Jump to content

Kadınlar Erkeklerden Daha mı Çok Konuşur?


NizaL

Önerilen Mesajlar

Halk arasındaki yaygın kanı, kadınların erkeklerden daha fazla konuştuğu yönünde. Bu iddiayla çıkan ‘bilimsel’ kitaplar bile var. Peki, gerçekten doğru mu bu?

 

http://i.hizliresim.com/VDvW9R.jpg

 

Kadınlar günde ortalama 20 bin kelime kullanıyor; erkeklerin konuştuğu kelime sayısı ise 7 bin. En azından bazı popüler bilim kitaplarının iddiası bu. Birçok uzman bu kitapları kaynak gösteriyor; böylece kadınların dedikoduyla gün geçirirken erkeklerin konuşma ihtiyacı duymaksızın, yapılması gereken iş üzerinde yoğunlaştığına dair yaygın kanı güçlenmiş oluyor. Peki, gerçekten doğru mu bütün bunlar?

 

Konuşkanlığı ölçmenin birçok yolu olabilir. İnsanları laboratuvara sokup belirlediğiniz bir konu hakkında konuşmalarını isteyip bu konuşmaları kaydedebilirsiniz. Ya da ev ortamındaki günlük konuşmalarını kaydetmelerini isteyebilirsiniz. Sonra da konuşulan toplam kelime sayısını, kişilerin konuşma sürelerini, sohbet sırasında herkesin kaç kez konuşma sırası kullandığını veya her defasında ortalama kaç kelime edildiğini hesaplayabilirsiniz.

 

Çocuklar üzerinde yapılan 73 araştırmayı inceleyen Amerikalı araştırmacılar kız çocuklarının erkeklerden daha fazla sayıda kelime konuştuğunu, fakat aradaki farkın çok küçük olduğunu ortaya koydu. Hatta aradaki bu fark sadece çocuklar ebeveynleriyle konuştuğunda görülüyor, kendi aralarındaki konuşmalarda ortaya çıkmıyordu. En önemlisi ise bu farkın sadece iki buçuk yaşına kadar görülmesiydi; yani belki de bu dil becerisinin gelişimi bakımından kız çocukları ile erkek çocukları arasındaki hız farkını yansıtan geçici bir olguydu.

 

Erkekler daha çok konuşuyor

Yani çocuklar arasında fazla bir farktan söz edilemez. Peki, yetişkinler açısından durum nasıl? Çocuklar arasındaki bu küçük farka işaret eden çalışmaya imza atan California Üniversitesi’nden psikolog Campbell Leaper, yaptığı toplu analizde erkeklerin daha fazla konuştuğu sonucuna vardı. Fakat yine aradaki fark azdı. Laboratuvar ortamında konuşmaları için belli bir konu verilen gruplarda bu farkın normal yaşamdakinden daha fazla olduğu gözlendi. Belki de erkekler bu yeni ve alışılmamış laboratuvar ortamında kendilerini daha rahat hissediyordu.

 

Leaper’in bulguları, dilbilimci ve sosyal psikologların yaptığı onlarca araştırmada varılan sonuçları destekliyordu. Her bir araştırmanın yapılış tarzındaki farklılıklar kıyaslamayı zor kılmakla birlikte, sadece iki araştırma kadınların erkeklerden daha fazla konuştuğu sonucuna varırken, 34 araştırmada erkeklerin kadınlardan daha fazla konuştuğu ortaya konmuştu.

 

Kadınlar az farkla önde

Gerçek yaşamdaki konuşmalar, kaydetme zorluğu yüzünden ölçümü en zor olanlar. Fakat bu handikabı aşmak için Texas Üniversitesi’nden psikolog James Pennebaker özel bir alet geliştirdi. Bu elektronik kayıt cihazı belli sürelerle devreye girerek 30 saniyelik kayıtlar yapıyordu. 2007’de yayımlanan araştırma, ABD ve Meksika’da gün içindeki 17 saatlik uyanık kalma süresinde kadınların 16.215, erkeklerin ise 15.669 kelime konuştuğunu gösterdi. Yani aradaki fark yine çok küçüktü.

 

Tüm konuşmalar aynı türden değil elbette. Belki de önemli faktörlerden biri, konuşmayı başka kimin dinlediği. Yeni Zelanda’daki Victoria Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, kamuya açık 100 toplantı izlenmiş ve dinleyicilerin üçte ikisini oluşturan erkeklerin, soruların dörtte üçünü sorduğu, cinsiyet olarak aynı sayıda izleyici kitlesi olsa bile erkeklerin yine soruların üçte ikisine yakınını sorduğu görülmüştü.

