. anne terliği giymiş, parmakları ucundan çıkmış bir ayak. buydum işte. sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. şimdiki sevgilin çok iyi giyinmiş ama bir bak bakayım ona. bim'de bu şıklık? sence de biraz samimiyetsiz değil mi? ben en azından yakışıyorum buraya. içimden geldiği gibiyim.

 

 

böyle düşündüm ama sonra has.... dedim. adam kapmış kızı, ben de lavuk gibi pijamayla terlikle geziyorum. kim naapsın lan beni. "nasılsın görüşmeyeli?" dedim. "iyiyim" dedi. "ne güzel" dedim. "hıhı" dedi. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama "nasıl olsa bu lavuktan bir zarar gelmez" düşüncesi hasıl olduğundan zerre s..kinde değildim herifin. adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu.

 

 

"niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım. "ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse s..tir et" der gibi baktım. s..tir etti alışverişe devam etti. bir güle güle demeden.

 

 

gözyaşlarımı saklayarak elimden düşürdüklerimi aldım ve kasaya gittim. bir de peçete aldım, gözyaşlarımı silmek için. kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, "paran var mı" der gibi baktı bana, bana bakmasın artık kimse. al lan paranı der gibi uzattım, para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. dönüp onu da aldım. as , bir romantizm de yaşayamadık be.

 

 

eve giderken serkan geldi yavaşça yanıma. tek dostum, yoldaşım, üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.

 

 

"abi bir şey diycem. pijamanın kıçında delik var, kıçın gözüküyor, baya bir büyük"

 

 

o günden beri evdeyim. bim'e de kapıcıyı yolluyorum.

--------------------

alıntı:

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=9607645

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

erkek arkadaşımla birlikte rutin alışverişlerimizden birine çıkmıştık. pırıl pırıl bir sonbahar havası vardı. "patito da alalım hayatım olur muu?" dedim, sağolsun beni kırmadı. zaten beni hiç kırmaz. öl desem şaak diye düşer ölür (hade len).

 

aslanm benim (heheyt babalar ne sevgili yapmışım kendime). her neyse, sıcak bir yaz günüydü (hiç unutmam) tuttuk bim'e gittik. rafların arasında amaçsızca dolaşıyorduk. ben patito mevzusuna kilitlenmiştim zira, evde deterjan mı bitmiş, kağıt havlunun son rulosunu mu takmışım, hiç düşündüğüm yoktu. üzerinde çalıştığım çizimi renklendirirken tek eksiğim vardı.

 

patito.

 

o patito'nun hatırına, ol patito'nun yüzü suyu hörmetine bim'e geldik. içeri girer girmez patitoların dizldiği rafların olduğu bölüme ilerledim hemen. ne güzel de duruyordu patitocuklar, bayrak törenindeki öğrenciler gibi. işte o sırada tanıdık bir sesle irkildim;

 

"abi bu klima üflemiyor galiba.."

 

yanıt gelmedi. kafamı çevirmeye tırstım. geçmişimle yüzleşmekten it gibi korkuyordum. sevgilime baktım, o peripella rafının önünde fındıklı çikolatalı olan (iki renkli var ya, hah o) kaseyi elinde evirip çevirmekteydi. kafamdaki düşünceleri bir çırpıda dağıttım. o an her nedense aklıma akşam puding yapmak istediğim geldi, sevgilimin yanına gidip "süt de alalım. dost süt olsun" dedim. peynir reyonunda da kafasını zitmeyi sürdürdüm sevgilimin. onu vır vır vır yedim bitirdim. ömrünü çürüttüm adamın. kaanbey peynir daha kaliteli olmasına rağmen sırf daha ucuz olduğu için "muratbey kaşar alalım o daha ucuz" dedim.

 

tam o esnada haşırt diye bir ses duyuldu. birisi elinden bir şeyler düşürmüş olmalıydı. yavaşça arkamı döndüm ve bir şey, biri, adet ışık hızıyla rafın (raf demeye de yedi yüz tane şahit ister, bim'deki raflar portakal kasasından hallicedir zira) arkasında kaybolmaya çalıştı. ama kaybolamadı. tam olarak saklanamamıştı işte. ebelemiştim onu! eski sevgilimi...

