Jump to content

Psişik ve Ruhsal Şifa


nazirella

Önerilen Mesajlar

Psişik ve Ruhsal Şifa

 

Dr. Stanley Krippner / Dr. Jeffrey Mishlove

JM: Hoşgeldiniz. Bugün Dr. Stanley Krippner ile birlikteyiz. Dr. Krippner parapsikoloji ve bilinç incelemeleri alanında ülkenin en önde gelen düşünürlerinden biri. Onunla "Psişik ve Ruhsal Şifa" konusunu tartışacağız. Stanley, San Fransico'daki Saybrook Enstitüsünde profesörlük yapmakta, ayrıca, Bilinç İncelemeleri Merkezinin de müdürü. Hümanistik Psikoloji Birliğinin ve de Parapsikoloji Birliğinin eski başkanı. Psişik ve ruhsal şifa alanında Dr. Alberto Villoldo ile birlikte Şifa Durumları ve Şifa Alemleri adlı iki kitap yazdılar. Hoşgeldin, Stanley.

 

SK: Teşekkür ederim.

 

JM: Seni burada ağırlamak bir zevk. Akademik unvanlarının ve sayısız kitabının ve kuşkusuz sayısı yüzlerce olan makalelerinin hepsini sıralayamadım. Özellikle psişik ve ruhsal şifa konusunda muazzam

"derin olduğunu biliyorum. Şunu en başından belirtmenin önemli olduğunu düşünüyorum: İnsanlar şifa hakkında düşünürken, şifanın paranormal biçimlerinin laboratuvarlarda etkileyici sonuçlar veren araştırmalarla incelenmekte olduğu olgusu pek tartışılmıyor.

 

SK: Evet. Bunların laboratuvara girmiş olmasının nedeni, bir' inanç şifacısına başvuran veya yabancı bir ülkede bir halk şifacısının üstünde çalıştığı birini incelemek bakımından pek çok sorun olması. Bu insanların pek çoğu iyileşiyorlar ama iyileşmenin, kendiliğinden gerileme dediğimiz türden bir şansa mı, telkin gücüne mi, yoksa hasta alternatif bir şifacıyla gitmeden önce göründüğü doktorun yaptığı çalışmadan dolayı mı ortaya çıktığını bilmiyoruz. Dolayısıyla, yapılan deneylerin pek çoğu, laboratuvar kontrollü deneylerle

canlı organizmaları öyle ya da böyle değiştirme girişimleridir. Belki de bunlardan söz etmeye başlarken, en iyisi, Kanada' da çalışan bir biyolog ve fizyolog olan Bernard Grad'ın araştırmalarını anlatmak olacak.

JM: McGill Üniversitesinde.

 

SK: Evet, doğru. Grad yaralanmış fareleri alıp, şifacıların bu farelere elle şifa uygulamasını istedi. Bunları, yaralı farelere elle şifa uygulayan tıp öğrencileriyle karşılaştırdı ve şifacılar grubunun farelerinin tıp öğrencileri grubunun farelerinden çok daha hızla iyileştiklerini buldu.

 

JM: Şimdi, elle şifa deyince, bu o şifacıların farelere gerçekten dokundukları anlamına gelir.

 

SK: Evet, doğru.

 

JM: Ve elimizdeki, araştırmacılar tarafından cerrahi müdahale ile açılmış bir yara. Sonra bu yaraların ne kadar hızla iyileştiğini ölçüyorlar.

 

SK: Evet, doğru.

 

JM: Doğru. Şimdi, tabii ki, şifacıların ellerinde iyileştirmeyi kolaylaştıran bir tür kimyasal olması mümkün; bu nedenle daha sonra Dr. Grad şifacılardan elleriyle bir su tüpünü tutmalarını istedi. Genellikle eldiven giymekteydiler, dolayısıyla ellerinde herhangi bir ısı veya kimyasal varsa, suyu doğrudan etkileyemezlerdi. Ve ayrıca, orada öylece bırakılmış veya şifacı olmayanların ellerinde tuttukları su tüpleri de vardı. Bu sular tohum sulamakta kullanıldılar ve tohumları sulayan kişi hangilerinin şifacılardan, hangilerinin kontrol grubundan geldiğini bilmiyordu. Bu işlem birkaç hafta boyunca sürdü. Dr. Grad, genellikle arpa tohumlarıyla çeşitli deneyler yaptı ve sonuçlar, aşağı yukarı gösterdi ki, şifacılardan gelen suyla sulanan tohumların kontrol grubundan gelenle sulananlara kıyasla daha uzun kökleri, daha geniş yaprakları ve daha uzun filizleri vardı; kontrol grubu filizleri de yeşermişti ama o kadar da değil.

