Jump to content

Cahit Külebi Şiirleri


KATA

Önerilen Mesajlar

RÜZGAR

 

Simdi bir rüzgar geçti buradan

Kostum ama yetisemedim,

Nerelerde gezmis tozmus

Ögrenemedim.

 

Besbelli denizden çikip

Kiyilar boyunca gitmistir,

Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu

Yüregini allak bullak etmistir.

 

Sonra baslamis tirmanmaya daglara dogru

Bulutlari koyun gibi gütmüstür,

Oksayip otlari yaylalarda

Büyütmüstür.

 

Köylere de ugradiysa eger

Islak, karanlik odalarda besik sallanmistir,

Günes altinda çalisanlara

Imdat eylemistir.

 

Sonra baslayip alçalmaya ovalara dogru,

Hashas tarlalarinda eflatun, pembe, beyaz,

Kiraçlarda mavi dikenler..

Toz toprak gözlerine gitmistir.

 

Sehirlere ugramis ki yanimdan geçti,

Hashas çiçegine benzer kizlar görmüstür,

Bir gülüs, bir tel saç, allik pudra

Alip gitmistir.

 

Simdi bir rüzgar geçti buradan

Kostum ama yetisemedim,

Soraydim söylerdi herhalde

Soramadim.

 

 

HIKÂYE

 

Senin dudaklarin pembe

Ellerin beyaz,

Al tut ellerimi bebek

Tut biraz!

 

Benim dogdugum köylerde

Ceviz agaçlari yoktu,

Ben bu yüzden serinlige hasretim

Oksa biraz!

 

Benim dogdugum köylerde

Bugday tarlalari yoktu,

Dagit saçlarini bebek

Savur biraz!

 

Benim dogdugum köyleri

Aksamlari eskiyalar basardi.

Ben bu yüzden yalnizligi hiç sevmem

Konus biraz!

 

Benim dogdugum köylerde

Simal rüzgarlari eserdi,

Ve bu yüzden dudaklarim çatlaktir

Öp biraz!

 

Sen Türkiye gibi aydinlik ve güzelsin!

Benim dogdugum köyler de güzeldi,

Sen de anlat dogdugun yerleri,

Anlat biraz!

 

ISTANBUL

 

Kamyonlar kavun tasir ve ben

Boyuna onu düsünürdüm,

Kamyonlar kavun tasir ve ben

Boyuna onu düsünürdüm,

Niksar'da evimizdeyken

Küçük bir serçe kadar hürdüm.

 

Sonra âlem degisiverdi

Ayri su, ayri hava, ayri toprak.

Sonra âlem degisiverdi

Ayri su, ayri hava, ayri toprak.

Mevsimler ne çabuk geçiverdi

Unutmak, unutmak, unutmak.

 

Anladim bu sehir baskadir

Herkes beni aldatti gitti,

Anladim bu sehir baskadir

Herkes beni aldatti gitti,

Yine kamyonlar kavun tasir

 

Fakat içimde sarki bitti

 

 

CAHIT KULEBI (1917-)

 

Zile'nin Celtek koyunde dogdu. Istanbul Yuksek Ogretmen Okulu Turk

Dili ve Edebiyati Bolumu'nu bitirdi. Ogretmenlik, mufettislik, kultur

ateseligi, mustesar yardimciligi, basmufettislik gibi gorevlerde

bulundu.

 

Siir Kitaplari:

Adamin Biri (1946), Ruzgar (1949), Ataturk Kurtulus Savasi'nda (1952),

Yeseren Otlar (1954), Sut (1965), Siirler (1969), Turk Mavisi (1973),

Sikinti ve Umut (1977), Yangin (1980), Butun Siirleri (1982), Guz

Turkuleri (1992).

 

``1940-1950 siir kalabaliginda ozgun konulari ve sesleriyle cok dikkat

cekmis, halk nazmini yenilestiren dikkatli bicimleri, yasaminin

anilariyla yuklu duyarligi, yurt gerceklerini dile getiren tanikligiyla

onem kazanmistir... Kulebi'nin siiri, genclikteki ictenligini yitirdikce

sakinislara duser, gercegi eksik verdikce de sesini zayiflatir, yurekten

ve ulkuden yoksun bir ustalik, isine devam ederse de etkili bir

verimlilige ulasamaz dogallikla.'' (Rauf Mutluay, 1973)

 

 

Ahmet Necdet,

Modern Turk Siiri

Yonelimler, Tanikliklar, Ornekler

--------------------

bi de bu var,küçükken okur okur dururdum:)

 

KUŞUN HİKAYESİ

 

Evin önünde hark vardı,

Harkın önünde alçacık köprü,

Köprünün üstündeki çocuklar

Hayalet gibi bir kuş gördü.

 

Eğilip baktık tahtalar arasından

Uzaklardan gelme bir garip kuş.

Kuzgun gibi,balıkcıl gibi birşey,

Köprünün altına yorğun düşmüş.

