Jump to content

Geri Varlıkları Uzaklaştırma Yöntemleri


nevermore

Önerilen Mesajlar

Aldatıcı bedensiz varlıkların yazılı irtibatlardaki müdahaleleri ruhçuluğun karşısına dikilen en büyük zorluklardan biridir, deneyimler göstermiştir ki bu varlıklar kendilerine olmadık isimler takmakta ve hatta saygıdeğer kimselerin isimlerine sahip çıkmakta hiçbir sakınca görmemektedirler; bunları uzaklaştırmanın bir yolu var mıdır? Sorun budur işte.Bazı kimseler bu amaç için yöntemler diye de adlandırılabilecek özel ruh daveti formüllerine veya defetme ayinlerine başvurmakta ve varlıklara, gerçeği söylediklerine dair yemin ettirmekte, onlara bazı şeyler yazdırmaktadırlar, vs. Her cümenin sonunda adını yazmasıiçin varlığa zorlayan birini tanıyoruz; ona göre, kimliği gerçek ise varlık, adını kolayca yazmaktaydı; sahte ise yazarken tökezlemekteydi; bu kimsenin eğreti bir ismi kendi ismi gibi hiç şasırmadan yazan varlıklardan son derecede gülünç tebliğler sağladığına tanık olmuşuzdur. Başka kimseler ise varlığa İsa'nın kişiliğini veya başka dini hakikatleri itiraf ettirmenin etkili bir yöntem olduğunu düşünmektedirler. Buna göre şunu belirtmek isteriz ki yalan yere and içmekten veya kutsallığı rencide etmekten biraz daha fazla hicap eden varlıkların yanısıra her şey için and içen, her adı takınan, her şeyi hafife alan ve en saygıdeğer isimleri bile şaka konusu yapabilen varlıklar da vardır; bundan şu sonuca ulaşmaktadır ki yöntemler diye adlandırılan formüller arasında etkili olabilecek hiçbir çıkar yol mevcut değidir.

Bu durumda belki yazma işine son vermekten başka bir çıkar yol olmadığı öne sürülecektir. Bu da sağlam bir yol değildir; aksine birçok durumda daha da kötü sonuçlara yol açabilmektedir. Çok söylemişizdir ve de daha nice kez söyleyeceği ki varlıkların üzerimizdeki görünmez etkinlikleri süreklidir ve sanıldığından da gerçektir. Düşmanın gizlenmiş bulunması nedeniyle bu etkinlik kötü olduğu kadar tehlikelidir de; yazılı tebliğler sayesinde düşmanın maskesi düşürülüp asıl kimliği ortaya cıkarılabilmektedir ve böylece de kiminle karşı karşıya bulunulduğu anlaşılmakta ve de onula mücadele edilebilmektedir. Ama onu bertaraf edecek hiçbir çare kalmamışsa, o zaman ne yapmalı? Biz hiçbir çare kalmadğını değil, ancak başvurulan çarelerden çoğunun gereksiz olduğunu belirttik; üzerinde durup incelemeyi düşündüğümüz bir savdır bu.

Bedensiz varlıkların, uzayı dolduran, çevremizde dönüp duran ve yaptığımız her işe karışan bir toplum, bir evren oluşturduğu gerçegini gözden uzak tutmamak gerekir. Onları gözlerimizden saklayan perde bir aralanabilseydi onları çevremizde gidip gelir, bizi izler ve duydukları yakınlıkla orantılı ölçüde bizii korur halde görebilecektik; bunların bir kısmı okült evrenin gerçekten aylak ve kayıtsız varlıklarıdır, diğer bir kısmı ise ya kendileriyle, ya da kişisel nitelikleri gereği olarak bağlantı kurdukları insanlarla az veya çok övgüye değer bir amaç için meşgul bulunan varlıklardır. Eğer o perde kaldırılabilseydi onları iyi ve kötü nitelikleriyle, erdemleriyle ve kusurlarıyla birlikte insan türünün birer kopyası halinde görebilecektik.

