Jump to content

Atatürk Ve... Onu Ağlatan Arya: Tosca


Firdevs

Önerilen Mesajlar

“Atatürk’ün çok duygulu olduğu bir akşamdı. Bir şeye içlenmiş olduğu belliydi. Tosca Operası’ndan Cavaradossi’nin ünlü aryasını çok severdi ve bana birçok kez çaldırmıştı. O gece de biliyordum ki sıra Tosca’ya da gelecek. ‘Hatta bir yanlış yapmayım’ diye aryanın notalarını bile yazmıştım ve cebimde hazır bulunduruyordum. Nihayet bana döndü, ‘Çal bakalım şu Tosca’yı’ dedi. Ben notayı çıkarttım. ‘Hayır, hayır öyle değil. Notayı bırak, notasız çal.’

 

Notayı bıraktım, gözlerimi kapadım, konsantre oldum, başladım çalmaya. Henüz bir iki nota çalmıştım ki, ‘Hayır olmadı, bana dön, bana çal. Benim gözlerime bak öyle çal’ dedi.

 

 

 

Masada oturuyordu. O’na döndüm ve çalmaya başladım. ‘Gene olmadı, bana daha yaklaş’ dedi. Yaklaştım, çok yaklaştım. Belliydi ki çok uzak bir anısının içine gömülmek istiyor ve içinden çok eski zamanlara ait birşeyler taşıyor, fışkırıyor, fışkırıyordu. İçinde kopan fırtınayı dindiremiyordu bir türlü... Sonunda, ‘Kemanın sapını omuzuma dayayacaksın ve öyle çalacaksın’ dedi.

 

“Bir an için gözünüzün önüne getirin; tarihimizde yaşamış, yaşayacak en büyük Türk, bir sanatçıya ‘Kemanının sapını omuzuma daya ve o şekilde en sevdiğim melodiyi çal’ diyor. Ben de, ibadet eder gibi, huşu içinde Cavaradossi’nin aryasını çalmaya başladım. Atatürk, gözleri kapalı, biraz madeni ahenkli, biraz kısık, çok tatlı, çok anlamlı sesiyle melodiyi söylerken, gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyordu. Aryayı belki onbeş kez tekrarladım.”

 

Prof. Dr. Remzi Atak’ın anlattığı bu anıdan da anlaşıldığı gibi Atatürk’ün en sevdiği yapıtların başında “Tosca” gelirdi.

 

Atatürk’ün kurduğu küçük orkestranın şefliğini yapmış olan müzisyen Enver Kapelman, Atatürk’ün bu yapıta düşkünlüğünü şöyle açıklıyor:

 

 

 

“Mustafa Kemal, Sofya’da askeri ataşe olarak bulunduğu sırada, devamlı operaya giderdi. O sırada Tosca’da oynayan sopranoya hayrandı. Aradan geçen yıllar bu sevgiyi O’na unutturamamıştı. Akşamları O’na defalarca Tosca’dan parçalar çalardım.”

 

Tosca’nın aryasıyla ilgili Veli Laik’in de başından geçen ilginç bir anı var:

 

“Viyana’da kurduğumuz bir hafif müzik orkestrasıyla bir süre Avusturya’da çalıştıktan sonra, aldığımız bir teklif üzerine İstanbul’a gelmiştik. Beş kişiydik.Rosenbaum (keman), Masarik (viyolonsel ve saksafon), Marcel Bi (piyano), Poldi (bateri) ve ben. Orkestramız 1933-37 yılları arasında Atatürk’ün emrindeydi. Sürekli olarak Park Otel’de çalışırdık, ama Atatürk her gittiği yere bizi götürürdü.

 

“1935 yılında, Sıraselviler’deki Ateş Kulübü’nde Atatürk’ün yakını olan bir paşanın kızı evleniyordu. Düğüne Atatürk de onur vermişti. Törenin açılış dansını gelinle kendisi yapmak istemiş ama kulübün orkestrasını beğenmemiş. Bizi çağırttı. Acele Ateş Kulübü’ne gittik. Atatürk’ün çok sevdiği S.O.E. (Ich suche dringend Liebe) fokstrotunu çalmaya başladık ve Atatürk, gelin hanımla açılış dansını yaptı.

 

“Bir ara Atatürk, bazı yakınlarıyla beraber ayrı bir odaya çekildi. Orada da müzik çalınsın istemiş. Oda küçük olduğu için Masarik ile ben gittik. Bir süre çaldıktan sonra Atatürk arkadaşlarına, ‘Size müzisyenlerin gücünü göstermek istiyorum’ dedi.

 

