Jump to content

AurorA

Önerilen Mesajlar

http://galeri8.uludagsozluk.com/491/enstruman_640470.jpg

 

Evinizde halihazırda hangi enstrümanı ya da enstrümanları ve ekipmanınları kullanıyorsunuz? Bunların markaları, modelleri, bakım - onarımı hakkındaki bilgiler, tavsiyeleriniz, takas ya da alım-satım yapmak istediğiniz enstrümanlar ve ekipmanlar ile ilgili bilgileri burada paylaşabilir, fikir edinebilirsiniz. Elbette ki Gnoxis alım - satım ve takas üzerine kurulu bir site olmadığından bu konuda sadece site içindeki üyelerin birbirinden haberdar olmalarını ve bu alanda birbirlerine tavsiyelerini iletmek amacıyla bu başlıkta bunlara yer verilmiştir. Site üzerinden diğer üyelerle gireceğiniz takas, alım - satım ve benzeri konularda sitenin hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır ve bu şekildeki teklifler ve anlaşmalarınız da bu başlık dışındadır...

 

Bende evde şu anda bir adet dandik ve markasını bilmediğim bir blok flüt, yeğenime ait minicik bir mandolin, ilkokuldan kalma bir adet Yamaha Portasound PSS470 model org var. Yakın zamanda bir dijital piyano ve klasik gitar almayı düşünüyorum. Dijital piyano konusunu yeğenimin piyano öğretmeni yönlendiriyor ve en uygun fiyatlı ve iş görebilecek piyano olarak Yamaha YDP 161-162'yi öneriyor. Gitar konusu ise tamamen bana ait... Yeni yeni gitar çalmayı öğreniyorum. Hangi marka klasik gitarı almalıyım ve yeni öğrenen biri olarak buna ne kadar bütçe ayırmalıyım sizce?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Eğer ilgilenenler varsa akıcı bir başlık olabileceğine inanıyor ve teşekkür ediyorum öncelikle.

 

Gitar tavsiyesine gelince; öncelikle bilmemiz gereken şey bunun geçici bir heves olup olmadığıdır. Eğer maymun iştahlı biriyseniz, yani her şeyi yapmak istiyor ve hiç bir şey yapamıyorsanız boş verin gitsin. He ama yok ben tuttuğumu koparırım günde minimum bir saat ayırıp prensipli bir şekilde çalışabilirim diyorsanız yazının geri kalanını okumaya devam edebilirsiniz.

 

Genel olarak enstruman alımında en belirleyici etken bütçedir. Tabii profesyonel olarak bu işi yapmıyorsanız. Herşeyin iyisi ve kötüsü olduğu gibi maalesef enstrumanlarda bu şekilde birbirinden ayrılıyor. Malum işin içine para girdiğinde gerisi teferruat oluyor. Unkapanınndaki dükkanların vitrinlerinde yazan çok cüzi fiyatlara enstruman, kılıf, pena, kablo, askı kayışı vs fiyatlarını göz önünde bulundurarak enstruman almayın arkadaşlar. Taksim tünel, kadıköy barlar sokağı civarları güzel enstruman satan yerler mevcut, oraları tercih edin derim. Oturun müzisyen arkadaşlarla biraz sohbet edin, bol bol fikir alın ve en önemlisi gözüne kestirdiğiniz enstrumanları alıp yakından bakın. Çalmayı bilmiyor dahi olsanız tellere tek tek vurup seslerini dinleyin ve kulağınıza güzel gelenler arasından bir tercih yapın. İlla sıfır almak durumunda da değilsiniz internetten takip edip, dilerseniz anlayan bir arkadaşınızla gidip deneyip ikinci el bir enstruman sahibi de olabilirsiniz, ki fiyatlar çok farkediyor. Bir gitarın en dikkat edilmesi gereken kısmı akort sorunudur arkadaşlar. Aldığınız veya alacak olduğunuz gitarın akort kaçırmamasına özen gösterin lütfen. İnanın insan gitar çalmaktan soğuyor. İnternetten fiyat araştırması yapabilir, bulunduğu mağazadan veya kişiden gidip deneyebilirsiniz ki bu konuda ne istediğini bilmek gerçekten çok önemli. o sebepten bütçenizin el verdiği en iyi gitarı almaya çalışın. Hatta biraz daha bekleyip daha güzelini falan alın. :) Unutmayın arkadaşlar; güzel müzik, güzel müzik aletleriyle yapılır. He bir de bir de akort aleti almayı unutmayın.