Kendilerinden hiçbir şekilde soyutlanamadığımız bir varlıklar topluluğu ile çevrili bulunmaktayız ve haberimiz olmadan bizi sürekli şekilde her an etkileyen bu varlıkların sızamayacağı bir tek yer bile yoktur; bir kısmı bizi iyi yola, bir kısmıda kötü yola itip durmaktadır ve genellikle kararlarımızın çogu onların telkinlerinin ürünüdür; bizi içine itmek istedikleri iyi veya kötüyü ayırdedebilecek sağduyuya sahipsek ne mutlu. Varlıklar kaba maddeden oluşma bedenlerinden ayrılmış insanlardan, dağılmış bir bedenden sonra başka türden bir yaşamı sürdüren ruhlardan başka birşey olmadıklarına göre evrende insan varlığının belirdiği zamanlardan beri bedensiz varlıklar da mevcuttur; bu, doğanın güçlerinden birinin ifadesidir ve de varlıklar insanları etkileyebilmek için yazıcı medyomların zuhurunu beklememişlerdir; bunun delili de şudur ki insanlar her devirde tutarsızlık örnekleri sergileyip durmuştur; varlıklara özgü etkilerin yazıcılık yeteneğinden bağışık bulunduğu işte buna dayanarak öne sürmekteyiz; bu yetenek, söz konusu etkiyi tanımanın, çevremizde dolananların ve bizlere bağlananların kimler olduğunu anlamanın bir aracıdır sadece.

Yazmaktan vazgeçerek bedensiz varlıklardan kurtulunabileceğini sanmak gözlerini kapayarak bir tehlikeden sıyrılabileceğini sanan çocuklar gibi hareket etmektedir. Yazıcılık yeteneği bize kuyrukluk, dostluk veya düşmanlık eden varlıkların niteliklerini gün ışığına çıkarmak suretiyle bize görünmez düşmanlarımızla savaşma imkanını sunmaktadır ve biz bu yeteneği lutfettiği için Tanrı ya şükretmeliyiz; varlıkları görerek tanıyamadığımız için yazılı tebliğ yoluna başvurmaktayız; kim olduklarını bu şekilde anlayabilmekteyiz; bu onlar hakkında bir yargıya varmamızı mümkün kılan bir duyudur adeta; bunu reddetmek demek kör kalmaktan ve kontrol edilemez yanılmalara karşı aciz durumda bulunmaktan memnun olmak demektir.

Varlıkların yazılı irtibatlardaki müdahaleleri ruhçuluğu bekleyen tehlikeleren biri olarak kabul edilmektedir; çünkü bu tehlike ruhçuluk olmasa da mevcuttur ve de süreklidir, hatalı düşünme biçimi işte bunu dikkate almaktan ileri gelmektedir, bu, ruhçuluk için sadece zorluktur, ama akla uygun bir biçimde ele alınmadığında kolayca alt edilebilecek bir zorluk.

İlke olarak ortaya koymak gerekir ki geri varlıklar ancak kendilerini cekecek birseylerin var olduğu yerlere koşmaktadırlar; demek ki, bunların ruhsal irtibatlara karışmaları, istibatın sağlandığı yerde kendi duygularına hitap eden birşeylerin bulunmasından veya en azından yararlanmayı umdukları bazı zaafların mevcut olmasından ve de kendilerini defedecek yeterli bir ruhsal gücün orada varolmamasındanileri gelmektedir. Onları çeken nedenler arasında arasında ilk sıraya yerleştirilmesi gerekenler her türlü manevi kusurlardır, çünkü kötülük daima kötüğü cezbetmektedir; ikinci sıraya yerleştirelecek olanı ise onların sözlerini dinlerken onalara karşı beslenen aşırı güven duygusudur.

