Jump to content

Papyekuşe


palyacho

Önerilen Mesajlar

o ğ l u m a

 

sen gittin ya; evim tertemiz

yaşadığım bile belli belirsiz

masa, banyo ve yatak arasındayım

ha bazen kahve yaparım bilirsin

belki biraz da yemek,

en azından tüyün çıkacak diye

endişesizim ya ne demek...

 

sen gittin ya; kokun da gitti

kapıdan girişteki şımarık hallerin

ve bahçemdeki bokun da gitti....

 

 

 

Sabahtan akşama kadar uğraşım

can yoldaşım, arkadaşım

koca oğlum, sarmaş dolaşım,

sen gittin ya; ben de gittim

şarkıdaki gibi;

gözlerime ağlamayı öğrettim...

 

: o (

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Matematik

 

Hayatın her bir köşesine işlemiştir matematik. Mesela şöyle örnek vereyim: ben yediğim her şeyi kafamda eşit parçalara bölerim, yanında ne yiyorsam artık ekmek, yoğurt gibi, yemekle aynı oranda parçalara böler, hesabımı yapar ve kusursuzca bitiririm yemeğimi. Yani her bir ölçü eşittir ve son kaşığımda hepsinden aynı ölçüde birer kaşık kalır…

 

En çok yediğim şey ise; konserve ton balığı ve şu diyet zımbırtısı tahta diye tabir ettiğim püskiviler. Şimdi o pisküvilerin içinde 10 tane var. Lokmaya bölersek 20. Demek ki; ton balığından tam 20 kaşık almalıyım ve kusursuzca öğünümü bitirmeliyim, bitirdim de zaten. Yoksa neden yazayım bu saçmalığı…

 

Ha bu arada yeri gelmişken, özellikle ton balığı konservelerini, kesinlikle muhafazalı bir şekilde çöpe atın. Zira bilmediğiniz bir yerde, aç bir hayvan onu yalayabilmek uğruna, burnunu kesip ölebiliyor. Aman dikkat !

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

s a k a t a t

 

bir iki şey yazayım istedim bu gece sana

illegal bir duman bulutunun altında

uykuyla uyanıklık arasında bir yerdeyim şuan

beynim kendini terastan çoktan attı

gözlerim dayanamadı gitti çadıra yattı

ve ellerimse 3 kuruşluk bir kalp uğruna beni sattı,

artık geriye ne kaldıysa benden

bir iki parça organ göndereyim istedim bu gece sana...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ç e k i l ö l ü m d e n

 

Sabahın oluşu bekleyişin büyüklüğündenmiş

ve gecenin kemik gibi işleyişi zamana

karnımdaki dayanılmaz acılara inat,

oluk oluk denize karışmak

ve alışmak kanın dehşetli rengine

sus olmak,

suspus olmak...

yani en can alıcı yerinde hikayenin

oturmak bir ağacın dibinde

ve gölgesi saçlarımda bir kızın

elleri ellerimde...

 

Seni seveli tam bir ömür geçmiş

bilememişim yıllardan kaç, saatlerden neymiş.

tenim daha soğumamış dur söyleyeyim son sözümü;

"Bu ne sikim bir dünya, bu ne sikim bir şeymiş..."

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

n e d e m e k

 

sıradan bir şehrin gökyüzü manzarasıydı yokluk

gecesi utangaç bir kadındı gözleri yaşlı…

 

ellerimde bir kaç yıldız biriktirmiştim sana

avuçlarımda sımsıkı çocuk telaşlı,

durup bir cinnetin ortasında öylece

ışıl ışıl kanatmıştım dirseklerimi,

ellerimde bir kaç yıldız getirmiştim

ve bir de ay olsun,

varsın benim gökyüzüm simsiyah

seninki canımdan pay olsun

aşk olsun..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

u n u t m a !

 

Bu dünyadan küsüp gitmek diye bir şey var

boğazına sıkışan onca kelimenin arasında

tek bir cümlede susup gitmek,

akıp giden zamanın alnı çatına

acılara sıkışan kıymetsiz bedenini

ucuz bir tavan arasına asıp

siktir olup gitmek diye bir şey var…

 

Unutma bunu !

