Jump to content

Her Kim Bir Ağaca Zarar Verirse, Karşısında Öfkeli Bir Tanrı Bulur!


AurorA

Önerilen Mesajlar

Antik dünyada orman (alsos), bahçe (kēpos) ya da park (paradeisos) gibi ağaçlıklar, genellikle herhangi bir tanrı veya tanrıçaya ithaf edilmiş olan kutsal yerlerdi. Bir başka deyişle, içinde herhangi bir tapınak ya da sunak

bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, orman ve ağaçlar kutsaldı ve bu nedenle onlar kutsal yasaların koruması altındaydı. O kadar ki, bazı hallerde bu alanlara sığınan suçlular bile kutsal mekanlara tanınan sylia (dokunulmazlık) hakkından yararlanabilirlerdi.

Antik devirde ağaçları korumaya yönelik çok sayıda kutsal yasa (lex sacra) vardı. Örneğin, Yunanistan’da Apollon için İ.Ö. VIII-VI. yüzyıllar arasında yazıldığı sanılan bir ilahiden (hymnos) anladığımıza göre, çok eski bir kutsal yasa tanrı Poseidon’un Boiotia bölgesindeki ormanına atlı arabalarla girmeyi yasaklıyordu. Bundaki amaç, ormanı ve oradaki yeşilliği arabaların ve hayvanların verebileceği zararlardan korumaktı. Kurban edilmek üzere getirilen hayvanlar, hayvan otlatanlar, kamp kuranlar ve ot biçenler kutsal ormanların en büyük düşmanları arasındaydı. Bu nedenle, kutsal yasalara göre, kutsal ormana gelenler arabalarını ziyaretçiler için hazırlanmış bir açık alanda bırakmak zorundaydı. Ayrıca, yangın tehlikesinden korunmak üzere, bazı kutsal alanlarda ateş yakmak yasaklanmıştı. Bu nedenle, ziyaretçiler tarafından kurulacak kampların tapınaklardan uzakta olması gerekliydi. Çünkü tarih boyunca dikkatsizlik yüzünden çıkan yangınlar Yunanlıları savaş sırasında düşmanın kasıtlı olarak çıkardığı yangınlardan daha çok üzmüştü.

Ağaçlar o kadar sıkı bir koruma altına alınmıştı ki, bir yazıttan öğrendiğimize göre, Yunanistan’da yapılan bazı ayinlere katılmak üzere toplanan dindar kişiler yıkanmak ve yemek pişirmek için yakacak odunlarını da yanlarında getirmek zorundaydılar. Öte yandan Pausanias’a (İ.S. II. yüzyıl) göre, Atina’daki Apollon tapınağının kutsal alanında odun kesmek veya tapınağın dışına odun ya da yapraklı veya yapraksız dal taşımak yasaktı. Çünkü tüm bunlar insanlara değil, tanrılara aitti. Yunanistan’da bulunan ve İ.Ö. IV. yüzyıl sonlarına ait olan bir yazıt, bir Apollon rahibinin koyduğu bu tür yasaklardan söz etmektedir:

«Apollon Erithaseos rahibi kendi adına ve kabile mensupları adına ve Atina halkı adına bildirir ki, Apollon tapınağındaki ağaçları kesip kereste elde etmek ya da yakmak üzere dal veya dökülmüş yaprak toplamak yasaktır. Ve eğer biri bu yoldan elde edilip tapınak dışına çıkarılan ürünü (satın) alırsa ...».

İ.Ö. IV. yüzyılın büyük düşünürleri olan Platon ve Aristoteles ormanların yok olmasının doğuracağı ekolojik sorunların farkındaydılar. Örneğin Platon, ağaçların azalması yüzünden ülkedeki tepelerin çıplaklaştığını, hatta Girit’teki ağaçların büsbütün yok olduğunu ve bu durumun su havzalarını olumsuz etkilediğini ve sonuçta bazı su kaynaklarının kuruduğunu belirtmekteydi. Yine Platon’a göre ormanları kurtarmak su kaynaklarına ve sulamaya önem vermekle mümkündü. Bu yüzden pazar yeri görevlileri (agoranomoi) tapınakları ve su kaynaklarını koruma yetkisine sahip olmalı ve bunlara zarar verenleri cezalandırmalıydı (Hatta İ.Ö. IV-III. yüzyıllarda yaşayan Theophrastos, drenaj projelerinin neden olduğu mikro düzeydeki bazı mevsimsel değişimleri teşhis etmişti).Aristoteles’e göre ise, ormanları geri getirmek için dinin koruyucu gücünden yararlanmak gerekirdi. Bu yüzden kırsal kesimlerde geniş kutsal alanlar ve yasalarla koruma altına alınmış kutsal ormanlar bulunmalıydı:

«.. kırsal bölgelerde ‘orman gözetmeni’ (hylōros) ve ‘arazi muhafızı’ (agronomos) adı verilen memurlar ve onların gözetleme binaları ve görevlerine ilişkin ortak bir yönetim kurulmalı ve bu bölgeler ... tapınakların mülkiyetine verilmelidir».