Hep gitar gitar diye gitmiş konu enstrumanların tamamı için yaklaşık şeyler mühimdir arkadaşlar. Bol bol denemek, deneyim sahibi olmak, ne istediğine karar vermek ve en kolay kısmı olan parayı verip enstrumanı almak. :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Maymun iştahlı biri olarak keman aldım 3-4 ay önce. Doğrusu isteği zamanı ve emeği vermedim , bir kursa da yazılmadım. beni motive eden bir şey olmayınca arka planda kaldı. şimdi keman-çello sesi duyduğumda hüzünleniyorum. bu kemanı öğrenmeden başka alete geçemeyeceğimi de biliyorum...öğreneceğim er yada geç....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Maymun iştahlı biri olarak keman aldım 3-4 ay önce. Doğrusu isteği zamanı ve emeği vermedim , bir kursa da yazılmadım. beni motive eden bir şey olmayınca arka planda kaldı. şimdi keman-çello sesi duyduğumda hüzünleniyorum. bu kemanı öğrenmeden başka alete geçemeyeceğimi de biliyorum...öğreneceğim er yada geç....

 

Keman benim de ilgimi çekiyor ama öncelikle elimdekileri çalabiliyor olmam gerek. İsmek kursları falan var keman için... Bence bir araştırsan iyi olur.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

arec'e katılıyorum, güzel bir başlık olmuş. Hatta buranın altından enstrüman alış verişi bile yapabiliriz belki.

 

Bende; kemençe, bağlama, klasik gitar, ud, erbani, ms audio 88es keyboard var. Bir tane aküstik gitar almayı planlıyorum şimdilerde ve daha da fazla enstrüman almayı da tabi. Ancak çok büyük bir lanetim var, ben balonda şişiremem, çok korkarım patlayacak diye dolayısıyla akort yapmakta çok zorlanıyorum. Ter içinde kalıyorum. : o ))

 

Neden bu kadar çok enstrümanla uğraşıyorum peki, 2 sebebi var bunun. Birincisi bayılıyorum, her yeni çalgı, yeni bir dost gibi benim için. Her türlü müzik aletini sever ve değer veririm. İkincisi ise; bir internet albümü yapmak istiyorum, yeni bir müzik türü yaratmak istiyorum. : o ))

 

Not: İleride çocuklarınızın eline küçücük yaştayken, mutlaka bir enstrüman verin...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Enstruman alış verişi güzel fikir. İmkanlar dahilinde yardımlar falan da olabilir. Atıyorum ben palyacho nun elinde bulunan keyboard dan edinmek istiyorum ama hakkında hiç fikir sahibi değilim. Kendisine bu konuda sorular sorabilir, hatta uygun görürse, yakınsa gidip bir şekilde denenebilir, karşılıklı fikir alış verişi yapılabilir. Enstruman alırken mühim olan şey tam olarak ne istediğini bilmektir. Bu konuda yardımcı olabileceğimi düşündüğünüz bir şey olursa yazmaktan çekinmeyi lütfen.

 

