Jump to content

Uç Kutsal Din Kitabinin Sumer-Akkad Yazin Kaynaklari


Urumhamatahayil

Önerilen Mesajlar

Eski toplumun bir isleyis duzeni bulunup bulunmadigi basit sorusu,bizi,dinin kaynaklarini arastirirken, eski toplumsal kurumlari kesfetmeye;o kurumlarin yapilanmalarini tanimaya yoneltir. Eski toplumun gerçek yasam alanina bir kez girilince de, o topluluklarin dini inançlari,dinsel kavram ve uygulamalari, gerçek toplumsal iliski orguleri olarak sekillenmeye baslarlar.

 

 

 

 

 

Sumer ve Sami topluluklar,uygarlik alanina,bir çok kural, yonetim makami,yukum ve hak araçlari olusturmadan ;bunlara dayanan iliskileri giderek sistemlestirmeden giremezlerdi.Bu topluluklarin erken donem tarih anlatimini içeren ilahilerinde varliklarini saptadigimiz kutsal kurallar, onlarin kendilerini yonetme araçlarini çoktan yapilandirmis olduklarini gosteriyor.Sumer ve Sami’lere ait bu kutsal kurallarin , uzmanlarimizin ‘me’ sesiyle okuduklari bir kavram oldugu epeydir saptamis durumda.Erken ve orta doneme ait ilahilerde bu “ kutsal me’ler ”den bahsediliyordu.Mesela Sumer Tufan anlatim ilahisinin giris bolumunde , « insanlar… sehirlerde,yerlerini tanrisal kurallara(‘me’lere) gore » yapmakla yukumlendiriliyorlar ;Inanna “ yer altina ” inerken, “Yedi tanrisal kurali yanina koydu, Butun tanrisal kurallari topladi,eline koydu, Butun kurallari bekleyen ayagina yigdi ” biçiminde ifade ediliyordu.

 

 

 

 

 

Bu kural ve yonetim kurumlari hangi konularla ilgili idi?Bunu, kutsal me'lerin derli toplu verilmis bir hali olarak,Inanna ile Enki (veya bir baska ifade ile Eridu ile Uruk) arasinda gerçeklesen bir yonetim devir seremonisini anlatan ilahide buluyoruz.Bay Kramer,bu ilahide, ‘kutsal me’ olarak sayilan, anlam verip çozumleyebildigi 68 adet kadar tanimlamayi,kitaplarinda daha once yayinlamisti.Bay Kramer’in çozum ve yorumlarina gore, bunlar asagidaki gibiydi :

 

 

 

1- En’lik (Bey’lik),

 

2- Tanrilik,

 

3- Yüceltilmislik ve sonsuz (ebedi) taç,

 

4- Kirallik (Kiraliyet) tahti,

 

5- Yüceltimis kirallik asasi,

 

6- Kiraliyet alametleri,

 

7- Yüce kutsal mekân,

 

8- Cobanlik,

 

9- Kirallik,

 

10- Son bulmayan hanimlik,

 

11- Tanrisal hanimlik (rahibelik makami)

 

12- Isib (rahiplik makami)

 

13- Lumah(rahiplik makami),

 

14- Gutuk (rahiplik makami),

 

15- Hakikat,Dogruluk

 

16- Olüler diyarina inis,

 

17- Olüler diyarindan çikis,

 

18- Kurgarra(hadim),

 

19- Girbadara (hadim),

 

20- Sagursag (hadim),

 

21- Savas sancagi,

 

22- Tufan (‘su baskini’),

 

23- Silahlar ( ?),

 

24- Cinsel iliski,

 

25- Fahiselik,

 

26- Yasa ( ?),

 

27- Iftira (?),

 

28- Sanat,

 

29- Kült odasi (Tapinak)

 

30- Gogün hizmetkârlari

 

31- Gusilim (müzik aleti)

 

32- Müzik

 

33- Yaslilik

 

34- Kahramanlik

 

35- Kudret,

 

36- Düsmanlik

 

37- Dürüstlük

 

38- Kentlerin yok edilmesi

 

39- Agit

 

40- Yüregin sevinci

 

41- Yalan

 

42- Metal isleme sanati

 

47- Yazicilik

 

48- Demircilik isi

 

49- Dericilik isi

 

50- Yapi isi

 

51- Sepet isi

 

52- Bilgelik

 

53- Dikkat

 

54- Kutsal arinma (‘temizlenme’)

 

55- Korku

 

56- Dehset (‘teror’)

 

57- (‘alev tutusturma’) (Kavga ?)

 

58- (‘alev sondurme’) (Baris ?)

 

59- Bezgin*lik (‘yorgunluk’)

 

60- Zafer

 

61- Ogüt

 

62- Sikintili yürek

 

63 - Yargi

 

64- Karar

 

65- Lili (müzik aleti)

 

66 - Ub,

 

67- Mesi (müzik aleti),

 

68- Ala (müzik aleti).

 

 

 

Inanna ile Enki arasinda kutsal kurallarin devir teslimini anlatan ilahide,bu 'anayasal' kurumlarin 100 kadar oldugu anlasiliyor.Bu Me’lerin çozumlenmesinde ve dolayisiyla içeriklerinin açikliga kavusturulmasinda onemli sorunlar varligini surduruyor.Fakat,genel tanimlamalarina bakarak,bunlarin, eski toplumun yetkili makamlarinin,dini sahsiyetlerinin, rituellerinin ve rituel araçlarinin tanimlamalari oldugunu saptayabiliyoruz artik.

 

 

 

 

 

Kutsal fahiselik’ sistemi,4000 yildan daha uzun bir donem boyunca geçerli olmus ;eski toplum, kendi kadin ve erkeklerini kutsal fahise kadin ve erkekler olarak tapinaklara vakfetmis; kendi kadinlarini, hiç olmazsa omurleri boyunca bir kez, yabanci erkeklerle,kutsal alanlarda cinsel birlesmeye sevketmis ise, boyle bir kurum, “ Dumuzi’nin Inanna'ya aski ” ile vb. açiklanamaz. Kutsal fahiselik kurumu ve buna bagli olarak sekillenmis bir dizi ‘kutsal fahise’ (kocasina ‘cocuk vermeyen’(?'kisir'), veya evlenme hakki bulunmayan gibi..)turu,eski toplumda,iki ve giderek daha fazla toplum birim arasinda kurulan evlilik iliskileri duzeninin merkezinde bulundugu için benimsenmis ve binlerce yil boyunce uygulanmisti.

 

 

 

 

 

Tabletlerde ’ates yakicilik’ ve ‘ates sonduruculuk’ seklinde ifade edilen iki « kutsal kurum»un bulunmasi da bize simdi garip veya anlamsiz gelebilir.Fakat,Hitit ve eski Yunan anlatimlarinda hep karsilastigimiz “ruzgar ”, “ simsek ” veya “ firtina ” tanrilarinin bu ozellikleri, dogasal firtina veya simsek anlamiyla tanimlanmaya baslanmadan once,erken donemde,bu tanrilar gerçek ates,gerçek kivilcim tasi ('çakmak tasi') , gerçek atesin yakilmasi ve sondurulmesi yetkileriyle ilgili olmaliydilar.Tanrilarin veya ejderhalarin 'ates','simsek','firtina' ile ilgili olmalarinin,baslangiçta,dogasal olayla ilgisi bulunmuyordu. Sumer-Sami kutsal me’leri arasinda,baslibasina bir rituel kurumu olarak “ Tufan ” da bulunuyordu.Listede Tufan ”, eski toplumun kendini yonetiyorken basvurdugu,uyguladigi ‘me’lerden birisi olarak yer almaktadir.Yaygin kanilarin tersine,Tufan orada,hiçbir sekilde 'dogal bir felaket' konusu olarak ele alinmiyordu.Tipki 'kirallik','tanrilik',’çobanlik’ gibi toplumu yoneten kurum-makamlarla birlikte,onlarin arasinda bir kurum olarak sayiliyordu.Tufan, eski toplumun yasaminda,Firat ve Dicle'nin dogal selleri veya antik bir tsunami olarak yer almamisti.Sumer-Sami erken donem Tufan'i,belirlenmis tarihlerde duzenli olarak basvurulan,kurallara bagli, bir insan kurban toreni,kutsal bir rituel idi.Onu Firat-Dicle su taskinlarinda,Karadeniz tsunamilerinde ariyor olanlar, eski toplum gerçeginden ,okuduklarini sandiklari tabletlerden hayli uzaktadirlar.Buna karsilik « sel » yorumuna bagli kaldiklarina gore, Kutsal kitaplar'la ayni çizgide bulunmaktadirlar.

 

 

 

 

 

Sumer-Sami toplumlarin, “ates yakicilik ”, “ ates sonduruculuk ”, “ yer altina inis ”, “ yer altindan çikis ”, “ tufan ” gibi kutsal me’leri (‘mu’ veya ‘ma’lari) ,eski toplumda tipki “ kiraliyet taci ”, “ kiraliyet tahti ”, “ agirlik ve uzunluk olçu birimleri ” gibi toplumun gerçek yasaminda fonksiyonel ozellikleri bulunan kurumlaridir.Bunlar, uygulanmasi gozetilen,kurallarina sadakat gerektiren ;gunumuzun kavramiyla, “anayasal” kurum ve kurallardi.Modern toplumlar, Anayasal kurumlarini,Anayasalarini durmaksizin içerik ve biçim degisikliklerine tabi tutabildiklerine gore,eski toplum da,kendi kurumlarini algilayis ve uygulama bakimindan,donusturmus,ortadan kaldirmis,yeni biçimler halinde var etmisti.

 

 

 

 

 

Bay Kramer’in Sumer ve Sami toplumlarina iliskin çogu romantik,sansasyonel vurgulara yonelen ,insanbilim kurallarina genellikle uyumlu olmayan yorumlarina pek guvenilemez.Oyle ki,bay Kramer,5000 yil kadar once,Sumerlerin tarihte ’ilk akvaryumu yapmis’ oldugu tezini bile,buyuk bir ciddiyetle islemis birisidir.Cunku,inceledigi bir tablet,'balik'lardan bahsediyordu ve bir 20.yuzyil ABD'lisi için 'balik evi' tanimi olsa olsa,bir 'akvaryum' ifade edebilirdi.Bu durumda ,bay Kramer,Amerikali yerlilerin kullandiklari 'isimlere' biraz dikkat etse,aslinda,ilk hayvanat bahçesinin Amerika'da kurulmus oldugunu da ilan edebilirdi! Tablet yazilarina iliskin çozumleri dogru yorumlar temelinde ilerlettigimiz olçude,eski topluma ait “anayasal kurumlar” ve onlarin isleyis biçimleri de daha belirgin ozellikler kazanmaya baslayacaktir.Ornegin, “ yeraltina,cehenneme inis ” ve “ yer altindan,cehennemden cikis ” haliyle,hayali bir yorum seklinde tanitilan ilgili ‘kutsal me’,eski toplumdaki gerçekteki uygulanisi anlamiyla, iki toplum birim arasinda rotasyonel yonetim duzeninin isleyisini ve onun rituel biçimini tanimliyordu.Bir doga olayi haliyle “tabiatin uykuya yatmasi” ve “tabiatin uyanmasi” yorumu haline donusmesinden daha once,bu uygulama,ittifak halindeki iki toplulugun,çoban ve çiftçi toplum birimlerin,tek bir yonetim altinda birlesmeye baslamalari surecinde,her toplum birimin donemsel iktidar olusunu anlatiyor gorunmektedir.“Gilgamis-Dumuzi”, “Enkidum-Gilgamis” vb. ikilileri arasinda git-gel’li yonetim duzeni veya bunun bir diger anlatim biçimi olan “ yer altina inis ” ve “ yer altindan çikis ”,eski toplumun rotasyonel yonetim sistemine ait olan ve insan kurbaniyla taçlanan uygulanisinin bir anlatim tarziydi.Bu surecin izlerini,Aristo’nun yazilarinda,eski Yunan topluluklarinin bazilarinda var olan,kirallarin her yil için yeniden seçilmesi veya “ çift kirallik ” seklinde denetimsel mekanizma ;’tek kirallik’ doneminde ‘çift toprakli’lik ( eski Misir gibi) tanimlamasi “ kiral oldu-yasasin kiral ” firansiz atasozu ,hidirellez,her yil olen ve sonra dirilen Tammuz anlatimi olarak…. yonetimin merkezilesme surecinin farkli asamalarina iliskin degisik yonler bakimindan,hep izleyebiliriz. Inanna-Enki ilahisinin bu noktadaki kutsal me’si dikkatle incelenir, eski ittifak sistemini yonlendiren rotasyonel yonetim tarzi bakimindan ele alinirsa,tarihteki gerçek anlamina kavusmaktadir.Inanna kutsal yasa ve makamlari Eridu'dan alip Uruk’a goturdukten sonra Enki,Eridu’daki temsilcisine soyle sormustu:

 

 

 

« Nerede, Devri-daim (duzeni), Yeraltina inis (ritueli), Yer altindan çikis (ritueli) nerede? » Kutsal yasalar ve makamlarin bir yerlesimden otekine bariscil bir sekilde aktarilmasi,Sumer ve Sami topluluklarda,oyle anlasiliyor ki,merkezi yonetimin el degistirilme ritueliydi.Sumer kiraliyet listesindeki ifadelere gore,'kiraliyet makami' 'gok'ten once Eridu'ya inmis,daha sonra da,Tufan'a kadar,sirasiyla,Badtibira,Larak,Sippar ve Suruppak'a 'tasinmis'ti.Tufan'dan sonra ise,tum kiraliyet el degisiminlerinde kural olarak « (x) silahla yenildi,kiralligi (y) ye tasindi » kalibi kullaniliyordu.( The Sumerian king list:c.2.1.1 ) Bu durumda,ortaya soyle bir sorun ortaya çikiyor:Eger,ilahimiz,Tufan oncesi kiraliyet makaminin Uruk'a nakli ile ilgili ise,Liste'de yer alan 5 kutsal merkezden birisinin Uruk'u anlatiyor olmasi gerekiyor.Ya da ilahimiz,Uruk ile Eridu arasinda kurulmus ozel bir ittifaki,buna bagli olusan devri-daim yonetiminde siranin Uruk'a geldigi bir andaki toreni anlatiyordu. Oyle ya da boyle.Bariscil bir yetki devirinin anlatimi olarak bu ilahinin yapisi olaganustu ilgi çekicidir:Inanna,Uruk temsilcisi olarak Eridu'ya gelmekte,orada kusursuz bir 'protokol'la karsilanmakta,o sirada kutsal me'lerin bulundugu Eridu'daki merkezi kiraliyet makaminin temsilcisi Enki,Inanna ile bir solende karsilikli yer almaktadir.Gunumuzde iki cumhurbaskaninin kadeh kaldirarak gerçeklestirdigi imza toreni,6000 yil kadar once Enki'nin tam 14 kez (=7+7) kadehini kaldirarak, her kadeh kaldirmada,tabletlerin okunur kisimlarina gore,3 ile daha fazla sayida kutsal me'yi Inanna'ya « verdigini » ilan etmesi biçiminde uygulanmaktadir.Inanna,Enki'nin her kadeh kaldirisi ve soylevinden sonra,ona « aliyorum onlari» biçiminde dogrulayici bir iarsilik vermektedir.Daha sonra,Enki'nin « veriyorum » Inanna'nin « aliyorum » dedigi kutsal me'ler « gok gemisi »ne yuklenmekte ve Inanna « gok gemisi » ile Uruk'a dogru yola çikmaktadir. Bundan sonra Eridu ve Eridu'ya bagli (kutsal kitaplarda,'topraktan yaratilmis insan,surungen ve hayvanlar' olarak tanidigimiz) 7 farkli toplum birim tarafindan sembolik 'direnis' orgutlenmekte;Inanna ve 'gok gemisi'nin,gunumuzde gelin goturmeye gelen 'oglan tarafinin' yolunun sembolik kesimi gibi,yolu kesilmeye çalisilmaktadir.Bu durumda anlariz ki,Sumer-Sami topluluklar arasindaki ilk iliskiler doneminde,aralarinda gerçek savaslar yasanmis;bu savaslar,kalintilarini bariscil ortamda « sembolik direnis » orgutleme biçimiyle asilmisti.Gunumuzde el sikismanin,tarihteki kavga ediminin kalintisi olmasi gibi;baris için once sembolik kavga gerekmesi gibi. Sembolik « yol kesiminin » her seferinde tatliya baglanmasi ile Inanna Uruk'a dogru yoluna devam ederken,bu kez Eridu'ya doneriz.Eridu'da tanri Enki,Kutsal yasalarin her birinin tek tek Inanna ve onun araciligiyla Uruk'a verildigini yuksek sesle dile getirir.Bu bir çesit,tek tarafli olarak,kutsal yasalarin artik Eridu'da bulunmadigini, butunuyle Uruk'lulara verildigini ilan etme replikleridir:

 

 

 

« Sordu Enki (Isummud'a):

 

“Anu rahibinin kursusu,

 

Rahip kiralin kursusu,

 

Buyuk yuce taç,

 

Kiraliyet tahti, nerede ? ”

 

 

 

Isummud dedi ki :

 

“ Kiralim (Enki ) verdi onlarin hepsini kizina ”

 

 

 

Ilahimiz,bizi hemen bunun pesinden Uruk'a tasir.Inanna,artik hiçbiri Eridu'da kalmamis olan kutsal me'leri Uruk' a ulastirmis durumdadir.Bu kez devir-teslim Uruk'un içinde gerçeklesecektir:Inanna teslim alip getirdigi kutsal me'leri, tum Uruk'lulara tek tek açiklamakta,butun Uruklular da,her seferinde, «aldik,kabul ettik onlari » biçimindeki onay repliklerini yinelemektedirler:

 

« Inanna dedi ki (onlara)

 

“Siyah giysiyi getirdim,

 

Cazibeyi,

 

Kadinlik sanatlarini,

 

Tigis davulunu,

 

Lilis def’ini,darbukasini

 

Ub ve Meze’yi getirdim (Uruk'a)”

 

 

 

Dedi ki (Uruk’lular Inanna'ya)

 

'Aldim,kabul ettim onlari'.»

 

 

 

Kutsal me'lerin kelime kelime tekrarini içeren bu devir teslim rituelinin son asamasinda,bu kez Uruk'lular, « alip kabul ettikleri» kutsal me'leri yeniden tek tek tekrarlamakta ve teslim aldiklarini onaylamaktadirlar:

 

 

 

« Getirdin sen (Inanna)

 

Getirdin sen,

 

Cati ustaligini,

 

Kazanciligi?

 

Yontuculugu,

 

Maden ustaligini,

 

Bakir islemeciligini,

 

Yapim ustaligini,

 

Kamis kullanimini. »

 

 

 

Bu ilahide dikkatimizi çeken ve Sumer-Sami kutsal me'lerini çozumlemede bize yardimci olacak bir nokta da,kutsal me'lerin gurup halinde toparlanarak anlatilmis olmasidir.Bu durumda,anlami açikca çozulebilen bir veya iki tanim,anlami çozulemeyen,fakat konusal butunlugu tamamlayan oteki tanimlarin neler olabilecegini gosteren bir isaretler olarak degerlendirilebilir.Burada mantiksal baglari kurmaya çalismak onem kazaniyor. Son olarak,bu tablete iliskin çozumleme ve dolayisiyla tercumelerin,oldukça sorunlu olduklarini ekleyelim.Bu bakimdan,simdilik daha çok,dikkati,kutsal me'lerin toplumsal kurumlari anlatan yonune çekmekle yetinecegiz. Rituelin karsilikli « ekmek yemek ve içmek » bolumunden sonra,35 satirlik bir okunamaz bolumun ardindan,kadehi elinde Enki'nin ,seremonik konusmasini yaptigi bolumun ortalarindaki bir ana geliyoruz :

 

 

 

« Yetkim adina,

 

Kutsal Abzu adina,

 

Hiçbir engel tanimadan,

 

Veriyorum kizim kutsal Inanna’ya

 

Yuceltilmis rahiplik makamini,

 

Kutsal tahteravani, (‘kutsal kayigi’),(*1)

 

Soylulugu,

 

Taç tasiyicisini,

 

Yonetici tahtini. »

 

 

 

Inanna dedi ki

 

« Aliyorum onlari »

 

 

 

Kaldirdi kadehini Enki bir daha :

 

« Yetkim adina,

 

Kutsal Abzu adina,

 

Veriyorum kizim Inanna’ya

 

Kahramanligi,

 

Gucu,

 

siddeti

 

Dogrulugu,

 

sehir yagmaciligini

 

Agitlari,mutluluk sarkilarini »

 

 

 

Inanna dedi ki « Aliyorum onlari »

 

 

 

Kaldirdi kadehini Enki bir daha :

 

« Yetkim adina,

 

Benim kutsal alanim namina,

 

Veriyorum kizim kutsal Inanna’ya

 

Itaatkarligi,

 

Aldatmayi

 

Isyani

 

Gocebelik’i

 

Yerlesik yasam’i »

 

 

 

Inanna dedi ki « Aliyorum onlari »

 

 

 

Kaldirdi kadehini Enki bir daha :

 

“ Yetkim adina,

 

Benim kutsal alanim namina,

 

Veriyorum kizim kutsal Inanna’ya

 

Cati yapimciligini,

 

Kazan yapimciligini

 

Isleme sanatini

 

Metal isçiligi sanatini

 

Bakir isleme sanatini

 

Insaat yapimcilik sanatini »

 

 

 

Inanna dedi ki « Aliyorum onlari »

 

 

 

Kaldirdi kadehini Enki bir daha :

 

« Yetkim adina,

 

Benim kutsal alanim namina,

 

Veriyorum kizim kutsal Inanna’ya

 

Billgeligi

 

Dikkati

 

Kutsal arinma kurallarini

 

Çobanlik barakasini

 

Saygiyi

 

Cekinmeyi

 

Sessizligi Hurmeti »

 

 

 

Inanna dedi ki « Aliyorum onlari »

 

 

 

Kaldirdi kadehini Enki bir daha :

 

« Yetkim adina,

 

Benim kutsal alanim namina,

 

Veriyorum kizim kutsal Inanna’ya

 

Ates Yakiciligi

 

Ates sonduruculugu

 

Zor isciligi

 

Aile birlestiriciligini

 

soy duzenini »

 

 

 

Inanna dedi ki « Aliyorum onlari »

 

 

 

Kaldirdi kadehini Enki bir daha :

 

« Yetkim adina,

 

Benim kutsal alanim namina,

 

Veriyorum kizim kutsal Inanna’ya

 

Devri-daim duzenini

 

Yeraltina Inis’i

 

Yeraltindan cikis’i

 

Sevisme sanatini,

 

Fallus opuculugunu »

 

 

 

Inanna dedi ki: « Aliyorum onlari »

 

 

 

Kaldirdi kadehini Enki bir daha :

 

« Yetkim adina,

 

Benim kutsal alanim namina,

 

Veriyorum kizim kutsal Inanna’ya

 

Zafer’i

 

Danismayi

 

Tartismayi

 

Muhakeme etmeyi

 

Karar almayi »

 

 

 

Inanna dedi ki « Aliyorum onlari »

 

 

 

(..kirik..)

 

 

 

Inanna'nin serefine kaldirdi kadehini 14 kere

 

Enki 14 kere verdi kizina kutsal ‘me’leri

 

Inanna 14 kere kabul etti kutsal me'leri

 

Durdu Inanna babasinin onunde

 

Saydi tek tek Enki'nin verdiklerini.(2)

 

« Verdi Enki bana,

 

dogrulugu

 

Sehirlerin yagma edilmesini

 

Agitlari

 

Mutluluk sarkilarini

 

 

 

Verdi Enki bana,

 

Aldatmayi,

 

Baskaldirmayi,

 

Itaati

 

Goçebeliki

 

Sehir yerlesimini

 

 

 

Enki verdi bana,

 

Cati yapimciligini

 

Bakir kazan yapimciligini

 

Oymaciligi,

 

Demirciligi,

 

Bakir islemeciligini,

 

Insaat yapimciligini

 

Kamis isçiligini

 

Verdi Enki bana,

 

Bilgelik'i

 

Dikkat'i

 

Kutsal arinma kurallarini

 

Coban kulubesini(3)

 

Kor ates kozunu (4)

 

Koyunlari

 

Saygiyi

 

Cekinmeyi

 

Hurmeti

 

 

 

Enki verdi bana,

 

Ates yakiciligi

 

Ates sonduruculugu

 

Zor isi

 

Aile birligini

 

Soy duzenini »

 

 

 

(...)

