Jump to content

Hallac-ı Mansur 'un Tavasin'ine farklı bir bakış


AnDMe

Önerilen Mesajlar

Tavasin Üzerine

 

Aşağıda Hallac-ı Mansur’un Tavasin adlı kitabından alıntılar mevcuttur.(Sitede bununla ilgili birkaç konu açılmış olmasına rağmen tam olarak asıl konuya değinilmemiş olduğunu gördüm. Bu yüzden de bu konuyu tekrar açma gereği duydum. Tüm kitabın özü bana göre aşağıdadır. Kitaptaki semboller de gerçekten ayrı bir yer tutar.)

 

İblis'in bu adı, onun Aşağıda Hallac-ı Mansur’un Tavasin adlı kitabından alıntılar mevcuttur.(Sitede bununla ilgili birkaç konu açılmış olmasına rağmen tam olarak asıl konuya değinilmemiş olduğunu gördüm. Bu yüzden de bu konuyu tekrar açma gereği duydum. Tüm kitabın özü bana göre aşağıdadır. Kitaptaki semboller de gerçekten ayrı bir yer tutar.)

 

İblis'in bu adı, onun ilk adı olan Azazil'den gelir: ‘Ayn’, onun çabalarının büyüklüğünü simgeler; ‘ze', ziyaretlerinin gittikçe artmasını simgeler; ‘elif’, aldığı yolu, ikinci ‘ze’ ise onun ulaştığı yücelikteki yalnızlığı­ nı simgeler; ‘ye’, sonsuz acıya doğru yürüyüşünü ve lam, acı çekmekte direnişini simgeler.

 

Tanrı, Şeytan’a sordu: «Secde etmiyor musun, ey alçak!» O da, şunu söyledi: «Daha doğrusu, aşık demeliydin. Aşıklar hor görülür; bu yüzden, beni alçak, aşa­ğılık diye adlandırıyorsun. Bana olacakları, Anlaşılır kitap'ta okudum ben, ey Her Şeye Gücü Yeten, Sonrasız Olan! Öyleyse nasıl alçaltabilirdim kendimi Adem'in önünde; madem ki onu topraktan beni ateşten yarattın? Bu iki karşıt varlık, anlaşamazlar. Ben, sana daha uzun süre hizmet ettim; benim erdemim, onunkinden daha yüksek; bilgim daha geniş; eylemlerim daha yetkin.»

 

Yüce Tanrı, ona dedi ki: «Seçim benimdir, senin değil.» O da, şöyle dedi: «Tüm seçimler gibi, benim seçimim de senindir; çünkü sen, beni seçmiş bulunuyorsun, ey Yaratan. Onun önünde secde etmemi sen engelledin. Sözlerimde yanlışlık olsa, benim böyle konuşmama izin vermezdin; çünkü sen, Her şeyi duyansın. Onun önünde secde etmemi istemiş olsaydın, buna boyun eğerdim. Seni benden daha iyi tanıyan bir kimse bilmiyorum, bilgelerin içinde.»

 

Beni kınama; eleştirmek diye bir amacım yok benim; öyleyse ödüllendir beni, Efendim, çünkü ben tek başımayım.

 

Eğer senin söz verdiğin, Doğru ise, benim çağrım bundan dolayı güçlüdür.

 

Bu durumu yazmak isteyen kişi! Oku onu; anla benim bir şehit olduğumu!

 

Ey kardeşim! O, ilk arılığından uzaklaştırıldığı için Azazil diye adlandırıldı. Kaynağından, Son'una dönmedi; çünkü son'undan çıkmadı; bırakıldı, kayna­ ğından dolayı cezalandırıldı.

 

*(Şeytan’ın burada insandan yaradılış olarak önceliğini görüyoruz. Ve kendince bu önceliğin üstünlüğünü kullanmak istiyor. – Ardıllık Yasası’nın çıkış sebebi - Yaradan’ı en iyi kendisinin anladığını ve en yakın olarak da kendisini görüyor.)