“Nota kağıdı getirtti, Masarik’e uzattı, ‘Söyleyeceğim şarkıyı yaz’ dedi ve Tosca’nın büyük aryasını söylemeye başladı. Masarik nota yazmasını pek bilmezdi. Bana baktı. Ben de ona Almanca ‘Bir şeyler yaz’ dedim. Atatürk aryayı söylüyor, Masarik yazıyordu. Arya bitti ama Masarik’in yazdığı notanın parça ile hiç ilgisi yoktu. Atatürk notayı aldı, arkadaşlarına gösterdi ve her zaman müzisyenlere hayranlık duyduğunu söyleyerek bizi onurlandırdı. Sonra notayı Masarik’e uzattı ve ‘Şimdi bunu çalın’ dedi. Biz aryayı, notaya bakar gibi yapıp ezbere çaldık. Uzunca bir süre sonra Atatürk büyük salona çıktı. Biraz oturduktan sonra Masarik’in yazdığı notayı istedi, hemen getirip kendisine verdiler. O da yaverini çağırıp ‘Bunu kulübün orkestrasına ver, çalsınlar’ dedi. Masarik ile ben Atatürk’ün masasında oturuyorduk. Ne yapacağımızı şaşırdık. Yavaşça ayağa kalktım, orkestranın kemancısına yaklaştım ve meseleyi söyledim. Orkestra elemanları nota kağıdına bakıp inceler gibi yaptılar ve ezbere bildikleri aryayı çalmaya başladılar. Ben sevinçten yerimde duramıyordum. Çok güç bir durumdan kurtulmuştuk. Yavaş adımlarla yerimi almak üzere masaya döndüm. Tam oturacağım sırada Atatürk bana döndü ve ‘Olduğun yerde biraz dur’ dedi.

 

 

 

Sonra yaverini çağırttı, kulağına bir şeyler söyledi. Yaver büfeye gitti ve elinde bir bardakla döndü. Bardağı bana uzattı. Bir viski bardağına, ağzına kadar rakı doldurmuşlardı. Atatürk ‘Bir yudumda iç’ dedi. Yapılan sahtekârlığı daha başında anlamıştı ve beni cezalandırıyordu. İçkiye hiç dayanıklı değilimdir. Rakıyı bir yudumda içtim. Yan odalardan birine koştum, kanepeye uzandım. Bayılmışım.”

 

 

 

Atatürk, yalnızca Tosca Operası’nı ya da Klasik Batı Müziği’ni değil, müziğin her türünü seviyordu. Hiçbir ayırım yapmadan müziğin bizzat kendini çok seviyordu ve insan yaşamında müziğin çok önemli bir yeri olduğuna inanıyordu. 14 Ekim 1925’te İzmir Kız Öğretmen Okulu’nu ziyareti sırasında öğrencilerin “Hayatta müzik gerekli midir?” sorusuna verdiği şu yanıt bugün de aynı etkinliğini korumaktadır:

 

“Hayatta müzik gerekli değildir, çünkü hayat müziktir. Müzikle ilişkisi olmayan canlılar insan değildir. Eğer söz konusu olan insan hayatı ise, müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten var olamaz. Müzik, hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve herşeyidir. Yalnız müziğin şekli düşünceye göre değişir.”

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Atatürk Şiirleri - Serdar Yıldırım

      EŞSİZ ASKER ATATÜRK O, bir millete baştı. Yel oldu, dağlar aştı. Sel oldu, düşman kaçtı Tüm dünya buna şaştı Eşsiz asker Atatürk. --------------------------------- ATATÜRK VE CUMHURİYET O'nsuz tarih olmazdı. O, doğmasaydı. Tarih kitaplarını yırtardım, Cumhuriyet kurulmasaydı. --------------------------------- CUMHURİYET Haykır durma, Cumhuriyet 96 yaşında. Dört mevsim yaşanıyor, toprağında, taşında. *     *     *      * Birbiriyle kaynaşmış Türk Halkı'nın

      , Yer: Atatürk'çü Düşünce Kulübü

    • Atatürk 135 Yaşında

      ATATÜRK 135 YAŞINDA 135 Yaşında bir güçlü, dev Türk. O'nun adı Mustafa Kemal Atatürk. *            *           *           * 1881 yılında doğdu. Tam 24 yaşında yüzbaşı oldu. *            *           *           * 31 Mart Ayaklanması'nda vardı. Hareket Ordusu Kurmay Başkanı oldu. *            *           *           * Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü. Fethedilen ülkeler elden gitmişti. *            *            *            * Sonunda Anadolu'ya düşman dolmuştu. İnsanlar

      , Yer: Atatürk'çü Düşünce Kulübü

    • Halil İnalcık'ın Atatürk Anısı

      Halil İbrahim İnalcık, Türk tarih profesörü. Eserleriyle Osmanlı-Türk tarihine hem siyasi ve ekonomik konularda hem de kültür ve medeniyet tarihi alanında orijinal katkılarda bulunmuş bir bilim insanıdır. Doğum tarihi: 7 Eylül 1916, İstanbul Ölüm tarihi ve yeri: 25 Temmuz 2016, Ankara Takma adı: Tarihçilerin Kutbu   ...Hayatında belirlediği en önemli hedefi gerçekleştirdiğini aktaran İnalcık, "Hedefim, Türklerin tarihini bir yabancı değil, bir Türk gözüyle yazmak, ömrümü

      , Yer: Atatürk'çü Düşünce Kulübü

    • Atatürk'çü Düşünme Kulübü'nün Adı Atatürkçü Düşünme Kulübü Olmalı

      Değerli Yöneticiler,     Başlıkta da açıklamış oldum zaten. Atatürkçü Düşünme Kulübü yanlış yazılmış o subtopic'in adını değiştirebilirsek güzel olur.   Saygılarla....

      , Yer: İstek, Öneri, Şikayet

    • 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı

      19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a geldiği gündür. Ulusal bayram günümüzdür. Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.   [TABLE=width: 100%, align: center] [TR] [TD]1914'de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü. Savaş öncesi Avrupa'nın belli başlı ülkeleri ikiye ayrıldı. Birbirleriyle savaştılar. Bu savaşta bizimle birlikte onlar yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık.Savaş sonunda Mondros S

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

×
×
  • Yeni Oluştur...