 

 

 

Cagirdi Enki Isummud’u :

 

“Isummud,yuksek rahip Saggal !”

 

 

 

Yanitladi Isummud :

 

“ Kiralim, Enki,hizmetindeyim, soyle nedir arzun ? ”

 

 

 

Dedi ki Enki,

 

dilegim ulasmasidir tehlikesizce sehrine Inanna

 

,Uruk-Kulaba'sina Parlak Utu'nun bolgesine

 

 

 

Inanna,dedi ki

 

Verdi babam bana

 

Yerlerin gucunu Kutsal alametleri

 

Artik gitme zamani

 

Gidecegim kutsal merkezime

 

Donuyorum Uruk'a

 

Topladi kutsal Inanna

 

Aldigi kutsal me'leri

 

Yerlestirdi gok gemisine

 

Kendi de bindi uzerine

 

Cikti yola gok gemisi

 

Kutsal me'lerle Uruk'a

 

 

 

 

 

Gecince ickinin etkisi,

 

Yuce kiral Enki aradi Abzu'da

 

Abzu kiralinin gozleri aradi Eridu'da Kutsal me'leri

 

Cagirdi Isummud'u:

 

« Yuksek rahip,Saggal! »

 

 

 

Yanitladi Isummud:

 

« Kiral,Enki,hizmetindeyim, Soyle nedir dilegin »

 

 

 

Dedi ki Enki:

 

« Nerede

 

“Anu rahibinin Kursusu,

 

Rahip kiralin kursusu,

 

Buyuk yuce taç,

 

Kiraliyet tahti, nerede ? ”

 

 

 

Isummud dedi ki :

 

“ Kiralim verdi onlarin hepsini kizina ”

 

 

 

Sordu Enki:

 

« Nerede,

 

Kutsal asa,

 

Kutsal giysi

 

Yonetici tahterevani

 

Yoneticilik nerede?

 

 

 

Isummud dedi ki:

 

« Kiralim verdi onlarin hepsini kizina »

 

 

 

Sordu Enki:

 

« Nerede

 

Egizi rahibesinin kursusu

 

Nindingir Rahibesinin kursusu

 

Kutsal Lu-mah'in makami

 

Rahip Igib'in makami

 

Rahip Gudu'nun makami nerede?

 

 

 

Dedi ki Isummud:

 

« Verdi kiralim hepsini kizina »

 

 

 

Sordu Enki:

 

« Nerede,

 

Devri-daim duzeni

 

Yeraltina inmek

 

Yeraltindan çikmak

 

Kurgara rahibi nerede?

 

 

 

Dedi ki Isummud

 

« Verdi kiralim hepsini kizina »

 

 

 

Sordu Enki:

 

« Nerde Kilic,

 

Gurz

 

Siyah giysi

 

Renkli giysi

 

Sehrin kahramani nerede?

 

 

 

Dedi ki Isummud:

 

« Verdi kiralim onlarin hepsini kizina »

 

 

 

Sordu Enki:

 

Nerede

 

Kurallar,

 

Titreme,

 

Kutsal genelev

 

Cinsel iliski biçimleri

 

Fahiselik nerede?

 

 

 

Dedi ki Isummud

 

« Verdi kiralim hepsini kizina »

 

 

 

Sordu Enki:

 

Nerede

 

Kahramanlik sanati

 

Guç sanati

 

Ihanet

 

Aldatma

 

Dogru konusma sanati

 

Yalan konusma sanati nerede?

 

 

 

Dedi ki Isummud:

 

« Verdi kiralim onlarin hepsini kizina »

 

Sordu Enki:

 

Nerede Kutsal alan Gok'un kutsal kadini Muzik aletleri Sarki soyleme sanati Saygin yasli kadinlik nerede? Dedi ki Isummud: « Verdi kiralim onlarin hepsini kizina » Sordu Enki: « Nerede Anlama kabiliyeti Dikkat gucu Karar alma mekanizmasi nerede? »

 

 

 

Dedi ki Isummud « Kiralim verdi onlarin hepsini kizina »

 

 

 

Sordu Enki: Nerede Yuceltilmis taht, 'Tanrisal gemi' Soylu sonsuz taç nerede? Dedi ki Isummud: « Kiralim verdi onlarin hepsini kizina »

 

 

 

Sordu 14 kere Enki Isummud'a

 

Cevapladi 14 kere Isummud Enki'yi

 

« Kiralim verdi onlarin hepsini kizina,

 

Kiralim verdi onlarin hepsini Inanna'ya »

 

( ..kirik...)

 

 

 

Enki,kiral,sordu temsilcisi Isummud'a: « Isummud,nerede simdi,kutsal me'lerle dolu 'Gok kayigi'? » Dedi ki Isummud: « 'Gok kayigi' uzaklasti Eridu'dan Inanna'yla birlikte Uruk'a dogru »

 

 

 

(Burada,Enki,Isummud araciligiyla,6 kez,Inanna'nin 'gok gemisi'nin sembolik engellenmesini orgutler:Sirasiyla Isummud'la birlikte , -Killi Enkum( ? Enkidum) lari -50 Urug dev'ini,Eridug devini, -50 deniz canavari Luhama(Lahama)lari(5), -Canavar balik'lari -Uruk koruyucularini, -Id-surungal'i, gonderir.Inanna'nin temsilcisi Ninsubur,her seferinde « Eridu yolu açildi! » diye Inanna'yi ve 'gok gemisi'ni selamete çikarir. 'Gok gemisi' Uruk'a ulasmistir artik.)

 

 

 

 

 

Temsilcisi Ninsubur, dedi ki Inanna'ya

 

“ Getirdin bugun ‘gok kayigini’ Uruk’un Nigulla kapisina,

 

Gececek simdi o gorkemle , sokagi boydan boya,

 

Izin ver de kutlasin bunu insanlar ! ”

 

 

 

Dedi ki Inanna : “

 

“ Getirdim bugun ‘gok kayigini’ Kullaba-Uruk’un Nigulla kapisina,

 

Gececek simdi o gorkemle, sokagi boydan boya,

 

Dizilsin yola insanlar korkusuzca

 

Eglenip mutlu olsunlar ! calinsin defler, davullar!

 

Tatli bir muzik duyulsun her yana

 

Butun toprak ansin benim yuce adimi

 

Ovgu turkuleri soylesin insanlar

 

Sehirin yasli erkek ve kadinlari

 

Delikanlilari,genç kizlari,çocuklari

 

Tekrarlansin buyuk dualar

 

Bogalari,koyunlari kurban etsin kiral

 

Kuplere doldursun içkiyi

 

Calinsin davullar,Tigi'ler

 

Yabanci topraklar ilan etsin yuceligimi!

 

 

 

Getirince Inanna Gok kayigi'ni Uruk'un Kullaba kapisina

 

 

Geçti gorkemle caddeyi boydan boya

 

 

Geçti kutsal genelevin kapisindan

 

 

Inanna'nin getirdigi tanrisal guç alametleri, Gok gemisi,

 

 

takdim edildi bir bir Gippar kapisindaki Agrun odasinda

 

 

 

 

 

(Bu sirada Enki,Eridu'da,'kutsal me'lerin Uruk'a selametle varip varmadigini sorup ogrenir)

 

 

 

 

 

Tasindi kutsal me'ler

 

 

Cikarildi bir bir

 

 

Tanitildi,takdim edildi Karabasli'lara

 

 

Kutsal yasa'lar çikti meydana

 

 

Dedi ki Inanna,

 

 

Getirdim Siyah giysiyi

 

 

Cazibeyi getirdim,

 

 

getirdim kadinlik sanatlarini

 

 

Tigis davulunu,

 

 

getirdim Lilis def’ini,darbukalari

 

 

Ub ve Meze’yi getirdim ”

 

 

 

 

 

Dedi ki (Uruk’lular bir agizdan)

 

 

 

 

 

“ Aldim,kabul ettim onlari ”

 

 

 

 

 

 

 

 

(Uruk’lular bu kez Inanna’nin gerirdiklerini saymaya baslarlar) :

 

 

 

 

“ Inanna, getirdin sen (Uruk’a)

 

 

Anu rahibinin kursusunu,

 

 

Lugal rahibin kursusunu,

 

 

Kahinligi,

 

 

Yuceltilmis taci,

 

Kiraliyet koltugunu.

 

 

 

 

 

Getirdin sen,

 

 

Kutsal asayi,

 

 

Kutsal giysiyi,

 

“ Coban’in kayigi ”ni,

 

 

"Kayigin yoneticisi ”ni.

 

 

 

 

Getirdin sen,

 

 

Egizi rahibesinin kursusunu

 

 

Nindingir rahibesinin kursusunu,

 

 

Gudu rahibinin kursusunu.

 

 

Igib rahibinin kursusunu

 

 

 

 

 

Getirdin sen,

 

 

Devr-i daim duzenini,

 

 

Yeraltina inisi,

 

 

Yer altindan çikisi,

 

 

Kurgara rahibini.

 

 

 

 

 

 

 

 

Getirdin sen,

 

 

kilic'i

 

 

Gurzu

 

 

Siyah giysiyi

 

 

Renkli giysiyi

 

 

 

 

 

(Burasi belki soyle de anlasilabilir:

 

 

Getirdin sen

 

 

Uzunluk olcusunu

 

 

agirlik olçusunu,

 

 

Siyah giysiyi Renkli giysiyi.)

 

 

 

 

 

 

 

 

Getirdin sen,

 

 

Kurali,

 

 

Titremeyi

 

 

Cinsel birlesmeyi,

 

 

Sevismeyi,

 

 

Fahiseligi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Getirdin sen,

 

 

Dogru soylev çekmeyi,

 

 

Sozle yaniltmayi,

 

 

Oturakli soz etmeyi.

 

 

 

 

 

Getirdin sen,

 

 

Kutsal ‘taverna’yi (han’i,pavyon’u,genelevi)

 

Gog’un fahiselerini,

 

 

Muzik aletlerini,

 

 

Sarki soyleme sanatini,

 

 

Yasli kadina hurmeti.

 

 

 

 

 

Getirdin sen,

 

 

Kahramanlik’i,

 

 

Gucu-kuvveti,

 

 

Kotulugu,

 

 

Sertligi,

 

 

Sehir yagmaciligini,

 

 

Agit soylemeyi,

 

 

Mutluluk sarkilarini.

 

 

 

 

 

Getirdin sen, Sahtekarligi, Itaati, Bas kaldirmayi, Goçerligi, Yerlesik yasami.

 

 

 

 

 

 

 

 

Getirdin sen, Cati ustaligini, Kazanciligi, Yontu sanatini, Maden ustaligini, Bakir islemeciligini, Yapim ustaligini, Kamis kullanimini.

 

 

 

 

 

Getirdin sen, Bilgeligi, Dikkati, Kutsal arinma torenlerini, “ çoban kulubesini ” (odun kozlerini ?), Cekingenlik’i Saygi’yi.

 

 

 

 

 

Getirdin sen, Ates yakiciligi, Ates sonduruculugu, Zor is’i, Aile birligini, Soy duzenini

 

 

 

 

 

Getirdin sen, Farkliliklari, Zafer’i Akil verme’yi Zarari azaltma’yi Hukmu, Karar alma’yi.

 

 

 

 

 

Getirdin sen, Kadin oyunlarini Buyuculuk’u, Kutsal Tigi(calgisini) Kutsal Lilis (calgisini) Ub,Meze,def ve birayi »

 

 

 

 

 

Dedi ki,Inanna “ ‘gok gemisi’(kutsal tahteravan,kutsal kizak,kutsal tasiyici) nereye gedi yanastiysa once, oranin adi ‘Beyaz Kapi’ olacak ! Kutsal me’ler nerede takdim edildi ise,oranin adi ‘Mavi kapi’,Lapis-Lazuli kapisi olacak !

 

 

 

Geldi Enki ve dedi ki kutsal Inanna'ya:

 

« Yetkim adina Abzu adina Yapacagim.... kadin için Abzu'mda »

 

 

 

 

Dedi ki Inanna,

 

 

Niye geldi simdi Enki buraya

 

 

Tanrisal kurallari geri almak için mi yoksa

 

 

 

 

 

Dedi ki Enki Inanna'ya

 

 

Yetkim adina

 

 

Kutsal merkezim adina

 

Muhafaza edin kutsal kurallari

 

 

Kalsin sehrinizin kutsal yapilarinda

 

 

Buyuk rahip geçirsin gunlerini kutsal Gippar kapisinda

 

 

Gonenç içinde olsun sehrinizin insanlari

 

Urukun evlatlari mutlu olsun

 

 

dostluk ittifaki olsun Urukla Eridu arasinda

 

Uruk en ustun olsun »

 

 

 

 

Dedi ki Inanna

 

 

Bu gece takdim edilsin kutsal yasalar

 

 

Asa tasiyanlara

 

 

Alin yun içinde duran kutsal yasalardan herbirini!

 

Inanna ve Enki'nin koruyuculugu insin hepinizin ustune! »

 

 

 

[email protected]

 

 

 

 

 

 

(1): 'Gok teknesi','Gok kayigi',erken donemin kutsal varliklarinin tasindigi,bir çesit tahteravan,kizak,dor ucundan siriklarla tasinan tabut turu bir aracin taninlanmasi gibi gorunmektedir.Bu tur bir tasima aracina,gocebe Musa toplumunun gezginlige uyan bir tapinak olarak 'bulusma çadiri' ve onun araçlarini tanimlarken rastliyoruz. Kutsal tabletlerin 'gemi','kayik' kavrami,Sumer-Sami topluluklarinda daha sonra, ticari 'kervan'lari tanimlamak için de kullanilmis gorunuyor.Bay Kramer ve bir dizi Sumerolog,tabletlerin içerigine degil,lafzina onem verdiklerinden,ticari veya dini nedenlerle,degisik sehirlerden Nippur'a,veya ne nehir,ne de deniz baglantisi olmayan sehirlere ulasan bu tur araçlara « gemi » diye yaklasmayi surdurmuslerdir. Kavramin içerigine iliskin bu ozellik, « Nuh'un Gemisi » ile de ilgilidir.Bu bakimdan simdilik,sadece,'gemi','kayik' tercumesine karsi bu duzeltmeyi yapmakla yetinelim. Ilahimizde 'Gok kayigi' denildiginde,bundan,Sami toplulugun kutsal tasima aracini,tahteravani,kizagi anlamak gereklidir.

 

 

 

(2) Eski toplumun,kalipsal tekrarlarini,Amerika yerlileri arasinda ziyaret torenlerinde incelemeye çalismistik. Karsilikli soz onaylariyla ve kalipsal cumleler halinde 'hatir sorma',karsilama ve ugurlama torenlerine Turkiye'de hep rastlariz.Onlarca kisinin bulundugu odaya giren bir yabanciya,once sirasiyla odada bulunanlar « nasilsin » diye soracak,yabanci her birine tek tek yanit verecek;sonra yabanci,odadaki her bireye tek tek veya « iyiyim » yanitinin hemen sonrasinda « nasilsin » diye soracak! Sadece bu « toren »in kendisi,konusma için kullanilacak zamandan daha fazladir. Bu 'saygi' gosterisinin tarihteki yapisinda,kisinin varliginin guvencede oldugunun çift tarafli tasdiki bulunur.Enki-Inanna ilahisi devir teslimin,gunumuzden 6 bin yil kadar onceki yapisi hakkinda bilgi verici;modern devir teslimin ve protokol'un baslangiçtaki halinin anlatimidir.

 

 

 

(3)Bu ilahinin baslangiç bolumunde Inanna,gerekli hazirliklari yaptiktan,basina “ kir ”in tacini geçirdikten sonra, “ koyun ”lari ve “ çobanini ” gormeye gitmektedir. « Koyun » « inek » gibi hayvanlar ve “ çoban ” sozcugu,ilahilerde,her durumda,simdi anlasilan anlamiyla hayvanlari ve onun guducusu çoban’i anlatmaz..Bu ifadede kullanilan « koyun » ve « çoban » ,Sumer-Sami ilahilerinde,bir çok halde kullanildigi gibi,bir 'koyun' totemi ile ifade edilen bir toplulugun insanlarini ve onun 'kiral'a denk dusen yoneticisini anlatmaktaydi.Hiristiyan sozlugunde, Isa,oteki tanimlarinin yanisisra,“ kuzu ” ve “ çoban ”dir ayni zamanda. Bu bakimlardan anliyoruz ki,Inanna Eridu yolculuguna çikmadan once,Uruk toplulugu arasinda, bir rituel duzenlenmisti. « Coban kulubesi », « la hutte du berger » sozuyle anlatilan ozel yapiya gelince,buna belki Tufan sirasinda donebiliriz.

 

 

 

(4) Tercumelerde « les charbons de bois rougeoyants » diye geçen bu ifadeyi,ates-gunes kultunun takipçilerinden olan alevilikte hala var olan « nar » atesi ile ilgili çesitli gosterilerden yola çikarak « kor koz » diye tanimladim.Oyle anlasiliyor ki,daha 4.binli yillarda,ates araciligiyla yakilarak insan kurban etme,atesin sembolik kullanimina donusmus durumdaydi.Ates yalamak,atesi agziyla sondurmek,ates uzerinde yurumek,daha o zamandan kutsal bir edim halini almis durumdaydi.

 

 

 

(5):Lahamu,bu ilahide,Eridu'nun 'canavar'lari arasinda sayildigina gore,anlaticimizin Uruk'lular oldugunu dusunmeliyiz.Cunku,aslinda Lahmu ve Lahamu olarak okunan kavramlar,Sumer-Sami tarihinin ilk kutsal yaratiklari arasindadir. Enuma Elis, ‘baslangiçta’ki 'yaratilisi' anlatirken soyle diyordu: “ Hiçbir Tanri belirmemisti daha, Ne “ ad verilmisti ” bir seye Ne de saptanmisti “ kader ”ler Lahmu ve Lahamu ‘belirdi’ (.. parurent) sonra Buyuyup gelisince onlar Ansar ile Kisar çikti ortaya ” Baslangiçta,buyuk olasilikla « me-mu-ma »larin yonetimini ellerine alsinlar diye olusturulmus olan bu yonetici kurum,ilahinin anlattigi olay sirasinda oldukça gerilemis durumdadir.Bununla birlikte,El,Ilah,belki Allah,Ulema gibi kavramlara kaynaklik etmis gibi (« ham+mu », « buyuk+mu/me) kokenini Abraham ve Hammurabi ve ? Muhammed'de de belki bulacagiz) gorunmektedir. Bu noktayi,Enuma Elis'te ele almak daha uygun olacak. “ Lahmu ” ve “Lahamu ” kavramlari “ me ” olarak okunan (e seslisi a,u,o ile hep donusum ozelligi gosterir) “ kutsal kurallar” ile ilgili, temel kurumlarin uygulanisinin gozetlenmesi ihtiyaci ile ilgili olmus olmalidir.

--------------------

Din kurumunun kokenine;su andaki inceleme alanimiz bakimindan daha dar anlamda ele alinan,uç kutsal dine ait kitaplarin yazin,gorenek ve toplumsal kaynaklarina yoneldigimizde,eski toplumun «sinirli bilgisi»,«cehaleti »,« korkulari», »giz » veya « dusleri» gibi kavramlarin butunuyle bir yana birakilmasi gerekir.Cunku,dinin kokenlerine iliskin bir çalismaya ,bir din adaminin ‘tanrisal’,surnaturel açiklamasi, ne kadar doyurucu yanit olabilirse,hiç olmazsa 5000 yili asan yazili belgeler,30.000 yil kadar oncesine geri giden resim ve arkeolojik bulgular araciligiyla varligini tanidigimiz ;gunumuzde milyonlarca insani ilgilendiren kutsiyet ve din kurumunun temel kaynaklarini eski toplumun ‘cehaleti’, veya ‘giz’leri etrafinda açiklama çabasi da,en fazla, o kadar ‘açiklayici’ olabilir.18 ve 19.yuzyil donemi materyalizminin yeterince sahip olmadigi simdiki bulgu ve bilgiler, artik,dinin kokenlerini anlama çalismasini,bu tur kavramlara basvurmadan surdurebilmeyi sadece olanakli degil,gerekli de kiliyor.Asil olarak Turuva ‘nin kesfiyle baslayan bu sureç,Hitit,Assur,Akad ve Sumer gibi topluluklarin kultur duzey ve birikimlerinin sayisiz ve degerli bulgularini ortaya çikarmis bulunuyor.

 

 

 

Ote yandan,bu arada,daha çok bati dunyasinin degisik bilim kollarina ait arastirici ve dusunuru de,’eski toplum’un 19. Ve 20. yuzyil dunyasindaki takipçileri olan Afrika,Amerika,Avusturalya yerlileri arasinda,toplarlanabilecek en temel sosyolojik verileri toparlamistir.Bu yazinsal ve bulgusal veriler,simdi artik,eski topluma bir ‘sirlar dunyasi’ olarak bakma aliskanligini degistirmelidir.

 

 

 

Ozellikle Turkiye’de,dinin tanrisal olmayan bir açiklamasini ogrenmek isteyen okur,Muhammed’in cinsel hayati,Islamda kadinin asagilanmasi,tanri kelimesinden igrenme,Kuranin Asuri,Sabii,Farsi kaynaklardan asirma bir kitap oldugu gibi,genellikle, tanritanimaz ruhu rahatlatma hedefinin otesine geçemeyen yazilarla karsilasir. Musa veya Isa’nin gerçekte birey olarak varolup olmadiklari veya Muhammed’in kadin duskunlugu tartismalarinin,kaynaklarini Muhammed,Isa ve Musa donemlerinden binlerce yil onceki eski toplumlarda buldugumuz,yazili belgelerini Sumer-Akkad doneminden itibaren artik iyice tanima olanagina kavustugumuz bir kutsal inanç duzeninin kokenlerini anlamak ve toplumun en kuçuk gozeneklerine degin girmis bir inanç sistemini açiklamaya çalismak bakimindan fazlaca bir degeri bulunabilir mi ? Musa ve Isa,birey olarak hiç var olmamis olsalar bile,onlar adina hazirlanmis kitaplar toplami ;bu kitaplarda yer alan kurallara gore sekillenen ve isleyen topluluklar ve dini kurumlar tarihte hep var olmustu ;var olmaya da devam ediyorlar.Kisi merkezli verimsiz açiklamalar yerine,ulasabildigimiz en eski insandan bu yana,bir toplumsal orgutlenme ve iliski kurallari olarak sekillenmeye basladigini gordugumuz ve insan toplumu tarihi kadar eski kaynaklara sahip olan kutsal kurumlarin gelisim surecini ,bunun gunumuzdeki anlamini tanimaya çalismak,bunlari kisa surede sonuçlandirmak olanakli olamayacak olsa bile, yetkinlestiricidir.

 

 

 

Din fenomenini,eski toplumun bir ‘cehalet’ sorunu olarak ele alan ateist goruntulu yaklasim tarzi,uç kutsal din yazininda yer alan ‘yerin,gogun,insanin yaratilis’i,’tufan’ gibi anlatimlarin daha eski biçimlerinin Sumer,Akkad,Asur,Babil,Hitit.. yazininda da bulunmasindan bu yana, “ta Sumer” atiflari ile surdurmeye donusmustur.Fakat,museviligin,hiristiyanlik veya islamin yanlisligi,onlarin “ta Sumer”lere degin uzanan bir gelenege dayaniyor oldugu belirtilerek açiklanmis sayilamaz.