Ben enstruman çalmaktaki yeteneğimi, abimin ben ilkokul 4-5 sınıflardayken aldığı klasik gitar ile keşfettim. Kendisi beni sıkı sıkı tembihlerdi dokunmayacaksın, yapmayacaksın, etmeyeceksin vs. gibi. O evde olmadığında resmen çekiliyordum ben gitara doğru. Önceleri dokunmadım elbette söylediği gibi. Zamanla kılıfın fermuarını birazcık açıp bakar, koşarak kaçar olmuştum. Sonrasında hep bir adım ilerleyerek devam etti bu ilişki. Gitarı kucağıma alıp bakıyordum öylece. Ama nasıl çalınır hiç bir fikrim yoktu. Abim kursa giderdi o zamanlar. Nerden geldiyse aklıma kılıfın ön gözünü açtım bir gün. Ders notları ve Besim Akkuş un siyah kapaklı gitar metodunu buldum orada, sonrasında bir daha hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Çalım mantığı, benim kafamın çalışma mantığına çok yattı o yüzden çok zor gelmedi öğrenmek. Bildiğim şarkıları tek tel üzerinden çıkarıp çalmak falan. Elbette ki nota bilgisi olmadan. Duyduğum seslerin aynı olduğunu biliyor, peş peşe düzenli olarak sıralayabiliyor, fakat hangi notalar olduğunu bilmiyordum. Notaları önüme koysanız çalamıyordum yani. Nokia 3210 cep telefonlarında besteleyici vardı. Bildiğim şarkılarıların kodlarını oraya yazıp melodi yapabiliyordum falan. İnsanlara çok olağanüstü gibi görünse de benim için oldukça basitti, herneyse. Hatta bir gün gitarın re teli kopmuş, pek bir aktif kullanılır akor basarken falan. Klasik gitarda en çok o tel kopar. Ben o sıra notaları öğreniyorum tabii. Nereden alınır, nasıl değiştirilir zaten bilmiyorum. Zaten bilsem değiştirsem abim uyanır diye o konuda da hiç bir şey yapamıyorum. Tel yok, dolayısıyla pratikler falan da yok, haliyle o teldeki notalar yok bende. Sonra nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama abimin bir şekilde haberi oluyor, tabii hiç bir şey demiyor, söylüyorsa da yeterli etkiyi yaratamamış demek ki aklımda kalmamış. Çok isterdim eğitimini almayı veya bir konservatuar mezunu olmayı falan. Ama ailem pek sıcak bakmadı, dolayısıyla temelinde hafif sallantılı olan bir ilişkimiz var gitarla aramızda. Üflemeli enstrumanlarla pek haşır neşirliğim olmadı o sebepten bir şey söyleyemeyeceğim. Ancak telli, tuşlu, perdeli perdesiz enstrumanlarla kısa (?) vakit geçirebilmem neticesinde belli başlı basit şarkıları çalabilir hale geliyorum. Ayrıca herhangi bir enstruman çalmak beyin fonksiyonlarını daha aktif halde kullanabilmenizi sağlıyormuş o yüzden küçük yaşlarda çalmaya başlamak/başlatmak palyacho nun da dediği gibi ilerleyen yaşlarda, farklı alanlarda bir artı olarak size mutlaka dönüyor. Bu ileriki yaşlarda öğrenilemez anlamına gelmesin elbette. Yeterli miktarda pratikle her yaşta, her şey mümkün. Mühim olan şey yeterli miktarda istemek ve vazgeçmemek. Bir enstruman, bazı insanlar gibi değillerdir. Ona ayırdığınız vaktin tamamının karşılığını size verir, aynı zamanda sizin ondan uzaklaştığınızdan daha uzun mesafeler boyu uzaklaşır sizden zamanla.

 

Odamda, çalmayı öğrendiğim gitarla birlikte alınmış, (aynı marka model) ancak arkadaşla bir şekilde takas edilmiş ve sonra yine bir şekilde takas edilememiş alınamamış;

castilla marka klasik gitar

İbanez AEL 40 elektro akustik gitar (ödünç)

Yamaha psr 48 org (ödünç)

96 model meksika fender strat rosewood elektro gitar (köprü manyetiği di marzio ile değiştirilmiş)

95 (yaklaşık) model japon üretimi fender squier strat maple elektro gitar (köprü manyetiği seymour duncon ile değiştirilmiş)

96 model fender signature series srv strat elektro gitar

2010 model gibson classic custom les paul elektro gitar

Fender blues jr. elektro gitar amfisi

vox little night train kafa amfisi ve 10 inç hoparlörlü kabini

orange crush 50 bxt bass gitar amfisi

boss me 70 elektro gitar prossesör

boss sd1 drive efect pedalı

ibanez ts808 drive efect pedalı

boss compressor/sustainer efect pedalı

roland td9 elektronik bateri ve uygun power amfisi ve kabinleri

logitech z5500 5+1 ses sistemi

Bir zamanlar benim için amerikadan bir arkadaşımın hediye olarak getirmiş olduğu bir alder gövde, iki maple sap, fender limited edition '54 manyetik seti bir köşede hayata geçirilmeyi bekliyor.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

arec müziğe başlayış hikayeni severek okudum, çok güzelmiş. Elindeki malzemelere bakılırsa müzik dükkanı açacak kadar gitara sahipsin herhalde. Herhalde diyorum çünkü; yazdıklarının yarısına yabancıyım. : o ))