Herhangi bir tebliğin geri kaynaktan sağlandığı ortaya çıkarsa tebliğin zorunlu bir bölümü üzerinde varlığı çağıranların varlık ile tartışarak bir sonuca varmaya çalışmaları akıllıca bir iş olamaz; nasıl yeryüzünde dolandırıcılar tarafından kandırılmış saygıdeğer insanlara rastlanabiliyorsa aynı şekilde aldatmacı bedensiz bedensiz varlıkların dalaverelerine maruz kalmış cok değerli insalara da pek sık rastlanmaktadır ama uyanık bulunulduğunda doolandırıcı kimseye bir zarar verememektedir, aynı tutum bedensiz varlıklara karşı da aynı sonucu sağlayabilmektedir. Dürüst bir insan onlar tarafından iki nedenle aldatılabilmektedir: Birincisi, o insanı her türlü titiz incelemeden caydıran çok kesin güven duygusuudur, ikincisi, o insana ait üstün niteliklerin yine o insana ait olan ve fakat geri varlıklara adeta davetiye çıkaran bazı zaafları bertaraf edemeyişidir; zirabu varlıklar zırhtaki en küçük kusurları bile değerlendirebilmektedirler. Küçük kusur diye nitelendirelemeyen kibirden ve tutkudan değil, fakat bazı karakter zaaflarından, özellikle bu türden varlıkların ustaca pohpohladığı ve daha fazla güven vermek amacıyla her türden maskeyi bu uğurda takındığı önyargılardan söz etmekteyiz.

En az tehlike arzeden tebliğler samimi şekilde nezaketsizlik örneği teşkil eden tebliğlerdir, cünkü bunlara kimse kanmamaktadır; bu türe en yakın tebliğler sözde bilgelik veya ağırbaşlılık izleri taşıyan tebliğlerdir, bazı kimseler iyi niyetle, bigisizlikleri ve kibirleri nedeniyle kanabilmekte, bazıları ise kurnazlık yoluna sapmaktadırlar. Şu halde şimdi de bundan nasıl sakınabileceğini görelim.

Yapılması gerekli ilk iş onların dikkatini çekmekten uzak durmak ve onların yaklaşma yollarını tıkamaktır.Daha önce de gördüğümüz gibi manevi nitelikler medyomun en değerli kozlarıdır; fakat bu kozların dışında klan diğer yöntemler de epeyce etkili olmaktadır. Varlıklarla irtibat kurma çabasına girmemeyi ve medyomun kaleminin harekete geçişiyle beliren kendiliğinden irtibatı yeğllemeyi ilke edinmiş kimseler vardır; bizi çevreleyen çok karmaşık varlıklar kalabalığı konusunda söylediklerimiz hatırlanacak olursa kendiliğinden irtibatın, iyi de olsa kötüde olsa ilk gelen varlığın insafına sığınmak demek olduğu kolayca anlaşılacaktır; ve bu kalabalığın içinde kötüler iyilerden daha çok sayıda olduğu için de kötülerle karşılaşma daha fazla olmaktadır; bu durumda kapısını yoldan geçen herkese açan bir kimsenin farkımız kalmamaktadır; oysa, çağrı sizden gelirse bir seçim yapma şansınız olacaktır ve etrafınız iyi varlıklarla çevrildiğinde herşeye rağmen ustaca sızmayı deneyebilecek olan geri varlıkları iyiyi kötüden ayıretme yeteneğinizi geliştirmeniz için bazan ileri varlıklar buna özellikle göz yumabilmektedirler-- susturabilecek ve etkisiz hale getirebileceksinizdir.

Kendiliğinden irtibatın büyük bir yararı da vardır, çevresinde toplananlların niteliğinden emin olunca insan, inisiyatifi varlıklara bıraktığına sevinmelidir; sakınca, sadece, doğrudan çağırma ve sorgulamayı kabullenmeyen kesin sistemde yatmaktadır.Spirit grupplara sık sık uğrayan varlıkların değerlerini ortaya çıkarmada büyük ölçüde etkili olan kozlar arasında, meşgul olunan sorunların özelliğini dikkatten uzak tutmamak gerekir. Ciddi ve yararlı bir amacın peşinde koşşan kimseler pek doğal olarak ciddi varlıkları cezbetmektedirler; anlamsız meraklarını veya kişisel çıkarlarını amaç edinenler ise en azından yutturmacaların ortasında bulmaktadırlar kendilerini. Kısaca belirtmek gerekirse, celse yönetmeyi başarıyla sağlayabilen biir kimse ruhsaş irtibatlardan son derece değerli ve yararlı bilgiler sağlayabilmektedir; işin aslı, insanın kendini alaycı veya kötü niyetli varlıkların hilelerine teslim etmemesidir; bunun için de dikkat edilecek en önemli husus kiminle karşı karşıya bulunulduğunu kesin bir şekilde saptamaktadır. Şimdi de aziz Lois in varlığı tarafından iyi bir medyom olan M.R aracılığıyla Paris spirit etüdler derneğinde verilmiş olan öğütleri dinleyelim. Hemen aşağıdaki satırlar kendiliğinden irtibat sonucunda sağlanmış satırlardır.

