Liderlik Tablosu
Popüler İçerikler
11-03-2025 tarihinden itibaren, İletiler içinde en yüksek itibara sahip içerik gösteriliyor
-
Toplumsal ahlakı alkol, zina ya da diğer unsurlar değil bireyler bozar. Kişi en başta kendine karşı ahlak sorumluluğu ve bilinci içerisinde değilse, aklını kullanmaktan geri duruyorsa, kendini hapsetmiş durumdaysa; kendi özel hayatındaki ilişkilerde, basit bir çay ortamında, genelgeçer mikro her davranışında ve ikili ilişkilerde bulunduğu her etkileşimde zarar verecek ve ahlakı, mentali duruma göre değişebilecek ölçülerde bozacaktır. Neyi neden yaptığını bilmeyen, kendine karşı sorgulaması olmayan, yaprak gibi savrulmayı kabul etmiş olanlar su da içse nefes de alsa zarardır.4 puan
-
2 puan
-
“YÜCE TANRI PAN GERÇEKTEN ÖLMEDİ; BÜYÜ HÂLÂ ORADA.” – CARL GUSTAV JUNG Kadim mitlerin simgesel kodlarının çözümlendiği sırlarla dolu kitap Efe Elmas, kadim mitlerin simgesel kodlarını çözümlediği yeni eseri PAN: Bize Ne Mesaj Veriyor? ile mitolojinin derin sularına çağırıyor. Yalnızca bir doğa tanrısı değil, bilincin dışında, sürücülerin, doğanın ilkel gücünün sembolü olan Pan'ın izini arkaik dönemden çürümeye kadar sürüyor. Pan'ın, doğayla bağımızı yeniden kurmak çalışan bir arketipi dikkat çeken yazar, Anadolu'dan Avrupa'ya, Asya'dan Orta Amerika'ya uzanan sembolleri, mağara duvarlarından modern psikolojiye kadar taşıyor. Kitapta Pan; hem korkulan hem kutsanan, hem avcı hem şair, hem kaotik hem dönüştürücü bir figür olarak ortaya çıkıyor. Carl Gustav Jung'un kolektif bilinçdışı ve arketipler kuramı , Pan'ın bulunduğu yerden ele alınıyor. Flütüyle neşe ve çıkışı aynı anda taşıyan bu tanrıyı, doğa ile insan arasındaki kadim bağı, şehveti, dansı, korkuyu ve hatta ölümü temsil ediyor. Elmas'ın detaylı araştırması; Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç gibi taş devri yerleşimlerinden, Orfik ilahilere, Homerik metinlerden Jung'un analizlerine kadar geniş bir kültürel havzayı kucaklıyor. Erhan Altunay'ın editörlüğünde çözülen kitap; sembollerin diliyle düşünen, mitleri derinliğiyle okumak isteyen herkes için benzersiz bir kaynak. PAN, modernliğin koptuğu bağları yeniden örmek için bir çağrı. Ve bu çağrı doğandan, içimizdeki hayvandan, hayattan geliyor. Sayfa: 200 GİZEM KÜLTÜRÜ Pan; doğurganlığın, doğurganların, doğanın ve sihrin efendisidir. En derin arzularımızda, doğayla kurduğumuz o büyülü bağda, içsel korkularımızda, içimizdeki neşede ve hilebazlıkta hâlâ yaşamaktayız. Carl Gustav Jung ve Marie-Louise von Franz gibi analitik psikologların vaka analizleriyle Pan arketipinin psikomitolojik katmanlarının incelendiği bu kitap; Göbeklitepe buluntularından mağara sanatına, aralıklardan okültistlere, Anadolu'nun köy seyirlik oyunlarından gizem kültlerine kadar Pan'ın flütünün ezgisi eşliğinde sizi derin bir şekilde büyüyor. Yüce Tanrı Pan'ın çağımıza insanına çok şey var. Yazı: https://www.ensonhaber.com/kitap/kadim-mitlerin-simgesel-kodlarinin-cozumlendigi-sirlarla-dolu-kitap Yazı2 puan
-
Toplum Ahlakı Üzerine; Toplumun Ahlakını Ne bozar? Gündemde toplumun ahlakını bozduğu düşünülen olaylar gerçekten de toplum ahlakını bozar mı? Toplum ahlakını bozduğu düşünülen olaylardan zina hakkında başlayalım. Zina evli olmayan iki bireyin cinsel ilişki yaşamasına denir. Peki zina gerçekten de toplum ahlakını bozar mı? Ahlakı bozan şey bir olgu değildir, sözü geçen olgunun yerinde ve zamanında gerçekleşmeden olaya dönüşmesidir. Örneğin iki bekar bireyin evinde veya otelde cinsel birliktelik yaşaması normaldir ve toplum ahlakını bozmaz (kimse onları gizlice izlemediği sürece). Lakin bu iki birey sokak ortasında cinsel birlikteliğe girselerdi, bu toplum ahlakını olumsuz etkilerdi. Çünkü iki kişi arasındaki cinsel birliktelik mahremiyet isteyen bir ortam gerektirir. Bu ortamın dışına çıktığında ise bu olay çirkinlik diye adlandırdığımız duruma girer. Bir başka örnek ise dışarıda alkol tüketimi veya direkt alkol tüketimi. Bu konuyu açıklamak için alkolün nasıl bir madde olduğunu bilmek gerek, alkol içerisinde bulundurduğu bağımlılık yapıcı maddeler sebebiyle içen kişiyi bağımlı hale getirmeye müsait bir içecektir. Bir diğer sorun ise alkolün sarhoş etme özelliğidir. Sağlıksal açısına değinmeyeceğim, sağlıklı/sağlıksız kategorileri bizim konumuza dahil değil; alkol sarhoş ettiği an itibarıyla kişi mantıklı karar vermekte zorlanır bir konuma gelir. İnsan zaten kusurlu bir varlık iken bu durumda kusur sayacağımız davranışlar alkolün verdiği cesaret ile açığa çıkar. Peki alkol nerede ve ne zaman kullanılır? Alkol barlarda/kulüplerde kullanılabilir, bazen toplantılarda bazense bir aile yemeğinde. Barlar ve kulüpler bu içeceğe uygun mekanlardır. Bu mekanlarda birey sarhoş olabilir. Bu ahlakı bozan değildir. Çünkü çirkinliğe ulaşması için kullanılması gereken yerin dışına çıkılması gerekir. Ne zaman çirkin olur? Birey sarhoş şekilde bulunduğu mekandan ayrılıp sokağa veya alkole uygun olmayan mekanlara girdiği zaman ve kişisel alanları ihlal ettiği zaman. Çünkü kişi bu halde sokakta başkalarına huzursuzluk yaratabilir. Sonuç olarak alkol kullanmak toplum ahlakını bozmaz, alkolü çirkinlik kavramına uyacak şekilde kullanmak toplum ahlakını bozar.İki örnekte de belirttiğim üzere toplum ahlakını bozacak davranışlar çirkinlik kavramına ulaştığı sürece bu kategoriye girer.Çirkin olan şey ise yerine ve zamanına uymayan olması gerektiğinin dışına çıkan olaylar bütünüdür. Bu benim kendi görüşüm sizin görüşleriniz, eleştirileriniz benim için önemli umarım makalem katkı sağlamıştır sevgili forum:)1 puan
-
1 puan
-
Kişinin din ve ibadet kavramlarını anlayış seviyesine ve mutlak gayesine göre değişebilir.1 puan
-
Kendinle baş başa vakit geçirdiğinde, geçmişe dair utanacak ne kadar çok şey olduğunu anlıyor insan. Hayat filmlerinin bir döneminde figüranı olduğum insanlar da kendileriyle vakit geçirdiklerinde benim adıma utanıyorlarmıdır acaba?1 puan
-
2010 yılında boynuzsuzgeyikler vardı o zamanlar birde sirius uzun yıllar oldu tekrar geldim. Selamlar herkese1 puan
-
Ya herkesin sadece kendi geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olduğu bir ekonomi yerine, sahip olduğumuz teknolojiye dayalı olarak herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayabilen bir ekonomimiz olsaydı?Yani, işsizlik oranının bu kadar yüksek olduğunu düşünürsek, bu, toplumu desteklemek ve herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için neredeyse hiç çalışmamıza gerek olmadığı anlamına geliyor. Bu gerçekten iyi bir şey olmalı, ancak işsizlik krizi olduğu ve iş yaratmamız gerektiği fikrine sahibiz. İş yaratmamızın tek nedeni, işlere talep olmasıdır; insanlar aniden şu anda talep etmedikleri bir şeyi talep etmeye başlamadıkça işler yaratılmayacaktır. Açıkçası, insanların sahip olduğu işlerin çoğu gerekli değil, bence gerçekten politikacılara ihtiyacımız yok çünkü eğer teknolojiye sahip olsaydık, bunların yerini teknoloji alabilirdi çok fazla işe ihtiyacımız yok.Zaten marketlerde kendi kendine ödeme sistemlerimiz var.Marketlerde neden marketlere ihtiyacımız var? Neden bizi dışarı çıkaracak insanlara ihtiyacımız var?Biliyorsunuz, eminim ki istersek çok kolay bir şekilde markette çalışan herkesi işten çıkarıp yerlerine teknoloji koyabiliriz.Belki her gıda maddesine bir sensör takıp insanlardan ücret alabiliriz.Önemli değil, önemli olan şu ki,istersek bu işleri değiştirebiliriz,ama herkesin geçimini sağlamak için bir işe sahip olması gereken bu ekonomide sıkışıp kaldık.Bence karşılaştığımız en büyük sorun bu.İş eksikliği değil ama işe ihtiyaç eksikliği var.Öyleyse hayal edin. Küçük bir toplumda,belki 100-200 kişi,tamamen bağımsız bir şekilde kendi yiyeceklerini yetiştiriyorlarsa,hiçbir yere araba kullanmıyorlarsa veya herhangi bir şey yapmıyorlarsa, tamamen kendi başlarına yaşıyorlarsa ve kendi kendilerine yetiyorlarsa ve bu toplumda birisi herkesi beslemek için gereken işin yarısını ortadan kaldıran bir teknoloji icat ederse,yani pulluk veya bir tür tarım teknolojisi icat ederse,daha az iş yapılması gerektiğinde işsizlik krizi mi olur? Hayır, birdenbire çok daha fazla gelirleri olur.Boş zamanları var ve bu boş zamanı istedikleri gibi kullanabilirler.Artık çiftçilik yapmak zorunda değiller.Biz de bir bakıma böyleyiz, biliyorsunuz, sadece çok daha büyük ölçekte.Şöyle ki, köyde birisi şöyle dedi:Şöyle bir sorunumuz var:Herkesin sürekli çalışması gerekiyor, aksi takdirde köye katkıda bulunduğunuzu nasıl bileceğiz?Köye yani bu bir sorun yaratıyor ve işsizliği iyi bir şey yerine kötü bir şey haline getiriyor.Herkesin borç içinde kalmasına ve ödeyecek para olmamasına neden oluyor.Herkesin çalışması gerektiği fikrine bağlı kalmamıza neden oluyor.Bu noktada birçok insan, herkese ne vereceğimizi sormaya başlıyor. Bir el ilanı ve sadece herkesin tembel olmasına izin verin.Hayır, bunu yapmayın, sadece insanların çalışma saatlerini azaltın,insanlara daha fazla ödeme yapın ki sürekli çalışmak zorunda kalmasınlar. Örneğin,diyelim ki bir bakkal var.Ve bu bakkalda 30 kişi çalışıyor. Ve biliyorsunuz, bunların bir kısmı rafları düzenliyor ve bir kısmı da Müşterilerin kasadan geçmesini sağlıyor.Bir yöneticimiz var.Öyleyse, diyelim ki bu sistemi oluşturduk.Bu bakkal yeni bir şey deneyecek.Her bakkal ürününe bir sensör takmayı deneyecek.Ve sonra müşteri ne yapacak?İstediği her şeyi seçecek ve bu konveyör bandına gidecek ve tüm ürünlerini konveyör bandına koyacak ve bu tarayıcıdan geçecek. taramalar her şey tıpkı şöyle bir şey gibi: Havaalanı güvenliğinden geçerken eşyalarınızı taşıyormuşsunuz gibi.Bu otomatik ödeme fonksiyonu sayesinde, bu yeni teknoloji sayesinde artık 10 veya 15 kişiye ihtiyacımız yok.Artık kasiyerlere ihtiyacımız yok.İnsanlara Peki o zaman yapabileceğiniz şey şu:Herkesin çalışma saatlerini %30 veya %50 oranında azaltabilirsiniz ve herkesin maaşını artırabilirsiniz.Çünkü market hala aynı miktarda para kazanıyor, sadece daha az insana ihtiyaç duyuyor.Ve sonra diyelim ki, rafları dolduran bunca insan var, neden yaylı raflar yapmıyoruz ki, böylece bütün gün etrafta dolaşmak zorunda kalmayalım ve her şeyin iyi göründüğünden emin olalım?O zaman belki beş veya on kişiye daha ihtiyacınız olur. Marketi idare etmek için daha az insan gerekir.O noktada belki sadece birkaç kişiye ihtiyacınız olur; hırsızlık yapmadıklarından emin olmak için ve birkaç kişiye de stokların zamanında geldiğinden emin olmak için ve benzeri şeyler için. Ama yine de market aynı miktarda para kazanıyor.Bu sadece bunu yapmak zorundaydık, bu başlangıçtaki teknolojiyi yaratma ve her şeyi yerleştirme masrafı ama bu masraflar ödendikten ve her şey sorunsuz çalışmaya başladıktan sonra, market hala aynı miktarda para kazanıyor, hala yiyecek ve marketteki her şeye talep varbsadece onu sürdürmek için neredeyse hiç çalışmanıza gerek yok işsizlik krizi yaşıyoruz açıkçası ve sorunu burada görüyorsunuz ve eğer taş devrine geri dönmeyeceksek eğer ,biliyorsunuz, teknoloji açısından geri dönmek istemiyorsak o zaman her zaman biliyorsunuz işler şu anki gibi olacak, birçok insan borçlu ve birçok insan işsiz ve bunların hepsi kötü bir şey çünkü kimse yiyeceğinin parasını ödeyemiyor ve bunun başka bir yolu yok Çünkü bu insanların çalışmasına ihtiyacımız yok bu yüzden bu, oldukça kolay bir şekilde teknolojiyle ortadan kaldırılabilecek bir işin sadece bir örneği bu, bugün teknolojiyle birçok başka işi ve hiçbir şey üretmeyen işleri ortadan kaldırabileceğimiz düşünülemez değil örneğin reklamcılık gibi yani geriye gitmeye istekli olmadığımız sürece ve Teknoloji bu sorunu kendini göstermeye devam edecekçünkü işsizlik olacak, değil mi? Çünküteknoloji bunu yapıyor, iş yükünü azaltıyor bence buradaki gerçek kriz işsizlik değil, krizhala geçmişte olduğumuzdan daha çok çalışıyor olmamız sahip olduğumuz tüm yeniteknolojiye rağmen Metin bana ait değil,12 yıl önce bir içerik üreticisi yayınladı ve sonrasında kendisinden hala haber alınamadı.Market sistemini şuan bazı avrupa ve Amerika ülkeleri uyguluyor lakin bu sadece gereksiz iş sorununu çözdü, işsizlik bir fırsata dönüşmedi zaten bu sistemi hiç bir hükümet düzgün uygulanmaz nedeni fazlasıyla belli..1 puan
-
İnsanlar sadece boş işlerle kendilerini oyalamakla zaman geçirip mutsuzlukları için başkalarını suçlayarak kendilerine ayrılan zamanı heba ediyorlar. Oysa insan kendisinden başlamalı düzeltmeye. Ben de ortamımdan başlayacağım sanırım temizlemeye 🙄1 puan
-
Regl öncesi sancılar ve ani zırlamalar öfkeler ne istediğini bilememe.. Nolurdu hormonlarımız değişmese de sadece yumurtalar yenilense1 puan
-
1 puan
-
Bak esrar içiyor dağlar benzine gibi kan kıvranırsa diye can sıçrarsa diye ölürken bir yerlere, daha da ölürsem diye korktum seni birkaç saniye düşünürsem; sessem, sersem bir heceysem eğer seni bir kelime edersem diye korktum seni kötü bir cümlede kullanırsam adını söylerken takılırsam, yanlış telaffuz edersem böyle bir günah işlersem Tanrı affeder diye korktum … terk etmek bir halk devrimidir korkum yok kaosta ezilmekten bu aralar çok meraklı hafif bir yağmurum bana halk arasında kısaca "fırtına" diyorlar çapraz yaşanan fedakarlıklar ne fena, telafisi imkansız ümitler gibi insanın zayıfa duyduğu açlık elbette yanlış olan doğruya şans dileyecek Noktaydım, virgül sandınız asıl ben utandım Türkçenize uygunsuz bırakılmamızın eğer buysa gerçek sebebi arkadaş evlerinde bulunacak bir gün hepimizin anormal cesedi çatışmalarda tek kırık almamış bir ayna kimi gösterir ki kime kimle hesap verebilir ki bir ayna göremiyorsa kendini hiç Devamı şu kadar olan kısmı bulabiıdim1 puan
-
1 puan
-
1 puan
-
Sürekli girilen çıkılan birşey değildir kendi yorumumca, siz hayatta olduğunuz sürece varlığını koruyan, olduk olmadık yerlerde hortlayan, büyüyen, küçülen bir enfeksiyon gibi daha çok. Kendi depresyonumdan anladığım şey bu oldu en azından. Yıllardır yaşadığım şeyi geçici bi melankoli sanmamdan sonra depresyonda olduğumu eninde sonunda uzmanına görüşüp kabul ettim. Tamamen bir hastalık nasıl kapılıyor ise bununda vücudunuza bir şekilde nüfuz ettiğini düşünüyorum. Belkide kendiliğinden içinizde oluşuyordur 😛 . Tekrardan hortlayan psikozum ve intihar yatkınlığıda bunun cabası oldu. Varoluşsal sancılar, doğumdan beri boğuştuğum sağlık problemleri ve yalnızlık beni buna itti diye düşünüyorum. Bu ağır bunalım durumundan ve ölüm düşüncelerinden kurtulmak istiyorum. Eğer kurtulmuş olursam bu yazıyı okuyup sırıtabilmek içinde bunu kendime not olarak değil gnoxise yazıyorum1 puan
-