İ.Ö. 100 yılı civarına tarihlenen bir yazıta göre, Yunanistan’daki bazı meclisler kutsal alandaki ağaçların tehlikede olduğu gerekçesiyle bazı önlemlerin alınmasına karar vermişlerdi:

«... Apollon Koropaios tapınağındaki ağaçlar şu sırada kötü bir durumda oldukları için, bu konuya gereken önemin verilmesine karar verdik, öyle ki genişletilmiş olan kutsal alanın görkemi ortaya çıksın. Bu yüzden Meclis ve Halk şu kararları aldı: Tapınak yöneticisi (neokoros) tapınağa gelen ve gelecek olan herkese duyursun ki, sınırları titizlikle belirtilmiş olan bu alanda vatandaşlara ve tapınak civarında yaşayanlara ve yabancılara ağaç veya dal kesmek ve burada hayvan otlatmak veya bulundurmak yasaklanmıştır ...».

Anadolu’ya gelince: Lydia bölgesinde bulunan bazı itiraf yazıtları (confessiones), bu bölgedeki ormanların tapınakların sıkı koruması altında olduğunu göstermektedir. Örneğin, Maionia (Menye) kenti yakınlarındaki Sandal köyü civarında 19. yüzyıl sonlarında görülen ama şimdi kayıp olan bir Grekçe itiraf yazıtında, ağaç kesmek suretiyle günah işleyen birinin itirafı yer almaktadır:

«320 yılının (= İ.S. 235-236) Peritios ayının 12 gününde: Ben, Stratonikos oğlu Aurelios Stratonikos, cahilliğim yüzünden Zeus Sabazios ile Artemis Anaitis’in ormanından ağaç kestim ve cezalandırıldım. Şimdi bir şükran ifadesi olarak bu taşı dikiyor ve adağımı yerine getiriyorum».

Anlaşılan, Stratonikos bir hastalıkla cezalandırılmış ama sonra tanrı tarafından iyileştirilmiş ve sonuçta tanrılara teşekkür etmek ve vaat ettiği adağı yerine getirmek üzere bu taşı dikmişti.

Yine kuzeydoğu Lydia’da bulunan diğer bir itiraf yazıtında da, uyarılara rağmen kutsal ormanda "farkında olmadan" hayvan otlatan Eumenes tanrılar tarafından ağır bir hastalıkla cezalan-dırılmıştı:

«Perkenoi halkının tanrıları ve Zeus Oreites ormanda hayvan otlatılmaması konu-sunda önceden uyardıkları halde insanlar buna uymadılar. Bu yüzden tanrılar Eumenes oğlu Eumenes’i ölümcül bir duruma soktular ...».

Lydia’nın Katakekaumene adı verilen volkanik bölgesinde meşe ağacının kutsallığına inanılmaktaydı. Hatta Kula’nın Börtlüce köyü yakınındaki Toma Dağı’nda “İkiz Meşeler Zeus’u”nun bir tapınağı vardı. Bu yörede bulunan bir yazıt sayesinde, kutsal ağaçlardan kesilmiş odun ya da keresteyi satın alan birinin Zeus’la başının nasıl belaya girdiğini öğreniyoruz:

«İkiz Meşeler’deki Zeus ve onun gücü yücedir! Menophilos kutsal odun satın aldığı için tanrı tarafından cezalandırıldı. Hayli acı çektikten sonra tanrı onun oğlu Menophilos’a babasının işlediği günahın bedelini ödemesini emretti. Şimdi de (baba Menophilos) bütün insanlara ‘Tanrı’yı küçümsemek doğru değildir!’ diye seslendi ve bir kanıt olarak bu taşı dikti. 276 (= İ.S. 191) yılı, Daisios ayının 30. günü».

