Jump to content

ABD aya ayak bastı mı ?


Sepia

Önerilen Mesajlar

merhaba.

 

benim arşivden de ekleme yapayım.

 

içinde 130 adet resim dosyası var. bilgi de..

 

15 MB.

http://rapidshare.com/files/31409931/moon_lie.zip

--------------------

Başka bir siteden değişik görüşleri de verelim

 

Amerika 1969' daki teknolojiyle aya gitmis olsaydi günümüzde ay amerikanin bir üssü durumunda olurdu. Ama o tarihten beri hic aya insanli ucus olmadi.

-Günümüzde japonlar en ileri teknolojiye sahip oldugu halde neden aya gidemiyor.

-Aya dikilen Amerikan Bayragi dalgalanıyor havanın dogal olarakta atmosferin olmadıgı bir yerde bayragın dalgalanması ne kadar mantıklı siz düsünün bu dalgalanma orjinal aya inis görüntülerinde acik secik görülebilmektedir.

-Ay üzerindeki ısı, güneş ışını altında +102 dereceye kadar çıkar. Gölgede ise -157 dereceye kadar düşer. Düsünün sifirin altinda eksi 157 derece soguk ve arti 102 derece sicak .Astronotlar bu isilara nasil dayanabiliyorlar?

-aydaki bu sicaklikta, dunyada kullanilanlardan farkli görünmeyen kameralarin icindeki filmler nasil erimiyor, yada bozulmuyor? Ayrica ay yüzeyinin gölgede kalan kisminda gündüz kismina gecerken cok yüksek isi degisimi olacagindan genlesmeler olur , yani cisimlerde esnemeler ve kirilmalar olur. Buna nasil engel olunuyordu?

 

-Uzay mekiginin modülü aya inis yapıyor ve indigi yerde o sıcaklıga ragmen hic yanık izi yok oysa sonradan gonderilen insansiz araclarda bu yanık izi var. Nasa yetkilileri toz nedeniyle yanık olmadı diyorlar ama bu defa mekigin aya indigi genis ayakcıklarda hic toz yok

-Ay'daki yercekimi Dünya'kinin 1/6 'i kadar. Peki goruntulerde zipladigi gorulen Astronatlar zipladiginda neden bir adimdan öteye gidemiyor?

-Ay'a gonderilen Apollo Uzay araci saatte 6 bin km hizla hareket eden meteorlar arasindan parcalanmadan Ay'a nasil gitti ve geri dondu?

 

 

-aracı kullanmaktan cok aciz olan ekip 6 defa aya iniyor ve hic sorun olmuyor. mekigin tasarımcısı aya gidip geri canlı gelme ihtimali neredeyse % 0.0017 yani imkansız gibibi durum diyor.

 

-aydaki tek ışık kaynağı güneşken astronot resimlerinde ki gölgeler ışık kaynagının cok farklı yönlerden geldigini gösteriyor ve profesyonel fotografcılar bunun ancak ısıklandırma ile mumkun olacagını soyluyorlar.

 

-mekik ten inen astronot karanlık bölge tarafından iniyor ama astronotun tum kıyafetindeki en ince ayrıntı bile görünüyor

 

-mekik farklı gunlerde farklı yerlerde cekim yaptıgını soylerken 2.5 mil ilerliyorlar ve goruntu geliyor aynı filim ustuste bindirildiginde goruntude hic bir fark yok.

 

-kamerada bulunan + isareti bazen goruntulerin arkasında kalıyor buda goruntunun ustune resimlerin bindirildigini gosteriyor.

 

-Gus Crissom adlı astronot apollonun bilgilerini dışarı sızdırıyor ve herkez öldürülmesini beklerken yakalanıyor ve bir müddet sonra yeniden mekik araştırmasına katılıyor ve bir denemede 3 astronot mekige biniyor kapatılıyor mekigin ici birden alev alıyor ve kapılar acılamadıgından 3 astronot icerde yanarak ölüyor.

 

-uzayda dunyanın 500 mil dışında güneşteki patlamalardan kaynaklanan çok kuvvetli bir radyasyon var işte bu radyasyon nedeniyle Ruslar asla aya insan indirmedigini acıklarken ve bu radyasyondan kurtulmak icin cok kuvvetli radyasyon onleyiciler kullanmısken apollo nn kagıt kadar ince aluminyum la bunu engellems olması imkan dahilinde bile degil.

 

--boron adlı bir astronot apollonun tam bi fiyasko oldugunu soyluoyr ve 500 sayfalık bi rapor hazırlıyor meclis e ama arabasına tren carpıp ölüyor aile si ile birlikte ölürken raporu asla bulunamıyor .

 

-ayrıca aydan kalkarken mekigin fırlatılması esnasında bırakılan lunar ın dan iz yok.

Bence aya insanli ucus yapilmasi imkansiz,hele 1969'daki teknolojiyle.ama insansiz ucus yapilabilir ,

aya " insanli" gitmenin 1969 'daki teknolojiyle nekadar imkansiz oldugunu anlatmaya calisiyorum. Bu günümüzün teknolojisinde bile cok zor.

iste size bir haber

-------------------------------------------------

Japonya, Ay yüzeyine insansız inişi yapacak

12.04.2006 10:42 - Bu haber 457 kişi, Mynet Haber bugün 277.000 kişi tarafından okundu

Tokyo (AA)- Japonya, Ay yüzeyine insansız inişi 10 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyor. Konuyla ilgili bugün bir açıklama yapan Japon uzay ajansı JAXA

başkanı Keiji Tachikawa, bu projeyi yürütecek ekibinin belirlendiğini söyledi. Keiji Tachikawa, ekibin yapısıyla ilgili ayrıntılı bilgi vermedi.

 

 

Japonya, 2025 yılına kadar da Ay'a insanlı uzay aracı indirmeyi planlıyor. Bu ülke, Mars ve diğer gezegenlere yönelik projeler konusunda ise 2025 yılından sonra karar verecek.

------------------------------------------------------------ -------------------------------

 

Bu habere ne diyeceksiniz, dünyanin en ileri teknolojisine sahip Japonya bile aya insanli ucusu 2025 yilinda yapmayi " PLANLIYOR."

 

Amerika tüm dünyayi kandirmistir, bunu yapmaktaki amaci ise dünyadaki tek büyük güc olmak istemesi.

