Jump to content

Etkilendiğiniz Şiirleri, Dörtlükleri Yazın


illuminator_25

Önerilen Mesajlar

ben kendimle başlayayım

 

BAYRAMLAR BAYRAM OLA

 

Güneş yükselmeden kuşluk yerine

Bir adam camiden döndü evine

Oturdu sessizce yer minderine

 

Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı

Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..

 

Eli öpüldükçe içi burkuldu

Konuşmak istedi, dili tutuldu

Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu

 

Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı

Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..

 

Düşündü kış yakın, evde odun yok

Tenekede yağ yok, çuvalda un yok

Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok

 

Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını

Adam “evet” dedi, sıktı dişini..

 

Çalışsa ne iş var, ne cepte para

Dağ oldu içinde büyüyen yara

Dikti gözlerini karşı duvara

 

Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı

Adam “öyle” dedi, bağrında sızı..

 

Döndürse yönünü herhangi dosta

Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta

Aylar, yıllar, günler erirken yasta

 

Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı

Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı..

 

6.gifABDURRAHİM KARAKOÇ

 

çok etkilendiğim bi şiir, sizinde varsa paylaşın.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Beşikler vermişim Nuh'a

Salıncaklar, hamaklar,

Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,

Anadoluyum ben,

Tanıyor musun ?

 

Utanırım,

Utanırım fukaralıktan,

Ele, güne karşı çıplak...

Üşür fidelerim,

Harmanım kesat.

Kardeşliğin, çalışmanın,

Beraberliğin,

Atom güllerinin katmer açtığı,

Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,

Kalmışım bir başıma,

Bir başıma ve uzak.

Biliyor musun ?

 

Binlerce yıl sağılmışım,

Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

Nazlı, seher-sabah uykularımı

Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,

Haraç salmışlar üstüme.

Ne İskender takmışım,

Ne şah ne sultan

Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Selam etmişim dostuma

Ve dayatmışım...

Görüyor musun ?

 

Nasıl severim bir bilsen.

Köroğlu'yu,

Karayılanı,

Meçhul Askeri...

Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.

Sonra kalem yazmaz,

Bir nice sevda...

Bir bilsen,

Onlar beni nasıl severdi.

Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı

Minareden, barikattan,

Selvi dalından,

Ölüme nasıl gülerdi.

Bilmeni mutlak isterim,

Duyuyor musun ?

 

Öyle yıkma kendini,

Öyle mahzun, öyle garip...

Nerede olursan ol,

İçerde, dışarda, derste, sırada,

Yürü üstüne - üstüne,

Tükür yüzüne celladın,

Fırsatçının, fesatçının, hayının...

Dayan kitap ile

Dayan iş ile.

Tırnak ile, diş ile,

Umut ile, sevda ile, düş ile

Dayan rüsva etme beni.

 

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,

Namuslu, genç ellerinle.

Kızlarım,

Oğullarım var gelecekte,

Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.

Kaç bin yıllık hasretimin koncası,

Gözlerinden,

Gözlerinden öperim,

Bir umudum sende,

Anlıyor musun ?

 

AHMED ARİF(ANADOLU)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ZAMANA ADANMIŞ SÖZLER

 

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin

Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süregi

Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layikolmasam da

Uzatma dünya sürgünümü benim

Günesi bahardan koparip

Bir tuz bulutu gibi

Savuran yüregime

Ah uzatma dünya sürgünümü benim

Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil

Ayaklarimdan belli

Lambalar egri

Aynalar akrep melegi

Zaman çarpilmis atin son hayali

Ev miras degil mirasin hayaleti

Ey gönlümün dogurdugu

Büyüttügü emzirdigi

Kus tüyünden

Ve kus südünden

Geceler ve gündüzlerde

Insanliga anit gibi yükselttigi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünüm benim

Bütün siirlerde söyledigim sensin

Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin

Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in

Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin

Kuslar uçar senin gönlünü taklit için

Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini

Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini

Ey gönüllerin en yumusagi en derini

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim

Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta

Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda

Çati katlarinda bodrum katlarinda

Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba

Hep Kanlica'da Emirgan'da

Kandilli'nin kursuni safaklarinda

Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda

simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Ey çagdas Kudüs ( Meryem )

Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir ( Züleyha)

Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim

Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda

Köle gibi satildim pazarlar pazarinda

Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda

Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda

Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda

Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda

Verilmemis hesaplarin korkusuyla

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünüm benim

Ülkendeki kuslardan ne haber vardir

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir

Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir

Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir

Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir

O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir

Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir

Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir

Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir

Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir

Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir

Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

 

Sezai Karakoç

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Her Şey Sende Gizli

 

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

Kanatların çırpındığı kadar hafif..