 

 

 

Kuran’in,bir çok bakimdan Musevi,Sabii,Asuri veya Farsi kaynaklara da dayaniyor oldugu bir olgudur ve bu,o topraklarda yeniden sekilendirilen bir din bakimindan dogaldir da.Fakat yine de bu yaklasim,ister istemez bizi,Musevi,Sabii,Asuri,Farsi “hurafelerin” hangi onceki “hurafelere” dayandigi sorusuna da tasir.Buradan ulasilacak nokta,uç kutsal din yazininin dayandigi asil kaynak olan Sumer-Akkad yazini olacaktir…

Yeterince taninmamasina karsilik “ Sumer-Akad soylenceleri,hurafeleri” olarak degerlendirilen bu kutsal anlatimlar,kuskusuz,bu topluluk oncellerinin toplumsal gereksinimlerine yanit olarak dogmus kurallara da dayanarak gelistirilen,eski toplumun barbar,yari-yamyam kurallarinin asilmasini saglayan kutsal kurumlarin da anlatimiydi.

 

 

 

Sümer erken donem tabletlerini incelemeye başladığımızda, bize sonradan kutsal inanç sistemleri olarak ulasacak olan bu uç ‘din’in en belli basli kavram ve kurumlarinin,baslangıçta,tüm toplumsal yasamın en temel öğesinden sonuncu ayrıntısına kadar uzanan;toplum birimlerin iç ve dis iliskilerini ayristirarak,toplum birimleri birbirinden farkli kilarak isleyebilecek bir ittifak duzeninin yasaları olarak sekillenmeye basladiğini görürüz.

 

 

 

En geri ‘ilkel’ topluluklarda da varligi saptanan kutsal (ve kutsal olmayan) varlık veya kavramlar,ozunde,günümüzün yasal (ve yasal olmayan) davranış kurallarinin tarihteki erken biçimlerini tanimlama çabasindan baska hiçbir şeyi ifade etmezler.Sonradan,degisik soylem ve kurallariyla azçok derli toplu bir din haliyle karsimiza çıkacak olan bu toplumsal olgu,ortaya çikis nedenleri bakimindan,hiçbir yerde,bir uydurma,korku,giz veya hayaller toplamınin urunu olarak değil,fakat tam tersine,eski toplumsal ilişkilerin en gerçekçi ilk hallerinin saptanmış yasaları ve onlari asabilme çabasi olarak olarak insan yaşamında yer almaya baslamistir.Bu bakimdan,ornegin kurban sunumu veya dua etmenin kaynaklarini,«fırtına getirmesin, deprem yapmasın diye tanrıları memnun etme» seklinde «açiklamak», surnaturel bir yaratici tanri fikrine dayanan metafizigin yanlisindan daha ileride bir açiklama tarzi sayilamaz.Çunku insan toplumu tarihinde yaygin olarak kullanilan yamyamlik kurumunun bir sonraki biçimi olan ;bulgu,yazili kaynak ve-ya kalintilarini Mezopotamya ve Anadolu kulturlerinde de buldugumuz, yetiskin insan ve çocuk kurbani uygulamasi yerine geçmek uzere olusan kurban veya bitki sunu edimi,tarih bakimindan, kulturel bir geriligin degil,kulturel bir gelisimin gostergesidir.Eger,eski toplum,gelismesinin bir asamasinda,kaynaklari saptanmamis ve ‘animizm’ olarak tanitilan,hayvan ve bitki totem tapinmaciligini bu denli gelistirmis ise,hayvan ve bitki onunde secde etmisse,kendi soy kutugunu hayvan ve bitki totemlere baglayarak aktarma yolunu seçmis ise,bu, totem hayvan ve bitkiler insan kurbani ve yamyamligini engelleme olanagi yarattigi için olmustur.Kurban sunucu ile sunu-kurban arasindaki butun maddi,manevi baglantilar,eski toplumda gerçeklesen bu substitution’u ,karsilikli yer degistirmeyi,oldukça ayrintili bir sekilde gostermektedir.Dua etmenin, bu daha sonra bireyle tanri arasi bir iliski biçimine donusmeden once,iki farkli toplum birimin, (belki ondan once de tek bir toplum birim aidi bireylerin, iç ) ittifak anlasma metni olarak ortaya çikmis oldugunu dusunmek için yeterli nedene sahibiz.Eski toplumda ant,yemin toren orneklerini taniyoruz.Uç kutsal dinin ‘amen,amin’ son sozcugu,anlam bakimindan, bir anlasma metninin ‘oyle olsun’ anlamina gelen onaylayici,dogrulayici,bitis sozcugu,onay imzasidir.Tevrat ve Incil’in,hem, Eski ve Yeni Antlasma(Tanri ile !) olarak taninmasi ve hem de iç bolumlerinde,oldukça sik olarak,Tanri ile yapilan yeni ‘antlasma’lar içeriyor olmasi,dua’nin,eski toplumda bir antlasma onay biçimi olarak sekillendigine isaret ediyor.Dua,sunu ve kurbanin,daha sonra tanrilara yonelik edim olarak kavranmasi ve uygulanmasi,bir toplum birim karsisinda,oteki toplum birimlerin artik,araci bir kutsallik ile temsil edilebilmesi disinda bir çozum kalmamis olmasindandi.Tanri,bir toplum birimi bakimindan,otekilere karsi, eski yukumlerin yerine getirilemeyecek olçude karmasiklastigi toplumsal iliskiler doneminde,hiç olmazsa Sumer-Akad ittifak kulturunde bu boyle olmustur,ortaya çikmaya baslar.Eski Ahit’e gore,Adem ve Havva’nin ilk iki oglu,çiftçilik ve çobanlik meslegini seçmis ve urunlerinin ilk agzini da (‘ilk urun sunumu’) tanriya getirmislerdi.Bu aktarim tarzi,bize,Eski Ahit’in, tarihi,çiftçi Sumer ile çoban Akadlar’in sunularini dogrudan birbirlerine vermekten uzaklastiklari donemden baslayarak aktardigini gosterdigi gibi ;bir toplum birim karsisinda (‘çoban’ veya ‘çiftçi’), tanrinin, oteki topluluklarin temsilcisi,aracisi,olma rolunu bu donemde artik ustlenmis olduguna da isaret eder.Daha erken donemler bakimindan,bir ittifak iliskisine girmelerinden itibaren,çiftçi ve çoban toplum birimler,karsilikli yukumluluklerini,bir araci olmaksizin yerine getiriyorlar,getirebiliyorlardi. Erken Sumer-Akkad iliskisini ifade eden ilahi parçalari ve gunumuzun butun ilk ve son yaz senliklerine sinmis kalintilar bunu gosteriyor.

 

 

 

Bununla birlikte,kanit veya kalintilarini, Sumer,Akkad,Assur,Hitit…tablet çozumlerinin dogru bir yorumu ile adim adim kesfedilebilecegimiz butun eski toplumsal kurumlar,zamanla,tipki gunumuzde oldugu gibi,toplumsal gelisimin gerisinde kalmaya baslarlar.Sembolizm ve onun daha ust bir biçimi olan kutsiyet, yeni yasam kosullarini artik engeller bir ozellik gostermeye baslayan, eski toplumun en gerçek ve genel olarak, barbarlik donemi kalintilarini içeren kurallarini islevsiz birakmanin en dogrudan yollarindan birisi olarak sekillenir.Eski kurallari alt etmenin çozum biçimi, ’cahil’ atalarimiz bakimindan,olaganustu bir basariyla kullanilir ve toplum kutsal varlikla tanismaya baslar.Eski Ahit anlatimina gore,Abraham,’ilk oglu’nu,once keserek ve sonra da kutsal odunlarla yakarak tanriya kurban edecek iken,çalilarin arasinda, melekler tarafindan getirilmis bir oglak,kuzu,koyun gormus ve oglu Ishak yerine bu hayvani tanriya sunmus ise,burada,uzerine kutsal ortu giydirilmis olarak, eski toplumun çocuk kurban sunum kuralinin bir degistirilme metodunu okuyor olmaliyiz.

 

 

Başlangıçta, toplum birimler içi ve arasındaki karsilikli cinsel iliski ve yiyecek paylaşım ilişki düzeninin bir anlatımı olarak biçimlenen kural,kutsal kavram,yasak,yukumluluk ve yetki gibi kurumlar,bunlarin isleyis duzeni, gelecek nesillere, ezgi,ilahiler yoluyla aktariliyordu.Sozlu ilahi gelenegi,henuz yazi kullanmayan eski toplumun en temel tarih ve daha dar anlamda yasa aktarim biçimidir.Kutsal gunlerini toplu veya karsilikli ilahi,ezgi,sarkilar esliginde gerçeklestiren eski toplum ornekleri ve onun bize degin ulasan gorenek kalintilari bunu gosteriyor.Tapinak korolari,eski Yunanlilarin ‘musa’lari,Hesiod’u,Homer’i,Avrupa’nin Druide,Barde veya Troubadour’lari,Anadolu’nun gezgin asiklari, nesilden nesile aktarilan ilahi soyleyicilik geleneginin birer halkalariydi.

 

 

 

Bir tarih ve dolayisiyla kural,gorenek aktarim biçimi olarak kullanilan eski sozlu ilahiler, ortaya çikislarindan bir sure sonra, yeni nesillere,hiç olmazsa kismen,farkli yorumlarla donusmus biçimleriyle ulasirlar.Burada sonraki nesillerin kotu niyetleri,peygamberlerin ozel çikarlari gibi motiflerin sozunu etmenin bir degeri yoktur.Cunku bu donusum, toplumsal gelisimin kavramlarda içerik degisimi de ortaya çikarmasina bagli olarak,bir bakima kendiliginden,dogal yolla gerçeklesir. Unutmayalim ki,ornegin elimizde bulunan ‘yaratilis’,’tufan’ gibi Sumer anlatim biçimleri,eger yeni kazilarda bunlarin degisik ve erken varyantlari bulunmaz ise,en fazla 4000-4500 yil kadar once yazilmis tabletlere dayaniyor.Oysa,’tatli su’,’tuzlu su’ diye tercume edilen kavramlari kullanarak baslayan Sumer ‘yaratilis’ anlatiminin sozunu ettigi bu duzenlenis donemi,yazinin kullanimindan daha onceki çaglara aitti.Sumer kiraliyet listesine gore, kiraliyet duzeni ilk kez Eridu ile basliyordu.Bu bilgi arkeolojik kazilarla da dogrulanmistir ve buradaki erken Enki tapinaginin yaklasik olarak IO.4000’lere tarihlenebilecegi saptanmistir.Sumer-Akad duzenlenisinin Abzu-Tiamat donemi,Enki’nin Eridu tanrisi olmasindan daha onceki bir donemi anlattigi için,bu eski ilahinin yaklasik olarak 1500 yil boyunca ,sozlu ilahi olarak yasamis olmasi gerektigi sonucuna varabiliriz.I.O 2000’li yillarda yazildigi sanilan ve kuskusuz onceki belge veya ilahilere dayanilarak hazirlanmis olan ‘kirallar listesi’,arkeolojik verilerle genel olarak dogrulanmis olduguna gore,Sumer-Akkad torunlarinin atalarinin ilahilerinin korunmasina buyuk bir ozen gostermis olmalarindan pek kusku duymamak gerek.Daha ileride,Musa doneminde,kutsal alametlerin ve bu arada eski kutsal yazi kalintilarinin,gezgin tapinagi ‘bulusma çadiri’inin ‘en kutsal bolumunde’,’antlasma sandiginda’ nasil buyuk bir titizlikle korunmaya çalisilmis oldugunu gorecegiz.

 

 

 

Eski ilahiler,yine de, yazi sistemlerinin,okuma ses degerlerinin, kavram degerlerinin degisimlerine,tek bir canli birakmadan olduren,saklanan kayitlari tapinakla birlikte yerle bir eden yikici saldirilarin ortaya çikarabilecegi kesintilere bagli olarak gunumuze ulasmislardir.

Asagidaki ornek bu surecin nasil yasanmis olabilecegi hakkinda az-çok bir fikir verebilir.Enuma Elis’in baslangicinda da yinelenen anlatimda,Sumer-Akkad dini ilahileri,bir ex nihilo ‘yaratilis’tan degil de,daha tanrilar bile olusturulmamisken ‘tatli su’ ile ’tuzlu su’larin varoldugu bir noktadan yola çikiyorlardi.

 

“Adı yokken Göğ’ün daha

Yer’in daha adı yokken

Babaları Abzu’dan

Anaları Tiamat’a

Sulari karışıp bir oluyordu.

Saptandı sonra tanrılar…”

 

 

Burada Tiamat,”tuzlu sulari”,Abzu ise “tatli su”lari anlatan kavramlardi.Uzmanlarimiz,bir uzman bilimselligiyle degil de, bu kavramlari sonraki dini degerlerin ona kazandirdigi ‘kozmik’,hayali’ açiklamalar temelinde ele alip tanitma yolunu benimsemislerdir.Eski toplumun,eski bir toplum olarak,eski tanitim degerlerini kullanmak zorunda oldugu gibi basit ve fakat saglam nedenler degil,’kozmik dunya’ açiklamalari onlara nedense daha çekici gorunmustur.

 

 

Butun kazit çalismalari,tarihsel bulgular gosteriyor ki,Sumer uygarligi tek basina Sumer adi verilen bir tek toplulugun eseri degildir.Sumer adi verilenler,torunlari,Akad,Babil,Assur,Ibrani,Arap gibi topluluklari olusturacak olan ve “Gog’e tapimcilik” nedeniyle Semitik (Sema,Samas..) adlandirilan bir oteki toplulukla birlikte,bir ittifak halinde bulunarak,bu kulturu birlikte olusturacaklardi.”Enki topragi ve Ur topragi”,”kuzey topragi ve guney topragi”,”asagi toprak,yukari toprak” gibi eski tablet belirlenim kavramlari,daima bu iki farkli ve ittifak halindeki toplulugun tanimlari olarak kullaniliyordu.Tabletlerin,ornegin çiftçi Dumuzisi (veya farkli dilde soylenis esdegeri olan Gilgamis’i) ile,killi,çoban Enkidum’u da (veya farkli dilde soylenis esdegeri olarak ‘çoban Dumuzi’si) bize,yerlesik çiftçi Sumerler ile henuz yerlesik hale gelmekte olan,gezgin,yari,gezgin çoban Semitik toplumu anlatmaktaydi.Kazit çalismalari,ilk Sumer yerlesimlerinden Eridu’nun,o zamanki haliyle Basra korfezinin hemen dibinde,deniz kiyisinda, ‘iki toprak’la ifade edilen bolgenin ‘guney’inde kurulmus bulundugunu;’kuzeyde’kilerin ise Dicle ve Firat uzerinde yer aldigini gosterdigine gore,ilahide sozkonusu edilen ve ‘tatli’ -‘tuzlu’ su diye yorumlanan kavramlar deniz ve nehir kiyisinda yerlesik bu iki toplulugun bir anlatim biçimiydi.Tatli-Tuzlu su ayrimi,Sumer ve Semit yerlesim alanlarinin ‘kuzey topragi’-’guney topragi’,’enki topragi’-’Ur topragi’ diye

belirlenmeye baslanmasindan daha erken donemlerin,bu erken donemlere uygun bir cografi belirlenim kavramlari olmaliydi.

 

 

 

Daha sonra kutsal nefes,guçlu ufurukçu Enlil,”Yer’den Gok’u,Gok’ten Yer’i ayirmayi dusundugunde” baslangiçta birbiriyle içiçe yasamaya baslayan,ilahinin deyimiyle “ sulari karışıp bir olan” bu iki topluluk arasinda,onlari birbirinden ayristirarak yeni bir ittifak duzeni kurmayi dusunmus oluyordu.Bu asamada,Sumer’lerin ‘karabasli’ topluluk olarak,seçilmis kutsal bir renk degeriyle de ifade edilmeye baslandigini biliyoruz. Gunumuzun uç kutsal dini arasinda payedilmis Sumer-Akad torunlarinin,binlerce yil sonra bile,Iran,Irak,Suriye ve Anadolu topraklarinda ‘kara’,’mavi’,’kirmizi’,’beyaz’ ve ‘yesil’ renklerin kutsiyetine bagli kalmaya devam etmeleri,erken Sumer-Akkad topluluklarinin renk belirlenim araçlarini da kullanmis olmalarindandi.Bu renklerden daha sonra,'yer'in,’gok'un,’yesillik’liklerin nasil ‘yaratilmis’ oldugunu ilerde gorecegiz.

 

 

Ayrintilarini yeri geldikçe inceleyecegimiz bu surecin basinda,Sumer-Akad atalari,dusunuldugunun tersine,’yaratilisi’,yine de son derece maddi olan “su”lardan itibaren baslatiyorlardi ve henuz ‘tanri’(lar)i saptamis durumda degildiler.

 

 

 

Simdiki biçimine IO. XI. yuzyillarda kavusmus oldugu dusunulen Eski Ahit,hesaplarimiza gore,kendinden 3-4 bin yil once olusmus bir anlatim tarzina bagli kalarak,ilk satirlarina,tipki eski ilahi anlatiminda oldugu gibi,’su’lari var kabul eden bir yaklasimla baslamaktadir:

 

 

«Başlangıçta (….)

Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. »

 

 

Goruluyor ki,tanrinin bir yok’luktan varedis mantigina dayaniyor olsalar bile,bu mantikla çelisen,bu çeliskinin de azçok bilincinde olmasi gereken Eski Ahit olusturuculari,butun bunlara karsin, eski ve artik butunuyle kutsallasmis ilahi metnine mumkun oldugunca sadik kalmaya çalismislardi.

 

 

Dinin kaynaklarini ele alma sorununu, Eski Ahit’in veya Kuran’in “çelisme”lerini siralama gibi bir tutuma indirgemek,son derece sig bir yaklasim ifadesi oldugu kadar,Musa ve Muhammed’e haksizliktir da.Cunku onlar,Sumer-Akad kultur kaynaklarindan gunumuze ulasan bir yolda,sadece birer ‘elçi’dirler.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İki farkli topluluk çekirdegi etrafinda orulmeye baslanan Sumer-

Akkad dininin bu elemanter ozelligi,onun gelisme çizgisini ve

kutsal kavramlarini inceleme çalismasinda, bilim dunyasina bir sans

da sunmus oluyordu.Adim adim ve elle tutulacak kadar gerçek

toplumsal kurumlarla orulmeye baslanan bir ittifak iliskisinin

anlatimi olarak ortaya çikan Sumer-Sami `din'i, gerektigi gibi ele

alinsa,bu alanda daha çok ilerleme saglanabilmis olabilirdi belki.

 

 

 

 

 

 

 

 

Fakat bu boyle olmamistir. Erken donemde çekirdek haliyle

karsilastigimiz `tatli su','tuzlu su' biçimindeki kutsal

kavramlarin ; `arinmis su' ve `atesle' kutsama turundeki

uygulamalarin kaynaklari arastirilmamis ;bunun yerine, Sumer-Sami

dini ilahileri, `yerin,gokun,insanin yaratilmasi'na iliskin Eski

Ahit yorumu temelinde `okunmus'tur.Boyle bir `okuma'nin eski

tabletlerde soylenenleri degil ; soylenmis oldugu varsayilan

dusunceleri hedefleyecegi açiktir.Bu alanda yapilmis çalismalar

onemli noktalarin açiga çikarilmasina hizmet etmis olmakla birlikte,

tablet ifadelerini nerede ise,basasagi çeviren turde hatali

metotlara dayanan `sonuç'lara fazla itibar edilemez.

 

 

Erken donemde,Sumer ve Sami topluluk arasinda olusan basit ittifak

yapisi onlarin uygarlik yolunda hizla ilerlemeleriyle

sonuçlanmisti.Insan kurbani ongoren veya olu yamyamligi biçimindeki

eski kurumlarin bir bolumu ,daha o zamandan,'cenaze torenleri'

gibi ritueller haline donusturulerek asilmis gorunuyor.2000 yil

kadar once,Isa,kendini tum insanliga adayinca tanri (ve-ya oglu)

oldugu ispatlandigina gore, Sumer ve Samilerin ilk tanrisal

varliklarinin,iki yanin ittifak soleni namina,yamyam

kazanlarinin "kizgin sularinda" haslanan;kutsal ates'te yakilarak

ruhu goge gonderilmis,kanli-canli gerçek yoneticiler olmus olup

olmadigini anlamaya çalisacagiz. Fakat bu arada,Sumer-Sami

topluluklar nufus olarak çogalmis;insan kurbanini da onleyen totem

hayvan-bitki temelinde ayristirilmis topluluklar yeniden ve yeniden

duzenleniyor olmaliydi.MO. 4. binyillarda,gunumuzde `besibirlik'

olarak da yasayan deyimin kaynagi olan ""bes kutsal yerlesim"

yaratilmis; aralarindaki iliski kurallari da duzenlenmisti. Avrupa

Birligi'nin bayragindaki yildiz sayisi bugun 25 yil onceki ile ayni

midir?Eger,M.O 4. ve 3.binyillarda,ornegin kartal,aslan,boga ve

yilan totemi ile temsil edilen topluluklar,kendi aralarinda

ittifak kurmuslar ise ve kutsal amblemlerini,bu dort hayvanin

içiçe geçtigi bir `melez desen'le ifade etmisler ise,bu

davranislarinda,simdiki AB bayragina yildiz ekleyip-çikarma

davranisindan fazla olarak hangi `hayali oge' bulunabilir?

 

 

Sumer-Akkad tarihinde,kategorik olarak,daha sonraki bir donemde

ortaya çikan ve baslangiçta `su'-`deniz' gibi maddi cisimlerle

ifade edilen kutsal kavramlar,bir yandan 'tanrisal' donusumlerini

surduruyorken, bir yandan da ,eski ozelliklerine hayvansal,bitkisel

ve yildizsal ozellikler de katmaya baslamis gorunuyorlar.Oncesini

anlamadan,gelinmis boyle bir karmasik noktadan yola çikarak, Sumer-

Sami dinsel kavrayisini "anthropomorphique épithètes"ler

vb.uzerinden ve bir kozmonojik tasarim olarak açiklamaya

çalismanin ,sansasyonel sinirlari ciddi olçude asabilme kapasitesi

olabilir mi?

 

 

Arastirmalarinda temel toplumsal birimi (bunun, `ana-baba-

çocuklardan olusan bir aile çekirdegi' vb. oldugu iddiasi artik

geride kalmistir) çikis noktasi olarak ele alamayan bir insanbilim

ekolu nasil basarili olamayacak ise,uç kutsal dinin baslangiçtaki

kutsal kurumlarini tanimlamak yerine,bu dinlerin ulastigi son

yorum duzeyinden yola çikan bir dinbilimciligi de ancak o olçude

basarili olabilir.Dinin kaynaklari uzerine yapilan çalismalarin

neredeyse son bulmasi,bu bakimlardan, bir rastlanti olmasa gerektir.

 

 

 

Sadece,ilkel matematik islemlerini,ilkel çizimleri,ilkel çanak-

çomlegi,ilkel barinma ve ilkel giyinme araçlarini

degil,kendi `din'lerinin ilkel baslangiç kurumlarini da,o siralarda

kendi varolus kaygisi disina çikamayacak ve amaci yalnizca verili

gerçek sosyal sorunlari çozmek olan ayni topluluk yaratiyordu.Bu

nokta ne denli yinelense,azdir.Bu topluluklar, kaba bir agaçla

yapilan basit bir saban'in kesfini insanin ay'a ayak basmis oldugu

an kadar onemli bir olay kabul ediyor; ilk sulama arklarinin

kullanimini,simdi bilgisayar duzenegiyle sera sulamak derecesinde

onemli bir teknik gelisme olarak goruyor olmaliydilar.Atalarindan

gelen gorenek uyarinca,torenlerde aralarindan sunduklari bir kurban

yerine,bu zorunlulugu bir hayvan sunu ile asmis olabilmeyi,

21.yuzyilda idam uygulamasini surduren modern dunyadan daha ileride

bir adim gibi algiliyor olmaliydilar.Eger boyle dusunmuslerse,bu

dusuncelerinde de `yerden goge kadar' haklidirlar.Bu topluluklarin

yarattiklari dinsel gorusler,kutsiyet kavramlari,içerisinde

yasadiklari toplumsal seviyeye tamamen uygun,o donemin en gerçek

yanlarini yansitan bir ozellik tasiyordu.Sumer ve Sami

topluluklarin,kazitlarin açiga çikardigi ilk saban desenleri, ilk

kutsal sunak ornekleri,ilk tapinaklari,ilk evleri , mimari yonden

oldugu kadar,dusunsel yonden de bu toplulugun o andaki yasam ve

kavrayis duzeyinin dogrudan bir ifadesidir. Oyleyse 5-6 bin yil

onceki bir toplulugu kendi maddi ve sosyal kosullari içinde ele

almak gerçekten o denli zor mudur ?Simdiki `bilgisayar çagi'

uzmanlarimiz,'saban çagi'ndaki atalarimizin dini dusunce

sistemlerini çozemediklerini,bunlarin

karmasik `tasarimlar', 'dussel guçler', hayal edilmesi zor

hayaller,imaginations inimaginables,ilkellerin korku ve hayal

urunleri olduklarini soylerler ise,burada ters giden bazi noktalar

bulunmuyor mu ?

