Jump to content

Hint Kültürü ve Yaradılış Efsaneleri


alisa perne

Önerilen Mesajlar

Bir bölümü hindistan'da ortaya çıkan ve hala varlığını sürdüren Hinduizm,Budizm,İslam ve daha birçok dinin etkisiyle bu ülkenin zengin bir kültür geleneği vardır.Dünyanın en eski dinlerinden biri olan Hinduizm yüzyıllar boyu sözlü öğrenim yoluyla yayıldı.Hindu felsefesinin karmaşık kavramlarını basite indirgemek amaçlı bu bilgiler kolay anlaşılır biçimde aktarılır.Hindu panteonunu oluşturan tanrılar evrenin çeşitli yönlerini temsil eder ve günlük hayatın farklı alanlarına denk düşer.

 

MÖ 2500 dolaylarında İndus Vadisinde Hindistanın en eski uygarlığının doğuşuyla hint mitolojisi de gelişmeye başladı.İndusvadisi sakinleri tarımla uğraşıyor ve mezopotamya ile ticaret yağıyordu.Kendilerine göre bir yazı biçimi olsa da bu yazı çözülememiştir.Bu uygarlık MÖ 1800'e doğru ortadan kalktı.Yerine MÖ 1500 de Veda toplumu denen yeni bir uygarlık ortaya çıktı.Kendilerine Aryan adı veren bu toplumun Afganistan yoluyla Hinditan'a girmiş istilacılar olabileceği düşünülmektedir.İndus

vadisinin kentlerde oturan kentlilerinin aksine Veda toplumundaki insanlar göçebe sığır çobanlarıydı.Onlarla ilgili herşey sözlü olarak aktarılmıştır.Bu sözlü geleneğe topluca Vedalar denilir.

 

Ne kadar güvenilir olduklarını bilmek güç olsa da, bu metinlerin en eskisi olan ve MÖ 1500 dolaylarında yazıldığı düşünülen Rig Veda, Veda toplumunun dört hiyerarşik sınıfa ayrıldığından basseder:Brahmanlar(rahipler),Kşatriyalar(hükümdarlar ve yüksek rütbeli memurlar),Vaişyalar(toprak sahibleri ve tüccarlar) ve Şudralar(zanaatkarlar ve hizmetçiler).Köleler,Dalit(dokunulmazlar) sınıfının içinde yer alırlardı.

 

Yaradılış Efsaneleri

Yaradılış efsaneleri Hindu kültüründe pek çok biçime bürünür.Çelişki kabul etmeksizin hepsi doğru kabul edilebilir çünkühint mitolotjisinde evren yaradılış, yok oluş ve tekrar yaradılış döngülerinden geçer.Puranaların yazarları her döngüyü düşüş sırasıyla dört çağa ayırır.Altın çağda tüm yaratıklar kendine yeterlidir, yiyeceğe ve barınağa ihtiyaç yoktur.İkinci çağda insanlar her dileklerini yerine getiren sihirli ağaçlara sahiptir ve herkes Veda metinlerini bilmektedir.İnsanların hepsi tanrıların ayırdığı sınıfa göre davranır.Üçüncü çağda savaş patlak verir ve insanlar artık veda öğretilerini anlamamaya başlarlar.Bunu üzerine tanrılar kitabı dörde ayırır.Son olarak karanlık çağda insanlar yozlaşır ve yeryüzünde ahlaksızlık

hüküm sürer.Bu çağ kozmik dağılmanın yeni bir altın çağa yol açmasına, böylece döngünün yeniden başlamasına kadar devam eder.

 

Kurban Yoluyla dünyanın yaradılışı-Puruşanın hikayesi :

Dev puruşanın bin kolu ve bin başı vardır,Vücuduyla tüm evreni kaplar.

Tanrılar ayrı dünyaları yaratmak için onu kurban eder ve parçalar.Başı Brahman sınıfına, kolları hükümdarlara, uyrukları üreticilere ve ayakları kölelere dönüşür.Beyninden ay ve gözünden güneş yaratılır; göbeği uzay ve başı gök haline gelir.Yerdeki ve gökteki tüm yaratıklar onun erimiş yağından oluşur.Tanrıların Puruşa'yı parçalamasıyla kurban geleneği başlamış olur.Evrene düzen gelmesi için bu kurban geleneğinin devam etmesi gerekir.