 

Gitar alma konusunda bana yardımcı olabilirsen çok minnettar olurum sana. Henüz değil ama, sanırım yaz bitmeden alırım diye düşünüyorum. Çünkü ud'a geçemedim henüz. Kemençeyle baya bir vakit harcadım, Karadeniz müziklerini seviyor olmamdan mütevellit biraz ekstra zaman harcadım ona. Şuan her şeyi çalar pozisyona geldim, horon dışında.

 

Senin bahsettiğin üzere, benim de enstrümanlara karşı sevgim, sabrım ve yeteneğim mevcut. Zaten çocukluktan beri sürekli deli gibi piyano çaldığımı görürüm hep rüyamda... Benim hikayemde sana bir parça benzer. İlkokul çağlarımda, komşumuzun mandoliniyle başlamış bir tutku bu, sonrası herkesin vakıf olduğu blok flütle devam etse de, abimin sesinden nefret etmesi ve bir an önce kurtulmak istemesiyle gelişerek, bana ikinci el Rus bir gitar almasıyla başka bir boyuta taşınmıştır. : o ) Gitarın tellerinin, ki tel denemez sanırım onlara, halat daha yakın olur, sapa mesafesi benim çocuk parmaklarım kadar olup, o yaşlarda her tarafı nasır tutmuş şaşkın bir çocuk ve yine abisin acımasıyla edinilmiş bir üst model gitar, gitarı satıp bağlamaya geçme, derken büyüme, para kazanma ve şuana kadar gelen maymun iştahı... Benim müzik maceramda bu şekilde işte. : o )

 

Gelelim Maudio konusuna. Seve seve yardımcı olurum, alıp götürebilir, dilediğin gibi deneyebilirsin. Ben enstrümanları seven ve kıymetini bilen insanlarla her şeyimi paylaşmaya hazırımdır her zaman. Yalnız tek sıkıntım mevcut, ben pek dışarı çıkmıyorum, Şile-Kadıköy arasında gidip gelmekteyim ve dilersen seni bu maceralarımdan birinde Şile'ye davet etmek isterim. Bütün enstrümanlarım orada zaten, dilediğini alıp deneyebilirsin. Hem de mis gibi doğa havası almış olursun. Hatta ve hatta bu aralar toprağı sürüp, bahçeyi yapmam gerekiyor, istersen bu işlere de yardımcı olursun. Nasıl istersen. : o )

 

Benim almayı planladığım şeyler:

 

Aküstik gitar

Yarı profesyonel ses kartı

aynı şekilde bir mikrofon

ilerleyen süreçte çello : o ))

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Enstrumanlar, ilgi duyanların hayatlarına bir şekilde dokunuyorlar demek ki. Seninki sana katlanamadığından, benimki de belki katlanmak istemeyişinden sebep olmuş diyebiliriz o halde.

maudio konusuna gelince ben örnek teşkil etmesi açısından söylemiştim onu, ancak ilerleyen zamanlarda kayıt kafasına yeniden girecek olursam başını ağrıtabilirim. Geçen yıl bu zamanlar başıma gelen talihsizlikler silsilesi yüzünden çatı katında yaşadığım odanın bitişiğine stüdyo kurma hayallerime son verdim. Oysa ses yalıtım malzemeleri bile alınmış vaziyette öylece duruyor dört duvar.

Şile/kumbaba da yine müzisyen bir arkadaşın yazlığı var oraya kaçıyoruz arada. Kadıköy de kuzenimin kayıt/prova stüdyosu var oraya uğruyorum arada. Avrupa yakasındayım ben uzak kalıyor biraz o taraf. Bağ bahçe, temiz hava olaylarına ailecek sahibi olduğumuz çiftlik tadında arnavutköyde yerlerimiz var yazın günü birlik gidip dönüyorum falan. İyi geliyor full time şehir hayatı pek çekilmiyor, arada herşeyden izole olmak daha iyi hissettiriyor.

