Jump to content

Ölüm Bir Son Değildir


nevermore

Önerilen Mesajlar

İnsan yaşamının, verilen son nefesle bir kandil gibi söndüğünü, fiziksel ölümün "son" anlamına geldiğini sanan ya da ileri sürenler ne kadar yanılıyorlar. Spiritüalistlerin bildiği gibi insanın yeryüzündeki yaşamı, insan varlığının çok küçük bir bölümünden başka bir şey değildir. Aşağıda okuyacağınız pasajlar Silver Birch isimli bedensiz varlığın tebliğlerinden hazırlanmış olan Gerçeğin Tohumu isimli kitabın içinden sadece ölüm ile ilgili pasajların baştan sona alınarak derlenmesinden oluşturulmuştur.

" Ruhsal alemdeki yaşamın gerçek olduğunu ve tarih boyunca binlerce kez kanıtlandığı gibi, ölü denilenlerin dünyaya tekrar geldiğine inanıyoruz, bu iddiamızı destekleyecek çok sayıdaki kanıt da mevcuttur.

Ruhsal tebliğler ölülerin haberleşebildiğini, kendi özelliklerini ve anılarını tekrar elde edebildiklerini, düşünen, zeki varlıklar olduklarını, arkalarında bıraktıkları şeylerle ilgilendiklerini, fiziksel sınırlamaların ötesine geçtiklerinde daha geniş bir perspektif kazandıklarını kanıtlamaktadır.

Ölüş biçiminin ruh aleminde herhangi bir etkisi var mıdır? Ecel ile ölümde ruh alemine katılmak daha mı kolaydır? Eğer dünyadaki herkesin bilgisi olsaydı ve ilahi yasalara uygun biçimde yaşasaydı, ölüm biçimi dediğimiz işlem basitleşir ve hiç acı çekmeden gerçekleşirdi. Ayrıca fizik beden öldükten sonra, ruhsal bedene, herhangi bir alışma dönemi gereksiz olurdu. Ama ne yazık ki bunlar gerçekleşmiyor.

Öte aleme geçmek üzere dünyayı terk edenlerin büyük bir çoğunluğu kaderlerinden, kendi yapılarından ve ruhsal gerçeklerin özelliğinden büyük ölçüde habersiz. Ayrıca zamanları dolmadan öte aleme geçen çok, ama pek çok varlık bulunur. Bunlar olgunlaşmadan ağaçtan düşen meyvelere benzer. Bu durumdaki meyvelerin tadı bilindiği gibi pek güzel değildir.

Meyve olgunlaştığında kendiliğinden düşer. Ruh olgunlaştığında ise fizik bedenden doğal bir biçimde, kendiliğinden ayrılır. Öte aleme zamansız geçen ruhsal varlıklar ise alışma gerçekleşene kadar hami varlıklar tarafından korunur ve yardım görürler.

Tüm sonsuzluklar boyunca bizi ilahi kaynağa bağlayan bağları kimse çözemez. Yaşarken ya da ölüm dediğimiz şeyde, bizi ondan ayırabilecek hiçbir şey yoktur. Sahip olduğumuz katılımlar nedeniyle bizler tüm bilgeliklerin, tüm sevgilerin, tüm tebliğlerin ve bilgilerin ilahi kaynağına sürekli olarak ulaşabiliriz.

Ölmüş olanlar onlara gönderdiğiniz düşünce ve duaların şuurunda mıdırlar ve onlara gönderdiğiniz sevgi gücünü (işleri sırasında) kullanabilirler mi?

Bu, varlıkların aralarındaki sevgi ya da muhabbet yakınlığına bağlıdır. Ama tüm samimi düşünce ve duaların, tüm görev arzularının ifade edildiği kişiye doğru kanat açtığı büyük ölçüde bir gerçektir ve onlara yardımcı olur.

