Jump to content

Fark Etmek İçin Uyanık Kalanın Sonsuz Düşüdür Gerçek


Rimmon

Önerilen Mesajlar

Alsancağın ard sokaklarından birinde bilmemkaçıncı biramı içip gene birşeylere lanet ediyorum.Saatime bakıyorum, "Bi daha içmiycem lan!" dememin üzerinden 48 saat bile geçmemiş henüz.Gözüm ilerideki kitapçıya takıldı;

 

İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You...

 

Masaya bir yirmilik bırakıp kitapçıya doğru yürümeye başladım.İçeri girdiğimde baş aşağı duruyordu ve gözlerine gece inmişti.

 

-Hoş geldin

demedi.Zaten uzun yıllardır konuşmuyorduk onunla, karşılaştığımızda konuşmuyorduk, sevişirken konuşmuyorduk, ölürken, yaşarken, bilinmez evrenlerde rüya gezginliği yaparken...Hem benim hoş bulmayacağım aşikardı,bu evrende hoşluğa dair ne varsa uzaktı bize.Bu dünyaya ait olmadığımı-olmadığımızı-, burada istenmediğimi-istenmediğimizi- kesin olarak anlayalı henüz anca bir kaç yüzyıl olmuştu.

 

O'nun adı yalnızlıktı.Hemen her eski kitapçıda, her tren garında karşılaşırdık.O yalnızlığın ta kendisiydi ve ben -başıma birşey gelmeyecekse şayet- onu seviyordum.Batan güneşle birlikte ışıksızlık binbir parçaya dökülüp üzerimize yağarken yavaşça doğruldu ve acelesiz adımlarla burnumun dibine kadar geldi.İlk defa onun tarafından istenmiyordum.İlk defa, tanıştığımızdan beri ilk defa bana şehvetle değil öfkeyle bakıyordu. Seviştiğimiz onca yıldan sonra garip gelmişti bu, soru sormadım, çıkıp gitti.

 

Bir süre etrafım bakındım, kitaplar... Yıllarca sabırla okuduğum kendimden tiksinişim...

 

Bir tabure çekip gölgeye, tam su damlayan köşeye oturdum.Bir kız girdi içeri.Güneşe muhtaç göz bebekleriyle karanlığımı taciz edişi yetmiyormuş gibi bir kaç dakika rafları inceledikten ve bir kaç kaçamak bakış attıktan sonra bakışlarını üzerime sabitledi.

 

Saçlarıma baktı, ıslaktı..."Nerede yüzdün?" dedi.Köşedeki ıslak tabureye baktım, anlamsızca gülümsedi.Islandıkça, ağır ağır akan yağmur suyundan, gözlerimdeki gece sabaha doğdu.

 

-Gidelim buradan.Dedi;

-Ama beni tanımıyorsun bile

-Herkes tanıyor seni,sen bir anka kuşuydun düşmeden önce,gidelim, hala fırsatımız varken gidelim hadi...

 

....

 

Issız ve geniş düzlüklerde yürüyorduk.Havada asılı duran alacakaranlığın kaynağını denizin dibindeki binlerce küçük deniz kabuğundan aldığını söylediğimde güldü.Çok güzel gülüyordu...Bembeyaz teni ve gökkuşağının her rengine ayrı ayrı bürünen saçları vardı.Gözlerine baktığımda, sanki farkında olmadan binlerce yıl boyunca taşıyıp durduğum bir merakı giderebilmem için bilinmeyen bir güç tarafından usulca dibe çekiliyordum.

 

Bu sonsuz çorak boşlukta, onunla, sadece mutlu olduğunu hiseettiği zamanları kaydeden birisine dair bir hikaye izliyorduk.Dudaklarımdan dökülen her kelime onun ruhuna aitti ve susamıyordum. Zaten kendisine ait olan bütün söylencelerimi benden çekip almakta kararlıydı sanki.Bin yıllık susuşumu kırmıştı...

 

Artık o benim barışım olsun istiyordum, en büyük savaşın ardından gelen mutlak barış...

 

Zaman geçti sonra.Bana kendi hikayemi anlattı, tekrar ve tekrar...Kendi hikayesi suskunluktu, o zaman anladım, o bir yalandı...Yanılsamanın parıldayan semasından kendimi kurtardığımda bakışlarındaki parıltıların ardına gizlenen o kadim karanlığı gördüm...Beni aldatmıştı... Beni kendisini aldatmaya zorlamış ve beni kendisine, kendisiyle ihanet ettirmişti...

 

O'nun adı yalnızlıktı.O yalnızlık denen durumun ta kendisiydi fakat özünde o bile yalnız değildi.En çok övündüğüm özelliğim olan onurumun sınırlarımdan sürekli taşarak aşağı dökülen kısmı onun en iyi dostuydu.Aniden kitapçıya geri döndük...Yine ters duruyordu, yavaşça doğrulup burnumun dibine kadar geldi, bu kez bakışları sevecendi.

Ve bir anda binbir suratla etrafımda dönüp duran grotesk bir çokluğa dönüştü.

O'nu dğerlerinden, kendimi O'nlardan ayırd edemedim.Dışarı çıkarken gülümsedim,

çünkü ters duran aslında bendim...

 

Ve anladım;

 

Fark etmek için uyanık kalanın sonsuz düşüdür gerçek....

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Gerçekten cümleleri iyi kullanıyorsun maverick. Ellerine sağlık dostum :) yazını hiç sıkılmadan okudum. Güzel olmasının dışında akıcıda olmuş. İnsan okudukça sonunu merak ediyor ve zevkle okumaya devam ediyor. Teşekkürler paylaştığın için. Devam etmelisin :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Beğenmene sevindim claudia... Açıkçası yazının ikinci bölümü beni pek istediğim gibi olmadı, bazen acele ediyorum yeterli zamanı ayırmadan, üzerinde düşünmeden yazıp tamamlıyorum, iyi mi yapıyorum kötü mü yapıyorum bilmiyorum :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...