Jump to content

Batıl inanışlar


Dolunay

Önerilen Mesajlar

Batıl İnanışlar

 

 

 

 

Birlikte yaşayan insanlar arasında kimi zaman korkudan, kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman da rastlantılardan doğan bir takım inanışlar vardır. Bunlara "batıl inanışlar" denir. Bu inanışlar, ilk insanın var oluşundan günümüze kadar sürüp gelmiştir. Çoğunun bilimsellikle, akılla, çağdaşlıkla ve dinsel inançla bir ilgisi yoktur. Bunlar akılla bağdaşmadığı halde yazık ki insan oğlunun gönlünden, beyninden, vicdanından sökülüp atılamamışlardır. Bu tür inanışların doğmasında kişilerin doğal yapısı etken olduğu kadar büyüklerin, kimi din görevlilerinin cehalet örneği sözlerinin de etkisi olmaktadır. İnanışlar kişiden kişiye değişmekle birlikte ortak yanları da vardır. İnegöl halkından derleyebildiğimiz batıl inanışlar şunlardır.

 

A

 

Ayak ayak üstüne atılarak yemek yenmez, sofraya saygısızlıktır denir ve kıtlığa işaret sayılır.

Ayna kırılması uğursuzluktur; aynanın kırıldığı ev yedi sene iflâh olmaz denir.

Ayın onüçü uğursuz sayılır, o gün hiçbir şey yapılmaz.

Arabanın önünden geçilmez.

Arabanın önünden tavşan geçmesi uğursuzluk sayılır.

Ayakta pantolon giymek yoksulluğa işaret sayılır.

Akşam karanlığında kimseye süt verilmez, verilirse hayvan sütten kesilir denir.

Ayva çok olan yerin kışı azgın olur denir.

Ateşle oynayan çocuk altını ıslatır.

B

Baykuşun saçakta ötmesi ölüme işaret sayılır.

Bir şeyi kırk kere söylersen olur denir.

Bir insanın başka bir insana domuz demesi uygun bulunmaz; diyenin iştahını kırk gün kesileceğine inanılır.

Bir kimseye süt verilirken içine küçük bir kömür parçası ya da bir yeşil yaprak atılır, atılmazsa hayvanın sütünün kesileceğine inanılır.

Bir evin çevresinde kargaların gezinip uçması iyi sayılmaz.

C

 

Cuma saati yola çıkılmaz.

Cuma günü salâ ezan arasında iş yapılmaz.

Cumartesi ve Salı günleri çamaşır yıkanmaz.

Ç

 

Çocuk yalnız bırakılmaz, bırakmak gerekirse yanına bir süpürge konur.

Çamaşır kazanı uzun süre ateşte bırakılmaz, bırakılırsa o evden cenaze çıkar denir.

Çocuklara nazar değmemesi için nazar boncuğu takılır.

Çam ağacının kozalağının çok olması o yıl kışın şiddetli olacağına işaret sayılır.

Çarşamba günü yorgan kaplayan hastalanır.

Çocuğun üstünden atlanmaz, atlanırsa boyu kısa kalır denir.

Çocuk çamaşırlarının gün batımına kadar dışarıda askıda kalması çocuğun büyülenmesine neden olur, diye düşünülür.

D

 

Dince kutsal sayılan gecelerde süpürge işi yapılmaz.

Doğum yapmış bir kadının gece gezmesi iyi sayılmaz.

Dört yapraklı yoncayı bulanın talihinin açılacağına inanılır.

E

 

Ezan sırasında duyulan köpek uluması ölüm haberi sayılır.

Evde bebek emeklerse misafir gelir, denir.

Eller birbirine bağlanmaz, bağlanırsa kısmetin kesilir denir.

El ve ayak tırnakları birden kesilmez, kesenin bir üzüntü bir sevinçle karşılaşacağına inanılır.

Esnerken ağız kapanır, kapamayan şeytana ezan okumuş sayılır.

Elden ele makas alınmaz, makas düşman sayılır.

Ezandan sonra komşuya ekmek mayası verilmez.

Erkek çocuğun kesilen ilk saçı atılmaz, babasının cebine bereketi artar inancı içinde konur.