Dünyaya tebliğlerle verilmeye çalışılan bilginin büyük bir nedeni; yaşamın ölümle sona ermediğini, ıstırap çeken, başarısızlıklara uğrayan herkese kendini kurtarma fırsatı verildiğini, hüsranların yol açtığı gözyaşlarına ulaşabilecek şeylerin bilgisiyle silindiğini, dünyamızı zenginleştirmeyi isteyip bunu başaramayan herkesin hırslarını, insanlığın gelişimine katabileceğini göstermektir.

Hayat ölümle sona ermez. ‘SON’ kelimesi canlılar kitabında görülmez. Çünkü sadece beden sona ermiştir. Hayat devam eder. Ve yaşam öyküsü, dünyada yaşayanların sahip olduğu kavramlardan daha yüce bir güzellik, zenginlik ve ihtişam sahneleri arasında sürer ve gelişir.

Meyvelerin daha olgunlaşmadan ağaçtan düşmesi kötü bir şeydir ama telafiler söz konusudur. Sevgi ve yaşam sonsuzdur; ruhları olgunlaşmadan fiziksel bedenlerini terk edenler gelişimlerini başka yerlerde tamamlayabilirler.

Tabutun ötesinde de bir yaşam vardır. 'ÖLÜ' olarak adlandırdığınız varlıklar da yaşamlarını sürdürür. Dünyaya dönebilirler ve dönerler de. Ama dönmeleri son anlamına gelmez. Niçin yaşamlarını sürdürürler? Yaşamlarını sürdürmelerinin anlamı nedir? Ölümden sonra başladıkları yeni yaşam şekli üzerinde dünyadaki yaşamlarının etkisi nedir? Bu iki varlık durumu arasındaki ilişkiler nedir? Ölüm kapılarını geçtikten sonra başlarından neler geçer? Yaptıkları, söyledikleri ya da düşündükleri şeyler kendilerine yararlı olur mu?

Bu dünyadan gelip geçerken öğrendikleri dersler nelerdir? Tüm maddi varlıklarını arkalarında bıraktıkları zaman neler olur? Bu kanıtların din, bilim, politika, ekonomi, sanat, uluslararası ilişkiler, ırk sorunları üzerinde etkisi nelerdir? Evet, hepsi etkilenir, çünkü yeni bilgiler, çağlar boyunca acı içindeki bir insanlığı üzen eski sorunlara yeni bir ışık getirmektedir.”

 

 

“Gerçeğin Tohumu”Adlı Kitaptan Silver Birch

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Çok güzel bir konu never en çok hoşuma giden ise bir meyve olgunlaşitığında ağaçtan düşer ve ruh olgunlaştığında bedenden ayrılır. işte burası cok hoşuma gitti ve sonda sorduğu soruların cevaplarını keşke bilsek açıklanması imkansıza yakın sorular hepsi ne yazıkki :(

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Burada çözümlenmesi gereken can'ın nerede olduğu.....ruh da can varmıdır? Ölümden sonra kesin bir yokoluş yoktur. Bu doğru ama ruh can taşırmı? Canlılık özellikleri nelerdir. Yemek, içmek ve nefes almak beden ölünce nefes duruyor dimi ama nefes toprağa girmekle biten birşey midir? yoksa nefesin arkasında başka bir nefes varmıdır.Bu nefes ruhmudur? Eğer ruhsa, ruhda can vardır.Ruhta can olmadığını biliyorum. O zaman en önemli unsur candır ve biz türklerde bir söz vardır CAN EVİ can evi yıkılır mı? Sanmıyorum o zaman ruhun cana tekrar iadesi söz konusu......Bütünlüğün sağlanması için bunu ilgili mercie bildirmek gerek diye düşündüm bir an :) Sonra yeniden bedenlenme ki bu kolay, geriye kalan tek sıkıntı ruh da .................RUH ciddi sıkıntı yaratıyor alef kitabında ki sır ruhun ıslahıdır. Önce ruhu üfleyenin zannı sonra ruhların huzuru Ruh'a huzursuzluk veren bizzat üfleyendir. Ki buda mutlak olan değildir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Can hususunda üstad Franz Bardon der ki;

