Jump to content

Depresyon


vhercle

Önerilen Mesajlar

Kendini karanlık bir buluta girmiş gibi hissediyor, içinden hiç bir şey yapmak gelmiyordu. Sanki beynindeki saat durmuş, akıp giden zamanın dışında kalmış, unutulmuştu. Geceleri yatağa girdikten donra saatlerce dönüp duruyor, arada uykuya dalsa bile genellikle gün ışımadan uyanıyor, bir daha da gözüne uyku girmiyordu. Birisiyle konuşurken dalıp gidiyor, dikkatini konuşulan konuya veremiyordu. Son günlerde olur olmaz şeyler için ağlamaya başlamıştı. İçinde hiç geçmeyen bir mahsunluk, bir terkedilmişlik duygusu vardı. Geçmişini gözden geçirdiğinde pişmanlık duyuyor, gelecek için umut besleyemiyordu. Ölüm bir kurtuluş gibi görünüyor, ancak çocukları aklına geliyor ve düşündüklerinden korkuya kapılıyordu.

Sonunda, eşinin baskısıyla bir psikiyatriste gitmeyi kabul etti. Görüşme sırasında oldukça sakindi. Yalnızca bir kez, intihar planlarından ve çocuklarının annesiz kalmalarından duyduğu korkudan söz ederken ağladı. Depresyon tanısını yadırgamadı. İlaç kullanması ve görüşmelere gelmesi gerekiyordu.

İki hafta sonra, kendisini çok daha iyi hissediyordu. Ancak, tam olarak iyileşmesi bir ayı buldu. Bu arada, aslında yıllardır ılımlı bir depresyon içinde yaşamakta olduğunun farkına vardı. Gençlik yıllarındaki heveslerini ve heyecanlarını yitirmesinin aradan geçen yılların doğal bir sonucu olmadığını, otuz beş yaşında da geleceğe yönelik umutlar beslenebileceğini gördü.

Depresyon en sık rastlanan ruhsal bozukluk

Yukarıdaki öykünün kişisel bazı bölümleri var. Herkesin depresyonu aynı özellikleri göstermiyor. Kiminde karamsarlık ve umutsuzluk, kimindeyse genel bir ilgisizlik ve yaşamdan zevk alamama ön plana geçiyor. Bazıları uykusuzluk ve iştahsızlıktan yakınırken, bazen tam tersine aşırı bir uyku ve tıkınırcasına yemek yeme davranışı görülüyor.

Ancak, şu ya da bu biçimde, depresyon toplumda en sık rastlanan ruhsal bozukluk. Her on erkekten birisi ve her beş kadından birisi yaşamı boyunca bir kez depresyon geçiriyor. Bu yüksek oranlar nedeniyle, depresyon psikiyatrinin soğuk algınlığı olarak biliniyor.

Depresyon her yaşta görülebiliiyor. Kadınlarda en sık otuzbeş kırkbeş yaşları arasında, erkeklerde ise kırkbeş altmışbeş yaşları arasında ortaya çıkıyor. Depresyon riskinin en düşük olduğu grup evli erkekler. İkinci sırada evli kadınlar geliyor. Bir başka deyişle, evlilik depresyona karşı koruyucu bir rol oynuyor. En riskli grup ise ayrılmış ya da boşanmış kadınlar.

İstatistiklerdeki en çarpıcı sonuçsa, kuşkusuz, depresyon oranlarının yıllar içinde gösterdiği büyük artış. Son yirmibeş yılda toplumda depresyon görülme sıklığının on ile yirmi kat arasında arttığı bildiriliyor. Depresyon özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşıyor. Bu nedenle, bazı araştırmacılar, dünyanın melankoli çağına girmekte olduğunu ileri sürüyorlar.