 

 

Bugunku anlamlariyla `yer' ve `gok'un yaratilma neden ve

biçimleriyle ugrastiklari,buna uygun bir de kozmonoji

gelistirdikleri varsayilan `ilk Sumer dusunurleri', zamanimizin

okurunu,buyuk olasilikla dus kirikligina ugratacaktir.Cunku

onlar, `Yer ve Gok' konusunu bitirir bitirmez, derhal, çakmak

tasinin onemine,sabanin buyulu gucune,kazmanin yaraticiligina,kerpiç

kalibinin yapiciligina,koyun ve keçinin varedilmesinin

nimetlerine,saban çeken okuzun gucune,agillara,tahil depolarina,su

kanallarinin bereketine,kisacasi, o donemin en yasamsal gerçek

sorunlarina donerler.Modern çagimizin uzmanlari,'yer ve gok'un

nasil ve nelerden yapildiginin anlatildigini sandigi Sumer

tabletlerinden bos yere,oteki `kozmik','astronomik''jeolojik'

açiklamalar bekleyedursunlar!Erken donem Sumer ve Samiler,'goku

yerden,yeri gokten ayiran' Enlil'in sayesinde edindikleri tarimsal

bereketin buyulu gucuyle,bugday,arpa ve fasulyeyle,kazma ve

çapayla,su kanallariyla,agillari dolduran okuz,inek,koyun ve

keçilerle,Eridu dalyaninin baliklariyla, hayati sorunlarla

ilgilenmeyi surdururler.

 

 

Eski tarihlerinin anlatimini oldukça gerçekci veren erken Sumer-

Akad ilahi tabletlerinde yer alan «gok» ile «yer»in «birbirinden

ayrilmasi» biçimindeki ifadelerde kullanilan gok ve yer,ne simdi

anlasilan anlamiyla "Gok ve Yer"di ;ne de onlar `gokun,yerin' nasil

yaratilmis olabilecegiyle ilgiliydiler ! Tabletlerde varoldugu

dusunulen `yaratilis' anlami,tabletlerde soylenenlere

dayanilarak ispatlanabilecek tezler degildir.Ornegin asagida

aktarilacak ilahide,Sumer ve Sami topluluklar,ihtimal

Eridu,Ur,Nippur,Uruk gibi yerlesimlerde,buradaki tapinaklarda,

kutsal torenlerle tamamlanan toplumsal bir duzenlenisten

bahsediyorlar ;musevilik ve hiristiyanlikta hala suren `kutsal

ekmek'in topluca ve kutsal bir tarzda ortaklasa yendigi,ant içildigi

bir rituel içinde `yer'i,'gok'ten,gok'u de `yer'den ayiriyorlardi :

 

 

« Geçmis günlerde bütün gerekli seyler var edildikten sonra,

Geçmis günlerde bütün gerekli seyler ismarlandiktan sonra,

Ülkenin kutsal mekânlarinda ekmegin tadina bakildiktan sonra,

Ülkenin firinlarinda ekmek pisirildikten sonra,

Gok yeryüzünden uzaklastirildiktan sonra,

Yer gokten ayrildiktan sonra,

Insanin adi saptandiktan sonra,

An (ates,gunes-BN) gogü eIde ettikten sonra,

Enlil(kuvvetli nefes,bas ufurukçu-BN) yeryüzünü eIde ettikten sonra,

Ereskigal'a odüI olarak oIüIer diyari verildikten

sonra… »(S.N.Kramer,Sumerler,s.264) (1)

 

 

Sumer ve Samiler,'yer' ve `gok' kavramini oylesine somut,elle

tutulan ve dogal bir sekilde anlatirlar ki,gok'ten birden bire

kazmaya,çapaya,çakmak ve lacivert tasina,sepete geçmek bir

anormallik yaratmaz.Cunku,burada sozu edilen Gok ve Yer, Sumer ve

Sami topluluklarin bir oteki tanimi,bizzat kendileriydi. Iki

toplulugun yeni bir toplumsal duzenleme olarak birbirlerinden

ayristirilmasi,o sirada daha verimli bir ortam da yaratmis

gorunmektedir :

 

« Efendi, verdigi nimetlerin gerçek yaraticisi olan

Kararlan degistirilemeyen Efendi,

Topraktan ülkenin tohumunu filizlendiren Enlil,

Yerden gogü ayirmayi düsündü,

Gokten yeri ayirmayi düsündü.

Ortaya çikan varliklarin büyümesi için,

"Gok ile yerin kemigi"nde (Nippur) ... yaydi.

Kazmayi var etti, "gün"ü yaratti,

Emegi gosterdi, yazgiyi belirledi,

Kazmaya ve sepete "kudret" yükledi.

Enlil, kazmasini yüceltti,

Basi lacivert tasindan olan altin kazmasini,

Gümüs ve altin… evinin kazmasini,

lacivert tasindan….,

Genis bir duvara çikan tek boynuzlu bir oküzden çikintisi olan

kazmasini

 

 

Efendi kazmayi çagirdi, yazgisini belirledi,

Kutsal taç kindu'yu basina koydu,

Çamurdan insanin basini biçimledi,

Enlil'in onünde o (insan?) ülkesini kapladi,

Kara-kafali halkinin üstünde sebatla durdu. »(Kramer,Sumer

Mitolojisi,Kabalci,s.103)

 

 

 

 

Bu tur ornekler,uzmanlarimiz için,'gok','yer' gibi kavramlarin,erken

donemlerde belki bir baska anlamda kullanilmis olabilecegine dair

uyarici isaret olmaliydi.Fakat arastiricimiz,ister dini inanca sahip

olsun,ister olmasin,Eski Ahit'in `yerin goklerin yaratilmasi'

yorumu, kendi uzerinde oylesine etkili bir onyargi yaratmis

olmalidir ki,tabletler,daima, bu Eski Ahit `yaratilis' yorumu

uzerinden `okunuyor'du.(2)

 

Bununla birlikte, Sumer-Akad erken tabletleri,sanildiginin tersine,

simdiki anlamiyla herhangi bir « yaratilis »dan da

bahsetmezler.'Yaratma' yorumu,geç donemlere aittir.Enuma

Elis'te `yaratma' kavrayisinin ne duzeyde oldugunu daha sonra

inceleyecegiz.Enuma Elis'in baslangiç kisminda da devam ettigi gibi,

erken donem ilahilerinin kullandigi „varedis" biçimi varliklara «

ad verme » seklinde ortaya çikiyordu ve `ad verme' sadece `yer'

ve `gok' konusuyla sinirli degildi;Tanrilara,tanrisal

varliklara,bitkilere.. hep `ad veriliyor'du.'Ad verme' edimi

onlarda (gunumuzde devam ettigi gibi) varolan bir olguyu

siniflama ;sosyal konumunu belirleme edimiydi.Eski Ahit ve Kuran,'ad

verme' kavramini ayni biçimde yinelerler ;yaratilis sirasinda tanri

ve Adem, `yaratilan'lara `ad vermis','onlari adlariyla

çagirmis'lardi.

 

Sumer ve Akad dini, «insan» ve «cin» topluluklarinin ;Yer ile

Gok'un birbirinden ayristirilmasi esasi uzerine isleyebilen bir

ittifak olarak sekillendigi için,onlarin arasindaki `kardeslik'

daima dusman kardeslik ozelligini muhafaza etmistir.Bu

topluluklardan birisi (Sumerler) için sag yon kutsal ise,oteki

(Samiler) için sol yon kutsaldi ;bir topluluk(karabaslar-Sumerler),

bu asamada `yer,kara,toprak' biçiminde temsil ediliyorsa,otekiler

(Samiler) gokyuzu,gunes,ates,kirmizi olarak temsil ediliyordu.Tarih

anlatici toplum birim eger Sumer'ler ise , ilahi metnimizin

Sumerleri `insan' ; otekileri `goksel varliklar',cinler,seytanlar

toplulugu olarak tanimliyor olmasi gerektigi çikarsanabilir.

Anlaticimiz eger Sami topluluk ise,ilahi metninin de buna uygun

olarak Sami toplulugu insan,otekileri ejderha,surungen,yilan..

olarak gostermesi dogaldi ! Birkac yuz ve birkaç bin yil

sonra,karisan nesillerin yeni anlatimlarinda , bir

ejderha'nin,koyun'un,kopek veya essegin birden yakisikli bir gence

veya guzeller guzeli bir kiza donusmesi,Balam'in eseginin dile gelip

konusmasi,eski peygamberlerin kus dilini,balik dilini bilmeleri

anlatimlarini bu bakimdan garipsememek gerek.

 

Gok ve Yer kavramlarinin erken donem ilahilerinde,Sumer ve Sami

topluluk tanimlari anlaminda kullanilmis oldugu bir kez tespit

edilince,tarih anlatimi,butun sonraki gelismesi bakimindan da

yerli yerine oturur.Eski Ahit'te, Tanri'nin, 'insan' ve `oteki

canlilari' neden dogrudan dogruya kendisinin yaratmadigi ,neden

bir araci kullanarak 'yer' uzerinden, `topraktan',Sumer'ler

arasindan yaratmis (`topraktan yaratma'nin bir oteki kaynagi da

belki `kader tableti'dir) oldugu da çozumlenmis

olur.Kuran'in `topluluk' deyince,bundan neden sadece `insan

toplulugu ile cin toplulugu'nu anladigi ;Eski Ahit'in `yaratilis'

anlatiminda yaratilmayan Seytan'in,Kuran'da, Adem'den daha

once,tanri tarafindan ates'ten yaratilmis olarak gosterilmesi… gibi

noktalar da, Musa'ya,Isa'ya,Muhammed'e ait `çelisme'ler olmaktan

çikmaya baslarlar.Karmasa yerine oturur,Sumer ve Samilerin,iki

yonden anlatilmis tarihlerinin,sonraki nesillerce kaynastirilmaya

çalisilan yapisi içinde,iki yana dogru yalpalansak bile,ana hatlar

uzerinden `okumamizi' surdurebiliriz.

 

***

 

Incelememizin birkaç adim daha otesi için gerekli olan açiklamalari

burada keserek,yeniden,Sumer ve Akad topluluklarina ;bu iki

toplulugun `tatli su' ve `deniz-tuzlu su' olarak nitelendigi erken

donemlere geri donebiliriz artik.

 

« Su » ve « tuz » hiristiyan kiliselerinde kutsal vaftiz araci

olarak kullanilmaya devam ettigine gore,bunlarin erken Sumer-Sami

topluluklarin tanim araci olarak da kullanilmis olan `tatli

su','tuzlu su' ile bir ilgisi olup olmadigini sormak artik gereksiz

olmali.Oyle ki, Yeni Ahit, Sumerlerin kendileri için kullanmis

olduklari « yeryuzunun tuzu » degerlendirmesini, aynen aktarir :

 

«Yeryüzünün tuzu sizsiniz »(Matta.5)

 

Bununla birlikte,sayin M.Ilmiye Cig'in Sumerli

Ludingirra'si «atalarimizdan gelen bir soze gore,biz

Sumerliler `yeryuzunun tuzu' imisiz.Niçin `tadi' demediler de `tuzu'

dediler,pek çozemedim »(s.15) diye sorduguna gore,kutsal, tuzsuz

ekmekten, tuz ile takdise ;Inanna'nin gelin hamamindan Isa'nin urdun

nehrindeki vaftizine ;Zemzem suyundan Islam abdest'ine,olu yikama

toresinden ,Tufan'da tanrinin canlilari `suda bogarak' oldurme

biçimini tercih etmesine ve oradan Musa'nin çol tapinagi `bulusma

çadirini'nin giris kapisina oturttugu kutsal kazanlarin kaynayan

suyuna kadar uzanan bu etkili kultun anlamini Sumer-Sami

kaynaklardan bu yana gelisimi içinde degerlendirmek yararli

olabilir.

--------------------

Uç din kitabinin yaratilis anlatimlarinda, Tanrinin « her seyi

yoktan», yokluk'tan ,hiçlik'ten,ex nihilo'dan « varettigine»

iliskin açik ifadeler gerçekten var midir ?

 

 

Ilk sozlerine

«Başlangıçta ( …)

Tanrı'nın ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu »

 

diyerek baslayan Eski Ahit'in bu ifadeleri, nasil olmus

da,giderek, `yoktan varedis' olarak okunmaya baslanmistir ?

 

Insan toplumu hangi dusunsel sureci yasayarak,dini metinde var

olmayan ifadeleri,ancak onlarin varligi halinde ulasilabilecek

olan « yoktan varedis »i anlatan ifadeler olarak okuyabilmistir ?

 

 

 

Sumer-Sami anlatimlarinda tarihin `baslangiç' noktasi

olarak, `tatli su' ile 'tuzlu su' biçimiyle tanimlanan olgularin

bulundugu bir ortam olarak ele aliniyordu.Kutsal kitaplar,bu eski

ifadelere bagli kalmislar ama,yasanan birkaç bin yillik sureç

sonunda,tanrisal 'yaratilis' kavrayisi butunuyle degismisti.Farkli

olgulari anlatiyor olan eski ifadeler,simdi artik « yoktan

varedis » yorumunu dogrulayan ifadeler olarak ;'sular'

kelimesi,'hiçbir sey yoktu'nun karsiligi olarak algilaniyordu.

 

 

Tarih anlatimina,« tatli ve tuzlu sular »in bulundugu noktadan

baslayan ve zamanla kutsallasarak dokunulmaz hal almis gorunen

erken Sumer-Sami ilahilerinin `yer','gok','su','ates-isik-nur'

gibi temel sozcuklerine bagli kalan din kitaplari,eski anlatimlara

dayandiklari için, `yaratilis' anlatimlarina da « hiçbir sey

yoktu » biçimindeki soylenmesi zor olmayan ifadelerle

baslayamamislardir.Bu kitaplarda 'Yokluk'tan baslayan bir yaratilis

yorumuna ulasabilmeye hizmet edecek kurgular bulunsa da, yine

de,kutsal kitaplarin

kelimeleri,sozcukleri,kavramlari,daima 'su','ates','toprak','gok','de

niz' gibi somut ;maddi kavramlar etrafinda orulmustu.Sumer-Sami

ilahileri,eski topluluklarin duzenlenislerinin anlatimi olarak

ortaya çiktigi için,uç din kitabindaki sozler,ister

istemez,seytani `ates'ten,Adem'i `toprak'tan,'yer' ve `gok'u «

su »larin ayristirilmasindan vb. `yaratmak' zorunda kaliyordu.Eski

Ahit'e gore çok yeni olan Kuran bile sayfalarina « Tanri gökleri

ve yeri yoktan var etmistir» biçiminde açik bir ifadeyi

koyamamistir !

 

 

Eski Sumer-Sami dini ile gunumuzun uç dini arasindaki iliskileri

incelerken,orada kullanilan kavramlari,eski toplumun kutsal

kurumlarini var olduklari ve var olabilecekleri haliyle anlamaya

çalismak,kesfetmek gerek.Sumer-Sami kutsal kurum ve kavramlari,

simdiki uç dini inanca temel olmus olsalar da, olusma

nedenleri,islevleri bakimindan sonraki donemlerin yorum

degerleriyle ozdes olmak zorunda degildir.Bu suna

benzer :Kullandigimiz A harf çizimi,aslinda, Sumerlerin kullandigi

bir `inek' (basi) sembolunun,birkaç bin yil içindeki evrimiyle

olusmustur.Fakat A çiziminin nasil ortaya çiktigini arastirirken,

onu, Sumer tarihinde,A çizimi haliyle bulabilir miyiz ? Yaziyi

kullanmaya geçmeden çok once çizmeye baslamis olan Sumerlerin o

donemdeki amacinin simdiki bizlere A çizimini ulastirmak

olabilecegini dusunebilir miyiz ?Inek basi çiziminin ortaya çikis

sekli,kullanim amaci,simdiki A'nin sekli ve kullanim amaciyla bir ve

ayni degildi ama,yine de aralarinda birinin otekine donustugu,hiç

olmazsa 3000 yildan uzun suren bir zaman baglantisi vardi.

 

 

Kaynaklarini erken donem eski topluluklarin iliski kurallarinda

buldugumuz simdiki uç din'in,Mezopotamya'da yasamis

Sumer,Sami,Hurri,Elam, gibi farkli etnik yapiya sahip gerçek

topluluklarin gerçek yasam kurallariyla baglantili olarak ele

alinmasi gerektigi anlasilabilir. Bu topluluklar kendi içlerinde ve

birbirleriyle olan iliskilerinde bir dizi kural ve kuruma

sahiptiler.Uç kutsal din,sonraki nesiller tarafindan surdurulen

eski kural ve kurumlarin giderek içiçe geçen,sembolik ozellik

kazanan,bozulan eski kurallarinin surdurucusudur.Tanrisal soylemle

zenginlestirilmis giysileri sirtlarindan çikarildiginda

hiristiyanlik «su » ve « tuz », « ates »

vaftizlerine ;Islam,abdest,namaz ve oruç gibi sembolik ibadet

biçimlerine degin indirgenebilir.Bununla birlikte ,basit bir `su'

gibi olarak gorunen `sular'in ,baska içeriklere sahip oldugunu

gormeye basladik.Eski toplumda bunlar,kuçumsenmesi surada

kalsin,uzerine titrenilen kurumlardi.

 

 

Hayvana,bitkiye,yildizlara,simsege,atese,suya,'cehaletleri',bilgisizl

ikleri','hayalleri' nedeniyle taptiklari sanilan eski toplumu

gerçek iliskileri içerisinde tanidikça,simdi bize,hiristiyanlikta

basit bir su serpme anlamsiz ritueli haliyle gorunen « su ile

vaftiz »in bireyin su ve ates araciligiyla kurban edildigi

erken doneme ait gerçek uygulamalara dayandigini gorecegiz.Bu

durumda eski toplum,nasil olur da `su' konusunu kuçumseyebilir? Eski

toplumda kurban hazirlik biçimleri arasindaki farklar

tanidikça,sunu hazirlik biçimlerinin yoneticilerin keyfi

tercihlerine bagli olarak ortaya çikmamis oldugu daha berrak

anlasilir.Simdi bile farkli ulkelerde olum cezalari farkli

uygulanir.Fakat bu ayriliklar,Voyvoda'nin insani kaziga geçirme

merakina,kurbanini 'atese atan' Neron'un

deliligine,hukumluyu 'nehirde bogan','el kol kesen' Hammurabi'nin

kisisel barbarliklarina bagli degildir.Giyotin kullanan

Firansiz'da,'sehpa kuran' Osmanli'da,taslayan Musa'da,eski

toplumlarin birbirinden kalin hatlarla ayristirilmis farkli kurban

sunum ve hazirlik biçimlerinin izlerini buluruz.Uç dinin

olusmasinda ,Isa,Musa veya Muhammed kisilikleri bir rol oynamis olsa

da,yine de onlarin rolleri,var olmayan bir dinin yaratilmasi

biçiminde olamazdi.Bu bakimdan uç din, sosyal gerekçelere

baglanarak,onceki biçimleri,kurum ve gorenek temelleri

kesfedilerek,erken donem yazili kaynaklara dayanarak

anlasilabilirler.

 

 

 

Yapilan karsilastirmali incelemeler,eski ve yeni dini metinlerde

ortak kavram bulma gibi çalismalarla sinirlanamaz.Burada onumuzde

genis bir alan bulunur :Ilk cinsel iliski oncesinde

Nippur'un `kutsal irmaginda' yikanan tanriça Ninlil'in bu ediminin

bir `arinma' turu oldugunu saptamali ;bunun izlerini Urdun nehrine

butun vucuduyla batirilarak `vaftiz' edilen Isa'da

surdurmeliyiz.Sumer-Sami «su»larini `gelin-guvey hamami'

goreneginde,Islam'in abdesti ve 'abu zemzem'inde ;kilisede

inançlinin uzerine serpilen su'da tanimamiz gerekir.Eski

toplumda `arindirma' kurumunun ne anlama gelmis olabilecegini

kesfetmeliyiz.

 

`Yeryuzunun tuzu' olan Sumer'lerin `tuz'unu gunumuzdeki hiristiyan

kilisesinde takdis için agiz açan imanlinin dilinin uzerinde

bulmak ; `bir cimcik tuz' ile iman arasinda kurulan koprunun ote

ucundaki 6000 yil onceki toplumda ne anlama gelmis olabilecegini

anlamaya çalismak gerek.Cennet'inde irmaklar ,cehennem'inde kaynar

kazanlar bulundugu için «su» lar ile çok içli-disli olan Islamin

yesil turbesini,kutsal evlilik toreni sirasinda tanriçanin altina

serilen yesil çarsaf bayragini, 4000 yil kadar onceki Lagas'in

tozlu bulgulari arasindan çekip çikarmaya çalismak gerek. (1)

 

 

 

Su veya bu tarihsel nedene bagli olarak ortadan kalkan; bir mezhep

haliyle, alevilikte oldugu gibi, oteki dinler arasinda varlik

surdurmeye çalisanlar bir yana birakilirsa,musevilik,hiristiyanligin

 

 

katolik ve ortodoks egilimleriile islamin,kurumlari bakimindan

 

 

sureklik gosteren çizgiler olarak,Sumer-Sami erken ittifak

 

 

donemine degin uzandiklarini goruyoruz.Orada,ornegin Enlil,

 

Ellil,El (hiristiyanlik sozlugunun `kutsal ruh'u) ile En-ki,Yer'in,

 

Kara'nin buyugu,sonraki kara Kabe'nin sahibi,bir rituelde yanyana

gelerek,Utu,Uttu'yu `yaratmaya' karar vermisler ise,bu `varedisin'

anlamini yasayan topluluklar arasinda buluyoruz.Hurri'leri Ur+uttu

(Kur+uttu) yerlesiminde (Aratta ?,Ararat ?) ;Asurlari « gunesin

oglu» maru+uttu'da, Marduk=Namrut tepelerinde

kesfediyoruz.Varligiyla degil,yokluguyla hiristiyanligin sembolu

olan zavalli Isa'yi tahta çarmihta tanrilastiran gucu,kirallari

olunce `o tanri oldu' diyen Hitit geleneginde ; Kuran'da, Adem'den

once `ates'ten yaratilan seytan'inda; Sumer-Sami tarihinin

baslangiç donemlerinin Gilgamis'inda;yaratilisin Babil versiyonu

Enuma Elis'in Marduk'unda bulabiliriz.Avrupali uzmanlarimiz,Sumer-

Sami uygarligini oyle metotlarla tanitmislardir ki,o topraklarda

simdi yasayan topluluklar ile eski uygarliklar arasinda bir

baglanti kurabilmek,surekliligi olan dini inançlar bakimindan

bile, neredeyse olanaksiz hale gelmistir.Oysa,kuçuk nufusuyla

Musevilik, kendini « ustun kullar »olarak gorebiliyor ; «

yeryuzunun,gokyuzunun,sudaki butun canlilarin egemeni » olma

direktifini tanrinin onlara verdigine inanbiliyorlarsa,boyle bir

ideolojik motivasyon,ancak,eger onlar,bir yanlariyla erken Sumer

mirasina dayaniyor iseler,mumkundu !