İşlerinize yön veren varlıkların sizlerde uyandırdıkları haklı güven duygusu ne düzeyde olursa olsun, daima tekrarladığımız ve de çalışmaya giriştiğinizde sizin daima göz önünde bulundurmak zorunda olduğunuz bir öğüdümüz vardır: Elde ettiğiniz tebliğleri tartmak ve olgunlaştırmak demek onları en ciddi şekilde mantığa vurmak; herhangi bir cevabın şüphheli veya kapalı bir biçimde alınması halinde sağlam bir karara varmak amacıyla bazı zorunlu açıklamaların yapılmasını istemek demektir. Bildiğimiz gibi, vahiy olgusu çok eski zamanlarda işlerliğe konmuştur, ancak vahiy daima onu alan kimsenin evrim düzeyine uygun bir biçimde düzenlemiştir. Bugün artık size simge ve meseller yoluyla hitabetmek sözkonusu değidir; siz öğretilerimizi açık, belirgin ve bikaç anlama çekilebilirlikten uzak bir biçimde almak zorundasınız.Aydınlanmak amacıyla tutup sadece soru sormak kolay bir yoldur;fakat böyle bir hareket tarzı da zaten evrensel gelişmeyi yönlendiren ilerici yasaların dışına kaymak olurdu. Şu halde, konuyu seçme ve işleme onurunu size bırakmak ve de öğütlerimize karşı gösterebileceğiniz boşveri yüzünden sizi cezalandırmak üzere bazı varlıklara --ki bunlar kötü niyetli olmaktan ziyade cahildirle-- arada sırada sorularınızı cevaplama görevi verilirse buna şaşmayınız. Bu, cesaretinizi kıracağı yerde aksine gerçegi büyük bir arzuyla araştırmada size uyaranlık etmelidir. Şuna iyice inanın ki bu yolu izlemekle mutlu sonuçlara ulaşmaktan geri kalmazsınız. Gönül ve niyet birliği ediniz; çalışınız; araştırınız, araştırınız, daima araştırınız, elbet kazanacaksınız.

Ciddi ve ileri varlıkların ifadelerinde öyle bir damga mevcuttur ki tanımamak mümkün değildir, yeter ki insan da azıcık sezgi ve düşünce yeteneği ve de gözleme alışkanlığı olsun. Geri varlıklar ise, iğrençliklerini ne türden bir örtüyle gizlemeğe kalkarlarsa kalksınlar yine de rollerini uzun zaman devam ettirememektedirler; eninde sonunda foyaları ortaya cıkmaktadır, zaten aksi taktirde, yani ifadelerinde bir yüz karası bulunmadığı taktirde ileri varlık olurlardı. Demek ki varlıkların ifadeleri, onlar hakkında bir hükme varabilmemizi mümkün kılan bir ölçüdür; ifade, düşünceyi ortaya seren bir araç olduğu için bireyin iyi veya kötü niteliklerini de yansıtmaktadır. Tanımadığımız insanlar hakkında da onların ifadelerine bakarak bir hükme varmıyor muyuz zaten?

Tanımadığınız yirmi insandan birer mektup alsanız ve bunları okusanız, herbiri hakkında farklı izlenimler edinmez misiniz? Üslubun özelliğine, ifade seçimine, düşünce yapısına ve hatta bazı biçim ayrıntılarına bakarak size mektup yazan kişinin zarif mi, hödük mü, bilgin mi, cahil mi, kibirli mi yoksa ağırbaşlı mı olduğunu anlayamaz mısınız? Bedensiz varlıklar için de durum kesinlikle aynıdır. Onları da size mektup yazan insanlar gibi ele alıp irdeleyin; hemde ciidiyetle irdeleyin; ileri varlıklar böyle titiz arastırmalardan gocunmamaktadırlar, çünkü bu yöntemi bize kontrol aracı olarak tavsiye edenler bizzat onlardır.