ilk önce sitenize yeni üye olduğumu , ilk konu ve ilk mesajımı atmakta olduğumu sizlere belirteyim . böyle bir paylaşım forumunun olması gerçekten çok hoş . konuyu buraya açtım çünkü okültizmle bağlantılı .. herneyse uzatmadan anlatmak istediğim konuya gelelim . grimoire nedir ilk önce onu açıklayayım . grimoire en kısa anlatımıyla büyü kitaplarına verilen genel bir addır . içinde sigiller , iyi-kötü ve naturel ruh daveti , ölü diriltimi gibi kitabın içeriğine göre değişen okült konular vardır. günümüze kalan ünlü grimoirelerden ünlü olanları cok kısa bi şekilde acıklamak istiyorum . Abra Melin abra melin isimli almanyada yaşayan dönemin ünlü majisyeni tarafından kaleme alınmıştır ve kendisinin aslen mısırlı oldugu sanılmaktadır. kitabın içeriği dört iblis prensi olan lucifer , leviathan , satan ve belial ve sekiz alt prense (astaroth , magot , asmodeus , beelzebub , orien , paimon , ariton , amaimon) ve onların bi çok yardımcılarının davetini içerir. ancak bu ruhları cagırmadan önce kesinlikle iyi ruh daveti yapılması gerketiğini söyler. ayrıca çok çok önemli bir noktadır ki , golden dawn üyelerinden aleister crowley loch ness yakınlarında sırf bu kitabı incelemek ve içindekileri uygulamak amacıyla tapınak yaptırmıştır. The GreaterKey Of Solomon Kral süleymana atfedilir ve iyi kötü ruhların efsunlarının yanı sıra , hazine bulma , ruh daveti için gerekli çemberlerin olusumu gibi alt konulara eğilir. The Grimoirum Verum kötü ruhların davetini içerir. The Grimoirium Of Honorius ölü diriltimi ve kötü ruh denetimi gibi konulara eğilir .ancak pek rağbet görmez çünkü ünlü okültler bu kitabı katolik ayinlerinin çarpıtılmış şekli olarak görürler. Arbatel Of Magic doğayı yöneten ruhları ele geçirmeyi anlatan bir grimoiredir. aklıma gelen en bilindik grimoireleri açıklamaya çalıştım. umarım bir nebze de olsa bilgi dağarcıgınızı genişletebilmişimdir. okuyanlara teşekkürler. ayrıca bu konuları konusmak veya daha fazla bilgi almak isteyen arkadaşlar benimle irtibate geçebilirler1 puan
-
Şahsen bakış açınızı beğenmedim ama kişisel görüşünüz olduğu için bir yorum yapamam, öncelikle bahsedeceğim şeyler bizzati kendim yaşadığım şeyler ve kendi düşüncelerim olucak buna göre yorum yapmanızı isterim. Öncelikle karma konusundan başlayayım ben cidden bir konu da haksızlığa uğradıysam ve bu konuda göz yaşı döküp dua ettiysem hiç bir zaman o karşılıksız kalmaz 1 sene olsun 2 sene olsun hiç farketmez ben bir gün sonra bile karşılık aldığım olmuştur bu bütün insanlar için geçerli siz gerçekten haksızlığa uğradıysanız ( yalan olduğunu falan kastetmedim kişisel algılamayın lütfen ) o kişi karşılığını alır ama bu demek değildir ki aynı şeyi yaşayacak bunu biz bilemeyiz ama her türlü anlar siz bilmiyorsunuz diye böyle bir yorum yapamazsınız. Aksine böyle düşünmeniz daha kötü olmuş, sabır ve sükunet önemli oysa Tanrı'ya el açıp kendi haksızlığa uğradığın konu için dua etmelisiniz beddua okumamalısınız bunun nedeni ise şöyle düşün o kişi kötü ise sende mi kötüsün? Neden onun kötülüğünü istiyorsun ki kardeşim bırak o kendi hatası ile kalsın sen beddua ederek onunla kendini aynı konuma düşürüyorsun bu yüzden Tanrı'ya havale etmek benim için en iyisidir biri bana hakaret mi etti ben ona aynı hakareti etmem hiç bir türlü etmem çünkü ben o değilim. Karma kişiye hakettiği gibi davran der biraz da sen bir kişiye istisnasız iyi davranırsan senin aptallığındır o kişi de seni kullanır bu en basit örnek sen karşındakine nasıl davranmayı bilirsen ötesi seni ilgilendirmez senin davan bitmiştir o konu da gerisini o kişi düşünücek o yüzden Tanrı kimin masum kimin suçlu olduğunu bilir sen belki bambaşka bir konudan alacağını aldın haksızlığa uğradığın için veyahut haksızlık yapan kişiler aldı günahını çekti. Evren de bir denge olmalı ilahi adalet var dilerim sizin üzerinize olur benim şahsi görüşüm bunlardı ben bizzat defalarca yaşamış biri olarak ( hem haksızlığa uğrattığım konudan aldım, hem haksızlığa uğradığım konulardan defalarca ) bu yüzden Tanrı'nın adaletine güveniyorum.1 puan
-
dönüp dönüp okuyorum. anlaşılması ve unutması çok kolay. tekrar tekrar yeniden hatırlamak lazım, teşekkürler.1 puan
-
Doğrudan bir eylem yerine kurnazca bir girişimde bulunabilir dikkatinizi çekip sizi kendine eyleme geçirmeye çalışabilir manipülasyona gelmeyin. Eyleme geçerse de akıl oyunu yapacak numaralarına kanmayın. Bu kişiye temkinli olun bir müddet.1 puan
-
Şahsi düşüncelerimdir ve eleştiri istemiyorum! Yaklaşık 16 yıldır bu forumdayım, altın çağını yaşadığı dönemler vardı. Şimdi ise gördüğüm şey sadece büyük soğuk bir mezarlık. Tema değiştikten sonra o tanıdık ortamda yok oldu. Bu forumda çok güzel arkadaşlıklar yaşandı, harika sohbetler, belkide mistik bir yolculuk. Sadece belirli bir kaç kemik üye halen aktif ama bazılarına baktığımdada hala aynı yerde saydıklarını görmekte üzüyor. Şahsi olarak kimseye bir sözüm yok yanlış anlaşılmasın, ama o eski günler artık yok.1 puan
-
Hayrı olsa kendilerine olur onların Bir anımı anlatayım...Bir arkadaşım meşhur bir hocaya gidecekmiş Balatta, tesadüf ya yolda karşılaştık. O günüm de boştu eğlence arıyorum... Nereye gidiyorsun napıyorsun derken anlattı, dedim hadi geleyim bakayım ne yapıyor bu acaba diye gittik. İkimizi gördü hoşgeldiniz anlat derdini dedi arkadaşıma... Biraz ailevi problemlerden bahsetti vs bu da bakır bir leğene su koydu Arapça bir iki şey salladı, sonra ne ibranice ne de Arapça, bilmediğim dilde birkaç şey daha salladı ve dedi ki arkadaşıma, sende büyü var... Ee nasıl yapıcaz...İşte şu fiyata çözerim bozarım bilmemne, ne lazım dedi ? 7 tane camiden alınacak 7 farklı suyu toplayıp bana getir dedi. Tamam dedi arkadaş, toplayıp getireyim. Konuştum bununla bak bu şarlatan bir deneme yapalım gör. Tabi korkuyor bir şey olursa da ben yaptım derim ne büyüsü yapacaksa bana yapsın falan neyse velhasıl kelam ikna oldu, gittik köşedeki çeşmeden doldurduk pet şişeyi birer kahve içtik biraz da vakit geçsin diye götürdük. Ben dedim ki, Hoca efendi Yalnız 7. camiyi yakında bulamadık 6 ve 7. suyu aynı camiden koyduk. Bir bakar mısın...Tamam ben bir cinlerime sorayım dedi...Sordum, yok olmaz 7 sinin farklı olması lazımmış dedi. Çıktık tekrar tamam bakalım dedik, aynı yerden gene doldurduk suyu götürdük akşam üstüne doğru Hoca efendi gene sordu cinlerine...Heh dedi işte Tamam bak, bu 7 farklı caminin suyu cinlerim onayladı.... 😂 Artık bozma işlemine başlayabilirim ama ücret lazım. Tabi insanları böyle korkutarak koşturduğu, iş verdiği için psikolojik olarak da hiç bir şey yapmayacak olsan bile ya o kadar uğraştık verelim üç beş, doğru yanlış bozulsun demeye getiriyor ki başta camilerde su toplanmaya göndermeden ücreti almıyor 😂 Neyse tabi arkadaş da dolandırıcı olduğunu anladı falan. Dedim ki buna ya büyü yapıp yapmaman mesele değil uydurup uydurup duruyorsun da bari bilmediğin şeye biliyorum diyip insanları kandırma...Sen göreceksin şöyledir böyledir muhabbetlerine girdi. Biraz daha konuştum ya dedi ben insanları zorlamıyorum ki kendileri geliyor. Kimsenin evine gitmiyorum onlar bana para vermeye geliyor... Neyse Allah akıl fikir versin dedik çıktık ama yani afedersin salak olduktan sonra hakikaten insanlar kendi tercihleri ile yaşıyor Bunlardan medet umanlara ; elimde iki kıtayı birbirine bağlayan uygun fiyatlı 2 adet köprü var maliyetine veriyorum, 3 tane vardı 2 tane kaldı desen ciddi ciddi inanacak insanlar bile halen yok değil1 puan
-
Tek başınıza elde ettiğiniz enerji ile toplu halde elde ettiğiniz enerji farkından olabilir mi?1 puan
-
Doğaüstünü konu alan bir forumda, doğaüstü olay deneyimlediğini iddia eden herkese ya müptezel ya şizofren muamelesi yapılması hoş değil. En büyüğünden en küçüğüne kadar herkes birbirine yapiyor bunu. Bu kadar imkansız geliyorsa eğer mantiginiza insanların yaşadığı deneyimler, o zaman bu forumda bulunmanız sizler için boşa zaman kaybı değil midir ki? Neresinden tutsan elinde patlıyor.1 puan
-
Araknelerin etkisi kısa. Bir hafta kadar sürüyor. Tekrar yapabilirsiniz. Geçende yaptığınız yaramadığına göre, birşeyler yanlış yapmışsınız. O yanlısı tekrar etmeyin.1 puan
-
Ekole bağlı. Anne adını bilmesi gerekmeyen ekoller var. Kaldı ki DNAsi varsa, bırakın anne ismi, kişinin ismini bilmeye de gerek yok. Hele foto icat edildiğinden beri, büyü tutturmaya epey kolaylaştı.1 puan
-
' Ben sadece kabal öğretisine göre tevrattan saptanmış ve üzerinde enerji çalışması yapılabilen tanrının 72 ismini ve çok kısa açılımlarını vereceğim; arzu edenler çeşitli kaynaklardan daha detaylı bilgi alabilirler.bu kitaplardan biri de Yehude Berg'in yazdığı Tanrı'nın 72 Adı,Ruh İçin Teknoloji kitabıdır. KABALA ÖĞRETİSİNDE TANRININ 72 İSMİ VAY HEY VAV zaman yolculuğu YUD LAMED YUD kıvılcımları tekrar yakalamak SAMEH YUD TET mucize yaratmak AYİN LAMED MEM olumsuz düşüncelerden kurtulmak MEM HEY ŞİN şifa LAMED LAMED HEY rüya durumu ALEF KAF ALEF ruhun dna sı KAF HEY TAV negatif enerji ve stresi yok etmek HEY ZAYİN YUD meleksel titreşimler ALEF LAMED DALED bakışlar öldürebilir LAMED ALEF VA şeytanın kalıntılarını temizlemek HEY HEY AYİN koşulsuz sevgi YUD ZAYİN LAMED yeryüzündeki cennet MEM BET HEY silahlara veda HEY REŞ YUD ileriyi görme HEY KUF MEM depresyondan kurtulma LAMED ALEF VAV büyükkaçış KAF LAMED YUD üretkenlik LAMED VAV VAV tanrı ile iletişim PE HEY LAMED bağımlılıklara karşı zafer NUN LAMED KAF vebanın kökünü kurutmak YUD YUD YUD ölümcül cazibeyi durdurma MEM LAMED HEY alevi paylaşmak HET HEY VAV kıskançlık NUN TAV HEY aklınızdan geçeni söyleyin HEY ALEF ALEF kaostan düzene YUD REŞ TAV sessiz partner ŞİN ALEF HEY ruh eşi REŞ YUD YUD nefreti ortadan kaldırmak ALEF VAV MEM köprüler inşa etmek LAMED KAF BET başladığınız işi bitirin VAV ŞİN REŞ anılar YUD HET VAV karanlık yanı göstermek LAMED HEY HET kendinizi unutun KAF VAV KUF cinsel enerji MEM NUN DALET korku(suz) ALEF NUN YUD büyük resim HET AYİN MEM devre sistemi REŞ HEY AYİN işlenmemiş elmas YUD YUD ZAYİN doğru kelimelerle konuşma HEY HEY HEY özsaygı MEM YUD KAF gizlenmişi ortaya çıkarmak VAV VAV LAMED bolluk ve refahın gücü AYİN REŞ YUD mutlak kesinlik AYİN ŞİN LAMED küresel dönüşüm MEM YUD HEY birlik VAV HEY VAV mutluluk DALET NUN YUD yeterli hiçbir zaman yeterli değildir HEY HET ŞİN suç yoktur AYİN MEM MEM tutku NUN NUN ALEF gündem yoktur NUN YUD TAV ölümün ölmesi MEM BET HEY düşünceyi eyleme dönüştürme PE VAV YUD öfkeyi yok etmek NUN MEM MEM ruhunuzu dinlemek YUD YUD LAMED bırakma HEY REŞ HET göbek kordonu MEM TSADİK REŞ özgürlük VAV MEM BET su YUD HEY HEY anne ve baba öğretmendir bir vaiz değil! AYİN NUN VAV takdir MEM HET YUD olumlu yanımızı göstermek DALET MEM BET tanrı korkusu MEM NUN KUF sorumluluk ALEF YUD AYİN büyük beklentiler HET BET VAV geçmiş ruhlarla temas REŞ ALEF HEY kayıp ve bulunmuş YUD BET MEM düzensizliğin ardındaki amacı anlamak HEY YUD YUD paralel evrenler ve kehanet MEM VAV MEM spiritüel temizleyici' *Dr. M. Ender Saraç'ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabından alıntıdır!1 puan
-
Bloklar ve kötü enerjiler gittikten sonra, yerine pozitif enerjiyi yerleştirmek gerekiyor. Böylece titreşimleriniz istemekten izin vermeye ve almaya değişecektir. Bu sayede para akışını açmak veya kapatmaktan sorumlu olan kanalları açılacaktır. Ancak şu anda belirli mali zorluklar yaşıyorsanız, bunu nasıl yapabilirsiniz? En etkili ve zamanla kanıtlanmış teknik, arzulananın görselleştirilmesidir. Yani, tüm para problemlerinizi çözdüğünüz ve iyi bir gelir elde edebildiğiniz gelecekteki gelişimin bir versiyonu hayal etmelisiniz. Maddi zenginlik akışının sizde açıldığını ve bundan sonra artık bunun için endişelenmediğinizi hayal edin. Bu görüntüyü bilincinizde saklayın ve koruyun, bu hisle bağlantı kurun, böylece vücudunuzdaki tüm hücreler, kesinlikle tüm parçacıkları tamamen onunla doludur. Aynı zamanda, istemediğiniz gerçeklikten - istediğiniz gerçekliğe hareket etme gücüne sahip olduğunuz gerçeğini düşünmeyi bırakmayın. Gereksiz fedakarlıklardan, içsel gücünüzü azaltan düşüncelerden kurtulduğunuz ve doğuştan itibaren sahip olduğunuz garantili seçim özgürlüğüne doğru, cesurca yürüdüğünüzden emin olun . Unutmayın, Evreninizi sadece kişisel olarak yaratıyorsunuz ve bolluğunuz içsel çalışmanızın bir sonucudur. Kısaca hatırlatayım. Para sadece bir enerji biçimidir, ne fazla ne de azdır, bu yüzden hiçbir şekilde "kötü" veya "iyi" ve hatta "her şeyimiz" olamaz. Para blokları, bilinçaltında yazılan ve hayatın belirli alanlarına enerji akışını bozan olumsuz tutumlardır. Tüm bloklar çocukluktan gelir. Para bloklarından kurtulmanın en etkili yolu, hayal ettiğiniz her şeye sahip olduğunuz bir gerçekliği hayal etmek ve bunu düzenli olarak bir oldu bitti olarak düşünmektir. Unutmayın, hayatınızın ve geleceğinizin Yaratıcısı sadece sizsiniz!1 puan
-
RİTÜEL ZAMANI İhtiyacınız olan: bir mum,kibrit (çakmak olmaz), kağıt, kalem, bir paket mendil, demir tepsi veya içinde kağıt yakabileceğiniz ona benzer bişey. Eğer bu ritüeli evde değil de dışarıda yapma imkanınız varsa o zaman mum yerine güzel bir ateş yakmanızı öneririm. Evinizin içinde şömine varsa, o da işe yarar. Mumu yakın ve şunu okuyun. Mum (ateş)yanıyor Sihir başlıyor Beni engelleyen Beni üzen Yolumu kapatan Benligimi bastıran İçimden çıkıyor Bu kağıda dökülüyor. Ve yazmaya başlayın. Bütün dertlerini dökün, aklınıza ne geliyorsa yazın. Noktaları , virgulleri, grameri boş verin. Kimseyi etkileyecek değiliz. Kağıda gözyaşı, salya- sümük bulaştırmak serbest( bu arada bir paket mendil tam da burada işe yarar). Küfretmek serbest. Kompozisyon yazmıyoruz, içimizdeki tüm kötülükleri, tüm engelleri tüm kötü enerjiyi boşaltıyoriz. Kötülük seli bittiğini ve de yazacak birşey kalmadığını anladığınız zaman. Biraz dinlenin. Bır bardak çay içmek iyi gelir bu aşamada. Yazdıklarınızı elinize alıp okuyun. Eğer daha dolu olduğunuzu hissedersiniz, yazmaya devam edin. Genellikle normal tepki gülmek oluyor. Yazdıklarınız size çok aptalca gelecek, ve de zaten öyle olacak. Kağıtları yakın ve şunu okuyun. Bu yanan kağıtlar değil, dertlerim. Bu uçan duman değil, engellerim. Bu dağılan kül değil, korkularım. Önüm açık, önüm aydınlık, önüm bereket dolu. Öyle istiyorum, öyle olacak. Amin. Mumu ya da ateşi söndürmeyeceksiniz. Kendisi sönecek.1 puan
-
1 puan
-