AYDA CEKiLDiGi iDDiA EDiLEN RESiMLERDEKi HATALAR

http://www.aulis.com/jackstudies_2.html

http://www.aulis.com/jackstudies_1.html

http://www.aulis.com/jackstudies_3.html

http://www.aulis.com/jackstudies_5aa.html

http://www.aulis.com/jackstudies_5.html

http://www.aulis.com/jackstudies_7.html

http://www.aulis.com/jackstudies_9.html

http://www.aulis.com/jackstudies_5a.html

http://www.aulis.com/jackstudies_6a.html

http://www.aulis.com/jackstudies_10.html

Bukonuyla ilgili ViDEO görüntüleri ( ingilizce ) :

http://video.google.com/videoplay?docid=-2265515730495966561 &q=moon+hoax&pl=true

 

değişik görüşte bir yazı

 

Iddialara baktim ve sunlari söylemek istiyorum:

-O tarihdeki teknoloji ile mümkün olmadigi ve film stüdyosunda yapildigi yazili. Teknoloji bu kadar ileri degilse film stüdyosunda nasil gercekci bir efekt yapildi?

 

-Fotograflarda yildizlarin görülmedigi söylenmis. O tafirhte degil bugün bile uzayda astronotlarin cektigi fotrograflarda yildizlar görünmez. Günes gibi güclü bir yildiz en yakinda dururken diger uzak yildizlarin isiklari nasil görünsün? Nasanin sitesinde de benzer bir soru sorulmus ve cevap olarak ta pozlanma süresi denmis. Günesin etkisi altinda yildizlari görüntüleyebilmek icin uzun pozlama süresi gerekir.

 

-Ruslari sirf Ayda manyetik alan olmadigi icin tehlikesinden dolayi aya hic insan göndermemis. Fakat Rusya uzay ajansi 2025-2030 yillarinda hic manyetik alani olmayan Marsa insanli ucuslarin planini yapiyor.

 

-O tarihten sonra da aya insanli ucuslar yapildi. Ilk insanli ucus Apollo 11 görevi idi. Apollo görevleri 17e kadar devam etti. Yani Apollo 11den sonra Aya 6 kere daha gidildi.

 

-Ve ayrica Astronotlarin aydan getirdigi kaya ve kum örneklerini dünyanin dört bir yanindan Üniversiteler inceledi. Bu tas ve kum cesitlerinden dünyada olmadigi isbatlandi.

 

-Astronotlar Ayin yüzeyine 1 m2 boyutlarinda kristal bir ayna yerlestirdiler, bilim adamlari dünyadan lazer göndererek dünya ile ay arasindaki mesafeyi ölctüler. Bu deney hala yapiliyor.

 

Bir baska iddialar ise daha ilgincti:

Astronotlar Ayda ezan sesi duymuslardi. Olayin aslini Astronotlari egiten Misirli cöl bilimci Faruk el-Baz su sekilde söylemis:

- Apollo 15'in üç astronotundan biri, öğrencim Alfred Merril Worden'dı. Uzay araştırmalarına meraklı okurlarınız hatırlayacaklardır, Apollo uçuşları hep üçlü astronot gruplarıyla yapılmaktaydı. Bunlardan ikisi "Ay Modülü" (Lunar Module) dediğimiz araçla uydumuzun yüzeyine iner ve bilimsel araştırmalarını yapar, üçüncüsü ise "Kumanda Modülü"yle (Command Module) Ay yörüngesinde turlar atarak onları bekler, bu arada da dünya ile irtibatı sağlar. Bu uçuşta David Scott ve James Irwin yüzeye inecek olan ikiliydi, Worden ise kumanda modülünün pilotu…

 

Kumanda modülü "Endeavour" Ay yörüngesine girip uydumuzun çevresinde turlamaya başladığında Worden 380 bin kilometre uzaktan Houston'a seslenip raporunu vermeye başladı. Bu arada aramızda da bazı dostane telsiz konuşmaları geçti. Bir ara bana "Buradan istediğin birşey var mı Kral" gibi şaka yollu bir cümle sarfetti. Ben de "Dünyamıza Arapça olarak bir selam göndermen yeterli" dedim. Kur'an'ın dilinin Ay yörüngesinde bir kez olsun yankılanmasını istemiştim o anda. Worden yıllarca süren derslerimiz sırasında benden üç-beş cümle kadar Arapça kapmıştı. Bunun üzerine ricamı kırmayarak telsizden aynen şu sözleri söyledi: "Marhaba ahle el-ard, min Endeavour aleykum salam." Yani, "İyi günler, Endeavour'dan hepinize selam olsun ey dünya insanları".

 

Bu sözler, o anda Houston'daki komuta üssündeki bizler tarafından olduğu gibi dünyanın dört bir köşesinde Apollo 15'in yolculuğunu takip etmekte olan binlerce amatör telsizci tarafından da canlı olarak dinlenmekteydi ve çoğu Arapça bilmeyen bu kişiler eliyle derhal kayıtlara geçirildi. Sanırım sonradan iyice biçim değiştire değiştire bütün İslâm âlemine yayıldı ve bugünkü hilkat garibesi söylentiye kadar ulaştık. Ancak, ezan sesi nerede, Worden'ın bana gönderdiği bir cümlelik o dostça selam nerede? Aralarında fonetik olarak hiçbir ilişki yok. Kaldı ki bu efsane Apollo 11 için türetilmiş, yani bu olayın yaşandığı Apollo 15 uçusundan tam 2 yıl önceki bir başka uçuş için. Aralarında kronolojik bir bağlantı da yok.

 

Size şu kadarını söyleyeyim. Apollo uçuşları sırasında yer kontrol ile astronotlar arasında yapılan bütün konuşmaları dinleyen sayılı kişilerden biriydim ben. Eğer oradan bir yerden ezan sesi gelseydi, bir Arap olarak bunu ilk anlayacaklardan biri herhalde ben olurdum. Ama böyle bir şey asla olmadı.

 

Videoyu seyrettim; adamlar bayrağın sapından tutarak ay yüzeyine sokmaya çalışıyorlar. Bayrağın zaten önceden kolalanmış ya da benzer bir işlem yapılmış olduğu biliniyor, yoksa aydaki yerçekimi ile kumaşın dik durması zaten olanaksız. Astronotlar bayrağı itip çekerken ve sapını sokmaya çalışırken dalgalanması gayet doğal. Tek başına dururken dalgalandığını gösteren bir film var mı?

 

Ayrıca bu videoyla ilgili iddiaların cevaplarını merak ediyorsanız "Fox TV and the Apollo Moon Hoax...http://www.badastronomy.com/bad/tv/foxapollo.html" adresine bir bakabilirsiniz. NASA bunu zaten ciddiye bile almamış.

 

İlk mesajdaki iddialar için ise biraz mantık yürütmeyle bile cevap bulabilirsiniz:

 

http://www.youtube.com/watch?v=q6yB3fAvCm4

 

adam iniyo işte aya :)

 

Aşağıda bu komplo teorilerine karşı yapılan açıklamaları bulabilirsiniz.