Depresyon ve intihar

Depresyonun en dramatik sonuçlarından birisi intihar. Depresyon geçiren kişilerin yüzde onbeşi yaşamlarını intiharla noktalıyorlar. Bu oran genel toplum ortalamasının yaklaşık otuz katı. Dolayısıyla, depresyonda intihar girişimlerine yönelik önlemler yaşamsal bir önem taşıyor. Gelişmiş ülkelerde bu amaçla kurulmuş intihar önleme merkezleri var. Söz konusu merkezler ülkemizde de bazı büyük kentlerde kurulma aşamasında. Alınan diğer önlemler arasında, basındaki intiharı kışkırtıcı yayınların denetlenmesi, büyük köprüler gibi intihar için sık tercih edilen yerlerde önlem alınması, ateşli silah bulundurulması konusunda bazı kısıtlamaların uygulanması sayılabilir.

Depresyonun nedenleri

Kişiyi depresyona sürükleyen nedir? Neden, yaşam insanın gözüne çekilmez bir yük gibi görünmeye başlar? Çoğu zaman, kişinin başından bazı olumsuz olaylar geçmiştir. Bir yakınının ölümü, ağır bir hastalık, evlilikle ilgili sorunlar, ayrılık, işsizlik gibi bir çok neden saptanabilir. Ancak bunların varlığı soruyu tam olarak yanıtlamıyor. Çünkü, bir çok kişi bu tür sorunlarla karşılaşırken, yalnızca bazıları depresyon geçiriyor? Dolayısıyla, bazı kişilerde depresyona bir yatkınlık söz konusu.

Bugünkü bilgimize göre, depresyondaki en önemli yatkınlık etkeni kalıtım. Yapılan araştırmalar, depresyon geçiren kişilerin akrabalarında da depresyonun sık görüldüğünü gösteriyor.

Öte yandan, depresyona yatkın kişilerde bazı kişilik özellikleri dikkat çekiyor. Kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye çalışıyorlar. Bunlar genellikle aşırı duyarlı, titiz, sorumluluk duygusu yüksek kişiler. Sürekli mükemmeli arıyor, ulaştıkları başarıları yetersiz görüyorlar. Onurlarına fazla düşkünler. Öfkelerini genellikle belli etmiyor, sıkıntılarını içlerine atıyorlar.

Ayrıca, depresyon ilaçlara ya da bedensel hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. Tansiyon ilaçları, tüberküloz tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ve steroidler söz konusu ilaçlar arasında sayılabilir. Beyin kanamaları ve beyindeki damar tıkanıklıklarından sonra da sıklıkla depresyon ortaya çıkıyor. Depresyona yol açabilen diğer hastalıklar kanser, şeker hastalığı, kalp hastalıkları, ağır kansızlık ve tiroid bezi hastalıkları. Böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalarda da depresyon sık görülüyor.

serpentine tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Cinsiyete özgü farklar

Yapılan araştırmalar kadınların depresyon konusunda erkeklere göre daha açık sözlü olduklarını gösteriyor. Kadınlar genellikle duygularını kolay açığa vuruyor, yaşadıkları sıkıntıyı dile getirip yardım talebinde bulunuyorlar. Erkeklerse, 'erkek adam ağlamaz' deyişini haklı çıkaracak şekilde davranıyor, depresif duygularını ve umutsuzluklarını gizlemeye, güçlü erkek imajından taviz vermemeye çalışıyorlar.

Beyinde neler oluyor

Depresyon, hangi nedene bağlı olursa olsun bir beyin hastalığı. Depresyon geçirmekte olan kişiler üzerinde yapılan incelemeler, bu kişilerin beyinlerinde depresyon sırasında bazı değişiklikler olduğunu gösteriyor. En sık rastlanan bulgu, sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan kavşaklardaki tıkanıklık. Geçişten sorumlu maddelerin üretimindeki ya da karşı tarafa iletilmesindeki bir bozukluğun depresyona yol açabileceği ileri sürülüyor.

Tedavi

Depresyon ilaç tedavisine iyi yanıt veren bir bozukluk. Hastaların büyük bölümünde iki üç hafta içinde belirgin bir iyileşme görülüyor. Eğer uygun dozda ve yeterli süre ilaç kullanımına rağmen istenen düzelme sağlanamazsa bazı ek ilaçlar ve son çare olarak da elektroşok tedavisi deneniyor.