 

Tanrı'nın, iradesini uygulayışının gösterimidir bu. Birinci daire, Tanrı'nın yargısıdır (meşie); ikinci daire onun yüce aklıdır; üçüncüsü gücüdür; dördüncüsü ise onun Sonsuz Zaman Öncesizliği bilgisidir.

 

İblis dedi ki: «Eğer birinci daireye girersem İkincinin sınavını vermem gerekecek; İkinciye geçersem üçüncünün sınavını vermeliyim; üçüncüye geçersem dördüncünün sınavı çıkacak önüme.

 

«Öyleyse... hayır, hayır, hayır, yine hayır! Birinci dairede kalacak olursam, lânetleneceğim, istemezsem İkincisini; üçüncüyü istemezsem geri döndürüleceğim; öyleyse benim için ne farkı olacak dördüncünün?

 

«Secde etmenin benim için bir kurtuluş olacağını bilseydim secde ederdim. Ama o daireden sonra başka dairelerin olduğunu biliyordum. Şöyle akıl yürüttüm: 'bu daireden çıkmayı başarırsam, ikinci daireden, üçüncüden ve dördüncüden nasıl çıkacağım?'»

 

*(Burada ise çok önemli bir konu var Şeytan tekamülü reddediyor. Bu çok önemli, çünkü tekamülü reddedebilen başka bir varlık bu alemde yok. Daire diye bahsettiği ise bilinç alanlarıdır. Birinci daire başlangıcı yani ilk yaratımı sembolize eder. İkinci daire yaratım başladıktan sonraki evre. Üçüncü daire iradesi yani sistem ve nizamı. Dördüncü daire ise An ı simgeler. Bunu bir tasavvufi deyişle de 4 kapı 40 makamla da açıklayabiliriz. Şeriat – Tarikat – Marifet – Hakikat.)

 

Şeytan özünde en büyük görevlilerden biridir. Onun da görevi bu alemde negatif alan a hizmettir. Zaten bu göreve de ilk başta genetik manipülasyon ile başlamıştır. (bkz. habil kabil olayı )ilk adı olan Azazil'den gelir: ‘Ayn’, onun çabalarının büyüklüğünü simgeler; ‘ze', ziyaretlerinin gittikçe artmasını simgeler; ‘elif’, aldığı yolu, ikinci ‘ze’ ise onun ulaştığı yücelikteki yalnızlığı­ nı simgeler; ‘ye’, sonsuz acıya doğru yürüyüşünü ve lam, acı çekmekte direnişini simgeler.

 

Tanrı, Şeytan’a sordu: «Secde etmiyor musun, ey alçak!» O da, şunu söyledi: «Daha doğrusu, aşık demeliydin. Aşıklar hor görülür; bu yüzden, beni alçak, aşa­ğılık diye adlandırıyorsun. Bana olacakları, Anlaşılır kitap'ta okudum ben, ey Her Şeye Gücü Yeten, Sonrasız Olan! Öyleyse nasıl alçaltabilirdim kendimi Adem'in önünde; madem ki onu topraktan beni ateşten yarattın? Bu iki karşıt varlık, anlaşamazlar. Ben, sana daha uzun süre hizmet ettim; benim erdemim, onunkinden daha yüksek; bilgim daha geniş; eylemlerim daha yetkin.»

 

Yüce Tanrı, ona dedi ki: «Seçim benimdir, senin değil.» O da, şöyle dedi: «Tüm seçimler gibi, benim seçimim de senindir; çünkü sen, beni seçmiş bulunuyorsun, ey Yaratan. Onun önünde secde etmemi sen engelledin. Sözlerimde yanlışlık olsa, benim böyle konuşmama izin vermezdin; çünkü sen, Her şeyi duyansın. Onun önünde secde etmemi istemiş olsaydın, buna boyun eğerdim. Seni benden daha iyi tanıyan bir kimse bilmiyorum, bilgelerin içinde.»

 

Beni kınama; eleştirmek diye bir amacım yok benim; öyleyse ödüllendir beni, Efendim, çünkü ben tek başımayım.

 

Eğer senin söz verdiğin, Doğru ise, benim çağrım bundan dolayı güçlüdür.