 

MoonHoax

This web site examines the theories that suggest the NASA Apollo moon landings were faked. It hopes to prove, without any doubt, that these theories are wrong and a combination of a poor understanding of basic science and a desire to make a fast buck. Ultimately, however, you're going to have to reach your own decision.

http://www.redzero.demon.co.uk/moonhoax/index.html

 

 

Are Apollo Moon Photos Fake?

http://www.badastronomy.com/bad/tv/iangoddard/moon01.htm

 

 

Yine başka bir görüş

 

AY'A AYAK BASILMADI MI? NASA DELİL ORTAYA KOYAMADI Ay'a basılan ayağın kanıtı yok

 

Aya seyahatin orijinal görüntülerini incelemek isteyen bilim adamına NASA şok bir cevap verdi: "Görüntülen bulamıyoruz!" Duruma en çok sevinense "Zaten hepsi tezgahtı" diyen komplo teorisyenleri oldu

Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım..." Neil Armstrong'un 37 yıl önce dünya tarihine geçen bu sözünün artık hiçbir kanıtı yok. O anın orijinal görüntülerinin, NASA'nın Maryland'deki üssünde kaybolduğu ortaya çıktı. Avustralyalı bir bilim adamı tarafından ortaya çıkarılan olay, "ABD Ay'a gitmedi. Görüntüler stüdyoda tezgahlandı" tezini savunan binlerce komplo teorisyenini de sevindirdi. Teorisyenler, NASAnın sırrını örtbas etmek için kasetleri ortadan kaldırdığına inanıyorlar.

 

Tarihi önemi çok büyük

Ay'dan gelen görüntülerin tarihiyle ilgili bir araştırma yapan Avustralyalı bilim adamı John Sarkassian, NASA'ya başvurarak kasetleri izlemek istediğini söyledi. Ancak tüm aramalara rağmen kasetler bulunamadı. Hiç kimse kasetlerin yerini bilmiyordu. Bu olay bilim dünyasını ayağa kaldırdı. Bilim adamları şimdi büyük bir engelle karşı karşıya olduklarına inanıyorlar. Orijinal görüntüler, manyetik bantlara kaydedildiği için bozulma riskleri çok yüksek ve bir an önce bulunup dijital disklere kaydedilmeleri gerekiyor. Yoksa, gelecek nesiller, insanlık için büyük adımları sadece bozuk televizyon görüntülerinden izleyebilecek.

 

Detaylar görülemiyor

20 Temmuz 1969'da gerçekleşen seyahat, NASA'nın zamanın son teknolojisiyle üretilen kameraları tarafından canlı olarak yine NASA'nın Kaliforniya ve Avustralya'daki televizyon istasyonlarına gönderildi. O zamanlar bu görüntüleri işleyecek teknolojisi olmayan televizyon kanalları ise orijinal görüntülerin yansıtıldığı perdelerden çekim yaptılar. Bu nedenle detaylar, orijinallerindeki kadar net olarak görülemiyordu. Manyetik bantlı video kasetlere kaydedilen orijinal görüntüler ise 1970 yılında ABD Ulusal Arşivleri'ne kaldırıldı. Ancak görüntüler, 1984'de hiçbir neden belirtilmeden Maryland'deki Goddard Uzay Üssü'ne taşındı.

 

Stüdyoya mı ayak basıldı?

Komplo teorisyenlerine göre aya hiç gidilmedi, tüm görüntüler bir stüdyoda çekildi. ABD, SSCB ile bir uzay yarışına girişmiş, rakip uzaya insan göndererek öne geçmişti. NASA da buna karşılık, Ay'a gittik yalanını uydurdu. İşte komplo teorisyenlerinin iddiaları:

 

70 kilo olan Neil Armstrong, yüzeyde derin izler bırakırken, 1 tonluk uzay aracı neden hiçbir iz bırakmıyor?

 

Astronot gölgede kalmasına rağmen nasıl bu kadar net ve parlak görülüyor?

 

Güneş gibi çok uzak bir ışık kaynağından bu kadar güçlü bir ışık gelip de taşların bu şekilde gölge yapmasına neden olamaz. Ama stüdyodaki spotlar yapabilir.

 

 

 

 

Sanırım bu konu için yeterli olmuştur :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Nasa bugün rahatlıkla Ay'a insan gönderebilecek teknolojiye sahip. Hatta Mars'a insan göndermek isteniyor. Şu günlerde Nasa 2020 yılında Ay'a üs kurma planları yaparken, gelin bizde geçmişte neler olduğuna bir bakalım.

Apollo 11 uzay aracı Ay'a insan götürdü. Fakat Aya gidip gidilmediği hakkında bir çok tartışma yapılıyor. Geçenlerde eski bir Rus ajanının radyasyon yöntemiyle öldürülmesiyle, devletlerin gizli yöntemleri konusunda ne kadar az bir bilgiye sahip olduğumuz birkez daha ortaya çıktı. Dünya insanından saklanan o kadar çok gerçek varki... Gözlerimizi gönüllü olarak kapamaya devam ettiğimiz sürece bizler , gerçeklerden ve çevremizde olup bitenlerden habersiz yaşamaya devam edeceğiz.

 

Bu arada eğer aya giden (!!!) Apollo uzay aracından çekilen fotoğraflar sahte ise, NASA bunu yapma gereğini neden duydu.UFO NET komplo teorilerini araştırdı.

 

 

 

 

 

Mayıs 1961’de Başkan John F. Kennedy parlementoda şu açıklamayı yaptı. “Kendimize bir görev belirlemeliyiz.Bu görev, 20. yüzyılın sonuna kadar insanlı bir uzay aracını aya gönderip, güvenlik içinde tekrar dünyaya dönmesini sağlamak.” İşte bu cümlelerden sonra ay yarışı başlamış oldu. Bu da Soğuk savaşın bir dönüm noktası oldu.

 

Eski Sovyetler Birliği bu yarışta hemen koşmaya başladı ve öne geçti. 1961’de önce ilk erkek kozmonotu, 2 yıl sonrada ilk kadını uzaya gönderdi. Ve bu kişiler dünya çevresinde dönen ilk insanlar oldular.

 

Kennedy’nin bu konuşmasından bir yıl geçmeden John Glenn dünya yörüngesine çıkan ilk Amerikalı oldu. Fakat 1967’de Apollo 1’in denenmesi sırasında araçta yangın çıktı ve 3 astronotun ölümüne yol açarak bu girişimlere büyük bir darbe vurdu.