Pekala yanılabileceğimizi biliyoruz, şu halde ilk duygumuz güvensizlik olmalıdır bizi yanılgıya düşürmeye çalışan geri varlıkların sınanmaktan ödleri kopmaktadır, zira bunlar titiz soruşturmayı teşvik edecekleri yerde, sözlerine kesinkes inanılmasını istemektedirler.

Geri varlıkları devre dışı bırakmanın ve onların sinsiliklerinden korunmanın en etkili çaresini pek doğal olarak ve de pek normal olarak bu ilkeden çekip çıkarmaktayız. Sözü dinlenmeyen insan susar; hilelerinin devamlı surette ortaya çıkarıldığını gören hilekar ise kendine, borusunu öttürebileceği bir yer arar; kendisine karşı tetikte bulunulduğunu bilen dolandırıcı da yarargetirmeyecek girişimlerde bulunmaz. Aynı şekilde aldatıcı varlıklar da yapacak bişey bulamayacakları ve şüpheli görünen her şeyi reddetmek üzere tetikte bekller insanların bulunduğu yerlerden uzak durmaktadırlar.

Sonuç olarak şimdi de ruhsal irtibatların kökenini ortaya koyan başlıca özellikleri gözden geçireceğiz.

1.Birçok kez belirttiğimiz gibi, üstün varlıkların ifadesi her zaman için zarif, soylu, terbiyeli ve her türlü bayağılıktan uzaktır; her söylediklerini basit bir şekilde ve ağırbaşlılık içinde söylemektedirler. hiçbir zaman böbürlenmemekte ve ne bilgileriyle ne de diğer varlıklar arasındaki mevkileriyle şişinmemektedirler. Geri düzeyli veya bayağı varlıkların ifadelerinde ise daima, beşeri tutkuların yankıları mevcut bulunmaktadır, alçaklık, kendini beğenmişlik kurum, palavracılık ve aksilik kokusu taşıyan her ifade varlık saygıdeğer ve yüce bir ismin ardında saklanmaya çalışsa bile, geriliğin veya üçkağıtçılığın belirtisidir.

2.İleri varlıklar ancak bildiklerini dile getirmektedirler; bilmedikleri konularda susmakta veya bilmediklerini açıkça belirtmektedirler. Geri varlıklar ise her konuda fütursuzca konuşmakta ve gerçeği çarpıtmaktan çekinmemektedirler. Bilime ters düşen her sapkınlık, aklı ve sağduyuyu rahatsız eden her ilke, varlık aydın ve bilgili olduğunu iddia etse de muhakkak bir hiledir.

3.Aydın ve bilgili varlıkların ifadeleri, biçim bakımından değilse bile öz ve içerik bakımından birbirlerinin benzeridir. Zaman veya mekan farklı da olsa düşünceler hep aynıdır; bu düşünceler duruma, ihtiyaca ve bilgi aktarış kolaylıklarına göre daha az veya daha çok gelişmiş görünümde olabilmektedir, ama birbirleriyle çelişki içinde olamazlar. Aynı konuyu içeren iki tebliğ arasında bir karşıtlık, bir çelişki varsa o takdirde bunklardan biri muhakkak surette düzmecedir ve asıl gerçek olanı ise temsil eden kilşiliğe özgü karaktere ters düşmeyendir.

Eğer bir tebliğ her bakımdan yücelik ve soyluluk niteliklerini taşıyorsa ve de hiçbir kusur içermiyorsa kaynağı aydın ve bilgili bir varlıktır; eğer içinde iyi de kötü de yer almaktaysa o zaman bu tebliğ --Varlık kendini olduğundan farklı bir biçimde tanıtsa da, doğruluğunu ispatlayacağı bir ismin ardında saklansa da -- düşük düzeyli, dalavereci bir valığın ürünüdür.

