Jump to content

Mehmed Siyah Kalem''İnsanlar ve Cinlerin Ustası''


semuel

Önerilen Mesajlar

Üstad Mehmet Siyah Kalem'in yaşamı ve kimliği bilinmiyor. Tarih kaynaklarından hiçbiri ondan sözetmiyor. Gerçek adı bile belli değil. Kimi resimlerin üstüne "Kâr-ı Üstad Muhammed Siyah Kalem" (Üstad Mehmet Siyah Kalem'in işi) yazılmış. Doğu'da sanatçının kendisini "üstad" diye tanımlaması olağan değildir. Ayrıca bu adın, sanatçının kendi eliyle, resimlerin belli bir köşesine attığı bir imzadan çok, gelişi güzel şuraya buraya, hatta kimi zaman resimlerine ters düşecek biçimde çiziştirilmiş olması, bu yazının, resimlerin kaydı yapılırken sonradan eklenmiş olduğu düşündürüyor. Nitekim ismin başındaki "kâr" sözcüğüde bunu kanıtlıyor. Bilindiği gibi siyah kalem ya da kara kalem deyimi, renk kullanılmayan belli bir resim tekniğini tanımlar. Renkli oldukları halde bu resimlere bu adın verilmiş olması,çizginin alışılmadık bir anlatım gücü göstermesinden ileri gelmiş olabilir. Demek ki genellikle Ortaçağda görüldüğü gibi, burada da, adı sanı belli olmayan bir sanatçının yapıtları ile karşılaşıyoruz. Bununla beraber sanatçıya sonradan verilen bu takma ad benimsenmiş ve sanat tarihine böylece yerleşmiş bulunuyor. Bu sanatçının yaşamış olduğunu kanıtlayan tek belge yapıtlarıdır. Onlar da elimize bölük pörçük geçmiş. Bu resimlerin rulo olarak yapıldıklarını ve sonradan parçalanarak albümlere yapıştırıldığı bilinmektedir. Bunlar bir araya getirildiklerinde büyük boşluklar ortaya çıkmaktadır. Parçaların çoğu kaybolmuş, pek azı elimizde kalmıştır. Bu yüzden rulolar eldeki parçalarla yeniden düzenlenerek eski haline getirilemiyor. Siyah Kalem'in sanatıyla uğraşan sanat tarihçisi, bağlamından koparılmış bir resim yığını üzerinde çalışmak zorunda kalıyor.

http://www.buelten.de/Siyah_Kalem_Demon2.JPG

Mehmed Siyah Kalem minyatürleri zamanın belirsiz derinliğinde Asya kültür ortamında yaşamış insanların gündelik hayatını yansıtmakta. Göçerler, sıradan insanlar, dervişler, Budistler, şamanlar, Hristiyan keşişler ve doğaüstü valıkların oluşturduğu sürekli hareket halindeki toplumsal sahne söz konusu. Hareketin iç dinamiği, figürlerin belli bir anlatı örgüsü bağlamında anlam kazanabileceklerini açıkça göstermektedir. Başka bir deyişle Siyah Kalem’in figürleri, kuşaktan kuşağa miras kalan güçlü bir toplumsal hafızanın kaydettiği anonim anlatının aktörlerini canlandırıyor. Böyle bir anlatının kendi içinde tutarlı bir resim dizisi oluşturacağı çok açık. Nitekim minyatürlerin bir rulodan kesilerek albümlere yerleştirilmiş olması, bu gerçeği kanıtlıyor.

 

Rulo resimlerin Asya kültüründe özellikle de Maniheizm ve Budizm kültürü içerisinde önemli bir yeri vardır. Siyah Kalem’in rulolaları tarihin belli bir yerinde bilinmeyen br sebeple parçalanmış.

 

Mehmed Siyah Kalem’in sanatının ana etkeninin İpek Yolu olduğuna şüphe yoktur zira bu yoldan sadece mallar ve değerli taşlar değil aynı zamanda kültürler, inançlar, efsaneler ve sanatlar da taşınmaktadır. Siyah Kalem’in betimlemelerinde Şaman’ın dansı, binek hayvanlarını gözden geçiren tüccarların kaygılı yüzleri, çamaşır yıkayanlar, güç gösterisinde bulunanlar, gündelik işlerin rutini içerisinde kendi hayat kozalarını örenler Siyah Kalem’in insanlarıdır. Bu insanlar arasında İpekyolu'nun yoğurduğu kültürlere ait Çin, Moğol, uygur ve Hristiyan Avrupalılara sıkça rastlanır.

