Jump to content

Tayyipli Fıkra


Guest praksis

Önerilen Mesajlar

Başbakan Erdoğan, dış destek aramak için İngiltere'yi ziyarete gitmiş. Ziyareti sırasında kraliçe Elizabeth tarafından çay içmeye davet edilen Erdoğan, kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş. Kraliçe de "çevremi akıllı insanlarla doldurmak" cevabını vermiş.

 

Erdoğan bunun üzerine kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş.

 

Kraliçe, "onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum" diye yanıtlamış ve "izin verin göstereyim" demiş.

 

Hemen Tony Blair'i aramış :

 

-Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin: Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?

 

Tony Blair:

 

-Bu benim majesteleri?

 

Kraliçe:

 

-Doğru. Teşekkürler, iyi çalışmalar Blair.

 

Daha sonra Erdoğan'a dönerek:

 

-Gördünüz mü Sayın Erdoğan?

 

-Evet majesteleri, çok teşekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacağım.

 

Diyerek ordan ayrılmış. Yurda dönüşünde hemen Unakıtan'ı yanına çağıran Erdoğan, "Kemal sana soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum" demiş.

 

Unakıtan:

 

-Tabii efendim, nedir?

 

Erdoğan:

 

-Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu var, ve bu çocuk senin ne kız ne de erkek kardeşin. Kimdir bu?

 

Unakıtan sağa bakmış sola bakmış düşünmüş taşınmış ve en sonunda:

 

-Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem?

 

Demiş.

 

Erdoğan kabul etmiş ve Unakıtan oradan ayrılmış, vakit kaybetmeden Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırmış, saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler, ama kimse bir cevap bulamamış.

 

En sonunda Kemal Unakıtan Kemal Derviş'i aramış ve durumu açıkladıktan sonra:

 

-Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var, ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?

 

Derviş:

 

-Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!

 

Cevabı alan Unakıtan hemen Erdoğan'ı arayarak:

 

-Cevabı buldum efendim, doğru cevap Kemal Derviş!

 

Tayyip büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş:

 

-Yanlış cevap aptal adam! Doğru cevap Tony Blair olacakı! Çevrem salaklar ile dolu benim!

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Güzel bir fıkra...

      85 yaşında bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir. Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar: D-'içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?' A-'Evet, eşim.' D-'Ama bayan 25 yaşlarında...' A-'Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?' D-'Yoo, aklıma benim dedem geldi de.' A-'Nesi varmış dedenizin?' D-'Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma

      , Yer: Gnoxis Cafe

    • M.Kemal'in beğendiği bir fıkra

      Atatürk'ün en sevdiği hikayelerdenmiş. Arada kendi anlatır, arada başkasına anlattırır, hep gülermiş.     (F. R. ATAY)     Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor. Bir ara dinleyicilere sormuş:   "Bir eşeğin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı. Hangisini içer ? "   Cevabı kendi veriyor : " Tabii suyu. "   Gene bitirmiyor soruyor : " Neden ? "   Arkadan bir bekri söz alıyor. Yüksek sesle cevaplıyor. " Eşekliğinden"   Atatürk bu cevaba bayılıyor. Gülüyor, gülüyor.    

      , Yer: Atatürk'çü Düşünce Kulübü

    • Bir Çuval Dolusu Fıkra

      ÖNCE KAÇANLARI YE Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar aralarında: -Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?demişler... Bunun üzerine iki deliyi masa başına çağırmışlar.Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin,bir kavanoz dolusuda canlı böcek koymuşlar ve: -Buyrun beyler ,yiyiniz,demişler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış;öteki araya girmiş: -Önce kaçanları yiyelim,diğerleri ne de olsa duruyor! HEPSİ BU KADA

      , Yer: Gnoxis Cafe

    • Mektup(fıkra)

      İkinci Dünya Savaşı’nın iyice kızıştığı günlerdi. Karısından mektup aldı. Eşi: -“İzlande’da eli iş tutar erkek kalmadı. Hepsi askere gitti. Ne yapayım kocacığım, artık bahçeyi kendim belleyeceğim.” Derhal cevap yazdı. -“Sakın ha, bahçeyi kazayım deme, silahlar orada gömülü.” Savaşta mektuplar açılıp incelendiği için, bir manga asker gelip evin bahçesinde kazmadık yer bırakmadılar. Adam bir hafta sonra karısına gönderdiği mektupta: -“Sanırım bahçe iyice bellendi... Sebzeleri hemen ek karıcığ

      , Yer: Gnoxis Cafe

    • Fotoğraf(fıkra)

      Adamın biri nişanlanmış ve askere gitmiş. Resim çektirip nişanlısına ve annesine gönderecekmiş. Çektirdiği resmin belden üstünü annesine, belden altını nişanlısına gönderecekmiş. Fakat resimler ters gitmiş. Adam askerden gelince annesine sormuş: “Resimler nasıldı?” Annesi “Saçını ortadan ayırınca, burnun çok uzun çıkmış yavrum.”     AlInTıDıR...

      , Yer: Gnoxis Cafe

×
×
  • Yeni Oluştur...