Ekmek kırıkları atılmaz, toplanıp yenirse evin bereketi çok olur denir.

Ellerini kavuşturanın kısmeti kapanır, anası ölür denir.

G

 

Geceleri tırnak kesilmez

Geceleri aynaya bakılmaz.

Gelinin anne evine dönmesi için gelin arabasının ardından su dökülür, su tası ters çevrilip üstüne oturulur.

Gece sakız çiğnenmez, çiğneyenler için ölü eti yiyor denir.

Gece ayağı ile oynayanın anne ya da babasının öleceğine inanılır.

Gece ıslık çalınmaz, çalan için şeytanı çağırıyor denir.

Gece örümcek almak günah sayılır.

Gece yıldızları saymak iyi değildir denir.

Gece dışarıya kül atılmaz, suya kızgın kül dökülmez; yapanların uğrayacağına, yani cin çarpmasına tutulacağına inanılır.

Gece yorgan kaplanmaz.

Gece çamaşır yıkanan yerden geçilmez, çamaşır sularının üzerine basılmaz.

Gece kapı arkasında oturulmaz, oturanın iftiraya uğrayacağı düşünülür.

Gelin ayakkabısının altına mahalledeki kızların isimleri yazılır, düğün sonunda kimin ismi silinmediyse önce onun evleneceğine inanılır.

Gelin arabasının önünden geçilmez.

Gece vaktinden önce horoz ötmesi uğursuzluk sayılır.

Gökkuşağının altından geçen insanın cinsiyet değiştireceğine inanılır.

H

Hıçkırık tutunca; “Bir kimse andı” denir ve “dostsa ansın, düşmansa çatlasın” diye söylenir.

Hapse giren, ölen birinin yüzüğünü takarsa çabuk çıkar denir.

Hastalar kurşun dökülür.

İ

 

İki bayram arası düğün yapılmaz.

İkindiden sonra el işi yapılmaz.

İkindiden sonra bebek çamaşırı güneşe asılmaz.

İnsan üzerinde giysi söküğü dikilmez.

İkindiden sonra hiçbir yere kül atılmaz.

İnsanın önünden kara kedi geçmesi uğursuzluk sayılır.

İkindiden sonra örümcek alınmaz.

İşi yarıda bırakanın ölümü zor olur denir.

İki bebek kırkı çıkmadan aynı odada bulundurulmaz. Bulundurulursa birinin büyüyeceğine diğerinin kısa boylu kalacağına inanılır, buna “kırk basar” denir.

İki bayram arası nikâh kıyılmaz.

İğde dalı, leylek boku ve mavi boncuk bir araya bağlanır, koltuk altına konursa nazar değmez denir.

İki gelin aynı eve alınmaz.

İşe giden erkeğin önünden geçilmez.

İki kadının arasından geçen erkek karısına söz geçiremez.

K

Köpek uluması iyi sayılmaz, duyulduğunda “sahibine uluyasın” denir.

Kızlar, iki öğün arasında yemek yerse kısmeti kapanır.

Kurban bayramının ilk üç günü elişi yapılmaz.

Küle basılmaz, basan çarpılır denir.

Karanlık yerden geçilmez, geçilmek zorunda kalınırsa “destur” denir.

Kapı eşiğine basma, iftiraya uğrarsın denir.

Kuş pisliği başa düşerse para gelecek denir.

Kulak çınlaması uğursuzluk sayılır.

Kuşun gagasıyla cama vurması gelecek haberin işareti sayılır.

Kesilen tırnak yere atılmaz, üstüne basılmaz.

Kapı eşiğinde oturmak iyi değildir, oturanın kısmeti kapanır.

Kara kedi görmek uğursuzluktur denir.

Kayan yıldız ölüme işarettir.

Kırkı çıkmamış bebek sokağa çıkarılmaz, mezarlığın yanından geçirilmez; tersi yapılırsa “kırk basar” denir.

Kahve içen oğlan çocuğunun bıyıkları çıkmaz, köse kalır.

Küçük çocuk avucunu çok sıkarsa büyüyünce cimri olur.

Küçük çocuğun ayak tabanından öpüldüğünde erken yürüyeceğine, dudağından öpüldüğünde erken konuşacağına, ensesinden öpüldüğünde inatçı olacağına inanılır.