ZAMANIN ÇÖKTÜĞÜ İLAHİ MAKAM - DMT Ana fikir; Yeryüzünde ki bütün dinlerin ya çıkış noktası olmuş ya da tam odağında var olup, oluşumuna yön vermiş bir maddedir Di-Methyl-Tryptamine. Bir DMT (dimethyltryptamine) trans anı. Ruh Molekülü Belgeselinden. '' Şehri çok uzak mesafeden gördüm koyu yeşil renkteydi. Üstünde titreşen ışıklar ve bulular vardı son derece hızlı hareket ettiği için tanımlanması çok güç geometrik şekillerin yavaşlamasının ardından uzaklardaki şehri gördüm. Ben bu manzarayı izlerken tam da gözlerimin önünden bir ışık topu '' bu da neydi'' dedirtircesine, geçip gitti. bu kadar yakın olması dışında korkmadım. etrafıma bakınmaya başladım. Sanki bu yerin içindeydim. '' Neden buradayım'' derken hemen sağımda, kocaman bir burnu ve yeşil cildi olan kadını gördüm. Bir düğme çeviriyordu ve fark ettim ki uzaktaki şehrin ışıklarının gücünü artırıp azaltıyordu. Ona baktığımı fark edince '' Başka ne istiyorsun'' dedi, bende, '' Başka neyin var '' dedim. '' DMT (Di-Methyl-Tryptamine) Epifiz bezi bir çok dinde odak noktası olmuş bir organımız ve üçüncü gözümüzün açılması halinde ruhani boyutlarda yaşanacak bir aydınlanmanın da sağlayıcısıdır aynı zamanda. Bir insanın epifiz bezinin en çok doğum ve ölüm anında salgıladığı DMT, insan bilinci üzerinde çok etkili ilahi bir hormondur. Öyle ki, ruhun vücuda girip çıkmasını sağlayan hormon olarak adlandırılır. Ayrıca rem uykusunda rüya anında çok küçük miktarlarda üretilmekte. Yan etkileri olan psychodelic sanrılar, onu dünyanın en kuvvetli uyuşturucusu damgasını yemesine yetmiş. Triptamin ailesinin en güçlüsü. Vücutta üretilen bu kadar güçlü bir psikoaktifin, doğal yapımızla ilgili bir nedeni olmalı. İnsanlar, hayvanlar ve bitkilerde bulunan bu salgının tam olarak asıl görevinin ne olduğu hakkında şu an için kesin bilgiler olmamakla birlikte, bu salgının 30 - 40 yıl önce ki öne sürüldüğü gibi doğada tesadüfen oluşmadığı, daha gerçek bir işlevi olduğu, bir amacı olduğu, bununda ortak moleküler dil olabileceği görüşü gittikçe sağlamlaşıyor. Yani tüm galaksilerdekilerde dahil tüm canlılar arasında ortak bir moleküler dil olabileceği gerçeğinden bahsediliyor. Bir daha gözden geçirelim, beyin ikiye ayrılmış bir organ, sağ beyin sol beyin. Beynin içinde bulunan diğer organlarda aynı şekilde ikiye ayrılmış durumdalar. Ancak bir tek epifiz bezi tam orta da tek bir bütün olarak durmakta. İşte bu bezimizin salgıladığı 3 hormondan biri DMT. Bütün bunların bir sebebi olmalı. Meditasyon, oruç, ilahi söylemek ya da başka herhangi bir teknik ile özden kaynaklanan DMT seviyesi bir anda çoğalabilir. Bu mistik durumun ''ölüme yakınlık'' deneyimi ile tartışılmaz bir bağlantısı vardır. Çoğu psikoaktif zihin açıcıların bilinçte yaptığı etki ile, yoğun meditasyon arasında çok yakın bir benzerlik vardır. Beynimizin tam ortasında bulunan epifiz bezinde açığa çıkan bu bileşik, mistik deneyimlerin yegane olgusudur. Tarih boyunca insanoğlunun halüsinasyonla ilgili olan tüm deneyimlerinde dmt nin rolü vardır. Ayrıca bazı stres anları, yalnızlık, travma ve açlık.. bunlar halüsinasyonlara neden olan sebepler. Beyinde ve bilinçte bu etkiyi yapan bileşikler halüsinojen denilen bileşiklerdir. Beyinde dmt ne kadar fazla salgılanırsa, dünya bizler için o kadar renkli ve canlı görünür, ancak yetersiz derecede dmt salınımı dünyayı donuk, gri ve cansız algılamamıza neden olur. DMT, bilincin bedenden ayrılmasını mümkün kılan bir maddedir. Mistik dinlerin ilahları ve üstadlarının ana konusu da hep bedenden kurtulma ve beden dışı deneyimlerle alakalı kavramlardır. Bu nedenle günümüzde bilim bu bileşiğe ''Ruh Molekülü'' adını vermiştir. Dmt'nin İnsan Üzerindeki Etkisi: Diğer psikoaktiflerle dmt arasında çok farklılıklar olduğu gözlemlendi. Zaten onu bu denli önemli yapan da bu farklar. Dmt kullanmış yada ona maruz kalmış insanların çok önemli ortak görüşleri var. Trans halinde hepsi de evreni görme şekillerinin kökten değiştiğini söylüyor. Transtayken kesinlikle öldüklerini ve yeniden doğdukları söylemeleri ve hepsinin de birbirinden bağımsız olarak aynı şeyleri söylemeleri oldukça ilginç. Birlik hissiyatı verdiğini söyleyen kullanıcılar, tecrübenin büyük bir kısmını bir türlü dillendiremiyorlar ve yazıya dökemiyorlar. Yani sadece bazı imgeleri tarif etmeye çalışarak ve yaşadıklarını kavramlara oturtmaya çalışarak bu tecrübeyi aktarmaya çalışıyorlar. Şamanı da böyle , bilim adamı da böyle. Yani görülenin, bir türlü bu dünya dili ve anlayışı ile anlatılıp kavranması tam olarak mümkün olmuyor. Genel ortak görüş ise bir gözlemci tarafından gözlenen bu evren bir illüzyon ve transa giren kişiler bu gözlemciyi, transta kendilerinin anladıkları an olarak anlatıyorlar. Buda yeniden doğuş demek. Öldükten sonra kendileriyle yaşanılan bir yüzleşme yaşadıklarını, bu yüzleşmenin de kişiden kişiye değişen şiddetlerde geçtiği bilinmekte. Sonrasında ise bir huzur ve yeniden doğuş başlamakta, trans sonunda ise artık hiçbir şey eskisi gibi değildir ve her şey ilahi bir güzellikte ve canlılıkta gözlenmektedir. Beyin içerisinde yerinin neresi olduğu hala bulunamayan bilincin, toplu deneyimlerde beynin dışında olduğu söylenmekte. Bu transa giren kişilerin en can alıcı ortak söylemleri ise bilincin, bu dünyada olmadığı, bu dünyanın o bilinç tarafından üretilen bir illüzyon olduğunu iddia etmeleri. Semavi dinlerde bulunan İsmi azam kavramı, musevilikte Rab'ın son isim olarak geçer. Kuran'da ise Allah'ın son ismi. Tasavvufa göre bu isim söylendiğinde ve gırtlaktan çıktığı anda istenilen her şey oluyor ya da bu evren yok oluyor. Bu dinlerin bu dünya ya ortak bakışı ise bu evrenin ve dünyanın bir illüzyon olduğu. Yani ismi azamı ağızdan çıkardığınız anda bu illüzyonu değiştirebilir ya da ortadan kaldırabilirsiniz. İşte trans sırasında bahsedilen zihin bu. Belki de gizli ilimler ve /veya örgütlerde bahsedilen gizli öğreti fenomeni de bununla ilgilidir. Transa girenler bu illüzyonu anlatamıyorlar yani gırtlaktan çıkaramıyorlar, bizim dillerimizde bunun tarif yok. Musevilikte insanların aşması, Budizm de nirvanaya ulaşmak ve sonsuz huzura ulaşmak, bu transa işaret diyor. Peygamber hastalığı olarak ta bilinen temporal lob epilepsisinin nedeni DMT yükselmesine neden olan şizofrenik sanrılar. Tüm peygamberler, evliyalar, ermişler aynı şeyden bahsediyor, '' Bu evren bir illüzyon'' Kesinlikle izlemenizi tavsiye ettiğim bir belgesel; https://www.youtube.com/watch?v=3iJ2J6GNmZ8 Epifiz Bezi (Pineal Gland): Kozalaksı bez, beyin epifizi ve 3. göz diye de tanımlanan epifiz bezi, vertebre-omurgalı beyindeki küçük bir endokrin-içsalgı bezidir. Epifiz bezi, uyku-uyanma modülasyon kalıpları, mevsimsel fonksiyonları etkileyen seratoninin türevi olan melatonin hormonu üretir. Epifizin şekli küçük çam kozalağına benzer ve beynin iki yuvarlak talamik lobu arasında, beynin orta yerinde yer alır. Epifiz Bezi 6. çakranın salgı bezi ayrıca üçüncü göz adı verilir ve üçüncü göz içsel göz olarak bilinir. İçsel alemlere ve yüksek bilinç alemlerine götüren kapı olarak bilinir. Üçüncü göz çoğu zaman vizyonlar, duru görü, önsezi ve beden dışı deneyimler ile ilişkilendirilir. Dokusal olarak göz yapısına benzemektedir (kornea, retina). Tabii bir farkı var. Gözlerimiz ışığa duyarlıyken, yani organın fonksiyonları ışık girdiğinde devreye girerken, pineal gland ışık kesildiğinde işlevselliğine başlar. Beyin epifizi bir salgı bezi ve bu bezden 3 adet hormon salgılanır: Melatonin, Pinolin Dimetiltriptamin (DMT). Epifiz bezi üç adet hormon salgılıyor demiştik, bu salgıların içinde en önemlisi olan melatonin’e geçmeden önce dimetiltriptamin’e bakalım. Dimetiltriptamin çok ilginç bir hormon. Şamanlarda ayahuasca denilen bir iksirin yapımında kullanılıyor. Hormonu ise bitkilerden elde ediyorlar. Elde ettikleri bitkiler ise şunlar: Phalaris arundinacea (yem kanyaşı), Psychotria viridis, Phalaris (kuş otu), Acacia (akasya), Arundo donax (kargı kamışı) Desmanthus illinoiensis. Tarih, Din ve Epifiz Bezi: Bütün antik dinlerde ve hatta günümüz dinlerinde kozalak ciddi ve muamma bir semboldür. Epifiz bezi, Roma'da katolizmde temsil edilmektedir; epifizi sanatsal olarak çam kozalağı şeklinde resmederler. Eski çağlardaki toplumlarda, özellikle Mısır ve Romalılar epifiz bezinin yararlarını biliyor ve bunu geniş sembolojilerinde göz semboli ile sembolize ediyorlardı. Fransız düşünür, yazar Voltaire’in de beyin epifizin sırrını çözmek için bir çok otopsi yapmıştır. Epifiz bezinin deniz seviyesinde çok az, yüksekle de ise daha fazla hormon salgıladığı bilimsel bir gerçektir. Bu yüzden tarih boyunca tüm ibadethaneler olabildiğinde yükseğe yapılmıştır. Yani ibdaethanelerin yükseğe yapılmasının sebebi matematiksel olarak tanrıya yakın olmak değil ama bir nevi bu hormonun da yardımıyla üst bilinçlerle daha fazla iletişimde bulunmak. Tibet manastırları, hristiyan manastırları hatta tarih öncesi medeniyetlerin de ibadethanelerinin yüksek yerlere yapılmasının nedeni bu hormonun salgılanımını artırmaktır. Hz.Muhammed’in riyazete yüksek ve karanlık bir mağarada çekilmesi, ilk orada emir alması, Hz.Musa’nın Tanrıyla konuşmak için dağa çıkmasının da bu durum ile doğrudan ilişkilidir. Karanlık çok önemlidir, çünkü epifizin en önemli salgısı olan melatonin sadece karanlıkta salgılanıyor. Gece 11 ile sabah 5 arası en yüksek düzeyine ulaşıyor bu durum dinde sabaha karşı ya da gece ibadetinin önemine ciddi bir işarettir. Bu hormonun salgılanımı ne kadar yüksekse ruhsal alemlerle bağ o kadar güçleniyor. İbadet için bu yüzden gecenin en karanlık ve salgının en çok olduğu an seçiliyor. Melatonin hormonunun başka bir özelliği de çocukların 9 yaşından önce ergenliğe girmesini engellemesidir. 9 yaşından sonra salgılanma miktarında değişme olur, etkisinin azalmasıyla eşeysel organlar olgunlaşmaya başlar. Belki de farkındalığın artmasını engelleme çalışmalarının sonucunda 6-7 yaşında ergenliğe girmiş çocukları seyrediyoruz haber bültenlerinde. Epifiz bezinin hormon salgılama mekanizması bozulmuş çocuklar... Melatonin hormonunun üretilebilmesi için uyuduğunuz ortamın tamamen karanlık olması gerekiyor. Yani gece lambası gibi şeyler yakılmamalı. Ya da ışığı kapatıp karanlıkta TV izlemek de hormonun üretimine katkıda bulunmuyor. Ayrıca en kaliteli uyku için 23:00 - 04:00 saatleri arasında uykuda olmak gerekiyor. Rem uykusu da denilen uyku bu saatler arasında gerçekleşiyor ve en çok bu aralıktaki rüyalar hatırda kalıyor. Bunu deneyebilirsiniz, sadece 5 saatlik bir uyku uyunmasına rağmen, tamamen dinç bir şekilde uyanıp güne başlayabiliyorsunuz Bilinmesini İstemiyorlar: Her bir insanın epifizi ya da üçüncü gözü ruhani alem frekansına aktive olabilir. Tanrısal bir haz ile yaşamanızı ve etrafınızdaki her şeyle bütünleşip, teklik hissini duymanızı sağlayabilir. Epifiz bezi bir kere meditasyon, yoga ya da çeşitli ezoterik, okült metodlarla uyumlanıp ayarlandığında, popüler olarak bilinen astral seyahat, astral projeksiyon ya da uzaktan seyr şeklinde kişiyi diğer boyutları seyre geçirebilir. Daha ileri düzey çalışmalar ve çok eski metodlarla, fiziksel dünyadaki insanların düşüncelerini ve davranışlarını kontrol etmek mümkündür. Evet, biraz garip ama Amerika Birleşik Devletleri, eski Sovyetler Birliği hükümeti ve çeşitli gölge organizasyonlar bu çeşit araştırmaları uzun yıllardır yapmaktalar ve hayal edemeyeceğiniz kadar da başarılı olmuşlardır. Epifiz bezi ayrıca Amerikan dolarının arka yüzünde "herşeyi gören göz" şeklinde yer alır ve bu, bireye ya da bireylerden oluşan gruplara epifizlerini kullanmaları ve diğer taraf olan sipiritüel aleme geçmeleri ve fiziksel alemde neler olduğunu, neler düşünüldüğünün hepsini bilip, insanların düşünce ve davranışlarını kontrol etmeleri için bir referans niteliği taşır. Bu zamana kadar yapılan pek çok araştırma, gecenin belirli saatleri olan gece 1 ile 4 arasında beyinde salgılanan kimyasalların, kişinin derinindeki kaynağa bağlanarak bütünlük, teklik hissine yol açtığı doğrulanmıştır. Epifiz Bezimizi nasıl öldürüyorlar? 1990ların sonlarında, Jennifer Luke adlı bir bilim adamı, sodyum floridin epifiz üzerindeki etkileri konusunda ilk çalışmaları başlatmıştır. Luke,beynin orta yerinde bulunan epifiz bezinin, florid için bir hedef olduğunu bildirdi. Epifiz bezi,bedendeki kemikler de dahil diğer fiziksel maddelerden daha fazla floridi absorbe etmekte, emmekteydi. Epifiz bezi tıpkı bir mıknatıs gibi sodyum floridi çeker. Bu da epifizin kireçlenmesine ve bedendeki tüm hormonal işlemin etkin bir şekilde dengelenmesine engel olur. Daha sonra yapılan çeşitli araştırmalar da sodyum floridin beyindeki en önemli bezde absorbe edildiğini kanıtlamıştır.Sodyum florid, beynimizdeki en önemli salgı bezimize saldırıda bulunmaktaydı. Sodyum florid, yiyeceklerde, içeceklerde, banyolarda, içme sularında bulunur. Sodyum florid, Amerika'daki içme sularının %90'ına konmaktadır. Marketlerde satılan su filtreleri floridi filtre etmez, sadece tersine ozmoz ya da su damıtma ile filtrelenebilir. Bunun en ucuz yolu da bir su tamıtıcısı almaktır. Sudaki ve yiyeceklerdeki sodyum florid gerçek anlamda kitleleri aptallaştırır. Naziler ve Ruslar, konsantrasyon kamplarında kampta bulunanları otoritenin sözünü dinleyen ve otoriteyi sorgulamayan bir hale getirmek için sularına sodyum florid katmışlardır. Eğer ruhun tohumunu içimizden çıkarırsak, bu bizi içimizdeki güç ve ruhaniyetin bir olduğu tekliğinden kopartır, bizleri gizli toplulukların, gölge organizasyonların ve çılgına dönmüş kurumsal dünyanın sıradan köleleri haline getirir. Bu organcık yaşlandıkça, özellikle günümüz modern dünyasında kireçleniyor ve işlevini yitirmeye başlıyor. Bunun en büyük sorumlusu olan kimyasal maddelerden biri de florür ve sularımızdaki kireç. Bunun da insanın farkındalığını artırmasını tökezletmek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülüyor. Epifiz Bezinin Kireçlenmesi: Çoğunuzun bildiği nedenlerle insanlar epifiz bezlerinin kireçlenmesine eğilimlidir. Florür, epifiz bezinin kireçlenmesine neden olan sebeplerden sadece birisidir. Florür manyetik olarak epifiz bezine çekilir ve burada, bedenin herhangi bir noktasından daha fazla kalsiyum fosfat kristalleri oluşur. Epifiz bezi tüm sinir sistemimizin en önemli parçası olabilir. Esasen ruhsal bir antendir ve üçüncü gözün fiziksel karşılığıdır. Fiziksel bedende iken yüksek bilinç seviyelerine erişmek için önemlidir. Maalesef çoğu insanın epifiz bezi ağır şekilde kireçlenmiştir. Öyle ki MRI sırasında kalsiyum yığını şeklinde görülür. Kireçlenme ve Sebepleri: Kireçlenme; vücudun çeşitli bölümlerinde kalsiyum fosfat kristallerinin oluşmasıdır. Başlıca nanobakterilerin neden olduğu bir doğal süreçtir. Nanobakteriler kendilerini bağışıklık sistemimizden korumak için kendi etraflarında kalsiyum fosfat kabuklar oluşturan minik mikroorganizmalardır. En son araştırmalardan, bunun çoğu hastalığın nedeni olabileceği görünüyor. Korkunç standart amerikan diyeti nedeniyle çoğu insan bu organizmalara öncesinden çok daha fazla maruz kalıyor. Sadece bunlarla değil, başka araçlarla da kireçlenme oluyor. Kireçlenmenin Başlıca Nedenleri Florür: Manyetik olarak epifiz bezine çekilir, burada kalsiyum fosfat kristalleri oluşturur. Kalsiyum Destekleri: Kireçlenmenin en büyük nedenidir, Aslında çok ta işe yaramazlar Klor ve Bromür gibi Halejonürler: Florür ile benzer etkiye sahiptirler. Gıdalarda ki kalsiyum: Nerdeyse tüm işlenmiş gıdalar kalsiyum içerir. Çeşme Suyu: Çeşme suyu kireçlenme yapıcı maddelerle doludur. Ülkemizde barajlarda florür katkısı görülmemektedir ancak klorlama işlemi yoğun bir şekilde kullanılıyor. Kahve: İçeriğinde ki kafeinin uyku kaçırdığı yani melotonin salgısını engellediği düşünülmekte. Yüksek oranda cıva içeren balıklar, karbon bazlı içecekler, sudaki flor, diş macunları ve dumana maruz kalmamız epifiz bezini olumsuz yönde etkiler ve düzgün çalışmasını engelleyebilir. Et yediğimizde o