 

Siyah Kalem’in sanatının eşsizliği sadece insan ve gündelik hayatı dışında doğaüstü yaratıkları betimlemesinde de yatar. Siyah Kalem’in demonları yer ile gök arasında saltanat süren, insan varlığının karşı kıyısını temsil ederler ve iyi ile kötüyü birbirinden ayıran gerçeklik dengesinin Siyah Kalem minyatürlerindeki ağırlık noktasını oluştururlar. Nakkaş hayal kurmamış sadece insanın karanlıktaki yüzünde çürüyen değerler için bir beden tasarlamıştır. Şamanizmin ve Budist ikonografinin açık izlerini taşıyan bu demonik varlıklar, sıradan insanlarla birlikte aynı gündelik hayatı paylaşırlar. İnsan kaçıran, zulmeden ve sahip oldukları büyü gücüyle insan kaderi üzerinde taht kuran demonlar, İpekyolu’nda anlatılan efsanelerin baş aktörleri olarak Mehmed Siyah Kalem’in gerçekçi dünyasında yerlerini alırlar.

 

Mehmed Siyah Kalem ve sanatı üzerine gizem daha uzun yıllar boyunca çözülmeyecek gibi görünmekle beraber, popülaritesi arttıkça bulmacının kayıp parçalarını tamamlamaya çalışacak daha fazla araştırmacının ilgisini çekeceğine şüphe yok.

 

http://www.kultur.gov.tr/TR/resimgoster.aspx?DIL=1&BELGEANAH=223597&RESIMISIM=Sergi1Resim11.jpg

 

http://bp0.blogger.com/_QEoO4GkMbBE/SInfObmEjxI/AAAAAAAAARs/Hh9JEh0dcOc/s1600-h/Mehmet+Siyah+Kalem-demonlar.jpg

 

http://www.ee.bilkent.edu.tr/~history/Pictures2/ul87.jpg

 

 

daha fazla resim içinhttp://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.ee.bilkent.edu.tr/~history/Pictures2/ul87.jpg&imgrefurl=http://www.allempires.net/forum_posts.asp%3FTID%3D17295&usg=__Mn1NzsXkjo4sFy16phSzGOCRSl0=&h=371&w=497&sz=53&hl=tr&start=14&um=1&tbnid=_O4yhHYxAly7BM:&tbnh=97&tbnw=130&prev=/images%3Fq%3Dmehmed%2Bsiyah%2Bkalem%26um%3D1%26hl%3Dtr%26rlz%3D1T4GGLR_enTR298TR298%26sa%3DN

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Resimler uçmuş... Bugün bir arkadaşım tarafından ismi söylendiğinde merak edip baktım... Gerçekten çok etkileyici... Resimleri tazeleyeyim bari...

 

http://nina.bencoya.com/wp-content/uploads/2011/05/2229.jpg

 

5687677120_2e4500eb49.jpg

 

http://www.ee.bilkent.edu.tr/~history/Pictures2/ul87.jpg

 

http://4.bp.blogspot.com/-lsVWdJDnMjo/UXLrk3ndHYI/AAAAAAAAAbs/MlCrLbLsK4M/s1600/%C5%9F.jpg

 

 

images?q=tbn:ANd9GcQpHqbuEcIOMnOMp1YCqQKivUFGYjbLrQzMORt_xr82LaNZyiJ9

 

images?q=tbn:ANd9GcT3iuD07WfcOokjMbL2FAUmy0yIINd2nmELX-o5rNqI7L5b4CH1

 

images?q=tbn:ANd9GcTOoMIsNeGGkZKRwo4i9mKTY_eT_BcvYGbW5jnXzLjVVxbmB6a7

 

images?q=tbn:ANd9GcSBq98Ig5wTzM6B89qincIT1ZCS3ZRr8RIG85Bypj9tJD4iz0DN0Q

 

images?q=tbn:ANd9GcRj87yTc7OU7nWL_ytCEiwkqPQ-flsTXPIo02nUVfuwvyYid0mp

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

1. Maveraünnehir civarında yaşamış bir Türk olduğu kabul edilmektedir.

81748_m.jpg

Testereyle ağaç kesen demonlar

Siyah Kalem hakkındaki muhtelif rivayetler, yerli-yabancı araştırmacılar tarafından dile getirilmiştir. Ancak genel olarak, 15. yüzyılda Orta Asya, Türkmenistan, Maveraünnehir civarında yaşamış bir Türk olduğu kabul edilmektedir.