Psikoterapi, daha çok hafif depresyonlarda tercih edilen bir yöntem. Hastalığın şiddetli döneminde genellikle pek yarar sağlamıyor. Ancak, ilaçlarla belirli bir yatışma sağlandıktan sonra tedaviye eklenmesi, kişinin kendisini ve depresyona zemin hazırlayan kişilik özelliklerini daha iyi tanıması yönünden önem taşıyor.

MANİ: DEPRESYONUN NEGATİFİ

Mani, insanı karamsarlığın derinliklerine sürükleyen depresyonun bir negatifi. Bir aşırı neşe ya da taşkınlık hali. Maniye giren kişinin ruhu bir ırmak gibi gürültüyle akmaya başlıyor. Bu güçlü ve engel tanımaz akış kişiye akıl almaz şeyler yaptırıyor. Örneğin, orta yaşlı mazbut bir kadının aşırı makyaj yapıp, gözalıcı ve seksi giysilerle ortalıkta dolaşmasına, olur olmaz yerlerde kahkahalar atıp, açık saçık fıkralar anlatmasına yol açabiliyor. Ya da ölçülü ve saygılı tavırlarıyla bilinen bir memur, böyle bir nöbet sırasında, müdürün odasına girip, ona hayat hakkında tumturaklı bir nutuk çekebiliyor.

İçini kaplayan taşkın duygular, kişiyi boyuna konuşmaya ve hareket etmeye zorluyor. Bir kaç saatlik uyku kendini dinlenmiş hissetmesine yettiği için günlük uyku süresi azalıyor. Hesapsız harcamalar, iş yatırımları ve tehlikeli bir şekilde araba kullanma manide sık görülen diğer sorunlar.

Maniye giren kişi, genellikle bir aşırı güven duygusu içinde yüzüyor. Bu güven duygusu kimi zaman onu, psikozun gerçek dışı dünyasına kadar götürüyor. Kendini ülkenin tüm sorunlarını çözecek bir politik lider ya da bir peygamber olarak görebiliyor. Nutuklar atıyor, vaazler veriyor, hatta Tanrının onu görevlendirdiğini belirten sesler duymaya, çevrede bazı kutsal işaretler görmeye başlıyor.

serpentine tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Maninin sonu depresyon

'Çok gülen çok ağlarmış' atasözünü doğrulayacak şekilde, manik atak geçiren kişilerin neredeyse tamamı daha sonra bir depresyon geçiriyor. Bu nedenle, mani ayrı bir hastalık olarak görülmüyor. Mani ve depresyon aynı ruhsal bozukluğun iki farklı evresi olarak kabul ediliyor. Sanki, duyguları düzenleyen zemberek bozulmuş gibi, kişi aşırı uçlara savrulup duruyor. Neşe ve taşkınlığın doruklarına tırmanıyor, sonra karamsarlığın derinliklerinde kayboluyor. Arada, normal dönemler olsa da, sarkaç bu şekilde maniyle depresyon arasında sallanıp duruyor.

Maniye kim daha yatkın?

Mani ve depresyon evrelerinden oluşan ruhsal bozukluk 'İki Kutuplu Duygu Bozukluğu' olarak adlandırılıyor. Bu bozukluk, yalnızca depresyon dönemlerinin görüldüğü 'Tek Kutuplu duygu Bozukluğu'ndan bir çok yönden farklılıklar gösteriyor. Bir kere toplumdaki yaygınlığı depresyona göre oldukça düşük; yüzde bir dolayında. Daha erken yaşlarda ortaya çıkıyor. Kalıtımın rolü bu bozuklukta daha belirgin. Birinci derece akrabalarda bu hastalığı geçiren birisi varsa, kişinin hastalanma olasılığı toplum ortalamasının altı katına yükseliyor.

