Jump to content

Zen ve Düşüncesizlik


Heretik

Önerilen Mesajlar

Zen, her ne kadar tanımlanması kelimelerle tanımlanması pek mümkün olmasa da çok kabaca Budizm'in bir kolu olarak tanımlanabilecek bir düşünce - esasında düşüncesizlik- sistemidir. Hindistan'dan Çin'e ve ardından son olarak Japonya'ya yayılışını yaklaşık 12.yüzyılda tamamlamıştır.

 

Zen'i kelimelerle tarif etmek onun doğası gereği mümkün değildir. Çünkü Zen düşüncelerle anlaşılamaz, kelimeler, konseptler ve tanımalamalar onun olsa olsa çarpıtılmasına sebep olur. Zihnin dar kalıplarından arınılan, düşüncenin ve idealizmin zehirinden kurtuluşa varıldığı, varlığın sessiz hiçlik halidir. Zihinlerin mutlak konforu, rahatlığıdır.

 

Zen'i anlamaya yaklaşmak için Koan adı verilen meşhur kısa yaşanmış hikayelerden birkaç örnek verilebilir.

 

1.

 

Bir üniversite profesörü bir zen üstadını ziyarete gider ve ondan zen öğrenmek istediğini söyler. Bu arada kendinin zen hakkında yaptığı araştırmaları ve bildiklerini bir bir sıralamaya başlar. Zen ustası bir şey demeden çay koymaya başlar. Profesörün önündeki fincan dolup taştığı halde üstad hala çay koymaya devam etmektedir. Sonunda profesör dayanamaz.

 

"Fincan doldu doldu !" der. Üstad da cevap verir,

 

"Sen de bu fincan gibisin. Önce fincanını boşaltmadan sana zeni nasıl gösterebilirim ?"

 

 

2.

 

Öğrenci ustasına sorar:

 

"Ego nedir?"

 

Usta yüzünü buruşturarak öğrenciye dönüp:

 

"Bu ne kadar aptalca bir soru. Bunu yalnızca bir aptal sorabilir." der.

 

Öğrencinin öfkeden yüzü kıpkırmızı kesilir. Usta gülümser ve şöyle der:

 

"İşte ego budur."

 

 

3.

 

Yağmurlu bir günde bir Budist rahip ve bir Zen keşişi yürürlerken güzel bir kadının çamura saplandığını ve mahsur kaldığını görmüşler. Kadın hareket edemiyor ve karşıya geçemiyormuş. Budist rahip oralı bile olmadan geçip gitmiş çünkü öğretileri gereği kadınlara yaklaşması yasakmış. Zen keşişi ise kadını kucaklayıp karşıya geçirmiş. Kadını indirip yollarına devam etmişler. Bu durum Budiste dert olmuş ve dayanamayıp Zen keşişine sormuş:

 

"Bize yasak olduğu halde bir kadına nasıl dokundun ve onu taşıdın ?"

 

Zen keşişi demiş ki: "Ben onu bıraktım, sen hala taşıyor musun ?"

 

 

4.

 

Bir gün öğrencisi Zen üstadının yanına gitmiş ve demiş ki:

 

"Üstadım çok çalışıp aydınlanmak istiyorum, bunun için ne yapmalıyım?"

 

Üstad cevap vermiş, "Yemeğini yedin mi?"

 

"Evet" demiş öğrenci.

 

"O zaman şimdi git tabağını temizle ve bulaşıkları yıka."

 

Son verdiğim Koan'ı bilerek sona sakladım, ki anlaşıldığı üzere dördüncü Koan aslında Zen'in özüne en iyi vurgu yapan hikayelerden biridir. Dikkat edilirse aslında hiçbir hikayede büyük bir özdeyiş veya mesaj yoktur. Büyük, şaşalı laflar veya karmaşık kavramsal çalışmalarla uğraşılmaz. Durumlar, verilen tepkiler ve davranışlar şaşılacak kadar basit, içten ve hatta esprilidir.

 

Koanlardaki bir başka dikkat çekilen öğe, tabi ki Uzak Doğu felsefesinin temelini oluşturan düşüncesizlik durumudur. Zihinden kurtulma ve lineer düşünce yapısının, dolayısıyla rasyonellik vurgusunun zincirlerinden kurtulmayı ima eder. İma eder diyorum özellikle çünkü hiçbir Üstad direk olarak öğrencisine "Düşünme!" gibi bir emir kipi kullanmaz, onun yerine "Sen hala taşıyor musun ?" der veya "Git şimdi bulaşıkları yıka." der.

