Jump to content

Osmanlıda 1833 yılında zapta geçen cadılar


izuchiring

Önerilen Mesajlar

TIRNAVA CADILARI

 

Cadıya, gulyabaniye, hortlağa inananlar dünyanın her tarafında her zaman bulunur. Hüseyin Rahmi merhum bu korkunç mevzuu mizah edebiyatımıza mal etmişti. Zamanımızda da gazeteler perili, cinli evlerden, geceleyin taşlanan pencerelerden bahsederler, arası çok geçmez, bu cinlerle perilerin huysuz ve geçimsiz komşular ve bir takım külhani serseriler olduğunu öğreniriz. Tarihimizde garip vak!alara ve pek tuhaf ve hatta tüyler ürpertici batıl itikatlara rastlanır. Bakınız, Bulgaristanın Türk idaresinde bulunduğu zamanlarda Tırnava kadısı Ahmet Şükrü Efendi hükümet merkezine gönderdiği resmi yazıda anlatıyor! Bu mektup Hicri 19 Rebiülâhir 1249 (miladi 1833) tarihli olup devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayiin 69 uncu nüshasında neşredilmiştir; bugünkü yazı dilimize çevirerek okuyalım:

 

"Tırnavada cadı türedi. Gün battıktan sonra evlere musallat olmaya başladı. Zahireye dair un, yağ, bal gibi şeyleri birbirine katar ve hâh içlerine toprak karıştırır... Yüklüklerde bulduğu yastık, yorgan, şilte ve bohçaları didikler, açar ve dağıtır... İnsanların üzerine taş, toprak, çanak ve çömlek atar... Hiç kimse bir şey göremez... Birkaç erkek ve kadının da üzerine saldırmış... Bunlar çağırıldı, soruldu: Üstümüze sanki bir manda çökmüş sandık, dediler... Bu yüzden iki mahalle halkı evlerini bırakıp başka tarafa kaçtılar... Kasaba halkı bunların cadı denilen habis [kötü] ruhların eseri olduğunda ittifak etti... İslimye kasabasında cadıcılık ile tanınmış Nikola ismindeki adam Tırnavaya getirildi ve sekiz yüz kuruşa pazarlık edildi. Bu adamın elinde resimli bir tahta vardı, mezarlığa gider, tahtayı parmağının üzerinde çevirir, resmi hangi mezara bakarsa cadı o mezardaki ruhu habis [kötü ruh] imiş... Büyük bir kalabalık ile mezarlığa gidildi... Resimli tahtayı parmağında çevirmeye başlayınca resim, sağlıklarında yeniçeri ocağının kanlı zorbalarından olan Tetikoğlu Ali Alemdar ile Apti Alemdar denilen iki şakinin mezarlarına karşı durdu... Mezarlar açıldı... Cesetleri yarım misli büyümüş, kılları ve tırnakları da üçer ve dörder parmak uzamış bulundu... Gözlerini kan bürümüş, gayet korkunç idi. Mezarlıktaki bütün kalabalık bunu gördü. Bu adamlar, sağlıklarında her türlü fesadı irtikap etmiş, adam öldürmüş, ocakları lağvedildiği zaman her nasılsa yaşlarına riayet olunarak cellada verilmemiş, ecelleriyle ölmüşlerdi... Sağlıklarında yaptıkları yetişmemiş gibi şimdi de halka ruhu habis olarak musallat olmuşlardı... Cadıcı Nikola'nın tarifine göre bu gibi habis ruhları defetmek için cesetlerinin göbeğine birer ağaç kazık çakılır ve yürekleri kaynar su ile haşlanır imiş... Ali Alemdarla Apti Alemdar'ın cesetleri mezarlarından çıkarıldı... Göbeklerine birer ağaç kazık çakıldı ve yürekleri bir kazan kaynar su ile haşlandı, fakat hiç tesir etmedi. Cadıcı bu cesetleri yakmak lazım dedi. Bu hususta şer'an da izin verilebileceğinden ruhsat verildi... Ve her iki yeniçerinin mezarlıktan çıkarılan cesetleri mezarlıkta yakıldı ve çok şükür kasabamız da cadı şerinden kurtuldu..."

