Jump to content

Psikanaliz'in Mimarı İbn-i Sînâ


paranormalfikir

Önerilen Mesajlar

...Şehzâde Mecdü'd-Devle, o günlerde garip bir hastalığa tutulmuştu. Saray hekimlerinin hiçbir şekilde teşhis koyamadığı bu hastalık nedeniyle genç adam günden güne eriyordu. Son bir ümit olarak, saraya İbn-i Sînâ çağrıldı ve şehzâdeyi vereceği ilaçlarla tedâvi etmesi istendi. İbn-i Sînâ, genci görür görmez, hastalığının melankoli (karasevda) olduğunu anlamıştı. "Bana komşu şehirleri iyi bilen bir adam getiriniz." dedi. Gelen adamdan komşu şehirlerin isimlerini saymasını istedi. Ünlü Filozof - Hekim, şehir adları teker teker sayılırken, hastanın nabzını dinliyordu. Şehzâdenin nabzı, bir şehir adının anılmasıyla değişmeye başlamıştı. Bunun üzerine İbn-i Sînâ, aynı işlemi o şehrin mahalleleri ve sokaklarının sayılması şeklinde tekrar ettirip, belli yerlerde duyduğu nabız değişimlerini kaydetti. Bu yöntemle, belli bir eve kadar ulaşmayı başaran Ünlü Bilgin, teşhisini koymuştu. Yanındaki görevlilere dönerek: "Şehzademiz, ...... şehrinin, ...... mahallesi, ...... sokağı, ...... numaralı evindeki ...... isimli kıza âşıktır. İlacı ise, sevilenle acı çekenin bir araya getirilmesidir." dedi.

 

Bu uygulama, -kuvvetle muhtemeldir ki- tarihte uygulanan ilk psikanaliz yöntemlerinden biriydi. Aynı tarihlerde Avrupa'da ruh hastalıkları, kişinin içine şeytan girdiği, şeytanlaştığı şeklinde tanımlanır ve -tedâvisi bir yana- hastalar diri diri yakılırken; Doğu tıbbı ve İbn-i Sînâ, çağının çok çok ilerisinde idi. O, ruh hastalarına herhangi bir hastalığa yakalanmış insanlardan farksız davranıyordu. Onlarla dostça ilişkiler kuruyor; musikî seansları düzenleme, banyo yaptırma gibi çok çeşitli yöntemler kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışıyordu.

 

Yine bu yıllarda, kendisinin bir sığır olduğunu zannederek, kasap kasap dolaşıp, etinin kesilip dağıtılmasını isteyen bir ruh hastası vardı. Bu hastaya yapılan tedâvilerin hiç biri faydalı olamayınca, ailesi İbn-i Sînâ'ya gidilip durumun bir de ona anlatılmasına karar vermişti. Onları dikkatle dinleyen büyük Hekim, ertesi gün, belinde kasap önlüğü; elinde bıçak, satır, kanca gibi kasap malzemeleri olduğu halde, hastanın evine gitti. İçeri girer girmez; "Burada kesilecek bir sığır varmış, hemen getirin de halledeyim!" dedi. Bunu duyan hasta, sevinçle Bilginimizin önüne atıldı. İbn-i Sînâ onu yana yatırarak ayaklarını bağladıktan sonra, karnını, sırtını, baldırını yokladı ve yüzünü ekşiterek; "Semiz sığırdır diye beni çağırdınız; oysa bu hayvan çok zayıf, eti budu yok! Kestirmek istiyorsanız, önce onu kuvvetli yiyecekerle beslemelisiniz... Semirdiği, kuvvetlendiği vakit çağırın beni, gelip keseyim." diyerek oradan ayrıldı. Nitekim, hasta verilen tüm yemekleri, ilaçları içti; derin uykular ve uzun dinlenmelerden sonra sıhhatine kavuşmuştu.

 

Bilginler Bilgini İbn-i Sînâ - Emine Sonnur Özcan - Ötüken Yayınları

Sayfalar: 45, 46, 47

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Lethal, forumda ancak bu kadar... : ) 400 küsür eser yazmış hayatı boyunca, günde 50 sayfa kadar yazı yazarmış İbn-i Sînâ...

[video=youtube;J7-c6Y5RrZo]

 

Epey fazla, epeey fazla. Şahsen ben bir sayfada yoruluyorum. Astrolojiden enteresan bir şeyler görürdüm İbni Sina'nın yazdığı. Gayet de kaliteli yazılardı. İlgimi çektiyse oradan çekti. Heheh. =)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Psikanaliz deyince akla freud gelir. Hani ondan önce hiç mi akıllı adam yoktu dert dinleyecek diye düşünmeyin. Elbette vardı işte ibni sina gibi. Bu arada dindar kesim de ibni sina gibi düşünürleri hep imanı şüpheli olarak görür. Malum daima düşünmemeyi telkin ediyorlar. Sorgularsan imanın zarar görür. Sonrasında zaten tamamen kapandı o içtihat kapısı islam aleminde. O günden beri de işte 1000 yıl önce islam alemi önderlik ediyordu felsefeye diye övünürler anca. Şu an niye bir tane elle tutulur adam yok sorusuna cevap dahi veremeyecek kadar cahiller. Freudu hiç sevmem aslında. Gerçekten hastalıklı bir zihne sahip, benden beter. Ancak freudun farkı ise toplumsal sınırların ötesinde analizler yapmaktan kaçınmaması ve öncelikle kendisini analiz ederek işe başlaması. Şu an bile onun ortaya attığı görüşler insanı dehşete düşürse de herkes bir yandan da hak vermektedir. Örneğin 5 yaşındaki bir erkek çocuğun annesine aşık olup babasını rakip olarak görüp onu öldürmek istemesi gibi.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Psikanaliz deyince akla freud gelir. Hani ondan önce hiç mi akıllı adam yoktu dert dinleyecek diye düşünmeyin. Elbette vardı işte ibni sina gibi. Bu arada dindar kesim de ibni sina gibi düşünürleri hep imanı şüpheli olarak görür. Malum daima düşünmemeyi telkin ediyorlar. Sorgularsan imanın zarar görür. Sonrasında zaten tamamen kapandı o içtihat kapısı islam aleminde. O günden beri de işte 1000 yıl önce islam alemi önderlik ediyordu felsefeye diye övünürler anca. Şu an niye bir tane elle tutulur adam yok sorusuna cevap dahi veremeyecek kadar cahiller. Freudu hiç sevmem aslında. Gerçekten hastalıklı bir zihne sahip, benden beter. Ancak freudun farkı ise toplumsal sınırların ötesinde analizler yapmaktan kaçınmaması ve öncelikle kendisini analiz ederek işe başlaması. Şu an bile onun ortaya attığı görüşler insanı dehşete düşürse de herkes bir yandan da hak vermektedir. Örneğin 5 yaşındaki bir erkek çocuğun annesine aşık olup babasını rakip olarak görüp onu öldürmek istemesi gibi.

Bende sevmem onu.Çocuğun ebeveyne olan sevgisini cinsel organlaa bağlıyor.Hastalıkı bir zihniyet...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...