Tedavi ve korunma:

Mani tedavisinde etkinliği gösterilmiş çok sayıda ilaç var. Ayrıca, kişiyi iyileştikten sonra yeniden hastalanmaktan korumak için kullanılan ilaçlar da oldukça etkili. Ancak, yıllarca koruyucu ilaç kullanma zorunluluğu genellikle hastalar için sorun oluyor. Bir çok hasta bu nedenle bir süre sonra ilacı bırakıp yeniden hastalanıyor.

Depresyonun Mantığı

Depresyondaki olumsuz düşünceler, hatalı ve tek yanlı işleyen bir mantık sisteminin ürünü. Bu mantık sisteminin bir tarafından ne verirseniz verin, diğer taraftan mutlaka karamsar ve umut kırıcı yorumlar çıkıyor. Umuda çıkan tüm yollar özenle kapatılmış. Söz konusu sistem altı temel mantık hatasına dayanıyor.

1. Keyfi çıkarsamalar: Yeterince kanıt olmamasına karşın, yaşanan olaylar ve içinde bulunulan koşullar hakkında olumsuz sonuçlar çıkarılır. Örneğin, sınava hazırlanmakta olan bir kişi, ortada bir neden yokken, başarılı olamayacağı kararına varabilir. Ya da, depresyona giren bir işadamı, iflasının kaçınılmaz olduğu inancına saplanabilir.

2. Seçici odaklanma: İçinde bulunulan durum ya da yaşanan deneyimlerin kötü yanları üzerinde odaklanılır. Dolayısıyla, günboyunca bir çok olumlu ve olumsuz olaylarla karşılaşan kişi, akşam olduğunda yalnızca yaşadığı olumsuzlukları anımsar ve berbat bir gün geçirdiği kararına varır.

3. Kişiselleştirme: Kişi, kendisiyle ilgili olmayan ya da çok az ilgili olan olayları üzerine alınır. Örneğin, yolda karşılaştığı ve muhtemelen onu görmemiş olan bir arkadaşının selam vermemesini, 'Mutlaka onu kıracak bir şeyler yapmış olmalıyım' biçiminde yorumlayabilir.

4. Aşırı genelleme: Tek bir olaydan genel sonuçlar çıkarılır. Kişi, otobüs zamanında gelmediği için, hiç bir işinin yolunda gitmediği yargısına varabilir. Ya da arkadaşı zamanında

telefon etmediği için, artık hiç kimsenin onunla ilgilenmek istemediği sonucunu çıkarabilir.

5. Ya hep ya hiç biçiminde düşünme: Her türlü olay 'ya hep ya hiç' kuralına göre değerlendirilir. Mükemmel olmayan her şeyin berbat olduğu yargısına varılır. Kişi, yalnızca siyah beyazdan oluşan, diğer tonları olmayan bir yargılama sistemine sahiptir.

6. Küçümseme veya büyütme: Kişi başarılı olduğu işleri küçümserken, hatalarını abartır.

serpentine tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI ARTIK TEDAVİ EDİLEBİLİYOR

İkbinüçyüzyıl önce adı konup tanımlanmış bir insani sorun olan aşırı duygulanma halleri, yani aşırı üzülme ve aşırı coşma, ancak son elli yıldır etkili bir şekilde tedavi edilebiliyor. Çağımızın çözümlenebilir sorunu olan çöküntü ve taşkınlık, artık, hekimlerin diğer tedavi edilebilir hastalıklar gibi gördüğü bir sorun. Aslında acısını da çeken bilir. Bir düşünün: Bir zamanlar ne denli iradeli bir insan olsanız da gün gelip, bir nedenle çaresiz, çekilmez çözümsüz bir insan oldunuz ve hatta size bu işten kurtulmak olası değil gibi geliyor ve bunu çözmenin tek yolunun ortadan yok olmak olduğu bile aklınıza geliyor. Eşiniz dostunuz artık eskisi gibi kolay anlaşılır bir insan olmadığınızı ima ediyor ve sizin kendinizden yakındığınız kadar onlar da sizden yakınıyor. Sonra birisi diyor ki, dostum, boşuna bu çektiklerin, bunun çaresi var!