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hmm güzel bir bilgi osmanlıda da engizisyon varmış demek.Bu konuda hiç araştırma yapmamıştım

Takvim-i vekayi resmi gazete olduğu için hikaye inandırıcı geliyor ama o zamanki habercilik anlayışı ve sistemi ise beni şüpheye düşünüyor tartışılabilir bir konu

--------------------

Osmanlıcadaki cadı kelimesinin kökü farsçadaki cazu dan gelir kelime anlamı ise hortlayan insan,zombi,hortlak büyücü demektir.

dediğim gibi tartışılır bir konu

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ama bu tam bi engzisyon değil bence...adamlar öldükten sonra yakılmış...cadılıktan yargılanmamışlar:)

--------------------

Osmanlıcadaki cadı kelimesinin kökü farsçadaki cazu dan gelir kelime anlamı ise hortlayan insan,zombi,hortlak büyücü demektir.

dediğim gibi tartışılır bir konu

 

öğrendiğim iyi oldu..senden öğreneceğim daha çok şey var şaman:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

burda kullanılan " cadı" kelimesi sanırım bizim bildiğimiz cadıdan çok farklı. kötü ruh olarak bahsedilmiş ama cadı aslında bu değil:) paylaşım için teşekkürler

haklısın ben alt yazı reklam gibi bilgimiz olsun diye paylaşıma açtım.

bakarsın lazım olur.:cool:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ama bu tam bi engzisyon değil bence...adamlar öldükten sonra yakılmış...cadılıktan yargılanmamışlar:)

--------------------

 

 

öğrendiğim iyi oldu..senden öğreneceğim daha çok şey var şaman:)

herkes birbirinden birşeyler öğrenir bende bilmediğim birçok şeyi öğreniyorum burda:thumbsup:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bu bana poltergeist olayı gibi geldi. Cesetlerin yakıldığı zaman kurtuluşun nedeni ruhun cesetle yani dünyayla tam olarak bağını kesmek için olsa gerek.zaten diğerleri gerçek yöntemler değil ruhları uzaklaştırmada. Yine de sırf bunla kurtulunması zor. Bide dikkatimi çeken cesetlerdeki değişim normalde bu tür bir araştırma okumadım ben o ilginç geldi ve adamın kullandığı alet nedense quija tahtası gibi geldi bana. Acaba iletişime mi geçti o sırada ruhla yada başka bir ruhu kullanarak halktan para mı aldı. Bir çok soru işareti oluştu. Günümüzde de poltergeist olayları görülüyor öldüğünün farkına varmayan ki bunlar genellikle geri seviyeli ruhlar oluyor bu tür olaylara neden olabiliyor. Çok ilginç bilgiler teşekkürler :) Bu bilgiden bir kitap bile çıkabilir yada bir öykü ilginç şeyler geliyor insanın aklına :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ya işte cadı denilen şey şer ruh kötü ruh geri seviyeli bedensiz varlık. (ki gerçekte cadı kavramı bu anlamda değil yani en azından terim anlamı :D) Cadıcı yani ruhcu Nikola, kötü ruhları kovana kişi, Yani aslınd bu başlığın cadılıkla alakası yok spiritüalizmde veya inanışlar daha uygun aslında.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sağol sirius

ben de öyle düşünmüştüm.

--------------------

bu arada " nextime " kardeşim..

ölen kişilerin ruhları dünyaya gelebiliyor, sirius sunda dediği gibi,

ruhun iradesi güçlüyse ve öldüğünü anlamadıysa bu tür şeyler yapabilir..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sirus'e Kullandigi tahtanin Quija tahtasi na benzer birsey oldugu konusunda katiliyorum, benim de aklima ilk o geldi yaziyi okuyunca.

 

ben suanda dunya'da yada baska bir tabirle yer yuzunde kalmis olan ruhlarin bitirlmemis yarim kalmis isleri oldugunu dusunuyorum,

 

ve yardim almak icin bizlerle iletisime gectiklerine inaniyorum.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

melinda gordon geldi aklıma :D bitmemiş işler belki olabilir ama çoğunun geri seviyeli olduğu kesin öte yandan çağırılan ruhlarda geri seviyeli ruhlar olur genelde zarar verebilirler. Şöyle bir durum vardır öte alemde ki ruhlarla irtibat mümkün değil gibi eğer mümkünse medyumun çok ileri seviyede olması gerekir yoksa birkaç kişi toplanıp celse düzenlerse genelde gelen geri seviyelidir ve eğer mantıklı ve bunun farkında değilseniz obsesyona uğrayabilirsiniz.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Vay be, bundan 25 - 30 sene önce bizim köyümüzde benzer bir olay yaşanmıştı. Burada anlatılana benzer bir yöntem 150 yıl sonra Doğu Karadeniz'de uygulanmış. Yalnız yorumlarda da denildiği gibi bunun cadılarla pek ilgisi yok. Ruhun arada kalması... Neyse ben bu olayı derleyip paylaşırım...

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...