 

Kutupların,denizlerin,romanların,

Sihrini taşıyordu.

Biz ona bakıyorduk, o bize

Korkusuyla karanlık ormanların.

 

Kimimiz deynekle dürte dürte...

Kimimizde kaynar su döktük,

İşedik bir güzelce üstüne,

Garip kuşu öldürdük.

 

Yaralı bir gemi gibi yüze yüze

Köprünün dışına çıktı.

Vura vura eğlendik,

Attık birbirimize.

 

Uzaklardan gelme garip kuş

Mürekkep rengi gözlerinle

Artık dünyamızı göremezsin!

Bağrışmamız gitmez kulaklarına,

Yaprakların arasında güneşe karşı

Çiftleşemezsin.

Dişiysen yumurtlayamazsında!

 

Böyle deyip kuşun dört yanında

Akşama kadar hora teptik

İnsan olduğumuzu iyice

Garip kuşa öğrettik

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ANLARSIN

 

 

Bir gece habersiz bize gel

Merdivenler gıcırdamasın

Öyle yorgunum ki hiç sorma

Sen halimden anlarsın

Sabahlara kadar oturup konuşalım

Kimse duymasın

Mavi bir gökyüzümüz olsun

Kanatlarımız dokunarak uçalım

İnsanlardan buz gibi soğudum

İşte yalnız sen varsın

Öyle halsizim ki hiç sorma

Anlarsın

 

 

 

Cahit Külebi

 

BİR UMUT

 

 

Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin,

Yitirmişsin ne varsa birer birer.

Bir sağlık, bir sevinç, bir umut

Onlar da nerdeyse gitti, gider.

 

Dost bildiğin insanların yüzleri

Aynalar gibi kapkara.

Suyu mu çekilmiş bulutların

Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

 

Taşlara düşen saat gibi

Ne artı ne eksi.

Bir sağlık, bir sevinç,

bir umut Hikaye hepsi..

 

 

Cahit Külebi

--------------------

BİLİNMEYEN

 

O ki bardağa dökülen şaraptır

(Bal yoğunluğundadır, sıcaktır, ışıktır).

 

O ki sabah erken bir bahçedir

(Çayır kokusudur, serinliktir, muttur).

 

O ki esen yeldir kar erirken

(Çiğdemdir, ağaç çiçeğidir, okşayıştır).

 

O ki içilen sudur kana kana

(Özlemdir, doymayıştır, kardeştir).

 

O ki bir yüce ırmaktır akar

(Ürküntüdür, baş dönmesidir, gidiştir).

 

O ki maviliği belirsiz denizdir

(Buğulanmadır, düştür, sevmekte ölümdür).

 

O ki bir ince kızdır ak tenli

(Yaşamdır, umuttur, gözyaşıdır).

 

 

 

Cahit KÜLEBİ

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bir gece habersiz bize gel

Merdivenler gıcırdamasın

Öyle yorgunum ki hiç sorma

Sen halimden anlarsın

Sabahlara kadar oturup konuşalım

Kimse duymasın

Mavi bir gökyüzümüz olsun

Kanatlarımız dokunarak uçalım

İnsanlardan buz gibi soğudum

İşte yalnız sen varsın

Öyle halsizim ki hiç sorma

Anlarsın

 

en yaralandığım zamanlarda bir dost bulamadığımda okuduğum şiirdir bu. ve hep acıtır.

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

SEN YOKKEN

Sen yokken gittim

Korkularımın üstüne

Hiç ardıma bakmadım

Gümüş şiirler yazdım sen yokken

Çok yangın çıktı yüreğimde

Küllerini bile savurmadım

Irak denizlerin fırtınasıydım

Uzak iklimlerin sert rüzgarları

Kulaçlarken denizinde gurbeti

Kanlı savaşlarım,

Belalı sevdalarım olmadı hiç

Ama hep sustum,

Hep ağladım, hep yandım sen yokken.

Bekliyorum dönüşünü yeniden,

Bir gelsen,

Hayatın önünden alsan beni

Bir gelsen,

Sellerin önünden alsan beni

Bir gelsen,

Ölümlü düşlerimden alsan beni.

 

Çok durdum güneşe karşı bir başıma

Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin

Sen yokken,

Az dolaşmadım gönlümün kuytularında

Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda

Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında

Zifirlerinde sadece ben üşürdüm.

Hiç aldırmadım esen rüzgara

Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya

Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından

Ama bütün yangınlar beni yaktı önce

Hep ortasında kaldım vurgunların

Vurgun nedir ki? deme

Bir babanın serzenişi nasılsa öyle

Bayrakları indirilmiş,

Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken

Hep sustum,

Hep yandım, hep ağladım sen yokken.

Bir gelsen,

Yangınlardan alsan beni,

Bir gelsen,

Dünyalarımdan alsan beni,

Bir gelsen,

Şafaksız gecelerden alsan beni,

Ama ne zaman gelsen,

Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ZERDALİ AĞACI

 

Havalar güzel gidiyor

Sen de çiçek açtın erkenden

Küçük zerdali ağacım,

Aklın ermeden.