 

ayaklarına en az 3 numara küçük gelen anne terlikleriyle sıçar pozisyonda yere çömelmiş, kıç çatalı da piyasada gezinen mutsuz bir adamdı eski sevgilim. içim burkuldu ama nedense sinirlerim bozulmuştu. o yüzden de histerik bir kahkaha atarken buldum kendimi ama her an psikopat bir ağlamaya dönüşebilecek türden bir kahkahaydı. bazı filmlerdeki gibi hastalıklı bir kahkaha... gözlerim yerdeki le porta ve patito'ya ilişti. eğilip onları yerden kaldırıp kendisine uzatabilmek için dayanılmaz bir istek duydum ama yanımdaki sevgilimden çekindim.

 

ben bu adamla bir zamanlar çıkmıştım. bir ona, bir de yanımdaki (duygularım konusunda hala emin olamadığım) adama baktım. "ulan" diye geçirdim içimden, "bim'e bile senfoni orkestrası elemanı gibi giyinip geliyorsun, kime hava basıyorsun nedir bu artistik?" diye düşündüm. "ben neden bu adamla beraberim ki" diye kahrettim. küfrettim (içimden). oysa eski sevgilim öyle miydi ya? halk adamıydı o, gönül adamıydı.

 

"nasılsın görüşmeyeli?" dedi. "iyiyim" dedim. "ne güzel" dedi. "hıhı" dedim. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilim kıllanır mı ola ki diye baktım ama o beni kıskanmazdı ki... adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu!

 

"niye böyle olduk biz?" der gibi baktı. "niye böyle olduk hagaden yaw?" der gibi baktım ona. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktı. "ooof of" der gibi tekrar baktım. "neyse siktir et" der gibi baktı. o pozisyonda yapılabilecek en uygun şey yapmak suretiyle mevzuyu siktir ettim, alışverişe döndüm. bir güle güle demeyi çok istedim ona ama bir şeyler beni engelledi. basiretim bağlandı.

 

zamanı geri çevirmek mümkün olaydı keşke. dr emmet brown geleydi de de lorean'a ataydı beni, "aha" diyeydi, "bu adamla birlikte geçirdiğin o güzel günlere dön" diye de ekleyeydi. ama emmet brown yoktu ortalıkta.

 

eski sevgili, blume peçetelerin olduğu reyona giderken, pijamasının arkasında koca bir delik olduğunu fark ettim. bizden saklanmaya çalışırken yırtılmış olmalıydı. vicdan azabı duydum. eski günlerde olsak dikerdim ben onun söküklerini.

 

ama eski günlerde değildik ki.

 

yeni sevgilim bir kaç gün sonra arabayı sanayiye götürürken bile smokin giyme gafletinde bulundu. ben de bunu bahane edip hırgür çıkarıp ayrıldım ondan.

 

ne zaman rüzgarlı havalarda yolda sürüklenen bir bim poşeti görsem o günü hatırlarım. o gün bugündür bim'e gitmedim. arka sokağında tansaş var ve en azından tansaş'ta hasbelkader rastlayıp da köpekler gibi pişmanlık duyacağım bir eski sevgilim yok.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

"niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım. "ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse s..tir et" der gibi baktım. s..tir etti alışverişe devam etti. bir güle güle demeden.

 

koptum buna yaaa :rofl: :rofl:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Başka bir bakış açısıyla bakılmış ;

 

 

sevgilimle bim'e gitmistik. tam kakara kikiri yapiyorken birisi elindekileri yere dusurdu. sevgilim bir anda gulme krizine girdi. manyaktir biraz.

ne olduysa o zaman oldu. cok tanidik bir koku duydum. kafami cevirdigimde inanamadim. karakacan'di bu. bir zamanlar samanlikta muthis kalcasiyla beni zevkten zevke surukleyen biricik sevgilim, simdi sucuk olmustu. sapik oldugum gunler geldi aklima. aglamak istedim oracikta. ama once vatandaslik gorevimi yapmaliydim. gorevliye :

"abi bu sucuk kacak, aldiginiz yeri hemen ihbar edin" dedim. sevgilim kici delik pijamali herife bakarak hala guluyordu. manyak demistim di mi?