 

Anne_paintings_0085.jpg

[h=2][/h]

Eserlerinin Yavuz Sultan Selim tarafından Topkapı Sarayı'na getirildiği düşünülüyor

 

cinbaz-Siyahkalem.jpg

 

Bir insanı kaçıran dev

Topkapı Sarayı’nda “Fatih Albümü”nde yer alan çizimlerin, Yavuz Sultan Selim’in İranseferi sırasında ele geçirildiği ve saraya getirildiği düşünülüyor.

 

Gocebe-Kampi.jpg

 

Bir kamp alanı

Mehmed Siyah Kalem minyatürleri zamanın belirsiz derinliğinde Asya kültür ortamında yaşamış insanların gündelik hayatını yansıtmakta.

 

20221.jpg

 

Eserleri, batılı bazı ressamları da etkilemiştir.

 

 

Büyüyle düğümlenmiş demonlar

Topkapı Sarayı’ndan çıkarılarak Batılı ülkelere götürülmüş bir koleksiyondan da bahsediliyor. Zaten Siyahkalem’in pek çok Batılı araştırmacının ilgi odağı olması, Batılı bazı ressamları etkilemesi de büyük ihtimalle bundandır.

 

Savasci-ve-ati.jpg

 

Günlük hayattan aktarımlara da yer verilmiştir.

Bir savaşçı ve atı

Siyah Kalem’in betimlemelerinde Şaman’ın dansı, binek hayvanlarını gözden geçiren tüccarların kaygılı yüzleri, çamaşır yıkayanlar, güç gösterisinde bulunanlar, gündelik işlerin rutini içerisinde kendi hayat kozalarını örenler Siyah Kalem’in insanlarıdır. Bu insanlar arasında İpekyolu'nun yoğurduğu kültürlere ait Çin, Moğol, uygur ve Hristiyan Avrupalılara sıkça rastlanır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Mehmet Siyah Kalem‟in kim olduğu, nerede, ne zaman yaşadığı bilinmiyor. Onunla ilgili tarih kaynaklarında hiçbir veri yok. Gerçek adı bile belli değil. Bazı tarihçiler diğer adı Bahşi Uygur olan Herat‟lı Muhammet nakkaş olduğunu ileri sürmüşlerse de bu konuda da elle tutulur bir bilgi yoktur. Resimlerin üzerindeki “Üstad Mehmed Siyah Kalem‟in işi” diye eklenmiş notlar, bu şekilde anılmasına yol açmıştır.

Büyük ihtimalle bu notları yazan da kendisi değildi. Daha sonra kayıt için başkaları tarafından resimlerin kenarlarına gelişigüzel yazıldığı düşünülüyor. Yaptığı resimler renkli olmasına rağmen, neden böyle adlandırıldığı da bilinmeyenler arasında.

Mehmet Siyah Kalem‟ in yaşadığını kanıtlayan tek belge yapıtlarıdır. Ne yazık ki bu yapıtların büyükçe bir kısmı da zaman içinde ya kaybolmuş ya da zarar görmüştür. 15. yüzyılın başlarında yaşadığı varsayılan Mehmet Siyah Kalem‟in resimleri rulo olarak yapılmış, ancak sonradan parçalanarak albümlere yapıştırılmış. Günümüze gelen eserlerinin çoğu şu anda İstanbul Topkapı Müzesi Kitaplığı‟nda bulunuyor.

Rulo halinde yapılan bu resimler, Orta Asya göçebe topluluklarında anlatılan epik, dramatik ve dinsel metinlerin gözde canlandırılmasında yardımcı olarak kullanılıyordu. Siyah Kalem‟in rulolarını bir tür tiyatro oyunun parçaları olarak görebiliriz (İpsiroğlu, 2008:13).

Topkapı Sarayı Müzesinde bulunan Siyah Kalem‟in resimlerinin öykü metinleri ne yazık ki günümüze gelememiştir. Aynı şekilde bir bütün olarak yapılmış resimlerden kalan parçalar arasında da bazı kopukluklar bulunur. Yavuz Sultan Selim zamanında savaş ganimeti olarak ele geçirilen resimlerin, islamın tasvire kapalı bir din olması sebebiyle de yeterince değer görmediği ve özel bir korumaya alınmadığı düşünülüyor. Bu sebeple bazı parçalar kaybolmuş, yıpranmış ya da başka müzelere götürülmüştür.