Küçük çocuk apış arasından bakarsa eve misafir gelir.

Kapının eşiğinden içeriye sağ ayakla girmek uğur getirir.

Kedinin kıbleye dönüp ön ayaklarıyla başını kaşıması yağmur yağacağına işaret sayılır.

Kaza geçiren kişinin yeniden kaza geçirmemesi için başında tuz ya da para çevrilir.

L

 

Leyleği havada gören o yılı durmadan gezerek geçirir, yerde gören evinde oturur.

Lağıma bulaşık suyu dökülmez, döken çarpılır.

Loğusa kadının kırk gün sokağa çıkması iyi sayılmaz.

M

Makasın açık kaldığı evde kavga çıkacağına inanılır.

Merdiven altından geçmek uğursuzluk sayılır.

Meleğin sağ, şeytanın sol omuzda olduğuna inanılır.

Mahalle halkından ölen olursa dolu su kapları boşaltılır.

Mezar ve mezarlığa doğru parmak uzatılmaz, uzatılırsa o parmağın ısırılıp ayak altına alınması gerekir.

Mavi boncuk nazarı engeller.

Makası açık bırakınca düşmanın ağzı açılır.

Ö

 

Ölünün yıkandığı yerde yedi gece mum yakılır.

Ölü geçerken tırnaklara bakılmaz.

Örümcek tutmak fakirliğe yol açar.

Ölünün gözleri açıksa daha dünyasına doymamış denir.

Ölünün gözleri açıksa, arkasında kısa süre sonra bir başkasının öleceğine inanılır.

P

 

Parmak kütletilmesi şeytanlara tesbih çekmek olarak düşünülür.

Pazarda, pazarcıdan ilk alışveriş yapan kişinin aldığı malın parasını tezgaha atması uğur sayılır.

Parmak kütletenin şeytanlar başına toplanır.

R

Rüyada minare görmek sevinçli haberdir, ölü diri getirir, yeşil muradtır, asıldığını görmek ulu kişilerden görülecek yardıma işarettir.

Rüyada yumurta görmek kötü söze ve dedikoduya işaret sayılır.

Rüyada beyaz koyun görmek kışa ve yağacak kara işarettir.

Rüyada erkek cinsel organı görenin bir kadın yakını ölür.

Rüyada insan pisliğini görenin eline para geçer.

Rüyada kız çocuğu gören sıkıntılı haber alır.

Rüyada erkek çocuğu gören sevinçli haber alır.

Rüyada eline altın alan para kazanır.

Rüyada al at göre muradına erer.

S

 

Sağ göz seyirmesi sağlığa, sol göz seyirmesi varlığa işaret sayılır.

Saç taramasında tarakta kalan saç sokağa atılmaz; atılırsa bir tavuğun ayağına dolanır, sürekli başın ağrır.

Sol avuç kaşınırsa para gelir, sağ avuç kaşınırsa para çıkar.

Salı günü başlanan iş sallanır, bu nedenle işe başlanmaz.

Sabun bir başkasına el üstünde verilir.

Saçak altından geçen çarpılır.

Sırtında giysisini diken aklını dikermiş.

Sokak kapısının arkasına asılan diken aileyi nazardan korur, ekin asılırsa bereket çok olur.

Su içerken sol el başın üstüne götürülür.

Salı günü yola çıkılmaz.

Sabah işe giden erkeğin önünden kadın geçmez, geçerse o erkeğin işi rast gitmez.

Suyun boş yere kaynatılması uğursuzluktur.

Salı ve Cumartesi günleri çamaşır yıkanmaz.

Sofraya önce büyükler oturur, yoksa sofranın bereketi kaçar.

Sobada ya da ocakta odunların ses çıkararak yanması o ev sahibi hakkında dedikodunun yapıldığına inanılır.

Ş

 

Şimşek çakarken kırmızı giysi giyilmez.

T

 

Terlik ve ayakkabının ters dönmesi iyi değildir.

Tuvalette konuşulmaz, uğursuzluktur.

Tavuğun ötmesi uğursuzluk sayılır.

Tahtaya üç kez vurmanın kötülükleri kovacağına inanılır.