 

Elementlerin latif titreşimleri, kutupların elektrik ve manyetik akımları aracılığıyla can, akaşa ilkesinden, yani daha latif esîrî titreşimlerden çıkmıştır. Can ya da diğer adıyla astral beden, elementlerin maddi bedendeki işlevlerine benzer bir şekilde davranır. Dört kutuplu mıknatıs, kendi özel nitelikleriyle canı bedene bağlad, bunları birleştirir. Bu birleşme elementlerin elektromanyetik ilkeleriyle gerçekleşir. Biz ustalar, astral matrise, hayata, elementlerin bu etkin davranışlarına canın elektromanyetik akımı deriz. Bu astral matris, yani canın elektromanyetik akımı okültistlerin, aurası yani halesiyle aynı şey değildir. Astral matris beden ile can arasındaki bağlantıdıır.Astral beden maddi bedenle aynı işlevleri görür. Ruh can araya girmeden iş göremeyeceği için astral beden ölümsüz ruhun sahip olduğu bütün niteliklerin ikametidir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Her zaman din kitaplarında bir son vardır.Bu onlara göre ölümdür.Dünyanın yok olacağı bla bla bla.Aslında öyle değil.Çok yakın zamanlarda evrende bir Foton kuşağı olacaktır.Bu foton kuşağından sonra hayatta çoğu şey değişecektir.Din e göre bu ölüpte sonrasında dirilmek olarak tanımlanmıştır.O yüzden pek dine aldanmayın ama bazı durumlarda kaynak olarka kullanmak fena olmaz.Tarih boyunca insanları takip eden bulutların arkasında insanların dikkat çekmemesi için dolanan dostlarımız yakında haberlerde çıkacaklar.Foton kuşağı hakkında bilgilerini verecekler.Ben artık cennet cehennem kavramından yoksun bir bedene sahibim.Öyle birşey olmayacak.Kimse sizin sevaplarınız veya günahlarınızla bir yere gönderemeyecek.Beden ölür ruhunuz beden değiştirir.Seneler sonra bir bedene girersiniz hayatınıza devam edersiniz.Önemli olan onu hatırlayıp hatırlamayacağınız aslında.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ruh can araya girmeden iş göremeyeceği için astral beden ölümsüz ruhun sahip olduğu bütün niteliklerin ikametidir.Diyen sen sin.Ben de ona benzer kendi yorumumu yaptım.Şimdi de gelip bana din kitaplarını okuyamıyorsan bla bla saçma şeyler diyorsun.Demek istediğimi anlamıyorsun sen.Sen her okuduğuna inanan tiplerdensin galiba.Ben sana din kitaplarının çevirimini yaptım.Eğer böyle birşey yapıyor isem demekki din kitaplarını okuyabiliyor ve en önemlisi anlaya biliyor olmamdan dır.Bir din kitabında bir gülün nasıl yetiştiği yazmaz onlara göre gül'dür sadece.İlkbakar yeşerrirmi kışın sararırmı anca onu anlatır.Ama düşüncede ilerici fikirlerle gündüz fotosentez akşam solunum yaptığı topraktan besini neden çektiği,neden ilkbajarda açtığını ve neden kış ta solduğunu anlatmaktayım ben.Bilimsel ve doğrusal açıdan bakmaktayım.Sen yat uyu namaz kıl dünya yürümez böyle.Tanrının konuşan duaları anlayan birşey olduğu değil sadece doğadaki bir enerji akımından ibaret olduğunu anlaman lazım öncelikle.Metafizik v felsefi düşüncelerle arınman gerek.Yalnış yada doğru ama bir fikre sahip olman gerekli.Bir fikre! İnsanların uydurduğu şeyleri düşünmeden yapıp zaman kaybetmek değil yaşamak.Sevapla iş yaptığını düşünüp,bakire beyinlerle fahi** düşüncelerde bulunmak değil yaşamak.Din kitaplarını okumamak benim sorunumsa sen çok iyi okuyor ve anlıyor olmalısın ki şeytanla antlaşmayı çok iyi bilenlerdensin.Öyle değilse o sayfada dolanıp burada bana azizlik taslamak sana düşmez.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Üstada katılmam mümkün değil.Zira can'nın okült yaklaşımlarla çözülemeyeceğini biliyorum. Esiri olan can değil ruhdur. astral bedenin canla hiç ilgisi yoktur.eğer öle olsa seyahatlerden kimse sağ dönmezdi.Ölene kadar can bizimledir.Bir yere gitmez taşınmaz. Tenin tam altındadır.Bir tanıma sığmaz.