 

Bir çok zayıf noktanın yangına yol açtığı bu trajediden sonra, uzay aracı konusunda sıfırdan ve başka bir araç geliştirme zorunluluğu doğdu. NASA’daki bir çok kişi 20. yüzyılın sonuna kadar öngörülen zaman limitinin başarıyla yakalanamayacağını düşünüyorlardı.

 

 

 

Apollo 11 16 temmuz 1969’da Kennedy Uzay Merkezinden fırlatıldı ve 4 gün sonra Ay’a ulaştı.Bu, Başkan Kennedy’nin Ay projesini başlatmasından 8 yıl sonraydı. İddialara göre NASA’nın bu işe sıfırdan soyunup bu kadar kısa bir süre içinde Ay’a insan göndermesi imkansızdır.

 

 

 

AY YARIŞI

 

4.10.1957 - SSCB ilk uydu olan Spoetnik 1’i uzaya fırlattı.

12.4.1961 – Yuri Gagarin Vostok 1 kapsülünde uzaydaki ilk insan oldu.

19.6.1963 – Valentina Tershkova Vostok 6 kapsülünde uzaydaki ilk kadın oldu.

18.3.1965 – Aleskey Leonov Vostok 2 kapsülünden dışarıya çıkarak uzayda yürüyen ilk insan oldu.

31.1.1966 – Rus uzay gemisi Luna 9 Ay üzerine yumuşak ve başarılı bir iniş yaptı.

21.7.1969 – Apollo 11 Ay’a iniş yaptı. Neil Armstrong ve Buzz Aldrin yüzeyde yürüdüler.

 

 

 

 

İMKANSIZ RÜYA

 

Yazar Bill Kaysing’e göre, Kennedy’nin sözlerini yerine getirebilmek en azından getirilmiş gibi yapmak NASA’yı bir komploya itti. Kaysing 1956 ve 1963 yılları arasında Apollo uçuşları ile ilgilenen bir firmada teknik yazarlık yaptı. Kaysing’e göre bu yıllar arasında NASA, insanlı bir uzay aracının aya gönderilmesi ve tekrar dünyaya geri getirilmesi konusunda bir başarılılık oranı testi yaptı. Sonuçta bir insanın aya gidip tekrar dünyaya geri dönebilme şansı % 0,0017 olarak saptandı. Kaysing’e göre 1969 yılı civarında NASA için bu oranı % 100’e çıkarmak imkansızdı.

 

Bazılarına göre Kaysing’in düşüncesi bir yerde mantıklı. Aya giden Apollo 11’de kullanılan teknoloji bugünküyle karşılaştırıldığında son derece ilkeldi. Öyleki araçta bulunan bilgisayarın hafızası bugün kullandığımız modern çamaşır makinesinin hafızasından daha azdı.

 

 

 

Yuri Gagarin ilk uzay kahramanı olarak nisan 1961’de vostok 1 kapsülü içinde, 327 km. Yükseklikte neredeyse 2 saat kaldı. Bu girişimler deyim yerindeyse Amerikalıları uzay projelerinde gaza getirdi.

 

 

 

TİYATRO OYUNU GİBİ

 

“Biz Aya Hiç Gitmedik” adlı kitabında Kaysing, Apollo 11’in aya gitmiş gibi gösterilmesi için NASA ve CIA’nin beraber çalıştığını iddia ediyor. İnsansız uzay aracı “Saturn 5” fırlatıltıp gözden kaybolduktan kısa bir süre sonra tekrar dünyaya düştü. Ayrıca NASA Nevada’da gözden uzak bir yerde bir yeraltı mağarasında ayın yüzeyine benzeyen bir stüdyo inşa etmiş olabilir.

 

Filimde beraber çalışacak olan astronotlarla kontrol merkezi arasında geçen konuşmalarlada desteklenecek olan bu senaryo sayesinde, herkesi özelliklede rakibi Sovyetler Birliği’ni Amerika’nın aya gittiğine inandıracaktı. Bunun için fotoğraflar ve filimler senaryoya eklendi ve son aşama olarak, askeri bir uçaktan içinde astronotların bulunduğu sahte bir uzay kapsülü bırakılarak dünyaya inmişler gibi gösterilecekti.

 

 

 

Apollo 11'in dünyaya dönen kapsülü

 

Kaysing dahada ileriye giderek, astronotların bu senaryoda inançla rol almalarını sağlamak için beyinlerinin yıkandığınıda belirtiyor.

Başka bir Amerikalı yazar Ralph Rene’de astronotların aya ulaşabileceklerine inanmıyor. “NASA Amerika’yı Aylandırdı”adlı kitabında, astronotların kozmik ışınlardan yanmamaları için Apollo uzay aracının en az 2 metre kalınlığında olması gerektiğini belirtiyor.

 

Teoriye göre NASA, 60’lı yılların sonlarında sahip olduğu teknolojiyle aya gidemeyeceği gerçeğini anlayınca, işi sahtekarlığa dökmeye kalktı. Bu sahtekarlığın büyük faydası olabilirdi. Birincisi bir propoganda olarak Ruslara karşı puan kazanılacaktı. İkinci olarakta uzay yolculuğu projesine akacak olan paralar Amerika’ya kalacaktı.

 

 

 

APOLLO 1 FACİASI

 

27 Ocak 1967’de fırlatılışından bir kaç gün önce Apollo 1’in astronot modülünde büyük sorunlar vardı. Astronotlar modülde çalışırlarken birden acil durum başgösterdi. Saat 18:30’u biraz geçmiştiki astronotlardan bir mesaj geldi. “Kokpitte yangın çıktı !” Saf oksijen tankları sebebiye bir kaç saniye içinde modüldeki sıcaklık 1400 dereceye çıktı. Astronotlar Gus Grissom, Ed White ve Roger Chaffee karbonmonoksit gazından boğuldular. Teoriye göre NASA’nın bu yangın olayının sebeplerini bulup çözüm bulması ve 2 yıl içindede yeni ve yeterli özelliklere sahi başka bir modül yapıp Ay’a göndermesine imkan yoktu.

 

 

 

KOMPLO

 

Diğer bir teoriye göre ABD ve SSCB uzaya yolculuk teknolojisini gizlice birlikte geliştirmişlerdi. NASA fotoğrafları sahteleştirmişti çünkü, Ruslarla birlikte ileride Mars’a gitmek için aya üs kuruyorlardı.

 

Bu teori “Alternatif 3” adlı şaka tv programında ortaya atılmıştı.( Bu program Anglia TV kanalındaki “Bilim Raporu” programı tarafından yapılmıştı.) Program aslında 1 Nisanda yayınlanacaktı. Ancak 20 haziran 1966 tarihinde yayınlandı. Hemen hasa izleyiciler tarafından tepkiler gelmeye başladı. Bu panik ortamı 1936’da Orson Welles’in “Dünyalar Savaşı” adlı radyo oyununun yol açtığı panikle karşılaştırılabilir.