 

Koanlardaki bu sonuca giden dolaylı ve görünüşteki alakasız ve hatta saçma görünen yol, esasında Zen'in tam da anlatmak istediği şey olan zihnin kıskaçlarına yakalanmanın sonucu içine düşülen tuzaktır. Analitik düşünmenin nihai açmazı, günlük sıradan olaylarda o kadar çarpıcı ve şaka yollu gösterilir ki, böylesi bir basitlik karşısında okuyucu/olayı yaşayan kişi adeta ani bir "aydınlanma" yaşar.

 

Esasında Zen öğretisindeki bir başka önemli öğe de pek çok Koan'da görülen "ani aydınlanma" durumudur. Bu da sıradan bir davranıştaki mutlak özü fark edip (dikkat edin düşünmek değil, fark etmek) o an artık başka hiçbir şeye ihtiyaç duymamak ve her şeyi tarifsiz bir sadelikle kavramaktan geçer. Burada verdiğim örneklerde olmasa da Zen'le ilgili pek çok başka Koan vardır ve bu ani aydınlanma durumuna da dikkat çekecek sıklıkta rastlanır.

 

Zen ve Koanlar hakkında daha pek çok şey yazılabilir ama tekrar, doğası gereği Zen okuyup anlamaktan çok varoluşa dair basit örneklerle fark etmeye dayanan bir öğretidir. Tavsiyem, Zen'i merak edenlerin başka Koanları da bulup belli bir yere kadar okuması ve ondan sonra sadece "fark etmesi"dir. Bunu yapabilenler artık hiçbir öğretiye, felsefeye, doktrine ve hatta aydınlanma için tütsülü mantralı çabalara gerek kalmayacağını fark edecektir.

 

- Heretik

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Uzak doğuda saygı duyduğum nadir öğretilerden biridir. Burada tam olarak kendi bir hedef veya hedefsizlik yoktur, "Düşünme!" emri tam olarak Zen'i tanımlamaz. Maddi düşüncenin ötesinde, "boşluğun" içerisinde gizlenmiş olan muhteşem "şeye" erişmek Zeni tanımlar.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Uzak doğuda saygı duyduğum nadir öğretilerden biridir. Burada tam olarak kendi bir hedef veya hedefsizlik yoktur, "Düşünme!" emri tam olarak Zen'i tanımlamaz. Maddi düşüncenin ötesinde, "boşluğun" içerisinde gizlenmiş olan muhteşem "şeye" erişmek Zeni tanımlar.

 

Kesinlikle tanımlamaz. Esasında dediğin gibi ne bir emir ne de emirsizlik. Ne hedef ne de hedefsizlik. Öyle bir ikilik vardır ki ne biri ne de diğeridir. Fakat o "şey"e de analitik düşünceyle erişilmez. Benim zenden anladığım bu şekilde.

 

edit: O tanımlamaz kelimesini Düşünme kısmına dedim, son cümleye değil, şimdi tekrar okuyunca öyle anlaşılabilir diye düzelteyim dedim.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kesinlikle tanımlamaz. Esasında dediğin gibi ne bir emir ne de emirsizlik. Ne hedef ne de hedefsizlik. Öyle bir ikilik vardır ki ne biri ne de diğeridir. Fakat o "şey"e de analitik düşünceyle erişilmez. Benim zenden anladığım bu şekilde.

 

edit: O tanımlamaz kelimesini Düşünme kısmına dedim, son cümleye değil, şimdi tekrar okuyunca öyle anlaşılabilir diye düzelteyim dedim.

 

Aslında bana katıldığın için "Kesinlikle tanımlamaz" dediğini anlamıştım. Hatta biraz daha durup neden o şeyi kastettiğini anlamadım da biçimsel olarak inceleyince hangi sıkıntının çıktığını fark ettim. :D

 

Zen insanın kendisini inzivaya hapsedip düşünceyi reddetmesi anlamına gelmez, kişinin o anda hiçbir şeye odaklanmayarak sadece içerisinde bulunduğu mental boşluktan beslenmesidir ve bu oldukça yoğun tempolu bir şehir hayatında bile gerçekleştirilebilinir. Sadece zihni terbiye etmek, çocukça saplantılardan arınmak ve en önemlisi öfkeyi doğru bir tempoya aktarmak gerekmektedir. Bu, üstadlardan öğrenilebilecek bir şey değildir. Bu kişisel bir deneyimdir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...