 

JM: Bu bana, onun psikolojik açıdan rahatsız, çok depresif, hatta psikopat kişilerden suyu şifa işleminden geçirmelerini istediği deneyi hatırlattı ve bu sularla sulanan bitkiler güdük büyümüştü.

 

SK: Evet, doğru. Bu çok ilginçti. Ne yazık ki, kesin diyebileceğim bir sonuç üretecek kadar sürdürme di bu çalışmayı. Ama yine de bunu bir başkası da tekrarlayabilir çünkü sonuçlar çok ilginçti.

JM: Dr. Grad'in çalışmaları psişik şifa alanındaki klasik deneyler olarak görülüyor hala.

SK: Ah evet, pek çok yerde o çalışmalara gönderme yapıldığı görülüyor. Sonra, Dr. Justa Smith tarafından gerçekleştirilen, içinde radyasyondan hasar görmüş enzimler olan bir test tüpünün bir şifacı tarafından işlemden geçirildiği test var. Yine, bu enzimler hiç kimsenin elinde tutmadığı ve de şifacı olmayanların elinde tuttuğu tüplerle ve bir de elektromanyetik alanla çevrelenmiş bir tüple karşılaştırıldı. Elektromanyetik alan kullanıldığında enzimlerde iyileşme görüldü, tıpkı şifacıların üstünde çalıştığı tüpte görüldüğü gibi. Burada bir benzerlik vardi.

 

JM: Şifacının kendi elektromanyetik alanı ile enzimlere bir biçimde tesir edebildiğini düşündürüyor.

 

SK: Doğru. Yine, Dr. Smith'in deneylerinin hepsi iyi sonuç vermedi. Diyebiliriz ki, çoğunda bu etki görüldü. Ve yine, Dolares Kreiger ve meslektaşlarının yaptığı tamamen farklı bir araştırma var. New York Üniversitesinde eğitmen olan Kreiger bir hemşire. Hastalara dokunmadan onlara elle şifa yolladı. Hastanedeki gerçek, yaşayan hastaları kullandı ve hemşireler hastalarla ekstra zaman geçirdiklerinde veya onlarla yalnızca konuştuklarında veya onların yanında oturduklarında değil de elle şifa uyguladıklarında hemoglobin değerlerinin yükseldiğini gördü. Hemşireler iyileştirme niyeti taşıyıp, ellerini hastanın bedeni üstünde tutma uygulaması yaptıklarında hemoglobin değerleri yükseliyordu.

 

JM: Hastalar bu niyeti biliyorlar mıydı?

 

SK: Hayır, niyetin bu olduğunu aslında bilmiyorlardı. Elbette ki, buradaki mesele, bir hemşirenin dokunmadan elle şifa uygulamasının hayli sıra dışı olması, dolayısıyla belki süptil bir yolla da olsa bu işlem hastalarda bir değişimi güçlendirmişti. Dr. Kreiger'in başka insanlarla yaptığı bir dizi tekrarlama deneyi de var ve bunların neredeyse hepsi olumlu sonuç verdi. Dr. Kreiger'in çalışmasına yönelik pek çok eleştiri de yapıldı ama şimdilerde Dr. Quinn tarafından yürütülen çalışma, bu daha önceki çalışmaya yöneltilen tüm eleştirileri dikkate almaktadır ve birkaç ay içinde, bence en iyi kontrollü incelemeler olan bu çalışmayı bitirecek.

 

JM: Söz konusu bu literatür, bir psikolog olarak sana, psişik şifa laboratuvarda bu şekilde yalıtıldığında enzimler, canlı dokular veya biyolojik maddeler üzerinde bir tür psikokinetik etki, zihnin madde üzerinde bir tür etkimesini öneriyormuş gibi görünüyor mu?

 

SK: Eh, bunu bu şekilde yorumlayabilirsin. Elbette ki, bunun gerçek yaşamda aynen bu şekilde işleyip işlemediğini bilmiyoruz. Bunu hiç bilmiyoruz. Sanırım, söylediğinden hareketle, deneylerden biri de Saybrook Enstitüsündeki öğrencilerimizden birinin yaptığı deneydi. Douglas Dean, doktora tezi için şifacıların suyla dolu bir test tüpünü ellerinde tutmalarını istedi; ardından bu tüplerdeki suyu morötesi ve/veya kızılötesi tayfta incelediğinde suda süptil değişimler olduğunu saptadı; şifacı olmayanlardan gelen tüplerde böyle bir değişim oluşmadı. Bu deneyi yüzlerce şifacıyla tekrarladı ve onun bu çalışmasına yönelik ilk tekrarlama girişimi Stephan Schwartz ve onun Los Angeles'teki yardımcıları tarafından yapıldı ve benzer sonuçlar verdi. Dolayısıyla bu, görünüşe göre, su moleküllerinde fizyolojik ve fiziksel bir değişim, demektir.