 

Belgesel dünyanın ekolojik dengesinin bozulmasının hızlandığını belirtiyordu. Bu sebeple uluslararası bilim adamları ve hükümetlerin danışmanlarından oluşan bir gurup 3 alternatif ile insanlığı kurtarmak istemişlerdi.

 

Nükleer başlıkları atmosferde patlatarak kirliliğin uzaya gitmesini sağlamak.

Büyük yeraltı sığınakları yapılarak buraya seçkin, zeki, zengin ve güç sahibi kişiler yerleştirilerek dünyanın tekrar yapılanmasını sağlamak.

Bu sonuncu alternatif uygulama amacıyla seçildi.

" Aldrin ve diğer yapmacık astronotlar, ruhlarında taşıdıkları bu yalanla mı ölecekler? "

Ralph Rene – Komplo teorisyeni

 

 

 

3. ALTERNATİF

 

Bu seçeneğe göre insan kendisine en yakın yaşanabilir gezegene yani Marsa yerleşmeliydi. Bu programa göre 1950’lerin sonunda Amerikan ve Rus uzay sondaları ayın arka yüzünü araştırmak için gönderildi. Ay’ın bu kısmı Mars’a gidilmek üzere kullanılacak bir istasyon kurulmak için kullanılacaktı.Bu istasyon kurulur kurulmazda zengin ve güç sahibi seçilmiş kişiler dünyayı terkederek Mars’a gideceklerdi.

 

Bu teorinin ne kadar inanılmaz olmasına ve gazetelerin bunun bir şaka programı olduğunu belirtmelerine rağmen bir çok kişi bu belgesele inandı. Programın sonunda rol alan aktörlerin adlarının bile geçmesine rağmen.

 

Hatta program komplo hakkında bazı gerçekleri içerme ihtimaline karşın ABD’de yayınlanmadı.

 

Burada bir teoriden daha söz etmek istiyoruz. Bir Amerikalı araştırma grubu “Mars görevi” , 20 yıl süren Mars fotoğrafları analizleri sonucunda, Mars’ın dünya dışı bir uygarlığın kalıntılarını barındırdığı sonucuna vardılar. Onlara göre en etkileyici şey ise Mars’taki yüz. NASA bunu bir ışık oyunu olduğunu söylüyor.

 

“Mars görevi” grubunun başı Richard Hoagland mart 1996’da grubun ismini “Girişimci görev” olarak değiştirdi. Çünkü Ay üzerinde doğal olmayan oluşumlar bulduğunu düşünüyordu.

 

" Neil Armstrong kontrol merkezine ilettiği mesajında 2 büyük cismin kendilerini izlediğini belirtti. "

Dr. Vladimir Azhazha – Moskova Üniversitesi.

 

 

 

KAYIP UYGARLIK

 

100 metreye kadar ayrıntı sunan uydular aracılığla alınan fotoğraflarda, düz çizgiler, daireler, kareler yolları, evleri ve şehirleri temsil ediyordu.

 

Hoagland ne yaptığını biliyordu.Bu arada ay ile ilgili ayrıntılı fotoğraflara baktığında geometrik şekiller gördü. O bunların ay üzerindeki şehirleri korumak amacıyla yapılmış cam kubbelerin kalıntıları olduğuna inanıyor. Yer çekimi olmadığı için dünyada yapabileceğimizden çok daha büyük cam kubbelerin ayda yapılabileceğini belirtiyor. Tahminlerine göre “kule” diye adlandırdığı yapıların yüksekliği 12 km.’yi buluyor. Hoagland’ın dediğine göre bunlar gezegenler arası yolculuk eden bir uygarlığa ait kalıntılardı ve Apollo astronotları onların varlığından haberdardı.

 

 

 

Buradaki Vikin 1’in çektiği fotoğrafta “Marstaki Yüz” görülüyor. NASA bunun 1,8 km. genişliğinde bir kaya parçası olduğunu söylüyor.

Rusların uzay sondası tarafından 1965’de dünyaya gönderilen bu ay fotoğrafında, Richard Hoagland’ın yapay olduğunu iddia ettiği gibi bir oluşum görülüyor.

 

 

 

Bir astronot Uzay mekiği Endeavour’un dışında uzayda yürüyor.(sağdaki resim)( 1996- Avustralya üzerinde) Dikkat ettiyseniz Uzay mekiği uçuşları her zaman dünyaya çok yakın olarak gerçekleşiyor.Bu da Apollo uçuşlarından sonra Amerikalıların uzayda daha derinlere gitmediği hakkındaki Komplo Teorisini destekler niteliktedir.

 

 

 

AYDAKİ YARATIKLAR

 

İngiliz Ufo araştırmacılarının önde gelenlerinden Timothy Good iddialarında dahada ileriye gidiyor. Hatta “Çok gizlinin ötesinde” adlı kitabında astronotların ayda dünyadışı canlılar gördüklerini iddia ediyor.Buna delil olarak Rus bilim adamlarınca takip edilen, Apollo 11 astronotlarından Neil Armstrong ve Buzz Aldrin ile kontrol merkezi arasında geçen gizli konuşmaları gösteriyor.

 

En ilginç sorulardan biriside şu: Neden NASA 60’lı yılların sonlarındaki Apollo uçuşlarından sonra bir daha Ay’a astronot göndermedi?

 

Belki gelecekte Ay, sırlarından daha çok ayrıntılar verecek bizlere.

 

SUSKUNLUĞUN KOMPLO TEORİSİ

 

“Mars görevi” grubunun yöneticisi Richard Hoagland’a göre Apollo astronotları Ay üzerinde yerleşim yerlerine ait olan büyük yapılar gördüler. Gizli bir radyo kanalı bu yapıları kontrol merkezine bildirilmek için kullanıldı. Astronotlar dünyaya geri döndüklerinde NASA tarafından, bu konuda bir tek kelime bile ağızlarından kaçırmamaları için uyarıldılar. Apollo 11, 12 ve 14 uçuşlarının devamları büyük bir karantina altında gerçekleşmişti. Bu uçuşların bazıları diğerleri tarafından izlenememişti. Bu gizli sayılabilecek uçuş görevleri sırasında astronotlardan NASA’ya gördükleri yapılar hakkında detaylı bilgi vermeleri istenmiş bu konudada NASA onlara fotoğraf çekmeleri için yeterince zaman vermişti. Otoriteler bu dünyadışı bir uygarlığa ait yapıların, normal halk tarafından görülmelerini istememişti.