Mehmet Siyah Kalem‟in işleri, bir süre Uzakdoğu-Budist ve İran-İslam sanatlarının etkileriyle açıklanmaya çalışılsa da aslında hiçbirine dahil olamayacak kadar (İpsiroğlu, 2008:7). İpsiroğlu‟na göre Siyah Kalem‟in üslubunda büyük ölçüde Çin etkisi görülür. Fakat yine de bu üslup, uzakdoğu sanatına yabancı kalır. Siyah Kalem‟in resimlerinde Çin ustalarının ince zevkiyle uyuşmayan sert, haşin bir gerçekçilikle karşılaşırız. Uzakdoğu sanatında da Siyah Kalem‟in işleriyle örtüşen ya da benzeri örneklere rastlamayız.

Bu da onun Çin etkisine açık ama ona uzak bir yörede olduğu fikrini doğuruyor. Son araştırmalara göre, Siyah Kalem‟in, resimlerindeki figürlerin etnik çeşitliliği ve halktan kişilerin tasvir edildiği karakterlerin giyim kuşamları dolayısıyla Türkistan‟da yaşadığı tahmin edilir. Böylece, Siyah Kalem‟in işleri, kendine has tarzı ve yaklaşımıyla bir bozkır sanatı olarak tabir edilir. İpsiroğlu ilk çalışmalarında, Siyah Kalem‟in işlerini doğacı sanatın ürünleri olarak; dışavurumculuğu da işlerinin en karakteristik özelliği olarak yorumlasa da son çalışmalarına göre Siyah Kalem‟in sanatı animist bir dünya görüşünün ürünüdür.

İpsiroğlu‟nun kendi deyişiyle,

Siyah Kalem, doğacı sanatı hiç tanımamıştı, onun sanatı animist dünya görüşünden kaynaklanıyordu. Animizm inancına göre her şeyin bir ruhun vardır ve her şey gizemli güçlerin yönetimi altındadır. Bu güçlerden arınmış nesnel dünya anlayışı, Yeni çağ‟da bilimsel düşüncenin yerleşmesiyle ortaya çıkar. Siyah Kalem‟in dünyasıysa bir büyü dünyasıdır ve bilimsel düşünceden önceki aşamada, mitler çağına özgü düşüncenin yarattığı bir dünyadır. Siyah Kalem, insanlarla ruhlar arasında aracı olmayı üstlenir, o yalnız sanatçı değil, büyücüdür de.” (İpsiroğlu, 2008:8).

İpsiroğlu‟nun da belirttiği gibi Siyah Kalem, şamanizmin ve onun animist dünya görüşünün hakim olduğu dönemde yaşayanlardan; resimleriyle ruhların büyüsel dünyasının kapısını aralayanlardandır. Siyah Kalem resimleri, kukla ve gölge oyununda olduğu gibi bizi çok çeşitli tiplerle karşılaştırır. Bunlar arasında değişik halklardan (Türk, Moğol, Hint, Zenci); değişik inançlardan (Şaman, gezgin derviş, Budist ve Nesturi rahipleri) insanlara; zengin, fakir, üst sınıftan görkemli efendilere, ağır yaşamın izleri yüzlerinde okunan göçebelere rastlarız (İpsiroğlu, 2008:13). Ancak bunların dışında Siyah Kalem‟in hayal gücüyle yarattığı başka figürler de vardır:

Korku saçan cinler ve devler; güreşen, çalgı çalan, dans eden, bilinmeyen bir Tanrı‟ya at kurban eden demonlar. Orta Asya şamanizminin ve İslami dönemin birbiriyle kaynaştığı Siyah Kalem üslubundaki resimlerin dini sahnelerinde insan ve hayvan karışımı siyah, kırmızı ve sarı derili, çirkin ve buruşuk yüzlü, boyunsuz devler tasvir edilmiştir. Sanatçının hayalgücüyle oluşturduğu ve kağıda geçirdiği bu hayvansı figürlerin çok büyük olan elleri ve ayakları pençelerle son bulur.

 

image.png.0b02fdaec1a886376f744f2b7709cf89.png

Siyah Kalem, “Uyaran Demon”, (15.6 x 27.3 cm). Hazine 2153, s. 48b

Hep hareket halinde, enerjik ve güçlü olan bu masalsı yaratıkların boyunlarında, kollarında ve bacaklarında altın halkalar bulunur. Maden çubuklar, zincir ve ziller ayrıca ruhları büyülemek için ince uzun bezler, ip, çıkrık ve ucuna bir ip bağlanmış hayvan ayakları gibi araçlar kullandıklarını resimlerden anlarız.

Hareketleri ve gündelik iş sahneleriyle insan gibi davranışlar içindedirler ama şaşkın, öfkeli ve korkulu ifadeleri, postları, boynuzları ve kuyrukları onları farklılaştırır. Bununla beraber bu figürler, demon kılığına girerek cinlere karışmış, maske takıp kendinden geçerek içgüdülerin akışına kapılmış şamanlar da olabilirler.