Hiranyagarbha-Altın Cenin:Hiranyagarbha terimi ezeli sulardan çıkan ve yeri göğü ayırarak kurban geleeğinin ortaya çıkmasını sağlayan altın cenini anlatmak için kullanılır.Vedaları derleyen rişilere göre altın yumurta tüm yaratılmışların temelindeki saf ve mutlak ilkedir.

Yaratıcı Brahma Yıkıcı Şİva:Tanrı Brahma ve Şiva Hindu zaman ve evren kavramlarını temsil eder.Brahma evreni ve içindeki tüm canlıları yaratır.Zamanın döngüsel olması ve dört çağdan oluşması nedeniyle 2.160.000.000 insan yılına denk düşen bu süre Brahmanın ömründe sadece bir gün sürer.Brahma geceleyin uyumaya gidince Evren Şiva tarafından yıkılır.Uyanan Brahma'nın

yeniden evreni yaratmasıyla döngü tekrar başlar.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Türk Kültürü Açısından Şamanlık

      İslam'dan önceki ideolojik ve sosyo-kültürel alanın idare edici ve yönlen­ dirici fonksiyonunu üstlenen Şamanlık,ı felsefi pratik bir akım olup Türk kül­ türünün bütün yönlerini kapsamaktaydı. Türklerin zamanla kabul ettikleri dinler de (Manihaizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik, İslam) Şaman öğe­ lerini Türk şuurundan ve Türk kültüründen silip atamamıştır.2 Şamanlık, ye­ ni kültür çevresine ayak uydurarak yaşamını şöyle veya böyle bir şekilde sür­ dürebilmiştir. Takip ve yasaklar3 Şaman unsur

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Büyük Hint Seddi – Hindistan

      http://i.hizliresim.com/3zLO14.jpg   Çin’dekinin ardından dünyanın en uzun ikinci duvarı. Racasthan eyaletinde yer alan 36 km uzunluğundaki duvarın kalınlığı kimi yerde 4,5 metreye kadar ulaşıyor. 1443’te inşa edilen duvar 19. yüzyılda uzatılarak bölgedeki 360 tapınağı korur hale getirilmiş.   Husna Haq BBC Travel

      , Yer: Görülmesi Gereken Yerler

    • Uzakdoğu Efsaneleri ve Mitleri

      Çin, Kore ve Japon mitolojileri bir bakıma birbirlerine benzerlerse de, birçok farklılıkla­rı da vardır. Eski Çinliler yeryüzünün karısı olan gökyüzünün dünyayı yönettiğine inanı­yorlardı. Yeryüzünün yanı sıra, gökyüzünden daha aşağıda yaşayan öbür tanrı ve tanrıçalar da Ay'ı, Güneş'i, Jüpiter gezegenini, bilimi, rüzgârı, ateşi, bulutları ve ırmakları yöneti­yorlardı. Ayrıca önemli işler başaran kadın ve erkekler de canrılaşıyordu.   Gerek Çinliler, gerek Koreliler atalarına taparlardı. Ölüleri

      , Yer: Uzakdoğu Mitolojisi

    • İstanbul Efsaneleri ; Gizemli El

      Bu efsaneye göre At meydanı'nda bulunan Dikilitaş'ın dibinde bakırdan tılsımlı bir el varmış.   Hangi tüccar İstanbul'a mal getirecek osla doğrudan Dikilitaş'a gider , mala biçtiği değerin tutarını elin içine koyarmış. Bu bakır el malın gerçek değerini avucunu kapatarak bildirirmiş.   Günlerden bir gün , Anadolu'dan gelen bir tüccar satmak üzere yanında getirdiği bir atla birlikte Dikilitaş'a gelmiş ve atın bedelini söylemiş. " On bin akçe " Sonrasında bakır ele parayı saymaya başlamış. Ancak

      , Yer: Şehir Efsaneleri

    • Hangi Hint Tanrısısın?

      Hangi Hint Tanrısının özelliklerini taşıdığını birazdan öğreneceksin.   Hangi Hint Tanrısısın? - onedio.com

      , Yer: Yararlı ve Eğlenceli Linkler

×
×
  • Yeni Oluştur...