Jump to content

Andrey VOZNESENSKİ ve Şiirleri


KATA

Önerilen Mesajlar

VI / Andrey Voznesenski

 

Sıkıntılı, yorgun ve bitkin, bir gece yarısı tam çekilme

vakti denizin,

Tuttum yaratıcılığı övdüm, Oza*’dan söz ettin dostlarıma.

Biden bir kuzgun belirdi, kesti yarıda sözümü;

Çakmak çakmaktı gözleri ve korkunç kara,

Dedi kuzgun : ”Kim ipler ve bunları**. ”

“Ey kuş !” diye bağırdım, “inan, yıkıyor beni senin

bir insan yerine kuş olman

Katılsaydın bu mutlu işte bize

katılsaydın ikiye bölmeye yeryüzünü.”

Dedi kuzgun : ”Kim ipler ve bunları!”

“Neler olmazdın, düşün birkez, büyük akıl hocası,

deneyci ve makinaların tanrısı

Tunç içinde yaşardın ey büyük yaratıcı, gözbebeği dünyanın

düşün bu yüce şansı !”

Dedi kuzgun : ”Kim ipler ve bunları!”

 

“Dev makinalar yapardın,kurardın demokrasiyi ne güzel

işlerdi ya hani!

Kurtarırdın gereksiz kral ve kraliçelerden dünyayı

yok edip fosilleri...”

Dedi kuzgun : ”Kim ipler ve bunları!”

“Ya da bir gün,” dedim “uzaklarda ufacık bir kulüben olurdu da

İncecik parmaklarıyla kirazlar yedirirdi bir kız sana

Öylesine bir yer, övgüden, yergiden uzak...”

Dedi Kuzgun : “Gel bırak budalalığı, sensin, varsa eğer

yeryüzünün tek tutsağı

Özgürsün, ama yok özgürlüğün özgür görünsen de şimdi

Yarışa kalkmışsın son hızla, o güçlü arabasıyla, ama

bak direksiyonu yok ki!

Oza, Roza yada bilmem kim yosması

- Ve bütün bu değişimler, ne baş belası.

Toz, toprak, çamur olacaklar günün birinde

Yaşam kısa, öyleyse kim ipler be bunları!”

 

Nasıl anlatabilirim şu şom ağzıyla

Yalnızca ilençli sözlere açık olmadığını ağzımızın

Capcanlı dudaklarımızın güzelim dudaklara

Ve serin sularına da değeceğini bir ırmağın?

 

Yaşamak ne büyük mucize

Ama nasıl anlatırsın bunu yaşamaksızın birine?

 

Belki de anlatırsın, ama kim ipler bunları be!

 

* “Oza”, Yunanca zoe (yaşam) sözcüğünden türetilmiş olan Rus Hıristiyan adı

Zoya’nın bozulmuşudur.

** ”Kim ipler ve bunları be!” sözleri, na huya (S... et) sözlerinden

genellikle yazılı dilde daha hafifletilmiş bir biçimi olan na figa karşılığı

olmaktadır.

--------------------

İNSAN ORGANİZMASINDA

 

 

İnsan organizmasında

yüzde doksan su var,

Paganini'de belki

yüzde doksan aşk!

 

Ayrıca, bir istisna olarak

kalabalık eziyorsa sizi,

insan tutumunda

yüzde doksan iyilik...

 

Yüzde doksan müzik

külfet olsa bile,

içimdeki çer çöpe rağmen,

yüzde doksan sen.

 

 

Andrey VOZNESENSKİ

--------------------

GOYA

 

 

Ben Goya'yım!

Çorak bir tarlaya kuzgunlar gibi süzülen düşman

yuvalarından oydu gözlerimi.

Ben acıyım!

 

Ben iniltisiyim

savaşın. 41 karlarında yanmış

şehirlerim ben.

 

Ben açlığım!

 

Ben kırılmış boynuyum

çıplak alana çanlar gibi sallanarak asılmış

bir ihtiyar kadının...

Ben Goya'yım!

 

Ey gazap üzümleri!

Top sesleriyle yürüdüm Batı'ya,

çağrısız konuğun külleriyim ben!

 

O unutulmaz göğe tabut çivileri gibi

sert yıldızlar çaktım!

Ben Goya'yım!

 

 

Andrey VOZNESENSKİ

--------------------

OZA'DAN

 

 

 

XIV

 

Selam Oza, evde, geceleyin

Ya da uzakta bir yerde, neresi olursa olsun,

havlarken köpekler,yalarken kendi göz yaşlarını

Senin soluğundur duyduğum ses.

Selam Oza!

 

Nasıl bilebilirdim, sinik ve gülünç

Bir kişi gibi, ürkerek giren bir göle,

Gerçekte korku olduğunu aşkın, söyle?

Selam Oza!

 

Ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni?

Daha da korkunç,bir başına değilsen oysa:

Şeytan öylesine doyumsuz bir güzellik vermiş ki sana.

Selam Oza!

 

 

Ey - insanlar, lokomotifler, mikroplar

Gerin kanatlarınızı elinizden geldiğince ona.

Harcatmam onun, dokundurtmam kılına.

