Jump to content

Beynimizin Kapasitesi Dolabilir Mi?


reincarnated

Önerilen Mesajlar

http://www.neoder.org/wp-content/uploads/2013/04/brain.jpg

 

Beynimiz her saniye yeni bilgilerin akınına uğrar. Bazı günler aklımız o kadar dolar ki, beynimizin o an artık hiçbir şey alamadığı hissine kapılırız. Fakat beynimizin tamamen dolması gerçekten de mümkün müdür?

“Kelebek Etkisi” filminde, hayatının akışını değiştirmek için sürekli zamanda geriye doğru yolculuk yapan baş karakterin beyni, yaşadığı farklı hayatlara ait anılarla o kadar fazla dolar ki, beyninin depolama yetisi sonunda tükenir. Fakat gerçek hayatta durum bundan kısmen daha farklı!

Yapılan araştırmalar sonucunda, beynimizdeki nöronların toplam sayısı seksen altı milyar olarak hesaplanmıştır. İlk bakışta bu rakam çok fazla gibi görünebilir. Fakat her gün yeni bilgilerin zihnimize adeta yağmur gibi yağdığını göz önüne alırsak bu sayı hiç de fazla değil. Evet, her bir bilginin depolanması için ayrı bir nöron gerekseydi, beynimiz gerçekten de dolabilirdi.

Fakat anılar “ bellek izi” olarak adlandırılan, birbirine bağlı hücrelerin oluşturduğu bir ağ sisteminde depolanır. Bu hücrelerin kendi aralarındaki senkronize faaliyetleri sonucu da anılar oluşur. Diğer hücrelerle olan bağlantılar da tek bir nöronun yaklaşık 10.000 tane oluşturabildiği ve “sinaps” diye adlandırılan yapıları meydana getirir.

Bu dinamik ağ sistemi ise yaşanılan her şeyin değil, sadece o an için en önemli olan bilginin hatırlanmasını sağlar. Beyin kaydedilen anıları daha genel bir bağlamın içine yerleştirir ve o anda verilen ya da gelecekte verilecek olan kararların alınmasında bu anılardan faydalanır. Bu konuda belirleyici olan ise nöronların sayısının ve aralarındaki bağın güçlülük derecesinin değiştirilmesini sağlayan beyin plastisitesidir (esnekliği). Beynin bu özelliği anıların ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Öyle ki, yaşadığımız yoğun duygularla bağlantılı anılarımızı, örneğin ilk öpücükle ya da sevdiğimiz birinin ölümüyle ilgili olanları net bir şekilde hatırlayabiliriz.

Genel olarak anılar, kendileriyle bağlantılı nöronlar aktif olarak kullanıldığı sürece hatırlanabilmektedir. Uzun bir süre kullanılmayan nöron bağlantıları zamanla zayıflar ve bu nöronlarla bağlantılı anılar sonunda unutulur, çünkü kullanılmayan bilgiler gerekli olarak sınıflandırılmaz ve silinirler. Gereksiz ve kullanılmayan bilgilerin silinmesiyle birlikte yeni bağlantılar için yer açılmış olur, böylece yeni bağlantılar ve anılar oluşturulabilir.

Bundan hareketle, bir şeyi hatırlarken başka bir şeyi unuttuğumuz sonucuna varabiliriz. Özellikle de benzer bilgiler söz konusu olduğunda, bu bilgilerin kendi aralarında bir bakıma “rekabet” içinde oldukları söylenebilir. Örneğin yeni PIN numaramızı ezberlediğimizde, eski PIN numaramız hafızamızdan yavaşça silinir. Unutmak eylemi, yeni bilgilerin edinilmesine yer açma imkanı tanıdığı ve yeni bir çevreye uyum sağlamamızı kolaylaştırdığı için yararlıdır.

Sağlıklı bir beynin daha fazla bir şey öğrenemeyecek kadar dolu olması gibi bir durum mümkün değildir. Fakat gerçekten de her bellek türü belli bir miktarda bilgi işleyebilir. Bu anlamda çalışma belleği ve kısa süreli bellek türleri sınırlarını oldukça zorlamaktadır. Harvard Üniversitesi’nden George Miller 1956 yılında bu konuda şöyle yazmıştır:

"İnsan, edinilen yedi farklı bilgiyi ( +/- 2) dakikalarca net bir şekilde hatırlayabilir."