4.Üstün varlıklar hiçbir zaman emretmemekte ve kendilerini zorla kabul ettirmeye kakışmamaktadırlar; öğüt vermekte, ancak sözleri dinlenmediği zaman da çekip gitmektedirler. Gerileri ise hükmedicidirler: Emir vermekte ve kendilerine baş eğilmesini istememektedirler. Kendini zorla kabul ettirmeğe uğraşan her varlık aslını inkar etmektedir.

5.İleri varlıklar hiç dalkavukluk etmez; iyi ve doğru hareketleri onaylamakta, fakat bunda da sakınımlı davranmaktadırlar; geri varlıklar ise abartılmış övgülerine dile getirmekte, bir yandan sadeliği ve ağırbaşlılığı öğütlerken bir yandan da kibiri ve övüngenliği teşvik etmekte ve kendilerine bağlamak istedikleri kimselerin kişisel önemlerini göklere çıkarmaktadırlar.

6.Üstün varlıklar her konuda şekilciliğin çocuksuluğundan uzak kalmaktadırlar: onlar için düşünce her şey demektir, şekil ise önemsizdir. Bayağı varlıklara gelince, gerçekten yüce nitelikli fikirlerle çatışan bazı ayrıntılara ancak onlar büyük değer vermektedir. Kılı kırk yararcasına verilen her buyruk, saygı uyandırıcı bir isimle kendini tanıtan varlığa ait geriliğin ve üçkağıtçılığın belirtisidir.

7.Kolay kanarlığı etkilemeyi amaç edinmiş bazı varlıkların kabullendiği acaip ve gülünç isimlere güvenmemmek gerekir; bu isimlleri ciddiye almak son derece abes bir iş olur.

8.Son derece saygı uyandırıcı isimleri hemencecik öne sürebilen valıklara da aynı şekilde güvenmemek ve sözlerini büyük bir sakınımla ele almak gerekir; ciddi bir kontrol de işte bu nokta da şarttır, zira bu, onların tasnif dışı yüce varlıklarla aralarındaki sözde ilişkilere inanmamızı amaç edinen bir maskedir çoğu kez. Bu yolla övüngenliği teşvik etmekte ve bunu çoğu kez sonu üzüntüye veya gülünç duruma varan bir araç olarak kullanmamaktadıırlar.

9.Üstün varlıklar, öğütledikleri yol-yöntem konusunda son derecede titiz davranmaktadırlar; her halükarda ancak ciddi ve son derece yararlı bir amacı izlemektedirler. Demek ki bu amacı içermeyen her ifadeyi şüpheyle karşılamak ve uygulamaya koymadan önce üzerinde uzun uzadıya düşünmek gerekir.

10.Üstün varlıklar ancak hayrı buyurmaktadırlar. Kutsal kitapta tarif edilen iyilikseverlikle tam olarak bağdaşmayan hiçbir özdeyiş ve öğüt üstün varlıkların eseri olmaz; kin, kıskançlık veya bencillik gibi duyguları teşvik etmeye veya beslemeye yönelik her kötücül imalı söz için de durum aynıdır.

11.İleri varlıklar tam anlamıyla akla yatkın şeyleri öğütlemektedirler sadece; sağduyunun gösterdiği doğru soldan veya değişmez doğa yasalarından uzaklaşan her öğüt, hala daha dünyadaki önyargılarının etkisi altında bocalayan, bunun sonucu olarak da güvene pek layık olmayan dar görüşlü gelişmemiş varlıkların ürünüdür.

12.Geri veya açıkca kusurlu varlıklar kendilerini, yanılgıya yer vermeyecek kadar açık maddi belirtilerle belli etmektedirler. medyom üzerindeki etkileri bazan şiddetli olmakta ve yazma esnasında kalemde, ileri varlıkların sükuniyetiyle çelişen ani ve kesik hareketlere, sinirli ve çırpınmalı bir kıpırdanmaya yol açmaktadırlar.

