Jump to content

Beslenme ve diyet üzerine ..


sidar

Önerilen Mesajlar

Bugün spor yaparken bir arkadaşım, "Hocam sizin zihin üzerine çalışmalarınız, beden üzerine çalışmalarınız filan çok iyi de niçin hiç beslenmeden bahsetmiyorsunuz?" diye sordu. Ben de göbeğimi gösterip "Kelin merhemi olsa başına sürer," dedim ve gülüştük.

 

Aslında beslenme konusunda bilgim olmadığı için değil ama bu konuda çok ahkam kesildiğine inandığım için beslenmeden bahsetmiyorum. Ben ağırlıklı olarak Taocu kökenli Beş Element Beslenmesi'ni ve günümüzdeki aklı başında bilimsel beslenme tezlerini inceleyerek kendimce bir beslenme anlayışı geliştirdim. Öte yandan günümüzde beslenme konusunda bırakın disiplinler arası fikir ayrılığını aynı disiplin içinde bile fikir ayrılıkları bulunuyor. Canan Karatay bir şey söylüyor, bir başka beslenme uzmanı başka bir şey söylüyor. Buna ek olarak raw food, vejetaryen beslenme, kan grubuna göre beslenme, genetiğine göre beslenme, glutensiz beslenme, taş devri beslenmesi, alkali beslenme, zone beslenmesi, Atkin beslenmesi, frutaryenlik, oruç, ketojenik beslenme ve daha adını duymadığım tonla beslenme disiplinini saymıyorum bile.

 

İnzivalarımızdan birinde bir grup öğrencim glutensiz besleniyorlardı. Kraker benzeri bir şeyler yiyor ve arada bana da ikram ediyorlardı. Bir tanesi "Hocam glutensiz beslenme hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sordu. "Abarttığınızı düşünüyorum," diye yanıt verdim.

 

Beslenme gerçekten feci halde abartılan bir konu. Aslında olayı bu kadar karman çorman etmenin iyi olmadığına inanıyorum. Elbette beslenme bir tür ilaç, bir tür şifa olarak ele alınabilir ancak beslenme ile ilgili çok basit bir kaç temel olduğuna inanıyorum:

 

1. İlk önce yiyecek yemek bulduğunuz için şükredin. Şımarıklaşıp da aman efendim tropikal iklimden gelen hödö hödö besini kan damarlarına ne kadar iyidir, Norveç somonu ne kadar alâdır, kinoa muhteşemdir tarzı saçmalamalardan kurtulun.

 

2. Şükrettikten sonra eğer mümkünse besinlerdeki kalori miktarını abartmayın. Günümüzde beslenme ile ilgili en ciddi sorunun, yüksek kalorili beslenme tarzı olduğunu düşünüyorum.

 

3. Beslenmedeki gittikçe artan kalori miktarı gittikçe azalan fiziksel hareket ile birleştiğinde karşımıza sıkıntılı bir durum çıktı. Eskiden insanlar çok daha fazla fiziksel hareket ederken günümüzde çok daha az hareket ediyorlar. Günümüzdeki fiziksel ve zihinsel hastalıkların belki de % 80 - 90'ı fiziksel hareket ile ortadan kaldırılabilir gibi görünüyor. Bu sebeple fiziksel hareketi artırmanın bir yolunu bulmak gerekiyor. Ne yazık ki ülkemiz bu açıdan içler acısı bir durumda. Yaşadığımız şehirler kesinlikle yürümeye ve fiziksel harekete uygun şehirler değil. Yürüme skorları çok düşük. Bisiklet yolları yok. Parklar yok. Evimizden çıktığımız anda yürüyerek bir şey yapma olanağımız çok düşük. Bu da sağlığımız için çok zararlı. Bu sebeple işimiz gerçekten de feci halde zor. Hareketi spor formunda yapmak gerekiyor ki bu da hayatı çok kolaylaştırmıyor malesef. Yine de bir yolunu bulup hareketi hayatımıza sokmamız gerekiyor.

 

4. Kalori sorununun bir diğer çözümü olarak ise kendimizi düşük kalorili beslenmeye alıştırmamız. Elbette bu kolay değil çünkü genetik kodlanmamız yüksek kalorili besini düşük kalorili besine tercih etmemizi söylüyor. Hal böyle olunca da doğal olarak yüksek kalorili besine ulaşmak kolaysa bu tür besinleri tercih ediyoruz. Bu sebeple evinizde yüksek kalorili besinler bulundurmayın. Bu besinlere ulaşmayı kendiniz için kolay hale getirmeyin. Ben kendi adıma ne yazık ki çok seyahat ettiğim ve zamanımın büyük bölümünde ev dışında yemek yediğim için bunu başarmakta çok zorlanıyorum. Ancak siz benim kadar seyahat etmiyorsanız bu konuda işiniz biraz daha kolay olabilir.

 

5. Buharda pişmiş ya da çok az yağda hızlıca kavrulmuş sebzelerin beslenmenizde en büyük yüzdeyi oluşturmasına özen gösterin. Eğer yüksek miktarda, az pişmiş (çiğ beslenmeye taraftar değilim) besin tüketirseniz bunun size çok faydalı olacağını düşünüyorum. Yine az miktarda tohum (ceviz, fındık, fıstık, ay çekirdeği) beslenme için çok faydalı. Mümkünse tohumları kavrulmamış, çiğ olarak ama geceden suda bekleterek tüketin ya da besinlerinize karıştırıp pişirin. Şekerden elinizden geldiğince uzak durun. Alkol tüketmemeye çalışın. Çay kahve gibi kafeinli besinleri ılımlı tüketin. Eğer kahve içecekseniz Türk kahvesini ya da muadillerini tercih edin. Yemekle birlikte su ya da meşrubat tüketmemeye çalışın ama elbette susarsanız su için.