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

e b e

 

 

kara adamlar çöküyor cılız bileklerime

yorganım canavar oluyor kan ter uykularıma

ve göğsüme biri oturuyor gecenin köründe

 

simsiyah bir çığlık upuzun önümde

yatağım bomboş yanımda

geceden sabaha ah anam gebe

sağımda cenin

solum bu boktan gecenin

ve saklanmayansa ebe…

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

nush ile tekdir

 

Dün kendi kendime hatta biraz da sağda solda çok şikayet ettim. Şu sanal alem çok çok daha iyi olabilirdi diye, insanlar birbirini bulabilirdi, dost olabilirdi, aynı görüşler birleşebilirdi, ihtiyacı olanlara yardım edilebilirdi, paylaşılabilirdi her şey diye. Ama insanlar neyi tercih ediyor; şımarık şımarık ağlamayı, kibirli egolu davranmayı, yalanlarla göz boyamayı tercih ediyor. Tamam siz her şeyi biliyorsunuz, en zeki sizsiniz, en bilgili sizsiniz, sizin deyiminizle en "cool" en "snop" yine sizsiniz değil mi? Arkadaş siz bunu çevrenize yutturursunuz ancak, buradan bakınca gerçekten oksijen israfından başka bir şey değilsiniz. Dünyadaki en yararsız canlıdan bile, daha faydasızsınız. Daha doğru dürüst konuştuğunuz ana dilinizle bile kendinizi ifade edemezken, bir de yarım aklınızla saçma sapan diller üretiyorsunuz. Siyaset yapıyor, sosyal mesaj veriyor, densiz densiz etrafa akıl veriyor, yani bilgi sahibi olmadan, her konuda fikir sahibi oluyorsunuz. Tabi tüm bu özgüven nereden geliyor biliyor musunuz, çünkü çevreniz de hep böyle insanlarla dolu. Aslında o çok kullandığınızı sandığınız aklınızın yerinde, yıllardır yararsız bir et parçası duruyor ama sizin bundan haberiniz bile yok...

 

Normalde bu tıynette bir adam değilim, asla insanları küçük görmem, görünüşlerine göre değerlendirmem, siyasi fikrine, mensup olduğu ırka/cinse ya da inandığı dine göre ayırıp hunharca yargılamam. Hatta şöyle söyleyeyim; hayatım tamamen "saygı" üzerine kuruludur. Hayatta her şeye karşı duyduğum ilk his "saygıdır". Ama artık öyle bir boyuta geldim ki; çoğunuza olan saygımı çoktan yitirdim. Sevgiden bahsetmiyorum hiç, çünkü saygının olmadığı yerde sevgi yeşermez. Sahip olmanız gereken ilk şey saygı olmalıdır, sevgi görecelidir çünkü ve size kalmıştır sevip-sevmemek. Lakin saygı taşımaya mecbur olduğunuz bir değerdir...

 

Son olarak şunu da belirtmek istiyorum ki; kalabalık sandığınız o dünyanızda, korkunç bir yalnızlık içerisindesiniz. Şuan yaşınızdan dolayı farkedemediğiniz bir yokluk büyütüyorsunuz içinizde. Gün gelecek bunu farkedeceksiniz, gün gelecek o yalancı yükseklikten yere çakılacaksınız, gün gelecek o pembe sandığınız dünyanızın tamamen bir aldatmaca olduğunu, aslında karanlıkta tek başınıza bir odada yaşadığınızı anlayacaksınız. Demem o ki; pencerelerinizi bilgiye ve insanlığa açın ki, bir parça içinize ışık girsin. O karanlık gün gelecek sizi boğacaktır, unutmayın!