Selam Oza!

 

Yaşam bir bitki değilse aslında,

Neden dilimliyor, parçalıyor insanlar onu

Selam Oza!

Ne acı bu denli geç rastlamak sana

Ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.

 

Karşıtlar getiriliyor bir araya

Bırak çekeyim kahrını ve acını kendime

Çünkü acılı kutbuyum mıknatısın ben,

Sense sevinçli. Dilerim sonuna dek kalırsın öyle.

 

Dilerim hiç bilmezsin ne denli hüzünlüyüm.

İnan, kendimle üzmeyeceğim seni.

İnan, ders olamayacak sana ölümüm.

İnan, yük olmayacağım sana yaşamımla.

 

Selam Oza, dilerim ışıl ışıl kalırsın hep

Bir sokak fenerinden sızan bir ışık gibi.

Suçlayamam bırakıp gittiğin için beni.

Şükür ki girdin yaşamıma.

 

 

Selam Oza!

 

 

Andrey VOZNESENSKİ

 

 

Çeviren : Mehmet H. DOĞAN - Turgay GÖNENÇ

--------------------

Andrey VOZNESENSKİ

 

Andrey Andreyeviç Voznesenski,12 Mayıs 1933'te Moskova'da doğdu. Stalin döneminden sonraki

edebiyatçılar kuşağının en seçkin üyeleri arasında yer alır.

Çocukluğu Vladimir kentinde geçti. 1941'de, babasının kuşatma altındaki Leningrad'da fabrikaların

sökülmesinde görev yaptığı sırada, annesi ve kız kardeşiyle birlikte Ural Dağlarındaki Kurgan'a gitti.

Savaşın, Voznesenski'nin ruhsal olgunlaşması üzerindeki etkisi daha sonraki şiirlerinde canlı bir biçimde

dile gelecekti. Savaştan sonra ailesiyle birlikte Moskova'ya dönerek önce Güzel Sanatlar, ardından

Mimarlık öğrenimi gördü; boş zamanlarında şiir yazmaya başladı. Bazı şiirlerini ünlü Sovyet yazarı

Boris Pasternak'a gönderdikten sonra, onun övgülerinden aldığı cesaretle bütünüyle şiire yöneldi.

Rus dilini, Stalin döneminde edindiği bürokratik katılıktan kurtarmaya çalışan Pasternak, üç yıl boyunca

genç Voznesenski için hem bir örnek hem de öğretmen oldu.

 

Voznesenski'nin 1958'de yayımlanan ilk şiirleri, değişken ölçü ve vezin kullanımı ile özgün yarım uyakları

ve ses çağrışımlarının yanı sıra tutkulu ama düşünsel bakımdan derin bir ahlaki coşkuyla belirlenen cüretli

deneylerdi. Voznesenski bu yapıtlarında savaş, aşk, insan yaratıcılığı ve uygarlık konusundaki düşüncelerini

cesur ve canlı imgelerle iletiyordu. İlk şiir kitapları Mastera (Ustalar, 1959), Mozaika (Mozaik, 1960) ve

Parabola' dır (Paraboller, 1960). 1950'lerin sonlarıyla 1960'ların ilk yılları, Sovyet edebiyatında yeni deneyler dönemiydi.

Stalin'in retorik üslubunu taklit zorunluluğundan kurtulan Sovyet şairleri, yaratıcı bir yeniden doğuş akımını başlatmışlardı.

Binlerce kişilik spor salonlarında, halkın büyük ilgi gösterdiği Şiir Okuma Günleri düzenleniyordu.

Etkileyici bir kişiliği olan Voznesenski, çağdaşı Yevgeni Yevtuşenko'yla birlikte şiir günlerinin yıldızıydı.

1963'te "aşırı deneyci" Sovyet yazar ve sanatçılarına karşı resmî bir kötüleme kampanyası başlatıldı

ve şiir günlerine son verildi.

 

Devlet destekli Toplumcu Gerçekçilik okuluna bağlı olmayan öteki şairler gibi Voznesenski de yedi ay

boyunca ağır eleştirilere uğradı. Partinin yayın organı Pravda'da eski tutumundan vazgeçtiğini açıklayan

'ironik' bir yazısı yayımlanınca bir ölçüde yeniden saygınlık buldu. Ama Voznesenski ve arkadaşları

1960'larda ve 1970'lerde dönem dönem bulanık,deneycilik ve "ideolojik hamlık" gibi suçlamalarla karşılaştılar.

En ünlü şiiri olan "Goya"da (1960) Voznesenski savaşın dehşetini bir dizi güçlü iğretilemeyle dile getirir.

Akhillesogo serdtse (Aşil Yüreğim) ve Avtoportret (Kendi Portrem) şiirlerinde 1963'teki baskılar sırasında

çektiği acıları ve öfkesini ortaya koyar. Sonraki şiir kitapları arasında Treugolnaya gruşa (Üç Köşeli Armut, 1962),

Antimiri (Karşı Dünyalar, 1964), Vıpusti ptitsu! (Kuşu Salıverin!, 1974), Soblazn (Baştan Çıkarma, 1978) sayılabilir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...