Jump to content

“Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Çikolatanın Lezzetli Tarihi”


masal perisi

Önerilen Mesajlar

Türkiye'nin ilk çikolata tarihi sergisi olma özelliğini taşıyan “Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Çikolatanın Lezzetli Tarihi” başlıklı sergi İstanbul Saint-Joseph Fransız Lisesi'nde açılıyor.

Kadıköy’de 7 Ocak'ta açılacak sergi, mucize yiyecek çikolatanın bilinmeyen yönlerini mercek altına alırken çikolatanın İstanbul ve Anadolu’daki yolculuğunu tarih, sanat ve tatlı severlerle buluşturmayı amaçlıyor. İlk kez sergi için ulaşılan İsviçre Vevey’deki arşivlerde ve Osmanlıca kaynaklarda yürütülen uzun araştırmalar sayesinde hepimizin yüzünü güldüren çikolatanın ilginç hikâyesi gün ışığına çıkıyor. Eğlenceli bir mekân düzenlemesiyle sunulacak olan sergi, çikolatanın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan hikâyesinin başrol oyuncularını, karşılaşılan zorlukları ve eğlenceli anekdotları içeriyor.

Bundan yıllar önce SaintJoseph Fransız Lisesi’nin bir geleneği vardı: Çikolatalı ekmek ve kahveyle ikindi kahvaltısı. Nitekim lisenin mezunları her yıl bir araya geldikleri günü hâlâ “Çikolatalı Ekmek Günü” diye anıyorlar. 7 Ocak’ta okulda başlayacak olan serginin ilham kaynağını da tadını hiç kaybetmemiş olan bu gelenek oluşturuyor.

SERVET-İ FÜNUN’DAN ÇİKOLATA ÖNERİSİ

Servet-i Fünun Dergisi’nin 1 Eylül 1904 tarihli 697’nci sayısında çikolata şöyle anlatılıyor: “Çikolata kakao denilen ağaçların badelerinden yapılır. Bu badeleri kavurup öğütürler ve sonra da şeker ve vanilya ve bazen de süt ilave ederek bildiğimiz çikolatayı yaparlar. (...) Çikolata istimalinin bizde günbegün tezaid etmesini şayan-ı memnuniyet görmek lazımdır. Çikolatayı en muvafık olmak üzere sabah kahvaltısında sütlü çikolata şeklinde içmek lazımdır.”

1904 yılında Servet-i Fünun’un hararetle teşvik ettiği çikolata tüketimi, gazetenin haberinden de anlaşıldığı gibi Osmanlı topraklarında yeni değildi. Çikolata 19. yüzyıldan beri “bilinen” bir şeydi. Onu ilk olarak alafranga kahvelerde sunulan, özellikle soğuk havalarda sevilen, hatta doktorların da tavsiye ettiği bir içecek olarak tanıdı Osmanlı. Hatta öyle ki; dönemin hekimleri; “Kat kat esvab giyip hamallık etmektense her sabah çikolata ile mükemmel bir kahvaltı etmek her halde daha iyidir” dedi.

İLK FABRİKA 1927’DE

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupalı çikolata firmaları Osmanlı pazarına girer, piyasa çikolata reklamları, hediye kampanyaları, ücretsiz tadımlarla renklenir. 1905 yılında Sultan 2. Abdülhamid’in tedarikçisi unvanını almayı başaran Nestle, 1927’de Feriköy’de ilk çikolata fabrikasını kurar. Genç Cumhuriyet Şark Çikolataları gibi yeni markaların fabrikalarının kuruluşuna da tanıklık eder.

Victoriat, Tobler, Zurcher, Faverger, Cadbury, Menier, Elite gibi markalar ve hatta taklitleri yaratıcı reklamları ve kampanyalarıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarında kıyasıya rekabet halindedirler. Bu sırada eski adıyla L’Orient, yeni adıyla Baylan gibi pastaneler ise çikolata zanaatını başka bir ölçek ve gelenekte yaşatmakta ve geliştirmektedirler. Saadet Özen’in küratörlüğünü üstlendiği, çikolatanın hikâyesini anlatan sergi 7 24 Ocak tarihleri arasında Moda-Kadıköy’deki Saint-Joseph Lisesi Sergi Salonu’nda gezilebilir.