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

b a z ı b a z ı

 

Bazıları konuşarak anlatıyor derdini, bazıları yazarak susuyor. Ben mesela; iyi konuşurum. Mesela konuşarak seni bir kaplumbağa olduğuna ikna edebilirim ya da gördüğün her şeyin bir yalan olduğuna ya da bir peri olduğuna, belki de bildiğin tüm masallardan kaçan işe yaramaz bir serseri olduğuna. Ben konuşurum, ben hep konuşurum, yazarken bile konuşurum, okurken bile sizi konuşurum. Seslendiririm sizi tek tek, susamam ben. Şuan da konuşuyorum, biraz daha konuşacağım sonra, bilmiyorum susmayı. Ben yazmayı bile konuşmak sanıyorum ama kimse bilmiyor okuduklarını duymayı…

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Geçenlerde çok sevdiğim bir misafirim vardı uzaktan gelen. Bana sararıp düşmüş bir çınar yaprağı getirmiş. Ben diyeyim sana küfür, sen de ki; ne güzel sonbahar füfür füfür...

 

Biraz geç de olsa bol bol sporla geçer oldu günlerim. Çırağım geldi ve bir saha yaptık karşıki çimenliğe. At gibi koşturuyorum, şuan da sporumu yapmış pencere önünde üşümekteyim. Olmuyor bu sonbaharlar, kışlar bana, gidip tropikal bir adaya yerleşmeliyim. : o )

 

Yakında bol bol görüşürüz, sizleri seviyorum...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İlk sararıp düşen çınar yaprağı... Güzel hediyeymiş... Demek kış değil, sonbahar geliyormuş... Şemsiyemi ve hüzünlü bakışlarımı takınmalıyım hemen. Bu arada kış eh, biraz da... Sonbahar iyidir. En iyisi ilkbahar olsa da, sonbahardaki o kasvetli hava bana iyi gelir hep. Hem havadan nem kapmazsak nasıl geçer günler hep aynı düzlemde zor olmaz mı? Biz de seni seviyoruz, çok bekletme.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kışın bu kaçınılmaz eşiğinde, son günlerde beni en çok mutlu eden olaylardan biri de; bu muhteşem şarkıyı bulmam oldu. İçimden hiç yazmak gelmiyor, zaten hep aynı şeyler. Dil döndüğünce işte, gerek yok öyle kenarlara süslü püslüce. Madem ki dil dönüyor; bir kez daha katlanacağız. Dil dönmese dünya duracak çünkü...

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İlk sararıp düşen çınar yaprağı... Güzel hediyeymiş... Demek kış değil, sonbahar geliyormuş... Şemsiyemi ve hüzünlü bakışlarımı takınmalıyım hemen. Bu arada kış eh, biraz da... Sonbahar iyidir. En iyisi ilkbahar olsa da, sonbahardaki o kasvetli hava bana iyi gelir hep. Hem havadan nem kapmazsak nasıl geçer günler hep aynı düzlemde zor olmaz mı? Biz de seni seviyoruz, çok bekletme.

 

Gitmene üzüldüm AurorA. Görüyorsan yazdığımı ve bir gün dönersen; sen de bizi bekletme olur mu? Sevgilerimle...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

x = y + 1

 

 

bir lahmacuna tav olurdum

bir avuç acura kav oldum.

anan ne güzel doğurmuş seni

patlamaya hazır lav oldum…

 

 

Biraz yakından göreyim, yanıma oturabilirsin. Bak ne güzel kafiye yaptım, afiyetle yersin. Yoksa üzerindeki solgunluk zafiyet mi dersin? Sen hep kelimeleri sevdin, bense cümlelere tersim…

 

 

yaşlardan bilmem kaç, gündüz değil gecem olsun

üstümden ışık saç, yıldızlı bir hecem olsun

koy kelimeleri yan yana, cümleler alt alta

içinden birini seç, arsız bir bilmecem olsun…

 

ben bunları hep bana yazdım. Ben genelde bana yazarım, arada sana da yazarım istersen…

palyacho tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Eskiden duvarda yamuk bir tablo gördüğümde; mutlaka düzeltirdim onu. Nerede olursam olayım yapardım bunu. Aradan yıllar geçti, şuan karşımdaki duvarda onlarca tablo var ve bir tanesi fazlasıyla yamuk. Her gece karşısına oturup, kafamı onun kadar yamultarak bakıyorum ona. Aslında diğer tabloların hepsi yamukmuş, bunu bana zaman öğretti...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...