 

Bu durumu yazmak isteyen kişi! Oku onu; anla benim bir şehit olduğumu!

 

Ey kardeşim! O, ilk arılığından uzaklaştırıldığı için Azazil diye adlandırıldı. Kaynağından, Son'una dönmedi; çünkü son'undan çıkmadı; bırakıldı, kayna­ ğından dolayı cezalandırıldı.

 

*(Şeytan’ın burada insandan yaradılış olarak önceliğini görüyoruz. Ve kendince bu önceliğin üstünlüğünü kullanmak istiyor. – Ardıllık Yasası’nın çıkış sebebi - Yaradan’ı en iyi kendisinin anladığını ve en yakın olarak da kendisini görüyor.)

 

Tanrı'nın, iradesini uygulayışının gösterimidir bu. Birinci daire, Tanrı'nın yargısıdır (meşie); ikinci daire onun yüce aklıdır; üçüncüsü gücüdür; dördüncüsü ise onun Sonsuz Zaman Öncesizliği bilgisidir.

 

İblis dedi ki: «Eğer birinci daireye girersem İkincinin sınavını vermem gerekecek; İkinciye geçersem üçüncünün sınavını vermeliyim; üçüncüye geçersem dördüncünün sınavı çıkacak önüme.

 

«Öyleyse... hayır, hayır, hayır, yine hayır! Birinci dairede kalacak olursam, lânetleneceğim, istemezsem İkincisini; üçüncüyü istemezsem geri döndürüleceğim; öyleyse benim için ne farkı olacak dördüncünün?

 

«Secde etmenin benim için bir kurtuluş olacağını bilseydim secde ederdim. Ama o daireden sonra başka dairelerin olduğunu biliyordum. Şöyle akıl yürüttüm: 'bu daireden çıkmayı başarırsam, ikinci daireden, üçüncüden ve dördüncüden nasıl çıkacağım?'»

 

*(Burada ise çok önemli bir konu var Şeytan tekamülü reddediyor. Bu çok önemli, çünkü tekamülü reddedebilen başka bir varlık bu alemde yok. Daire diye bahsettiği ise bilinç alanlarıdır. Birinci daire başlangıcı yani ilk yaratımı sembolize eder. İkinci daire yaratım başladıktan sonraki evre. Üçüncü daire iradesi yani sistem ve nizamı. Dördüncü daire ise An ı simgeler. Bunu bir tasavvufi deyişle de 4 kapı 40 makamla da açıklayabiliriz. Şeriat – Tarikat – Marifet – Hakikat.)

 

*Şeytan özünde en büyük görevlilerden biridir. Onun da görevi bu alemde negatif alan a hizmettir. Zaten bu göreve de ilk başta genetik manipülasyon ile başlamıştır. (bkz. habil kabil olayı )

 

Not: * Sembolü geçen bölümler kendi görüşlerimdir. Diğer cümleler kitaptan alıntıdır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Şemsi Tebrizi'nın şeytan için "aşk hariç insanda bulunan her vasfa sahiptir." dediği bir sözü var.

Yunus Emre'nin dediği gibi "Yaradılanı severim, Yaradan'dan ötürü" sözü şeytan gibi Allah'a öncelerinde çok iyi ibadet etmiş biri için geçerli değil. Hallac-ı Mansur'un Allah'ın ruhumuza üflemesinden dolayı "Enel Hak" sözü de bunu işaret ediyor bence, kaldı ki kendisi bu sözüyle ; kendisine hapis günlerine sokan şeytanı övdüğü gerekçesini reddediyor. Ve aslında şeytana bir ayar veriyor bence, çünkü Allah insanın ruhuna üflemiştir, şeytanın değil.

