Jump to content

Yaratılış Teorileri


DemigodBBC

Önerilen Mesajlar

http://img2.blogcu.com/images/b/i/l/bilimhane/1223831852uzay_resmi.jpg

Yaradılış ve “YARATAN”, bizlerin algılayamayacağı kadar kutsal vedeğerli bir bilgidir.Yunus’un dediği gibi ” Sev Yaratılanı Yaratandan Ötürü ” çok önemli ve yerine oturmuş bir kelimedir.insan, hayvan ve bitkilerin oluşum ve gelişim evreleri bilinmeyen bir içgüdüsel programlama tekniği ile oluşturulmuştur bunun tüm etkilerini ileri aşamaya gelmeden daha yeni doğmuş insan , hayvan yavrularında açık bir şekilde görebiliyoruz. Yeni doğan bir bebeğin anne memesinin görevlerini ve amacını çok iyi biliyormuşcasına ilk karşılaşmada ne yapacağını biliyorken yavru bir deniz kaplumbağasının yumurtadan çıkar çıkmaz denize girip sanki yıllardır yüzme biliyormuşcasına su altında yüzebilmesi açıklayamadığımız ancak içgüdüsel bir tepki olarak cevaplandırabildiğimiz bir kaç örnektir sadece sorulması gereken insan ve hayvan DNA sına yerleştirilmiş binlerce bilgi gibi yaratıcıya ait birkaç küçük içgüdüsel program neden eklenmemiştir ve neden düşünebilen insan türü, hayatları boyunca bir yaratıcının gücüne inanmakla beraber bütün evresinde onu aramakla geçirmek zorunda bırakılmıştır.Bu soruya verilebilecek 3 mantıklı çözüm vardır ,1 : Yaratıcı kullarını sınamak ve denemek için zaman zaman elçiler göndererek kendisi hakkında bilgiler vermiş ve kullarından iman ve itaat etmelerini beklemiştir.2 : Yaratıcının gücü ve büyüklüğü bizlerin tarif edemeyeceği büyüklükte olduğu, bizlerin hiç bir zaman ulaşamayacağımız yada algılayamayacığımız boyutlarda yaratmaya devam ettiği, kendisi için çok önemsiz olan insanlardan beklenti yada iman isteğine gerek duymamıştır ve yaratılanları kendi hallerine bırakıp özgür iradeleri ile ne kadar ileri gidebileceklerini izlemektedir.3 : Yaratıcı güç bizlerin düşündüğü gibi duyguları, düşünceleri olmayan kendi yüksek enerji frekanslarının titreşimlerinden dolayı boyutlar ve evrenler arasında doğru şartlar ve uygun ortamlar da kendi enerjisi ile canlı metebololizmalara yaşam ortamı sağlayabilen çok yüksek değerlerdeki bir ışık titreşimi olabileceğidir, canlı metebolizmaların bulundukları ortamlara göre mükemmel bir şekilde mutasyona uğramış olmalarıda gene enerjinin doğru şartlarına ve uygun ortamlara dayalıdır. Dolayısıyla milyarlarca yaşam türüne hayat verdiği halde bunun farkına bile varamayan bir enerji kaynağından da bahsedilebilir. Bu’da yaradanın aslında farkında bile olmadığı canlı türleriyle arasında dolaylı bir bağ olmadığını göstermektedir. Yaratılış esnasında bu güçten yardım aldığımız ancak devamlılığında kendi tanrılarımızın kendimizden başkası olmadığını kendi yaşam devamlılığınıda yine kendi kendimize başardığımız izlenimini vermektedir. İnsan DNA sındaki hayatta kalma içgüdüsü bunun en büyük destekcisidir.Bu’da boyutlar ve evrenler arasındaki canlı türleri arasındaki fiziksel farklılıkları açıklamaktadır , canlı bulunduğu boyut-evren’ in oluşturduğu enerji titreşimleri arasındaki farklar ve uzay-evrendeki konum itibariyle hayatta kalabilmesini sağlayacak mutasyonik değişimi kendi DNA sı sayesinde başarır yaşam alanımız dünyada bile en yakın bölgesel medeniyetler arasında çok büyük farklılıklar mevcuttur afrika insanı siyah olup avrupalı sarışın dır asyalı kısa boylu çekik gözlü ve melez bir ten rengindedir aynı uzay-evren dünyasında olmalarına rağmen insanoğlu bile dünyasında birkaç ırka dönüşmüştür. İnsanımsı görünümlerinin ardında yapı olarak aralarında çok büyük farklılıklar olduğunun altını çizelim. Peki , nasıl bir mutasyondur siyah ve beyaz olabilecek kadar insan yapısını değiştirebiliyor.?Biraz abartacak olursak farklı dünyaların canlıları bile diyebileceğimiz büyük bir farktan bahsettiğimizi unutmayalım,*** insan metebolizması bunları yapabilecek güçtemi ?*** içgüdüsel yaşam DNA’ larımız insanı bulunduğu ortamın çekim ve titreşim frekanslarına göre bu büyüklükte bir mutasyona zorlayabilirmi ?*** insanoğlu yaşam evrelerinde yaşam devamlılıkları için uzaylı türlerinden yardım gördümü ?*** Dünya insanları, farkında olmadan uzaylı ırkların deneysel kobaylarımı yada canlılarıyla beraber bir deney alanımı ?Yukarıdaki soruların Cevapları her insan için farklı bir cevap’lar niteliğinde’dir buda insan DNA sının kendine uygun gördüğü cevaptır. Gerçek olanın ezici üstünlüğü her zaman beklediğimiz kadar kolay ve basit olmayabilir bununla beraber gerçeğin saf yüzü ruhen ve fiziken insan metebolizmasına uyumluda olmayabilir. Bedenin saf bilgiye yenik düştüğünü ilmin bedenin üstüne çıktığı durumlarda fiziksel olarak insanın hastalandığı’da bir gerçektir. Bir çok bilim insanının delirdiği ve çıldırdığı sahip olduğu ilme fiziksel olarak yenik düştüğünü ve insan bedeninin belirli bir seviye ye kadar ilim ve bilgi kapasitesi taşıyabileceğini bu kapasitenin aşılması durumunda bedenin fiziken çöküntüye uğradığı binlerce canlı örnekle kanıtlanmıştır.Buda bulunduğumuz uzay – evren’in dalga frekanslarının insan düşünce ve beyin kapasitesinin gelişimin deki titreşim düşüklüğünden kaynaklanmaktadır. Yaratılışımızın fiziki mükemmelliği gibi aynı orantıda yaşamamız gerektiğini ifade eden bu mekanizma insan metebolizmasını aşan YARATAN ve YARATILIŞ ile ilgili bilgiler için hiç bir zaman yeterli bir seviyede olamayacağımızı göstermektedir.; İnsan DNA sında unutulan yada eksik bırakılan YARATILIŞ bilgisinin tek nedenide budur.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...