hayvanın DNA’sını da sindirmiş oluruz, dolayısı ile hayvanın olumlu, olumsuz deneyimlerini de alırız. Bu da epifiz bezinin bireyin psişik mavikopya farkındalığının sürdürülebilirliğini engelleyebilir. Üçüncü göz aktif, canlı ve kuvvetli olmalı… kireçlenmenin giderilmesi işlemi bazen baş ağrılarını ve uykulu olmayı kapsar. Güneş patlamalarında da aynı etkiler olur. Kireçlenmeyi Gidermek İçin Yöntemler: Bir bezelye tanesi büyüklüğünde olan bu mini organ hipofiz bezimizin arkasında küçük bir oyuğun içinde yerleşmiştir. Bu mini organ melatonin olarak adlandırdığımız, gündüz ve gece döngümüzü kontrol eden ve bedenimizin günlük ritmini düzenleyen hormonu salgılar. Epifiz bezinin fonksiyonunu ve enerjisini geliştirmek, arttırmak aslında çok önemlidir çünkü bu bez bedenin fiziksel tüm sistemini etkilediği gibi psişik anlamda farkındalığınızı, bilinçlilik halinizi ve yaşam deneyimlerinizi genişletecek ya da sınırlayacak bir potansiyele sahiptir. Güneş, epifiz için çok önemlidir ve onun için bir tür gıda anlamına gelir. Güneş; gözler, cilt, saçlar, burun kılları ve kulaklar vasıtası ile alınıp sindirilebilir ve aslında her gün en az 30 dakika alınması gerekir. Epifizi tamamen aktif hale getirmek için güneşin gözbebekleri vasıtası ile alınması en iyisidir. Güneşte kurutulmuş sebzeler çok yüksek oranda D vitamini, B vitamini ve içerirler. Çoğu Japon mutfağında geniş oranda kullanılan arame, wakame, dulse, nori gibi isimleri olan çeşitli deniz yosunları da yine bu vitaminlere ilave olar iyot da içerirler. Kalın yapraklı kara lanana, şalgam yaprağı, hardal otu, Çin lahanası vs. yeşil bitkiler epifiz bezi için çok besleyicidir çünkü bu bez bitkilerin yeşil renginin verdiği özelliklerini alır ve bedenin iyice beslenmesi için gerekli yerlere dağıtır. Kızılcık, deve dikeni, rezene, anason, kereviz, ayçiçeği, çemen, hardal ve sarı kantaron, papatya çayı, vişne, lahana, badem, fındık gibi gıda maddeleri ile magnezyum ve çinko içeren diğer gıdalar melatoninden zengindir. Bu tür gıdaların aksam saatlerinde alınması, gündüz alınmasından daha uygun olabilir. Uygun gıdalar epifiz bezimizi olumlu yönde etkileyebilir ve daha fazla çiğ gıda tüketerek, vejeteryan beslenerek, evimizin havasını ozon makinesi ile temiz tutarak ve temiz su içerek de epifiz bezimizi aktif hale getirebiliriz. Epifiz bezinin psişik farkındalığı artırmak için güneş kadar serotonin hormonuna da ihtiyacı vardır. Serotonin de beyin uykudayken üretilen bir hormondur, dolayısı ile karanlık bir odada uyumanın da epifiz bezi için çok besleyici olacağını söyleyebiliriz. Serotonin üreten gıdalar ise badem, muz, acı biber, pirinç, patates ve börülcedir. Bunların tüketilmesi de epifiz bezi için besleyici olabilir. Ayrıca: Mavi Tırpana Balığı Yağı MSM; metilsülfonilmetan (Rahat edebileceğiniz bir dozla başlayın ve günde 7000 – 10,000 mg a kadar artırın. Genel toksin giderme, ayrıca saç, deri, tırnak, kemik oluşumu için çok güçlü). Sitrik asit (Limon işe yarıyor. Sadece sitrik asit de alabilirsiniz) Sarımsak (Günde yarım diş alın, rendeleyip elma sirkesi veya taze limon suyuna koyarsanız kokusu gider.) Elma sirkesi (Malik asit içerir.) Güneşe bakmak (Güneş doğarken ilk 14 dakika ve batarken son 15 dakika güneşe bakın) Thoh’u seslendirin (Toooo okunur, üç kez seslendirin, 24 saat bekleyin, tekrar üç kez seslendirin, yine 24 saat bekleyip tekrarlayın. Bu çok güçlüdür). Not: Epifiz bezi üçüncü göz ile ilişkilendirildiğine göre, düzenli imajinasyon- tahayyül çalışmalarında bulunulmanında faydalı olacağı düşünülmelidir. Epifiz bezinin temizlenmesi ile ilgili şu videoyu hararetle öneririm: https://www.youtube.com/watch?v=7fZ6wIifdc0 DMT içeren bitkilerden faydalanmanın en geçerli yolu olan bitki karışımları ve bunlar içinde en çok bilineni meşhur Ayhuasca çayı. Ayhuasca (Yaje) : Her ne kadar yerliler arasında asil mantığının bağırsak parazitlerini temizlemek olduğu iddia edilse de ruhun vucuttan ayrılıp yükselmesini sağlayan - bir nevi ölüm - ve uyanık rüyalar görülmesine neden olan halusinojenik etkisi bu çayın popüler kullanımına neden olmuştur. Ayahuasca etkisi di metil triptaminin (dmt) beyne girişiyle birlikte başlar. Etkileri 6-12 saat arasında geçmekle birlikte kişiyi günlerce etkisi altında tutabilir. Bir haftada bir kereden fazla alınması sakıncalı olabilir. Yaje (ya da Ayahuasca) içeceği aslında çoğunlukla Amazon bölgesinde yetişen ve oradaki topluluklar tarafından kullanılan bir çeşit sarmaşığın adı aynı zamanda. Fakat içeceğin kendisi sadece yaje'den ibaret değil ve her taita (şamanlara verilen isim) kendine özgü bir tarif kullanıyor. Şamanlar geleneksel olarak bunu tedavi amacıyla kullanıyor olsalar da aynı zamanda büyü amaçlı kullanıldığı da oluyor. Büyüler de tabi ki kazanılan görü yeteneği merkezi konumda; taita bu sayede hastalıkların sebeplerini ruhlar (bizim bildiğimiz ruhlardan farklı) aracılığı ile öğrenebiliyor ve bunları dışarı çıkartabiliyor Amazon bölgesindeki yerliler için bu karışımı hazırlamak problem olmuyor, zira her şey önlerinde. Sarmaşıktan önemli bir kısım, başka bitkilerle karıştırılıp suda bir gün boyunca kaynatılıyor. Kullanılan malzeme çok olduğundan bunu başka bir yerde hazırlamak oldukça zor. Kaynatılmış yaje gece olana kadar bekletiliyor. Geceyi beklemenin sebebi ruhların gece olduğunda uyanmaları. Gerçekleşen ritüel de bu ruhlarla saygıda kusur etmeden iletişim kurmak üzerine kurulu. Bugün bir çok bitki ayahuasca analoğu olarak bilinmektedir. Bunlardan en önemlisi peganum ve mimosa türlerinden elde edilir. Peganum harmala (Üzerlik) tohumları harmala alkoloidlerini bol miktarda içerir. Bunun yanında bir çok mimosa türü bol miktarda dmt içerir. Bu iki bitki ile kolayca ayahuasca analoğu bir içecek hazırlanabilir. Ama araştırdığım ve bildiğim örnekler kadarıyla bu içeceği ön hazırlıksız ve tek başına içmek biraz deli cesareti istiyor. Burada hemen bir not düşeyim; Peru amazonlarına özgü bu bitkiyi elbette bizim topraklarımızda bulmak imkansız. Ancak şanslı olduğumuzu düşündüğüm bir nokta; bu bitkinin özelliği, yüksek miktarda dmt içermesi ve en yüksek dmt içeren bitkilerin başında da phalaris arundinacea (yem kanyaşı) geliyor. Yani ülkemizde ki hemen her bataklık, göl veya serin nemli ortamların bitkisi. onunla birlikte kullanılabilecek olan ikincil bitki ise Peganum harmala (Üzerlik) tohumu, onuda her yerde bulmak mümkün.1 puan
-
bu ruhsal tekamül yollarında genel olarak(Kadere razı olma, sevmek &sevilmek, her olayın yaratıcının planı dahilinde bizim iyiliğimiz için tasarladığını kabul etmek, herşeyin bir olması, benim sen-senin ben olmam) gibi ana temalar var. Ama 1) her olay onun iradesinde diyerek kabullenen biri neden tutup kariyer planlaması yapsın ki belki gelecek düşünmediği başka olasılıkların gerçekleşmesi ile onu istediği yerden bambaşka bir yere götürebilir ? 2)Bir-iki yaşındaki çocuklara dahi şehvet duyan aşağılık varlıkları nasıl bütünün parçası olarak kabul ederiz? 3)Ben x şeyi istiyorsam birkaç yıl süren çabalarım boşa gittiğinde kader yada benim için iyisi buymuş diyerek benim emeklerimin boşa gitmesini izleyen yaratıcıyı nasıl sevebilirim 3 sene evvel beni uyarsa olmuyor muydu? 4)Tüm bu sevme sevilme herşey bir düzende hikayelerini taylandaki 18 yaşındaki sex işçilerine nasıl anlatalım? kader bu mu diyelim? yaratıcı senin burada geceliği 20-30 euroya deneyim point kazanmanı mı istiyor diyelim? 5)Müteahhit'in alıntıda bmw si olan oğluda yaratıcının kullu değil mi ? O ömür boyu tatil yapmak için doğarken, biz niye okullu işi yabancı dili kariyeri evliliği ve sonrasında tonla şeyi yüksek stress ve çabalarla elde ediyoruz? hatta elde dahi edemiyoruz? Kısacası psikolojik varlık olan insan kafayı yemesin, sisteme hizmet etmeye devam etsin diye söylenmiş şeyler. Cennet cehennem yok, ömrün boyuncada yorucu bir işte çalışıp yoksul ve stressli bir hayat süreceksin deseler belki çoğunluk bir süre sonra dayanamaz intihar eder.1 puan
-
İster tarih veya biyoloji çalışın, ister satranç veya tenis oynayın; yaptığınız işe konsantre olabilmek ve dikkat dağıtan şeylerden uzak durabilmek bir sanattır. Hepimizin farklı farklı konsantre olabildiği durumlar vardır. Şöyle zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız ve kendinizi kaybettiğiniz hoşlandığınız olayları bir düşünün; bir sportif faaliyette bulunmak, bir müzik aleti çalmak, sevdiğiniz bir oyunu oynamak gibi faaliyetler veya TAM BİR KONSANTRASYON içinde olduğunuzu düşündüğünüz diğer durumlar. Peki diğer zamanlarda ne oluyor? Zihniniz bir şeyden diğerine kayıyor Endişeler zihninizi dağıtıyor Dış etkenler farkında olmadan sizi ilgilendiğiniz olaydan kopartıyor İlgilendiğiniz olay veya konu size sıkıcı ve zor gelmeye başlıyor. Unutmayın, KONSANTRASYON SİZİN kontrolünüz altındadır ve bu bölüm konsantrasyonunuzu geliştirebilmeniz için gerekli olan bilgileri içermektedir. EN ÖNEMLİ FAKTÖR MOTİVASYON Konsantrasyonunuzu etkileyen hayati ve en önemli faktör motivasyondur. Motivasyon bir şeyi yapmak için iyi ve gerçekçi bir nedeniniz olduğuna inanmanızla ilgilidir. Örneğin ertesi günü sabah saat 08:30’da önemli bir iş görüşmesine veya mülakata gitmek için akşam erken yatabilirsiniz. Ancak ertesi gün bir tatil günüyse, gece geç saate kadar tıka basa atıştırabilir, televizyon izleyebilir ve erken yatmayabilirsiniz. Tabi şüphesiz bunun sonucu olarak ertesi günü maksimum performansta bir zihne de sahip olmazsınız. Bu sonuç tamamen motivasyonla ilgilidir. KONSANTRASYON ile ilgili bu makaleyi NEDEN okuduğunuzu bir kağıda yazmanız tam bu etapta sizin için iyi bir konsantrasyon egzersizi olabilir. SİZİN motivasyonunuzun kaynağı nedir? Daha iyi konsantre olmanın size sağlayacağı olası avantajlar nelerdir? Sağlam bir nedeniniz veya amacınız yoksa konsantrasyona neden ihtiyacınız olsun ki? KONSANTRASYON ETKİLEYEN ÖNEMLİ FAKTÖRLER Su Kaybı Vücuttaki diğer organlardan farklı olarak, beynin büyük bir kısmını (yaklaşık tahminen % 90’ını) su oluşturmaktadır. Vücuttaki su eksikliği kişide baş ağrısı, yorgunluk ve çabuk sinirlenme gibi sonuçlara neden olmaktadır. Bu sonuçlardan her biri sizden konsantrasyonunuzu çalan, alıp götüren olaylardır. Toksinler (vücudunuzdaki zararlı maddeler) Herhangi bir işle uğraşırken neler atıştırdığınız konsantrasyonunuzu etkileyen en önemli faktördür. Yediğimiz hafif hazır yemek ve çerezlerde en çok kullanılan 12 tehlikeli katkı maddesini içeren “kirli düzine” diye bir liste vardır. Bunlardan iki tanesi en çok dikkat etmemiz gereken maddelerdir. Çünkü bu iki tehlikeli madde her türlü gevrekte, gazlı içecekte, sakızda ve yediğimiz birçok şekerlemede mevcuttur. 1-) Mono Sodyum Glutamate (MSG) çeşni ve tat artırıcı dünyada 1950’lerde kullanılmaya başlamıştır. Bu madde hemen hemen her türlü tuzlandırılmış çerezde, hazır yemeklerde, hazır çorbalarda, bisküvilerde, soslarda, et suyu veya et suyu bulyonlarında, konserve ton balıklarında, donmuş hazır yiyeceklerde mevcuttur. Şeker pekmezi fermantasyonundan elde edilmesinden dolayı bu katkı maddesi migren, astım, egzema, barsak rahatsızlığı, kalp çarpıntısı, dalgınlık, unutkanlık, çabuk sinirlenme, rahatsızlık ve dikkatsizlik gibi durumlara sebep olur. 2-) Aspartameetkisiyle ilgili ön bulgular suni tatlandırıcı şekerden yaklaşık 200 kat daha tatlıdır. Aspartame diyet içecekler, kalorisi düşük yiyecek veya diyet tatlılar, sakızlar, pasta ve şekerlemeler dahil tam 9000 yiyecek ürününde kullanılmaktadır. Bu madde de baş ağrısı, heyecan, çabuk sinirlenme, depresyon, uykusuzluk, yorgunluk, baş dönmesi, hazımsızlık ve çeşitli alerjik reaksiyonlar gibi çeşitli şikayetlere sebep olmaktadır. Ayrıca bu maddenin beyin tümörü oluşmasına mevcuttur. KONSANTRASYONU ARTIRAN YİYECEKLER Konsantrasyonu artırmanın bir yolu da probleme daha geniş bir açıyla yaklaşmaktır. Hastalık kaynaklı nedenleri yok tamamen yok ettikten sonra diğer fiziksel boyutlara da göz atmak gerekir. Dinlenin ve Enerji Şarj Edin – uykusuzluk ve açlık konsantrasyonu yok eder; problem az beslenme ve az uyku ise, iyice dinlenin ve bir kase salata yiyin. Karbonhidratları Azaltın - bazı insanlar çok fazla rafine edilmiş karbonhidrat tükettiği zaman uykulu bir duruma girer. Eğer karbonhidratlara karşı hassassanız, öğle yemeğinde ekmeği azaltın ve biraz fazla protein ve sebze tüketin. Doğal Tatlıları Kullanın – rafine şeker başlangıçta size enerji verse de, bir süre sonra çoğu insanı zihinsel ve fiziksel olarak uyuşuk bir duruma sokar. Gün içinde enerjiye ihtiyacınız varsa, çikolatalı bir gofret yerine bir portakal, elma veya muz yemenizi tavsiye ederiz. B Vitaminleri Alın – thiamine (bir B vitamini) seviyenizi artırarak konsantrasyonunuzu sağlamak istiyorsanız, buğday ekmeği, fındık, ceviz, fındık, fasulye, bezelye, süt, yağsız et, yeşil yapraklı sebzeler, avakado, karnabahar ve ıspanak gibi yiyecekler yemelisiniz. Demir Oranına Dikkat – demir eksikliğinin sebep olduğu anemi, beyne kanın dolayısıyla oksijenin az gelmesi nedeniyle hafıza ve konsantrasyonu etkilemektedir. Demir kaplarda pişirilmiş et, deniz ürünleri, brokoli gibi yiyecekler yiyin. Doktor tavsiyesi ile demir içeren vitaminler de kullanabilirsiniz. OMEGA 3 + E – Bebek ve çocuk uzmanı Profesör Robert Winston’un yaptığı bir araştırma, balıkyağının özellikle disleksi (öğrenme bozukluğu), egzama ve iletişim zorluğu çeken çocuklar üzerinde olağanüstü etkileri olduğunu ortaya çıkardı. BBC’de yayınlanan “Günümüzün Çocuğu” adlı belgeselde, Profesör Robert Winston davranış bozuklukları gösteren iki çocuğa günlük olarak belli dozlarda Omega 3 yağ asidi içeren balıkyağı tabletleri vermiştir. Üç ay sonra her iki çocukta da önemli gelişmeler gözlenmiştir. Saldırgan davranışlı olan çocuğun bu durumu olumlu yönde değişirken, çekingen ve içine kapanık olan diğer çocuğun da dışa dönük bir hale geldiği görülmüştür. Bu çalışma balıkyağının birçok probleme çözüm olduğunu ortaya koymuştur. KONSANTRASYON VE MÜZİK Şimdi gelelim enteresan bir konuya. TV’de, CD veya kaset çalarınızda dinlediğiniz sözlü bir müzik SÖZ içerdiği için daha çok beynin SOL LOP’unu uyarmaktadır. Konuşma, kelimeler ve sözlerle ilgilenen ve hoşlanan beynin bu kısmıdır. Ancak sözler beynin renkli ve eğlenceli SAĞ LOP’unu uyarmamaktadır. Sağ lop ritmi ve müziği (özellikle de bazı özel sözsüz müzik ve ritimleri) seven taraftır. Bahsedeceğim, beynin her iki lopunu birlikte ve dengeli kullanmayı sağlayan, özel müzikleri ve ritimleri sevmeseniz de, bundan böyle müziğe, konsantrasyonu sağlayan bir araç olarak bakmanızı istiyorum. Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi için aşağıdaki “KONSANTRASYONU ARTIRAN ÖZEL MÜZİKLER ve RİTİMLER” yazısına tıklayınız. KONSANTRASYONU ARTIRAN ÖZEL MÜZİKLER ve RİTİMLER HAREKET VE ENERJİ İnsan vücudu dinamik bir enerji akımıyla doludur. Özellikle öğrenme tarzları kinestetik olan kişilerin konsantre olmakta zorlandıkları görülmektedir. Bu tip insanların öğrenme sırasında hareket etmeleri ve öğrendiklerini hareketlerle uygulamaları gerekmektedir. Beynin Enerji Noktalarına Dokunmak Nasıl Yapacaksınız: Baş parmağınızla ve işaret parmağınızla bir ‘C” harfi oluşturun ve her iki parmağınızı hemen köprücük kemiğinin altındaki göğüs kemiklerinizin iki tarafının üzerine koyun. Parmaklarınızla nazikçe göğsünüzün her iki kısmını yavaş yavaş 20 veya 30 saniye ovun. Bu ovma sırasında diğer eliniz göbeğinizin üzerinde dursun. Daha sonra ellerinizin yerini değiştirerek aynı hareketi iki veya üç kere tekrarlayın. Neye Yarar: sakin düşünme, okuduğunuz satırları takip edebilme, göz hareketlerini kontrol edebilme yeteneklerinizi geliştirir ve enerji seviyenizi yükseltir. Yatay 8’ler Yapmak Nasıl Yapacaksınız: Bir elinizi yüzünüzün önünde ileriye doğru tam karşıya uzatın ve baş parmağınız yukarıyı gösterecek şekilde açık tutarak elinizi yumruk yapın. Gözleriniz baş parmağınızı dikkatle takip ederken, yavaş yavaş her bir yuvarlağı elinizin başlangıç noktasına göre iki ayrı tarafta olacak şekilde yavaş yavaş yatay bir sekiz oluşturun. Bu hareketi iki veya üç kere tekrarlayın. Daha sonra aynı hareketi diğer kolunuzla ve elinizle yapın. Neye Yarar: okuma, hızlı okuma, yazma, el ve göz koordinasyonu yeteneklerinizi geliştirir. Düşünme Noktalarını Hareketlendirmek Nasıl Yapacaksınız: baş ve işaret parmağınızla nazikçe dairler çizerek başınızı ovunuz. Bu ovma işine kulaklarınızın dış kısmından başlayarak başınızın tepe noktasına kadar yavaş yavaş ilerleyiniz. Daha sonra ovma işine alnınızın iki tarafından tepeye doğru da yapınız. Bu uygulamayı iki veya üç kere tekrarlayınız. Neye Yarar: heceleme, kendi kendinin farkında olma, kısa-süreli hafıza gelişimi, dikkatli dinleyebilme ve soyut düşünebilme yeteneklerinizi geliştirir. Çapraz Eğilme Nasıl Yapacaksınız: Ayakta durun. Önce yavaşça eğilerek sol elinizle sağ dizinize dokunun ve doğrulun, sonra sağ elinizle sol dizinize dokunun ve doğrulun. Bu hareketi 10 veya 15 kere tekrarlayın. Neye Yarar: okuma, yazma, dinleme, hafıza ve koordinasyon yeteneklerinizi geliştirir. Bu egzersiz beyninizin her iki lopunu aynı anda aktif hale getirir. KONSANTRASYON İÇİN ZİHİNSEL STRATEJİLER “Gitme, Buraya Gel” Stratejisi Bu stratejiyi mutlaka uygulamalısınız. Düşüncelerinizin ilgilendiğiniz konudan başka bir noktaya kaydığını hissettiğiniz anda, “Bir dakika, hiçbir yere gitme, buraya gel” deyin kendi kendinize. Örneğin tam ders çalışırken aklınıza aldığınız başka bir not veya bir ödev, kız veya erkek arkadaşınız, veya karnınızın biraz aç olduğu veya bir şeyler atıştırma gibi düşünceler gelebilir. Böyle bir durumda hemen kendi kendinize, “hiçbir yere gitme, buraya gel” deyin. Ve hemen ilgilenmeniz gereken konuyu düşünerek, konuyla ilgili kendi kendinize birkaç soru sorun ve bunları cevaplamaya çalışın. Konuyla ilgili en son bölümün kısa bir özetini düşünün. Veya konunun ana başlıklarını şöyle bir hatırlamaya çalışın ve elinizden geldiğince dikkatinizi ilgilendiğiniz konuya toplamaya çalışın. Dikkatinizi dağıtan konudan uzaklaşmak için kesinlikle o konuyu düşünmemeyi düşünmeyin. Çünkü bu durum gittikçe daha çok dikkatinizin dağılmasına sebep olur. Bir şeyi düşünmemeye çalışmak, onun daha çok düşünülmesine sebep olur. “Şimdi fil düşünmeyeceğim” diye bir düşünün bakalım ne olacak. Şüphesiz hemen aklınıza bir fil gelecektir. Unutmayın, “fil düşünmemeliyim” diye düşünmek aklınıza filin gelmesini sağlamaktan başka bir işe yaramaz. Problemleri ve Dikkat Dağıtan Şeyleri Düşünme Zamanı Araştırmalar, endişeleri ve problemleri için özel bir zaman ayıran insanların dört hafta içinde daha önceki durumlarına göre endişeleri için yüzde 35 daha az düşündüklerini göstermektedir. 1. Konsantrasyonunuzu bozan ve sık sık aklınıza gelen konuları düşünmek için kendinize özel bir zaman ayırın. 2. Dikkatinizi dağıtan bir konunun farkına vardığınızda, bu konuyu düşünmek için özel bir zamanınız olduğunu kendinize hatırlatın. 3. Dikkatiniz dağıldığında ayrıca “bir dakika, hiçbir yere gitme, buraya gel” deme stratejinizi de kullanın. 4. Konsantrasyonunuzu bozan ve sık sık aklınıza gelen konuları düşünmek için ayırdığınız özel zamanı mutlaka bu iş için kullanın. Ayrıca özel olarak ayırdığınız zamanda düşünmek üzere, zihninizi dağıtan şeyleri not alın. Bu amaç için özel bir not defteri tutun. Not aldığınız konuları bu amaçla ayırdığınız özel zamanda mutlaka düşünün. Giderek zaman içinde bu konuların azaldığını fark edeceksiniz. ENERJİ SEVİYENİZİ YÜKSELTİN Enerji seviyenizin ne zaman zirvede, ne zaman en aşağılarda olduğunu tespit edin. Deneme yanılma yoluyla günün hangi zamanlarında enerji seviyenizin yüksek olduğunu ve kolayca konsantre olduğunuzu, ne zamanlar enerji seviyenizin düşük olduğunu ve konsantre olmakta zorlandığınızı belirlemeye çalışın. Zorlandığınız konuları enerji seviyenizin yüksek olduğu anlara kaydırmak iyi bir stratejidir. Bunun yanında kolayınıza gelen konuları düşük enerji seviyeli zamanlarınıza kaydırın. Çoğu öğrenci zorlandığı konuları genellikle en sona bırakmaktadır. Günün geç saatlerine kalan bu konular doğal olarak yorulmuş olan öğrencinin enerji seviyesinin en düşük olduğu anlara rastlamaktadır. Bu uygulama yanlış bir stratejidir. Zor konular yüksek enerjili zamanlarda çalışılmalıdır. Sadece bu strateji bile konsantrasyonunuzun artması için yeterlidir. KONSANTRASYON İÇİN NEFES ALMAK Yoğunlaşmanız gereken bir konuya başlayacağınız zaman, daha önceden konsantre olmakta zorlanmadığınız bir anı aklınıza getirin. Kendinizin yine böyle bir anda olduğunu düşünün. Ayrıca başlangıçta nefes almaya odaklanmak ve derin derin nefes almak bedenin dinlenmesini, zihnin ise enerji dolmasını sağlar. Derin derin nefes almak zihin ve beden senkronizasyonunu sağlar ve sizi stresten uzak tutar. 1. Rahat bir konumda olun. 2. Yavaş yavaş (mümkünse burnunuzla) nefes alın. Sırayla önce göğsünüzün alt kısmını, sonra orta ve üst kısmını aldığınız nefesle doldurun. Yavaş yavaş nefes aldığınızdan emin olun. Bu süreç yaklaşık 8 – 10 saniye olsun. 3. Konsantre olduğunuz bir anınızı düşünerek nefesinizi içinizde bir veya iki saniye tutun. 4. Sonra rahat ve sakin bir şekilde nefesinizi verin. 5. Birkaç saniye durun ve aynı derin nefes alıp verme işlemini tekrar edin. 6. Bu işlemi yaparken başınızın döndüğünü hissederseniz nefes alıp vermeyi çok yoğun yapıyorsunuz demektir. Bu gibi durumlarda yavaşlayın. 7. Aynı zamanda kendinizin ılık ve sakin bir deniz kenarında olduğunu düşünün. Veya dalgaların üzerinde batmadığınızı ve nefes alıp, verdiğinizde dalgaların üzerinde nazik bir şekilde yükselip indiğinizi hayal edin. Bu egzersizin amacı sizi stresten uzak tutmaktır. Stresli olduğumuz durumlarda beynin bazı kısımları aktif olmadığı için daha az zeki oluruz. Bu egzersizi her çalışma öncesi yapın. ALINTIDIR1 puan
-
Aşk ve Sevgiye Dayalı Büyüleri Cadılık ve diğer majikal yolların çoğunda bolca aşk,sevgi ve dikkat çekme büyüleri görürüz. Binlerce formül, tılsım ve yöntem vardır. Burada bizim asıl sormamız gereken konu bu büyülerin bir zararı olup olmadığıdır. Öncelikle dikkat çekme büyüleri ile aşık etme büyüleri arasında önemli farklar vardır. Mesela beni rüyasında görsün veya dikkatini çekeyim diyorsanız bu cadılık yolunda çokta tehlikeli bir durum değildir. Lakin kişiyi direk aşık etmeye çalışıyorsanız işte bu büyülerin tehlikesi söz konusudur. Evrende irade yasası denen bir yasa vardır. Bu yasa gereği her birey kendi iradesi doğrultusunda bir tekamül süreci yaşar. Eğer büyüde bir başkasının iradesine karışma varsa, bu ne olursa olsun evrensel düzeyde hoş bir etki yaratmaz. İnsanları dünyada var eden kendi iradeleridir. İradeleri ellerinden alındığında insan olmanın bir anlamı yoktur ve bu kişilerin tekâmüllerini yani ruhsal gelişimlerini sekteye uğratır. İşte bu tekâmül zincirinde sekteye uğrama durumu ciddi bir sorundur. Evren, büyü yoluyla iradeye karışanın üzerinden dengeyi sağlar. Dengenin nasıl sağlanacağı ise evrensel sistemde bir muammadır. Bu yüzden masum gözüken aşk büyüleri en tehlikeli büyüler haline dönüşebilir. Eğer olabildiğince az tehlikeye girmek istiyorsak, büyülerin işleyişinde hangisinde iradeye karışma var, hangisinde iradeya karışma olmaksızın bir enerji aktarımı var bunu sorgulamalıyız. Lakin bir kişinin rüyasına girme veya kişinin dikkatini çekme büyüleri iradeye karışılmadan yapılır, bunlarda herhangi bir sorun yoktur. Zaten olacak bir olayı büyü katalizör görevi görerek, hızlandırır. Ama direk aşık etme işin içine girdiğinde, o zaman iradeye müdahele vardır. Dikkat çekme büyüleri ile aşık etme büyüleri arasındaki en önemli fark budur. Dikkat çekme veya rüyalara girmede direk iradeye karışılmaz, kişinin odak noktası farklı bir şeye (kendinize) yoğunlaştırılır. Yani bu ışığı karanlık bir noktaya tutmak gibidir. Kişi oraya bakar ama yine seçimi kendi yapar. Eğer içinde pozitif duygular varsa, bu işaretlerin itici gücüyle ilişkiyi hızlandırır, gerçekleştirir veya sağlamlaştırır. Ama direk bağlama ve aşk büyülerinde, kişiye seçim hakkı verilmez, iradeye doğrudan bir müdahale vardır, bu da evrendeki irade hakkına ters düşer. Bu noktada sorun teşkil eder. Bu yüzden bilinçli bir cadı ya da majisyen, aşk büyüleri yerine dikkat çekme büyülerini tercih ederek, kişinin dikkatini kendi üzerine odaklar lakin yine de seçimi karşıdaki kişiye bırakır. Bu karşıdakinin iradesi ve seçimine duyulan saygıdan ötürüdür ve önemli bir erdemdir. Ayrıca karşıdaki yine kendi iradesiyle geldiği için büyünün olumsuz bir tesiri söz konusu olmayacaktır. Peki ciddi şekilde iradeyi etkileyerek karşıdakine doğrudan aşık etme büyüsü yaptık. Bunun bize tesiri ne şekilde olabilir? Bu sorunun net bir cevabı yoktur ama genelde büyünün etkisinin geçmesiyle beraber, karşı çifte size karşı aşırı bir iğrenme duygusu, şiddetli geçimsizlik ve kavgalar başlayabilir. Öte taraftan bazı durumlarda dengelemek adına ilişkinizi bozmaya yönelik kişiler ortaya çıkabilir. Mesela kaynanalar veya diğer gelinler, anneler babalar gibi. İki taraftan biri ciddi bir kaza geçirebilir (muhtemelen siz olursunuz) ya da sizin karşınıza aşık olacağınız başka biri çıkarak, bilinçli olarak bozmak zorunda kalabilirsiniz. Kısacası bu denge durumu ile ilgili sonsuz olasılık vardır. Ama her biri de sizin açınızdan pek hayırlı olmayacaktır. Dikkat çekme ve aşık etme büyülerinin yanı sıra, var olan bir ilişkiyi sürdürme ya da yeni bir aşk için kısmet açma büyüleri de mevcuttur. Var olan ilişkiyi sürdürme büyüleri, eğer iradeye karışılmadan yapılıyorsa sorun teşkil etmez. Burada amaç aşk ve sevgi enerjisini yükselterek, iki tarafın birbirine olan sevgisini desteklemektir. Bu aynı ilişkiyi güçlendirmek için kadının ve erkeğin bakımlı olması yada arada bir dışarı çıkması gibi destekleyici-doğal bir faktördür. Bazen yaşanan olumsuzluklar, kendi zihnimizde ki güçlü kalıplar veya çevremizde ki negatif enerjiler bizim kısmet yollarımızı kapar ve görmemiz gereken kişiyi görmemize veya doğru anın gelmesinde zorluklara neden olabilir. Kısmet açma büyüleri ve Yeni bir aşk için yapılan büyüler bu unsurları ortadan kaldırmak ve yolunuzun açılarak, aşka adım adım gitmenizi sağlar. Kısacası yolda ki engelleri ve enerji tıkanıklıklarını arındırır. Yine bu büyülerinde evrensel düzeyde olumsuz bir tesiri yoktur. Bunların yanı sıra döndürme ve bağlama büyüleri de doğrudan iradeye etkiyi kapsadığı için tavsiye edilmeyen büyülerdir. Sitede yer alan sevgi büyüleri NOT: AŞAĞIDA VERDİĞİM KONULAR BENLE ALAKALI DEĞİLDİR, BÖLÜM YÖNETİCİSİ OLARAK SADECE TÜM KONULARI BU BAŞLIK ALTINDA TOPLADIM. BUNLAR FORMÜLLERİN MUHTEŞEM YA DA EKSİKSİZ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ. EKSİK, HATALI veya TAM OLUP OLMADIĞI SİZİN BİLGİNİZE KALMIŞTIR. BUNU ALAKALI BAŞLIK ALTINDA BAŞLIĞI AÇAN KİŞİYE YÖNELİK SORULARINIZLA SORGULAYABİLİRSİNİZ. Dikkat Çekme ve Çekicilik Büyüleri Aşk Ruju Venüs Büyüsü Jezebel Yosması - Hoodoo Büyüsü Voodoo Tipi: Etkilenilen Kişinin Aklına Girme Büyüsü Baştan Çıkarma İksiri Aşk Çayı Büyüsü Çekicilik Büyüsü Arzu Yağı (Birini Seviyorsanız ve Size Karşılık Vermiyorsa) Beyaz Büyü Tipi Güzellik Majisi Çekicilik Büyüsü Aşk ve Sadakati Çekmek İçin Bir Venüs Kesesi İlişkiyi güçlendirme-sürdürme; Aşkınızı Geri Getirmek İçin Bir Büyü Yeni Bir Aşkı Güçlendirmek İçin... Evlilik Yağı Mutlu Bir İlişki İçin... Huzurlu Ev Ortamı Büyüsü Evlilik ve Aşk Büyüsü Kısmet açma, yeni aşk bulma; Sevgili Bulmak İçin Bir Büyü... Aşk/Yenilenme Büyüsü Sevgi Kadını Venüs (Büyü) Aşk ve Sadakati Çekmek İçin Bir Venüs Kesesi Aşıklar Büyüsü (Tarot Büyüsü) Aşk Güçlendirme Büyüsü Elma Büyüsü (Aşk) Kısmet Açma Büyüsü Cissy'den Çeviri Tarifler Aşık etme, Döndürme ve Bağlama Büyüleri; Amo İl Basium (Kendi Kitabımdan Bir Aşk Büyüsü) Onun Size Gelmesini Sağlama Büyüsü Ortaçağ Aşk Büyüleri Aşk Keki Büyüsü Sevdiğinize Eros'un Okunu Yollamak İçin Sarmısak Büyüsü Bir Aşk Büyüsü Daha... Sevdiğinizi Kendinize Aşık Etmek İçin... Magick Love Doll (Aşk Büyüsü) Aşk Tılsımları Beyaz Büyü Aşk Büyüsü Bir Kalbi Kendinize Zincirletmek İçin Yörük ve Çingene Büyüleri Kendini Sevdirme Büyüsü Kabalistik Aşk Majisi Tjaşur Büyüsü - Aşktaki Şanssızlığı Kırmak İçin Aşk İksiri BONUS Kalp Kırıklığı ve Acısını İyileştirme Lütfen aşk ve sevgi büyülerine dair istekleri bu başlığı incelemeden yapmayınız. Gerekli soru ve istekleri başlık altında belirtiniz. Sirius1 puan
-