''astral beden ölümsüz ruhun sahip olduğu bütün niteliklerin ikametidir.'' bu gerçek değil. Hepsi birbirinden farklıdr. Eğer ölümün nasıl gerçekleştiğinin şahitliğini yapmış olsaydı Üstat böle konuşamazdı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bana görede ölüm asla bir son değil toprak canlıdır bunu herkez bilir, topraktan yaratıldığımız söylenir, bir düşünsenize topraktan oluşan canlılar örneğin toprak sayesinde yetişen bitkiler? toprakta olan hayat onlara geçiyor, toprak diyerek basıp geçtiğimiz dikkat etmediğimiz o basit şey herşeyin hayatına sağlayan tek şey ! fiziki bedenimiz yaşıyor olabilir hareket ediyor olabilir hareket etmemiz bizi topraktan ayırt eden tek şey bence çünki ölen bir insan hayvan bitki tekrar bir şekilde toprağa karışıyor ve yeni canlılara yaşama hakkını veriyor, bitkilere, öyle bir harika denge üzerindeyizki bir bitki oluşuyor insan veya hayvan onu yiyor ardından insan veya hayvan ölüyor bitkinin yetişmesi için gübre olanağı sağlıyor, ve bitki yeniden oluşuyor ve yeni nesillerde onunla besleniyor...

Şu an sadece düşünebilen bir varlığız fiziki bedenimizde varolan beyin sayesinde düşünüyoruz öldüğümüz zamanda toprakta yani dünyanın heryerinde yaşıyor olucaz ölüm diye birşey yok aslında sadece olan bir denge yaşama isteği ise hayvandada oldugu gibi bir içgüdüden ibaret! düşünen bedenimiz öldüğü anda dünya toprağına varolduğumuz yere tekrar yeniden geri dönüyor,

Burada bahsettiğim ruhani beden değil sadece şu an yaşadığımız fiziki bedendir, ruhumuz ise kendi görüşümle Fiziki bedenimiz varolmadan önce neyse o oluyor yani toprak, ruhumuzda olmadan önce veya bu bedene yerleşmeden önce neyse o oluyor:) elbette bu benim görüşüm elbette karşı çıkan olucaktır saygı duyuyorum :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

hic son oldugunu dusunedimde asil dusundugum dogucagim yerde bu emek verdigim cocuk bir daha hatirlanmicak mi ruhum tarafimdan..demek istedigim bilincim tamamen silinicek mi...silinirse asil olum o degil mi..belkide daha once cok silindi ama cok alistim ben bu cocuga :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

hic son oldugunu dusunedimde asil dusundugum dogucagim yerde bu emek verdigim cocuk bir daha hatirlanmicak mi ruhum tarafimdan..demek istedigim bilincim tamamen silinicek mi...silinirse asil olum o degil mi..belkide daha once cok silindi ama cok alistim ben bu cocuga :)

evet dostum...önceki yaşamında bana tam bir buçuk milyon dolar borçun vardı bilmem anımsıyormusun...ehh artık versen şu borcunu diyorum :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...