Jump to content

Erdoğan Alkan Şiirleri


semuel

Önerilen Mesajlar

Erdoğan Alkan

Günümüz şairlerinden. 1935 Sivas Şarkışla doğumlu. Önce Samsun Lisesini sonra SBF'yi bitirdi. Kaymakamlık yaptı daha sonra TRT'ye geçti.İstanbul'a yerleşti, değişik gazetelerde yazılar yazdı. Şiirleri, Fransızcadan yaptığı şiir ve roman çevirileriyle tanındı. Paul Verlaine'in hayatı, sanatı ve 40 şiirinin çevirisinden oluşan 1961'de yazdığı kitap, çeviri alanındaki olumlu çabalardan biridir. Rimbaud'tan seçme şiirler adlı çeviri kitabıyla 1982 Yazko Çeviri büyük ödülünü kazandı. Şiir kitapları arasında Güneş Tozları (1958), Equanil Çiçekleri (1964), Kerem Gibi (1971), Kuş Ormanı (1981) sayılabilir. Halk Edebiyatı'nın izleri görülen bir sanatçımızdır

 

Miras

 

 

 

Karşılıksız sevdalardan usandım

Artık unutacağım bankadaki kızı

Beni seven birisini bulacağım,

Varsın cüce boylu olsun;

Çipil gözlü, yumuk gözlü,

Varsın saz benizli olsun.

Paşa gönlüm dileyince

Kolları boynuma dolansın yeter.

 

Alacağım ellerini ellerime

Parmak uçlarını sevdiğim çitlenbiğim

Çipil yüzlü, çirkin yarim.

Cüce boylum, iki gözüm gel diyeceğim.

Ona sevdalardan yana, mutluluktan yana

Oynak türküler söyleyeceğim

Sonra gerdeğe gireceğim çirkin yarimle.

Eğer yine unutamazsam bankadaki kızı

Kafayı çekip de bir akşam

Kapısına gideceğim,

Gel işte gör diye, gözünün önünde

Üç kurşun sıkıp bu kara sevdayı öldüreceğim.

Biliyorum bankadaki kız

Beni sevmediğine pişman olacak.

Kalbinde ince bir sızı dudaklarında mısralarım

Ulu bir sevdadan miras kalacak.

 

 

Sfenks

 

 

 

Sessizliğin görkemli saltanatı,

 

Genç vurulmuş, yüzü yaralı bir kaya

 

Açmış kuyu ağzım sonsuzluğa

 

Uzaklardan tek bir yolcu bekliyor.

 

 

 

Yatmış kumun üstüne hörgüçlü dağlar

 

Şişman bir kadının mor memeleri gibi,

 

Ses yok, havada kuş, yerde bitki yok,

 

Yalnız kum, deniz... ve uçuşan kağıtlar

 

 

 

Belki boş, belki de elyazıları

 

Kızgın güneş altında hangi ellerin,

 

Sfenks gibi ağzı yaralı bir devin

 

Çölün boşluğuna bakarak yazdığı.

 

 

 

Döğüyor bacaklarımı kum fırtınası,

 

Kulağımda Kızıl Deniz'in uğultusu,

 

Yürüyüp Sfenksle buluşuyorum:

 

 

 

"Yeni soylar üreten ece arı gibi

 

içinde balla billurlaştığım şiir

 

Sert bir elmasa dönüştürdü beni,

 

 

 

Senin gibi yaralı ölümsüzlüğü

 

Seçtim ve taşlaştım, rüzgârlar artık

 

Yıpratamaz bu düz, saydam yüzümü."

 

 

BÜYÜ

 

Şeytan dağındaki mağarada

Duydum, büyücü bir kadın yaşarmış

Aşka inanmayan taş kalplileri

Büyüler, kara sevdalı yaparmış.

 

Yüreğimde yenilginin acısı

Yollandım şeytan dağına

Az gittim uz gittim bir akşam üstü derken

Vardım büyücünün mağarasına

 

 

Dedim ki, bir halden bilmeze düştüm,

Al bütün varımı yoğumu

Bir büyü yapta anlasın

Sevdanın ne yaman şey olduğunu

 

 

İki yürek oydu iki taştan,

Koydu bulanık bir suya

Üç vakit sonra gel diye

Seslendi kör kuyuya

 

Üç gün, üç ay, üç yıl bekledim

Derken bir akşam üstü çalındı kapım

O kendini beğenmiş deli dolu kız

Ne hale gelmişti Allah'ım!

 

Kara gözlerinde şimdi

Kara gecelerin acısı vardı

Ağladı kapandı ayaklarıma

Sev beni, sev diye yalvardı

 

Git dedim istemiyorum artık

Biraz da sen öğren ağlamasını

Geceler boyu duy bir yol

Yalnızlığın kahreden acısını.

 

İnanmayın dostlar, inanmayın...

Ne büyü var ortada ne de büyücü.

Yıllardır kendimi avutmak için

Uydurdum bu yaşanmamış öyküyü...

--------------------

Bir Avuç Sevda

 

Bir avuç sevda ver bana

Büyüteyim deniz olsun

Bir avuç su iste benden

Dağlar taşlar dümdüz olsun

 

Bir avuç sevda ver bana

 

Bir tohum ver yeşereyim

Bozkırda bağ bostan olsun

Bir gül yaprağı ver bana

Dünya gül gülistan olsun

 

Bir gül yaprağı ver bana

 

Yeter inanayım sana

Deli boran ayaz olsun

İster ateşe yanayım

Bedenim harlı köz olsun

 

Bir avuç sevda ver bana

 

Yağıyor üstüme ateş

Bu alev senin dilindir

Yağıyor üstüme ateş

 

Bir gül yaprağı ver bana

 

Kaç kez savaşa girdiysem

Bu senin ağzın içindir

Yüreğim yangın yeridir

Bir avuç sevda ver bana

 

Bir avuç sevda

 

 

EYLÜL ÇALGICISI

 

Denizden esen mavi yel

Yorgun yaprakları uğurluyor

İyi geceler diyor ağustos böcekleri.

 

Ablak yüzlü ayçiçeği

Başı önüne eğik

Dinliyor geceyi.

 

Ben ayrılıklar ozanı

Mevsimlerin eylül çalgıcısıyım

Otların yağmurlu kirpiklerine

İniyor yıldızlardan sesim

 

 

Körfez

 

Mutluluk ince bir çizgi

geçiyor gün ışığından

 

Umutların ve düşlerin bittiği

vakte erişince zaman

artık ne ay ne çiçek

ne de yıldızlar altında

dolaştığın geceler

 

karda üşür yağmurda ıslanırsın

 

Tenha bir ağacım gölgesiz

kuşlar konmayan dalına

eteğine yolcular uzanmayan

 

Kanatları kar

yüklü yağmur yüklü

 

ağır bir kuşum

çarpıyorum pencere camlarına

 

Yüreğim ılık

karanlık bir körfez

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...