 

 

Bu uç dini egilim,varliklari erken Sumer-Sami kaynaklarina dayandigi

için,'baslangiç'i « tatli su» ile « tuzlu su»yun bulundugu andan

itibaren ele alirlar. Ur ile Eridu arasinda gerçeklesmis olmasi

gereken bu erken ittifak anlatiminda,'tatli su' ile `tuzlu su'

arasinda olusturulan duzen, oylesine etkili,koklu bir tarih anlatim

biçimi olarak hafizalara kazinmis olmalidir ki,tek tanrili dinlere

dogru ulastigimizda bile,en yuce ozelliklerine kavusmus olmasi

gereken tanri, `baslangiçta', «hiçbir sey yokken » diye yorumlanan

bir ortamda, ruhunu var olan bu eski «sular uzerinde

dalgalandirmak»taydi.Bu tanri Enki idi ve Eridu'da bulunan E-

Abzu'ya yani Abzu Tapinagina yerlesmisti.Semitler Abzu'nun

tapinagini E-A olarak yazacak ve bu sonraki Musevilerin harf ses

degerlerine bagli olarak Yah-Wah (Yehova,IHWH) sesiyle

okunacakti.Ab+zu,Yasam Suyu,Hayat Suyu ;E-A ise Su Tapinagi(Evi)

anlamina geliyor olmaliydi.

 

 

 

« Su »larla baslayan geçmis tarihe ; adi bu `su'larla ile ilgili

bir tanriya dayanan Eski Ahit'in yaratilis anlatiminin,bu

nedenle,bir « hiçlik »ten degil, EA tanrinin Su tapinaginin da

bulundugu « sular »dan yola çikmasi kadar dogal bir sey olamazdi.Bu

nedenle de o sozlerine,

 

 

 

 

«Başlangıçta ( …)

Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu »

 

 

 

 

diye baslarsa,bunda bir gariplik,çelisme,uydurma olamazdi.

 

 

« Evren »de herhangi bir sey yaratilmadan once «sular»in zaten

var oldugundan yola çikan bu ifadeler, Eski Ahit'in bir anlatim

bozuklugundan veya iç `çelisme'sinden kaynaklanmaz.Bir haftalik

tanrisal yaratma suresinin,bu bir rituele bagli anlatim oldugu

için, 7.gununde « dinlenen » Tanri'nin 6 gun boyunca

yarattiklarina baktigimizda,gerçekten de, `yaratilanlar'

arasinda «sular»in bulunmadigini goruruz.Eski Ahit'e gore,

Yer'i,Gok'u,Adem'i,hayvan ve bitkileri temel ozellikleriyle

yaratacak olan tanri,bu 6 gunluk zaman diliminde , varligini onsel

olarak kabul ettigi,ruhunu uzerinde dalgalandirdigi 'sulari'

yeniden `yaratmak' gibi bir anlamsizlik yapmamistir.Tersine, «

su »lar oylesine var ve gerçekti ki,Tanri,sadece bu sulari

toparlayip,ayristirarak `yer' ve `gok'u yaratmisti :

 

« Tanrı, (var olan –bn) « suların ortasında bir kubbe*(2) olsun,

suları birbirinden ayırsın » diye buyurdu.

Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki* (var

olan –BN) suları üstündeki* (var olan –bn) sulardan ayırdı.

Kubbeye « Gök » adını verdi.

Tanrı, « Göğün altındaki (var olan-bn) sular bir yere toplansın,

kuru toprak görünsün » diye buyurdu ve öyle oldu. Kuru alana «

Kara », toplanan sulara « Deniz » adını verdi.»(3)

 

Eski Ahit'in yukarda devralip kullandigini

gordugumuz `gok','yer','su','kubbe' ,'deniz', gibi kavramlarin

hiçbirisi,kelimelerin burada kullanilan anlamlarina sahip

degildir.Eski Ahit , kisaca «Tanri her seyi yaratti » dememis ; «

su »lardan baslayan, « su »lari duzenleyen erken doneme ait yuzlerce

yila yailan bir tarihi,7 gunluk bir rituel olarak

anlatmistir.Gelgelelim,Tanri « su »lara inceden inceye direktif

verirken ;yeni toplum birimleri « ad vererek » var

ederken,Mezopotamya için onemli olan `yagmur' bu arada unutmus

gorunur!

 

Eski Ahit metinlerinin ifade ve yorumlari,onun sekillendirilmesi

sirasinda,Israel toplulugu içinde EA Tanri'yi Elohim diyerek

seslendiren kanat ile onu Yahvah olarak okuyan farkli iki

egilim arasinda bir uzlasma gerçeklestigini gosteriyor.Eski

Ahit'in 'Yaratilis'la ilgili baslangiç bolumunde, birbirinden

bagimsiz iki farkli `yaratilis' anlatiminin pespese eklenmis

olmasi,bir bakima yapistirilmasi boyle bir uzlasma doneminin bir

urunu olmali.

 

 

 

 

 

 

 

Oyle anlasiliyor ki,Eski Ahit'i olusturan din adamlari,ilk

versiyonunda yaratilmayan `yagmur'u (ve « yabanil ot»u) ikinci

yaratilis versiyonuna eklemeyi daha uygun bulmus olmalilar.

 

 

Sumer-Sami eski metinlerindeki «yagmur » « yabanil ot » kavramlari

da simdiki yagmur veya `yabanil otu' degil de, farkli olgulari

anlatmis gibi gorunuyor.Bununla birlikta,din adamlari,onlari

gunumuzdeki anlamlariyla ele almis ve kendileri bakimindan,kismen

mantiksal bir duzenleme yapmak istemis gorunuyorlar :

 

« Tanrı göğü ve yeri yarattığında,yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir

ot bile bitmemişti. Çünkü Tanrı henüz yeryüzüne yağmur

göndermemişti.Toprağı işleyecek insan da yoktu.

Yerden yükselen buhar («yerden çıkan su kaynakları ») bütün

toprakları suluyordu.»

 

 

Ilk yaratilis anlatimina yapilmis bu ekler,duzelticilerin amacinin

tersine, durumu daha çok karistirmistir.Ilk

yaratilista, 'isik'i,'yer'i, 'gok'u,yesillikleri,hayvanlari,gunes ve

ayi,insan'i yarattiktan sonra, « topragi isleyecek insan »in

bulunmadigini açiklayan bu yaratilis versiyonu,çiftçi olmayan çoban-

avci semitlerin erken bir anlatimina dayaniyor gorunmektedir.

--------------------

1)Yaratilis sirasinda Tanri, `yesillikleri' de dogrudan dogruya

kendisi yaratmamis ; yaratmasi için « yeryuzune » direktif

vermisti :« Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu

meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin ! »

 

 

(2) Sularin ortasindaki `kubbe' ifadesi Su tapinagini anlatiyor

olmali.Bu tapinak,eski ilahilerde « Enki'nin sazlik'i,'bataklik evi'

olarak ta nitelenir.(«Insan'in balçiktan yaratilmasi » ifadesi ile

ilgisi olmus olmali.) Genel olarak ise,tapinaklar, « buyuk dag », «

ulu tepe » biçimlerinde de tanimlanir.Col topraklari için 10 ile 20

m.lik yukseltiler halinde yapilan mabetlerin « dag », « tepe »

olmasi anlasilir.

 

Sumer ve Akkad topraklari,Sumer tabletlerinde « ki Engi,ki

Uri », »Enki topragi,Ur topragi » olarak nitelenir.Bunlar ayni

zamanda Sumer ve Sami'lerin ( topraklarinin) tanimiydi.

 

Benzer bir sekilde « asagi toprak », »yukari toprak » sozleri

Sami ve Sumerleri ifade etmek için de kullanilmis olmali. Cografi

olarak « asagida » bulunan Sumer'lerin « toprak-yer» ile

esitlenmesine ;cografi olarak « yukarda » bulunan Semitlerin ise «

gok » ile esitlenmesine paralel olarak « Asagi » ve « yukari »

kavramlari,ayni zamanda « gok » ve « yer » anlamlariyla da

kullanilmis gorunuyor.

 

« Asagidaki dag-tepe-buyukluk », « yukardaki dag-tepe-buyukluk »

tanimlamalarini Sumerlerin tapinagi ile Semitlerin tapinagini

anlatan deyimler olarak degil de, gokyuzunun ve yer altinin kozmik

daglari,tepeleri olarak degerlendirilmesi,bu sonraki nesillerce

boyle kavranmaya baslanmis olsa bile,uzmanlarimiz bakimindan Sumer

ve Sami topluluk anlamlariyla kullanilmaliydi.

 

Sumer ilahilerinde bir kiral veya kahraman,bu nedenle,bir « dag »a

çikar ,bir « denize » girerse,bu her durumda bilinen deniz ve dagi

anlatmaz,hatta bunu hiç anlatmaz.Sozkonusu edilen ayin için

« tuzlu su tapinagina»,« dag » tapinagina girilmis oldugunu anlatir.

 

Tapinak=dag esitlenmesi,zamanla o denli soyut anlam kazanmis olmali

ki,Sumer ve Sami bas rahip ve rahibelerin tanrilarla bulusmak için

çiktiklari bu mabetler='daglar',Musa sirasinda tanri ile bulusmak

için gerçekten gerçek daglara çikma olarak da uygulanmaya baslanmis

gorunuyor.

 

 

(3) Eski Ahit ve Kuran,Sumer-samilerde kullanilan `ad verme'

kavramini aynen alip kullanirlar.Sumer-Samilerin tanimlama unsuru

olarak kavrayip uyguladiklari « adlandirma », « kaderini saptama »

ritueli,Eski Ahit ve Kuran'da « yaratma » anlamiyla kavranir.

--------------------

Eski Ahit, yaratilis’in «birinci gun»unde Tanri’nin once « isik »i var etmis oldugunu yazmaktadir:

 

 

 

« Başlangıçta (…)

Tanrı'nın Ruh’u suların üzerinde dalgalanıyordu.

Tanrı, "Işık olsun" diye buyurdu ve ışık oldu.

Tanrı Işığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.

Işığa "Gündüz", karanlığa "Gece" adını verdi.

Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu. »(Eski Ahit)

 

 

 

Bu anlatim biçimine gore,yaratilis haftasinin ‘birinci gun’unde once ‘isik’ ;bu ‘isik’a kaynak olabilecek «gunes,ay ve yildizlar » ise daha sonra, dorduncu gunde, yaratiliyordu.

 

 

 

Eski Ahit’in yaratilis anlatimina daha dikkatle yaklastigimizda,orada, farkli bir yaklasima sahip olmayi gerektiren edimlerin ‘isik’ konusuyla sinirli kalmadigini gormeye baslariz:Bu anlatimda «su »larin yaratilmasi gerektigi hiç dusunulmemis gibiydi.Ilk gun,«gunes,ay ve yildizlardan » bagimsiz olarak var olabilen bir « isik» yaratiliyor ; bu « isik »in yardimiyla ’gunduz’ ile ‘gece’ veya bunlarin bir diger tanim biçimi olarak ’karanlik’ ile ‘aydinlik’ var ediliyordu.

 

 

 

Gunumuzde ‘gunes ve ay’ olarak yorumlanan ,fakat tanrinin onlara ‘gunes ve ay’ demedigi ; «büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışık » diye tanimladigi olgulardan daha once « Yesillikler » yaratiliyordu.Tanri ;"Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin" diye buyuruyor, boylece « yesillikler » ortaya çikiyordu. Bu «yesillikler»in arasinda bulunmasi mantiki gorunen «yabanil ot»lar kategorisi ise, su’lar zaten varoldugu için once hesaba katilmayan «yagmur»la birlikte, daha sonra,Eski Ahit’in din adamlarinin araya girmesiyle,yaratiliyordu!

Bunlar kadar onemli olan bir diger nokta su idi :Bu anlatimlarda tanri,genellikle dogrudan dogruya kendisi yaratmiyor;bunun yerine « su »lara , « yeryuzu »ne, « gokyuzu»ne emir veriyor; yaratilacak olanlarin «su », « toprak-yeryuzu » ve « gokyuzunu»nun araciligiyla yaratilmasini sagliyordu.

 

 

 

Eski Ahit’in yaratilis anlatim kavramlari gunumuzde anlasilan içeriklerikleriyle okundugunda, yukarda siralanan turdeki noktalar uzerine yazmak,oradaki çelisme ve anlamsizliklara isaret etmek,çok mumkundur. Eski Ahit’e karsi genel olarak geçmiste yapilan ve simdi yapilmakta olan asil elestiri turu de boyledir zaten.Sanirim,buyuk Rus yazari Dostoyevski bile gunesten once yaratilmis bu ‘isik’ konusunu –Karamozov Kardesler’de olmali- diline dolamisti.

 

 

 

Gunumuzden 150 yil kadar once, Akad ve Sumer tabletleri henuz çozumlenememis ve Eski Ahit’in kaynaklari bilinmiyor iken ;kutsal kitaplarin kendilerinden daha onceki yazili veya sozlu bir kaynaga dayanmis olup olmadigina iliskin gerekçeli bir fikir ileri surme olanagi pek yok iken, Yaratilis metnindeki gorunur anlamsizlik veya çelismeler etrafinda donen elestiri davranisi bir noktaya kadar anlasilabilir.Ne var ki, gunumuzde durum degismistir. Tevrat,Kuran ve Incil yazimlarinin kaynaginin eski Sumer-Sami ilahileri oldugunu biliyoruz artik.Cozumlenmis Sumer-Akkad tabletleri,uç dini yazin kaynaginin eski ilahiler olduguna hiç kusku birakmiyor.

 

 

 

Eski Ahit’te yer alan ‘su’larin varligindan yola çikan ;’su’larin duzenlenmesiyle ‘yer’ ve ‘gok’u olusturan ; ‘karanlik’ ve ‘aydinlik’i ortaya çikaran ‘isik’i en once vareden ‘yaratilis’ kurgu elemanlarinin Sumer-Sami erken anlatim elemanlariyla ; Sumer-Sami topluluklarin gelismeleri duzeniyle tam bir ortusme halinde oldugunu saptayabiliyoruz artik.«Adem’den Nuh»a kadar olan soyagaç diziminde bile dayanilan kaynak Sumer Kiraliyet Listesiydi.Sumer-Akad dini gorevlilerince,MO. 3500 yillarinda gerçeklesmis olmasi gereken son toplu insan kurban ritueli olan Tufan’i milat kabul ederek hazirlanmis Sumer-Sami Kiraliyet Listesinin baslangiç kisminda yer alan « kiral isimleri » Eski Ahit’te baba ile ogul haline donusmus olarak yer aliyordu. (1)

 

 

 

Kazit bulgu verilerine gore 3500-3000’li yillarda gerçeklesmis olmasi gereken son ortak Tufan’a ve bu tarihi milat kabul ederek hazirlanmis listeye ilerde donecegiz.Farkli okuma biçim ve farkli ses degerleriyle hazirlanmis bu listelerde «ad»i geçenler farki yerlesimlerdeki ‘yonetici’lerdi . Eski toplumda, her birey ve topluluk, kendi dogum veya ortaya çikislarindan daha once saptanmis hak ve gorevlerinin neler oldugunu belirleyen aidiyet bagina çok onem veriyor ; bu bagi anlatan soykutuge sadakat gosteriyorlardi.Toplumbirim ve birey,ancak soykutuguyle var olabilirdi.Bu nedenlerle, Tufan oncesinde,« kiraliyet makami »nin, aralarinda ittifak kurmus olan farkli toplum birimlerin bes kutsal sehir olarak saptadiklari Eridu,Bad Tibira (Uruk olmali),Larak,Sippar,Suruppak yerlesimlerine sirasiyla geçtigini bildiren bu ‘soykutuk’ listesi,Sumer-Sami kaynakli topluluklar arasinda yaygin olarak kullaniliyordu.Ilk Sumer-Sami ittifak doneminden baslayarak,MO. 4. bin yillik tarihin kurgulanmasinda çok onemli olan bu listenin, Sumer,Babil,Assur,Hurri,Hitit tapinaklarinin en kutsal bolumlerinde ozenle muhafaza edilmis oldugunu geçtigimiz yuzyildaki kazilarda çok sayida kopya halinde farkli kazi alanlarinda çikarilmasindan anliyoruz.Mezopotamya kazilarinda bulunmadan ve çozumlenmeden once bu liste MO.3 yuzyilda Babilli rahip Beros’un Babyloniaca’si,ondan daha once de Eski Ahit uzerinden taniniyordu.Liste, farkli ses ve okuma degerleriyle yansitildigi ve orada her ‘kiral’a binlerce yillik bir yasam suresi verildigi için,bu liste ‘fantazi’ olarak ele alinmisti ve bu arada ’isim’lerin ortak bir onkaynaga dayaniyor oldugu pek fark edilememis olmaliydi.Inceleme içerisinde gorecegiz ki,Musa,çol ortalarinda oradan oraya tasittigi gezgin tapinagi tanri ile ‘Bulusma Cadiri’na konulmak uzere, sedir agacindan ‘Anlasma Sandik’ini yaptirirken,kardesi Harun’un bile ona dokunmasini yasaklayip,dokunursa tanrinin onu oldurecegi tehditinde bulunurken,bu tur eski kayitlari «en kutsal yer»de saklama ornegini yinelemis oluyordu.Dolayisiyla bu Liste,Tufan’la birlikte surgune gonderilen Nuh soyundan Musa’ya uzanacak olan inanç geleneginin surdurucusu din adamlari uzerinden gelmis olmaliydi.Artik okunma zorluklari tasiyor olmasi gereken kayitlara dayanarak Eski Ahit’te yer alan bu listenin,Sumer-Sami kayitlarina dayaniyor oldugu bilinmiyordu.

Uç din kitabini,Sumer-Sami verileri isiginda inceledikçe,bunlarin her birisinin, dogal olarak giderek daha karmasik bir ozellige kavusmus olsalar da,Sumer-Sami ilk ittifak donemine degin uzanan kaynaklari belirginlesmektedir.Bu durum,simdiki uç dinin farkli uygulama biçimlerinden yola çikarak erken Sumer-Sami topluluklarindaki dinin baslangiç ozelliklerinin anlasilmasina;ote yandan da,kutsal kurumlarin ilk hali ile onun gunumuzdeki yorum duzeyi arasindaki surecin izlenebilmesine hizmet etmektedir.Bu,zaten dini surecin kendisini izlemek anlamina geliyor.Incelemelerimiz ilerledikçe,simdiki uç dinin eski ilk hallerinin tarihte yer almis farkli toplum birimlerin yasam ve iliski kurallarina ait oldugu olgusu giderek daha çok belirginlesmektedir.

 

 

Bu uç din,erken donemde,toplum birimleri zitliklar temelinde sekillendiren bir ittifak iliskisinin içinde, bu zitliklarin muhafazasini ongoren kurallar toplami olarak biçimlenir ve farkli egilimleri ifade eden ana çizgilerini pek yitirmeden gunumuze ulasirlar.Gunumuzde,bu dinlerin ortaya çiktigi alanda dinmeyen çelismelerin kaynaginda,oradaki topluluklarin kotu kalitesi degil,dinlerin ortaya çikisininda var olan çelismelerin muhafaza edilmesi durtusu bulunur.En derli toplu haliyle ilk once sekillenen Museviligin,dinlerini ve tanrilarini ’evrensel’ kilmak yerine sadece kendilerine ayirmis olmalari da bunu gosterir.

Bir inceleme sozkonusu oildugunda ,izlerin takip edilmesi bakimindan uygun bir durum yaratan bu olgu Kuran’in degerlendirilmesinde de bize yol gosterityor.Ortaya çikisi Eski Ahit’ten çok yeni olan Kuran,baslangiçtan gelen bir gelenek surdurucusu oldugu için, yaratilisi anlatirken,erken Sumer-Sami sozcuklerini neredeyse, kelime kelime yineler :

 

 

«O küfre sapanlar görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık,her canlı şeyi su’dan oluşturduk. » (Enbiya -30)

 

 

Goruldugu gibi,Muhammed’in ona kisisel katkilarindan bagimsiz olarak,Kuran,baslangiçta « sular »in bulundugu ;sonra « yer’in gok’ten,gok’un yer’den ayrildigi »na iliskin erken Sumer-Sami ittifak donemine ait kalipsal kutsal ifadeleri,hatta Eski Ahit’ten daha az bozmus sekilde yineleyerek ;eski ifade ve anlatim tarzlarina bagli kalarak,geçmis kutsal anlatimlarin surduruculugunu devam ettiriyordu.

 

 

 

Butun bu veriler ortaminda,dinin kaynaklarini anlama çalismasinda semer dovucu bir tutumun ilerletici bir yaninin bulunmadigini goruruz. Asil kaynaklari ele almadan, Eski Ahit,Kuran veya Incil’le sinirlanan bir çalisma sadece tek ayak uzerinde yurur.Orada deniz yerine bir yaz irmaginda yuzulmektedir çunku.Diyelim ki,varligini Sumerlerden itibaren saptadigimiz «sag yon»un kutsal kabul edilmesi tutumunun kaynaklarini arastirmak yerine,bu konuyu Kuran etrafinda evirip-çevirmenin fazla bir degeri bulunabilir mi?

 

 

 

Eski Ahit’in oldukça soyutlanmis kavramlara dayali bu yaratilis anlatimi gunumuzun diliyle okundugunda gerçekten de hayli garip ve çelismeli bir gorunum sunuyordu.Fakat,Sumer-Sami verilerinin,kutsal kitaplarin okunma biçimlerini degistirme olanagini kullanmaya basladigimiz anda,artik karsimiza baska bir Eski Ahit sekillenir.

 

 

 

Oteki çalismalarin içinde,Eski Ahit’in,Kuran ve Incil’in anlatim tarzi,kavramlari ile birlikte Sumer-Sami anlatimlarina dayaniyor oldugunun kesfi, beni, uç dini kitabin yaratilis anlatimlarinin Sumer-Sami toplulugun tarihi ile iç içe okunmasi gerektigi sonucuna ulastirmisti.Bu sonuçla birlikte,artik karsimizda bulunan ‘yaratilis’ anlatimlari, Isa,Musa, Muhammed’e ait kisisel sozler olmaktan çikiyor , butun heybeti ve gerçekligiyle,butun kultur birikimi ve barbarligiyla Sumer-Sami ittifakinin erken tarih anlatimi ;eski toplumun orgutlenme ve yasam iliskilerinin ozeti halini aliyordu.Dini yazinin baska bir okuma tarzi vardi artik.Bu ‘okuma’,son derece soyutlanmis dini kavramlarin mahzen kapilarini birer birer açabilecegimiz anahtarlari verir bize.Anahtarlarin hangi kapilara ait oldugunu arastirmak ise,zaten bizim simdiki inceleme konumuzun kendisidir.

 

 

 

Boylece Eski Ahit’in,Kuran’in veya Incil’in Yaratilis kavramlarini Sumer-Sami ittifakinin tarih anlatimi ile bag içinde ele alarak okudugumuzda,onlari eskiden okudugumuzda anladigimiz olgulardan daha farkli konularin anlatilmakta oldugunu hiisetmeye, saptamaya baslariz.

 

 

 

Eski Ahit,eger, « sulari » var kabul eden bir « evren » yaratilisini baslatiyorsa,bu son derece dogaldi;çunku eski ilahiler gerçekten de « tatli su » Semitler ile « tuzlu su » Sumer ittifak tarihinin anlatimindan baska bir seyle ilgili degildiler.Sumer ve Samiler için ‘evren’ kavrami, zaten kendi varliklarindan baska bir seyi anlatmiyor ve anlatamayacak olan « gok +yer», « an+ki » den olusuyordu.