Mehmet Siyah Kalem‟in sanatını anlamak için, onun yaşadığı bölgenin ve dönemin dünya görüşünü bilmek ve anlamak gerekir. Türkistan pek çok kültürün yollarının kesiştiği bir nokta olmasının dışında, göçebe hayatın ve Orta Asya‟nın şamanik dünya görüşünün hakim olduğu bir bölgeydi. Animik düşünce için, resimlerin gerçeğin yerini tuttuğunu söylemek gerekir.

Bu düşünce neredeyse yeniçağ batı sanatı ortaya çıkana dek hüküm sürmüştür. Aynı şekilde İpsiroğlu‟nun da sözleri bunu destekler:

Tarih öncesi mağara resimleri, insanoğlunun yaşamını etkileyen gizemli güçlerin taşıyıcısıydı. Mısırlılar ve Yunanlılar resimde kutsal bir gücün varlığına inanıyorlardı. Kült resimlerine Tanrı‟nın soluk bir benzeri diye bakmıyor, onda Tanrı‟nın varlığını görüyorlardı. Doğu Hıristiyan dünyasında, ikonlarda, resmi yapılanın gizli varlığına öylesine inanılıyordu ki, 787 yılında İznik‟te toplanan İkinci Konsil‟de „ermiş resimlerinin mucize gösterebileceği ve hastaları iyleştirebileceği‟ yolunda karar alınmıştı. Resmi canlı varlık gibi görme alışkanlığı İslamlıkta da sürer. Tasvirle, tasvir edilen birbirinden ayırt edilemediği için, Kuran dilinde “yaratma” ve “tasvir” eşanlam taşır ve Yaradan‟ın bir adı da Musavvir‟dir...” (İpsiroğlu, 2008:20)

Siyah Kalem‟in sanatının da resmin bu gücüne inanarak oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu çerçeve içinde resimlerini incelediğimiz zaman, resimlerinde yer belirtilmediği halde, figürlerin yere bağlı olduğu muhakkak hissedilir. Figürlerin yere basışları, kol ve bacak kaslarının şişkinlikleri, bacaklarının yerden güç alırmışçasına açılması ve yeri kavraması toprağın varlığını her zaman duyumsatır. Bu da doğu dünyası için önemli olan toprağa, “toprak ana”ya olan bağlılığı betimler.

Siyah Kalem resimlerindeki bir diğer özellik ise ağırlık ve hareketi betimleyiş şeklidir. Onun resimlerindeki ağırlık Ön Asya sanatında görülen hareketten yoksun donmuş ağırlık değildir. Siyah Kalem‟in figürlerinde iki karşıt güç birleşir. Yer çekiminin gücüne, canlı vücudun buna karşı koyan etkinliği eklenir. Bu taşkın güç en çok ellerde ve ayaklarda toplanır. Kendilerini kaptırıp güreştikleri ya da dans ettikleri zaman çılgınlığa varan bir güç boşalmasıyla karşılaşırız (İpsiroğlu, 2008:22).

image.png.ffbb912ff36df815117f91d66fd9f15d.png 

M. Siyah Kalem, “Demonların Dansı”, ( 48,5 x 22,2) Hazine 2153, s. 64a

Ortada iki demon hora tepiyor, iki yanda çalgıcılar kastanyet ve zillerle tempo tutuyorlar. Biri yukarı sıçrarken diğeri aşağı düşüyor. Birini arkadan, ötekini önden görüyoruz. Bu da bize hareket duygusunu açıkça hissettiriyor. Aynı zamanda her ikisi de kendi ekseni etrafında dönüyor. Dans edenlerin hareketiniyukarıda uçuşan mendiller tamamlıyor. Bu resimde her şey hareket halinde, öyle ki yere oturmuş çalgıcılar bile el ve ayak parmakları, karın kaslarıyla hareketin nefes kesen ritmine uymuşlar.

Bu sahne büyük bir olasılıkla ruhlarla bağlantı kurabilmek, onları çağırmak ya da kaçırmak için yapılan bir dinsel ayini gösteriyor. Ayine katılanlar ruhları taklit ediyorlar. Yüzlerine demon maskesi takmışlar. Sadece birinin maskesi yok ve soluyan yüzü açıkça görünüyor. Bilinç bağlarından kopabilmek için, kendilerinden geçinceye kadar tepiniyorlar (İpsiroğlu, 1985:39).