 

Bak kurt gibi kalın yapılı

Görmüş geçirmiş ağaçlara

Küçük zerdali ağacım,

Pişman olursun sonra.

 

Şimdi okşar da hafif hafif

Bir gün yerden yere çalar rüzgâr

Küçük zerdali ağacım,

Bakma güzel gitsin havalar.

 

Sallansın dalların çocuklar gibi

Bakma güneş ısıtsın varsın

Küçük zerdali ağacım,

Sonra donarsın.

 

Zemheride bahar mı olur

Akşamları seyret anlarsın

Sakın erkenden çiçek açma

Küçük zerdali ağacım.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

SEVDA

 

Bildim ki yalnız nasibim sen,

Ekmeğim senden gelirmiş

İnsan uyuyabilirmiş

izin verirsen.

 

Dolaşamıyorum sokakta

Rüzgarlarla serinlenemiyorum

Esneyip gerinemiyorum

Upuzun yatamıyorum parkda

 

Bir mavi balon mudur bu yaz

İçi sevda dolu yolculuk

Kurtar beni artık ey çocuk

Dişleri papatyadan beyaz

 

Cahit Külebi

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

CEBECİ KÖPRÜSÜ

 

Cebeci köprüsünün üstü

Karınca yuvasına benziyor.

Hamallar, körler, topallar

Oturmuş nasibini bekliyor.

 

Cebeci köprüsü yüksek,

Altından tren geçiyor.

Ya benim aklımdan geçenler?

Kimse bilmiyor.

 

Şu dünya güzelim dünya

Tıkır tıkır işliyor,

İnsanlar insanlar insanlar

Neden böyle çekişir durur?

Aklım ermiyor.

 

Cebeci köprüsünün korkulukları

Kara boyalı.

Daha böyle köprülerden geçersin çok

Cahit Külebi!

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Atatürk Şiirleri - Serdar Yıldırım

      EŞSİZ ASKER ATATÜRK O, bir millete baştı. Yel oldu, dağlar aştı. Sel oldu, düşman kaçtı Tüm dünya buna şaştı Eşsiz asker Atatürk. --------------------------------- ATATÜRK VE CUMHURİYET O'nsuz tarih olmazdı. O, doğmasaydı. Tarih kitaplarını yırtardım, Cumhuriyet kurulmasaydı. --------------------------------- CUMHURİYET Haykır durma, Cumhuriyet 96 yaşında. Dört mevsim yaşanıyor, toprağında, taşında. *     *     *      * Birbiriyle kaynaşmış Türk Halkı'nın

      , Yer: Atatürk'çü Düşünce Kulübü

    • Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri

      En sevdiğim ile başlıyorum... Seni   Öyle uzun seviyorum ki seni Ya yaradılışta doğmuşum Ya ölümsüzün biriyim ben... Hasret Sevgimi unutmak için seyrederim bir tabloyu, bir mermeri, Ki ne kadar dalsa ruhum yeniden döner geriye: Okurum düşüne düşüne okuduğun şiirleri, Senin düşüncen geçerken üzerlerinde bir sıcaklık kalmıştır diye Oyun Oynasak Biri yıldız olsa Biri ben olsam.   Oynasak Gelse gecenin biri Çağırsak gündüzün birini Biri ben olsam.  

      , Yer: Şiir

    • Aşık Veysel Şatıroğlu Hayatı ve Şiirleri

      “Üçyüzonda gelmiş idim cihana”   Veysel Şatıroğlu, 1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çap

      , Yer: Yazarlar

    • Etkilendiğiniz Şiirleri, Dörtlükleri Yazın

      ben kendimle başlayayım   BAYRAMLAR BAYRAM OLA   Güneş yükselmeden kuşluk yerine Bir adam camiden döndü evine Oturdu sessizce yer minderine   Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..   Eli öpüldükçe içi burkuldu Konuşmak istedi, dili tutuldu Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu   Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..   Düşündü kış yakın, evde odun yok Tenekede yağ yok, çuvalda un yok Yok yoka karışmış; tuz yok, s

      , Yer: Şiir

    • Cadılar: Büyücü Bilge Kadınlar (Dr. Cahit Karakuş)

      Tarih boyunca, üreyerek var olmaya katkı verirken ilaç yapmayı, ebeliği ve hemşireliği öğrenen kadınlar, insanoğlunun dünyada var olma sürecinde tanrıça yapıldılar. Onlar ebe olarak ev ev, köy köy dolaştılar; deneyimlerini komşudan komşuya, anasından kızına aktardılar. İşler ters gitmeye başladığında ise büyücü kadın, üfürükçü ve sonunda cadı oldular, lanetlendiler ve yok edildiler; yok edilme kesintisiz devam etmektedir. Evet kadınlar her zaman üfürükçüdür, çünkü terapisttir; lisansı olmay

      , Yer: Neo-paganizm & Wicca

×
×
  • Yeni Oluştur...