 

JM: Anladığım kadarıyla, su moleküllerinin moleküler bağlarında bir değişim.

 

SK: Evet, ışığın içlerinden geçme tarzında farklılık oluşturan şey bu. Moleküler bağlar değişmiş görünüyorlar.

 

JM: Belki de, gelecekte bu yönde çalışacak araştırmacılar bize, bu şifanın nasıl oluştuğunun mekanizmasını sağlayabilecekler.

 

SK: Veya en azından mekanizmalardan birini, diyelim çünkü birden fazla mekanizma olabileceğini düşünüyorum. İşte, yapılmış çalışmalara ilişkin küçük bir özeti böyle verebiliriz. Sözünü edeceğim diğer çalışma ise San Antonio, Texas'taki Zihin Bilim Vakfı'nda Dr. William Broad'un çalışması. O da bir şifacının, genelde uzaktan, başka İnsanlar üzerinde bir kas hareketi veya gerilimi ya da psikogalvanik deri tepkisi gibi bir unsuru etkilemesine ilişkin birkaç düzine deney yaptı ve deneyleri, söz konusu etkiyi elde etme bakımından neredeyse daima başarılı oldu.

 

JM: Başka bir deyişle, sen bir başka odadayken ben senin beyin dalgalarını veya deri tepkimelerini etkilerneye yoğunlaşabilirim. Sana bağlanmış olan bazı aygıtlardan geribildirim alabilirim.

 

SK: Evet. Değişimi ne kadar başarıyla oluşturabildiğine dair geribildirim alabilirsin.

 

JM: Bu harikulade. Peki, Stanley; sen dünyanın dört bir yanını dolaştın. Pek çok farklı kültürden şifacılarla şahsen çalıştın ve dost oldun, değil mi? Seni en çok kim etkiledi?

 

SK: Diyebilirim ki, beni etkileyen birçok kişi var ama öte yandan, beni hiç etkilememiş insanlar da var. Şenin de çok iyi bildiğin gibi, bu alanda şarlatan çok. Niyeti iyi olup da yanılsamalar içinde olan ve bu nedenle faydadan çok zararı dokunan insanlar da çok. Ayrıca yalnızca para kazanmaya bakan ve hastalarının çıkarlarını hiç dikkate almayan insanlar da çok.

JM: Bundan söz ettiğine çok sevindim.

 

SK: Ama sanırım, beni birçok nedenden dolayı en çok etkilemiş olan kişi, Dr. Lawrence Leshan ve yardımcısı Dr. Joyce Goodrich; her şeyden önce her ikisi de psikolog ve bilimsel bir düşünce modeli çerçevesinde çalıştıkları için. Ayrıca, yaptıkları şeyler karşılığında para almamayı kural edindikleri için. Ayrıca, bu alanda her ikisi de araştırmalar yapmış kişiler ve daha ileri araştırmalara da açıklar; insanları eğitmeye de başladılar ki, eğitim alanlar şifa için faydalı olduğunu hissettikleri meditasyon türünü öğrenebilsinler. Örneğin, eşim onlarla çalıştı ve bu şifa eğitimini hasta ve yaralı hayvanlar üzerinde kullanıyor. Bu çok güzel bir meditasyon çünkü şifa vermeye çalıştığınız kişiyle veya hayvanla aranızda bir sevgi ve merhamet birliği edinmenizi sağlıyor.

 

JM: Başka bir deyişle, onlarla kaynaşmaya yoğunlaşıyorsun.

 

SK: Evet, doğru.

JM: Ve Leshan, yaptığı klinik gözlemlerde, bir başkası onlar üstünde bu şekilde yoğunlaştığında insanların gerçekten de iyileştiklerini gördü.

 

SK: Eh, en azından pek çoğunun diyebiliriz. Ve yine, bazı takip incelemeleri yaptı ve bu çalışmasındaki bazı vakaları titizlikle bir araya getirdi. Şimdi, şunu unutmamak gerekiyor, insanlar zaten şifa almaya geliyorlar dolayısıyla burada herhangi bir psi etkileşimi varsa, bu ne kadardır, bilemiyoruz. Telkinin veya beklentinin gücü de etkili olabilir. Ama her ikisi de harikulade psikoterapistler. Değişimi oluşturan şey onların terapötik becerileri de olabilir.

 

JM: Bilmeyen izleyiciler için açıklayalım; psi, parapsikologların bir duyular dışı etkiden veya psikokinetik etkiden söz ederken kullandıkları bilimsel bir terimdir.