 

İnanmak ne kadar da zor. Oysa bunun çok uzun bir öyküsü vardı, bunlar nasıl düzelir? Yarı inanır yarı inanmaz bir halde bir uzmana gidiyorsunuz, ve tanı konuyor: "Bu bir depresyon..." Sunulan çareye inanmamakla birlikte sizi denemeye davet eden çağrıya kulak verdiğinizde bir ay gibi bir sürede, dünyaya bakarken kullandığınız gözlükler değişiyor. Kendinize güveniyor, dünyayı yaşanır bulur oluyorsunuz. Eskiden kafanızda binlerce kez evirip çevirdiğiniz sorunlar size artık çözülebilir geliyor. Bunu da hekimin size yazdığı bir reçeteye ve/veya sorduğu bazı sorulara borçlusunuz.

Yanlış anlamadınız, çöküntü ve taşkınlık artık tedavi edilebiliyor. Yeterki siz bir uzmanın sizi değerlendirmesine izin verin. Bunu deneyenlerin yaklaşık yüzde yetmişi çare buluyor. Bu hiç de düşük bir oran değil.

serpentine tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bipolar Disorder yada Manik Depresif

Bipolar =manik depresyon hastaligi kisinin modunda= hislerini/ hissettiklerini, davranislarini ve dusuncelerini, enerjisini ve yasama fonksiyonlari kabiliyetlerini anormal sekilde etkileyen bir beyin hastaligidir.

Bu insanlarin gunluk yasamda yasadiklari inis cikislardan cok farklidir; bipolar semptomlari cok asiridir, zordur, agirdir. Bipolar hastaligi iliskilerin zarar gormesine, iste ve okulda basarisizliklara, kotu performansa, basarisizliklara sebep olur ve hatta intaharlara sebep olabilir. Ama iyi haber de var; bipolar hastaligi tedavi edilebilir ve bipolarli insanlar uretici ve kesintisiz, dolu dolu yasamlar yasayabilirler.

Manik depresyon dusunceleri carpitir/ bozar, korkunc davranislari uyarir, mantikli dusuncenin temelini yok eder ve siklikla da yasama istegi ve arzusunu yok eder. Kok olarak biyolojik bir hastaliktir ama kisi onun sebep oldugu psikolojik tecrubelerini yasar; avantaj ve zevkleri de olan ama hastalik uyandiginda dayanilmaz acilara ve hatta cogunlukla intahara sebep olabilen bir hastaliktir.

Ünlü bipolarlar

yazarlar

Hans Christian Andersen

William Faulkner

Ernest Hemingway

Charles Dickens

Mary Shelley

Virginia Woolf

Honore de Balzac

besteciler

Hector Berlioz

George Frederic Handel

Gustav Mahler

Sergey Rachmaninoff

Robert Schumann

Irving Berlin

Peter Tchaikovsky

Ludwig van Beethoven

şairler

Alfred, Lord Tennyson

William Blake

Emily Dickinson

T. S. Eliot

Victor Hugo

John Keats

Edgar Allen Poe

ressamlar

Paul Gaugin

Vincent van Gogh

Michelangelo

Adolphe Monticelli

Georgia O’Keefe

Jackson Pollock

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben cok yakın tanığıyım bütün bunların 2 yıl önce depresyon baslangıcı tanısıyla(!) psikiyatri servisine yatırıldım...yaklasık bir ay sonra çıkarıldığımda artık manik depresiftim:D hastahaneler sağlam insanı bile mahvediyor bence... gerçi hastaneye göre değişebilir. benim yattığım yerde(gazi hastanesi) psikozlar ve nevrozlar aynı yerde tedavi görüyorlardı.. psikoz gercek yargısını artık kaybetmiş hastalara deniyor bildiğim kadarıyla şizofrenler,katatonikler vs..nevrozlar sa bunalım asamasında olanlar.. işte ben nevrozdum ve inanın diğerleriyle aynı ortamda bir ay yasamak cok yıpratıcı....... ben depresyona girdiğini düşünenleri uyarmak istiyorum sizi sizden daha iyi kimse tanımıyor ve sizden daha fazla yardım edemez kimse size.. biraz güç ve cabayla atlatabilirsiniz.. tabi ki bir psikoloğa anlatmak rahatlatabilir ama bir psikatriste basvurmanızı kesinlikle önermiyorum... sizi yeterince dinlemiyor zaten.. tek kelime etmiyor size faydası dokunacak..sadece ilaç veriyor ki bu ilaçlar mahvediyor günlük hayatınızı ya sürekli uyuyorsunuz ya da ağzınızdaki salyayı tutamayacak hale geliyorsunuz... tabi teknik bilgiye sahip arkadaslar daha iyi bilir ben sadece pratikte neler yasadığımı anlatmak istedim... komik gelecek belki ama Allah kimseyi psikiyatrist eline düşürmesin...bi kere girip cıktıktan sonra atlatmak inanın cok zor...........