Terlik ve ayakkabı ters çevrilirse evden ölü çıkar.

Y

 

Yeni yapılan evin temeline kurban kesilir.

Yola çıkanın arkasından su dökülür.

Yedi hafta boyunca Cumartesi günleri çamaşır yıkayanın evinden cenaze çıkar.

Yatağa çorapla girilmez.

Yeşil soğan ve yumurta kabuğu yakılmaz.

Yüzüstü yatılmaz, yatılırsa gâvura benzenirmiş.

Yeni doğan çocuğun kopan göbeği nereye atılırsa o mesleği seçermiş. O nedenle tuttuğu mesleğinde yükselmesi için kiremitliğe atmak gerekirmiş.

Yolculuğa çıkan kişinin önüne ilk çıkan kişi uğurlu ya da uğursuzluk getirirmiş.

Yeni gelinin kucağına erkek bebek verilir.

Yeni doğan bebeğin eline iyi huylu olsun ve iyi okusun diye kalem tutturulur.

Yüzüğün sol ele takılması iyi sayılmaz.

Yeni evlenen erkeğin düğününden sonra eve ilk girişinde bardak kırması uğurlu sayılır.

Yeni doğan bebek Cuma günü yıkanmaz.

Yeni doğan bebeğin ağzına üflenirse o bebeğin cana yakın olacağına inanılır.

Yemekte bardaktan su dökülürse eve misafir gelir.

Yalan yere yemin edenin başında yemin tutmasın diye ekmek çevrelip köpeğe atılır.

Yemin eden kişi, yemin ederken sağ ayağını kaldırırsa yemini kabul olmaz.

Yaranın üzerinde ekmek çevirilir, sabah ezanından önce mezarlığa gidip atılır, arkasına bakmadan eve dönülürse yara geçermiş.

Yatakta yayılıp yatanın rızkı bol, büzülüp yatanın az olurmuş.

Yaranın üzerinde ekmek ya da şeker çevrilir, sabah ezanından önce bir köpeğe atılırsa yara geçer.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

en sinir olduğum batil inanç keskin aletleri uzttığımda aaayyy dur yere koy ben alırım oluyor niye diyorum uğursuzluktur birde ben her batıl inanışa niye diye sorduğumda aaayyy nebiliyim ben batıl inaç işte kötüdür derler cevabı alıyorum aama her inanışın bir temeli var yinede aklınızda bulunsun:p

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Salı günü başlanan iş sallanır, bu nedenle işe başlanmaz.

çarşamba çarşafa dolandı vs. vs. bunlar bi kere çok doru şeyler tamam mı hiçbirinde iş güç yapılmaz bi güzel oturulur:D

 

ayyy nora böyle olduğunu düşünemiyorum bile hayat ne sıkıcı olurdu bunlara uysak :) :::)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

http://www.ntvmsnbc.com/news/219918.jpgTürkiye’deki batıl inançlar

Yüzyıllardır süregelen batıl inançlar hayatın her noktasında etkisini gösteriyor.

 

 

Bazı inanışlara göre: Baş sağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez. İlk yaylaya çıkışta sığırların ortasından bir yabancı geçerse sığırlar hamile kalmaz, doğum yapmazlar. Ateşin çıkardığı ses ateşi yakan kişi hakkında dedikodu yapıldığına işarettir. Kapı eşiğinde oturulmaz, insan bekar kalır...

 

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Güler, birlikte yaşayan insanlar arasında kimizaman korkudan, kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman da rastlantılardan doğan bir takım inanışlar olduğunu belirtti.

 

Prof. Dr. Güler, bu tür inanışların, ilk insanın var oluşundan günümüze kadar sürüp geldiğini ifade ederek, “Bu tür inanışların çoğunun bilimsellikle, akılla, çağdaşlıkla bir ilgisi yoktur. İnanışlar kişiden kişiye değişmekle birlikte ortak yanları vardır. Bu tür inanışların insan üzerinde negatif etkisi de bulunmaktadır” dedi.

 

RUH, MEZARLIK, TÜRBE VE ZİYARET YERLERİ İLE İLGİLİ BAZI HALK İNANÇLARI:

Ziyaret yerlerindeki ağaçları kesenler çarpılır.