 

 

 

Sumer ‘an-ki’ kavrami ‘evren’i ‘An’,’Anu’,’Anum’ ile ‘Ki’ nin toplami olarak tanimliyor ise,An ile Ki’nin baslangiçtaki anlamlari ve giderek kazanacak olduklari anlam degisiklikleri,Sumer-Sami topluluklarin ‘evren’ kavrayislarindaki degisikliklerin de bir anlatimi olacakti.‘An’ kelimesinin,Sumer’lerde en sorunlu kelimelerden birisi olmasi nedensiz degildir.Orta ve geç donemlerde ‘Gunes,Gok’ karsiligi olarak kullanildigini gordugumuz bu kavram,ayni zamanda ilk tanri kavrami (dingir) ve onu ifade eden sekil çizimiyle(+,*) de ozdes olarak kullanilmisti.Sumer-Sami dinlerinde,tanrilarin farkli ozellik kazanmalari,bu topluluklarin uygarlasmalarina paralel olarak,once hayvan ve bitki totem halini alirlar ve hemen pesinden de gok cisimleriyle ozdeslesme biçiminde ilerlerler.Onlarda ilk kutsal varliklarin ‘tatli su’,’tuzlu su’ olduklarini gormustuk.Bunun ardindan karsilastigimiz kutsalliklar ise ‘yer’ ve ‘gok’ idi ki,butun bunlar son derece maddi ozellikler tasiyordu.Eski Ahit’in,Gunes’ten once yaratildigini soyledigi ‘Isik’,Sumer ilk tanrisi ‘An’ idi ve fakat bu An,bu topluluklarin yasamina Gunes veya Gokyuzu anlami tasiyarak degil,dogrudan dogruya ‘ates’ anlamiyla ve ’ates’ olarak girmisti.Sadece,bir tek nokta,bu topluluklardaki ates kultunun derinligi;ates’in her uç dinde olumlu veya olumsuz ozelligiyle tasidigi onem bile,An’in baslangiçta ‘ates’ olarak ortaya çiktigini gostermeye yeter.Tam iolarak bu nedenle,Musa,çol yolunda ilk karsilastiginda Tanriyi sonmeyen ates olarak gormustu.Bu nedenle Kuran,seytanin Adem’den daha once ‘kavurucu ates’ten yaratilmis oldugunu soyluyordu.Bu nedenle Isa, vaftizci Yahya peygamber tarafindan, ‘ insanlari atesle vaftiz edecek peygamber ’ mujdesiyle tanitiliyordu .

 

 

 

Eski Ahit’in ‘ilk gunde’ yaratilan ‘Isik’i iste bu ‘Ates’ti.Bu nedenle de bu ‘isik’ ’karanlik’ ile ’Aydinlik’in ortaya çikmasina da yol açmisti ama,bu ‘karanlik’ ve ‘aydinlik’ daha sonra Gunes ve Ay ile olusacak gunduz ve gece’ye ait olan ‘karanlik’ ve ‘aydinlik’ degil,Samilerin ‘beyaz’ kutsal rengi ile Sumerlerin ‘kara’ kutsal rengi idi.Sami toplulugun Uruk’taki An tapinaginin ‘Beyaz tapinak’;Sumer tanrisi Enki-Ea’nin,Kara Tanrinin Kabe’sinin Kara Kabe olmasi bu surece bagli idi.Daha simdiden,kutsal Ates’in kutsal kirmizi renginin diger iki kutsal renk olan beyaz ve siyah’i yaratmis oldugu noktada bulunuyoruz burada.

 

 

 

Ki,Kir,Gir kelimesi Sumerlerde hem ‘kara’ rengi,hem de ‘yer’,’toprak’i tanimlarken kullaniliyordu.Tipki turkçede simdi de kullanildigi gibi.Bu bakimdan eger Adem ‘toprak’tan yaratilmis ise,bu her durumda madde olarak topragi anlatmiyordu.Hatta baslangiçta bunu hiç anlatmiyordu.Adem’in (anlaticimiza gore bu,Dumuzi,Enkidum,Kingu vb. halini alir) kendilerine ‘karabaslar’ diyen kara renge tapan kara Sumer toplulugunu içinden yaratilmis oldugunu anlatiyor olmaliydi.

 

 

 

Ates,gunes,gokyuzu tapinmaciligini surduren ve bu nedenle adlari Sami olan topluluklarin atesten yaratilmis Seytan’a ;kara renkle belirlenen Sumer geleneginin toprak’dan yaratilmis Adem’e bagli gelisecek ve giderek birbiriyle karisacak çizgilerini bundan sonra hep izleyecegiz.Anlaticimiz,”tanrisal yaratiklar insanoglu kizlariyla evlendiler” dediginde burada anlaticimizin Sumer (ve-ya devami olanlar) oldugunu;Samisel varliklarin (bunlar cin,melek,goksel varlik,ejderhalardir) kendi kizlariyla evlenmesini anlattigini anlayacagiz.Eger,Adem babamiz Yilan’in sozuyle hareket eden Havva anamiz tarafindan aldatilmissa,Havva anamizin Sami kaynakli oldugunu;’Yilan’ soyunun ates-Gunes kultune bagli Samiler bakimindan en onemli soylardan biri olmasindan anlariz.Havva anamizin, rahip Beros tarafindan verilen Evedorach/ Euedorachos sozlerinin karsiligi olan “En-me-dur-an-na”nin bir baska okunusuyla elde edilecek Sahmaran oldugunu anlariz.

 

 

 

‘Tatli su’,’Tuzlu su’dan baslayan bu ayirim ‘ates’ ve ‘toprak’ haliyle Sami ve Sumer topluluklarinin farkli ifade biçimleri olarak, dini itikatlarin geçmisle baglarini saptarken bize daima rehberlik edecektir.

--------------------

Sumer Kiraliyet Listesi) (Beros Listesi) (Eski Ahit Listesi)

A-lu-lim Aloros Adem

A-la(l)-gar Alasparos Seth /Şit

En-me-en-lu-an-na Amélon Énos /Enoş

En-me-en-gal-an-na Aménon Kaïnan/Kenan

Dumuzi Metalaros Mahalalel

Ensi pa-zi-an-na Daônos Yeret

En-me-dur-an-na Euedorachos Hanok

Amphis/Amempsinos Mathusala Otiartes

 

Ubar du-du(Ubartutu) Sisithus/Sisutros Nuh

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Eski Ahit’e gore Tanrı ,sadece Adem’i degil,«yerdeki hayvanları ve gökteki kuşları» da «topraktan» yaratmışti.

 

Bu tur degerlendirmelere ,birisi otekinden daha dogru olmayan, ‘tanrisal takdir’ ,ya da ‘tanrisal uydurma’ ikilemi ile yaklasmak mumkun.Fakat,boyle yapmakla gerçek bir açiklamada bulunmus sayilamayiz.

 

 

 

Buna karsilik,dini yazinin bozulmus ve soyutlanmis kavramlarinin tarihteki anlamlarini tanimaya çalismaya basladigimiz olçude,Eski Ahit’te,« yerdeki hayvanlar » ile « gokteki kuslar »in da, neden,tipki Adem gibi, « topraktan » yaratilmis olduklari konusu berraklasmaya baslar. Eski Ahit,tam olarak nasil gerçeklestigini anlamaya çalistigimiz bir sureç içinde, ‘yeryuzu-toprak’ kavrami ile Sumer topluluk atalarini ; ‘gokyuzu’ kavramiyla da Sami topluluk atalarini (ve topraklarini) tanimlama gelenegini devralmisti. Bu nedenle de Sumer toplulugunun Eridu’su « yer-yuzu »’nu ve An,Enlil ile Inanna’nin Ur,Uruk,Nippur yerlesimleri de « gok-yuzu »’nu anlatan ifadeler halini aliyor ;buralardaki tapinaklar ‘yer dagi,yer tapinagi’ ile ’gok dagi,gok tapinagi’ biçimlerinde tanimlaniyordu.Bilge uzmanlarimiz bu kavramlardan bir Sumer evren kozmonojisi elde etmis olsalar da,Sumer ve Sami erken topluluklar,« Yerin Gok’ten,Gok’un Yer’den ayrilmasi » islemiyle çok daha basit ve fakat gerçek bir olguyu kastediyorlar ;iki temel toplulugun birbirinden ayristirilarak yeniden kurduklari bir ittifak duzenini anliyorlardi. « Yer’in Gok’ten,Gok’un Yer’den ayrildigi » bu yeni ittifak duzeni onlar için o kadar elle tutulur bir duzenleme idi ki,bu « ayristirma »nin bir toren olarak « tapinaklarda ekmek yemek » le ayni anda oldugunu belirtiyorlardi. « Yer gok’ten,Gok Yer ‘den ayrilinca » saban’a guç geldigini,’yesilliklerin’ fiskirdigini,’hayvanlarin basarili bir sekilde var edildigini’ vb. ifade ediyorlardi.Bu islem,Sumer-Sami topluluklarin yasaminda,diyelim ki,eskiden SSCB uyesi olan bir toplulugunun AB topluluguna iltihak ettigi gunde yapilan bayram havasinda ;Turkiye AB topluluguna uye olarak girdiginde duzenlenebilecek bir senlik ortaminda kutlanilmisa benziyordu.

 

 

 

Eski toplum birimlerin ilk ittifak donemlerinin hemen baslangiç donemi içinde,Yer’in ve Gok’un,yani Sumer ve Sami topluluklarin,hayvan ve bitki totemlere ayristirildigini da goruyoruz.Bu totemlerin bir bolumu burçlar uzerinden gunumuze ulasmistir zaten.Oteki totemlerin bir bolumunu ise ,sunu hayvan-bitkiler ile sunu biçimlerini ve uç dinin ‘haram’ yiyeceklerini tanima çalismasi içinde bulabiliriz.Gunumuze ulasan kartal,aslan,guvercin,horoz gibi sembollerin yanisira,eski tabletlerin tanimlamalarinda ve eski çizimlerde yer alan ‘melez’ hayvan-canavarlar da bu noktada fikir vericidirler.Diyelim ki,Isa,’goklerin kiralligina’ sahip oldugunun bir delili olarak guzel semer vurulmus bir sipaya binme rituelini onemsemis ise ;Musa Tanri ile bulusmak için daga tirmandiginda onun kavmi bir « altin dana » seklinde put dokup buna tapmaya baslamis ise,bu hayvanlarin da geçmis totemler olduklari kanisina ulasabiliriz.Tek yanli anlatilmis ilahi metinleri de bize hayli yardimci olurlar.Cunku bu ilahilerde bir topluluk,kendileri ’insan’ olarak,otekilerini hep canavarlar,tanrisal yaratiklar olarak gorur ve oyle aktarirlar.

 

 

Enuma Elis’te,Tiamat’in yarattigi 12 canavar arasinda kizil solucan,aslanbasli kartal,aslan-adam,akrep-adam,firtina kusu,balik- adam,azgin kopek gibi yaratiklar bulunuyordu.Kurban sunum listeleri ve dini inanç kalintilarina bakilirsa,bu topluluklarda,renk ayirimlarina da sahip olarak (ak,kara,altin renkli !) ,inek,okuz,boga, dana,koyun,keçi, domuz, meduz,tavsan,guvercin,kumru,tavuk,horoz gibi hayvan totemlere sahip alt toplum birimler de bulunmus olmaliydi.Musa’nin, kavmini yeniden sekillendirirken animsattigi eski dinsel kurallari,geçmisteki sunu ve yasak hayvan-bitkilerin neler oldugunu ;bunlarin yakma,haslama,azad etme biçimindeki uygulamalarini onemli bolumuyle yansitir.Eski toplumda bitki-hayvan toteme ve kurban edimlerine sadakatin temelinde garip inançlar degil;bu totemlerin insanla yer degistirerek,insan kurbanini onleme olanagini ortaya çikarmasi yatar.Kurban sunan birey ve toplum birimde ,sunulan kurbanda kendileri,kendi et ve kanlari bulunur.Bu bakimdan kurban sunum rituelleri,kurban’in hazirlik biçimleri,bize,eski toplumun yamyamlik turleri arasindaki farklari da tanimlar.Musa,yeni yil toreninde ‘kesinlikle haslamayacaksiniz’,’gece yarisinda,basini,ayaklarini ve vucudunu parçalamadan kizartarak yiyeceksiniz’ turunde bir kurban sunum biçimini dikte etirmis ise,bu kurban hazirlik ve tuketim biçimini gunumuzun yilbasi hindilerinin hazirlik biçimde buluruz.Eski toplumumuzun kurbani neden farkli sunum biçimlerine ayristirdigi sorusu bizi,kutsal atesimizin farkli kullanim biçimleriyle karsilastirir.

 

 

 

Eski toplumun, bu gerçek yapisini tanimaya basladigimiz oranda,Kutsal Kitap’ta Tanri’nin ,’hayvan’,’surungen’,’kus’,’yabanil ot’lar gibi ayrintili dokumlere sahip yaratilis anlatimi biraz daha yerine oturacaktir.Tanri,orada,bu bakimdan,eski toplumun totem hayvan-bitki ayrismasi nedeniyle, onlari yaratirken oldugu kadar kahrederken de tutarli davranmak zorunda kalir ; ‘ayrintili listeye’ bagli kalmaya ozen gosteren bir kahredis orgutler.Bir Tufan yapmayi kararlastirinca,su ile oldurme biçimli olarak tercih ettigi Tufan’da ‘Adem ogullari’ni cezalandirmakla yetinmez ;gorunuse gore gunahsiz olmasi gereken ve fakat tipki Adem gibi ‘topraktan’ yaratilmis olan ‘hayvan,surungen ve kuslar’i da,Ademogullari ile ayni kapsam içerisinde ele alir.Tanri,

 

 

"Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım"(Yaratilis 6-7)

 

 

dediginde , ‘toprak’tan yaratilmis olanlar ‘toprak’tan yaratilmis olmanin ortak kaderini paylasirlar.Anlariz ki,Eski Ahit’in anlattigi son ortak Tufan rituelinde kurbanlar, ‘toprak’tan yaratilan,Sumer kaynakli topluluklardi.Bu Tufan’i yapan,Sami toplulukklarin Enlil’i idi.Bu Tufan’in hedefi olan topluluklarin Sumerlerle olan iliski derecelerini Tufan’i incelerken,belki, daha net olarak anlayabilecegiz.

 

 

 

Eski kavramlarin geçmiste tasimis olduklari anlamlar taninmaz ise,sadece, Eski Ahit’te tanrinin ilk gun,neden ates haliyle ‘isik’i yaratmis oldugunu anlamak mumkun olamayacagi gibi, hiristiyanlikta kutsal gorunumuyle yucelen atesin,Islamda neden Seytan’i yaratan kavurucu ates halini almis oldugu ;Isacilikta insani ‘arindirma’ vasfina sahip vaftiz ates’inin Islamda neden cehennem kazaninin kaynaticisi haliyle yer aldigini da anlamak mumkun olamaz.Sumer-Sami toplumunda,uzmanlarimizin pek derin olmayan saptamalariyla ‘kozmik ruzgar’ halini alan Enlil ,Ellil ,El buyuk bir tanri haline getirilmisse,bunun nedeni ‘atesi yakma’ ve ‘atesi sondurme’ yetkesi,boylece kontrol altina alinabilmis oldugu içindi. « Ates yakma » ve « ates sondurme »,orada,basit atesi degil,insan kurban rituellerinin bir ayin aracini anlatiyordu ve barbarliktan kurtulmaya çalisan eski toplum,Enlil tapinagina bagli rahipler eliyle,ates araciligiyla yamyamlik edimini kontrol altina aldigi için Enlil’i yuceltiyordu.Sumer-Sami topluluklari daha uygarlik asamasina girerken,« ates yakma » ve « ates sondurme »yi,tipki « tufan yapma », « kutsal fahiselik », « kiraliyet makami»(gunumuzdeki,ornegin, « Cumhurbaskanligi makami » gibi) turunden kurumlar arasina sokmus ;onlari « kutsal yasalar », « me »ler (1) araciligiyla denetime almisti.Enlil gelenegine dayanan hiristiyanlikta («kutsal ruh »),ates,mum gibi araçlar bu nedenle kutsal bir ozellik tasirlar.Islamda kotulenen ‘ufurukçulugun’ gerisinde de,ters bir sekilde, ‘ates yakici’ ve ‘ates sondurucu’luk eski kult gelenegi bulunur.

 

 

 

Sumer-Sami topluluklarinin sureç içinde geçirdigi degisikliklerin, farkli alt toplum birimlere ayristirilmasinin,farkli alt toplum birimler arasinda kurulan, kurallara bagli , karsilikli evlilik ve karsilikli yiyecek-icecek hak ve yukumlulugu temelinde isleyen ittifaklarin gerçek tarihi bilinemez ise,tanrinin,yarattiklari arasinda,’yesillikler’den bagimsiz bir ‘yaban otu’ bulunmasinin nedeni de ; Tanrinin,cennetten kovdugu Adem’e « Yaban otu yiyeceksin »(Yaratilis 3: 18) buyrugunu neden vermis oldugu da anlasilamaz.

 

 

 

Sumer-Sami topluluklarin yasamis olduklari biçimiyle gerçek tarihleri bilmek ise, bize,Eski Ahit’te,Tanrinin dogrudan dogruya ‘gunes ve ay’ demek yerine, neden « büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışık » demis oldugunu anlamak olanagi da verir.Eski topluma yon veren kurumlar,ornegin daha once incelemeye çalistigimiz ,tarihsel gelismede « ikizlik » olarak karsilastigimiz asamanin içinde sekillenmis « buyuk ogul,kuçuk ogul » ayrimi ve bunun fonksiyonel yapisini bilmekle,bu bilmecemsi tanimin arka yuzu,toplumsal nedenleriyle birlikte,anlasilir ozellik kazanmaya baslar.

 

 

 

Eski toplumun gelisme çizgilerinin çanak-comlek yapimciligindaki gelisme duzeyi kilavuzlugunda ,el yordamiyla, belirlenmeye çalisildigi 1890’li yillardan sonra,giderek çesitli eski toplumsal kurumlara ait ornekler saptanmaya baslanmisti.Ama,yine de bu kurumlar o toplumlarda sanki gelisiguzel bir sekilde ortaya çikmis gibi dururlar.Verili bir anin eski toplumunda,onlarin birbirine bagli,kaçinilmaz ,hiç olmazsa onemli bir bolumunun donuserek modern toplumun bugunku kurumlari haline gelmis olduklari,pek saptanamaz.

 

 

 

Farkli sosyoloji okullari,eski toplumda,ornegin,yiyecegin çig veya pismis yiyecek olarak ayristirildigina ;pisirilmis yiyeceklerin haslama,kizartma gibi alt biçimlere bolundugune,bunlarin erkek-kadin sofra ayrimiyla baglanti içinde bulunduklarina ;kutsal yiyecek turu olarak yasak veya kullanilir olduklarina iliskin çok sayida bulguya ulasmislardi.Fakat,bu farkli uygulamalari,uzak Asya’dan Afrika’ya baglayan ,yiyecek-içecek ile cinsiyet arasindaki iliskileri duzenleyen nasil bir toplumsal eksen bulundugu sorusu ender olarak sorulmus,yanitlari da dogal olarak,ayni enderlikte ele alinmaya çalisilmisti.

 

 

 

Beri yandan,Sumer ve Akad,Assur,Hitit ve oteki kultur birimleri ile ilgili kazi çalismalarinin yurutulmesi,bu topluluklarin yazili kayitlarinin çozumu ile birlikte,insan bilim bakimindan çok onemli bir açilim olanagi dogmustu ama,burada da , geçmis onyargilar eski toplumun isleyis yasalarinin belirlenmesi yolundaki çalismalarin onunde çok onemli bir engel olarak kalmaya devam etmistir. Ozellikle,konu bu topluluklarin kutsal inançlarina ,bu inanç sistemini onlarin neden ve nasil gelistirmis olduklari soruna geldigimizde,yanitlar agiz birligi etmiscesine « kurgu » veya «cehalet » sozcukleri etrafinda dugumlenir.Butun bir omrunu bu alanda çalismaya hasretmis degerli uzmanimiz sayin M.I.Cig,butun ‘okuma’larinin ardindan su sozleri edebiliyorsa,bu okuma turunun hangi on engellerle çevreli olduklarini daha iyi anlariz :

 

 

«Sumerliler … Güneş neden doğuyor, rüzgar neden esiyor diye cevaplayamadıkları sorulara tanrılarla cevap vermişler. Çözemedikleri şeyi tanrı yapmışlar.»(M.Ilmiye Cig)

 

 

Ulasabildikleri uygarlik seviyesine uygun olarak,butun bilim alanlarinin temellerini,bize,dogru bir sekilde aktarmis olan eski topluluklarin,konu dinsel inanç sistemine gelince neden sadece ‘kurgu’ ve ‘cehalet’ urunu olan uydurmalari aktarmis olsunlar?Boyle dusunmeyi gerektiren hangi verilere sahibiz ?!

 

 

 

Bu veriler pek açik degildir ama,bilim dunyamiz, ne yazik ki,’kurgusal’ oldugunu dusundugu eski inanç kaynaklarina karsi ayni ‘kurgusal’likta bir inanç etrafinda gezinip durur.Dogal olarak,ustelik,bu tur yargilar, açiklama yukumlulugunden muaf dururlar.Fakat artik biliyoruz ki,bu onyargilar savunucularina bir açiklama yukumlulugu vermez ama,ayni sekilde,onlara,eski toplumun ‘tanriyi hangi nedenle yaratmis’ olduklarini açiklama gucu de vermez

--------------------

Kutsal kavram ve kurumlarin kaynaklarini incelerken ve bize simdi ‘garip’ gorunen bir dizi toplumsal davranisin nedenlerini açiklamaya çalisirken,kendisinden guç alacagimiz alan,eski toplumsal iliskilerdir. Toplum birimlere ait kurallar,bu toplum

birimlere aid ‘birey’ ile,ona aid olmayan ‘birey’ arasindaki hak ve yukumlulukler ilkiskisidir ayni zamanda.Bu çabalar bizi,hiçbir sekilde ’hayali’,’kurgusal’ olmayan,gerçek yasama ait, eski yasami duzenleyen kurallar duzenine ulastirir.

 

Fakat burada engelsiz bir yolda yuruyor degiliz.Eski toplumsal kurumlar degismez ozellikler toplami olarak sekillenmedikleri için,her durumda, sabit biçim ve anlam içeriyor olarak kalmazlar.Onlari vareden iliskilerin geçirecekleri degisikliklere paralel olarak,donusur, belki yiter,bozulur, karmasiklasir,yeni kosullara bir sekilde tutunmus olarak yola devam edip bize ulasirlar.Bozulmus anlam ve biçimler uzerinden,eski iliskilerin goruntusunu yeniden olustururken,varolan haliyle bir kurumu almak,onu parçalara ayirmak,ilk biçimini,sonraki ekleme veya çikarma ogelerini saptamak, degisim surecini izlemek gerekir.

Toplumsal kurumlarin geçirdigi degisim surecine ait bir ornegi,oruç ibadeti ile ilgili olarak, Kuran’da buluyoruz.Muhammed orada soyle diyordu:

« Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı…. Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın.»

Burada, kurallari gozlerimizin onunde degistirilen bir oruç kurumuyla karsi karsiyayiz.Anlatimdan anlasiliyor ki, onceki Ramazanlarda bu ibadet,sadece, gunduz yiyecek-içecek yasagi ile sinirli bir edim degildi ;Ramazan donemi boyunca,gunduz ve gece,kesin bir cinsel iliski yasagi da uygulaniyordu.

 

 

 

Eski toplumun ‘yeme-içme’ ile ‘cinsel iliski’ arasinda hep kuruyor oldugu bu baglantiyi olum-yas donemi torenlerinde de ele almistik.Boylece,bir yandan yeme-içme ile cinsel iliski yasaklarinin;ote yandan uyuma,yikanma,saç-sakal,tirnak kesme,yuksek sesle konusma gibi yasaklarin bulustugu eski toplumun genis kutsallik meydanina ulasiriz. Toplumsal kurumlar arasindaki baglantilari onemsemeyen,hatta yoksayan sosyoloji ekollerinin ogretilerini asmayi gerektiren bu noktada; eski yasaklarin tanimlayabilecegi bir toplum biçimini ve onun iliskilerini tarihte var oldugu haliyle tanima olanaginin kapisi da aralanmis olur.