Tabii ki Hallac-ı Mansur ve dinin şu yoldaki felsefesi muazzam derecede yoruma açık konular ben görüşlerimi belirrtim. :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Evet her zamanki gibi şeytanın yüceliğini Hallac-ı Mansur yorumlamış, Madem Tanrı her şeyi biliyor , "secde etmiyor musun alçak" demesinin ne kadar saçma olduğunu (çünkü retorik sormuyor, retorik olarak secde etmiyormusun dese bile tanrı, tanrı olduğu için alay etmez/Normal olarak soruda soramaz çünkü zaten her şeyi biliyor), tanrının soru sormasının ve her şeyi bilmesinin getirdiği mantıksal sorunları belirtmiştir Hallac-ı Mansur. Bide şeytanın kendi seçiminin tanrı tarafından izin verildiği için yanlış olamayacağınıda belirttiği için 666/666 tadında harika bir eser vermiştir

Yüce Tanrı, ona dedi ki: «Seçim benimdir, senin değil.» O da, şöyle dedi: «Tüm seçimler gibi, benim seçimim de senindir; çünkü sen, beni seçmiş bulunuyorsun, ey Yaratan. Onun önünde secde etmemi sen engelledin. Sözlerimde yanlışlık olsa, benim böyle konuşmama izin vermezdin; çünkü sen, Her şeyi duyansın.

Hail SATAN!

Hail SATAN!

Hail SATAN!

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Burada şeytanın yüceliğinden değil görevli bir varlık olduğundan bahsediliyor. Yoksa her varlık yücedir. Ama maalesef şeytan ve uzantısı burada ikiliği çıkarmış ve sistemi bir karma döngüsüne sokmuştur. O yüzden insanlık milyonlarca yıldır aynı döngülerde debelenmektedir. Tabii ki de tüm bunlar burada dünya planı içerisinde önceden yazılmış ve bitmiş bir senaryodur.Bize de en iyi şekilde oynamak kalır .

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu Hallac-ı Mansur'un güzel yorumu ayrıyeten İslam'ı eski dinlerden ayıran müthiş bir felsefe belirtisidir bence. Çünkü eski dinlerdeki gibi iyi ve kötünün savaşı, tanrıların savaşı değil; tam eksine tek bir Tanrı'nın oluşturduğu düzen doğrultusunda herkesin rolünü oynamasıdır. Rehber olarak elbette Kur'an alırız, lakin yukarı kattaki terazide Allah'ın terazisi şaşmayacaktır. Günümüzün en büyük problemi de budur bence, özellikle İslam için. Zamanla din değil gelenek haline gelmiş, ve Hallac-ı Mansur gibi üstün düşünürler de bu geleneklerin getirdiği şeylerden ötürü zulme uğramıştır. Her şeyin doğrusunu Yaradan bilir. Üstteki yorumlarımda da belirttiğimin devamı olarak, şuan için Şeytan'ı hala kendisi için umutlu olarak görebiliriz. Çünkü Hallac-ı Mansur'un felsefesine göre Şeytan halen doğruyu yaptığına ve bu olayların onun için imtihan olduğuna inanıyor, bütün her şey bittiğinde vazifesini yerine getirip Yaradan'ıyla kavuşacağını düşünüyor bile olabilir.

Tabii ki Kur'an da "secde" kelimesi bir çok anlamda kullanılıyor, Hallac-ı Mansur'un benim açımdan hatalarından birisi de secdeyi tek anlamda değerlendirmesi. Ama gerçek şu ki, Near N arkadaşın inancına dil uzatmamakla birlikte, Kur'an da geçtiği üzere Şeytan biz insanların düşmanıdır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

2 lik yani ayrımlar bu boyutta ve 4. boyutta var ama daha yukarılara gidildikçe ayrım ortadan kalkar .Birlik boyutu vardır . Bu alana geçiş yapan bilinçler için iyi de yoktur kötü de düşman da ...Bunlar bilincin alt kademelerde yanılsamasıdır.

tanrı ve Şeytan 4.boyutu aşmışsa onlara dinlerdeki gibi iyi ve kötü olarak tasvir edemeyiz değil mi? Yani bu durumda dinlerdeki iyi kalpli tanrı anlayışı ve düşman şeytan anlayışı doğru değil demek mi?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

tanrı ve Şeytan 4.boyutu aşmışsa onlara dinlerdeki gibi iyi ve kötü olarak tasvir edemeyiz değil mi? Yani bu durumda dinlerdeki iyi kalpli tanrı anlayışı ve düşman şeytan anlayışı doğru değil demek mi?