Türbeden dışarıya bir şey, bir nesne götüren kişiler çarpılır.

Mezarlığı parmağı ile işaret etmek iyi değildir. Parmakları ile işaret eden kişilerin parmakları kurur.

Kurban kesilirken hayvan dilini dışarı çıkarırsa kurban sahibi o yıl içerisinde ölür.

Bir çocuk sürekli ağlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.

Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür.

Yatarken çorapları baş tarafa koymak iyi değildir, insan çabuk ölür.

Ölünün elbiseleri ölü yıkayıcılarına verilir.

Mezarlıktan ağaç kesilmez. Ağaçta cin olduğuna inanılır.

Gece ölen kişinin üzerine sabaha kadar bıçak konulur.

Yoğurdun güzel olması için mezardan çırpı toplanarak, kaynayan sütün altına atılır.

Ölünün yıkandığı evde üç gün ışık yanar.

Baş sağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez.

Mezar kazıcısına para verilmezse ölünün rahatsız olacağına inanılır.

 

HAYVANLARLA İLGİLİ HALK İNANÇLARI:

Yılan öldürülüp, suya atılırsa ve yılan suda kaybolursa yağmur yağar ve durmaz, seller olur.

Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yağar.

Bir evin başında baykuş öterse, o evde biri ölür ya da bir yıkım olur.

İnek doğurunca eve ağır bir şey alınırsa ya da ağır bir şey kaldırılırsa ineğin sütü kesilir.

İneğin sütünü yere sağmak iyi değildir, hayvan hastalanır.

İlk yaylaya çıkışta sığırların ortasından bir yabancı geçerse sığırlar hamile kalmaz, doğum yapmazlar.

Bir kişinin önüne tavşan çıkması uğursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür.

Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanın başına bir yıkım gelir.

Çakal ulumaya başlayınca hava açacak, günlük güneşlik olacak demektir.

 

OCAK VE ATEŞLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI:

Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir.

Sabah evinden başkasına ateş verenin ocağı söner.

Ocağın üstünü boş bırakmak uğursuzluk getirir.

Sacayağının birdenbire devrilmesi evin başına bir yıkım geleceğini gösterir.

Tencerede su boşu boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır.

Lamba yakılmayan evin ocağı her vakit kararır. Aynı zamanda ev sahibinin öldükten sonra mezarı da karanlık olur.

Hastalanan hayvanları ateşten geçirmek iyidir.

Ateşi söndürmek için su dökülmez, ateş toprakla örtülür.

Ateş çok önceden sönmüş olsa dahi külün yanında yatılmaz. Külde cin ve şeytanın oynak yaptığına inanılır.

Ateşin çıkardığı ses ateşi yakan kişi hakkında dedikodu yapıldığına işarettir.

 

TARIM VE BİTKİLERLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI:

Kara ağaçtan düşen yaşamaz.

Kara ağaçtan beşik, sandık yapılmaz.

İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır götürür.

Ceviz ağacının altında yaşayanları şeytan alır götürür.

Tarlada zina yapılırsa bereket olmaz.

Üzümün tanesini, karpuzun sap kısmındaki kabuğunun içini yiyenler yetim kalır.

Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.

Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir.

 

İNSAN VÜCUDUYLA İLGİLİ HALK İNANÇLARI:

Diş düşürülünce o diş kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmalı ya da gömülmelidir.

Elleri diz üzerinde kavuşturmak, parmakları birbirine geçirip el bağlamak iyi değildir, insanın kısmeti kapanır.

Parmakların çatırdaması iyidir, insanın sağlıklı olduğunu gösterir.

El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir.

Tokalaşırken ya da birisine bir şey verirken sağ el kullanılmalıdır, sol el uğursuzluktur.

Baş taranırken dökülen saçları dökmek doğru değildir, bunlar toplanır, ölünce o kişinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kıyamet gününde tekrar bitecektir.

Hamile kadın aş eridiği sırada neye bakarsa doğacak çocuk ona benzeyecektir.

 

KARANLIK VE IŞIKLA İLGİLİ HALK İNANÇLARI:

Akşam soğan yenen yere melekler gelmez.

Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur.

Gece acı (biber, soğan, sarımsak) evden dışarıya verilmez.