George Miller’ın söylediği bu rakam tabii ki de akılda tutulacak nesnenin ne olduğuna göre değişebilir. Öyle ki , hatırlanan şey farklı sözcükler, resimler, rakamlar ya da sadece bir takım harflerden oluşabilir. Fakat bunun aksine, yeni bilgilerin eski bilgilerle bağlanmasını sağlayan çalışma belleğinin kapasitesine göre bu sayı yaklaşık olarak dörttür. Buna göre, beynimizin belli bir kısmı gerçek anlamda dolabilir ve bazı şeyleri hatırlamamızı engelleyebilir. Fakat, her ne kadar kabul etmek zor olsa da aslında unutmak da sağlıklıdır.

Çeviren: Mert Moralı (Evrim Ağacı) alıntıdır;

Kaynak: Spektrum

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Beynimizin ne kadarını kullanıyoruz?

      Beynimiz yaklaşık 10-12 milyar arası nöron (sinir hücresi) içerir. Ancak bilindiği üzere beynimizin çok düşük bir yüzdesini kullanırız. Bunun nedeni aslında sinir hücrelerinin (yani bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini yitirmiş olmalarıdır. Eğer sini hücresine sentrozom ya da sentrozomun görevini görebilecek enzim nakledilirse kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini kazanabilirler mi? Eğer bu mümkünse, beynimizin daha fazla bölümünü kullanabilir miyiz?

      , Yer: Bilim & Teknoloji

    • Beynimizin Bize Oyunları

      Merhaba Gnoxis Ailesi;   Bu konuyu kendi yorumumla anlatıcağım.   Mesela bazı kişiler gözümün önünden simsiyah birşey geçti, karşı odadan sesler duydum , yatağa yattığımda baş ucumda birileri beni izliyor vb. diyen çok kişi var… Ve çoğu kişi de bana varlık/varlıklar musallat oldu ne yapmalıyım diye araştırmaya başlıyor. Ama maalesef yanılıyorlar neden mi derseniz varlıklar durduk yere bir insana musallat olmaz ve gözükmez. Bunun olması için onlarla senelerdir uğraşmanız lazım diye düşünü

      , Yer: Paranormal Olaylar

    • Astral Seyahat Beynimizin Bize Oynadığı Bir Oyun mu ?

      [h=2]Astral Seyahat Beynimizin Bize Oynadığı Bir Oyun mu ?[/h] Astral seyahat gerçekten mümkünmüdür? Astral seyahat gerçekmidir yoksa bilinçli bir şekilde görülen hayal midir? Astral seyahat konusuna bilim ve parapsikoloji ne diyor merak ediyor musunuz? Astral seyahate farklı bir bakış açısı getiren bu yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum.   Öncelikle uyku evresinde vücudumuzda neler olduğunu açıklayarak başlayalım. Çünkü bu açıklamalar astral seyahatle oldukça ilgilidir. Uyku sırasında bilinç gen

      , Yer: Astral Seyahat

    • Beynimizin Yüzde 10'unu Kullanıyoruz Efsanesi

      Genel kitle arasında neredeyse kutsal bir inanış haline gelen ve telepati-telekinezi gibi sözde bilimsel olaylara meraklı olanların dillerinden düşürmedikleri bir "masal"a bilimsel açıdan aydınlık getirmek istedim. Konu hakkında, internette bilimsel bakışla etraflıca yazılmış açıklamalar var, fakat Scientific American'da yayımlanmış başarılı bir makaleyi çevirme gereği duydum. "Ay şekerim biliyo musun, Aynşıtayn bile beyninin % 8'ini kullabiliyomuş, biz % 10'unu kullansak kim bilir neler olur" d

      , Yer: Bilim & Teknoloji

    • Beynimizin Atmosferle Olan İlişkisi

      Beyinimizi kısaca ifade edersek:Beyin, sinir hücrelerinden oluşmuş elektrik yapının adıdır (En az 10-12 milyar nöron olduğu, bebeklerde daha fazla olduğu biliniyor). En önemli özelliği ise elektrikle etkileşime açık olmasıdır.Elektrik kökenlidir! Bu nedenle enerji yayar,enerji soğurur, ışıkla etkileşime girer.Elektrik devreleri gibi çalışması nedeniyle de bir baz istasyonunu mantığı gibi çalışabilir.Beynin bir elektriksel dili mevcuttur diyebiliriz.Kaldı ki kas sistemimizdeki sinirsel uyarılara

      , Yer: Psişik Yetenekler

×
×
  • Yeni Oluştur...