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

günüm berbat geçti aslında son zamanlarda hep berbat... sewgilimden ayrılmak istiorum artık birbirimize tahammülümüz kalmadı we sürekli bi mutsuzluk sürekli bi sinir harbi yaşıyorm onun yüzünden... asla suçlarını kabullenmiyor tek suçlu dewamlı benim ama ondan ayrılamıyorm denedim ama öldüm aşkımdan resmen olmadı ne onle ne onsuz ... kafayı yicem depressyonsa alın size denek oldum inceleyin tartışın beni.... AMA NOLUR BİDE YARDIMCI OLUN BİRİNİZZZ BIKTIM AMA AŞIĞIMM

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Mani dönemi şöyle birşey sanırım.

Kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi;kah inerim yeryüzüne seyreder alem beni.

 

Aynen oyle iyi tabir. Ancak bu cikis ve inisler fazla ani anlik, saniyelik , eger bonetse ozellikle.. Tabi farkli durumlarda var mesela uzun zaman depresif ya da manik donemde olabilir. Ya da atak gecirebilir. Yani sadece hasta degil bu hastalikta dengesiz.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

*Çökkün bir ruh hali, ilgi kaybı ya da yaptıklarından zevk alamama,

*Günlük iş ve gücünü yapamama,günlük işlere karşı isteksizlik,

*Perhiz yapmadığı halde aşırı kilo kaybetme ya da kilo alma (Bir ayda vücut ağırlığının %5 inden fazlasını alma ya da verme) İştah kaybı ya da aşırı iştah.

*Hemen her gün aşırı uyma ya da uykusuzluk,

*Sıkıntı huzursuzluk yerinde duramama,

*Kendini yorgun bitkin halsiz hissetme (enerjisi çekilmiş gibi hissetme)

*Kendini değersiz aşağılık ya da suçlu gibi hissetme

*Dikkatini bir noktaya toplayamama

*Cinsel istekte aşırı azalma ya da istek kaybı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben çokta fazla biyolojik olduğunu düşünemiyorum.muhakkak bir travma ardından ortaya çıkıyor çoğu.travma olmasa idi ortaya çıkmayacaktı gibi.bizi depresyona sokan hayat şartları düşüncelerime göre.hayat şartları iyileştirlebiliyormu?.çoğu şizofren hasta eğer evli ise işi gücü varsa hastalığının nüks ihtimali azalıyor.biraz çevre önemli bence.ve unutmasınlar yalnız değiller.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

kendimi bildim bileli depresif bir insanım ben :( çocukluğumdan bu yana hemde :( hep aklımda bir intihar fikri var birgün oda olucak zaten yani o günler yakın :( beni herkez mutlu eğlenceli bir kişilik olarak biliyor çünki öyle görünmek ve öyle olmak istiyorum ama olamiyorum :( cocuklağımdan bu yana hala devam eden birsürü etkenler var hayatımda :( şu hayatta annem olmasa kalmamın bir anlamı olmazdı :( çoktan öldürürdüm kendimi ama engel o işte :( zaten onuda yakında kaybedicek gibiyim :( ardından bende giderim eminim :( neden depresifim sebebini bilmiyorum arıyorum kafayı yedim artık yetti bıktım burama kadar geldi sebebini bulmakdan çok yoruldum artık bulamıyorum :( düşünmüyorum kendimi mutlu etmeye çalışıyorum çok uzun sürmüyor tekrar eski halime dönüyorum :( sevgi bile beni bağlıyamıyor tekrardan hayata :(

 

sorunlarımı cok düsündüm dedimki kendime acaba ilgisiz kalıyorum biraz ve sevgisiz kalıyorum ondanmı ?