Yoğurt, süt, peynir gece dışarıya verilmez. Vermek gerektiğinde üzerine kömür, üzerlik veya yeşil bir dal konularak verilir.

Gece ıslık çalmak günahtır.

Gece evden eve tuz verilmez.

Akşam kapının önü süpürülmez.

kmek aktaracağı evden eve verilmez.

Çocuklar gece beş taş oynarsa düşman gelecek denir.

 

BEREKETLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI:

Değirmenden ilk gelen unla yapılan ilk ekmeği yiyen kişinin karısı ölür.

Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini götürür.

Gurbete giden kişinin azığından bir parça ekmek çalınır.

Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır.

 

EVLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI:

Evin temeline karataş koymak iyi değildir.

Kapının önünde oturan kişi iftiraya uğrar.

Duvar dibinde uyumak iyi değildir, insan çarpılır.

Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk değil geçimsizlik olur.

Evden bir kişi gurbete gittiği zaman o gün ev süpürülmez, dışarıdan misafir alınmaz.

Eşya taşımak için kullanılan ala iple komşunun evine girilmez. Komşunun başına bir uğursuzluk geleceğine inanılır.

Kapı eşiğinde oturulmaz, insan fakir olur.

Kapı eşiğinde oturulmaz, insan bekar kalır.

Urganla komşunun evine girilmez. Aksi halde komşunun evinde kıtlık olur.

Kapı eşiğinde oturulmaz, kapı eşiğinde şeytan bulunur.

Yağmur yağarken kapı eşiğinde oturmak günahtır.

 

CİNSİYETLE İLGİLİ HALK İNANÇLARI:

Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içinde ve bereketli olur.

Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur.

Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz.

Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez.

Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur.

Yarım çay içen kadın dul kalır.

Ava gidecek kişinin önünden kadın geçerse avlanamaz. Bundan dolayı o kişi ava gitmekten vazgeçer.

Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur.

Oğlan çocuğunun saçını ilk kez amcası veya dayısı keser.

Kız baba evinden perşembe veya pazar günü çıkar.

Koç katımında koçun üzerine kız çocuğu bindirilirse doğacak kuzu dişi, oğlan çocuk bindirilirse erkek olur.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

TUHAF İNANÇLAR

 

Dünyanın en ücra köşelerinden birinde, sazlardan örülmüş etekler giyen bir kabile sürekli, homurdanan ve her an patlamaya hazır bir volkana tapıyor. Yine harita üzerinde gösteremeyeceğimiz başka bir ülkenin insanları, uçurumun kenarında düşmeden durabilen devasa bir taşın Buda'nın saçının bir teli üzerinde durduğuna inanıyor. Çok bilinen ve çok gidilen bir ülkenin mistik halkı da vücut kıllarının yaşamın tüm enerjisini taşıdığına inandıklarından saç ve sakallarını hiç kesmiyorlar. Hayatın amacını hazda bulan Hedonistler, bir dörtgen oluşturacak şekilde çırılçıplak yatarak akşama kadar kızgın güneş altında bekliyorlar. İlahi dinlerle tanışamamış, uzak ülkelerin insanları inanma ihtiyaçlarını atalarından yadigar yöntemlerle karşılamaya devam ediyorlar. Kendilerinden daha güçlü olduğuna inandıkları, sırrını çözemedikleri ve bunun için de çekindikleri objelere tapınan halkların genelde medeniyetten uzak, ilkel bir yaşam sürdürdükleri görülüyor.

 

Yas tutarsan ölüler dirilir

 

Tayvanlılar, 49 gün yas tuttuktan sonra ölülerinin dirileceğine inanıyorlar. Yakınlarını kaybeden aileler onların yeniden doğuşlarında güç toplayabilmeleri için besleyici gıdalar, taze sebze, meyve ve su sunuyorlar. Yeniden doğuşun reenkarnasyonla gerçekleşebileceğini düşündükleri için de, bir başka canlının bedenine girecek yakınlarının ruhunu tanımayacaklarını biliyorlar. Bu garip inancın yıllardır devam edegelmesinde de bu bilinmezliğin etkisi büyük olsa gerek. Tayvan'da 2 bin kişinin ölümüne sebep olan 7,6 büyüklüğündeki depremde yakınlarını kaybedenlerin, Budist geleneklerine göre ölümün yedinci gününden itibaren yas tutmaya başladıkları ve ölenlerin fotoğraflarını koydukları masalara yakınlarının en sevdikleri yiyecekleri getirdikleri biliniyor. 7'nin 7 katı gün yas tutan Tayvanlılar 49 günün sonunda vücutsuz kalan ruhların yolunun aydınlanması için 7 adet de mum dikiyorlar.