 

Tanrı denilen yani kadir-i mutlak'ın zaten her hangi bir boyut aşması yada tekamüle girmesi sözkonusu değil çünki sistem onun üzerine kurulu . Burada asıl önem vermek istediğim şeytanın negatif bir varlık değil aksine negatif tekamül ile görevlendirilmiş bir misyonu yerine getirmeye çalışan bilinç olduğunu anlatmaya çalışıyorum.Onun bir amacı var ve bu yolda insanlığın tümünün yolunu saptırarak başladı ve onun uzantıları devam ediyor. Burada tüm sistem bir program üzerine ,resmin bütünü mutlak bilgiyi verir bize.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Şu An Ne Dinliyorsun? Yorum Yap, Bir Dizesini Yaz, Paylaş!

      nightwish the pharoah saıls to orıon cok saglamdır tavsıye ederım

      , Yer: Diğer Müzik Türleri

    • Halk Korkusu Bağlamında Türk Korku Sineması Üzerine Bir İinceleme

      KORKUDAN HALK KORKUSUNA Korku, diğer hislerde olduğu gibi belirli bir tek tanıma sahip değildir. Korku üzerine birçok araştırmacı farklı bakış açıları ile tanımlama yapmışlardır. Türk Dil Kurumu, çevrimiçi Güncel Türkçe sözlüğünde korku terimini; “Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü” olarak tanımlamaktadır . Korku bilinmez olanın merak edilmesi ile başlamaktadır. Aslında bilinmeyene karşı korku durumu ötekinden gelebilecek zarar düşüncesinden de kaynaklanm

      , Yer: Sinema

    • Eril Tahakkümün Bir Aracı Olarak Sinemada Tecavüz

      ‘Vesikalı Yarim’ i izlemiş miydiniz? İzlemişseniz eğer unutmamışsınızdır bu neredeyse tüm aşklar gibi kırık biten hikayeyi ve güzeller güzeli Türkan Şoray’ın vesikalı halini.  Filmin başlangıcında İstanbul’un kenar mahallelerinden bir manav, bir gece erkek arkadaşlarıyla alem yapmaya Beyoğlu’nda bir pavyona gider. Film de açıkça söylenmez ama sezdirilir; gecenin sonuna doğru masadaki üç erkek belli ki geneleve doğru yola çıkar. Kahramanımız Halil’in karşısına da konsomatris Sabiha çıkar. Pavyond

      , Yer: Sinema

    • Bir terapi yöntemi : Affetmek

      BİR TERAPİ YÖNTEMİ : AFFETMEK alinti:psikospritüel.com       Antalya Ruhbilim Okulu 3 yıldır " Birey ve toplum sağlığında affetmenin koruyucu ve geliştirici etkisini vurgulamak amacıyla ve affetme kapasitesini arttırmak için bir şampiyonluk "düzenliyor. İlki 2003 Antalya Dolphinland'de , ikincisi 2004 İstanbul Naturel Beden,Zihin, Ruh Festival'inde yapıldı. Biz affetmeyi hep karşı tarafı affetmek diye düşünürüz. Bense daha çok kendimizi bir durumdan affetmek, bağışlamak üzerinde durmak istiyo

      , Yer: Evrensel Enerjiler ve Farkındalık

    • Yeni bir aşk büyüsü daha

      İlk önce bir kağıt veya deri üzerine sevdiğinizin adı soyadını yazıyorsunuz siyah mürekkeple (anne ismi veya baba ismi varsa daha iyi olabilir) Kırmızı bir mum yakıyorsunuz Sevdiğinizi imgeleyip muma odaklanıyorsunuz inandığınız tanrı varsa ondan yardım diliyorsunuz örnek olarak Ay tanrı ve tanrıçaları affınıza sığınarak sizden yardım istiyorum --- kızı --- --- beni sevsin bana aşkla dolsun diyip bir kaç kez tekrarlıyorsunuz inanarak hissederek. sevdiğinizin ismini yazdığınız kağıdı yakıyo

      , Yer: Witchcraft

×
×
  • Yeni Oluştur...