-bir kız buldum kendime ve beni çok seviyor ilgiside cok büyük ve çok değer veriyor ama olmuyor buda düzeltmedi beni onu kaybetme korkusu yüzünden bir etkisi olmadı

-dedimki acaba aynı yerlermi sıktı beni mekan değiştirdim yeni yerlere gittim imkanım olmasada bir şekilde gittim,

biraz iyi gibiydim farklı bir hava iyi geldi gibi geldi en büyük derecede beni iyi eden buydu ama oda uzun sürmedi :(,

-dedim gencim biraz çılgınlıklar yapalım, otostopla gezilmedik yer bırakmadım sinyale çıktık şehir şehir dolaştık sokak ortasında gitar çalıp para bile topladık :) eglenceliydi ewet bir an olsun unuttum kendimi kaybettim içimi yeni bir kişilik gibi oldum ama işte o amalar keşke olmasa :( sorunlarımı bulamadığım için hep bir açık verdi bana alttan yine aynı durum

-napim ne ediyim esrarmı içim balimi çekim hapmı atim kendimimi kesiyim ne yapiyim ?

 

umutsuzluk başgöstermiş hayatımda :( bu durumdan kurtulmak için büyük bir istek var içimde ama hiç oldumu sizede

"kendini üzmekten zevk almak!" ?? alıştım çünki buna mutsuz olmadıgımda içimde bir eksiklik var gibi ama bu alışkanlığı istemiyorum :( nefret ediyorum herşeyden hayattan!! yaratılmamın bir amacı bile yok boş geldim boş gidiyorum fakir geldim fakir ölücem bu allahın emri zaten hep böyle olmamışmıdır ?

bazen düşünüyorumda neden üzülüp acı çekip yaşamak yerine biran önce buna son vermek ?

mantıklı değilmi ?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

işte duygularımı tanımlayan cümle üzülmekten zevk almak.. gerçekten üzülmek için kendime özel zaman ayırıyorum.gülmek!! evet çok güzel ama herşeyin bi bedeli var bugün yeterince güldüysem artık ağlama zamanı. eşitlenmeli bu ikisi gülünen zamanlar asla daha fazla olmamalı...

mesela bu gece arkdşmdaydm güldk konuştuk oturduk ama tamam bitti bukadr. çnkü eve gidip şimdide birazda müzik dinleyip üzülme görevimi yerine getirmeliyim.görev gibi bence.bu konuda sorumluluğumun bilincindeyim ve eksiksik uyguluyorum gerçekten de.. kal diye ısrar ettiler ama hayırr ısrar edilince huzursuzlaştım orda kalmamalıyım gecenin sonu görevimi tamamlamadan bitmemeli. ve uykudan nefret ediyorum bu şeklde yatıp gözlerini kapadığım zaman dilimine acıyorum boşuna geçiyo hyr uyumamalıyım 2 gün 3 gün 4 gün gözümü kırpmadan durablme başarısı ve bunu ben mi yapıorum vay! kendimlede övünüyorum..hımmm ironik

benimsedim ve kabullendim artık ben böyle istiyorum bu yüzden bu böyle

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tüm bu belirtilerin kendinizde olup olmadığını çek edip, kendinize bir tahlil etmek yerine. Bir uzmana başvurursanız, hem net bir şekilde bir cevap alırsınız durumunuzla ilgili, hemde çözüme odaklanmış olursunuz.