Merhaba arkadaşlar ilk olarak hemen konumuza girelim. Kelime anlamı olarak; Voo: İçebakış, Doo: Bilinmeyen olarak adlandırılır. İlk olarak voodoo büyü ve ruh ikilisi arasında doğmuş bir afrika dini olan voodoo birçok afrika ülkesinin ulusal dini olarak kabul görüyor. Dine inanan kişiler doğadan, büyüden ve ruhlardan güç alıyorlar. Doğaya iyi davranmak, iyi ruhlara adaklar sunmak, gerektiği zamanlarda ilgili ritüellerle ayin ve büyü yapmak bu dinin temel şartlarını oluşturuyor. Bu dinin yapı taşları genellikle afrika adetlerinden etkilenmiş ve ona göre şekillenmiştir. Büyü yapımlarında genellikle doğal malzelerden yapılmış bebekler, büyü yapılacak kişinin tırnak ve saç gibi parçaları, iğneler ve ipler kullanılıyor. Voodoo'da cadılık daha çok doğanın hizmetkàrları olarak tanılır. İleri seviyede olan cadılar bitkileri, doğayı ve yaşamı hisederler. Vodoo inancında herşeyin temelinin ruh olduğu olduğudur, insanlar görünen dünyada yaşıyan ruhlardır görünmeyen alemde ise ''lwa'' (ruhlar), mystè (gizemler), anvizib (görünmeyenler), zanj (melekler)ile atalarının yakın zamanda ölmüş ruhları yaşar ruhların yaşadığı aleme ''ginen'' denir. Ders-1 - Transa Geçme - 1. Rahat bir şekilde oturun ve gevşeyin.Hızlı bir şekilde gevşemenin güzel bir yolu nefes veriş sürenizi alış sürenizden biraz daha uzun tutmaktır. 2. Bakışlarınızı üstünde yoğunlaştırabileceğiniz bir nesne bulun Bir mum alevi ya da kristal küre kullanabilrsiniz. 3. Gördüğünüz şeyle ilgili üç cümle söyleyin (yüksek sesle yada içinizden)Bu sizin görsel deneyiminizdir.Bir mum alevine bakıyorsanız Alevin üzerinde renkli bir hale görüyorum diyebilirsiniz mesela. 4.Duyduğunuz şeylerle ilgili üç cümle söyleyin Bu sizin işitsel deneyiminizdir Penceremin Önünde Kuşların şakıdığını Duyuyorum ya da nefes alıp verişlerimi duyuyorum diyebilirsiniz. 5. Hissettiklerinizle ilgili üç cümle söyleyin Bu sizin kinestetik deneyiminizdir örneğin Kalçalarımın üzerinde duran ellerimin sıcaklığını hissediyorum. 6. Bu üç ana duyuya tekrar dönerek her biriyle ilgili önce ikişer sonra birer yeni cümle söyleyin. Gözleriniz ağırlaşırsa onları tamamen kapatın ve dış dünyadakiler yerine içsel görüntü kullanmaya başlayın. 7.Artık Ayinimize başlayabiliriz.Transa geçerken gözlerinizi kapattıysanız yavaşça açın.Bu ayin halini tamamladığınızda hipnoz durumundan çıkabilmek için beşten geriye doğru sayıp uyan demeniz yeterlidir. Şeytanla Anlaşma Hakkında Konudan konuya atladığımın farkındayım ama bu çok sık raslanan bir soru ilk olarak şeytanda her ruh gibi bir vodoo ruhudur eğer anlaşma yapmak istiyorsanız, kesişen yollar 4 kesişen (toprak) yola 9 gün boyunca gideceksiniz ilk gün hava karanlık olduğunda (ben dolunaydan 9 gün önce yapmanızı öneririm) 4 kesişen yolun ortasını örnek verirsek gitar çalmak istiyorsanız gitarınızı alın ve tıngıtdatmaya başlayın kendinizden geçene kadar bunu yapın bu arada siyah renkli birçok şey göreceksiniz bazıları siyah tavşan bazıları kurt, aslan bazıları da heryer sis olduğundan bişey göremediklerini anlatır. sonra gidin 9 gün boyunca bunu yapın kendinizden geçene kadar 9.gün atın üstünde siyah şapkalı biri gelecek yani şeytan ve gitarınızı akort edecek artık usta bir gitarist oldunuz sonra yola adağınızı (içki olabilir) bırakmayı unutmayın. Ruhlara teşekkür edin. Kaynaklar; Dr. Snakenin vodoo büyü kitabı1 puan
-
1 puan
-
Sorunun tamamen dinlerden kaynaklandığını düşünüyorum,bence hep dini inançlar nedeniyle oluyor.1 puan
-
1 puan
-
1 puan
-
Bu özel formülü burada seve seve paylaşacağım. Ne zaman bu çayı içsem hastalığım inanılmaz derecede çabuk iyileşti. Bitkilerden yapılan karışımlar herhangi birinin elinde alelade bir çay iken, bir cadının elinde "iksire" dönüşür. Bu çayın şüphesiz ki kimyasal etkisi önemli etkiye sahiptir ama bir cadının elinde şifalı bir çayın ötesinde şifalı bir iksire dönüşür ve etkisi muazzam boyutlara ulaşır. Kaynaklarda bu çay karışımı isis'e atfedilir, ki bence de onla alakalıdır. İsis'e dualar okuyarak çağırım pentagram ile çayı kutsayın. Her bir bitkinin ruhuna seslenerek içlerinde ki sihri dışarı çıkarın. Ve çayınızı sıcak sıcak içerek İsis'in şefkatli ellerine kendinizi bırakın =) İhtiyacınız olan; Bir ölçü biberiye Bir ölçü adaçayı Bir ölçü kekik ve Bir adet tarçın kabuğu Su Bir ölçek suya tarçın çubuğunuzu koyun ve kaynamaya bırakn. Bu sırada İsis'ten şifasını vermesini ve bu çayı kutsamasını isteyin. Altın rengiyle karışık yeşil bir enerjinin çayla bütünleştiğini imgeleyin. Yeterince kaynayıp tarçının aroması suya geçtiğinde altını kapatıp bitkileri koyun ve kapağını kapatın. 5 dakika demlemeye bırakın. Bu sırada yine dualar eşliğinde çağırım pentagramını çizin ve bitkilerin özlerine seslenin. (Eğer reiki biliyorsanız reiki gönderin) Ve sonra afiyetle çayınızı için, inanılmaz huzuru ve şefkatin enerjisini iliklerinizde hissedeceksiniz. Sirius1 puan
-
sirius periler hakkındaki düşüncemi biliyorsun sanırım konuşmuştuk Konu ile ilgili değil yazdığın bir şeye ekleme yapacağım daha doğrusu konuyu biraz açacağım Çemberden çıkma hususu ; İnvokasyon (bunu varlığın insan bedenine girmesi - ona hükmetmesi manasında kullanıyorum) 'dan tutun da en büyük korkularınızla yüzleşmeye kadar hiç hoş olmayan durumlarla sizi karşı karşıya bırakabilir. Tabiyiki kötü niyetli bir şeyin geldiğini varsayarak yazıyorum bunları ki en kötüye hazırlanın sonra afallamayın diye. Diyelim ki ters bir şey yaptınız onu kızdırıcak.Ama çemberde olduğunuz için size dokunamıyor ve bu yüzden de sizi çemberden çıkarmaya çalışacaktır doğal olarak. Cismini değiştirerek üzerinize yürüyebilir. Hayli korkacağınız bir şekilde. Gerekirse yani dayanamıyorsanız gözlerinizi kapatın ve bekleyin size çemberin içerisinde iken dokunamaz. Tabiyiki çemberiniz sağlam olmalı Yani güvenilir bir kaynaktan alınmış ve daha önce denenmiş bir yöntem olmalı.1 puan
-
Bu azalan ay dönemi için uygulanan bir büyüdür ve kavgaları çözmek ve sorunları çözüme ulaştıracak yolu açabilmek için yapılır. Eğer içinde adaletsizce davranışlara maruz kaldığınız bir konu bulunuyorsa ya da bir konuda bazı sağlam prensiplere sahipseniz ve sizden bazı tavizler vermeniz isteniyorsa, o zaman fındık ağacı sopalarından ya da fındıklardan bir daire meydana getirin. Yani bilgeliğin geleneksel ağacından... Soruşturulan konuyu temsil eden bir sembolü dairenin merkezindeki noktaya koyun. Bu; Para konuları için metal bir para hukuki konular için bir döküman Eğer kavga arabayla ilgiliyse oyuncak bir araba Mülklerle ilgiliyse oyuncak bir ev olabilir.* Bu aşamada lütfen Jüpiter'in metali olan kalaydan ya da bronzdan yapılma bir şey bulun ve bundan yardım alın; çünkü bu gezegen adaletin tanrısı ve gezegenidir. Sembolünüzü ve kalaydan ya da bronzdan nesneyi Merkür'ün net iletişiminin talebini temsil edebilmesi için alüminyumdan yapılmış bir folyonun içine sarın. Bunu yaparken de tüm adaletsizliklerin ve tüm küskünlüklerin sıkıcı sarılmalarını müşahede edin. Paketi iple bağlayın ve böylece arapsaçına dönmüş argümanların ve kavgaların tümünü de paketle birlikte bağlamış olun. Gökyüzünde büyüyen ayı görene kadar paketi pencerenizin çıkıntısında beklemeye terk edin. Sonra paketinizi dışarıya çıkarın ve kordonu keserken de tüm negatif enerjilerin pozitif enerjilere dönüştüklerine şahit olun. Bunlar, sizi yeni bir başlangıç için serbestleştirirler. Yeni ayın üzerinde pozitif bir dilek tutun ve probleminiz için de yeni bir yaklaşımı deneme yoluna gidin. Kaynak: Bütün Kadınlar Cadıdır- Cassandra Eason Not: *Bunun işleyişi için benzeşim yasasının işleyişini araştırabilirsiniz. Ayrıca jüpiter ve merkür'ün gezegensel sembollerini çalışmaya dahil edebilir ve özellikle çalışmayı bu gezegenlerin saatlerinde (en azından günlerinde) yaparsanız daha işe yarar olacaktır. Basit bir cadı büyüsü.1 puan
-
1 puan
-
BÜYÜ ŞİŞELERİ Not: Büyü şişeleri cadılar için temel bir bilgidir ve vazgeçilmezdir. Genel olarak bir kereliğine genel bir korunma şişesi yaratılır ve ardından istenirse her yıl düzenli korunma şişesi yapılabilir. Verimlilik Şişesi Hem bir bebek için hemde projeyi verimli kılmak amacıyla, verimlilik şişesi, sempati büyüsünde güçlü bir odak olarak kullanılabilir. Bu şişelere kırmızı şarap ve biberiye doldurulurdu. (Bereketin sembolü olarak pirincin yanısıra fındığında havaya saçıldığı) bir düğün töreninden sonra, gelin, istediği erkek çocuk sayısı kadar fındık ve kız çocuk sayısı kadar ceviz seçerdi. Fındık ve cevizler bir şişeye yada bazen düğün içkisinin konduğu büyük bir şişeye yerleştirilirdi. Şişe mühürlenir ve evde geçirilen ilk geceden sonra eşiğin altında veya bir duvarın içine konurdu. Bu çeşit sempati büyüsü gelinin, çocuk sayısını belirlediği söylenirdi. Şişenizi gömmeyin, zarar görmeyeceği yüksek ve güvenli bir yerde saklayın. Ayçiçeği yağınınveya altın banyo yağının içine, yeni bir projenin her adımı için bir tane veya bir rüyanın gerçekleşmesi için sizce uygun olan ay sayısı kadar fındık koyun. Para Şişeleri Geniş boyunlu, berrak camdan bir şişe seçin ve onu normal güneş ışığıyla ısınan bir yerde tutun. Eğer mümkünse, bulunduğunuz bir madeni parayla para koleksiyonuna başlayın çünkü eski bir inanışa göre bulunan birşeyin değeri verilen veya satın alınanınkinden on kat daha fazladır. Şişenin içini her çeşit veya değerden parayla doldurun ve ağzına kadar dolduğunda parayı kendinize çekmek için şişeyi mühürleyin. Para şişeleri için en iyi yer mutfak veya çalışma alanınızdır. Şunları kullanın: -Güneşin gücünü cezbetmek için altın renkli madeni para -Ay gücü için gümüş renkli madeni para -Venüc gücü için bakır renkli para -Jüpiter gücü için teneke para Yaz gündönümü arifesinde ertesi gün şafakta güneşin ilk ışınlarını alması için günbatımında şişenizi bahçeye koyun. Aşk Şişeleri: Tatlı bir yeşil veya pembe camdan yapılmış bir şişe seçin. İçine; -Yeşim veya yeşil çam külçeleri gibi küçük kristaller -9 tane henüz açmamış küçük kırmızı veya pembe gül -İçine 9 damla gül, ıtır veya lavanta yağı eklenmiş renksiz ince yağ (örneğin bebe yağı) koyun Şişeyi ağzına kadar doldurmayın, güller içinde yüzebilsin ve kristaller dibe batsın. Şişeyi yatak odanızda, güneş ışınlarının ulaşamayacağı ama ay ışığının içine süzüleceği bir yere koyun. Ay hilal halindeyken şişeyi alıp bahçeye çıkın. Aşkın size geldiğini veya sizi terketmediğini hayal edin ve içindeki kristallerin yüzmesi için şişeyi sallayın. İçine, buğday tohumu, işlenmemiş zeytin yağı gibi altın rengi yap koyup karıştırın. Kutsal bir pınardan aldığınız su ve berrak kuvars kristalleri kullanarak, sağlık için de şişeler yaratabilirsiniz. Şişeyi, mümkünse hava alan bir yere veya pencere kenarına koyun. Büyücü Şişeleri: Büyücü şişeleri yapımı kolaydıri fakat eski adeti izleyip içine işemek yerine kırmızı şarap ve kurutulmuş biberiye koymak daha iyidir Herhangi bir cam kavanoz veya şişe de yeterli olacaktır. Koyu kırmızımsı veya yeşil bir tane bulursanız daha iyi olur. Eğer eski yöntemleri izlemek istiyorsanuz eski cam şişeler antika marketlerden bulunabilir. Bunu bir büyücü şişesine çevirmek için; -Koyu renkli bir sıvıyla doldurun -Sıvının içine bazıları şans getiren at nalı şeklinde bükülmüş demir çivi ve vidalar atın. -Korunma için bir tutam deniz tuzu ekleyin ve şişenin ağzını sıkıca kapatın. -Kırmızı balmumuyla ağzını mühürleyin -Esasen büyücü şişeleri de, bereket şişeleri gibi bir eve yeni bir aile taşındığında yada ilk çocuğn doğumu gibi büyük değişimler yaşandığında eşiğin altına veya dışına gömülürdü -Eğer büyük çukurlar açmakla uğraşmak istemiyorsanız, ağzı sıkaca kapalı bir kabın içinde evinizin yakınlarında bir gül yatağına gömebilir veya yere gömülmüş bir eğiniz varsa onun altına koyabilirsiniz. -Veya evin ön tarafına mümkün olduğunca yakın bir yere, örneğin çatının ön taraftaki saçaklarına koyun. Bir apartman dairesinde ise girişe yakın yüksek bir yere bir taf yapabilirsiniz. Not:Sempati büyüsü, Dış dünyada olmasını istediğini şeyi taklit eden bir ritüeli uygulamaktır. Kaynak: 10 adımda psişik gücünüz1 puan
-
8'li kombinasyonlar 811 veya 881 gibi - Hayatında önemli bir donemin sonuna yaklaşıyorsun. Hayatinin bazı bölümlerinde yorulduysan, yakında iyileşeceği veya daha iyi bir şeyle yer değiştireceği için mutlu ol. Teslim ol ve hayatında yolunda gitmeyen bu bölümleri serbest bırak çünkü daha iyi bir hayata dair düşüncelerin Gerçekleşmek üzere. 822 veya 882 gibi - Bir kapı açılmak ve diğer bir kapı kapanmak üzere. Su anda iç güdülerini yakından dinlediğinden emin ol, çünkü sana geçiş sureci boyunca daimi bolluğu garantilemek için atılacak adımları atmana rehberlik edecekler. 883 veya 833 gibi - "Devam et" diyor Yükselmiş efendiler. Enerjini yükselt ve düşüncelerine ve duygularına odaklan. Görüşünü, Tanrı'yla, herkesle ve tüm hayatla Bir olduğunu bilerek, tekrar hizaya getir. 884 veya 844 gibi - Bu, hayatında bir donemin bitmek üzere olduğuna dair meleklerden gelen bir mesajdır. Her şey yavaşladığı zaman, seninle olduklarını ve ihtiyaçlarına, isteklerine ve amaçlarına daha uygun olan yeni bir duruma doğru sana rehberlik etmek üzere yardim edeceklerini bilmeni istiyorlar. 885 veya 855 gibi - Bu sayı dizimi 11. saat içinde olduğunu gösterir, değişimden hemen önce. Korkma, çünkü artik yakin olan değişim boyunca desteklenecek ve sevileceksin. 886 veya 866 gibi - Maddesel dünyanda bir şeyle yollarını ayırmak üzeresin, sahip olduğun bir şey gibi. Maddesel hayatında bir şeyi kaybetmeye veya satmaya niyetin yoksa, düşüncelerini değiştirebilir ve değişik bir yon verebilirsin. Fakat, hayatında bir şeyi satmaya veya bir şeyden ayrılmaya niyetliysen, bunu dileğinin Gerçekleşmek üzere olduğuna dair bir işaret olarak algılayabilirsin. 887 veya 877 gibi - Hayatındaki bazı bölümlerin, is veya ilişki gibi, sonlanmak üzere olduğunu hissettin mi? Bu, hislerinin doğru olduğunun onayıdır. Bu sonlanma, bulunduğun durumda kayda değer pozitif bir değişim olacağı veya hayatındaki bazı bölümlerin tamamlanmaya yakin olduğu anlamına gelebilir. Her şey bir yana, bu sayı dizimi ciddi bir durumun sonlanması dahil yaklaşan pozitif bir değişimin müjdesini veriyor. Sıkı tutun, çünkü hayatin kolaylanmak üzere. 889 veya 899 gibi - Hayatında kayda değer bir donemin sonuna geldin, domino etkisi yaratarak bununla birlikte sonlanacak başka olaylar da gelecek. Rayın sonuna gelen tren gibi önce bir vagon duracak, diğer vagonlarsa durmadan önce yavaşlayacaklar. Bu sayı dizimi hayatındaki bir çok bolumun yavaşlayıp durduğu bir olaylar zincirinden geçtiğine dair bir mesajdır. Fakat endişe etme, çünkü bu değişimler yeni olaylar ve durumların başlaması için gereklidir. 800 veya 808 gibi - İlahi Yaradan'dan gelen ve yaklaşan sonlanmaların genel ilahi planının bir parçası olduğunu gösteren bir mesaj. Onlar, dualarının cevabidir ve Tanrı’nın senin için arzu ettiği iradeyle uyumludur. Tanrı'dan bu yaklaşan değişimlerle ilgili sahip olabileceğin her tur korku veya endişeye karsı sana yardımcı olmasını iste. 9'lu kombinasyonlar 991 veya 919 gibi - Düşüncelerinin bir urunu olarak yeni bir kapı acildi sana. Düşüncelerinin yüzüne bakmak ve kendi yarattıklarınla göz göze gelmek için fırsat cıktı. Bırak eskiyi yıkılsın, çünkü yerine isteklerinle uyumlu olan yeni geliyor. 992 veya 922 gibi - Yakin zamanda bir kayıp (Is, Ask, Vb..) yasadıysan, çok yakin gelecekte yerine yenisinin gelmesini bekle. Her şey senin lehinde gelişiyor, Tanrı’nın seni unuttuğunu düşündürecek kadar arka plan gelişmesi olmasına rağmen. Endişe etme! Tam su anda ilerleyen hayat enerjini hisset. Yakin zamandaki kayıp sayesinde cezalandırılmıyorsun. Evren, tam tersine, seni yeniliğe hazırlıyor. 993 veya 939 gibi - Bu, hayatında amacına hizmet etmeyen ve tutarlı olmayan durumları serbest bırakman gerektiğini gösteren güçlü bir mesajdır. Korku nedeniyle yapay bir şekilde durumlara yapışıp kalma. Bil ki her an korunuyorsun. Kendin ve geleceğin hakkında pozitif bir görüşe sahip olman hayati önem taşıyor. Bu görüş aslında neyi deneyimliyorsan onu yaratır, o yüzden Yükselmiş efendilerden düşüncelerini yüksek bir sevgi noktasından seçmen için yardim iste. 994 veya 944 gibi - Melekler diyor ki sonlanan bir durumu serbest bırakmanın zamanı geldi. Bir kapı kapanınca diğer bir kapının açılacağını hatırlatıyorlar sana. Melekler mutlaka yeni kapıların açılmasına ve su anda yasadığın geçiş sureciyle birlikte gelen her tur acıdan kurtulmana yardımcı oluyorlar. Lütfen meleklerden bu sonlanmaların ve yeni başlangıçların dualarının cevabi olduğuna inanmana yardımcı olmalarını iste. 959 veya 995 gibi - Yeni değişimin yerleşmesi için, geçmişten kurtulmak önemlidir. Bu sayı dizimi eskiyi bırakmanı ve zamanında önemli bir amaca hizmet ettiğini bilmeni istiyor. Fakat hayat akışkandır ve değişim kaçınılmazdır. Bil ki yeni olan kapıda duruyor, onu içeri alman için bekliyor. Eskiden sevgiyle ayrıldığın zaman yeniyi davet edersin. 