Kalbinin attığı kadar canlısın,

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...

Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..

Ne renk olursa olsun kaşın gözün,

Karşındakinin gördüğüdür rengin..

Yaşadıklarını kar sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün..

Gülebildiğin kadar mutlusun.

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer

Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.

Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!

İşte budur yaşamak,

Bunu hatırladığın kadar yaşarsın

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,

Bebek ağladığı kadar bebektir.

Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin...

 

Can Yücel

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben bu şiiri biliyodum birikinti.Can yücel hep güzel şeyler yazıyo.

Ey uzak uzak baktığım.. göz göze gelmeden, saçını okşamadan, değil bir rüyayı bir cümleyi paylaşmadan sevdiğim sevgilim. Bir aşk; filiz verdi, fidan verdi, kök saldı içimde. Onu sana göstermek için ömrümü veririm ... bu da benim sevdiğim

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Neredesin?

Anla artık sensiz her şeyin eksik yarısı…

Sensiz her yer karanlık….

Üstüne üstlük kasırgaların ortasında kalakaldım yorgun bedenimle bir başıma…

Dünüm,bu günüm yarınlarım sende…

Sen ise titreyen ellerimin arasında tuttuğum elimden de titrek mum alevisin, Kasırgaların ortasında…

Korkuyorum artık karanlıklardan…Korkuyorum sönersin diye…Bir umudum sende…

Aşk ile lanetlenmiş ruhum,ağaç dallarından kopan sararmış sonbahar yaprakları gibi Koptu kopacak bedenimden…

Al geceler boyu gözlerimden dökülen yaşlar senin…Ki artık yalnız kan ağlıyorum..

Al acı içindeki ruhum senin…

Al nice savaşlardan çıkmış yorgun bedenim senin…

Duy artık çığlıklarımı…Beni dipsiz karanlıklara itme…

Gerekirse yak tüm bedenimi.. Alevler içinde bırak…..

Yeter ki titreyen ellerimin arasında sönüp gitme…..

Sensiz bir saniye bile yaşamaya tahammülüm yok artık…

Tükenmiş halimi soran herkese BİN UMUDUM VAR desem de…

Yalvarırım çabuk gel!!!

YALNIZ BİR UMUDUM VAR aslında…

O DA SENDE!!!!

 

Beni de bu acaaaip etkilio:swoon2:

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

DEĞİŞİK

 

Başka türlü birşey benim istediğim

Ne ağaca benzer ne de buluta

Burası gibi değil gideceğim memleket

Denizi ayrı deniz havası ayrı hava

Nerde gördüklerim nerde o beklediğim

Rengi başka tadı başka

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere

Yaşadığımdan uzun

Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere

Ağacın yüksekliğince dalın yüksekliğince rüzgarda

Ve bir yeni ömür vardiğin çimen yeşilliğince

Başka türlü birşey benim istediğim

Ne ağaca benzer ne de buluta

Burası gibi değil gideceğim memleket

Denizi ayrı deniz havası ayrı hava

Nerde gördüklerim nerde o beklediğim

Rengi başka tadı başka

 

Can Yücel

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Günesin Olsun)

 

Günesin olsun gönlünde

Kar bile yagsa

Ya da firtina olsa.

Gök bulutlarla

Dünya kavgayla dolsa

Günesin olsun gönlünde

O zaman gelsin ne gelirse

Doldurur isiklarla

En karanlik gününü

Bir sarkin olsun gönlünde

Sevinçli ezgilerle

Seni günlük tasalar bogsa bile

Bir sarkin olsun dudaklarinda

O zaman gelsin ne gelirse

Yardim eder atlatmaya

En yalniz gününü

Baskalari için de bir diyecegin olsun

Tasada ve bunalimda

Ve seni mutlu edecek her seyi

Söyle onlara da

Bir sarkin olsun dudaklarinda

Yitirme sakin cesaretini

Günesin olsun gönlünde

Ve her sey iyi olacak.!

