Jump to content

Grotesk ve Değişen Anlamı


semuel

Önerilen Mesajlar

GROTESK18. Yüzyılda soylu egemenliğinden çıkmış olan sanat, aslında, soylu beğenisinden çıkarken beraberinde kalıpları da kırıyordu. 18 yüzyılda o güne değin belirlenmiş ve kati olan tanımlar değişiyor, aslında sanat bir sınıfın elinden başka bir sınıfın eline geçiyordu. Burjuvazi ekonomik hayati ve bununla paralel olan sanatı eline geçirirken beraberinde kendine özgü olan beğeni anlayışının da sanatta karşılık bulmasını istiyordu. Tragedya, komedya gibi türler geçmişin raflarına kaldırılırken yerine "gözü yaslı komedya, duygusal dram" gibi türler -başka bir deyimle ile ara türler- ortaya çıkıyordu. İste "Grotesk" kavramının yolculuğu iste bu noktada başlıyordu. Kesin kalıpları kirilmiş olan sanatın artik farklı bir noktaya gitmesi kaçınılmazdı. Alman idealist felsefesi kökenli kalıpları kirilmiş sanat gündelik olana daha çok yaklaşırken, "Romantik Akim" çerçevesindeki izlekte evrenin uyumu gibi felsefi söylemler sanatta hemen karşılığını buluyordu. Evrenin içinde iyi ile kötü güzel ile çirkin iç içeydi. Sanatçı ise evrenin bu uyumunu görebilen yegâne kişi idi. O zaman sanatçı evrenin uyumunu zaten dile getirirdi. Yani çağın özelliklerine uygun olarak gelişmekte olan ve çağdaş çelişkileri içeren "romantik dram" vasıtasıyla doğadaki güzel - çirkin ve iyi ile kötü karşıtlığını ve birleşimin ifadesi olan "Grotesk" i ortaya koyardı. Yani saf bir deyiş ile Grotesk olan karakter üzerinde söyle bir karşılık buluyordu: Dış görünüş itibari ile güzel bir kişinin, kötücül bir tutum sergilemesi, diş görünüş itibari ile çirkin bir kişinin, son derece iyi yürekli biri olması gibi. (Örn: Dorian Gray'in Portresi) Klasik sanatın kalıplarına ve idealizmine karşıt olarak karşıtların uyumu olan Grotesk kavramı iste böylesi bir noktada ilk olarak karsımıza çıkar. Günümüzde kullanılan "Grotesk" kavramı ise artik türün gereğinden veya tarifi reçetelerle anlatılabilecek bir düzeyden çıkıp çağın özelliklerine uygun bir tanımda kullanılmaktadır.

 

Çağın koşulları nedeniyle ortalamadan üstün bireyin içinde bulunduğu ortalamayla ya da toplumla uyuşmazlığı sebebiyle içinde bulunulan hal Grotesk kavramının içindedir. Bunda gülünç olan bireyin uyuşmazlığıdır. Ayni zamanda bireyin savunduğu, temsil ettiği değerin yıkımı açısından da acıklıdır. Çünkü birey uzun zamandır unutula gelen bir değerin peşindedir. Özden ziyade biçime endeksli bir düşünüşten olay öze doğru kaydığında bireyin haklilik payı ortadadır. Ama biçime kayan bir bakışla bakıldığında durum tuhaf abartmalı ve şaşırtıcı gözükür bunun için de gülünç olan ortaya çıkar. Yani, ortada yabancılaşmış bir birey ve bu paradoksu yaratan ve bireye her halükarda çıkış yolu kapatan bir toplum söz konusudur. Kısaca bağdaşmaz çelişkili bir Varolsu savaşımıdır. Oyun kişileri’nin her biri kendi açısından bakıldığında haklidir fakat oyun bas kişisi bu paradoksta erimeye mahkûmdur. Dürrenmatt, Grotesk'i oyunlarında sıkça kullanan bir yazar olarak karsımıza çıkmaktadır. Aslen İsviçreli olan yazar yasadığı ülke açısından bu paradoksu en iyi anlayan yazarlardan olması bir tesadüf değildir. Fizikçiler adli oyununun bas karakteri olan "Mobius" büyük bir bulus yapmasına rağmen toplumun koşulları bakımından kendisini bir akil hastanesine kapattırmış, hatta ailesini bile -insanlık uğruna- kaybetmeyi göze almıştır. İlk basta saka gibi başlayan tuhaf olaylar dizisi daha sonra ciddiye dönmüş, Möbius yine toplum şartları nedeni ile sonuçsuz kalmıştır. Ortaya çıkan durum bir açıdan bakıldığında komik, başka bir açıdan bakıldığında ise vahimdir. Yan öğeler toplumu desteklediği halde Möbius yalnız kalmıştır. Yine Dürrenmatt'in Büyük Rom ulus adli oyununda Grotesk'i tam anlamıyla görmek mümkün. Olaylar abartılı bir şekilde gözükse de atılan düğümler, daha sonra bir yere kaotik bir noktaya varır. Tavuk yetiştiricisi Büyük Roma imparatoruna kızarken, daha sonra diyalektiğin diğer ucunun ağır basmasıyla hak vermeye baslarız. Roma imparatoru Büyük Rom ulus, Roma imparatorluğunun yıkımını kendi elleri ile hazırlarken kendi toplumunun daha önceden yaptığı haksızlıklara, döktüğü kanlara karsın kendini sorumlu hissetmiş, başkaldırıyı eylemsizlik olarak ortaya koymuştur. Cezaya tek basına katlanmaya razıdır fakat toplum, öyle bir kaotik ortam yaratmıştır ki, buna bile ulaşamaz. Kısacası "Grotesk" çağ içerisinde bir anlam değişikliğine giderken, çağın özelliklerini de beraberinde getirmiştir diyebiliriz.