Bu betimlemelere göre dans edenler büyük ihtimalle şamanları temsil eder. Siyah Kalem sanatının bir başka özgün yanı da “görünen”de “görünmeyen”i aramasıdır, özü arama ve yansıtma amacındadır. Yani o resimlerinde sadece duyuların verdiklerini yansıtmaz, ayrıca duyuların verdiklerini algısında parçalayıp yeniden kurar. Çağdaş sanatın deyimiyle bir kavram ressamlığından söz edebiliriz. Kavranamayanı kavranır kılan bir kavram ressamlığı (İpsiroğlu 2008:23).

Beyaz kağıt üzerine keskin konturlarla çizdiği figürlere, Siyah Kalem gölge ışık karşıtlıklarıyla rölyef verir. Hacmi üç boyutluluğu içinde gösterebilmek, özün parçalanamaz bütünlüğünü vermek için, nesnelerin çeşitli görünümlerinin bir bakışta kavranmasını sağlayan bir şemaya başvurur. Örneğin ikili gruplarda figürlerden birini önden gösterirse ötekini yandan ya da arkadan gösterir. Bu şema, ona, aynı resimde figürleri çeşitli yanlarından gösterme olanağını sağlar.”

Mehmet Siyah Kalem, mesela bir atın yürüdüğünü göstermek istediği zaman ayaklarının birini alttan diğerini üstten gösterir. Aynı şekilde dans edenlerin ayak ve vücut hareketlerini farklı açılardan görürüz .

image.png.6408d9a4318ec826cd009962acb972a5.png 

M. Siyah Kalem, “Dans Eden Şamanlar”, (24.8 x 18.5 cm) Hazine 2153, s.

 

Siyah Kalem, resimlerinde vermek istediği hisse göre organların biçimlerini çarpıtarak kullanır. Bu da onun resminde saptanmış bakış noktasının bağlayıcı bir ilke olmadığını gösterir. O biçimleri istediği gibi kafasında parçalıyor ve sonra kağıt üzerinde yeniden kuruyordu. Böylece Siyah Kalem, duyular dünyasından yararlanıyordu ama bu dünyayı çarpıtarak ondan kendilerine özgü varlıklar ve yaşamları olan figürler yaratıyordu.


Siyah Kalem, Leonardo ya da Dürer gibi gizemli güçlerden arınmış nesneler dünyasını estetik kaygılarla yansıtan bir sanatçı değildir. O, daha çok ilkel toplumlardaki büyücüye benzetilebilir. Resim yapma ve büyü yapma burada eşanlam taşıyor. Resim, ruhların çağrılmasına aracı oluyor ve Siyah Kalem‟in yaratıkları bu çağrıyla resimlerinde bir bir beliriyorlar.”(İpsiroğlu, 2008,27).

image.thumb.png.489230d771d6d84363af55191e6eeeba.png

M. Siyah Kalem, “Gösteri”, (19,7 x13,1) Hazine 2160, 89a

Siyah Kalem‟in insanları hep bir gerilim içindedirler. Yüzlerinde korku ve öfke karışımı bir şaşkınlık ifadesi vardır. Bakışları çivi gibi, yüzleri donmuştur. Siyah Kalem‟in resimlerindeki demon suratları da hiçbir bireysellik göstermezler. Bu nedenle demonların insanlara ve hayvanlara şifa sağlamak ya da onları kötülüklerden korumak için maske takıp demon kılığına girerek, ruhları taklit eden insanlar (şamanlar) oldukları düşünülebilir (İpsiroğlu, 2008:28).

Siyah Kalem‟in resimlerinde bozkır yaşamının gündelik hayatına dair pek çok sahne görürüz. Bu sahnelerde de çok çeşitli etnik ve sınıfsal farklılıkları olan figürlere rastlarız. Herbirinin yaptıkları işler, giyim şekilleri, vücut ve yüz yapıları özenle çizilmiştir. Alt sınıfın insanları sade görünüşlü ve yıpratıcı yaşamlarının izleri yüzlerinden okunur derecede kırış kırıştır. Soylular sınıfından olanların dış görünüşleri daha iri ve sağlam yapılıdır. Kafalarındaki sarıklarında da soylulardan olduğunu belli eden armaları bulunur.

image.png.14c5fe6484932300121aa2ed18a90800.png

M. Siyah Kalem, “Yörük Kampı”, (36,4 x 19 cm). Hazine 2153, s8b

O halde genel olarak Siyah Kalem resimlerinin konu bakımından iki gruba ayrıldığını söyleyebiliriz: Dini resimler ve göçebe hayatı canlandıran resimler (İpsiroğlu, 2009:48). Resimde yörüklerin günlük yaşamını ayrıntılarıyla görebiliriz. Sahneler yan yana sıralanıyor ve iki dize oluşturuyor. Sol yukarıda iki adam hem konuşuyor hem de çamaşır yıkıyorken, hemen onların yanında büyükçe bir kazanda yemek pişiyor. Kazanın yanındaki kişi yere çömelmiş ve tüm gücüyle ateşi üflüyor. Yanında da kap kacaklar bulunuyor. Sağ üst köşede ise çatılmış üç mızrak üzerine ok, yay, iki matara ve bir hortum bulunuyor.