“Türkiye'nin ilk çikolata tarihi sergisi” 24 Ocak'a kadar açık kalacak

http://im.haberturk.com/2014/01/02/908826_detay.jpg?1388740335

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Avrupalı Cadıların Bostanları, İstanbullu Kocakarıların Çiçek Aşısı ve Cinchon Kontesinin Kınakına Ağaçları: Modern Tıp Tarihi Kadınları Neden Yazmadı?

      Bu yazı, modern tıbbın tarihi yazılırken ve modern tıbbi bilgi üretilirken, kadınların sağaltım bilgisinin bu süreçlerin dışına atıldığını, ikincilleştirildiğini, görmezden gelindiğini ortaya koymaktadır. Nihan Bozok  Makalenin takip ettiği argümana göre, modern tıp, objektiflik, kanıtlanabilirlik, akılcılık ve ilerlemecilik ilkeleri etrafında şekillenirken, kadınların eskilerden beri sözlü aktarımla, çıraklıkla biriktirdikleri sağaltım bilgisi, botanik bilgisi ve bakım bilgisi, bu

      , Yer: Sağlık

    • Okült ve Folklorik Korkunun Kısa Tarihi

      Tarihi daha eskiye dayanan ve genel olarak çok irdelenmiş sessiz korku geleneğinde gerçek bir dokümantasyon parçası olmanın getirdiği o sinir bozucu duygu vardır. Şüphesiz o zamanlar bundan habersiz olan Benjamin Christensen’in Häxan: Witchcraft Through The Ages (1922) adlı filmi, Sam Raimi’nin The Evil Dead (1981) adlı eserinde Ash’in The Book of the Dead (Ölülerin Kitabı) adlı eserini bulmasına; bazı antik merakların veya eserlerin keşfini anımsatan biçimde sızışı, bu tesadüfi yönü somutlaştır

      , Yer: Sinema

    • Müzik Tarihi

      Müzik , geçmişte ve günümüzde bilinen her toplumda bulunur ve kültürel bir evrensel olarak kabul edilir. [1] [2] En izole edilmiş kabile grupları da dahil olmak üzere dünyadaki tüm insanlar bir müzik biçimine sahip olduklarından, müziğin büyük olasılıkla ataların popülasyonunda insanların etrafa dağılmasından önce mevcut olduğu sonucuna varılabilir. Sonuç olarak, ilk müzik Afrika’da icat edilmiş ve daha sonra çeşitli enstrümanlar yapmak için çeşitli farklı malzemeler kullanılarak insan yaşamının

      , Yer: Diğer Müzik Türleri

    • Azerbaycan tarihi ( Türkmençay anlaşması ) .

      https://az.m.wikipedia.org/wiki/Türkmənçay_müqaviləsi. ~ Burada , vermiş olduğum linkte Azerbaycanın tarihinin belli bir kısmı yer almaktadır . Link Azerbaycancadır . Çeviri yaparak okuya bilirsiniz .     Bunu okurken şimdiki Azerbaycanlıların neden " Azeri " kelimesini sevmediyini , bunun tarihe ve edebiyyata yansımasını öğreneceksiniz . Umarım detaylı bilgi olur . Teşekkürler . ~

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

    • Örtünmenin Tarihi

      Başörtüsü (Ing-Veil), genelde geleneksel Müslüman kadının giysisi olarak bilinir, fakat İslam dininin ilk yüz yılında, Müslüman kadınlarının çoğu başını örtmüyordu. Örtünmek, İslam’dan önceki eski imparatorlukların yaşadığı toprakların geleneğiydi. Tarihi araştırmaların sonucuyla edinen bilgilerle kadının örtünmesi, M.Ö. 5000’de, Eski Asur İmparatorluğu’nun geleneklerinden biri olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 4 bin yıl önce, Babil İmparator Hammurabi’nin Kanunlarında, kadının sosyal statüsü i

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

×
×
  • Yeni Oluştur...