 

SK: Evet ve psikokineziden, yani laboratuvarda işler görünen şu zihnin madde üzerindeki etkisinden söz ettiğimizde, gerçek yaşamda.meydana gelenin bu olup olmadığını bilmiyoruz. Daha çok telepatik bir etki olabilir; şifacı ile şifa alan veya hasta arasında bir tür telepatik bağlantı söz konusu olabilir; öyle ki, iyileşmek isteyen kişi şifacıdan bu mesajı almakta ve sonra da kendi şifa mekanizmasının devreye girmesine izin vermekte olabilir. Bedenin bağışıklık sistemi, endorfinler ve beyindeki diğer kimyasallar hakkında tüm bildiklerimiz, bedende eskiden bilmediğimiz pek çok kendini iyileştirme özelliği olduğunu işaret ediyor.

 

JM: Sanırım, başka kültürlerde yerli şifacılarla çalışırken, onlar bu kendini iyileştirme sistemleri üzerinde etkide bulunabilecek törenler, imgeler, müzik, davul çalma gibi şeyler kullanmaktalar; dolayısıyla illa ki herhangi bir paranormal açıklama yapman gerekmiyor.

 

SK: Bu mümkün. Az önce, Şifa Durumları adlı kitabımızdan söz ettin. Bu kitapta Peru, Brezilya, Meksika ve ABD'deki şifacılar hakkında hayli şey anlattık. Bu gelenekler, bildiğimiz haliyle tıp ortaya çıkmadan çok önce başlamışlar ve tıp doktorlarına yetecek parası olmayan fakir halklar arasında bu halk hekimleri hala çalışmaktalar.

JM: Ellerindeki tek şey onlar.

SK: Evet, ellerindeki tek şey onlar ve onları iş başında görecek olursan, son derece iyi terapistler olduklarını da görürsün. Dramayı, telkini, beklentiyi, kendi karizmalarını kullanıyorlar. Ve yaptıkları her şeyin, hasta kişideki kendini iyileştirme özelliklerini hakim kılmayı amaçladığını da görebilirsin.

JM: Sanırım, şunu söylemek de doğru olacak; onlar psişik işlevlerin kuşkuyla karşılanmayıp, hem doktor hem de hasta tarafından kabul edildiği bir kültürel ortamda çalışmaktalar ve bu durum, bunların psi aktarımı içeren koşullar olduğunu öneren laboratuvar incelemeleriyle de uyumlu olurdu.

 

SK: Doğru, bu toplumlarda bunların hepsi kanıksanmış haldedir. Sorgulanmazlar. Her iki kitabımızda, Dr. Villoldo ile birlikte, Nevada'da yaşayan kabileler arası bir yerli hekim olan Gümbürdeyen Gök gürültüsü hakkında çok şey anlattık. Artık emekli oldu ama şifacılık yaptığı dönemlerde, sözünü ettiğin şeylerle uyumlu pek çok şey yapmaktaydı. Bir defasında, ciddi biçimde alkolik olmuş genç bir kızıl derili olan Robert üstünde çalıştığı bir şifa törenine katıldım. Genç adam bir sandalyede oturmuş, etrafında elli kadar kişi ona yönelik tüm sevgi ve özen duygularını ifade etmekteyken, Gümbürdeyen Gök gürültüsü doksan dakika boyunca davul çalıp ilahiler söyledi. Ardından tüyler sallamaya ve başka ilahiler söylemeye başlayıp Büyük Ruh'u çağırarak çiğ et yakma kurban törenine giriştiğinde hasta tam anlamıyla bu törenin etkisine girdi. Derken Gümbürdeyen Gök gürültüsü, "Öten baykuşun sesini duydunuz mu?" diye sordu. Herkes, "Evet, o baykuşu duyduk," dedi. Bir baykuş var mıydı, yok muydu ben pek emin değildim ama o, "Eh, bu baykuş ölümün sembolüdür, demek ki bu, Robert'ın kendini toparlaması için son şansı olabilir. Ama bu baykuş pek çok defa iyi talih için de ötmüştür, dolayısıyla bu kez iyileşmeyi başarabilir de," dedi.

Bu yine muhteşem bir dramatik manevraydı ve öncelikle çok sarsılmış olan Robert'ı, alkolizmden kurtulmak zorunda olduğu anın geldiğine inandırdı. Ve işe yaradı. On ay sonra genç adamı kontrol ettim. Hala ayıktı ve bir yıl kadar sonra o bölgeden ayrıldı ve bir daha alkol almadı.

Kaynak; Ruh ve Madde Dergisi

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...