Umut Özgün Tezbasaran

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

“Grotesk” kavramı daha çok yirminci yüzyıldaki öncü akımlarla birlikte anılmaya başlasa da, tiyatro terminolojisi içerisinde kullanımının hayli eski olduğu rahatlıkla söylenebilir. Hatta “grotesk” kavramı ilkin, Rönesans’ta resim sanatı için ortaya atılmıştır. Geç barok sanatta abartılı süslemeler ve karşıtlıklar yan yana getirilerek ortaya çıkarılan sanat ürününe eğ “grotesk” deniliyordu. Rönesans’tan sonra bazı antikçağ kalıntıları ortaya çıktığında yeni, klasik döneme kadar batı sanatı için verimli bir esin kaynağı olan süslemeler de groteskin içine dahil edildi.

 

Tiyatroda ise bilinçli olarak groteskin kullanımı gerçekçilik akımı ile başlamıştır. Ancak daha önceden de grotesk özellikler taşıyan yapıtlar ortaya konulmaktaydı. “Çünkü Grotesk, doğanın bilinçli olarak abartılması ve yeniden var edilmesi olduğu kadar doğayla ya da günlük yaşamımızın töreleriyle birleşmeyen nesnelerin kendine özgü bir biçimde uyumlu duruma getirilmesidir.”

 

Özdemir Nutku, “Sanatta Kara Mizah” isimli yazısında palyaçonun da ilkel karşıtlıkları yansıtan bir güldürücü olduğunu öne sürer. Bu savını da, George Santayana’nın 1921’de kaleme aldığı “gülünç maske” isimli yazısından yola çıkarak destekler. Gerçekten de Santayana, palyaçonun bir çocuğun saydam saflığı içinde bakarak her şeyi karikatürleştirdiğini belirtmektedir. Yüzünün boyasından yaptığı hareketlere kadar her şeyin bir yandan da mantık dışı olduğunu belirtir. Ayrıca giysisi ve pabuçlarıyla görsel açıdan da çarpıcı bir uyuşmazlığı geliştirmektedir.

 

İtalya’ da “Commedia dell’arte”nin etkileriyle groteskin gelişiminin devam ettiği rahatlıkla söylenebilir. Çünkü İtalyan Halk Tiyatosu’nda da görsel karikatürleştirme işlevi ağır basmaktaydı. Yüzlerine taktıkları yarım masklar, sitilizasyona dayalı hareketler, zaman zaman mantık dışına çıkan abartılarla eleştiri ve taşmaya gidilmekteydi.

 

Buradan yola çıkarak İtalyan yazarları groteskizmin yolunu tutmuşlardır. 17.yy’ ın sonlarında “Commedia dell’arte” den hareketle yeni bir komedya anlayışı ortaya çıkarmaya çalışan fakat bu konuda ters düşen Goldoni ve Gozzi’ nin tartışmaları arasında groteskin ne olduğu da vardır. Goldoni, groteski kalın çizgili, salt görselliğe yönelik ve en alt düzeydeki güldürü olarak tanımlarken, Gozzi grotesk “abartılmış parodi” olarak nitelendirmektedir. Grotesk sözcüğü, bu tartışmaya karikatürleştirilmiş görselliğiyle konu olmaktadır.

Aynı dönemlerde “grotesk” kavramına ilişkin çeşitli rivayetler ortaya atılmıştır. Romantizmin temsilcilerinden Victor Hugo döneminde groteske yeni bir bakış açısı getirir. Hugo’ya göre grotesk, güzeli ve çirkini, gülünç ve acıklı olanı bir araya getirmektedir. Bu da doğaya uyumu ve benzerliği sağlamaktadır. Ancak karşıtları içerdiği için bir yandan da korkunçtur. Hugo groteski, dramın diyalektik karakterine de uygun bulmaktadır: “Grotesk, bütünün insanla artık uyuşmadığı yerde başlar”

 

Ancak grotesk tiyatro gelişimini gerçekçilikle başlatmıştır. Özellikle yirminci yüzyıl başlarında İtalya’da ve daha sonra Sovyetler Birliğinde izlediğimiz çalışmalar, kara mizahı da grotesk çatısının altına itmiştir. Yine aynı yıllarda gerçeküstücüler, dışavurumcular ve uyumsuzluk tiyatrosunun yazarları ile Frisch, Dürrenmatt, Mrozeck, Havel ve benzer Orta Avrupa yazarları kendi toplumlarına göre kara mizahı tiyatrolarında ele almışlar ve geliştirmişlerdir.