 

Dertler suyla yıkanır

 

Güneydoğu Asya'nın pek bilinmeyen ülkelerinden Burma'nın 50 milyona yakın nüfusunun büyük çoğunluğu Budist. Yaşadıkları topraklara 'Altınlar Ülkesi' anlamına gelen Burma diyen Monlar, uçurumun kenarında düşmeden dengede durabilen Altın Taş'ın Buda'nın tek bir saç teli üzerinde durduğuna inanıyorlar. Efsaneye göre, denizin dibinden çıkarılarak tepeye kadar taşınan ve uçurumun kenarına konan bu taş, Budist öğretisine inanan insanların gelmek istedikleri noktayı simgeliyor. Yukarı Burma'da Irrawady nehri kıyısında yer alan Pagan kenti ise Buda heykelleri ve kutsal olduğuna inanılan ayak izleriyle Buda'ya inananların hac merkezi konumunda. Her yıl mayıs ayında Budist yeni yıl törenlerini kutlayan genç, yaşlı, çocuk Burmalılar ellerinde kovalar ve hortumlarla sokağa fırlayarak önlerine gelen herkesi ıslatıyorlar. Yeni yıl arifesinde geçen yıldan kalan dertleri yıkamış oluyorlar böylece. Hindistan'daki en önemli Sih Tapınağı olan Altın Tapınağın dört yanında bulunan kapılar, tapınağın her inançtan ve her kattan insana açık olduğunu simgeliyor. Sihler, Altın Tapınak'tan çıktıktan sonra kente adını veren ve kutsal olduğuna inanılan Hayat Havuzu'na (Amritsar) girerek ibadetlerine devam ediyorlar. Vücut kıllarının yaşamın tüm enerjisini taşıdığına inandıklarından, saç olsun, sakal olsun kıllarını hiç kesmiyorlar.

 

Kutsal ot marihaana

 

Bazı Batı ülkelerinde kullanımı yasal olsa da narkotik olarak kabul edilen marihuana, Jamaika'da her gün kullanılıyor. Rastafarai inancı ile yaşayan Jamaikalılar için Tanrının insana gönderdiği bir nimet olan, ganja, herb, indica, sensimilla gibi uyuşturucu otlar, bilinçaltına uzanıp insanı Jah Rastafarai'ye ulaştırıyor ve onun güçleriyle bütünleştiriyor. Beş duyuyu daha duyarlı kıldığı ve düşünce hızını artırdığına inanılan bu otların dumanının vereceği zarardan korunmak isteyen Jamaikalılar, otu yemeklerine ya da çaylarına katıyorlar. Hindistan cevizinden oyulmuş veya boğa boynuzundan kesilmiş 'Challis' adı verilen nargile benzeri çubuklar içinde ot yakılmadan önce İncil varsa açılıyor, yoksa hatırlanan bölümleri ezbere söyleniyor. Tanrıya adanan hayatlarda kişisel itinaların bir yana bırakıldığını sembolize eden uzun ve dağınık saçları var Jamaikalıların.

 

Volkana da tapılır mı?

 

Pasifik Okyanusu'nun güneybatı köşesindeki Vanuatu Takımadaları'nda yerkürenin sürekli kızgın ve en bodur yanardağı bulunuyor. Vanuatu Takımadaları'nın coğrafi bakımdan en uzağı ve yaşam koşulları en ağır olanı Tanna adasında bulunan 'Yasur' adlı yanardağ, Vanuatulalılar tarafından kutsal addediliyor. Yanardağa en yakın yerleşim birimi olan İpekel köyü, dünyanın merkezi kabul ediliyor ve beyaz adamların yanardağ Yasur'a yani tanrılarına fazla yaklaşması istenmiyor. İpekel köyünü koruyan ve kollayan tanrıların dağın dibinde oturduğuna inanıyorlar. Tannaların inancına göre,Yasur her ne kadar sürekli kızgın ve patlamaya hazır olsa da tanrılar hiddetlenmedikçe lavlarını püstürtmeyecektir. İpekel köyünün tanrıları Yasur'un zemininde yaşadıkları için, köylüler bilim adamlarının Yasur'da inceleme yapma talebini, yanardağın damarına basıp, tanrılarını kızdırabileceği korkusuyla reddediyorlar.