 

(Cesar Fleischler)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Neredesin?

Anla artık sensiz her şeyin eksik yarısı…

Sensiz her yer karanlık….

Üstüne üstlük kasırgaların ortasında kalakaldım yorgun bedenimle bir başıma…

Dünüm,bu günüm yarınlarım sende…

Sen ise titreyen ellerimin arasında tuttuğum elimden de titrek mum alevisin, Kasırgaların ortasında…

Korkuyorum artık karanlıklardan…Korkuyorum sönersin diye…Bir umudum sende…

Aşk ile lanetlenmiş ruhum,ağaç dallarından kopan sararmış sonbahar yaprakları gibi Koptu kopacak bedenimden…

Al geceler boyu gözlerimden dökülen yaşlar senin…Ki artık yalnız kan ağlıyorum..

Al acı içindeki ruhum senin…

Al nice savaşlardan çıkmış yorgun bedenim senin…

Duy artık çığlıklarımı…Beni dipsiz karanlıklara itme…

Gerekirse yak tüm bedenimi.. Alevler içinde bırak…..

Yeter ki titreyen ellerimin arasında sönüp gitme…..

Sensiz bir saniye bile yaşamaya tahammülüm yok artık…

Tükenmiş halimi soran herkese BİN UMUDUM VAR desem de…

Yalvarırım çabuk gel!!!

YALNIZ BİR UMUDUM VAR aslında…

O DA SENDE!!!!

 

Beni de bu acaaaip etkilio:swoon2: Yazarını yazmayı unutmuşum üzgünüm...Ben yazdım:)Zaten o yüzden çok etkiliyor eheheh başkası yazsa belki etkilenmezdim....

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Abbas / Cahit Sıtkı Tarancı

Haydi Abbas, vakit tamam;

Akşam diyordun işte oldu akşam.

Kur bakalım çilingir soframızı;

Dinsin artık bu kalp ağrısı.

Şu ağacın gölgesinde olsun;

Tam kenarında havuzun.

Aya haber sal çıksın bu gece;

Görünsün şöyle gönlümce.

Bas kırbacı sihirli seccadeye,

Göster hükmettiğini mesafeye

Ve zamana.

Katıp tozu dumana,

Var git,

Böyle ferman etti Cahit,

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'ta;

Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı Tarancı

 

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

GENÇLİK BÖYLEDİR İŞTE

 

İçimi titreten bir sestir her gün.

Saat her çalışında tekrar eder:

'Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?

Elin boş mu gireceksin geceye?

Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.

Gençlik böyledir işte, gelir gider;

Ve kırılır sonra kolun kanadın;

Koşarsın pencereden pencereye.'

 

Ah o kadrini bilmediğim günler,

Koklamadan attığım gül demeti,

Suyunu sebil ettiğim o çeşme,

Eserken yelken açmadığım rüzgâr

Gel gör ki, sular batıya meyleder,

Ağaçta bülbülün sesi değişti,

Gölgeler yerleşiyor pencereme;

Çağınız başlıyor ey hâtıralar.

 

CAHİT SITKI TARANCI

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Düş Sokağı Sakini

Yağmur çiseliyor,

korkarak

yavaş sesle

bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,

beyaz ve çıplak mürted ayaklarının

ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.

Yağmur çiseliyor,

Serezin esnaf çarşısında,

bir bakırcı dükkânının karşısında

Bedreddinim bir ağaca asılı.

Yağmur çiseliyor.

Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.

Ve yağmurda ıslanan

yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin

çırılçıplak etidir.

Yağmur çiseliyor.

Serez çarşısı dilsiz,

Serez çarşısı kör.

havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü

Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

Yağmur çiseliyor.

 

 

Nazım Hikmet RAN

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Düş Sokağı Sakini

ALIŞKANLIK

Gitgide alışıyorum sana....

Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...

Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...

Yanımda olduğun zamanlar;

sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,

alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...

Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...

Alışkanlıklar daima korkutur beni...

Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...

Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...

Fakat şimdi sana alışıyorum...

Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.

Yalnız içimde garip bir korku var.

Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...

Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini

daha değerlisini verememekten korkuyorum...

Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla

yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...

 

Oysaki her zaman ve günün her saatinde

yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan

pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...

Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp

emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...

Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.

Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...

"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...

Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,

o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,

sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!