Hemen onların altında ise yarı soyunmuş çelimsiz bir adam, önünde eşyaları, yanında koşum takımıyla uğraşan bir üniformalı, oynaşan av köpekleri ve otlayan avlar. Otlayan atlar bu resimde özellikle dikkat çekiyor. Atlar yan yana fakat birbirine ters yönde duruyorlar ve uzuvları ve eklemleri alışılmadık çarpıtmalarla birbirine dolanıyor, kimisini alttan kimisini üstten görüyoruz.

 

Dini resimlerine baktığımız zaman ise, tektanrılı dinlere yabancı olan ve Şamanizmi yansıtan resimler olduğunu görürüz. Bu resimlerde tasvir edilen figürler, insan ve hayvan karışımı devler, demonlardır. Sağlam ve iri vücutları insana benzerken, kuyruk, boynuz ve pençeleriyle yüzlerindeki korku veren ifadeleriyle insanlardan ayrılıyorlar. İpsiroğlu‟nun görüşüne göre bu öğeler insan olduklarını unutturmak için sonradan vücutlarına takılmış gibidir. Şamanik dünya görüşüne göre bu figürler büyük ihtimalle kimi ruhları betimliyorlardı. Yalnızca şamanların iletişime geçebildiği bu ruhların hayvanları andıran görünüşleri vardı. Siyah Kalem de bu ruhları kendi hayal gücüyle bu figürlerle tasvir etmiş olabilir.

Başka bir düşünceye göre de bu figürler maskeler takmış şamanlar olabilir. Şamanlar esrimeleri sırasında kimi zaman maskeler takar, çalgılarını çalarlar ve şarkılar söyleyip hatta bazen çığlıklar atarak dans ederler. Bu esrime sırasında şamanlar ruhlar arasına gider ve onlarla iletişime geçerler. Kimi zamanlar da onlarla dövüşerek pazarlığa girerler. İşte bu demon resimlerinde de esrime sırasında ruhlar dünyasındaki şamanları da tasvir etmiş olabilir.

Demonların boyunlarında, kollarında ve bacaklarında taşıdıkları altın halkalar da yine şamanlar için önemli olan maden eşyaları anımsatıyor. Diğer kullandıkları eşyalar arasındaki madeni çubuklar, zincirler ve ziller de bu durumu pekiştiriyor.

Bizim burada demon kılığına giren insan, yani cinle büyücü arasında yaptığımız ayrım, Siyah Kalem için önem taşımıyordu. Animizm dünyasında cansız bir varlık yoktur. Her şeyin ruhu vardır. Bu ruhlar, her yerde, özellikle doğa güçlerinde belirirler: Yağmurda, rüzgarda, dağda, tepede, bitkide, hayvanda ve insanda... Pagan insan, ruhların kutsal varlığını resim ve maskeyle saptayarak kendi gücünü anlatmak ister. İlkel düşünceye göre maske, dört tarafta dolaşan ve bir türlü huzur bulamayan başıboş ruhların barınağıdır; görünmeyen ruhlar maskede belirir ve görünür hale gelir. Bu yüzden maske takarak kendisini gizleyen büyücü o ruhla özdeşleşir. Artık insan gibi konuşmaz, o ruhun sesiyle çığlıklar atar. Siyah Kalem açısından, ruhla ruhu çağıran büyücü arasında kesin sınır olamazdı, sadece bir geçit olabilirdi. Nasıl ruhlar insana benziyor ve insan gibi davranıyorlarsa, Siyah Kalem‟in insanları da ruhları büyülerken demon kılığına girerek onlarla özdeşleşiyorlar.” (İpsiroğlu, 2008:36).