 

Kutsal kulübe

Dünya üzerinde çok tanınmayan, Himalayalar'ın eteklerindeki Butan'da her yıl yapılan festivallerle, Budizmin kuralları tek tek hatırlanıyor ve kötü ruhların uzaklaşması sağlanıyor.

 

Afrika'nın ve dünyanın en ilkel kabilelerinden olan Himbalar'da her 10-12 yaşlarına gelen çocuğun alt çenedeki kesici dört dişi sökülüyor. Olaydan önceki gece kız ve erkek çocukları ana kulubede uyuyarak ruhların koruması altına giriyorlar. Ertesi sabah, köyün başkanı çocukları kutsal ateşin başına götürüyor ve burada atalara yakarıyor. Dişler söküldükten sonra çocuklara veriliyor ve onlar da mopane yaprağına sardıkları dişleri, 'Dişim doğduğun yere dön!...' diye bağırarak doğdukları yere doğru fırlatıyorlar. Köyün biçimlenişinde inançlarının etkisi büyük. Çit içindeki kulübelerden birisi ana kulübe. Törensel değeri olan her şey burada saklandığı için kutsal kabul ediliyor. Sığırların bulunduğu bölmeyle ana kulübe arasındaki koridor da kutsal sayılan bölgelerden. Köyü ve insanlarını kötülüklerden uzak tutacak koruyucu ruhların burada olduğuna inanıyorlar. Doğum yapan kadın ile çocuğu, ruhlar tarafından korunması için ana kulübenin yan duvarına mopane dallarından yapılan bir barınağa yerleştiriliyor ve bir hafta boyunca burada kalıyor. Bebeğe isim vermekten saç sitilini değiştirmeye, sünnet ve evlilikten ölüme kadar tüm önemli aile olaylarında kutsal ateş yakılıyor. Himbaların inanç sisteminde kutsal inek de var; ama yakın zamandaki kuraklık yüzünden sığırların pek çoğu ölmüş ve bu dinsel ritüel kaybolmaya yüz tutmuş.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

güney amarikada berdaciler diye bir toplum var

 

bu toplumda şöyle bir inanış var

 

çocuklar 8-9 yaşlarına gelince ormana ok-yay ve meyve dolu sepet bırakırlar

 

erkek cocuk eğer ok-yayı getirse iyi bir avcı olacak demektir

 

kız cocuk meyve dolu sebeti getirse iyi bir eş olcak demektir

 

getirmezlerse bir yıl daha eğitim verirler yeniden denetirlermiş bu arada o ağaçlık yer ataşe veriliyormuş yangın içinde bulmamaları isteniyormuş

 

peki ya erkek meyve sepetini getirse

 

kadın gibi yaşamaya başlatılıyormuş yani bir nevi traveti gibi ama tam öyle değil ve köyün şamanı sifacısı vs vs sayılıyor o kabilenin en üst düzey kişisi oluyormuş

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bazıları gerçekten çok saçma fakat bazıları da insan ilişkilerinde daha uyumlu olmayı hedefliyor. mesela ' mezar kazıcısına para verilmezse ölü rahatsız olur' tabi yani adam uğraşsın didinsin kazsın mezarı sen bişey vermeden geri git, ölü rahatsız olmaz, niye rahatsız olsun, kazan kişi arkamızdam bissürü laf eder sadece. bide emeğe saygı diye bi şey var dimi.

iki kadın arasından geçen adamların veya 2 adam arasından geçen kadınların başına gelen felaketlere bak. Arkadaşlar gitmeyin istiklal caddesi felan pek teklikeli oluyor bu durumda.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...