 

İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle

mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...

Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.

Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.

Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.

Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu

kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

 

Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim

senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...

Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.

Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa

seni görecekler içimde...

Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?

Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.

İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.

Her yerde iki olduğumuz için

bir bütün haline geliyoruz durmadan...

 

Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...

Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...

Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...

Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...

Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...

Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...

 

Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....

Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...

Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.

Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...

Uzun süren bir baygınlık sonrasının

o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...

Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman

seninle vardığım yüksekliğe erişemez...

 

Açılmış bütün kuyuların derinliği

içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...

Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.

Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.

Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.

Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.

Alev almayan bir yerimiz kalmadı.

Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.

Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.

Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.

Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.

Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...

Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde

bizden güçlüsü olmayacak!

En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...

Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.

Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...

 

Ümit Yaşar OĞUZCAN

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Düş Sokağı Sakini

artık kalbim yok ağladığımda sana

düşündüğümde seni artık kalbim yok

seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim

atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !

küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine

fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak

köpeğine

suda sektirdim bir kiremit parçası gibi

ve bekledim batmasını

bekledim batmasını yanan bir gemi

nasıl ağlayarak denize dökülürse

 

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!

artık kalbim yok baktığımda eski resimlere

özlediğimde seni

arta kalmış bir kalbim yok!

YOK!

 

Derman İskender Över (Küçük İskender)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,

arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar

bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,

büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,

yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,

çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,

insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,

hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,

kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,

öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı

belki de,

kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece

sohbetlerinin,

son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,

meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır

yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,

beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,

tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,

yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,

son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,

her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,

dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,

namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,

dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,

sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,

kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir

ayrılık gizlendiğine

belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci

dereceden failidir"

denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,

ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,

kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle

avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.

Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini

tutmak isterse...

Evet Sevgili,

Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim

uzanmak isterdi ince parmaklarına,

mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık

etmiş olmasalardı eğer!!Şair : Can Yücel

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

IZDIRAP GÜLÜ

DÜŞLERDİM HEP BİR SANDALLA DENİZE ACILSAM

 

GCELERİN FIRTINASINA SENİMİ SORSAM

 

YADA MAVİ SULARIN ÖTESİNDE KAYBOLSAM

 

DESEM NERDESİN SEVGİLİRİM YARİM NERDE

 

 

 

 

USANMAZDIM BOŞ YOLLARDA UMUT TOPLAMAKTAN

 

PENCERİN ÖNÜNDE HAFTALARI SAYMAKTAN

 

SIZLATIR BEYNİMİ SESİN GELİRDİ SOKAKTAN

 

NERDESİN HANİ SEVGİLİ YARİM GÜLÜM..NERDE

 

 

 

 

KÖY KUYULARININ DAMARINDAN SUYUNU CEKTİM

 

ÇORAK TEPELERİNDEN TOPRAĞA TOHUM ATTIM

 

AZRAİLE YALVARIP ÖLÜME ÇALIM ATTIM

 

NERDESİN HANİ SEVGİLİ YARİM GÜLÜM ..NERDE

 

 

 

 

HASRET KOKAN RÜZGARA UÇTUM BİR FİDAN DİKTİM

 

ÇİÇEKLERİN ÖZÜNE İNDİM TOMURCUK EKTİM

 

DAĞLARA ÇIKIP AĞAÇ KOVUKLARINDA YATTIM

 

NERDESİN HANİ SEVGİLİ YARİM GULUM..NERDE

 

 

 

 

ARAMAKTA BEKLEMEKTE FAYDASIZMIŞ SENİ

 

IZDIRAP GÜLLERİNİ KOPARMAM GEREKİRDİ

 

YENİSİ EKSEM ÇOKTAN FİLİZLENMİŞTİ

 

NASIL BEKLEMİŞİM SOLMUŞ GULUN YEŞERMESİNİ

 

 

 

 

YAPRAKLAR SENİ ÖZLEMLİYEREK YEŞERDİYSE

 

DÖKÜLÜRKEN AŞKIN SUSUZLUĞUNU CEKTİYSE

 

SONBAHARDA SAVRULAMAYIP DÜĞÜMLENDİYSE

 

SENDEN AMAN DİLEYİP YARDIM GÖRMEDİYSE

 

GELME ARTIK İSTEMEM SENİ MEVSİMLERDE

 

GELME ARTIK ARAMAM SENİ DENİZLERDE

 

GELME ARTIK İSTEMEM SENİ ÖZLEMLERİMDE..........