966 veya 996 gibi - Maddesel eşyalarından kop, özellikle herhangi bir maddesel eşyaya tutkuyla bağlıysan. Bu sayı dizimi onu bırakıp ondan kopmanı istiyor. Ayni zamanda bu, hayatındaki bir şeyin daha iyi bir şeyle yer değiştireceğine dair bir mesajdır. Beklentilerini asan yeni eşyaları elde etmeye açık ol, çünkü 'upgrade' olmaya hazırsın. En iyisini hak ediyorsun! 977 veya 997 gibi - Tebrikler! Gerçek kişiliğine uymayan hayatındaki eski bölümleri çöpe atıyorsun.Kendinle ilgili en yüksek görüşle uyum içinde olan daha otantik bir hayat yasıyorsun. Bu sayı dizimi dürüst yasama kararını alkışlıyor. 998 veya 988 gibi - Hayatında kayda değer bir donemin sonuna geldin, domino etkisi yaratarak bununla birlikte sonlanacak başka olaylar da gelecek. Rayın sonuna gelen tren gibi önce bir vagon duracak, diğer vagonlarsa durmadan önce yavaşlayacaklar. Bu sayı dizimi hayatındaki bir çok bolumun yavaşlayıp durduğu bir olaylar zincirinden geçtiğine dair bir mesajdır. Fakat endişe etme, çünkü bu değişimler yeni olaylar ve durumların başlaması için gereklidir. 900 veya 909 gibi - Yaradan'dan gelen ve hayatında sonlanan bir bolumun ilahi bir rehberliğe sahip olduğunu gösteren bir mesajdır. Hiçbir şey asla tamamen kaybedilmez. Olum yoktur, ve kazalar da yoktur. Hayatinin önemli bir bölümünün durduğu veya değiştiği bu son yasadığın değişim, aslında ettiğin duaya bir cevaptır. Tanrı senden herhangi bir şeyi almadığını veya bu kaybına "sebep' olmadığını bildiriyor sana. Daha ziyade, hayat planın veya duaların Tanrısal gücün sayesinde bu hayat değişimini çağırdılar. Buna dahil olan herkesi affetmeye hazır ol ki hayatındaki bu yeni ve güzel doneme girerken hafif ve özgür olabilesin. 0'li kombinasyonlar 001 veya 010 gibi - Tanrıdan ve meleklerden gelen güçlü ilahi rehberlik düşüncelerini değiştirmeni istiyor. Belki daha mutlu ve sağlıklı olmak için dua ediyordun. Eğer böyleyse, bu dualarının cevabidir. Tanrı, aradığın çözümün düşüncelerinde yattığını biliyor. Tanrı'dan, düşüncelerinin yönünü belirlemesi ve geçiş surecinde destek olması için yardim iste. 002 veya 020 gibi - Tanrı, seni unutmadığını veya terk etmediğini bilmeni istiyor. Seni çok ama çok seviyor! Aslında Tanrı, hayatındaki yeni ve muhteşem bir donemi yönetiyor su anda. Sık sık Tanrı'yla konuş, ve gelecek olan bu mucizeyi hissedeceksin. Tanrı ayrıca "İlahi Zamanlama"'yi hatırlatıyor sana. Bazen, istediğin sonuca ulaşmadan önce, bazı faktörlerin yerine oturması gerekiyor. İnancına tutunduğun surece, isteğine ulaşmaktan hiç bir şey alıkoyamaz seni. 003 veya 300 gibi - Tanrı ve Yükselmiş efendiler ilgini çekmeye çalışıyorlar, büyük ihtimalle ilahi amacınla ilgili bir konuyla ilgili. Son zamanlarda herhangi bir rehberliğe aldırmadığın oldu mu? Eğer öyleyse, sıkışmış hissedebilirsin su anda kendini. Bu sayı dizimi, yaratılış surecinde payına düseni yapman gerektiğin konusunda seni uyaran cennetin yoludur. Bu, bazı hamleler yapmak için ilahi rehberliği dinlemen ve takip etmen anlamına gelir. 040 veya 400 gibi - Tanrı ve melekler çok ama çok sevildiğini bilmeni istiyorlar. Bir çok sorunun cevabini vereceği ve her tur zorluğu yeneceği için bu sevgiyi hissetmen için biraz durmanı rica ediyorlar. 050 veya 055 gibi - Hayattaki değişimlerin ilahi ve mükemmel düzende olduğuna dair önemli bir mesajdır. Tanrı'dan bir hediyedir onlar ve yüksek benliğiniz için Tanrı’nın niyetiyle uyum içindedirler. 006 veya 066 gibi - Maddesel hayatınla ilgili Yaradan'dan gelen bir mesajdır. Tanrı'dan gelen ilahi rehberlik dünyayı arzulara daha az odaklanmanı istiyor. Tanrı, fakirleşmiş bir hayat yasamandan ziyade ihtiyaçlarının karşılanması için daha spirituel bir yaklaşımı denemeni istiyor. Bil ki Tanrı içindedir ve ihtiyacın olan her şey için kaynak o'dur. Sadece inançlı ve minnettar, ve maddesel ihtiyaçlarını sana getirecek olan yeni fırsatlara veya işaretlere karsı açık ol. "Önce Tanrı’nın krallığını ara, ve geriye kalan her şey sana eklenecektir" bu sayı dizimindeki mesajın kalbidir. Bu süreçle ilgili daha fazla bilgiyi John Randolph Price'in The Abundance Book isimli kitabini veya Matta'nin yazdığı İncil’deki "Dağdaki Sermon"u okuyarak edinebilirsin. 007 veya 070 gibi - Doğrudan Tanrı'dan gelen 'iste bizim oğlan' veya 'iste bizim kızımız' mesajı, yaptığın zihinsel, spirituel ve fiziksel çalışmaya yönelik övgü dolu sözler. Su an izlediğin yolda kendine ve başka bir çok insana yardim ediyorsun, ve Tanrı bu harika çalışmana devam etmeni istiyor. 088 veya 080 gibi - İlahi Yaradan'dan gelen ve yaklaşan sonlanmaların genel ilahi planının bir parçası olduğunu gösteren bir mesaj. Onlar, dualarının cevabidir ve Tanrı’nın senin için arzu ettiği iradeyle uyumludur. Tanrı'dan bu yaklaşan değişimlerle ilgili sahip olabileceğin her tur korku veya endişeye karsı sana yardımcı olmasını iste. 099 veya 090 gibi - Yaradan'dan gelen ve hayatında sonlanan bir bolumun ilahi bir rehberliğe sahip olduğunu gösteren bir mesajdır. Hiç bir şey asla tamamen kaybedilmez. Olum yoktur, ve kazalar da yoktur. Hayatinin önemli bir bölümünün durduğu veya değiştiği bu son yasadığın değişim, aslında ettiğin duaya bir cevaptır. Tanrı senden herhangi bir şeyi almadığını veya bu kaybına "sebep' olmadığını bildiriyor sana. Daha ziyade, hayat planın veya duaların Tanrısal gücün sayesinde bu hayat değişimini çağırdılar. Buna dahil olan herkesi affetmeye hazır ol ki hayatındaki bu yeni ve güzel doneme girerken hafif ve özgür olabilesin. DOREEN VIRTUE'NUN "Angel Numbers" isimli makalesinden çevrilmiştir. DOREEN VIRTUE aynı zamanda Melek kartlarının da yorumcusu ve derleyicisidir.1 puan
-
Sizin için yapılan saptamalar için ne diyorsunuz? Şiirin asi çocuğu, ironik şair... Bir sürü yafta yapıştırılıyor ya dışarıdan… Evet, bir dolu şey söyleniyor. Şu anda söyleyeceklerimi bir böbürlenme ya da büyüklenme adıyla söylemiyorum ama; sonuçta dışarıdan bir göz bakmış oluyor. Yani bu benim kendi kendime koyduğum bir tanım değil. Ben kendime şair demeye bile çekinirim. Bu da hiçbir zaman, hani başkaları bana desin de suç onların üzerine kalsın gibi bir tavır da değil ama, şair diyebilmek için çok ölçüp biçmek gerekir. İlhan Berk’in dahi buna benzer sözleri var. ‘Ben hala kendime şair diyemiyorum’ der. Dağlarca der bunu özellikle. Karşısına geçip de ‘ben şairim’ diyenleri sopayla kovalar. ‘Ben kendime şair demiyorum daha ki, sen nasıl dersin?’ der. Tabii bu birazcık da bahane gibi görünüyor ama, ben bir tanım gerekiyorsa şair olmayı tercih ederim. Başına bir sıfat almaz çünkü şair. İyi şair kötü şair yoktur. Şair vardır. *** Şairlik, şiir yazmak sizin ruh halinizi kötü yönde etkiledi mi? Evet. Çünkü canımın yandığı zaman şöyle bir şey oluyor, yani şiiri yazdıktan sonra; bazen bütün şairlerde olduğunu tahmin ettiğim bir şey bu. Büyük bir yabancılaşma yaşıyorsunuz. Yani bunu ben mi yazdım? Benden mi çıktı böyle bir şey? Bir annenin, çocuğunu doğurduktan sonra bunu biz mi yaptık, benim karnımdan mı çıktı duygusu gibi. Ona alışmak, onu kucağına alırken tedirginliğini duymak... Hani, benim mi bu? diye düşünmek duygusunu ben yazdıklarımda çok sık yaşarım. Bittikten sonra, eğer çok seviyorsam o şiiri, içime sinmişse, çok büyük bir yabancılaşma hissediyorum. Arkasından en tehlikeli olan kısmı geliyor; eğer anlatmak istediklerimi kendimce en düzgün şekilde anlattıysam. Karşımdaki o nesne bana, farkında olmadan içimde duyduğum sıkıntıları tekrar yansıtıyor ve bir tür iç ayna gibi oluyor. Benim acım ikiye katlanmış oluyor. Hem hissettiğim var hem de karşımda gördüğüm metin. Yani çok zor bir şey. Bir de bunu bir başkasının elinde okurken gördüğünüz zaman, hani ona sanki eziyet ediyormuşsunuz gibi. Yani güzel bir şey bile yazsanız umuttan da bahsetseniz öyle oluyor. Şairlerin ağzına umut sözcüğü çok yakışır ama yalandır yani. Böyle bir yüzyılda, böyle bir tarihte ummak bence sersemliktir, vakit kaybıdır, tembelliktir ayrıca. Ummayacaksın. Direk, “Dünyayı istiyoruz, hemen şimdi...”gibi. Yani direkt harekete geçeceksin. *** Umutsuzluk özgürlüktür gibi değil mi? Evet, tabi tabi. Ya umut, umutsuzluktan daha kötü bir şey. Çünkü umarak, bekleyerek vakit kaybedersin. Stabil bir kavramdır umut. Şiirlerinizde ve düzyazılarınızda pek çok “kötü alışkanlık” var. Ne kadar süre doğru yolda yürüdünüz, sizi baştan çıkaran şeyler nelerdi? Kötü alışkanlık dediğiniz şey, aşk-ı cismanînin genel ihtiyaçların dışına taşması ise, evet, kötü olan’ın ne olduğunu nesneler üzerinden algılamaya çalışmak ilgimi çekiyor. İblis’e dayanan bir kötü değil bu; haramla ya da ideolojiyle örtüşmüyor. Tabiatın sorgulanmasında önplana çıkabilecek seçeneklerin denenmesi, bu toplamın hepten yok sayılmaması tezinden hareket ediyor. Deniz suyundan çorba yapılamayacağını kim iddia edebilir?! Denemek, deneyip yanılmak, deneyip başarmak insana özgüdür. Dışlanmış, dışarıda bırakılmışın hayata yeniden alınmasının ‘kötü’ diye nitelendirilmesi, ya da genel ahlak kurallarının reddettiği, rutine aykırı bakış açılarının varoluş formlarına uyarlanması eğer ‘kötü’ ise, bunda ‘demonic’ bir tarz, bir altbilinç, bir rasyonalizasyon sözkonusu ise ruhsal sapmaların insanın önünü açtığını iddia edebilirim. Kötü, uyarıcıdır. Her anlamda uyarıcıdır. Metafiziksel kötü ile kimyasal kötüyü, fiziksel kötüyü ayırt edebilmeliyiz. Bende kötü kelimelere ve anlamlara karşı bir zaaf var; bu zaafın bir zayıflıktan değil, bir fazlalıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Hamile bir kadının vücudunun deformasyonu gibi. Kötü, asla ressesif değildir; sanatta dominant özellik kazanmış olan kötü, bireyi kötü’nün karşısına konmuş olan doğru’dan koparmaz; kötü’nün içinde yuvalanmasını ve kötüyü kendi deneyimleriyle tanımlamasını, şekillendirmesini, onarmasını sağlar. Çok beylik olacak ama, ben baştan çıkmadım; yalnızca ana yoldan kopup tali yollara saptım. Bunun nedeni de sıradanlıktan sıkılmamdı. Okuduklarıma, yaşadıklarıma, yaşananlara baktıkça hâlâ sıkılıyorum. * Bir de duyuları ve imgelemi harekete geçiren uyuşturucu ve alkolün şiirinle olan ilişkisinden bahseder misin? Sıkı bir birliktelikleri yok. Alkole devamlılığım, sürekli yanlış anlaşılıyor. Yazarken, okurken ya da çalışırken alkol kullanmıyorum. Ayrıca herkesin düşündüğü kadar da içmiyorum. Hep bir içiyor görüntüsü olabilir. Bardakla, kadehle yakınlığım, nesnel ve sosyal. Elbette, normal alkol tüketicilerinden ayrıldığım noktalar var; kimsenin emrinde olmadığımdan, özgürlüğümün avantajlarından yararlanıyorum; örneğin o gün sabah içmek istiyorsam içebilirim. Bu da dışardan genellemenin kolaylığını sağlıyor kimi gözlere. Keyif için alkolle birlikteyim, bir bağımlılık saptanamadı. Uyuşturucuya gelince, beni yıpratan bir şey. Hepsini biliyorum, ancak kullandığım iddia edilemez. Denemedim mi? Denedim. Sonuçlarına yönelik bilgim var mı? Var. Müptelası mıyım? Hayır. Yazdıklarımda neden mi çok geçiyor? Bir aykırılıktan öte, yaratmaya çalıştığı ve becerdiği geçiş dönemi, tarzıma yakın özellikler barındırıyor. Halüsinatifleri ayırırsak, kokain benzerlerinin imsonia etkisi, canlının ölüme karşı direnişini temsil ediyor sayabiliriz. Şiirin akademik etütleri için her şairin laboratuvarında olması gerektiğine inanıyorum. * Sizin yaşantınız dışarıdan; daha estiği gibi, geldiği gibi yaşıyormuşsunuz gibi duruyor. Ama en çok şiir kitabı, hikaye kitabı çıkaran şairlerden de birisiniz. Yazıyla ilgili bir çalışma disiplininiz var mı? İşe gider gibi masa başına geçmiyorum tabi. Ama sabahın erken saatlerinde, alkol tüketimine başlamadan, yaklaşık üç dört saatlik bir çalışmam oluyor genellikle. O da bir şey yazmak değilse bile, yazdıklarımı toparlamak, bir kitabın oluşumunu izlemek ya da daha önceden yazdıklarımı tekrar okuyup gözden geçirmek gibi ya da bir kitap bir dergi okuyacaksam o saatlerde genellikle sabahın erken saatlerinde daha dinç bir kafayla bakmayı tercih ediyorum. Çünkü yine çok anlık bir sonuçtur ama İlhan Berk’in çok güzel bir lafı var. Sabahın 7 sinde telefon açmıştı bana. Dedim ki, ‘İlhan hoca, sabah 7’de mi kalktın beni arıyorsun?’ ‘Yok’ dedi. “Şairler müezzinden önce kalkar” Güzel bir laf benim için. Ben evde biri varken, bir başka odada uyuyorken bile şiir yazamıyorum genellikle. Yani bir başkasının varlığı beni rahatsız ediyor. Ben kendi varlığıma tahammül edemezken bir şey üretirken, bir başkasının varlığına hiç katlanamıyorum. O yüzden sabahın erken saatlerinde kalkıp herkes uyurken çalışmayı tercih ediyorum. * Şiirin ve düzyazının yaşamınız olması bir yana, başka bir yolu tercih etmediğinize göre yaşamak için yazmak zorundasınız. Bu durumda ister istemez para ile aranızda tehlikeli bir ilişki kuruluyor. Para ile kurulan her ilişki tehlikelidir. Mütevazı yaşamayı sevdiğim için, öyle büyük hevesler taşımıyorum. Sırtını bir işe, bir eşe, aileye vermeden ayakta duran üç beş insandan biriyim. Öldüğüm zaman künyemde asla bir meslek, bir sosyal sıfat olmayacak. Hiçbir yerden emekli olmayacağım. Hiçbir kurumdan yardım almayacağım. Günü ıskaladığım bile oluyor, geçinememek’in bile şahsi bir onuru, huzuru var. Karnımı kelimeleri yiyerek doyurabilseydim, ıslık çala çala dolaşırdım. Evet, sık yayınevi değiştirmem ya da ardı ardına yayımlamam bu çeşit spekülasyonlara yol açmıyor değil; yayınevi değiştirmemin nedeni benimle sağlıklı bir çalışmaya girecek ekipmanlarının olmamasına bağlı; ardı ardına yayımlamamdaki amaç ise fizyolojik tatmin. Kesinlikle ekonomiye, ruhsal hezeyana dayandırılmamalı. * Şiirin yanı sıra özgür metin, roman, günce gibi türlerde eserlerin de var. Bunlar şiirlerinin bir arka planı gibi de duruyor. Ancak, bugün özellikle genç şairlerin öyküye ve romana yöneldiklerini görüyoruz. Bunda tecimsel kaygılar mı ağır basıyor? Ayrıca, bu türlere yönelen genç şairlerin şiirlerindeki nitelik her geçen gün biraz daha düşmüyor mu, ne dersin? Tecimsel kaygılar mı ağır basıyor ne demek. Başka ne olabilir ki? Şiirlerindeki Türkçe yetersizliğinin su üstüne çıkmasını kolaylaştırıyorlar farkına varmadan. Bu, okur açısından önemli bir avantaj. Bendeki durum, sonradan oluşturulmuş değil: Gözlerim Sığmıyor Yüzüme bir şiir kitabıdır, yayım tarihi Mart 1988. Dedem Beni Korkuttu Hikâyeleri ise metinlerden, öykülerden oluşur, onun yayım tarihi de 1992. Birlikte götürdüğüm, birbirlerinden çok ayrılmayan, hatta birbirlerini yiyerek beslenen iki yanım. Küçük tekstlerim de öyle. Senaryolarım da. Biz bir aileyiz. Büyük oğlan, şiir. Genç şairlerin paradan çok, katlanarak büyüyen