 

Akustik gitar için bütçe ne düşünüyorsun? Ben genelde ekipman alımlarımda bütçe sınırlarımı zorlayıp alabileceğimin en iyisini almaya çalışıyorum. Enstruman verdiğin paranın karşılığını mutlaka veriyor, tabii bu durumda da istisnalar kaideyi bozmuyor.

 

Kadıköy barlar sokağında SRV Music | Welcome to SRV Music Store var. ikinci el enstruman satıyor. O taraflardaysan gidip dilediğince bakabilir, deneyebilirsin. Veya internet üzerinden kovalayabilir, fikir sahibi olabilirsin.

Ses kartı olarak maudio nun fast track 2 leri var. artık üretilmiyor. Ama başarılı olacak ki etrafımda çok rastlıyorum. Tek kanal, tek mikrofon girişi mevcut. veya iki kanal istersen bir üst modeline filan da bakabilirsin. usb den direkt bilgisayara bağlantılı.

çello için bir şey diyemeyeceğim, ancak bilen arkadaşlar yazarlar diye ümit ediyorum.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Anladım. Nasıl istersen. Teklifim herkes için geçerlidir bu arada ve pek tabi tek bir şartım olacak naçizane. Tek kişi olmak kaydıyla. Tanımadığım insan sayısı 1'i geçince huysuzlanmaya başlıyorum. Özellikle çiftlerden nefret ederim bunu da belirtmek isterim. Hali hazırda bu çift takıntım 100 üzerinden 90 iken, bu hafta sonu misafir etmek zorunda kaldığım bir çift bu baremi 500'lere çekmiş bulunmakta. Birey olmayı başarıp, çiftlikten çıkmış sevgililere lafım yok, kaldı ki öyle bir çifte henüz rastlamadım o da ayrı bir şey tabi.

 

Her neyse konuyu dağıtmayayım, gitar için bütçem; kumardaki kazancıma bağlı. Şuan için 150 TL'yi 650 TL'ye çıkardım. Şansım ne kadar yaver giderse, ona göre bir şey bakacağım. Ben Kadıköy merkezdeyim, Nazım'ın arka sokak arasında, sevimli bir abimiz vardır, eski plak satar, uzun saçlı bir hacı abimiz 50'lerinde vardır. Severim o adamı, cinstir ama sevimlidir de. Çok da bilgilidir müzik konusunda. Onunla alış-veriş dışında da bir hukukumuz vardır, büyük ihtimalle ondan alırım ama marka/model hakkında fikrine danışmak isterim. Ben küçük esnafçıyımdır hep. Kazık yeme pahasına onlardan almaya gayret ederim her şeyi. : o ) Umarım batmamıştır tabi, bir yılı aşkındır uğramadım yanına.

 

Diğer digital ekipmanları compel'den alıyorum. Keyboard'u da oradan almıştım. Orada şuan bir paket mevcut, ses kartı+mikrofon+program. Henüz incelemem bitmedi ama yazılım da işe yarar gibi göründü gözüme. Onu gözüme kestirmiş durumdayım. Bakalım şans ne kadar gülecek yüzüme daha. : o ))

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İnsanlar genel olarak gereksiz zaten. Tek veya çift olmaları pek bir şey fark ettirmiyor benim için. Sende daha az insanla muhattap olup, daha az sinir stres sahibi olmanın bir yolunu bulmalısın belki de.

 

Aynen görüyorum oralarda mağazalar dikkatimi cezbeden bir şey olmadıkça girmiyorum. Alacağın zaman yine yapabileceğim bir şey olursa haber vermen yeterli gibi görünüyor şimdilik.