 

 

 

 

 

 

buda farklı bir bakış;

 

 

 

gün çok sıradan başlamıştı ve her şey sakin gidiyordu. her sabah erkenden gelip, bina alışverişi yapan 3-5 kapıcıda gittikten sonra dükkan yine sakinleşmişti.. ta ki o tuhaf giyimli, iğrenç pijamalı, hırpani*, anne terlikli adam kapıdan içeri girene kadar.. daha adımını atar atmaz klimaya taktı, "yok bu üflemiyo" diye görevliyi taciz etmeye başladı.. o ara görevli bana dönü, "atıyım mı abi" der gibi baktı, "siktir et allahın garibini" der gibi baktım, "ne bakıyon şaşı gibi la.." der gibi baktı, üzerinize afiyet bende de biraz şehlalık var, üzerime alınmadım.. biz görevliyle bakışırken bir de döndük ki bu hırpani oğlan portakal kasalarının arasına eğilmiş*, kıç çatalı açıkta olmak suretiyle saklanmaya çalışıyo.. arkasında da bi çift dallama çocuğa gülüyolar.. görevliyle birbirimize baktık, "abi artık atıyım" der gibi baktı, " e tabi at artık" der gibi baktım, şaşılığımdan olsa gerek gerizekalı görevli son bakışımdan sonra oğlanı atmak yerine ilacımla beraber bir bardak suyumu getirdi.. sonradan bu garip oğlan 100lük blume mendil, 2 paket patito, bir de le blume ile kasaya geldi.. "olm noldu lan az önce" der gibi baktım, "al lan paranı" der gibi sinirle parayı uzattı, 9.750 tl tutuyodu, 10 verdi bu.. akabinde tam para üstünü almadan gidiyo derken geri döndü, 250.000 tl sini istedi.. bozuk yoktu kasada, ciklete de razı olmadı *.. cingar çıkardı, yan dükkandan bozdurduk falan.. üstüne bir de döndü abi 10 tuttu ama 20 milyonluk fiş versen olmaz mı? vergi iadesine fiş topluyorumda dedi, kovaladım.. o akşam görevliyi de kovdum.. öbür 2 dallama da sepeti olduğu gibi bırakıp kaçtılar zaten.. velhasıl, bir sıradan günde böyle geçti a dostlar..*

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Eski Çağların Savaşçı Kadınları

      I. Ahhotep (M.Ö. 1560 - 1530) Karnak tapınağındaki bir dikilitaşta şöyle yazar: "Her şeyi bilen, Kemet'i toplayan soylu leydi, Kral'ın eşi. Hükümdâr'ın kurduklarını idare etti. Onu korudu. Kaçakları topladı. Firari askerleri bir araya getirdi. Yukarı Mısır halkını yatıştırdı. Asilere boyun eğdirdi, Kral'ın eşi hayat veren Ahhotep."I. Ahmose ve kraliçe Ahmose Nefertari'nin annesidir. Ahhotep, "Tatmin olmuş Ay" anlamına gelir. Yaşadığı yüzyıl, Mısır Firavunlarının karşılaştığı en zor dönemlerd

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

    • Eski Mezopotamya ve Mısır’da Sayı Sembolizmi

      Mezopotamya ilk zamanlarda matematik ve astronominin geliştirildiği yerdir. Bugün kullandığımız belli sayıların anlamlarının çoğunu Mezopotamyalılara borçluyuz. Sayıların gizemi ve anlamıyla ilgili olarak sayılara bakacak olursak örneğin 3 sayısı aşkın, yani sentetik gücün özünü açığa vurur. M.Ö. 3. bin yılın başlarında, Sümer tanrıları, Anu, Enlil,ve Ea göğe, havaya ve yere karşılık geliyordu. Eski Babil’de Sin (Ay), Şamas (Güneş) ve İştar (Venüs) astral üçlemesine tapılırdı ve bu kutsal ü

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Eski Mezopotamya ve Anadolu’da Uğursuzluk İnancı ve Bununla İlgili Büyü Ritüelleri

      İnsanlık tarih boyunca maddi varlığa egemen olma çabası gütmüştür. Bu çabada istediği ilerlemeyi kaydetmiş olsa da, manevi dünya ya da bilinmezlikle mücadelesinde istediği aşamaya ulaşamamıştır. İnsan bu noktada, deneyimleri ve hayal gücünün yardımıyla kendini korumaya almıştır. Yaptıkları büyüler, ödedikleri kefaretler ve zaman içerisinde gelenekselleşmiş bazı fal metotlarıyla uğursuzluklara ve bilinmezliklere karşı kendilerini korumaya çalışmışlardır.   “Büyü” çivi yazılı belgelerde, genel

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Eski Sevgilimi unutabilceğim şifa yöntemi Yardım

      Sevdiğimi unutmam için bir büyü yöntem bileniniz var mı ? iki yıldır aynı kırgınlıklar ve travmalarla yaşıyorum çok şifa yöntemi veya psikolojik olumlamalar denedim ama kafamı yastığa koyduğumda unutamıyorum ve tekrar onu düşünürken buluyorum kendimi..

      , Yer: Witchcraft

×
×
  • Yeni Oluştur...