 

6. Meyve yiyorsanız yemeğin üzerinden bir saat geçmesini bekleyin. Yemekten yarım saat 1 saat kadar sonra çay içmek ve çaydan bir saat sona meyve yemek daha bile iyi olabilir.

 

7. Mutlaka mevsiminde ve sizi yakın bölgelerde yetişmiş besini tercih edin; elbette mümkünse.

 

8. Mutlaka canlı besin tercih edin. Daha faydalı ama uzun süre beklemiş bir besin yerine daha az faydalı ama taze besini tercih edin. Besinin içindeki mineral vitamin vs önemlidir ama besindeki yaşamsal enerji hepsinden önemlidir. Bu sebeple özellikle güneşte kurutulmuş bir besin değilse taze besini tercih edin. Güneşte kurutulmuş bazı besinler ve yine uygun koşullarda bekletilen bazı besinler, örneğin ginseng gibi, başka besin değerleri geliştirirler fakat bunların dışında kalan besinlerin tazeliği çok önemlidir. Buna ek olarak mikrodalga fırınınızı evinizden hemen atın. Bu konuda kendimi yorup size zararlarından uzun uzun bahsetmeyeceğim bile.

 

9. Geldik besin ile ilgili en zor ama en mucizevi ipucuna: Az yiyin. Bu kadar. Yararlı bir besinden çok yemek yerine daha az yararlı besinden az yiyin çok daha iyi. Az yemek sağlığın en önemli anahtarlarından biri. Bunu benim de öğrenmem gerekiyor malesef 1f642.png:)

 

Elbette beslenme ile ilgili bazı başka ayrıntılar, iyi ipuçları, çok değerli keşifler ya da örneğin Beş Element Beslenmesinde besin stratejileri var ama beslenme konusunda dikkat etmeniz gereken şeylerin kabaca bunlar olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında beslenmeye daha fazla mesai harcamanın gereksiz olduğunu düşünüyorum.

 

Haydi yemeğinizi yiyip enerjinizi alın işimize bakalım.

Sevgiler

 

Cem Şen .

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Sümerler'in Anavatanı, Türkiye ve Tufan Üzerine

      Türkiye'nin ilk sümerologlarından Muazzez İlmiye Çığ, Sümerler'in vatanının Orta Asya olduğunu belirterek, "Nuh Tufanı'nın da aslında Türkmenistan ve civarında meydana geldiği, jeolojik ve arkeolojik çalışmalarla kanıtlanıyor" dedi.   Pek çok kültürde yer alan ve yıllardan beri nerede meydana geldiğiyle ilgili pek çok tez ortaya atılan Nuh Tufanı ile ilgili son tez, Türkiye'nin ilk sümerologlarından olan 92 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ'a ait. 1940 yılında Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nd

      , Yer: Kayıp Medeniyetler

    • 1958 Öğrenci Değişim Programı - Önyargı Üzerine

      Zamanın izleri...  

      , Yer: Gnoxis Cafe

    • Zaman Üzerine

      Zaman kavramının derinliğini algılama;   Neden olayların sondan başa gerçekleştiğini görmüyoruz? Fizik kurallarına göre böyle bir şey mümkün. Zamanın hikayesi nedir? Zaman hakkında ne biliyoruz? Zamanın akışı tek yöndeymiş gibi görünür. Sadece geleceğe doğrudur. İşte bu doğru olmayabilir. Saatler bize saatin kaç olduğunu gösterebilir, ama zamanın ne olduğunu söyleyemez. Einstein'ın zamanla ilgili radikal fikirleri... Einstein'e göre, zaman farklı hızlarda akabilir. Benim

      , Yer: Uzay ve Gizemleri

    • Doğu-Batı Arasında Türk Sineması: Korku Filmleri Üzerine Bir Değerlendirme

      Türkiye’de sinema varlık göstermeye başladığı yıllardan itibaren özellikle melodrama ve bunun yanında güldürü filmlerine ağırlık verilmiş, belli kalıpların dışına çıkılmamıştır. Arada başka türler de denenmemiş değildir. Westernden polisiyeye kadar Yeşilçam sineması her türü denemiştir. Ancak, dünya sinemasında hiçbir zaman popülerliğini yitirmeyen korku türünde film üretimi ülkemizde oldukça düşük seviyede kalmıştır. Türk filmlerinde ister doğaüstü olsun, isterse ruhbilimsel, korku motifleri ço

      , Yer: Sinema

    • Büyü ve sanatın ortak kökenleri üzerine

      İnsan toplumunun çekirdeğini küçük bir göçebe topluluk oluşturmuştu. Bunları insansı maymunlardan ayıran özellik, elleriyle bazı ilkel araçlar yapmaları ve ateşten yararlanmalarıydı. İnsan toplumu bu ilk çekirdeğin bölünmesi sonucunda gelişti. Bu göçebe topluluk, ilkin, her ikisi de dıştan evlenme kuralına bağlı iki yarıma bölündü. Bir yarımın erkekleri öteki yarımın kadınlarıyla çiftleşti. Doğan çocuklar analarının bağlı olduğu yarımın üyesi sayıldılar. Daha sonra bu yarımlar da kendi içlerinde

      , Yer: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri

×
×
  • Yeni Oluştur...