 

Program genelde cubase falan kullanılıyor sanırım. Ben pek anlamıyorum o işlerden. O tür işlerde stüdyoya gidiyorum direkt. Zaten her şey hazır, mix, master falan zaten adamların işleri, hallediveriyorlar. Neyse alır kurcalarsan burdan bilgilendirirsin bizleri de.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Küçüklüğümden bu yana hep piyano çalmak istemişimdir. Geçen senelerde gitar almak çok istemiştim ama sonra heves olduğunu anladım. Annem ney çalmamı çok ister. Klavyeyide seviyorum aslında. Bir kaç yerde çalmaya çalışmıştım. Bana ilham verici geldi. Ama piyano hep içimde var. Orta Okulda müzik öğretmenimin piyanosu vardı ve nerede bilmiyorum ama bir kaç yerde piyano çalma imkânı bulmuştum. Ne harika bir his anlatamam. Piyano çalmak iyi güzel ama masraflı bir enstrüman. Yaz kış akortu bozuluyormuş birde piyano yerinden oynatıldığı zaman. ve piyano akortu yapan fazla kişi yokmuş. Olanla iyi para alıyormuş. Yaklaşık 3 saat falan sürüyor dedi öğretmen ama gerçekten o kadar sürüyor mu bilmiyorum. Umarın dilekleriniz gerçek olur.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tellerin tamamının değişmesi belki o kadar sürüyor olabilir. Akort süresi de ne kadar bozulduğuyla alakalı olarak değişiklik gösterir. Hem kuyruklu bir piyanoyu öyle ittire kaktıra hareket ettiremezsin, vinçle falan getiriyorlar zaten eve. İçeri sokmak için uygun camın, penceren, balkonun yoksa zaten alamıyorsun. Akustik piyano zaten dert. Ayrıca ev kullanımı açısından pek uygun değil. Profesyonel bir stüdyo sahibi olmaktansa, olanlarınkini kiralamak çok daha mantıklı. O sebepten dijital piyanolar üretiyor artık firmalar, neredeyse aynı tuş hassasiyetine ve tona sahip. Eğer düşünürsen bir bakın derim. Ama daha yeni başlayacaksan daha org tadında veya kayıt yapacaksan pc üzerinden palyacho nun ki gayet iş görür, benzer bir şey önerebilirim. Hayallerinin peşinden koşmanı ve dileklerinin gerçekleşmesini dilerim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ben o yoldayım zaten yıllardır arec. : o ) Çok steril bir yaşantım var, yalnız yaşıyorum, yazılımcıyım insanlarla yüzyüze değil, notepadle konuşuyorum, bakkala, çakkala gitmem, alış-verişe hiç gitmem, dağın başında yaşıyorum ve Kadıköy'e geldiğimde şirketten çıkmam, 2-3 gün kalır Şile'ye evime dönerim. Ancak; baharla birlikte biraz eğlenceye vuruyorum, maceralara atılmayı seviyorum, ateş başı, gökyüzüne bakarak, çayırda çimenlerde sabahlamak gibi... : o )

 

Ben genelde Adobe kullanıyorum her şeyde ancak; keyboard falan için o parçaların verdiği yazılım gayet uygun gibi duruyordu. Tahmin edebileceğin üzere her tür programla aram iyidir benim...

 

Bizim kız bu arada ben de neyin sesine bayılıyorum, belki de yaşla alakalıdır, zaten büyük ihtimalle anacağınla aynı yaştayımdır, hatta belki de büyüğümdür. : o ))

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Evet arec haklı bizim kız, bendeki Maudio keyboardu orjinal piyano tuşlarının hassasiyetine, adetine ve büyüklüğüne sahip. Gerçek güzel bir piyanonun başına hiç oturmadım ama o hissiyatı biraz yaşatıyor desem yalan olmaz. Benim piyano deneyimim, antikacılardakilerinin tuşlarına basıp kaçmaktan öteye geçemedi maalesef. : o ))

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Şu andaaa Schecter Hellraiser C-1 FR-1 var bi.Bi ashton elektro-akustik gitar var.Bi Korg PA80 klavye var.Eski bi 10w ibanez gitar anfisi var.-Ki senelerdir kullanmıyorum leş gibi bi sesi var :D Onun dışında ensturman değil de arabirim olarak Line6 UX2 ses kartı kullanıyorum kayıtlarım ve gitar çalmak için.Çok tatlı Podfarm 2.İstediğin gibi setup kur.Pc'de kullandığım gitar setup'ını satın almaya kalksam 2000 den aşağı kalkamam :D ( Sadece pedallar )

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yine de bir gün piyano almak isterim. Dijital şeyler hoşuma gitmiyor yeniliği ve teknolojiyi anlatan şeyler hiç hoşuma gitmiyor. Nasıl müziğin lezzeti gramafonda daha lezzetliyse, enstrümanda da aynıdır diye düşünüyorum. Düşünüyorum tabi sadece. :D