--------------------

ama resimler neden çıkmamış?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

çok ilginç şunu düşünmek lazım amerika stüdyoda aya ayak basmış olsaydı bunun aynısını mars üzerindede yapabilirdi bunu birçok filmde görebiliriz yapılabilir ama yapılmadı ister istemez aklıma şu laf geliyo millet aya biz yaya dünyanın önde gelen ülkeleri bilim adına önemli çalışmalar yaparken biz çok farklı konularla oyalanıyoruz ve bilimden çok uzak durumdayız elimizdeki bilime yatkın insanlarıda kaçırıp almanyaya rusyaya veya amerikaya gitmelerine önayak oluyoruz artık bizimde bilim çalışmalarına başlmamamız gerekli araştırılma yapılması gereken birçok konu var ama malesef okadar ileride değiliz bu konuda.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sadece şu görüşüne katılıyorum bizim ülkemizin vatandaşları bizim insanımız ülkesinde olanaka olmadığı için kendi toprağında ekmek bulamadığı için gidip bir başka devletin sınırlarında kendisi için yaşamayı tercih ediyor haklı olarak. Vatan dediğin doğduğun yer mi karnının doyduğu yer mi?

 

Marsa da yapardı demişsin filozof ama aynını hem aya hem marsa yapsa sahtekarlığı alenen açığa çıkardı böyle sadece iddialarla sınırlı kalıyor.

Peki ya gidildiyse şu ezan olayı nedir? Sadece bir selam yüzünden mi çıkmış bu söylenti ? Konu nerden nasıl bağlanmış anlayamadım ama haberler ilginç

 

AYDAKi EZAN'IN SIRRI

 

Newl Amstrong aya ayak bastiginda bilindigi üzere bir ses duyar ve dünyaya indiginde misir gezisindeyken bu sesi tekrar duyar ve bunun ne oldugunu sorunca müslümanlari ibadete çagirmak için bir isaret oldugu söylenir ve kahramanimiz yasamini müslüman olarak sürdürmeye karar verir.

Path Finnder uzay araci marsa yollandiginda pramite benzer cisimlerin bulunduğunu ve bunlarin insanlara gösterilirken gizlendigi söylentisi ses getirmisti.

Bu yapitlarin dünyada hangi bölegede bulundugu herkez tarafindan biliniyor.Sonuçta kahramanimizda uzaydaki sesin benzerini misirda duymadimi?

Din bilimcilere göre orada (misir) bir kavim hüküm sürmüs ve bu kavmin ileri düzeyde zekali olduklari ve 3000 e yakin kitap yazdiklari söyleniyor.

Bu kavim içinde bir karmasa çikyor ve kavim kendi içinde bir kaos yasiyor ve bu kaostan kavmin yok olmasi sonucu doguyor.Burada adi geçen din bilimciler konuya söyle devam ediyor.

"Bu kitaplardan 10 tanesi elimizde olsaydi biz su anda galaksi galaksi geziyor olurduk"

Bilindigi üzere her kabilenin içerisinde alim ve bilim adamlari vardir ve eger bu teori dogruysa bunlar kaosun kavmi dagitacagini anladilar ve yanina aldiklari digerleriyle onlara göre siradan olan galaksi yolculugunu gerçeklestirdiler ve yerlestikleri yerde dünyadaki benzerleri gibi anitlar yaptilar.

Ibadetlerinide dünyadaki gibi yapmaya devam ettiler.Birkaç yil önce amerikada bir metor parçasi bulundu ve bunun üzerinde hiyoroglif yazilara raslandi ve bu yazilarin ASUR alfabesiyle benzerlik gösterdigi saptandi,MISIR pramitlerinin ve nigdedeki yer alti tünellerinin asurlularin yaptigina inaniliyor ve sonuçta asurlularda bir kaos yasadilar.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

AYA GİDİLDİ HEM DE 5 DEFA

 

Mesaj: #1

ay'a gidildi mi??

 

Ay'a gerçekten gidildi mi?

1969 yılının görece sınırlı bilimsel imkânları içinde Ay'a insan gönderen, oradan dünyaya çağının çok ötesinde “teknik donanımlar”la canlı yayın yapmayı başarabilen ABD yönetimi, bugün Lübnan'dan yeryüzüne yayılan çocuk çığlıklarını algılayabilecek "insanî donanım"a ise sahip değil.

________________________________________

Ali Murat Güven -Yeni Şafak

En sevilen komplo teorisi: ''Ay''a iniş gerçek mi?''

Düzenli takipçilerimiz, son yıllarda "Zamanda Yolculuk" köşesinde yayımlanmış kimi haber-araştırma dosyalarımız vesilesiyle hemen hatırlayacaklardır: Sinema dünyasına yönelik ilgi ve uğraşlarımın yanısıra, benim bir de "uçtu-kaçtı" işlere özel bir merakım var. Komplo teorileri, dinî içerikli efsaneler, antik uygarlıkların gizemleri, bedensiz varlıklar, dünya dışı hayat iddiaları ve uzay bilimleri…

Frenklerin “paranormal phenomenon” dedikleri bu özel alanda vaktiyle epeyce kafa patlattım; çalıştığım gazete, dergi ve televizyon programlarında, yayımlandığında büyük ilgi gören ve uzun süre tartışılan dosyalar üretme fırsatı buldum. Ki bunlardan bir kısmını zaman zaman gazetemizin sayfalarında da benzer konulara meraklı olan okurlarımızın görüşlerine sunmaktayız.

KOMPLO TEORİLERİ 1990'DA ORTAYA ATILDI

"Ay'a inişin gerçek olup olmadığı"na ilişkin komplo teorileri, 1990'lı yılların ortalarında çok ciddi biçimde ilgilendiğim konu başlıklarından biriydi. Öyle ki bir ara bu işle iyice kafayı bozduğumdan, o günlerde editör olarak görev yaptığım ünlü bir televizyon programının bünyesinde, Londra'dan Houston'a, oradan da Gebze'deki Tübitak Marmara Araştırma Merkezi'ne dek uzanan oldukça kapsamlı bir araştırmaya imza atmıştım.

