Jump to content

ArpiA

Önerilen Mesajlar

  1. Marksizm nedir? (Karl Marx + Super Mario Bros.)
    Bir dünya düşünün... Parasız bir dünya, sınıf bölünmeleri olmadan,ve herkesin yeteneklerine göre üretip,ihtiyaçlarına göre aldığı bir yer.
    Kulağa iyi gelmiyor mu? Hayır mı?
    Alman filozof ve şair Karl Marx'a göre bir komünist ütopya sadece olası değil kaçınılmazdı da. Ya da Marx'ın söylediği gibi "Tarihin Gidişatı" yine de soyut "Dünya Ruhu" vasıtasıyla tarihin gelişimini ileri süren Hegel tarafından, derin bir şekilde etkilenmişti.
     
    Marx bunun, dünyayı ileri iten fikirlerle çelişmediğine inanıyordu. Ancak bundan çok, materyal varlıklarımıza karşın ilişkimizin dışına çıkmanın dünyanın sonunu getireceğini söylüyordu özellikle çalışma şartlarımızda Marx, bunu tarihin "Diyalektik Materyalist" işleyişi olarak adlandırır.
     
    Başlangıçta, insanlık sadece türümüzün en temel davranışları için endişeliydi. Kişisel yaşamın devamlılığı için üretmek. Fakat nüfus çoğaldığında, herkesin ihtiyacını gidermek için "Ekonomik Sistemler" kurulmuştu ve ekonomilerle birlikte, birinin artık kendi anlık ihtiyaçları için üretmemesi, bir bireyin ürettiği ürün ile ilişkisini değiştirir. Başkaları için üretirler.
     
    Endüstri Devrimine, yani insanoğlunun mekanizmaları, ihtiyaçlarını karşılamak için eşi görülmemiş bir uğraş ile yarattığı yere, bu mekanizmalar ya da "Kapital" servetin muazzam bir şekilde toplandığı bireyler tarafından sahiplenilmişti. Ve bu makineleri kontrol eden yorulmuş bir işçi için, öne geçmek diye bir şey yoktu.
    Bir kapitalistin tam bir kar etmesi için sırayla işçilere ancak hayatta kalmalarına yetecek miktardan biraz fazla para ödemesi gerekiyordu. Marx'a göre, kapitalizmin bu ekonomik sistemi sömürü ve "yabancılaşma" dediği şey sayesindeki yaygın mutsuzluk üzerine kuruluydu. Başlangıç için, kendi emeğimin meyvelerinden yabancılaştım. Eğer bir şalgam üretirsem, başkasına satılacaktır ve karşılığında bana bir ödenme yapılacak ve ürettiğim şey kadar bir mal(ürün) haline geleceğim. Böylece, kendi işimden uzaklaşacağım.
     
    "ŞAHSIMI" kendi emeğimde göremeyeceğim kapitalizm, ayrıca bizi birbirimizden de yabancılaştırıyor. İşçilerin daha verimli üretmesi için, kapitalistler onlara, işleri için devamlı rekabet içinde olduğunu söylerler. Dolayısıyla, dostlarımız, bir müttefik olmaktan çok bir düşmana dönüşür. Üstelik,kapitalizm bizi kendi doğamızdan yabancılaştırıyor. Üretmek türümüz için büyük bir tatmin kaynağı. Ancak biz, kişisel bir değeri olmayan şeyleri üretmeye zorlandığımız için, hayatlarımız birer yük haline geliyor.
     
    Zaman ilerledikçe, ve endüstriyel güçler, seçilmiş bir elit arasında yükselerek toplandıkça işçi sınıfı ve kapitalistlerin arasındaki uçurum daha da geniş olacak
    Marx'a göre bu uçurum sonunda işçiler tarafından çok telaffuz edilecek ve onların derin hüsranı, yükselecek ve az ve yargılayıcı olanların baskısını yeni bir toplumda devirecekler. Bir toplum, içinde hiç özel mülkiyet olmayan ve sınıf bölünmeleri olmadan, insanların emeğinin ortak mal olarak tutulduğu ve bütün işlerin onların kabiliyetlerine göre olduğu ve işte dostlarım, bu Komünizm!
     
    Bugün bile, Marxism dünyadaki en güçlü ideolojilerdendir. ve Marxist ütopyadaki bazı söylemler hala çok uzak olmayan bir gelecekte yatıyor.

    Çeviri: Gökay Dizdar
     
     
     
  2. BİLİM = GERÇEK mi? (Nietzsche + Mega Man)
    Bilim — belki de insanın, dünyanın nasıl işlediğini anlamasındaki en önemli araç. Fakat bilim bizi hakikate götürür mü?
     
    Alman filozof Friedrich Nietzsche doyumsuz bir bilim hayranıydı. Fakat yine de Nietzsche, bilimin bile kendi sınırları olduğunu fark etti. Bilim dünyayı "açıklayabildiğini" söylüyor, fakat Nietzsche'ye göre bilim dünyayı sadece "tanımlayabilir".
     
    Örneğin, bilim ateşin neden yandığını açıklamaya çalışabilir: Oksijenle yanıcı bir maddenin ekzotermik bir karışımıdır diyerek. Şüphesiz bu ateşin "NASIL" yandığını anlatır, fakat "NEDEN" yandığını tam olarak açıklamıyor. Peki, ateş neden bu yolla meydana geliyor? Bilim dünyayı daha detaylı tanımlamamızı sağlasa da, bunların arkasındaki amaçlar hakkında hala hiçbir fikrimiz yok.
     
    Meşhur "Tanrı öldü." sözünü söyleyen filozofun, bilimi din lehine eleştirmediği açıktır. Fakat şu ikilemi fark etmiştir: Din anlam arayışını cevaplamaya çalışır ama bilimin başarıları bu tür inançların üzerine şüphe düşürürdü. Bilim bu manevi boşluğu doldurmaya çalışabilir fakat başaramaz çünkü Nietzsche'nin dediği gibi: "Bilimin... nihai gayeler için uygun izahı yoktur."
     
    Nietzsche'ye göre sorun, çoğu insanın bu sınırı fark edememesi ve bunun yerine bilime yeni bir din gibi tapınması — tanrısız bir nesil için objektif bir değer. Sadece televizyonu açın ve bilimin bile nasıl hristiyanlaştırıldığını görün.
     

    "Ve bu bilimsel bir gerçek."

    "Çünkü İncil böyle diyor."

    "Bilim tarafından kanıtlandı."

    "Tanrının isteği bu"


     
    Nietzsche bizi bir adım daha ileri gitme konusunda yüreklendirmiştir — bizi sadece dini eleştirmeye değil, bilginin kendisini de eleştirel düşünmeye davet ediyor. Bilgiye, bilginin iyiliği için tapınmak; korkunç sonuçlara sebep olabilir. Nietzsche'nin dediği gibi: "İnsanoğlu bilginin hizmetkarı olmamalı. Bilgi insanoğlunun hizmetkarı olmalı."
     
    Çeviri: Hüseyin Alkan

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...