 

Anam 42 yaşında bizim oğlan. Canım anam. Bende severim neyin sesini çok huzur veriyor bana. Ama çalmaya hiç hevesim yok. Senin dediğin gibi balon zor şişiririm ben.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sen yine de bir piyano al elbette ki ama almadan önce ses seviyesinin dert olmayacağı ve koca piyanoyu sığrdırabileceğin bir eve falan taşın. Alışveriş merkezlerinde veya çeşitli sahnelerde gidip canlı bir piyano falan dinle. Sonra evde olmayacağı kanısına zaten varabilirsin.

Kuyruklu Piyanolar : Yamaha CFX Tam Kuyruklu Akustik Piyano

Şunu almak şahsen bana çok yersiz görünüyor. Ama çok dekoratif duruyor o ayrı. :)

Yaşadığın yerde varsa bu tarz enstruman mağazaları gidip deneyebilir, fikir sahibi olabilirsin. Yoksa istanbul a geldiğinde taksim tünel de do-re ve zuhal müzik mağazaları var. Oralara bakabilirsin.

Yamaha YDP163B Mat Siyah Dijital Piyano Dijital Konsol Piyanolar Yamaha

Samimi bir arkadaşımın yeğeninin piyano öğretmeninin ev için almasını önerdiği piyano da bu. Ses seviyesi sorunu yok. Gecenin üçünde piyano çalasın mı geldi. Tak kulaklıkları çal. Ayrıca farklı tonlar için farklı piyanolar almak yerine te piyano da farklı ton ayarlayabilme seçeneği falan. Yani teknolojinin nimetlerinden faydalanmak lazım. Akustik bir piyanoyu çalabilmek için, akustik bir piyanodan çok daha fazlasına ihtiyacın var yani. Ancak dijital bir piyano için, dijital bir piyano ve ortalama bir oda yeterli olacaktır. Ve tabii ki de bitmek bilmeyen bir heves tarafından dürtülmek.

 

Balon şişirmek hadisesinden bahsetmişti palyacho, sende buna değinmişsin. Gerginlik sebebiyle patlama, telli enstrumanlar üzerinde tellerin kopması endişesi anlatılmak istenmiş sanırım. Doğru kalınlıkta olan telleri, doğru oktavda akort etmeye çalıştığınız sürece hiç bir sorun çıkmaz. Telleriniz yeni ve tel lerin temas ettiği yüzeylerde herhangi bir kusur bulunmuyorsa elbette. Yıllardır gitar çalarım, bir köşede dururken veya çalım esnasında tellerin koptuğu çok olmuştur ama herhangi bir yaralanma vs gibi bir sorun hiç olmadı. Etrafımda çok çalan da var hiç duymadım da. Bu konuda tecrübeleri olan varsa ve beni de aydınlatırsa çok sevinirim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu rahatsızlık bende arec, ben balon şişiremediğim gibi balon gördüğümde de strese girmeye başlarım patlayacak diye. Benim bağlamam oldukça eski bir şey ve sıkıntıları mevcut. Daha 2 hafta önce akort ederken ince tel koptu ve elime girdi. Bilmem bilir misiniz o ince tellerin, cırt diye elinize girdikten sonra, arı sokması gibi bir acı bıraktığını. Kaldı ki; acısında değilim, zaten psikopat bir yapıya sahibim bir tarafımın kesilip biçilmesine sevinirim, çünkü yara bandı hastasıyım. Yara bantlarını çok seviyorum. : o )) Her yeremi yara bandı yapıştırdığımdan, anam derdi ki; "kedi götünü görmüş, yara sanmış." : o ))

 

Ben neden kopmadan bir konuyu düzgünce anlatamıyorum, çünkü kafam çok karışık. Daha fazla dağıtmadan konuya tekrar odaklanmak istiyorum. Mevzu acı değil ama en az 10 defa o tel elime girmiştir benim. Ama dediğin gibi tabi; benim enstrümanım sıkıntılı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İnce tellerin uç kısımlarının benim dikkatsizliğim sebebiyle benimde elime battığı oluyor. İğne yapılmış gibi bir kaç dakika üzerine baskı uygulayınca, kanamasına çok müsaade etmeden hemen kapanıveriyor. Ancak o şekilde saplanıp kalmıyor, uzun süreli bir hasar yaratmıyor ve aslen korkulacak bir hal yaratmıyor kopması halinde demeye çalışmıştım ben aslen. Yarabandı da elbette çözüm ancak parmak uçlarında yara bandı varken pek gitar çalınmıyor. Tabii siz kişilik olarak özel durumlar barındırıyor olabilirsiniz. O vakit durumlar daha vahim bir hal alıyor olabilir.