Geçtiğimiz hafta NASA'nın Temmuz 1969'da gerçekleşen ilk Ay yolculuğunun toplam 400 kutudan oluşan televizyon kayıtlarını -kurumun arap saçına dönmüş arşivinde- “kaybettiğini” açıklaması, zaman zaman sakinleşip zaman zaman coşan komplo teorisyenlerini bugünlerde yeniden dalgalandırmaya başladı. O dönemde henüz "Betacam" ya da "U-Matic" türü pratik video kaset formatları dolaşımda olmadığından, televizyon yayınlarının görüntüleri otomobil tekerleğini andıran dev boyutlu makara bantlara kaydediliyordu. Bunlar hantal, ancak görüntü kalitesi olarak son derece yüksek ve o oranda da dayanıklı veri saklama malzemeleriydi. İşte, NASA arşivcileri de bir “inanılmaz”ı başararak, şimdi bunlardan 400 kadarının yerini aylardır bulamadıklarını söylüyorlar. Gerçi, elde bu tarihî yolculuğun başka görüntüleri de var. Hem de yalnızca ABD’de değil -benim kişisel arşivim de dahil olmak üzere- dünyanın her köşesinde! Ama, kabul etmek gerekir ki bunlar suyunun suyu kopyalar; dolayısıyla teknik kaliteleri aslına göre çok daha düşük...

Olayı duyan kompolcular durur mu; NASA sözcüsünün bantların yaklaşık bir yıldır sırra kadem bastığını açıklayan o utanç verici itirafı üzerine başladılar yaygaraya:

"Biz dememiş miydik? Zaten baştan sona yalan olan bu yolculuğun son kanıtlarını da böylelikle ortadan kaldırdılar. İnsanoğlu Ay'a aslında hiç gitmemiştir! Mevcut bütün görüntüler gizli stüdyolarda hazırlanmış birer film hilesidir!"

İşin daha bir ilginç yanı ise bugünlerde söz konusu iddiaya yavaş yavaş Türkiye'den de destek verenlerin ortaya çıkması...

SAPLA SAMAN BİRBİRİNE KARIŞTI

Sapla samanı birbirine karıştırırak ideoloji üretmeye çalışanlar, her zamanki yapageldikleri gibi, hem kendi bilinçlerine hem de başkalarınınkine onulmaz zararlar veriyorlar.

Bana göre, "küresel ölçekteki saldırgan eylemlerinden dolayı ABD'ye öfke beslemek ve anti-emperyalist olmak" başka bir şey; "mankafa olmak" ise bambaşka bir şey...

Bu ülkenin sınırları içinde, "Ay'a iniş gerçek mi, değil mi" şeklinde özetlenebilecek komplo teorisi üzerine belki de en kapsamlı uluslararası araştırmayı yapmış ve elde ettiği bilimsel verileri 1998 yılında bir saatlik bir televizyon programı (Star), 2002 ve 2004 yıllarında da önce tam sayfalık bir gazete haberi, ardından da beş bölümlük bir söyleşi vesilesiyle (Yeni Şafak) Türkiye kamuoyuyla paylaşmış biri olarak kendimi, gençliğin bilime yönelik saygı ve inancını sarsmayı amaçlayan bu tür avâmî spekülasyonlara “Müslümanca bir tepki” vermek zorunda hissediyorum.

AY'A İNİŞİN KANITLARI VAR

Konuyla, ucuz palavralardan uzakta, doğru düzgün ilgilenenler için, "Ay'a iniş operasyonunun neden düzmece olamayacağının" mantıklı gerekçeleri o kadar çok ki ben burada yalnızca bir kaç tanesini bilginize sunmakla yetineceğim.

Birincisi, 1969-72 yılları arasında gerçekleştirilen altı ayrı insanlı uçuşun ardından, astronotlarca mühürlenmiş özel çelik kutular içinde dünyamıza getirilen yüzlerce kiloluk Ay toprağı ve kayaları... Bunların bir tek gramının bile o tarihe kadar dünyamızda bir eşi yoktu.

İkincisi ise (ki bence bu Ay taşlarının dünyaya getirilmesinden bile daha önemli) değişik ırklardan, dinlerden ve kültürlerden gelip ortak bir ideal uğruna NASA'da toplanmış, Ay'ın fethine bütün hayatını adamış olan 6500 dolayındaki bilim insanının onuru... Tabiî, bu arada -üç tanesi 1967’de, daha henüz ilk kapsülün fırlatma rampasında denemeler yaparken feci şekilde yanarak ölen- 100’e yakın Apollo astronotunun insanüstü gayret ve cesaretlerini de hatırdan çıkarmamak gerekiyor.

Bundan iki yıl önce Boston'da ulaşıp Yeni Şafak adına uzun bir söyleşi yaptığım ünlü Müslüman jeolog ve gökbilimci Prof. Dr. Faruk El-Baz, söz konusu iddiaları kendisine hatırlattığımda, "Ay'a gidilmediğini ileri sürmek, böylesine zorlu ve karmaşık bir projeye yıllarını veren insanlara yapılmış açık bir hakarettir" demişti. Bilenler bilir; El Baz Ay'ın fethi konusunda sıradan biri değil, anılan dönemde NASA'daki bütün kritik kararları alan 3-5 lider kişiden biriydi. Bütün Apollo astronotlarını da bizzat o yetiştirdi ve Ay’a gidiş serüvenine yaptığı eşsiz katkılardan dolayı o günden bugüne kadar sayısız bilimsel ödüller kazandı.

(Kendisiyle yaptığımız Ağustos 2004 tarihli 5 bölümlük söyleşiyi ve Ay’a aslında hiç gidilmediğine yönelik iddialar hakkındaki ibretlik cevabını aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

Nitekim, “Ay'a ayak basan ikinci astronot” olarak ünlenen Edwin "Buzz" Aldrin de bundan bir kaç yıl önce kendisine yanaşıp alaycı bir ifadeyle, "İtiraf et ihtiyar, aslında oraya hiç gitmedin değil mi?" diye gevelenen genç bir magazin muhabirine -70'li yaşlarında olduğuna aldırmaksızın- esaslı bir yumruk indirmişti. Kelleyi koltuğa alıp dünyanın en tehlikeli yolculuğuna çıktıktan sonra aynı söz bana da söylense ben de benzer bir tepki sergilerdim hiç kuşkusuz...

Ay yolculuğuna ait fotoğraf ve filmlerin aslında ABD’nin çöllük bölgelerinden birinde, yer altındaki gizli bir stüdyoda üretilmiş hileli görüntüler olduğuna ilişkin tez, ilk olarak 1980’lerde İngiliz fotoğrafçı ve belgesel film yapımcısı David Percy tarafından ortaya atıldı. Mesleği gereği optik ve ışık konularından iyi anlayan Percy, artık bu tarihî yolculuğun simgesine dönüşmüş olan bazı ünlü fotoğraflardaki ışık-gölge sapmalarından hareketle, Apollo Ay Programı sırasında bütün insanlığın kandırıldığı hileler yapıldığını öne sürdü.