image.png.3f3d19cb414ce71b332d214f39275f51.png

M. Siyah Kalem, “Moğol Düğümü ve İki Demon”, (23,7 x 17,4 cm), H. 2153, s.34b

Siyah Kalem resimlerinde sıkça rastladığımız ve üzerinde durulması gereken diğer önemli bir motif de düğümlenmiş bezlerdir  Resim de açık bir şekilde, yerde oturmuş iki demonun üstündeki boşlukta duran düğümlenmiş bir bez ve aşağıda yine iki figürün ortasında, uçlarına tokmak ve zincir takılı halkalarla birbirine geçmiş maden çubuklar göze çarpıyor. Bu gibi öğeler Siyah Kalem‟in resimlerinde sık sık rastladığımız büyü öğeleridir. Hayvanlar kimi zaman dizgin yerine boyunlarında düğümlenen bezlerle yürütülüyor. İnsanlar ve demonlar da bunları boyunlarına, kollarına doluyor, dans ederken de havada savuruyorlar. Bazı resimlerde bunlar birbirine dolanarak sanat tarihinde “Moğol Düğümü” diye adlandırılan bir motif oluşturulur (İpsiroğlu, 1985:40). Bu düğümler, şamanlığın önemli bir öğesi olan büyünün simgesidirler. Büyü bir tür düğüm, bir bağ olarak görülür. Bu resimlerde de bir büyünün nasıl yapıldığı gösteriliyor, çoğu kez büyü bağlayarak yapılır ve büyünün bozulması için de düğümün çözülmesi gerekir. Bugün hâlâ bir dilek dileyip ağaçlara çaput bağlama, kısmeti bağlandı ya da açıldı gibi deyimler, o günlerden gelen alışkanlıklarımızı gösterir.

 

Daha fazla inceleme için M.Ş.İPŞİROĞLU'nun kitaplarını inceleyebilirsiniz 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Siyah tuz

      Siyah Tuz   http://img6.imagebanana.com/img/v7lpnykw/J2HROSCA2PE8GVCAX69DL1CA40Z5PWCA5I08.jpg   Siyah tuz uzaklaştırma ritüellerinde, bağlama ritüellerinde kullanılır. Araçladan veya yerlerden negatif enerjiyi uzaklaştırmak için kullanılır. Büyüden, nazardan ve diğer zararlı şeylerden korunmak için, bu tür olumsuzlukları uzaklaştırmak için kullanılır. Ritüel aletlerinizi siyah tuz ve suyla banyo ettirerek arındırabilirsiniz. Sonra aletleri iyice arındırmak ve sadece pozitif enerjilerin bulunma

      , Yer: Neo-paganizm & Wicca

    • En Siyah Siyah

      , Yer: Gnoxis Cafe

    • Sıradışı Satranç Ustası Bobby Fischer

      Robert James "Bobby" Fischer (d. 9 Mart1943, ABD - ö. 17 Ocak2008, İzlanda), dünyanın en iyi satranç ustalarından sayılmaktadır. 1972 - 1975 yılları arasında, 11. Dünya Satranç Şampiyonu unvanını taşımıştır. ABD'de doğan, vatandaşlıktan çıkarılan ve İzlanda'lı olarak hayata gözlerini yuman Fischer, ABD'nin yetiştirdiği "tek" dünya satranç şampiyonudur. Yahudi bir anneden dünyaya gelen, Anti-Amerikan ve Antisemitik olmakla suçlanan, uzun yıllar kanun kaçağı olarak yaşayan Fischer'in oyunla

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

    • Siyah

      Hayatını renklendirmek için siyahı tercih edenler, yalnızca renkleri görmekte zorlanacak kadar vasat kimselerdir. Siyaha karışanı görmek kolaya kaçmaktır. En acınası insan tipi, savaşçı-vasat siyah dünyalı, duygusal ve muhteşem renkli hatalarını karartıp, karartı içinde hatasını siyahtan farklı olduğu için çözümlemek yerine özümseyen, görmek için renkleri siyaha taşıyan kimselerdir.   Siyah dünyalı insanlardan tiksinin! Zira tiksinmek, kusurlu ve zararlı maddelerin hasarından korunmak için sah

      , Yer: Felsefe

    • Elif Şafak Siyah Süt

      Geçenlerde yazmıştım kötü bir anne olduğum hakkında sonra bu kafama çok takıldı bide çattadanak biri söyleyince daha çok kafama takıldı. Geceleride uyumuyorum artık uyku tutmuyor ne zıkkımsa ondayım. Bunalımdayım. Daha üç saat önce uyumuşum zora ki kalktım o da neden karşımda bi herif beni sınıyıp duruyor kalkcammı kalkmayacammı Erkeklerin canı cehenneme siz hiç anne oldunuz mu Bu yüzden bilemezsiniz ve eskisi gibi güçlü idealist olmayan kadınları suçlayamazsınız Elif Şafak bunu çok güzel anlat

      , Yer: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri

×
×
  • Yeni Oluştur...