Bu yazıttan yalnızca 3 yıl sonraya ait olan ve yine Börtlüce köyü civarında bulunmuş olan bir başka yazıt, ağaç kestiği için Zeus tarafından cezalandırılan birinin itirafını içermektedir:

«İkiz Meşeler Zeus’u yücedir! Euangelos oğlu Stratonikos Zeus Didymeites’in meşe ağacını bilmeden kesti. Ve tanrı ona gücünü gösterdi. Çünkü o tanrıya inanmıyordu. Tanrı onu ölümcül bir hale soktu. Ama sonra (tanrı tarafından) bu tehlikeden kurtarılınca teşekkür etmek için bu taşı dikti. Şimdi ben duyuruyorum ki hiçbir kimse tanrıyı küçümsemesin ve meşe ağacı kesmesin! 279 (İ.S. 194) yılı, Panemos ayının 18. günü».

Kula’nın Emre köyünde bulunan ve belli ki ağaca zarar verdiği için Tanrı(lar) tarafından cezalandırılan ve sonra bu suçunu itiraf eden biri tarafından yazdırılmış ve ormanın görülebilir bir yerine diktirilmiş olan ve Roma imparatorluk devrine tarihlenen bir itiraf yazıtının günümüze ulaşabilen son satırları şöyledir:

«Her kim ağaca zarar verirse, karşısında öfkeli bir tanrı bulacaktır!».

H. Malay

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Şu An Ne Dinliyorsun? Yorum Yap, Bir Dizesini Yaz, Paylaş!

      nightwish the pharoah saıls to orıon cok saglamdır tavsıye ederım

      , Yer: Diğer Müzik Türleri

    • Sorunlu (Başbelası) Bir kişiyi Uzaklaştırma

      Bu büyü size sorun yaratan birini uzaklaştırmak için uygulanır. Nette her yerde denk gelirsiniz çok net bir şekilde. Oldukça basit bir büyü. O yüzden gnoxise'de çevirip koymak istedim.   Sorunlu (başbelası) bir kişiyi uzaklaştırmak     Kişinin resmini siyah mumun altına yerleştirin. Ayrıca bir kağıda kişinin ismini soyismini yazın ve onu da mumun altına yerleştirin. Siyah mumun üzerine şu kutsal isimleri kazıyın: "Eel Kanno Taf". Mumu defetme yağı ile yağlayın. (sirius: tarifini verdim nette)

      , Yer: Witchcraft

    • Yaşadıgım Bir Olay

      16 yaşındayken biriyle tanıştım baya bi süre sohbet etik ve bana gelecegimi göstercek şekilde ben gözüm açık oldugu hallde farklı bir zamanı yaşadım ve şu an başıma geliyor yaşıyorum o zaman gördügüm şeyleri bana el falı yapıcam diyip sag elimi kendi eliyle aynı anda kontrol etirmişti çok saçma ve korkmuştum o zaman bana bu yaşadıgım şeyleri bu kişinin bana yaptıgı şeyi açıklayabilcek biri var mı ? 

      , Yer: Fal ve Kehanetler

    • Belirli bir Görevi, Randevuyu veya Pozisyonu Elde Etmek İçin

      Gece tamamen düştüğünde, Yükselt bir mumun ateşini Ve yaz kağıdın üzerine Arzu ettiklerinin hepsini; Eğer herhangi biri yardım edebilirse sana Yaz hemen onun adını kağıda şu sözcükler ismi takip etsin Güç, Beceri ve şöhret için;     HALIMAZ FERIDOX SOLADAR     Dokun her kelimenin üzerine eski bir ekmek kabuğu ile; Ardından ufak parçalara ayır kağıdı ve batır yavaşça Kırmızı ile renklendirilmiş suya; Bur ıslak parçaları, yavaşça baskıla, Sırılsaklam hamurdan topak yaparcasına at

      , Yer: Witchcraft

    • Osmanlı Devleti’nde Cadılar Üzerine Bir Değerlendirme

      Ulaşabildiğimiz kadarıyla en erken XVI. asrın ortalarından itibaren, aynen batılı vampirlere benzeyen Osmanlı “cadı”ları vardır. Rumeli’de gayrimüslim milletlerdeki muhtelif inanışların etkisi altında şekillenmiş bulunan “cadı”ların varlığından çok, Osmanlı Devleti’nin bunlara karşı takındığı tavır ilginçtir. Şeyhülislamın onayını  arkasına alan devlet, mezarların açılmasına ve açılan mezarlardaki cenazelerin her türlü yok edici işleme tabi tutulmasına izin vermektedir. Hatta XIX. asrın ortaları

      , Yer: Şehir Efsaneleri

×
×
  • Yeni Oluştur...