13.Mevcudiyetlerinin bir başka belirtisi de obsesyondur. Üstün varlıklar insanı hiçbir zaman obsede etmemektedirler; gerieri ise her an güçlerini benimsetmeye çalışmaktadırlar; bunun içindir ki medyom, olmadık zamanlarda içinde beliren karşı konulmaz güçte bir yazma ihtiyacını şüpheyle karşılamalıdır. Hiçbir zaman bu ileri bir varlığın dürtüsü değildir ve medyom buna boyun eğmemelidir.

14.İrtibatlara burnunu sokan geri varlıklar arasında görüşmelere afacan çocuklar gibi gizlice sokulan, fakat daha ilk uyarıda hemen kaçıveren varlıklar da vardır; diğer bir kısmı ise aksine yapışkandırlar ve insana adeta saldırmakta ve de ancak zorlama ile, ayak direme ile uzaklaştırabilmektedirler; bunlar insanı egemenlikleri altına almakta ve çok değerli şeylere karşı en kaba saçmalıkları yaptıracak ölçüde onu büyülemektedirler ve bu durum, birisi gelip onun gözünü açıncaya kadar sürmektedir; bu, her zaman kolay olmamaktadır, zira bu varlıklar avuçları içine aldıkları insanı, foyalarını ortaya cıkaracak güçteki diger insanlardan soğutmayı pek iyi becermektedirler; bundan şu sonuç ortaya çıkmaktadır ki iyi öğütler verebilecek nitelikteki insanlardan uzak durmayı öğütleyen her varlığı gerilik veya kötü niyetlilik şüphesiyle izlemek gerekir. İnsan onlara izzeti nefsiyle yardımcı olmaktadır, çünkü aptal yarine konup işletildiğini itiraf etmek ve kanatları altına sığınmakla iftihar edilen bir varlığın dolandırıcıdan başka birşey olmadığını anlamak insanın zoruna gitmektedir. Varlığın bu etkisi yazma yeteneğine bağlı değidir; yazıcılık yolundan ayrı olarak kötü niyetli varlığın dahha yüzlerce çeşit etkileme ve uyutma yöntemi vardır; yazı onlar için bir ikna etme aracıdır, ama bu bir koz sayılamaz; medyom için ise yazı bir aydınlanma vasıtasıdır.

Tebliğler yukarıda zikredilmiş bulunan uyarıların ışığı altında sıkı bir kontrolden geçilecek olursa kökenleri derhal ortaya çıkacak ve böylece, sadece saflıkları nedeniyle onlara yakalarını kaptıran kimselere hitap eden bu alaycı varlıkların da oyunları bozulmuş olacaktır. Öğütleri karşısında saygıyla eğilindiğini gören bu varlıklar bu durumdan tıpkı bedenliler gibi yararlanmaktadırlar; demek ki bize düşen, onlara boşuna vakit kaybettiklerini ispatlamaktadır. Şunu da ilave edelim ki bu yolda dua çok etkili olmaktadır: dua sayesinde insan Tanrı nın yardımlarını kendi üzerine çekmekte ve böylece gücünü arttırmaktadır; temel ilke her zaman şudur : Elinden geleni yap, Tanrı her zaman yardım eder, yeter ki gerekeni yapma çabası içine girilsin.

Bu ilkeyi bir örnekle açıklayalım. Bir gün, daha hiç görmediğim ve tanımadığım bir adam beni görmeye geldi ve medyom olduğunu, gizli düşmanlar tarafından bana karşı hazırlanmış olan bir düzenbazlık hakkında banabilgi vermek üzere kendisini evime gelmekle görevlendirilmiş olan çok yüce bir varlıktan tebliğller aldığını söyledi. ^^Huzurunuzda yazmamı ister misiniz, diye sordu. Lutfen, diye cevapladım; ama size önceden belirtmeliyim ki bu düşmanlar sandığımız kadar korkunç değildir. Evet, düşmanlarım olduğunu biliyorum, diye sürdürdüm konuşmayı, ama düşmanı olmayan insan var mıdır? Ve çoğu kez de en saldırganları, kendilerine en çok iyilikte bulunduklarınızdır. Ben, kasıtlı olarak kimseye kötülük etmediğimin şuurundayım; bana kötülük edecek olanlar ise benim şu söylediklerimi bile söyleyemeyeceklerdir, geriisini Tanrı bilir. Yine de varlığınızın bana ulaştırılmasını istediği öğüdü bir dinleyelim.^^