Ne kadar bilimsel?

Tersi yönde ne kadar kanıt olsa da kadınların daha çok konuştuğuna dair yargıya kilitlenmişiz gibi görünüyor. Kadın ile erkek arasında önemli farklar olmasını beklediğimiz konulardan biridir bu; oysa araştırmalar, yaygın kanının aksine kadın ile erkeğin birçok konuda benzerlik gösterdiğine işaret ediyor.

 

O halde erkeklerin 7 bin kelime konuşurken kadınların 20 bin kelime konuştuğu yargısının kaynağı ne? California Üniversitesi’nden psikiyatrist Louann Brizendine’in 2006’da yayımlanan ‘Kadın Beyni’ adlı kitabının arka kapağında böyle bir cümle geçiyormuş. Pensilvanya Üniversitesi’nden dil profesörü Mark Liebermann sık sık alıntılanan bu veriyi sorguladığında Brizendine, verinin rastgele bir kişisel gelişim kitabından alındığını belirterek bilimselliğinin sorgulanabilir olduğunu kabul etmiş ve kitabın gelecekteki baskılarından çıkaracağı sözünü vermişti.

 

Claudia Hammond

BBC Future

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Felsefe Tarihinde Görüşlerinden En Çok Etkilendiğiniz Filozof ?

      Bu da böyle bi anket işte =)

      , Yer: Felsefe

    • Yeni bir aşk büyüsü daha

      İlk önce bir kağıt veya deri üzerine sevdiğinizin adı soyadını yazıyorsunuz siyah mürekkeple (anne ismi veya baba ismi varsa daha iyi olabilir) Kırmızı bir mum yakıyorsunuz Sevdiğinizi imgeleyip muma odaklanıyorsunuz inandığınız tanrı varsa ondan yardım diliyorsunuz örnek olarak Ay tanrı ve tanrıçaları affınıza sığınarak sizden yardım istiyorum --- kızı --- --- beni sevsin bana aşkla dolsun diyip bir kaç kez tekrarlıyorsunuz inanarak hissederek. sevdiğinizin ismini yazdığınız kağıdı yakıyo

      , Yer: Witchcraft

    • Sizce İnsanı En Çok Yıpratan Şey Nedir?

      Sizce İnsani en çok Yıpratan şey Nedir ?   1-) Aşk   2-) Para   3-) Yalan   4-) Bir Dostun ihaneti   5-) Geleceğe Dair Endişeler   6-) Merhamet Duygusunun Ağır basmasi   7-)Korkak bir yapıya sahip olmak   8-)Çabuk heyecanlanmak   9-) Sigara,Alkol   10-) 2012 Kahnetleri   Tek Seçim hakkınız var Dostlar Buyrun Bakalım. Bence 4.

      , Yer: Anketler

    • Cadılar: Büyücü Bilge Kadınlar (Dr. Cahit Karakuş)

      Tarih boyunca, üreyerek var olmaya katkı verirken ilaç yapmayı, ebeliği ve hemşireliği öğrenen kadınlar, insanoğlunun dünyada var olma sürecinde tanrıça yapıldılar. Onlar ebe olarak ev ev, köy köy dolaştılar; deneyimlerini komşudan komşuya, anasından kızına aktardılar. İşler ters gitmeye başladığında ise büyücü kadın, üfürükçü ve sonunda cadı oldular, lanetlendiler ve yok edildiler; yok edilme kesintisiz devam etmektedir. Evet kadınlar her zaman üfürükçüdür, çünkü terapisttir; lisansı olmay

      , Yer: Neo-paganizm & Wicca

    • Şifacı Kadınlar

      Kadının ilk çağlardaki toplayıcılık görevi onu bitkiler konusunda uzmanlaştırmıştır. Kadının bu dönemde iktidar kaynağı olan insan soyunun devamlılığını sağlayabilme yetisine sahip olmasına ek olarak bitkiler konusundaki uzmanlığı nedeniyle şifacılık niteliği onun bu iktidarını pekiştirmesini sağlamıştır.   Verimliliği simgeleyen varlığı, yaşamın sürdürülmesinde ve korunmasında sahip olduğu işlevin, tanrısallık yetenekleriyle ilişkilendirilmesi, giderek tanrıçalaştırılmasının nedeni olmuştur.  

      , Yer: Neo-paganizm & Wicca

×
×
  • Yeni Oluştur...