 

Orada,ornegin ‘abdest’ konusuyla karsilasiriz.Sumer-Sami dinlerinin ‘su’larini cehennem’de olumsuz ,cennette olumlu yonuyle isleyen Islam dininde onemli bir arinma ibadeti olarak ‘abdest’ edimi uzerinde sadece biraz ilerleyince,islama uygun bir abdest islemi sirasinda,

«Sağ el ile sümkürmenin »,

«Abdest âzâlarından birini üç defadan fazla veya eksik yıkamanın»,

«Suyu yüze çarparak yıkamanın »,

« Güneşte ısınmış su ile abdest almanın»,

« Abdest alırken konuşmanın »

« Başın dörtte birinden fazlasını mesh etmenin»

« mekruh » sayildigini saptamaya baslariz. ’El suyu=ab+dest’e iliskin bu kurallar, onun hiçbir sekilde fiziki bir temizlik unsuru olarak ortaya çikmamis oldugunu saptamaya yeterlidir.Fakat,ilerledikçe bu noktaya iliskin bulgularimiz

derinlesecektir zaten.

 

 

 

Sumer-Sami dinlerinde,ates’in oldugu gibi su’yun da,anlaticimiza gore degisen,

olumlu ve olumsuz yorumlari bulunuyordu.Bunlar daha sonra,ayni dini inançda içiçe geçmis vaziyette yer almaya baslarlar.Onlarda ‘ari,saf,kutsal su’,’su ile arinma’ edimlerini (‘kutsal irmak’,’Inanna gelin yikanmasi’,Asur,Babil ‘nehir tanrisi’ vb.) tanidigimiz gibi,ote yandan,«elini su’ya dokundurmadigi» için kutsal sayilan dini sahislara da rastliyoruz.Mesela, kutsal fahise tanriça Inanna,kiraliyet makami ve kutsal me’leri Eridu’dan Uruk’a tasirken, ona yardimci olan dogru sozlu danismani, Uruk’un kutsal merkezlerinin yoneticisi, ozel temsilcisi Ninsubur’u,

 

 

« Eline hiç su degmemis,

Ayaklarina hiç su degmemis » (1)

 

 

olma ozelligiyle de yucelterek tanitiyordu. Ates-gunes kult merkezlerinden birisi olan Uruk’un Ninsubur’unun kutsalligi,su ile arinmayla degil,su ile temas etmemekle de saglaniyor olmaliydi.(2)

Sumer-Sami erken doneminin ilk kutsal varliklari olarak tanidigimiz ‘tatli-tuzlu su’ kavramlari ; « eline hiç su degmeyen » Ninsubur’un kutsalligi gibi noktalar da hesaba katilirsa,bu durumda,varligini Lagas Ensi’si Gudea’dan bu tarafa tanidigimiz « el yikma=abdest » ibadetinde fiziki temizlik motifi aramanin pek yerinde olmayacagi anlasilir.Buna karsilik,sayin M.I.Cig,eski tabletlerde,« temizlenmis el » gibi ifadelere her rastladiginda, bundan, sadece fiziki temizligi anladigini,Sumerlerin ‘temizlige’ pek onem verdikleri gibi sonuçlara ulastiginda,anlatmis olmaktadir.

 

 

 

Eski toplumda,dinsel ‘arinma’ araçlari olarak sadece ‘ates’in ve ‘su’yun degil,’toprak’in kullanilmis oldugunu da goruyoruz.Kuran,bu noktada bize eski toplumda toprakla arinmaya iliskin bir gelenek kalintisini tanitir.Kuran’da ,(boy ?) abdest (i) bagintisinda,su yerine geçen bir ‘toprakla teyemmum’ kuralini buluyoruz :

 

« …Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi ( toprakla ) meshedin. »(Nisa Suresi)

 

 

 

Bana oyle geliyor ki,bir insanbilimci boyle konularla karsilastiginda,burada,tipki, 5 ya da 6 bin yil oncesine ait bir yerlesim alanini kesfetmek uzere olan bir arkeologun yasayabilecegi sevinci duyumsayabilir.Onun kaziya bir an once baslama çoskusuna ulasabilir ; butun bir kazi alaninin topragini avuç-avuç elden geçiren buyuk sabrini ve itinali dikkatini benimseyebilir. Gelgelelim,tarihsel bir oren yerini,bunun eski topluma ait bir ‘cehalet kumbeti’ oldugunu belirterek terkeden bir arkeologla karsilasma olasiligi pek yoksa da,eski topluma ait bir dizi kurumun bozulmus yazili kalintilariyla ;gorenek artiklariyla karsilasinca bunlari, ’cehalet çukuru,hurafet kumbeti’ diye tanimlayip ‘yolunda’ gitmeye devam edenlere çok sik tanik oluyoruz.

Bir ibadet biçiminde,«sümkürme» ; sumkurulecek ise bunun sag yondeki el’e mi,yoksa sol yondeki el’e mi ait bir odev oldugu ;ibadet sirasinda kullanilacak suyun ‘sogukluk’ veya ‘sicakligi’ gibi konular,eski toplumu,gerçekten ’cehalet’i nedeniyle mi bu kadar çok ilgilendiriyor? Muhammed’in veya oteki bazi kutsal kisilerin abdest sirasinda kullandigi artik su,hangi nedenle ‘sifali su’ halini alabilir ?Su’ya ozellik degistirten,Muhammed’in etiyle temas etmesi midir ? (3) Toprakla arinma inancinin temeli ne olabilir ? Ates,su veya toprakla,degisik biçimlerde arinma ibadetinin gerisinde hangi eski toplumsal iliski ve kurumlar bulunuyor ?

 

 

 

Sumer-Sami kayitlarina daha dikkatle yaklastigimizda,kutsal alanda karsilastigimiz «tukurmek », « sumkurmek », veya « kusma» gibi sembolik davranislarin eski toplumda,’tanrilara sunulan’ yiyecek-içecek solenleriyle ilgili gerçek davranislarin karsiligi olduklarini saptamaya baslariz.Eski anlatimlarda, yeni tanrilar,yani yeni toplum birimler,bu toplumbirimleri ifade eden totem hayvan-bitkiler « yaratilip » ortaya çikarilirken, Hitit ve eski Yunan anlatimlarinda da yinelenir bunlar, « kusmak »,«tukurmek» motifleri de kullaniliyordu.«Tukurmek » veya « sumkurmek »,eski toplumda,sunularla,sunu kokulari ve sunu yiyimleriyle ilgili farkli davranis biçimlerinin anlatimlari olarak belirirler.(4)

‘Yaratilis’la ilgili versiyonlardan birisinde,Enki, « Birinci ayin 7 ve(ya) 15’inde » « tanri Igigi»lerden birisinin kurban edilecegini ; Tanriça Belet-Ili’nin (Nintu’nun) «kil »i ( ?toprak’i) kurban edilen «Tanri Igigi»nin eti ve kani ile yoguracagini anlatiyordu :

 

 

« Boylece,Insan ile Tanri’nin ittifaki kil’de olusmus » olacakti.

 

 

Enki’nin bu açiklamasi uzerine,torende hazir bulunan butun Annunaki’ler,hep bir agizdan « evet /amin » diye bagirdiktan sonra,Tanrilar sofrasi hazirlanmaya, davul’lar da çalmaya baslamisti :

 

 

« Duyuluyordu davul sesleri,

Bir Ruh girdi (kurban edilecek) tanri’nin sekline,

Haykirdi onun yasam isaretini ,

Istiyordu ki,unutulmasin (anilarda)

kurban edilecek bu Tanri !

Belet-Ili karistiriyordu kil’i( ?)

Ittifak kurulsun Insan ile Tanri arasinda diye.

Tukurduler Igigi’ler bu kil’in ustune

Buyuk Tanri’lar haline gelebilsinler diye »

 

 

 

Bu tur ilahilerde yer alan ozel kavramlari tek tek incelemek,eski toplumun gerçek iliskilerinin taninmasi yaninda,onlarin kutsal kitaplardaki izlerinin takip edilmesi için de faydali olabilir.(5)

 

 

 

Fakat biz simdilik Igigi’lerin (kelime anlami ‘goz+siyah/kara/toprak ?’ gibi gorunuyor) kendi aralarindan birisi kurban edildiginde,’kil,’e tukurme («les Igigu…. crachèrent sur l'argile ») davranislarina anlam bulmaya çalisalim.

Gunumuzde,’tukurmek’,bir asagilama davranisi ;bir reddedis ifadesi olarak kullanilir.(6) ‘Tu’lamak ote yandan,dini edimlerde ‘okuyup uflemek’ yaninda,koruyucu bir ozelligi varsayilarak da kullaniliyor.

 

 

 

Ilahimize yakindan baktigimizda,orada,Igigi’ler arasindan birisinin kurban edildigini ve buyuk tanrilara verdikleri bu kurban karsiliginda oteki Igigi’lerin, daha ust bir konuma geçtiklerini goruyoruz.Bu rituelde, Igigi’ler,’tukurme’ davranisi ile,tanrilar sofrasinin kutsal yiyecegi haline gelen kendi et’lerini,kendilerinden birinin etini yemeyi red davranisini anlatmisa benziyor olmalilar.Belki,burada, daha onceki biçimiyle, tukurme davranisinda,eski kurallara dayanarak once yeme ve sonra da pismanligi saptamak daha uygun olabilir.

 

 

 

Eski toplum,iç yamyamligi,herhalde, pekçok farkli sembolik davranislarla asmaya çalismis olmaliydi.Olum ve yas torenlerinde,içki kadehlerini ve yiyecek tabaklarini kirma davranisinda,olu yamyamligini reddedis,bu araçlari bir kez daha kullanmama istegi bulabilecegimizden bahsetmistik.Musa yasalarinda çok sayida ornegi bulunan ‘kirli’ kavraminda, ‘kirliye’,’haram hayvana’ el araciligiyla dokunma yasaklarinda da,eski toplumun iç yamyamliktan uzaklasma çabalarinin farkli ifadelerini buluruz. Eski toplum,iç yamyamligi onleyebilmek için,kendi kutsal totemini ‘kirli’ ilan etmekten çekinmemise benziyor.Cunku,Musa’nin sadece domuz’dan olusmayan yasak hayvan listesi,Sumer-Sami erken donemin kutsal totem listesinden baska bir sey degildir aslinda.

 

 

 

Domuz’u,kopeg’i,tavsan’i ‘dokunulmaz’,’kirli’ kilan eski toplum birimlerin bu davranislarinin ardinda,kendi toplum birim aidi bireylerinin yasamlarinin korunmasi,iç yamyamliktan uzaklasma durtusunun bulundugunu saptadigimiz anda,’cehalet’ sozcugu curuk alaninda kurulmus sosyoloji ve din teorilerinin gosterisli binalari, birer birer çokmeye baslarlar.

 

 

 

 

([1] ) « La sainte Inanna s'adressa à sa ministre Ninshubur :

"Viens, Ninshubur, ma ministre d'E-Ana,

ma ministre sukkal(sag+gal) parlant juste,

reine de l'est,domestique fidèle du lieu saint d'Uruk.

Ma conseillère, qui me donne de sains conseils.

Mon guerrier qui combat à mon côté.

L'eau n'a jamais touché ta main,

L'eau n'a jamais touché tes pieds!.

Sauve le bateau du ciel et les mesures sacrées !" »(Inanna ve Enki :Kutsal Kural ve Yonetim Makamlarinin (Me’lerin) Eridu’dan Uruk’a Aktarilis Ilahisinden

 

 

(2) « Atesin suyla sondurulmesinin gunah olmasi » turunden inanç kalintilari,ote yonden,mesela kisinin ‘ardindan su dokmek’le tamamlanir.

Ates,gunes kultu gelenegine sahip Sami topluluk ve ardillarinin ruhani kadro yapisinda,su ile temas etmeyerek kutsalligini surduren kategorilerin tarihsel boyutunun incelenmesi ,belki,unlu ‘susuz Kerbela’ anlatimina farkli bir boyut kazandirabilir.

 

 

 

(3) : (KİTÂBÜ'L-VUDÛ'

NAMAZDA SÜTRE İTTİHÂZINA DÂİR EBÛ CÜHAYFE HADÎSİ’nden)

« Ebû Cuhayfe Şöyle demiştir:

(Bir seferde) Nebiyy-i Ekrem salla'llâhu aleyhi ve sellem, öğlenin sıcak zamânında yanımıza çıktı. Kendisine abdest suyu getirildi. Abdest aldı. Halk, abdest suyunun artanını alıp (teberrüken) vücudlarına (üstlerine, başlarına) sürmeğe başladılar. Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem önünde bir harbe olduğu halde Öğleyi ve İkindiyi ikişer rek'at kıldırdı.

Sâib b. Yezîd Şöyle demiştir :

(Çocukluğumda) teyzem beni Nebiyy-i Mükerrem salla'llâhu aleyhi ve sellem'in yanına götürüp: "Yâ Resûlâ'llâh, benim (şu) hemşîre-zâdemin ayağından ıztırâbı var." dedi. (Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem eliyle) başımı sığayıp bana bereket duâsı etti. Sonra abdest aldı. Abdest suyundan içtim. Sonra arkasında durdum ve iki omuzu arasında gerdek çadırının koca düğmeleri (yâhud keklik yumurtası) gibi Hâtem-i Nübüvveti gördüm.

Câbir b. Abdullâh Şöyle demiştir:

Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem beni ıyâdete geldi. Kendimi bilmiyecek derecede hasta idim. Abdest alıp abdest suyundan üzerime döktü. Gözümü açtım. "Yâ Resûlâ'llâh mîrâs (ım) kime kalacak? Benim vârislerim, kelâle (yâni usûl ve fürûumdan olmayan kimseler) dir" dedim. Bunun üzerine ferâiz âyeti nâzil oldu. »

 

 

 

(4) Ates,su ile vaftiz’in oteki yuzunde,insanin bir kurban olarak,ates ve su araciligiyla oldurulmus olma varsayimi bulunur.Isa’nin,butun vucuduyla Urdun nehrine batirilip çikarilmasi,hiristiyan inancinda bu nedenle olum ve yeniden dirilisin simgesidir ayni zamanda.Ates uzerinden ziplayan Nevrozcu simdi farkinda degilse de,bu davranisiyla,eski kimligiyle yanmis ve yeni kimligiyle ‘gunahlarindan arinmis’ olarak ortaya çikmis olur.Toprak araciligiyla arinmanin gerisinde de,bireyin eski toplumda toprak araciligiyla oldurulme biçiminin kullanilisi yatiyor olmalidir.Eski toplumda farkli oldurme biçimlerinin kullanimini incelerken ‘kuyu’lardan,’yer yarilmasi’ndan vb. bahsetmistik.Topragin opulmesi ile toprakla mesholmak,topraga alin surmek,eski toplumda temelde birbirinden farkli iki davranisin anlatimi gibi gorunuyor.

 

 

 

(5)Kurban edilen-oldurulen Apsu’nun,Tiamat’in, Kingu’nun kan ve etlerinden,bazi organlarindan bir çok ‘yaratilis’in saglandigi rituel anlatimlarinda da ‘kil’ kavrami ile karsilasiyoruz.Bu kavram, toprak,komur tozu,’poussier’, toprak tozu,’poussière’ biçimlerinde de tercume ediliyor.Gerisinde 5-6 bin yil bulunan bir kavramin etimolojisini saptamak belki olanaksizdir ama,torenlerin dikkatli bir kurgusu,’kil’ kavrami ile anlatilabilecek olanin ne oldugunu meydana çikarabilir. Cunku,’tukruk’le ilgili bir baska anlatima Enuma Elis’te da rastliyoruz.Orada Marduk,oldurdugu Tiamat’in « tukrugu » ile bu kez « bulutlari ? » yaratiyordu.

--------------------

Sumer-Sami kutsal 'yaratilis' anlatimlarinda,'et' , 'kan','yiyecek','içecek', 'ates','su','tuz','meyve','kurban' gibi kavramlar merkezi konulari olustururlar.Bu durumda ilahiyatçi veya tanritanimaz bilim adamlarimizin, dinin kaynaklarina iliskin çalismalarda,«ruhani» alani çikis noktasi alma adetini gozden geçirmeleri yararli olmaz mi?

 

 

 

Eski Ahit’te Tanrinin, ilk andan itibaren,insanlara 'kan içmeyi' ,su ya da bu yiyecegi yemeyi yasaklamakla çok ilgili bulunmasi,kutsal dinlerde ‘yeme-içme’ konusunun neden onem tasidigina egilmeyi gerektirmez mi?

 

 

 

Sumer-Sami aktarimlarina dayanan uç kutsal din yazininda , 'yiyecek-içecek' konusu kutsal davranislarin,rituellerin,tanri yasaklarinin temel konusu olmaya devam etmistir.Ornegin Tanri,bir baska biçimde yaratmasi mumkun degilmis gibi,yaratilis sirasinda Adem'i uyutur;kaburgasindan bir parçayi çikarip alir, Havva'yi bu kan ve et parçasindan var eder.Adem de Havva'ya, «benim kanim , benim etim» diye ad verir.Tanrinin ‘ol’ diyerek bir anlik edim yerine,kan-et-kemikle iliskili bu operasyonel yaratilis anlatiminda eski toplumun insan kurbani,et,kan ile ilgisinin bulundugunu ileri surmek pek mi aykiridir?

 

 

 

Kutsal anlatima gore,Adem ile Havva yaratilip da cennete konulduklarinda,Tanri'nin yaptigi ilk is,onlara «meyve» yasagi bildirimini yuksek sesle ilan etmek olmustu. Bu anlatim tarzinda ,Tanri ile bire-bir konusan Adem-Havva, bahçede gizlenen Adem'in yerini 'neredesin?' diye sorarak ogrenen bir tanri gibi noktalar uzerinde dolasmak asil konuyu gormeyi engellememelidir.(1)

 

 

 

Sumer-Sami topluluklarin tarihsel gelisme zeminine oturtarak surdurdugumuz incelemeler,bize bu anlatim tarzlarinin,birey 'adi' olmayan Adem ve Havva tanimlari etrafindaki iki toplum birimin bir rituel halindeki ittifak orneklerine dayandigini gostermekteydi.Bu anlatimlarda yer alan, «çiplaklik», «gozlerin açilmasi», «yilan ile konusma»,o donemin rituel biçimleri ve o doneme ait kavram içerikleriyle ilgiliydiler.

 

 

 

'Insanin yaratilisina' iliskin anlatimlarda ilk anlardan itibaren karsimiza çikan bu yiyecek-içecek yasagini ilk 'yasak bilinci' veya ilk 'kural kavrami' gibi,konunun dogrudan ozunu ifade etmeyen genel degerlendirmeler çevresine oturtarak açiklayamayiz.Burada ,dogrudan dogruya,'yiyecek' ve 'içecek'in kendisine iliskin bir kural duzeni anlatimi bulunuyordu.

 

 

 

Adem ile Havva'nin,daha sonra birbirini oldurecek olan dusman 'kuçuk' ve 'buyuk' ogullari,yine anlatima gore, ortada daha henuz 4 kisilik bir 'aile' var iken,hemen mesleki bir arayisa yonelmislerdi.Bir ogul kendine

 

'çiftçi'ligi oteki ogul ise 'çobanligi' seçmisti.Bununla da kalmamislar,’meslek’lerinden elde ettikleri urunlerinin ilk agzini derhal Tanriya sunmaya baslamislardi.

 

 

 

Bu anlatim tarzlari ve kullandiklari kavramlarin gerisinde, ,eski toplumda , çoban ve çiftçi toplum birimler arasinda gerçeklesen ittifaki;bu ittifakin evlilik ile karsilikli urun degisimi,mubadelesini buluruz.Orada, eski mubadele, kural ve sonuçlari içinde ele alinmalidir.

 

 

 

Tufan olmus,butun dunya sel-sulara karismis,ortalikta 'canli' olarak,tanriya buyuk sadakat besleyen Nuh ile yakin çevresi ile,Nuh'un,aktarima gore,toparlayip « gemi »ye bindirdigi birer çift hayvan ile kus kalmisti.Gelgelelim, boyle bir « Tufan » sona erer ermez, Nuh'un yaptigi ilk is,Tufan'dan kurtulup canli kalsinlar diye gemiye soktugu hayvanlari bogazlayip tanriya kurban etmek olmustu! Eski toplum,elinde bulunup bulunmadigina bakmadan,karsit toplum birimine,kendi toplum aidi bireylere,kendi tanrisina,karsit tanrilara durmadan kurban,sunu sunar!Kaniyla yunar,topraga akitir,yakar,iç organlarini,yagini,budunu,iskembesini ozenle ayirir,farkli tanrilara farkli hayvan kurbanlari

 

sunar...Eski toplum,eski din,kurbansiz,sunusuz,zekatsiz yasayamaz!

 

 

 

Nuh'un,'soylari yasasin' diye gemiye aldigi hayvanlari,onlar daha uremeye bile firsat bulamamis olmalari gereken bir anda,'Gemi'nin kondugu 'dag'in basindaki sunakta bogazlamasi, kizginligina yol açmak surda dursun,Tanriyi memnun da etmistir ustelik.(2)

 

 

 

Tufanin ardindan,Tanri, Nuh ile 'anlasma'sini yapar! Bu 'anlasma' sirasinda Tanrinin tek bir kosulu vardi:Artik 'insan kani içilmemeli','insan eti yenilmemeli'ydi.

 

 

 

Tanrinin 'iman' uzerine Nuh’a ve evlatlarina ruhani açiklamalar yapmasini bos yere bekleriz!Anlatima gore butun 'dunya'da,'insan,hayvan ve surungenleri' yok edecek kadar gaddar tanri,zaten bir avuç kalmis Nuh ile 'ailesi'ne ,israrla,'insan kani içmeme' ve 'insan eti yememe’ sartlari dayatip durmaktadir.

 

 

 

 

 

 

 

Tanri ile bireyin 'kalbi' arasinda bulundugu varsayilan 'ruhani' inanç iliskisinde,kan ve etin,'kutsal kazan'in,'ibrik','kupa','buhurdanlik'in,'ates(mum) yakma ve sondurme' gibi olgularin nasil bir yeri olabilir? Boylesine açik baglantilari ilahiyatçilarimiz duymak bile istemezler!

 

 

 

Oysa Tanrilar,yarattiklari ilk varliklarin yeme-içme isleri ve yasaklariyla bu denli ugrasmis,siddet kullanmis,dil dokmusler ise,butun bunlar nedensiz degildi.

 

 

 

Hiç kuskusuz,eski kayitlarda,«içmek » ve « yemek » kavramlarini,bireyin gundelik dogal edim konusu olarak degil,kutsal uygulama ve inanç parçasi olarak buluyoruz. Sumer-Akkad toplumlarindan Hititlere degin,yazili belge,çizim ve kazit bulgularinda , «içmek» ve « yemek » kavramlari,araçlari ve bunlarin kullanim tarzlari dinsel, kutsal bir edim haliyle bulunmaktadir.Sumer-Sami kutsal kurallarina dayaniyor olmasi gereken Musa yasalarinda,sunaga yaklasmak,sunuyu sunmak,atesi yakmak,sunudan yemek,kutsal kazana dokunmak,bunlarla ilgilenmek tamamen farkli duzeyde kutsal sahislarin odevleri olarak duzenlenmisti.

 

 

 

‘Yemek’ ve ‘içme’nin kutsal karakterini ve anlamini,hiristiyanligin kutsal sofra gelenegini ifade eden son aksam ziyafetinde butun safligiyla goruruz.Isa, « goge uçmadan » onceki aksam havarilerine verdigi ziyafette,onlara sarap dagitmis,

 

«için, bu benim kanimdir » demisti.

 

Ekmek vermis

 

«yiyin, bu benim etimdir » demisti.

 

Bu kutsal toren, kendinden,3500-4000 yil onceki Sumer-Sami atalarinin yamyamlik doneminden,kan içicilik ve insan eti yiyicilikten tazgeçme surecinde olusturduklari kultur duzeyine ait sembolizmi yinelemekten baska bir degildir aslinda. eski toplum geçen sure zarfinda,yamyamligi,’ekmek’e,kan içicilik uygulamasi ‘içki’ içme gelenegine donusturmus durumdaydi.(3)

 

 

 

Sumer-Akkad yazin kaynaklari ilk kutsiyet kavramlari ile yiyecek-içecek ve cinsel iliski duzeni arasindaki baglari yeterince gosteriyor.Bir uygarlik kategorisi olarak sekillenen ilk kutsiyet kavramlarinin,insanin en dogal guduleri olan yiyecek-içecek ve cinsel iliski alanlarinda,eski barbar kurallari asma sirasinda olusturulan bir sembolizm olarak sekillenmesi anlasilabilir.Bu sembolizm,uygarligin safagi doneminde,artik nerede ise,gerçeklesmis durumda olmalidir ki,erken Sumer-Sami topluluklarinin anlatimi sirasinda karsilastigimiz, «Yer’den Gok’un,Gok’ten Yer’in» birbirinden ayristirilmasi islemi bir rituel konusu olarak ele aliyor;«yer ile gok » yani Sumer ve Sami topluluklar arasindaki iliski duzeni,ittifak,tapinaklarda «kutsal ekmek yenmesi» ile saglaniyordu.