 

Tüm bu ve benzeri belirtiler, psikolojik bir rahatsızlık kökenli olmayıp ciddi başka fiziksel rahatsızlıkların da psikolojik etkileri olabilmektedir.Bir şikayetiniz varsa kendi kendinizi dinlemek ve teşhis etmek yerine bir uzmana başvurmayı akıl edin arkadaşlar. Doktorlar biz kendimizi teşhis edelim diye eğitim alıp, iş başı yapmıyorlar.

 

Bu tür, şu şunun belirtisi şu şunun habercisi gibi şeyleri mantıklı ve sağlıklı bulmuyorum kesinlikle. Kendinizde yolunda gitmeyen bir şey olduğunu siz yada etrafınızdan birileri fark ediyorsa, yapmanız gereken tek şey. İlgili yere başvurmaktır.

Ayrıca bu konu ile ilgili, depresyon başlığı altında daha detaylı biçimde bilgi verilmiştir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Mevsimsel Depresyon: Kış Depresyonu

      Keşke bir ağaç olsaydım, insan elinin hiç değmediği uzak diyarlarda. O zaman kış da yaşardım gönlümce, çekilirdim inzivama. Sıcacık çayımı huzurla yudumlardım çay saatlerinde. Ve belki Doğa Ana da gelirdi sık sık çay partilerime; eteğinde kuşları, gölgemde tavşanlar…   http://indigodergisi.com/wp-content/uploads/2013/11/Bryan_Shutmaat-e1421939671205.jpeg Kasım Ay’ının sonlarını yaşarken, Sonbahar da son yapraklarını dökmek üzere. Kış vakti yaklaşmakta, ha geldi ha gelecek. Aralık Ay’ı bile s

      , Yer: Evrensel Enerjiler ve Farkındalık

    • Depresyon ve Anksiyete tespiti

      Bu rahatsızlıkların ikisine de aynı anda sahip olmak, hiç bir zaman kazanamayacağınız anlamına gelmez; herkesi farklı şekilde etkiler. İkisiyle aynı anda baş edenlerin sayısı oldukça fazladır; depresyon teşhisi konulmuş insanların neredeyse yarısı, aynı zamanda anksiyete bozukluğuna da sahiptir ve her biri tamamen kişiseldir. Gelin bu süreçte neler yaşanabiliyor birlikte bakalım.   1. Bir testten iyi bir puan yerine daha azını alma fikri insanı çok korkutuyor; ancak yine çalışacak ene

      , Yer: İnsan Psikolojisi

    • Şamanik Toplumlarda Depresyon Tedavisi

      Bir çok şamanik toplumda, Şaman'a, umutsuzluk, ruhsuzluk, moralsizlik veya depresyon şikayetiyle geldiğinizde, şu dört soruyu sorar;   -Dans etmeyi ne zaman bıraktın? -Şarkı söylemeyi ne zaman bıraktın? -Masal dinlemeyi ve masallardan etkilenmeyi ne zaman bıraktın? -Sessizliğin tatlı topraklarında huzur aramayı ne zaman bıraktın?   Biz dans etmeyi, şarkı söylemeyi, hikayelerden büyülenmeyi veya sessizlikte huzur aramayı bıraktığımızda, ruhumuzun bir parçasını kaybettiğimiz bir deneyim yaşam

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Depresyon

      , Yer: Kısa Film

    • Bipolar (Mani Depresyon) Duygu Durum Düzenleyiciler

      Psikiyatrinin tüm alanlarında olduğu gibi BAB'ta da etkin tedavi arayışları sürmektedir. Bu grup ilaçların etkinliğinden sözederken yalnızca kesitsel iyileşme ve atakların önlenmesi değil, -bazı belirtilerin subsendromal düzeyde olsa remisyon döneminde de sürme riskine karşın- sosyal yaşamı ne kadar etkilediği de düşünülmektedir.       A-Lityum (LithurilR 300mg)   Lityum, 1840'da tıpta kullanılmaya başlanmış, doğada bulunan alkali bir metaldir. 1873'de mani, daha sonra da depresyonda tedavi e

      , Yer: İnsan Psikolojisi

×
×
  • Yeni Oluştur...