Bunun üzerine bu bey şunları yazdı:

İleri varlıkların nurdan meş'alesi olan, bu nuru karseşlerinin arasında yaymakla görevlendirilmiş bulunan C...'ye, söyleyeceklerime itirazsız inanmak zorunda olan Allan Kardec'in evine gitmesini emrettim; itirazsız inanmak zorundadır, zira ben insanların selamaetini sağlamak üzere Tanrı tarafından görevlendirilmiş olan sevgili varlıklardan biriyim ve ona hakikati bildirmeye geldim...

Bu kadar yeter, dedim, gerisine gerek yok. Konuya giriş tarzı sizin ne türden bir varlıklarla irtibat halinde olduğunuzu göstermeye yetiyor. Yalnız şunu söylemek isterim ki bu varlık hileyi bile beceremeyecek kadar acemi.Bu bey, sırf kendisi için gelmekte olan ve de bir baş melek veya hiç değilse birinci derecede bir aziz yerine koyduğu bu varlığı önemsemeyeşime bayağı bozuldu.

Ama, diye devam ettim, bu varlık yazdığı her kelimeyle kendini ele verdiğine göre hilesini gzlemeyi beceremediğini kabul etmek gerekir. Her şeyden önce size emretmesi bunun ilk işaretidir: Demek kisizi egemenliği altına almak istemektedir, bu da obsesör varlıkların özelliğidir; ikinci işaret ise size ileri varlıkların nurdan meş'alesi diye adlandırmasıdır; ileri varlıklara özgü ifadelerin belirgin niteliği olan sadelikten uzak, oldukça tumturaklı ve saçma sapan bir ifadesidir bu; böyle davranmak suretiyle kibirinizi okşamakta ve kişiliğinizi göklere çıkarmaktadır; bu da onu şüpheyle karşılamanız için yeterli nedendir. Ayrıca kendisini patavatsızca Tanrı nın seçkin varlıklarından biriymiş gibi göstermektedir; bu da aynı şekilde gerçekten üstün varlıklara yakışmayan bir böbürleniş biçimidir. Sonunda da benim itirazsız inanmam grektiğini belirtmektedir; buna ise tüy dikmek denebilir.Ciddi bir sorusturma sonucunda herşeylerini kaybedeceklerini bildikleri için sözlerine sorgusuz sualsiz inanılmasını isteyen yalancı varlıkların üslubu budur işte. Biraz daha fazla kavrayış sahibi olsaydı güzel sözlerle avunamayacağımı ve kendisine körükörüne inanmamı isteyerek yanlış kapı çaldığını bildirdi. İşte bu nedenlerden ötürü sizinle dalga geçen ve iyi niyetinizi kötüye kullanan br varlığın oyuncağı olduğunuz sonucuna vardım. Buna ciddi bir şekilde dikkat etmenizi öneririm, eger temkinli davranmazsanız size bir oyun oynayabilecektir^^Bu bey'in, uyarılarımdan yararlanıp yararlanmadığını bilmiyorum, zira ne kendisine ne de varlığına bir daha rastlamadım. Eleştirmem için bana getirilmiş olan, kimi kez büyük bir ciddiyetle en yüce azizlerden veya Meryem ana dan ve hatta İsa dan alındığı ifade edilen bu türden tebliğlerin tümünü anlatmaya kalksam sayfalar yetmez; böylesine saygı uyandırıcı isimlere maledilen bayağılıklarla karşılaşmak gerçekten insanı hayretten heyrete düşürmektedir; bunları neşreden kaynağın teşhisinde yanılmak için kör olmak gerekir, zira çoğu kez bir tek kelime veya bir tek çelişkili düşünce bile, düşünme zahmetine katlanabilen bir kimse için üçkağıtçılığı keşfetmede yeterli olmaktadır.

Allan Kardec

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...