Sıkıntılı enstruman çalmak da sıkıntı yaratıyor olmalı. Bence götürüp yaptırmalısın veya kendin bir çaresine bakmalısın. Feridun Tanrıkut var, kadıköyde luthier (enstruman yapım,bakım,onarım) bağlamadan anlar mı bilemem ama en azından fikri vardır. Bir kaç luthier denedim şimdiye dek, bu arkadaşa ciddi işler yaptırıp güzel sonuçlar aldığımı söyleyebilirim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

arec kopup girdi elime aslında ondan bahsetmeye çalışmıştım ben. Kopan teller kopup elime giriyor benim her ne hikmetse. Benim bağlamanın eşiğinde bir sorun var, tel takılan yerde çok fazla yıpranmış durumda. Zaten dediğim gibi; emektar bir alet. Yenisini almayı düşünüyorum ileride. Zaten ben nota falan bilmediğim için; tüm enstrümanlar benim takoz sesime ayarlı. : o )

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Hitit Tıbbının Genel Özellikleri

      Bir medeniyetin herhangi bir konudaki bilgi seviyesi, öncelikle o konuda ele geçen yazılı belgelerin incelenmesi sonucunda anlaşılabilmektedir. Hitit yazılı belgelerinden tıp ve hastalıklarla ilgili olan metinler C. Burde tarafından işlenmiştir. Bu tabletlerden, genelde tıbbi uygulamaların sihirle, büyü ile ve salgınların tanrı gazabı olduğu inancı ile iç içe olduğu, ilaç bilgisinin ise kökü çok eskilere giden otların kullanılması ile ilgili geleneklerden oluştuğu anlaşılmaktadır. Ü. Y

      , Yer: Sağlık

    • Halk Korkusu Bağlamında Türk Korku Sineması Üzerine Bir İinceleme

      KORKUDAN HALK KORKUSUNA Korku, diğer hislerde olduğu gibi belirli bir tek tanıma sahip değildir. Korku üzerine birçok araştırmacı farklı bakış açıları ile tanımlama yapmışlardır. Türk Dil Kurumu, çevrimiçi Güncel Türkçe sözlüğünde korku terimini; “Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü” olarak tanımlamaktadır . Korku bilinmez olanın merak edilmesi ile başlamaktadır. Aslında bilinmeyene karşı korku durumu ötekinden gelebilecek zarar düşüncesinden de kaynaklanm

      , Yer: Sinema

    • Sümerler'in Anavatanı, Türkiye ve Tufan Üzerine

      Türkiye'nin ilk sümerologlarından Muazzez İlmiye Çığ, Sümerler'in vatanının Orta Asya olduğunu belirterek, "Nuh Tufanı'nın da aslında Türkmenistan ve civarında meydana geldiği, jeolojik ve arkeolojik çalışmalarla kanıtlanıyor" dedi.   Pek çok kültürde yer alan ve yıllardan beri nerede meydana geldiğiyle ilgili pek çok tez ortaya atılan Nuh Tufanı ile ilgili son tez, Türkiye'nin ilk sümerologlarından olan 92 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ'a ait. 1940 yılında Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nd

      , Yer: Kayıp Medeniyetler

    • 1958 Öğrenci Değişim Programı - Önyargı Üzerine

      Zamanın izleri...  

      , Yer: Gnoxis Cafe

    • Anime Sohbet Alanı

      Anime/Manga ile ilgili bir başlık göremedim..   İzledklerimizi paylaşalım dedim..   misal.... Naruto fanı var mı???!!!! :D:p

      , Yer: Anime & Manga

×
×
  • Yeni Oluştur...