bir tanınmışlığa ihtiyaç duyduklarını, hatta bunu hırsa dönüştürdüklerini sanıyorum. Kalabalıklarca beğenilmek için kalabalıkların diliyle, o dildeki hatalarla, o dildeki çarpıklıklarla, yüzeyselliklerle yazıyorlar. Yaptıklarının edebiyata katkısının olmadığını farkedecek kadar akıllı olanları da var aralarında bence; yoksa hiçbiri bile bile romanında ‘tanıştığımız ilk gün’ gibi bir saptamada bulunmazdı. Onlardan kurtulabilir miyiz? Bunu sormalıydın. Sıradanlığın çekiciliği halkın gözünden düştü mü, olabilir. Umutlu muyum? Hayır. Kalacaklar mı? Kalırlar. Çünkü, ilkellikten güç alıyorlar. ** Bugünkü dergilerin işlevi üzerine neler söyleyebilirsiniz? Bir doğuş imkânı bulan genç şairin “şansı, şansızlığı” nedir? Çoğu boş çırpınmalar. Dergi çıkarmak, yazı yazmak, eleştiriler üretmek, tavır almak amaçsız. Her şeyden önce ‘okur’ oluşturabilmek önemli. Kendinize dair okur değil, genel anlamda ‘okur’ eksikliği var. Şair, hayatı değiştirebilmeli. Dergi, buna olanak vermeli. Dergilerle şairler arasında bu çeşit bir ilişki gözlemlemiyorum bugün. Ne şair şair, ne dergi dergi. Sayfa dolduruyorlar. İsim olsun da kim olursa olsun mantığı. Şair de aman çıksın da nerede çıkarsa çıksın yolunda. Al takke, ver külah. Ondan sonra Türk Edebiyatı ilerlemiyor. Şans diyorsun, bir şairin şansa değil yeteneğe ve bilgiye ihtiyacı vardır. Bireysel ve toplumsal gurura ihtiyacı vardır. Bedenine ve ruhuna inancı olmalı. İçini boşaltamadığı kelimelerle yazan bir sürü adam tanıyorum. Aziz Nesin, “Türk halkının yüzde doksanı aptaldır” demişti. Ben eklemeliyim: Türkçe yazan şairlerin yüzde doksanı cahil. Bu noktada dergiler, indi-bindi. Başka bir işe yaramıyorlar. * Varlık dergisinde “Rimbaud’larla Baş Başa” başlayan serüveniniz “Kıran Kırana” bitti. Yakında Yasakmeyve’de gençlerden gelen şiirleri değerlendireceksiniz. Bunların öncesi de var. Bir ara televizyonda da yaptınız bu işi. Gençlerle bire bir, yüz yüze iletişim içinde olan bir şair olarak genç şiirin durumunu nasıl görüyorsunuz? Kitaplıları ayrı, kitapsızları ayrı konuşalım. Görevim değil, ancak sorumluluk başlığı altında tohum aradığımızı söyleyebilirim; tüm şairlerin böyle bir arzu taşıdığı savlanabilir; Varlık’ta uzun süre kovaladık bu genç arkadaşları, işin tezatı da burada. Biz kovaladık. Onlar adeta kaçtı. Bir şeyler yazıp dergilere göndermeyi yeterli görüyor çoğunluğu. Sorularla cebelleşiyorlar: Ne yapmalıyım, nasıl yapmalıyım… Asıl soru şu: Neden yapmalıyım?! Bu sorunun yanıtını başkasında bulmak imkânsız. Bu yanıtı verebilenler çıkıyor aralarında. Bu kere de sorun, yayımlatma aşamasında tıkanıyor. Bir yığılma olduğunu düşünmüyorum. İlgi sapması, ifade aracının yanlış seçilmesi, şairliği kahramanlıkla karıştırma biçiminde yanılgılar taşıyorlar. Bu sözlerim başlangıç aşamasında olanlar için elbette. Benden sonraki kuşağa baktığımızda doksanların tasnifsizliğinden yakınabiliriz. Sanki seksen kuşağı çok iyi değerlendirildi de! Sıkıntının odağı son yirmi beş yılın orijinin masaya yatırılmamasından kaynaklanıyor. Her alanda kendini gösteren ‘gençlere güvensizlik’ şiirde de öne çıkıyor. İlginç olan, gençler de kendilerine güvenmiyorlar. Güvensizlik, Türk Şiiri’nin patolojisidir. Neşter vurmaya çekinen eleştirmenlerle, herşeyden sakınan kalemlerle yürütmeye çalıştığımız bir kağnı. Ağır kaçabilir ancak, gençlerin şiirlerinin sıradan olduklarına inanıyorum. Bakın, iddia etmiyorum, inanıyorum. Elbette aralarında ayırdıklarım, kendilerinden çok şey beklediğim isimler de var: Onur Caymaz, Ataman Avdan, Utku Özmakas (ki yazıları), Ertan Yılmaz, Şakir Özüdoğru, Efe Murat, Özkan Satılmış, Selahattin Yolgiden, Mehmet Erte, Can Bahadır Yüce, Alperen Yeşil, Mehmet Öztek, Nilay Özer, Vural Uzundağ, Alper Gencer, Seyidhan Kömürcü… Bu imzalardan kalıcı ürünler bekliyorum. Bu noktada, kitaplı-kitapsız ayırımı saçma. Kitap, şairin değil okurun ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç doğduğunda kitaba yönelmek gerekir. Eğer şiir, bir ergenlik çağı belirtisi konumundan kurtulursa, olgunlaşmaya başlar. Doğal gelişimi izlemek gerek. Şiir darboğazda veryansınının gerçeği şu: Şair adayı, donanımsız. Şair adayı, koordinatsız. Şair adayı, büyük hissetmiyor. Şair adayı’nın dünyayla, dünyaya ait olanla cebelleştiği yok. Nitelik’in hayattaki karşılığıyla değil, sözlükteki karşılığıyla yetiniyorlar. Bu da halledilmeyecek bir mesele değil. * Pek çok şiirinde, özellikle de Gözyaşlarım Nal Sesleri kitabındaki şiirlerde tekrarlar (kelime ya da kelime gurupları) fazla dikkat çekiyor. Bu tekrarların ifade bağlamında küçük İskender Şiiri'ne neler kattığını düşünüyorsun? Bir tek ben değil ki, herkes yüzyıllardır “aynı şeyler”i söyledi; bunun altını çizmek için denenmiş bir tekniktir o. Concept’i psikiatri tescilli bir söylem. İfadeye ketum olmayan bir paranoya panoraması sokmak. Tekrar etmek, bireye insanî özellikler katar: Toprak kazmak, alkışlamak, nefes almak, ‘seni seviyorum’ demek, ağlamak. Eylemi çoğullamak, şiir içinde de anlama yaşama coşkusu veriyor; en azından inatçı kişiliğimin şiirime yansıması olarak da bakılabilir. Belki de ben şiir yazmıyor, o sayfalarda mürekkeple çocuk yetiştiriyorumdur. ** Bugüne kadar kırkın üzerinde kitap yayımladınız. Sürekli olarak yazdığınız dergilerin yanı sıra, taşrada çıkan dergilerden fanzinlere kadar pek çok yerde görünüyorsunuz. Yaşamınızın nasıl savrulmalar ve zorluklar içersinde geçtiğini az çok bildiğimden, sizinle birlikte çalıştığım dergilerde yazılarınızı nasıl yetiştirdiğinize hep hayret etmişimdir. Merak edilmeyecek gibi değil, belli bir disiplin içerisinde hazırlanmış olan Dicle ile Fırat’ın çıktığı 2004 yılını özel bir kıvam taşıyan Bir Daha Bana Benzeme Angel! ile kapattınız. Kendi şiirlerinizden ve düzyazılarınızdan yaptığınız seçkileri, hazırladığınız antolojiyi ve düzyazı kitaplarınızı saymıyorum. Kitaplarınız üzerinde nasıl çalışırsınız? Bir yazıya ya da şiire durmadan önce yaptığınız özel bir hazırlık, çalışmanız sırasında izlediğiniz bir yöntem, uyguladığınız bir disiplin var mı? Müzik. Müziğin motivasyonu fazla. Özel bir tarz da gerekmiyor; giriş şifresini taşısın yeter. Nesneler de önemli. Durumlar’ın göstergesini göğüsleyebilecek nesneler. Belli bir consept gerektiren kitaplar için etüt elbette kaçınılmaz. Tematik kaygılardan uzağım; bu da kitapların oluşumu esnasında daha rahat davranmamı sağlıyor; ama yaşamımın dönemlere ayrılması açısından belli bir rota izlediğimi belirtebilirim. Ağırlık, hangi kefedeyse, şiir terazim oraya eğilir. Aşksa aşk, mücadeleyse mücadele, sürrealizm ise sürrealizm. Ruh halim, dönemlerimin başlıklarını oluşturuyor. Alkolsüz olmaya gayret ederim. İçkiliyken yazdıklarım üçü beşi geçmez. Onun dışında bir disiplin geliştirmedim. Beni bağlayacak şeylerden kaçınırım. Belki sevgililer istisnadır yalnızca. Temelde kâğıt, kalem ilişkisine bağlıyım. Graphomanie sayılabilir. Yazım güzeldir. Yazdığım da güzel olursa, haz duyarım. Tekrar tekrar, çizer çizer, bozar bozar, yazarım. Doğurabilmek, derim. Yaratabilmek, değil. Yazdıktan sonra yüksek sesle okurum. Olmuşsa, kendini belli eder. * Şiirinin oluşumunda gerek söz, gerekse “musikiye yakın”lık olarak dinlediğin Rock, Metal, Caz vb. müziklerin katkısı var mı? Şiirlerini bu müziklerle bütünleştirebiliyor musun? Ekleyeyim, şiirle müzik arasında ne tür bir ilişki kuruyorsun? Müziksiz bir şiir, mümkün mü?! Kimi zaman atonal olması bile müzikten kopamadığının kanıtı. Elbette, çok besleniyorum; tınının şairin ya da nesir yazarının çok önemli bir kilit noktası olduğu kanaatindeyim; ifadeden de önce geliyor tını. Bir tür duruş biçimi. O duruş biçiminin getiri ve götürüleri ifade dediğimiz ipucunu sunuyor. Tasvir edilendeki ifade lezzeti, tınıdan kaynaklanmakta. Şiirle müzik arasındaki ilişki, şairle müzisyen arasındaki ilişkide daha net görünüyor: Müzisyen sır açıklar, şair sır tutar kainata dair. **1 puan
-
Hekate’yi bilmeyen veya zamanında okuyup araştırmamış pagan yoktur diyebiliriz. Sevilen tanrıçalardandır. Her tanrıça gibi önemli elbette, ama diğerlerinden daha önemlidir denemez. Bugünkü modern paganizmde Hekate özellikle batıda oldukça dikkat çekti; ortaçağdan kalan etkiler, Sheakspeare’in Macbeth’inde görülmesi, (Macbeth’de üç cadı görülmektedir, bu cadılar Hekate’nin üçlü formuna yorulur) küçük hatta önemsiz görünen ayrıntılar bunlar fakat batı kültüründe bugüne dek iz bırakmışlar. Paganizm günümüzde rağbet görmeye başlayınca da Hekate yeniden önemli bir tanrıça haline geldi. Hekate’nin büyüyle bu kadar ilişkilendirilmesini de gene bu modern ilgiye borçluyuz. Eskiden tanrıçanın üç yüzü de onurlandırılırdı, oysa bugün genel geçerde sadece yaşlı bilge kadın hali göz önüne alınıyor. Yine de inisiyatik uygulamalarda eğitim ve uygulama daha farklıdır. İlk tapıldığında bu kadar bilinçaltıyla özdeşleştirilmiyordu, daha çok dünyevi, yaşamla ilişkiliydi; doğuma yardım eden, yaşam veren, doğum-yaşam-ölüm veya çıraklık-kalfalık-ustalık üçlemelerinde olduğu gibi.” hayat her dönem ve koşulda önemliydi. Bunun tanrıçaların yaşamdan çıkarılmasıyla ilişkisi var. Eskiden tanrıçalar ve onun şahsında kadınlar kutsaldı, yaşam veriyorlardı. Sonra tek tanrılı dinlerin de gelişimiyle birlikte doğum veren-yaşam veren kadın değil, erkek oldu. Tek tanrılı dinler, dünyevi-semavi ikiliğini ve bunun sonucunda iyi-kötüyü ayrıştırıp kutuplaştırdılar. Pagan inançlarında bu yoktur. Cennet ortaya çıkarılıp bu dünya kötülendikçe yaşam veren kadın da eninde sonunda cadı oldu, Adem’i kandıran günahkâr Havva oldu. Oysa pagan dinlerde mutlak iyi-kötü ayrımı olmadığı gibi mutlak yaşam-ölüm ayrımı da yoktur.” “Hekate hakkında çok şey yazılıp çizilir ki çoğu da yanlıştır. Günümüzde orijinaliyle alakası olmayan bambaşka bir Hekate imgesi yaratıldı gibi, ki bu pagan dinleri takip edenler için aslında biraz acıklı çünkü kökenden uzaklaşıldığını gösteriyor." Tanrıçanın ilk formuyla çalışmak bugün bildiğimiz halinden oldukça farklı yerlere götürür insanı. O yüzden ezoterik olarak çalışacak kişinin tüm bu yönleri bilmesi ve tanıması gereklidir, yoksa bilgisizlik her türlü konuda olduğu gibi bunda da büyük bir engel ve tehlikedir. Hekate’nin sembollerini hatırlayalım,ellerindeki meşaleyi, meşaleler bunu anlatır. Hekate geç dönemde kavşakların tanrıçasıydı, yol ağızlarının… Hekate elinde meşalelerle geçişte, eşikte durur, kapıyı koruyandır. Bilinçaltına, şuurötesine geçen eşikte durur, kişiye yol gösterir. Ancak ruhsal olarak kişi buna hazır değilse, bilgisi azsa veya egosu üstün gelmiş, kişisel çıkara düşmüşse aynı yol gösterici ışık ve ateş bu sefer tüketici ve yok edicidir. Burada bilinçaltı bilinç alanını ele geçirir, psikopatolojide Jungcu tabirle şişme denilen olgu ortaya çıkar. "Amaç bilinçlenmek, farkına varmakken sonuç bilinçaltının imgelerinde kaybolmaktır.” Hekate’nin ilk tapınıldığı zamanlardaki yaşam veren, yaşamlarının önemli karar noktalarında insanların doğru karar vermelerine yardımcı olan ışık saçan, yol gösteren kişiliği, toplumdaki düşünce ve inanç sistemlerinin değişimiyle farklılaşır. Gitgide karanlıkların, sihir ve cinlerin, yer altı dünyasının yaşlı büyücüsü ve şeytanla işbirliği yapan cadıların tanrıçası kimliğine bürünür. Bunda anaerkil toplum değerlerinin babaerkil değerlere dönüşmesinin bir payı var mı, ayrıca tartışmak gerek. Yunan mitolojisinde Hekate’nin üç yüzden bakire olani, diger iki yüzü olan persephone esi olan kadini ve demeter da yasli kadini temsil eder. roma mitolojisinde ise diana (dolunay ve yeryüzü), proserpina (ayin evreleri ve cennet), hekate (yeniay ve yeralti) seklindedir. Hesiodos onun için söyle yazar: '' zeus herkeslerden üstün tuttu onu , pahali armaganlar verdi ona , payi vardir onun karalarda , ekinsiz denizlerde , yildizli göklerde bile payi vardir, ölümsüzlerin saygisi büyüktür ona , bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü hekate’nin adini anar yakarislarinda, kimin dilegini iyi karsilarsa o tanriça onun elde edemeyecegi sey yoktur, ona bütün mutluluklari vermek elindedir, ünlü gaia ile uranos’un bütün çocuklari kendi paylarindan pay vermislerdir ona. kronosoglu ona karsi zor kullanmadi hiç, ilk titan tanrilar arasindaki yerini elinden almadi zeus hiç bir zaman, ilk tanrilik payi hekate’nin oldugu gibi kaldi elinde. tek kiz evlat oldugu halde bu tanriça yerde , denizde ve gökte paysiz kalmadi, tersine bol pay aldi zeus’un tutmasiyla onu. kim hosuna giderse hekate’nin yardim görür ondan , destek bulur onda . meydanlarda kalabaliklar içinde kimi isterse onu parlatir hekate diledigi savasçiya yardim eder , diledigine verir basariyi , sani serefi. kurultaylarda saygin krallarin yanindadir. insanlar arasindaki yarismalarda tanrisal gücü ile ise karisir, zaferi kazanan alir ödülü ve seref kazandirir yakinlarina. binicilerden de diledigine yardim eder , belâli engin denizlere açilanlara da bas vururlar hekate’ye ve yeri sarsan tanriya, bereketli av saglar onlara soylu tanriça ya da tam basaracaklari sirada avlarini alir ellerinden cani isterse . hermes’le sürüleri üretir agillarda : öküzleri , keçileri , ak yünlü koyunlari azaltir ya da çogaltir gönlünce. anasinin tek kizi oldugu halde ölümsüzler arasinda yeri büyüktür hekate’nin zeus gençligin besleyicisi yapmistir onu.”1 puan
-
Bipolar Disorder yada Manik Depresif Bipolar =manik depresyon hastaligi kisinin modunda= hislerini/ hissettiklerini, davranislarini ve dusuncelerini, enerjisini ve yasama fonksiyonlari kabiliyetlerini anormal sekilde etkileyen bir beyin hastaligidir. Bu insanlarin gunluk yasamda yasadiklari inis cikislardan cok farklidir; bipolar semptomlari cok asiridir, zordur, agirdir. Bipolar hastaligi iliskilerin zarar gormesine, iste ve okulda basarisizliklara, kotu performansa, basarisizliklara sebep olur ve hatta intaharlara sebep olabilir. Ama iyi haber de var; bipolar hastaligi tedavi edilebilir ve bipolarli insanlar uretici ve kesintisiz, dolu dolu yasamlar yasayabilirler. “Manik depresyon dusunceleri carpitir/ bozar, korkunc davranislari uyarir, mantikli dusuncenin temelini yok eder ve siklikla da yasama istegi ve arzusunu yok eder. Kok olarak biyolojik bir hastaliktir ama kisi onun sebep oldugu psikolojik tecrubelerini yasar; avantaj ve zevkleri de olan ama hastalik uyandiginda dayanilmaz acilara ve hatta cogunlukla intahara sebep olabilen bir hastaliktir. Ünlü bipolarlar yazarlar Hans Christian Andersen William Faulkner Ernest Hemingway Charles Dickens Mary Shelley Virginia Woolf Honore de Balzac besteciler Hector Berlioz George Frederic Handel Gustav Mahler Sergey Rachmaninoff Robert Schumann Irving Berlin Peter Tchaikovsky Ludwig van Beethoven şairler Alfred, Lord Tennyson William Blake Emily Dickinson T. S. Eliot Victor Hugo John Keats Edgar Allen Poe ressamlar Paul Gaugin Vincent van Gogh Michelangelo Adolphe Monticelli Georgia O’Keefe Jackson Pollock1 puan
This leaderboard is set to Istanbul/GMT+03:00