Percy’nin görüntülerdeki anormalliklerle ilgili kuşkusu aslında bütünüyle boş da değildi. Çünkü yalnızca tek bir ışık kaynağının -Güneş- bulunduğu Ay’da, Apollo astronotları tarafından flaş ya da spot gibi ekstra bir ışık kaynağı kullanılmaksızın çekilen bazı fotoğraflarda, cisimlerin gölgelerinin güneş ışığının tam tersi yönlere düştüğü, bazen de birbirleriyle orantısız hâle geldiği görülmekteydi. Bir de Ay yüzeyindeki astronotlar, uzay araçları ya da yüzeye indirilen araç-gereçler gibi bazı canlı-cansız cisimlerin yakın plan görüntülerinde, aslında karanlıkta kalması gereken bölümlerin normalden çok daha fazla aydınlık, aydınlık görünmesi gereken bölümlerin de aşırı karanlık olduğu gibi, konuyla ilgili kuşkuları iyice artırıcı bulgular elde etti Percy. İngiliz araştırmacının iddiası açıktı. Bu fotoğraflar Ay yüzeyinde fazladan yapay ışık kaynakları olmadan asla çekilemezdi. Astronotlar da yolculukları sırasında böyle yapay ışık kaynakları kullanmadıklarına göre, bütün bu görüntüler güçlü spotlarla çevrili bir stüdyo dekoru içinde kaydedilmişti.

FOTOĞRAFIN SIRRI

NASA ise ilerleyen yıllarda İngiltere ve ABD’de Percy’nin taraftarları iyice çoğalıp dedikodular çığırından çıkınca, bu iddiaların tümüne tek tek bilimsel cevaplar verdi. Herşeyden önce, astronotlar birer profesyonel film kameramanı ya da fotoğrafçı değillerdi. Her ne kadar belli bir süre bu gibi yan görevlerin yüzeysel eğitimini almış olsalar da insana tamamen yabancı bir ortamda, üstelik de o hantal giyisiler (özellikle de parmakları kıpırdatmayı imkânsız hâle getiren kalın eldivenler) içinde dört dörtlük netliğe, ışık ayarına ya da çerçevelemeye sahip film ve fotoğraflar çekebilmek mümkün olmuyordu. NASA grafikerleri de Apollo misyonlarından sonra dünyaya ulaştırılan on bine yakın fotoğraf karesi ve yüzlerce saatlik 16 mm film şeridi üzerinde -bunların özellikle medyaya promosyon amaçlı olarak dağıtılanlarında- göze hoş gelecek bazı “rötüşlar” yapmaktaydılar. Sözgelimi, uzay aracının gölgelik bölümünde kalan Amerikan bayrağının yapay yöntemlerle daha parlak ve görünür kılınması ya da astronotların toz toprak içinde kalmış giyisilerinin -katalog ve poster baskılarında yapılan titiz süslemelerle- gerçekte olduğundan daha gösterişli sunulması gibi…

Bu gibi görsel hileleri bugün dünyadaki bütün reklâm ajansları fazlasıyla yapıyor. Sonuç itibarıyla, uzay misyonlarına milyarlarca dolar harcayan NASA’nın da biraz karanlık çıkmış bir fotoğrafı ya da sinema filmini propaganda amaçlı olarak allayıp pullamaya hakkı var. Kaldı ki Percy gibiler topu topu 20-30 kare fotoğraf ve bir kaç dakikalık şaibeli film görüntüsü üzerinden atıp tutmaktalar. Oysa, günümüzde insanoğlunun Ay’a gidiş serüveninden geriye, aylarca hiç ara verilmeden ardarda incelense bile kolay kolay tüketilemeyecek kadar zengin bir görsel arşiv kaldı.

AY'A BİR ÇOK KEZ GİDİLDİ

Sözün özü, bugünkü ABD yönetiminden alerji kapmakla, Amerikan sisteminin -aslında göçmen bilim adamları yoluyla insanlığın ortak zekâsını kullanarak- ortaya koyduğu bilimsel başarıları reddetme noktasına gelme safdilliğini mutlak surette birbirinden ayırmak gerekiyor.

Ay'a elbette ki gidildi. Bu -eğer bilim diliyle konuşacaksak- tartışılmaz bir gerçek. Hem de bir kez değil, Apollo 11, 12, 14, 15, 16 ve 17 uçuşlarıyla tamı tamına altı kez gidildi. Bu büyük başarının ardında da dünyanın her köşesinden gelip birbirine kenetlenmiş binlerce bilim insanının emeği, sabrı ve cesareti vardı. O 6500 kişi NASA'nın dev monitörlerinde günler, haftalar ve aylar boyunca ortak bir halisünasyon görmediler. Kendi alanlarında dünyanın en değerli bilginleri olarak kabul edilen Werner Von Braun, Gene Krantz, İslâm dünyasının gururu Faruk El-Baz, ayrıca onlara bu çalışmalar süresince var güçleriyle destek olan daha nice araştırmacı, bu kadar sefil bir yalanın oyuncağı olacak kadar basit, sıradan ve şahsiyetsiz tipler miydi?

Dikkat ediniz; burada 6500 kişilik bir “bilim insanları ordusu”nun -ki bunlar Ay yolculukları sırasında tek bir mekânda değil, hem ABD’nin hem de dünyanın dört bir köşesindeki laboratuar ve üslerde olayı takip etmekteydiler- 37 yıldır ağızlarından tek bir kelime kaçırmadan, bunu eşlerine, çocuklarına, kardeşlerine, arkadaşlarına bir an bile anlatmadan özenle sakladıkları “kolektif bir yalan”dan söz ediyoruz. Tabiî, bu arada, o dönemin komünist Sovyetler Birliği ve Çin hükûmetleri, Apollo uçuşlarını başlangıcından bitimine kadar ellerindeki bütün o gelişmiş iletişim araçlarıyla saniye bile sektirmeksizin takip ederken, böyle bir yalanı yaşatmak nasıl mümkün olabilirse!

Bence, ABD’ye ille de sahip olduğu “yüksek teknoloji” üzerinden bir eleştiri getirilecekse, “Ay yolculuğu aslında plastik maketlerle çekilen bir bilim-kurgu filmiydi” türünden gülünç komplo teorilerine hiç gerek yok.

1969 yılının görece sınırlı bilimsel imkânları içinde Ay'a insan gönderen, oradan dünyaya çağının çok ötesinde “teknik donanımlar”la canlı yayın yapmayı başarabilen ABD yönetimi, bugün Lübnan'dan yeryüzüne yayılan çocuk çığlıklarını algılayabilecek "insanî donanım"a ise sahip değil.

Bence asıl sorgulanması ve yargılanması gereken nokta da bu.

Yani, ABD’nin dünyadan uzaklaştıkça “insanlık”tan da uzaklaşıyor oluşu

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...