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Anlatamıyorum

 

Ağlasam sesimi duyarmısınız

mısralarımda

Dokuna bilirmisiniz

Gözyaşlarıma ellerinizle?

Blmezdim şarkıların bukadar güzel

Kelimelerin kıfayetsiz olduğunu

bu derde düşmeden önce

Bir yer var biliyorum herşeyi söylemek mümkün

epeyce yaklaşmışım duyuyorum

Anlatamıyorum.......

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

walla white burda olsaydıda bı tebrik etseydım cok etkılendım onun şiirinden

Neredesin?Anla artık sensiz her şeyin eksik yarısı…

Sensiz her yer karanlık….

Üstüne üstlük kasırgaların ortasında kalakaldım yorgun bedenimle bir başıma…

Dünüm,bu günüm yarınlarım sende…

Sen ise titreyen ellerimin arasında tuttuğum elimden de titrek mum alevisin, Kasırgaların ortasında…

Korkuyorum artık karanlıklardan…Korkuyorum sönersin diye…Bir umudum sende…

Aşk ile lanetlenmiş ruhum,ağaç dallarından kopan sararmış sonbahar yaprakları gibi Koptu kopacak bedenimden…

Al geceler boyu gözlerimden dökülen yaşlar senin…Ki artık yalnız kan ağlıyorum..

Al acı içindeki ruhum senin…

Al nice savaşlardan çıkmış yorgun bedenim senin…

Duy artık çığlıklarımı…Beni dipsiz karanlıklara itme…

Gerekirse yak tüm bedenimi.. Alevler içinde bırak…..

Yeter ki titreyen ellerimin arasında sönüp gitme…..

Sensiz bir saniye bile yaşamaya tahammülüm yok artık…

Tükenmiş halimi soran herkese BİN UMUDUM VAR desem de…

Yalvarırım cabuk gel..

yalnızca bir umudum var aslında...

oda sende...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Didem Madak Şiirleri

      Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!                                  "Zenciler prensesi olacağım.                                 Hayat işte asıl o zaman başlayacak"                                                               Pippi Uzunçorap     Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım Bilmiyorsunuz. Darmadağın gövdemi Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum. Karanlıkta oturuyorum. Işıkları yakmıyorum. Çalar saat zembereği boşalana k

      , Yer: Şiir

    • Ahmet Erhan Hayatı ve Şiirleri

      Ahmet ERHAN (1958 - )   Ankara'da doğdu. Çocukluğu ve gençliğinin ilk yılları Akdeniz’in çeşitli kentlerinde geçti. yüksek ögrenim için yeniden Ankara'ya döndü. Çalışarak okumak zorunda kaldığı için öğrenimini Ankara'da bir gece lisesinde tamamladı. O zamanki adıyla Gazi Egitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Bir süre Adanademirspor'da futbol oynadıysa da sakatlığı nedeniyle devam edemedi. Ankara ve İstanbul'da öğretmenlik yaptı. Silivri'ye yerleşti, hala orada yaşamaktadı

      , Yer: Şiir

    • Felsefe Tarihinde Görüşlerinden En Çok Etkilendiğiniz Filozof ?

      Bu da böyle bi anket işte =)

      , Yer: Felsefe

    • Furuğ Ferruhzad Şiirleri

      Furuğ FERRUHZAD   İranlı şair Furuğ Ferruhzad, 5 Ocak 1935'te Tahran'da doğdu, 13 Şubat 1967'de bir trafik kazasında öldü.           YEŞİL DÜŞ Bütün gün ağladım aynada Penceremi ağaçların yeşil düşüneAçmıştı bahar Gövdem sığmıyordu yalnızlığın kozasına ve Kokusu kâğıtlardan örülmüş tacımın Kaplamıştı gökyüzünü baştan başa O güneşsiz ülkenin   Yapamıyordum artık yapamıyordum Sokağın sesi bastırıyordu birden ve kuşların sesi Kayboluşunun sesi paltoluk çocuk kumaşı toplarının Şamata

      , Yer: Şiir

Arka Oda

Arka Oda

    Chat izniniz bulunmuyor
    ×
    ×
    • Yeni Oluştur...