 

 

 

Eski tanrilarin kutsal sofralari,bir anlasma,ittifak ifadesiydi.Iki toplum birim arasindaki anlasmanin araci olan «yasam suyu» ve «yasam ekmegi» kavramlarini erken Sumer-Sami topluluk kayitlarindan itibaren taniyoruz.

 

 

 

Orada bir topluluk için «yasam yiyecegi ve içecegi» olan olgular, ittifakin oteki tamamlayicisi bakimindan «olum yiyecegi ve olum içecegi» olarak degerlendiriliyordu.Bu durumda,’yasam yiyecegi’,ayni zamanda ‘olum yiyecegi’;yasam içecegi,ayni zamanda olum icecegi idi. Eski toplumda,iyi ve kotu,helal ve haram,yasam ve olum,iki toplum birim arasinda zit ozellik tasir.

 

Bu yandaki 'yasam yiyecegi, içecegi' karsi yanda 'olum yiyecegi,içecegi' halini aliyor ise,oyle anlasiliyor ki,taraflar kendilerine ait insan kurbanlara dokunmuyor,bunu karsi tarafa sunuyorlardi.Igugu’lerin,kendilerinden birisi kurban edildiginde kurbana ‘tukurmeleri’ (4),bu durumu anlatiyor olmalidir.

 

 

 

Biri 'su' ,oteki 'ates' ile ilgili olan Ea-Enki ve Anu arasindaki iliskide ‘yasam –olum içecek-yiyecek’ iliskisini tam olarak goruyoruz.Bu anlatimda,Eridu'nun Enki-EA toplulugu için « olum yiyecek ve içecegi », Anu/Enlil toplulugu için «yasam yiyecek ve içecegi » olarak kavraniliyordu.Adapa anlatimina iliskin Tel Harmal'da ele geçen bir versiyonda bu açikca ifade edilmektedir:

 

 

 

«Eridu'nun evladi»,«EA'nin oglu» olarak da tanimlanan Adapa ,«insan soyundan»di.Enki-Ea tarafindan varedilmis,yani eski kavramlarla, onun 'adi' EA tarafindan verilmisti.Eridu'daki odevi,ekmekçi, firinci, kazanci, yemek pisiricilikti.Kisaca mutfak sorumlulugu diyebilecegimiz bu kutsal goreve iliskin kalintilari, Eski Ahit'in Musa donemi ve Ehl-i Beyt orgutlenmesinde buluyoruz.(5) 'yiyecek'le ilgili bu kutsal gorev,'kutsal kazan'la da çok yakin baglara sahip olmalidir.Rituellerde kazan basinda bulunma odevi,erken Sumer anlatimlarinda,sonradan bize 'cadi' ve 'cadi kazani' olarak ulasacak olan bir Tanriça odevi idi.Kadin ve erkek sofra ayirimi olarak da taniyacagimiz ayrisma içinde bu odev,giderek,erkeklere dogru evrilmis gorunuyor.

 

 

 

Adapa,bir gun «balik avi»nda iken,'kayigi' «guney ruzgari» tarafindan devrilir.Boylece Adapa,o sirada «bir ayna gibi olan» «deniz»e dalar.Bunun uzerine Adapa, «Guney ruzgarinin kanatlarini» kirar.Bu arada Anu(Samas) farketmistir ki,bir haftadir(='7 gun') «guney ruzgari» esmiyor.Bunun sorumlusunun Adapa oldugu ortaya çikar.Ates,Gunes,Gok tanrisi Anu onu bulundugu yere çagirir.Adapa Anu'nun yanina gitmeden once babasi tanri Ea-Enki ona ,Anu'ya oldugu kadar Dumuzi ve Giszida'nin tutumlarina da dikkat etmesi gerektigini anlatip;

 

‘ölüm ekmeği ikram ederlerse yeme,

 

ölüm suyu ikram ederlerse içme!’

 

diye uyarir.

 

 

 

Adapa,«Gok'un esigine»,Anu'nun kapisina gelip Dumuzi ile Giszidum'la karsilastiginda,bu iki tanri veya tanrisal varligi tanimistir.Dumuzi ve Giszidum,ona,neden yas giysileri giymis olduklarini sorarlar.Adapa onlara

 

«Ulke'nin,(yeryuzunun?,topragin,Eridu'nun?) iki tanrisini kaybettik,

 

Bunun için yas elbiseleri giydim» der.

 

 

 

Isimlerini anmasi,bu iki tanriyi (veya tanrisal varligi) mutlu kilmistir.Dumuzi ve Kiszidum,Adapa’ya bir «giyecek» ve «(zeytin?) yag(i)» verirler. Yagla yaglanir, giyecegi de giyer,

 

 

 

Sag ve sol'daki melekler,ikizler,Anu tapinaginin girisinin iki yaninda bulunan iki aslan sembolu olarak da taniyacagimiz Dumuzi(= Tammuz,Adonis,Adam) ve Kiszidum(=Ningiszida)( 6 aylik devrelerde bir olunce oteki dirilen yaz-kis,ikiz..lerdir de) Adapa'yi alip Anu'nun huzuruna çikarirlar.

 

 

 

Anu,Adapa'ya,

 

« guney ruzgarinin kanatlarini niye kirdin? »

 

diye sorar.Adapa basindan geçenleri oldugu gibi anlatir.

 

 

 

Anu,EA'nin korudugu Adapa'nin bu içtenligi karsisinda,onu yuceltmek ister.Ona « yasam yiyecegi » ile « yasam içecegi » sunar.Fakat Adapa,Ea'nin uyarilarina bagli kalarak bunlari yemeyi ve içmeyi reddeder.Cunku,Ea,Anu'nun 'yasam yiyecegi' dedigine 'olum yiyecegi'; 'yasam içecegi' dedigine de 'olum içecegi' demisti ve Adapa’nin bunlari içmesi ve yemesini yasaklamisti. Bu durumda Adapa sadece yaglanmis olmayi ve yeni giyecekleri sirtina geçirmeyi yeterli bulur.Fakat Adapa boylece,olumsuzler arasina ulasma sansini da yitirmistir artik.(E.Dhorme.Les Religion de Babylonie et d'assyrie. Pages 16,46,309-310 etc) (6)

 

 

 

 

 

« Yasam yiyecegi » ve « yasam içecegi » kavramlarina Inanna'nin « yer altina inme » rituel anlatiminda da buluyoruz.

 

 

 

Inanna « gokyuzunu » birakip, « yeryuzunu » birakip « yeraltina » inmeyi aklina koyunca,temsilcisi,sozcusu Ninsubur'u yanina çagirip soyle demisti:

 

 

 

« Kutsal Inanna Ninsubur'a dedi ki

 

-Ey benim devamli dayanagim

 

Bilgece fikir verenim

 

Tapinagimin yoneticisi Saggal

 

Yanimda savasanim

 

Iniyorum Kur'a,cehenneme

 

Donemezsem eger

 

indigim Kur'dan(cehennemden) geriye

 

 

 

Uygun sozlu vezirim

 

Dogru sozlu savascim

 

Agita basla benim için yikintida(?harabede)

 

Davul çal benim için meydanda

 

Tapinaklarin etrafinda don-dolas benim için

 

Indir gozlerini

 

Dudaklarini kapat

 

dov dizlerini benim için

 

Kotu elbiseler giy benim için

(? Yirt elbiselerini benim için)

 

 

 

[(Inanna,bundan sonra Ninsubur'a, sirasiyla Enlil'in Ekur'una (E-kur=Ulke Evi=Tapinak); Ur'da Ekisnugal'a,baba Nanna tanrinin evine giderek kendisini kurtarmalari için yardim dilenmesini soylemektedir.Eger onlar yardim etmezlerse,Eridu'ya Enki-Ea'ya basvurmalidir.)]

 

 

 

«Eridu'da Enki tapinagina girince

 

Agla, yalvar Enki onunde,

 

Deki ,

 

«Ey Enki baba

 

Kizini yeraltinda birakma»

 

 

Bilgeligin tanrisi Enki

 

Tanir o 'yasam yiyecegi'ni

 

'Yasam içecegi'ni tanir

 

Bilir yasamin sirrini o

 

 

[(Inanna,butun kutsal kurallar , kutsal giysi ve takilariyla indigi cehennemde,7 kapinin her birisinin onunde bazi kurallar ve kutsal giysileri çikarilir,en sonunda çirilçiplak kalir.Inanna’nin indigi ‘yeralti’,islamin ust uste 7 kapili cehennem taniminin Sumer-Sami erken biçimidir)]

 

 

 

«Oturdu tahtina Tanriça Ereskigal

Hukum verdi hakkinda

 

7 yargiç Annunaki

 

Baktilar ona olum gozleriyle

 

Suçlayip bagirdilar ona

 

Kadin(Inanna) dondu cesede

 

Cesedi asildi bir çiviye»

 

 

 

[(Sozcu Ninsubur,3 gun 3 gece geçipte Inanna gelmeyince,Tanriça'nin direktifi dogrultusunda basladi,Baba Enlil'i,Baba Nanna'yi dolasmaya.

 

Onlardan gerekli yardimi alamayinca bu kez baba Enki'nin tapinagina geldi.)]

 

 

 

«Girdi Eridu'da Enki'nin tapinagina

 

Aglayip yalvardi Enki onunde

 

-Ey Enki baba

 

birakma kizini yeraltinda

 

parlak(?altin,gumus?) madenini tozlara bulatma

 

Lapis lazuli (mavi) taslarini kirdirtma

 

Simsir agacini(?asa'sini) kestirtme!»

 

 

 

[(Enki,Ninsubur'un bu haberine uzulur.)]

 

 

 

«Enki baba dedi ki

 

Ninsubur'a

 

-Ne oldu kizima?

 

Uzuldum..

 

Inanna'ya ne oldu?

 

Uzuldum..

 

Gogun kutsal fahisesine ne oldu?

 

Uzuldum..»

 

 

 

[(Enki baba kizi Inanna'ya yardim etmeyi istemektedir)]

 

 

 

«(Enki baba)

 

kir çikardi tirnaklarindan

 

Yapti Kurgarra'yi

 

Kirmizi tirnaklarindan çikartti kiri

 

Yapti Galaturra'yi

 

«Yasam yiyecegi»ni verdi Kurgarra'ya

 

Galaturra'ya «yasam içecegi»ni verdi

 

Enki baba dedi ki,

 

Galaturra ve Kurgarra'ya

 

(....)

 

(Yer alti tanrilari) size nehir suyu verecekler

 

almayin

 

Tarlanin tahilini verecekler

 

almayin

 

Isteyin (Ereskigal)den

 

Civiye asili (cesedi) Inanna'yi

 

Dokun uzerine «yasam yiyecegi»ni

 

Serpin uzerine «yasam suyu»nu

 

Canlanir boylece Inanna»

 

 

 

[(Gallaturru ve Kurgarru,Enki'nin emirleri dogrultusunda hareket ederler ve çiviye asili cesedin uzerine «yasam ekmegi»ni ve «yasam suyunu» dokerek Inanna'yi canlandirirlar.(7)

 

 

 

[email protected]

 

*19. Yüzyılda BEKTAŞÎLİK .Dr. A. Yılmaz Soyyer. AKADEMİ KİTABEVİ, İZMİR • 2005

 

 

 

1)Kutsal anlatim kavramlarinin,bir çok halde,gunumuzdeki içerikle ele alinamayacagini açiklamistim.Bu bakimdan farkli olgulari anlatan kavramlari,Eski Ahit veya Kuran'da yer alan degisik içerikle kullaninca ortaya çikan 'çelisme','mantiksizlik' gibi noktalar etrafinda dolasan bir sorgulama metodu beni hiç ilgilendirmiyor.Bunu yapan hayli insan var.

 

Kutsal anlatim kavramlari, eski tarihsel donemin rituel biçim ve kavramlarina bagli ele alinmadan ve bi çok halde baska içerik degerlerine sahip olduklari anlasilmadan,cennet'te Adem'in tanridan «saklanabilmesi»,Adem ile Havva'nin «gozleri henus açilmamisken» bahçede nasil geziniyor, « yasak meyveyi » nasil buluyor,Yilan'la nasil konusabiliyor,yasak meyveyi yer iseler tanri gibi olacaklarini nasil bildikleri gibi açiklama gerektiren noktalar açiklanamaz.

--------------------

varsa , buna karsilik,arkeolog,din ve dilbilimcilerimizin de,insanbilim kurallarina bagli kaldiklarinda kazanacaklari çok sey vardir.

 

 

 

Diyelim ki,bir mezarligin, yerlesim alaninin surlari içinde mi,yoksa bu surlarin disinda mi kurulu oldugu konusunu, mimari nedenlere,yerlesim alani kosullarina baglayarak açiklayan bir arkeologun yorumlarina pek guven duymaz isek,haksiz sayilamayiz.

 

 

 

Bunun gibi,Sumer,Sami,Hurri,Hitit,Assur kayitlarinda yer alan kavramlarin tercume ve yorumlarinda,eski toplumun isleyis yapisi,dini iliskileri hesaba katilmaz ise, dogru sonuçlara ulasmak pek mumkun olmaz.

 

 

 

Bu konuda onumuzde uygun bir ornek bulunuyor.Bu ornek ,Sumer kayitlarinda «yasam ekmegi»,«yasam içecegi» olarak rastladigimiz dini kavramlarla iliskilidir.

 

 

 

Isa,goge çekilme hazirligi yaptigi sirada,12 havarisini toplamis, onlara « kendi eti yerine » « kutsanmis ekmegi »,«kendi kani yerine » ise « kutsanmis sarabi » dagittigi bir sofra ayini yapmisti.

 

 

 

Hiristiyanlikta «kutsal sofra » ve «vaftiz » gibi en onemli iki kurumun dayandigi gelenegi biliyoruz artik.Incelemelerimiz içerisinde, su-ates vaftizlerinin ve « kutsal ekmek », « kutsal içki » kavramlarinin kokenlerinin Sumer-Sami donemlerine degin uzaniyor oldugunu gormeye baslamis durumdayiz.

 

 

 

Sumer-Sami donemi ile hiristiyanlik arasindaki zincirde,Hitit'lerde karsilastigimiz « ekmek yiyin,su için » kalip sozcukleri,ara boslugu kapatan bir olgu olarak ortaya çikiyor.Ilk hiristiyanligin Hitit ve Assur etki alanindaki topraklarda sekillenmis olmasi, bu alanlara yonelmeyi gerektiriyordu zaten.

 

 

 

Hitit dilinin çozumunu borçlu oldugumuz bay B.Hrozny,çabasina baslangiç noktasi olarak, içerigini henuz bilmeden,«Ninda-an ezzateni watarra ekutteni» cumlesini almisti. Bu anahtar cumleyi,çalismasi içinde,

 

«ekmegi yiyeceksiniz,suyu içeceksiniz»

 

biçiminde tercume etmisti.Hitit dili bu iki temel kavramin kesfi uzerinden ilerleyerek çozumlenebilmistir.

 

 

 

 

 

Gorunuse bakilirsa ,garip bir cumledir bu. Ekmek elbette yenilir,su elbette içilirdi.Fakat,isin daha garip yonu,bu kalipsal cumlenin Hitit yazininda tekrarlaniyor olmasiydi.Bununla birlikte,eski toplumun yapisi ve dini isleyisinin temellerinin yeterince bilincinde olmayan uzmanlarimiz,bu kalipsal cumlenin yazitlarda neden yineleniyor oldugunu kendilerine sorma geregi hissetmise pek benzemezler.En azindan ben,okuduklarim arasinda,bu cumlenin yinelenisine dikkat çeken,bunun anlamini bulmaya çalisan bir yaziya rastlamadim.

 

 

 

Hitit dilbilimcileri ve genel olarak hititologlarimiz bu kalip cumlenin dogal bir yeme içme eylemi ozelligine sahip oldugunu dusunmeye devam etmise benziyorlar.Degerli çabalari daima anilacak olan bay Akurgal’in da bu dar kavrayis alanin disina çikamamis oldugunu goruyoruz.Bay Akurgal’in Hattusili'nin unlu vasiyet çeviri metnine baktigimizda,bu kalipsal cumlenin,orada da dogal ‘yeme,içme’ biçimli bir edim gibi kavranilmis oldugunu,bu yaklasim tarzinin tercume ifadelerine de yansitildigi gorulmektedir.

 

 

 

MO. 1660-1630 lara tarihlenen Hitit Tabarnasi,buyuk kiral Hattusili’nin unlu vasiyetinde en az bes kez yinelenenen «ekmek yiyin,su için» kalipsal cumlesi,gerçekte bir rituel direktifi idi.

 

 

 

 

 

Tanrilara,dine,genel olarak toresel kurallara bagli kalma çagrisini ifade eden tipik bir dini cumle olmaliydi. «Ekmek yiyin,su için» veya «ekmek yiyip,su içelim » demek,Islamdaki biçimiyle «tanrinin ipine sarilmak»,dine,tanrisal yasalara bagli kalin-kalalim’ anlami tasiyor olmaliydi.

 

 

 

Cumlenin bu ozelligi,aslinda hem yazitlarda açikti,hem de Hitit dini inançlarinin bin, binbesyuz yil kadar sonraki biçimi olan Isaci hiristiyanligin «kutsal ekmek ve kutsal sarap»tan olusal kutsal tanrisal sofrasinda devam eden bir gelenegi anlatiyordu.

 

 

 

Bay Akurgal'in tercumesine gore,Hattusili vasiyetnamesinin bazi ilgili bolumleri soyledir:

 

 

 

« Boylece (sen Mursili,ben) babanin sozlerini tut,

 

babanin sozlerini tuttugun surece

 

ekmek yiyip su içeceksin.

 

Olgun adam oldugun zaman ise

 

gunde iki uç kez ye,kendine iyi bak.

 

....

 

Sizler(soylular toplulugu) benim en yuksek gorevlilerimsiniz!

 

Ve benim,sizler de kiralin sozlerini tutunuz.

 

Siz yalniz ekmek yiyip su içeceksiniz.

 

Boylece Hattusa ayakta kalacak

 

Ulkemde de huzur ve baris içinde olacak.

 

....

 

Sizler,benim, Büyük Kral Labarna 'nin, sozlerini tutunuz.

 

Tuttugunuz sürece Hattusa kenti ayakta kalacak ve siz ülkenizi

 

basariya ulastzracaksiniz.

 

Yalniz ekmek yiyip su içeceksiniz.

 

Sozlerimi tutmazsaniz, ülkeniz yabancilarin eline geçer.

 

Ancak sizler tanrilara da saygidan geri kalmayiniz:

 

Onlarin ekmek payi onlarin sarap payi;

 

onlarin çorbalari(?) onlarin yemekleri sofraya konmalidir;

 

ve sen Mursili bunu ne savsaklamalisin ne de unutmalisin.

 

Ama savsaklarsan felaket yine gelir,eskisi gibi.

 

Boyle olsun (amen). " *

 

 

 

Vasiyette goruldugu gibi,'ekmek yemek' ve «su içmek',dini bir ozellik ifadesi olarak,tanrilara tapinma ve ulkenin huzur konusu ile bag içinde ifade edilmektedir.Eger,tablet ifadeleri,bu temel vargidan yola çikilarak yeniden yorumlanirsa,oyle saniyorum ki,vasiyetin anlami daha belirgin ozellikler tasiyabilecektir.(1)

 

 

 

Isaciligin « kutsanmis ekmek ve sarap » ritueli Hitit Hurri,Assur topraklarinda suren ,asil olarak Semitik ates-gunes-gok kult alanlarinda ortaya çikmis « kutsal ekmek-içki » den gelen bir uygulamaya dayaniyordu.(2)

 

Arastiricilarimiz,tarihsel verileri insanbilim kurallarini daha derinlemesine kullanarak degerlendirebilmis olsalardi, Hattusili vasiyetinde sozu edilen ‘ekmek yiyin,su için’ kavraminin « karninizi doyurun », « kendinize bakin » anlamina gelemeyecegini belki gorebilecekler ve bu tur bulgular,dini olgularin kavranmasinda

bizleri daha ileri bir noktaya tasimis olabilecekti.

--------------------

uzmanlarimizin,nedense,Hitit kayitlarina,Hattusili’nin sozlerine inanmama gibi bir saplantilari vardir.Mesela Hattusili,’benim oglum’ diye birisini gosterirse ;uzmanlarimiz agiz birligi etmiscesine, ’olsa olsa yegeni’,'kizkardesinin oglu' diye deger biçerler.

 

Mesela Hattusili,kizinin dogurdugu erkek çocuk Mursili'yi

 

« Bakin buraya,Mursili simdi benim oglum » diye tanitirsa ;uzmanlarimiz ona,’olsa olsa torunu’ diye deger biçerler.

 

 

 

Uzmanlarimiz ,burada belki,karisini « kizkardesi » akrabalik kavramiyla da niteleyen bir Hattusili bulabilecegimizi;eski donem toplumlarinin bir baska tur akrabalik iliski ve kavramlarina sahip olabileceklerini dusunmezler.

 

 

 

Eger bir Hitit kirali ile kiraliçesi birbirine ‘kiz kardesim’,’erkek kardesim’ de demis ise,kutuk kayitlarina girerek bunlarin ‘olsa olsa uvey kardes kari-koca’ olabilecegini açiklamak için adeta çirpinirlar !

 

 

 

Benzer tarihsel çagdaki Abraham’in karisina ‘kizkardesim’ demis olmasinin,eski Yunan,eski Sumer-Sami tanri ve tanriçalarinin,Dumuzi ile Inanna’nin,daima birbirlerinin « kiz ve erkek kardes kari-kocalari » olmalarinin Hititlerdeki bu akrabalik duzeni ve kavramlariyla bir ilgisi bulunup bulunmadigina dikkat bile etmezler.Boylece,garip biçimde genellikle ‘yegen’lerin vb. kiral oldugu bir Hitit tarih anlatimina

 

ulasmis oluruz.

 

 

 

 

Toplum bilimcinin gorevi,oturdugu yerde Hitit kayitlarini,Hattusili’nin sozlerini bozmak degil,kayitlarda yer alan kavramlarin içerigini tanimaya çalismak olmalidir.

 

 

 

2)

 

 

 

 

Gökten inmiş olan diri ekmek Ben`im. Bu ekmekten yiyen sonsuza dek yaşayacak. Dünyanın yaşamı uğruna vereceğim ekmek de benim bedenimdir.”(Yuhanna 6:51)

 

 

 

 

 

Tanrı`ya şükrettiğimiz şükran kâsesiyle Mesih`in kanına paydaş olmuyor muyuz? Bölüp yediğimiz ekmekle Mesih`in bedenine paydaş olmuyor muyuz?(1. Korintliler 10:16)

 

 

 

 

 

Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi. “Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın” dedi. (Markos 14:22,Matta 26:26,Luka 22:19)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Muazzez İlmiye Çığ okuyun derim....

"Kur'an İncil ve Tevrat'ın Sümer'deki Kökeni"

"İbrahim Peygamber - Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre"

"İnanna'nın Aşkı - Sümer'de İnanç ve Kutsal Evlenme"

"Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği"

 

Oldukça ilginizi çekeceklerini düşünüyorum...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Muazzez İlmiye Çığ okuyun derim....

"Kur'an İncil ve Tevrat'ın Sümer'deki Kökeni"

"İbrahim Peygamber - Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre"

"İnanna'nın Aşkı - Sümer'de İnanç ve Kutsal Evlenme"

"Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği"

 

Oldukça ilginizi çekeceklerini düşünüyorum...

 

Kesinlikle katılıyorum:thumbsup:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...