Özellikle de absurd tiyatroda grotesk ögelerin kullanımı doruğa ulaşmıştır. Samuel A. Weiss, “Başka türlüsü olamaz. İnsan trajik değilse de gülünçtür, acı vericidir, aslında komiktir. Kişi yaşamın saçmalığını ortaya koyarak bir çeşit trajedi yazmayı başarabilir. Bence insan ya mutsuz olmalı (metafizik anlamda mutsuz), ya da budala” diyerek traji komik etkiyi tarif etmeye çalışır. Bu nedenle de oyun kişisinin dramatik, hatta trajik olan uyumsuzluğu uzak açıdan seyreden seyirciye gülünç görünmektedir. Ancak bu gülünçlükte korkutucu ve şaşırtıcı ögeler de vardır. Bunların hepsi grotesk kavramı içinde pekişir.

Dışavurumculuk ve gerçeküstücülük akımlarının içinde yer alan yazarlar da, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde groteske yer vermiş ve 20. yüzyılın modern komedyası olan kara komedyanın tohumlarını atmıştır. Dışavurumculukta anlatımda kullanılan kesin karşıtlıklar, sahnede olağan, gerçek görünümün bozulması, iç gerçeklerin yansıtılması için dış görünümün çarpıtılmasını getirmiştir. Bu da gerçeküstücü tiyatroda görüntü yeni anlatım olanakları aranırken sahnede gülünçlüğe, akrobatlığa çeşitli türlerin farklı öğelerine yer verilmesini, dolayısıyla groteskin kullanımını beraberinde getirmiştir. Bu şekilde şaşırtıcı bir etki yaratılmak istenmiştir.

 

Siyasal Amaçlı tiyatroda özellikle, Brecht’in ilk dönemlerinde dışavurumculuktan etkilenerek ve nihilist bir tutumla yazdığı eserlerinden “Gece Çalan Davullar”, “Kentlerin Çalılıklarında”, “II. Edward”, “Adam Adamdır” gibi oyunlarında grotesk öğeler yer almaktadır. Brecht daha sonra geliştirdiği epik-diyalektik kuram çerçevesinde grotesk öğelerden ve kara mizahtan, yabancılaştırma unsuru doğrultusunda yararlanmıştır. Brecht’in tiyatro anlayışı içinde seyirciyi düşünmeye yöneltecek, farklı bir bakış açısı sunacak ve seyirciyi de sahne arasına mesafe koyabilecek noktalarda groteski görürüz. Örneğin “Mahagonny Kenti’nin Yükselişi ve Çöküşü”nde yemek yeme temasının işlendiği sahnede bir türlü doymak bilmeyen Jacob, çok yemekten çatlayarak ölür. Ya da “Üç Kuruşluk Opera”da Polly’nin nikahını bir ahırda yapması başlı başına grotesk bir unsurdur. Ya da “Schweyk 2. Dünya Savaşında” adlı oyununda Hitler ve yandaşları bu düş havası içerisinde devasa büyüklüklerde sunulur. Yine Arturo Ui’de, Arthur Ui bir sabun köpüğüne dönüşür.

Groteskin en birincil karakteristik özelliği doğallıktan uzak ve atipik olmasıdır. Böylece bilinç altını ortaya çıkarma ve düş gücünü görselleştirmeye olanak tanır. Ancak çok önemli bir noktada –yani groteski grotesk yapan öğelerden biri- karşıtlıkları içermesi ve “uyum olanağını dışarıda bırakması”dır. İçerdiği çelişkiler ve mantık dışılık gülünçlüğü de beraberinde getirir. Bu nedenle groteskin, genellikle yaşanan gerçekle uzlaşmazlık gösteren oyunlarda kullanıldığını görüyoruz. Ancak bu, onu belli bir tanımın içine sıkıştırmak yerine içinde barındırdığı öğelerden kaynaklanan sonsuz yaratıcılığı nedeniyle, çok farklı kullanım amaçlarına hizmet eden bir yöntem haline getiriyor.

Sonuç olarak groteskin bütün bu farklı kullanımları içerisinde, görüntünün ardındaki gerçeği aradığını söyleyebiliriz. Bunun için alıştığımız görüntüyü ve bildiğimiz gerçeği bize bire bir göstermez. Alıştığımız ve bildiğimizi çarpıtarak hem kalıpların içinden sıyrılmamızı sağlar hem de bize yorumunu, bakış açısını, tavrını ve eleştirisini sunar.

 

Eren Aysan

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...